» Mecaz çukurundan kod çözücü anlayışa

Mecaz çukurundan çıkıp yeni ufuklara doğru yol almak isteyenler, “Kur’an Mucizesi Ekberiyet” başlıklı yazıdan şu cümleleri unutmayacaklardır…

“KUR’AN, defalarca, akıl sahiplerine hitap edip, “biz misallerle anlattık hâlâ bu misaller üzerine düşünmeyecek misiniz” (İsra-89) dediği halde; “…efala ta’kılun”?.. (En’am-32) “Niye AKLINIZI kullanmazsınız?” dediği halde… Niçin bizler hâlâ, gerek Kur’an ve gerekse Hadislerde benzetmelerle anlatılan olayları, kelimelere takılıp, somut ve birebir olarak kabulleniyor, bunların birer işaret olduğunu farkedemiyoruz?”

Bu sorgulamanın en başta kazandırması gereken önemli bir açılım şudur:

İşin başı, anlatılanların, aklımızı kullanarak çözmemiz gereken “misal ve semboller” olduğunu kabul edebilmektir…

Önce bu kabulü özümseyebilmeliyiz ki, ondan sonra da bu yönde gerekli faaliyete geçebilelim.

Dile gelenleri, bir gerçeği açıklayan “kesitsel veriler” olarak kabul edebilmek… Anlatımda kullanılanları, birebir nesneler olarak değil, sadece açıklandıkları günün ve ortamın koşullarında dile gelen “kelimeler”, gösterilebilen “nesneler”, işaret edilebilen “semboller”, anlamaya yaklaştıran “benzetmeler” olarak kabul edebilmek… Kastedilenlerin, kelimelerin karşılığı olan birebir “nesneler” değil, onların misal olarak anımsatılması suretiyle okuyan bilince kazandırılmaya çalışılan bir “hissetme, düşünme ve değerlendirme sistemi” olduğunu kabul edebilmek…

Aksi halde, anlatılanları düpedüz kelimede kalarak alıp anladım sanmak; onlara, aklımızı kullanarak çözmemiz gereken “misal ve semboller” olduğu bakışıyla yaklaşmamak, daha baştan bilincin “yeni” bakışlar kazanmasına mâni olmak ve kendi ufkunu kapatmak anlamına gelir. Bu da, sınırlı mantık ve şartlanılmış bakış açıları ötesinde hiçbir yeni şey kazanamadan kitabı kapamak ile sonuçlanır.

Gerek Kur’an ve gerekse Hadislerde anlatılan olayları, kelimelere takılmayıp, somut ve birebir olarak kabullenmenin ötesinde, bunların birer işaret olduğunu, benzetmeler olduğunu kabul ediyor ve bu düşünceden yola çıkıyor muyuz? İlk farkedilmesi gereken nokta bu!

Neden?.. Bunun cevabını da yazıdan hatırlayalım:

“Çünkü, Risâlet Nuru, zaman ve mekân ötesi bir boyuttan, tüm zaman ve mekânları müşahede eden bir kaynaktan gelmektedir.”

Bu cümlenin işaret ettiği farklı gerçekler bir yana, en azından “Kur’an kıyamete kadar bâkidir” hükmünün gerçeğini yaşayabilmek yolunda, kazanılması gereken bakış budur…

Dolayısıyla…

“Risâlet Nuru kaynağından gelen bilgilerde… Gerek dünya ve gerekse ölüm ötesi yaşam boyutu ile ilgili işâret kelimeleri, o kelimenin, geçmişteki anlamı ile değil; o kelimenin yaşanılmakta olan süreçte ulaşılmış en derin kavramı itibariyle anlaşılmalıdır. Yani, kelimenin 1400 küsur yıl önceki birebir düz manası ile değil. Uyarının yapıldığı devirdeki anlayış neyse, zorunlu olarak o seviyeden bir kelime kullanılması, anlamın o kelimedeki mânâ ile sınırlı olmasını asla getirmez.” [A.H.]

O halde, bunun için öncelikle “biz misallerle anlattık; hâlâ bu misaller üzerine düşünmeyecek misiniz” ayetiyle vurgulandığı üzere, “anlatımların misal ve benzetme yollu olduğu” düşünce ve değerlendirme sistemini temel edinmek gerekir, bir…

Bu düşünme ve değerlendirme sistemini edinebilmek için “Niye AKLINIZI kullanmazsınız?” ayetiyle vurgulandığı üzere, “anlamak için aklımızı kullanmanın, yani işaretlerin gerisindeki anlamları ‘çözmenin’ bir zorunluluk olduğu” düşünce ve değerlendirme sistemini temel edinmek gerekir, iki…

Ancak bundan sonradır ki, bu zeminde düşünebilen ve değerlendirebilen için Kur’an şifreleri açılabilsin… Yoksa, düz bir mantıkla o evrensel bilgiyi, sıradan nesneler ve şekillerle sınırlandırmaktan öteye geçilemez.

Bununla birlikte, tüm bunları kabul edip böyle bir düşünce zemininde değerlendirme yapabilmek için de, en temel bir zorunluluk olarak, “tanrı” kabulünü, ötedeki tanrı zannını ve o tanrının buyrukları vehmini aşmış olmak gerekir… Özgürce düşünmenin önünde engel tanımamak gerekir!

İşte bu sebeple, düşüncesindeki “tanrı” kirliliğinden arınmamış olanların bu şifrelerle verilmek istenen mesajlara erişemeyeceği yine o Kitap’ta vurgulanmış: Lâ yemessehu illel mütahharun! “Teması olmaz ona, arınmış olanlardan başkasının!”

Kuran ‘oku’mak için yapılması gereken hazırlıktır bu! El-yüz yıkamakla değil, zihnimizde bu bahsettiğimiz düşünsel arınmayı gerçekleştirebilmekle ancak “hazır” olunabilir Kur’an “okumaya”…

Bir yandan tüm bu açıklamalarla düşünen beyinler için yepyeni ufuklar aydınlanırken, öte yandan, ne yazık ki, insanların inançlarına yön vermeyi vazife edinmiş ama “tanrı” kirinden kurtulamamış çoğu nakilci kişiler, benzetme veya işâret yollu verilen misalleri, verilmek istenenin hâlâ “birebir somut gerçeği” sanıp, tüm insanları da kendileri gibi taklitçi anlayışa yönlendirmeye devam etmektedirler!

O gün ortada olan sembollerle anlatımı kabul edemeyenler, “kitapta geçmiştir” diyerek günümüzde örneğin alkolü haramdan sayıp, “kitapta geçmemiştir” savıyla sigara, uyuşturucu ve benzeri türden beyne zarar vericilere karşı alınması gereken tavırda tereddütten kurtulamıyorlar… Sebep, kafalarındaki tanrı yüzünden kitabı tanrının buyruknamesi, içinde işaret edilenleri de birebir “somut nesneler” sanmaları…

Kur’an’ın verdiğinin bir düşünce ve değerlendirme zemini olduğunu farkedememek sebebiyle, “haram diye nitelendirilen kaçınılması gereken” şeyi, kendilerindeki “hissediş, yöneliş ve arzu” olarak anlamak yerine, dışarıdaki “nesne” olarak yorumlayanlar, sonuçta da hoşgörü ve sevgiden uzak, baskıcı, zorlayıcı bir dinsel anlayışla başbaşa kalıyorlar. Önceki aylarda “Haram olan ne?“, “Misal ve benzetme yollu işaretler” başlıklı yazılarımızda da bu hususa yer vermiştik.

Kur’an-ı Kerîm’i değerlendirme kapısını açan kod çözücü anlayışa bu şekilde değindikten sonra, yazıdan önemli bir noktaya dikkat çeken satırları burada yeniden okuyalım:

“Demek istediğimizi anlayan için, bu çok çok önemli bir Kurân dekoderidir; ve dahi, o “Bilgi Kaynağı”nın niçin kıyâmete kadar geçerli olduğunun açıklamasıdır. İşte bu anlayış, bu anahtar, Kurân dinamiğidir…”

Ahmed Bâki
www.yorumsuzblog.net.tc
http://ahmedbaki.com

Reklamlar

3 Responses to “» Mecaz çukurundan kod çözücü anlayışa”


  1. 1 HASAN BELEK 24 Şubat 2007, 5:00

    Merhaba Ahmet Baki Bey,

    Ben de hergün yorum yazıyorum ama, siz uygun olmayanı yayınlamasanız da olur. İçimden gelen şey bugün aynı yorumu ben de başka bir sitede, forumda sormuşlar, cevap yazdım, tabii sizin yazınızın yanında benimki bir hiç gibi, ama yine de eskiden beri içime doğan herşey olurdu hala oluyor, olmaya devam ediyor.

    O forum’a şimdi bu A.H. şu cümleyi ekliyeceğim ve buranın linkini verip yazıyı süsleyeyim. Risâlet Nuru kaynağından gelen bilgilerde… Gerek dünya ve gerekse ölüm ötesi yaşam boyutu ile ilgili işâret kelimeleri, o kelimenin, geçmişteki anlamı ile değil; o kelimenin yaşanılmakta olan süreçte ulaşılmış en derin kavramı itibariyle anlaşılmalıdır. Yani, kelimenin 1400 küsur yıl önceki birebir düz manası ile değil. Uyarının yapıldığı devirdeki anlayış neyse, zorunlu olarak o seviyeden bir kelime kullanılması, anlamın o kelimedeki mânâ ile sınırlı olmasını asla getirmez.” [A.H.]
    Bu yukarıdaki cümleleri ekliyeceğim. O forumda yazdıklarımı da buraya kopyalıyorum. Cümleleri düşük olsa da anlaşılır.

    ‘Ernur Say´isimli üyeden Alıntı

    Selamün aleyküm;
    Benim derdim de o.. Kuran daki kavramlar genelde o zamanın şartlarında yorumlanıyor. Bu tefsirlerin anlaşılmasında bazı problemler çıkarıyor. Mesela;

    ‘…kulumuzu yürüttük….” İsra-1… bu bütün tefsirlerde ”kulumuz Muhammedi yürüttük….” diye geçiyor. Oysa bugün efendimiz madden yok. Ama Kur’an halen var… Kulumuz yerine kendimizi düşünmek doğru mudur?.. ”Ey israil oğulları….” diye başlayan ayetler var bol miktarda, buradaki israiloğulları yerine hep yahudiler mi düşünülmeli ya da bu kelime yerine kendimizi koyup ta ayete anlam verebilirmiyiz?..
    ———————————————————–

    Ve aleyküm selam,

    Kardeşim, bulunduğun sitede buna cevap verecek kardeş çok, ama benden bir cevap bekliyorsanız, yazayım. Kuran’ın sırrı, Fatiha’da; Fatiha’nın sırrı’da Bismillah’da, Bismillah’ın sırrıda, Başındaki “B” harfindedir. Diyen zat Hz. Ali k.v.dir. Bu büyük zat ilmin kapısıdır. Yapılan araştırmalar sonucunda, Mesela Hz. Mevlana der ki, “ne ararsan kendi içinde ara”.
    Bunun gibi zatlar “B” harfini, insanın içine, özüne hitap eden şeklinde okumuşlar. Mesela Bi rabbihim, Allah’ın esma isimleri, bunu bugün zikir eder iken keşfettim. Konuyu dağıtmadan gideyim, kendi bedenini düşün, senin bütün melekelerin var, mesela her işi, emir vererek yaptırdığın ve yemek yemekten tutun da her işi yapana, el ismi takmışız, senin el meleken, beyin meleken gibi melekelerin var. Allah zatını tarif edemeyiz. O subhan’dır. Anlaşılmazdır. O’nun bedeni anlaşılmaz. Konuyu inşaallah toparlarım…

    Ben bundan 17 yıl evvel ateist bir kişi iken, benim iman etmeme vesile olan bir ustam ağabeyime sormuştum, ustam bilgili bir kişiydi, ağabi bana Allah’ı tarif eder misin demiştim, Hasan senin anlıyacağın şekilde söyleyeyim, her şeyin bir mayası var ama O’nun mayası da artısı da eksisi de kendinde olan bir varlıktır O ve sadece O var ve O’nun zatı anlaşılmaz demişti.

    Konuyu çok dağıttım, bu arada benim tahsilim ilkokul mezunu ve 50 yaşına sokulmuş gözlük takmış vaziyette size yazıyorum, benim hiç bir yerden hiç bir beklentim de yok, sadece Allah rızası için, Rahman’ın bize nasıl hesapsız veriyor her şeyi, ben de onun bu hesapsız verişine bir yerden katkıda bulunabilir miyim, vesile olabilir miyim deyip hem kendimi geliştiriyorum, mesela bir ayet numarası aklıma gelmedi, her şey yeni bir şan’dadır.
    Bu ayet, düşünüp akıl edenler için çok geniş bir anlamı var, kısaca söyleyeyim Allah, her şeyi daima yenilemededir.
    Evet hiç bir beklentim yok dedim, cümlelerim düşük olabilir, benim yazılarımı, iki kızım var, biri üniversitede okuyor küçük olan bu yıl lise sonda ve inşaallah ikisiyle de iftihar ederim, küçük lise birincisi olarak bitirecek okulu, hocaları ve kendi hesabı öyle, neyse fazla özelime girdik onlar olsaydı belki böyle yazdırmazdı bana ama ben içimden geldiği gibi yazayım istedim, işte kızlarım bazı yazılarımı böyle yazarım, sonra beraber düzenleriz demek istedim. Konuya döneyim, evet B harfi geçen ayatlerde kendi içini düşüneceksin, özünü, yani Allah’ın yarattığı her kuluna ve mikro’dan makro’ya, aklının algılıyabildiği ve algılıyamadığı her şeye, kendi öz’ünden vermiştir. Hepsi de bilinçlidir. Evet Kuran’ın sırrı, Fatiha suresinde, 7 ayette, Fatiha’nın sırrı, Bismillah’da, çünkü B, ismi Allah,(başında B,harfi var) Bismillah’ın sırrı’da başındaki B harfinde.

    Amentü duasını biliriz, bilmeyenler onu öğrensin ve ona göre iman edilir, kusura bakmayın, ders verir gibi yazıyorum ama ne yapayım kızlarıma, kardeşimin çocuklarına anlattığımdan hoca gibi olduk heralde, ama Allah indinde her kulu eşittir, sadece bazıları biraz bir şeyleri fark ederler ve ettirilirler. Evet amentüde, amentü B’illahi deriz, burada iman ederiz, hem rabbül alemin olana hem de bize özünü verdiği için içimizde O’nun özü olduğuna ve (yeryüzünde Halifesi olduğumuz için) işte duada devam eder meleklerine, kitaplarına, resüllerine, ahiret gününe, kadere ve baas olacağına, baas olmak ta uzun bir konu, onu da sonra anlatırım.

    Evet kardeşler, muradımı anlattım sanırım, cümlelerim düşük olsa da yavaş okunursa anlaşılır. Yani Kuran okur iken, bir şey daha yazar iken hemen açıldı yazmadan geçilmez, ona Kuran’a arınmadan el sürmeyin, çünkü bir şey anlamazsınız. Şimdi biz abdest alıyoruz dersiniz, hayır dış temizlik arınma değil, arınma başka ilah edinmişliğinizden arınacaksınız. Bakınız bu sitede çok yazım var, bir tanesi bulun Allah’tan gayri ilah edinmeyin, yazısını bir şeyler öğrenilir. Yani şirkten arınacağız, bu da Allah’ı ötelerde bir yerde tasavvur etmiyeceğiz, O zaman şirk olur. Yani gökte bir yerde bize kitap yollamış(bilgi)yollamış, meleklerine emirler vermiş bizi oradan yönetiyor, uymazsak cehenneme atacak uyar isek cennete gidecez, bunlar değil, ALLAH cc. sonsuz sınırsız tek’tir, Halifesi olarak ve Halifelik yolu kolaylaştırılmış olanlar da akıl ederlerse sonsuza ve sınırsıza gidecekler.
    Konular açıldıkça konu çikıyor saatlerce yazsam bitmeyecek demekki, burada bitireyim. Umarım bu yol bizlere kolaylaştırılmış olsun, cehennem yolu yani perdeli ve delalette olanların yolu değil. Amin. Selam ve Sevgilerimle…
    __________________
    Allah adaleti, yarattığı her kulunun ve her şeyin, yaratılış amacına göre hakettiği bir
    yaşam biçimini ona sunmasıdır.
    Kul adaleti ise, Allah’ın yarattığı herşeye, saygıyla ve sevgiyle davranmasıdır.(Hayatyolu)

    Her konuda adaletli olalım,
    Rahman’ın ayırımsız rahmetine vesile olalım…
    ALLAH, “ben size şah damarınızdan daha yakınım” diyor.

  2. 2 HaKaN 22 Temmuz 2007, 3:14

    SeLamun ALeyKum YARABBİM sizlerden razı olsun güzel paylaşım

  3. 3 birol 13 Aralık 2007, 11:35

    slm insan et ve kemik toplami bir varlik ama hep merak ederdim bu etlerden bu görme duyma bioelektrik düsünceler hayaller nasil cikar diye!…sevgi saygi korku kizma af vs duygular yedigimiz seylerin sekil degistirib ortaya cikisimidir yada rüya hayal kurgu vs nasil meydana geliyor derdim!simdi cvb buldum allah külli seyin kadir degilmidir, illa allah diyoruz da anlamiyoruz mu acaba? eger sadece O varsa ne gam!..yada icimdeki BEN nerde derdim,bildiren bildirdi bildigini cok sükür…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: