Zorunlu Açıklama

Bugün dahi “DİN”i gerçeğine yakın anlatan üç-beş sitenin yayınları “tek sesli”dir.
Bu tür sitelerin yanısıra çok sesli, diyaloga açık, paylaşımcı, etüd atölyesine benzer bir site de olması gereğine inandığımız için Yorumsuz Blog’u bugünkü yayın formatına kavuşturmuştuk.

Bunu yaparken, “iletişim psikolojisi” kavramı çerçevesinde, yorum formlarınının bir enstrüman olarak kullanıldığında, insanların bilgiye niceliksel yaklaşımlarının daha büyük sayılarda olacağını biliyorduk. Netekim öyle de oldu..
Yorum formatlı yayın yapmamızda bugüne kadar kadar ısrar etmemizin nedeni, aktarımında aracısı olduğumuz ilim dalgasının, büyük kitleleri kapsaması gereğine olan inancımızdır.

Yorumsuz Blog’un kuruluş felsefesinde en baskın özellik; okurlarının düşüncelerini, ilmini, yorumlarını paylaştığı “interaktif(katılımcı) bir düşünce platformu” olmasıdır.

Özetle Yorumsuz Blogunuz, düşünce ve ilminizi paylaştığınız ama “TEK SESLİ” değil, “sahibinin sesi” değil; kendi sesinizi ve düşüncelerinizi de paylaştığınız bir platformdur.

Yukarıda okuduklarınızı, önemli bir “karar aşamasında” olduğumuz haberiyle ilgili olarak ve bu bilgiyi sizinle paylaşmak amacıyla yazdık.
Yorumsuz Blog bir fenomendir bildiğiniz gibi.. Ve bu fenomeni yaratan da siz olduğunuz için bu bilgiyi paylaşmak zorundayız. Bu blogun gerçek sahibi olmanız nedeniyle bu sizin hakkınızdır..

Değerli Okur,
Öyle bir aşamaya gelmiştir ki Yorumsuz Blog;
ya okurlarının yorum formları aracılığıyla düşünce ve ilimlerini “paylaşma hakkı”nı kullandırmaya devam ederek yayınını sürdürecek (ki, bu durumda bazı düşünüryazarların, “yazılarına yorum yapılmamasını arzu etmeleri, aksi halde yazılarının yayınlanmaması dileğine uyarak, yazılarını maalesef yayınlayamayacağız) ya da misyonunu tamamlayamadan kendisinin yayınına kalıcı olarak son verecektir Yorumsuz Blog maalesef.

Bu kararı alabilmemiz için çok kısa bir süreye ihtiyacımız vardır…

Çok yakında alacağımız bu karar eğer kalıcı kapatma kararı olursa, bu kararın bizim insiyatifimiz ya da irademiz doğrultusunda alınmış değil;
buna mecbur kaldığımızı, ya da “önümüze getirilmiş belli şartların” bu kararı almamızı zorunlu kıldığını, bilmeniz hakkınızdır.

Selam ve sevgilerimizle.

Yorumsuz Düşünür Yazarlar -Yo®umsuz Blog

Reklamlar

43 Responses to “Zorunlu Açıklama”


  1. 1 angorya 11 Haziran 2008, 12:05

    Su akar yolunu bulur. Hayırlısı olsun. Emekleriniz ve iyi niyetiniz için sonsuz teşekkürler. An-ı daimde sevgiyle hoşça kalın.

  2. 2 uzaklardan bir gizem 11 Haziran 2008, 12:44

    B.

    Aynen katiliyorum yazilana.. Ancak herkes alacagini aldi, gorecegi dersi gordu dusuncesindeyiz nacizane.

    Ozellikle bizim gibi cevresinde bu tip ilim konularini konusacak, paylasacak kimsenin bulunmadigi kalabaliktaki yalnizlar icin oldukca degerli bir hizmettir burada yapilan.

    Eger bir okur olarak bendenize soruyorsaniz fikrimi, olen oldu, giden gitti, kalan saglar bizimdir deyip paylasima devam etmekten yana gonlum!

    Daimi selamlarimizin kabulunu dileriz Rabbimizden

  3. 3 ziya unalan 11 Haziran 2008, 1:24

    Bilge, yüce varlığın seyrine dalar;
    Gafil ise onda dostluk düşmanlık arar.
    Deniz, deniz olduğu için dalgalanır,
    Çöpe sor, hep onun içindir dalgalar.
    Ömer Hayyam

    Sakin olalım lütfen…

  4. 4 özde 11 Haziran 2008, 1:55

    Sevgili Dostlar,

    Bu formda çeşitli konular hakkında yapılan YORUMLAR bizleri; araştırmaya, düşünmeye ve dolayısı ile YENİLENMEMİZE vesile olmaktadır..

    YORUMSUZBLOG; yazarıyla, okuruyla, izleyicisiyle, yorumcusuyla, eleştiricisiyle.. CANLI BİR EĞİTİM sürecine imzasını atmıştır..

    Bu özelliği ile YORUMSUZ BLOG eşi ve benzeri olmayan, ÖRNEK bir platformdur..

    Bunun farkında mısınız ..?

    Şunu da hiç unutmayalım ki, ” Tabak(debbağ) sevdiği deriyi yerden yere vurur…” diye bir atasözü vardır..

    Alınmak, gücenmek, kırılmak yok.. Sevmek, paylaşmak, hoşgörü var.. bizler kardeşiz..

    Mademki bu formun sahibi ve müşterisi bizleriz, böyle bir hizmetin, paylaşımın devamını canı gönülden istiyoruz.

    “Kim bindiği dalı kesmek ister ki?..

    Güvenlik kodu önce Sevapp çıktı sonrası semaa.. Öyle ise bizde deriz ki; bu verilen hizmetler sonuçları itibari ile topluma (genele)dönük olarak; SEVAP mı kazandırıyor, yoksa GÜNAH mı ?..

    Ya da, bu FORM hayırlara mı, yoksa şerre mi vesile oluyor?.. bu soruların cevabı bizim ROTAMIZ olmalı.. derim.

    Alınacak kararları saygıyla karşılar, ALLAH’tan hayırlara vesile olmasını dilerim..

    Sevgi ve saygılarımla..
    Güvenlik kodu: semaa

  5. 5 KGökdoğan 11 Haziran 2008, 6:40

    Değerli Okur,
    Öyle bir aşamaya gelmiştir ki Yorumsuz Blog;
    ya okurlarının yorum formları aracılığıyla düşünce ve ilimlerini “paylaşma hakkı”nı kullandırmaya devam ederek yayınını sürdürecek ya da misyonunu tamamlayamadan kendisinin yayınına kalıcı olarak son verecektir maalesef.

    Bu kararı alabilmemiz için çok kısa bir süreye ihtiyacımız vardır…

    Çok yakında alacağımız bu karar eğer kalıcı kapatma kararı olursa, bu kararın bizim insiyatifimiz ya da irademiz doğrultusunda alınmış değil;
    buna mecbur kaldığımızı, ya da “önümüze getirilmiş belli şartların” bu kararı almamızı zorunlu kıldığını, bilmeniz hakkınızdır.
    ***

    Bin kişinin bin günde yaptığı bir “GÖKDELEN”in “UÇAK” TARAFINDAN bir kaç saat içinde nasıl çökertildiğini yıllar önce “NAKLEN İZLEMİŞTİK”.

    “YORUMSUZ BLOG” isimli “FİKİRLER GÖKDELENİ”ni inşa eden “onbinlerce okur” ve “yüzlerce yorumcu”nun “KENDİ BİNALARININ” tahliye edilmesini istemedikleri gelen yorumlardan okunmaktadır.

    “BİNANIN” güvenliğini “güvenlik kontrol merkezinden” tâkip edenin “FİKİR GÜVENLİĞİ KALMAMIŞTIR, FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜNÜN KISITLANMAMASI ADINA BİNAYI TAHLİYE EDİYORUZ” alarm düğmesine basma aşamasına geldiğini bu gün bu “kurumsal duyuru” yazısı ile anladık.

    Belki doğru anladık belki yanlış anladık. O telaş içinde herkes bir şeyler söyledi.

    Buradan sonrası için söylenecek şeyin “Mevlâm neylerse güzel eyler…” demek aşaması olduğunu zannediyorum.

    “Fikir Gökdelenini” okuma tıkları ve yorum tıkları ile inşâ edenlerin “gönülleri” interaktif/katılımcı binanın aktivitesinin devam ettirilmesi yönündedir.

    Matrix’deki mücadeleyi “kendi kendini yenileyen dijital yapı”lı yazılıma karşı… “yenilenmiş olan yedi şakralı/yedi nefs boyutlu bilinç yapı”nın
    kaybetmemesi dileğiyle…

  6. 6 Araz 11 Haziran 2008, 7:56

    “Ozellikle bizim gibi cevresinde bu tip ilim konularini konusacak, paylasacak kimsenin bulunmadigi kalabaliktaki yalnizlar icin oldukca degerli bir hizmettir burada yapilan.”

    Hizmete son vermemeniz gerekiyor.. Sag tarafta visitor locations’a baktiginizda bu hizmeti devam ettirmenizin gerekli oldugu acikca ortaya cikacak.. Ben kendim Azerbaycandanim. Azerbaycan’da boyle siteler yok. Zaten internet mekaninda boyle siteler yok. Tasavvufa susamis, ilme susamis birisi olarak bu blogun yayina devam etmesini RICA ediyorum.. Bizi boyle bir KEVSERden mahrum etmeyin. Evet belki biraz “yalvaris” eksenli oldu yorumum ama, burada – Azerbaycanda bir kac genc arkadaslarim da endiselidirler. Yine de KARARi veren taKDiR sahibidir….
    Hayirli gunler…

  7. 7 nuri 11 Haziran 2008, 9:43

    Değerli Dostlar,

    Bu durumu kendimce değerlendirmeye çalışırken birden aklıma Sahabe-i Kiram efendilerimizin döneminde yaşanıldığı nakledilen bazı ihtilaflar hatırıma geldi.
    Oysa onlar hakkında genel manada övgü dolu birçok Resülullah (a.s.m) hadisi de günümüze kadar ulaşmıştır.
    Bunun nasıl oluştuğu hakkında kendimce yorumlarım var tabii ki.
    Yorumsuz Blog yayın hayatına devam etsin derim acizane.
    Sevgiyle kalın.

  8. 8 Boğaç Özşen 11 Haziran 2008, 9:45

    Tabii ki Allah’ın takdiridir önüne geçilemez; kaza nın önüne geçilebilir. Birileri bu karar sonrasında vereceğimiz tepkinin ne olduğuna bakacaksa buradaki hiç kimse isyancı bir tavır göstermez, hepimiz teslim olmuş bir bilinçle yoğruluyoruz. Ancak benim anlamadığım ilmin böyle seviyeli düzgün bir ortamda paylaşıldığı, insanların merak ve huşu içinde hem yazarların hem yorumcuların hem de okuyucuların vazgeçemedikleri bir dost meclisine nasıl karşı çıkar insan anlamış değilim.. Karşı çıktıkları bazı yazarlarsa onlar için aklıma geldikçe dua ediyorum, ALLAH onları karşıma çıkardığı için beni said kullarından yarattığı kanısına varıyorum. Allah onların ilmini arttırsın. Allah hayırlısını nasib etsin inşallah.

  9. 9 Talib 11 Haziran 2008, 10:44

    Oldu olacak youtube sitesine tıkladığımız zaman karşımıza çıkan “ BU SİTEYE ERİŞİM BİLMEM NE MAHKEMESİ’NİN BİLMEM KAÇINCI KARARI İLE ENGELLENMİŞTİR“ yazısını koyun da olsun bitsin.

    Halbuki içinde yaşadığımız dönemde daha 7-8 yaşında çocuklarımızın internet sayesinde her türlü bilgiye parmaklarının birkaç tıklatması ile ulaştığı, benim gibi teknoloji cahili birinin bile öğrendiği şekilde PC nizin sadece DNS numarasını değiştirerek adı geçen siteye kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz, eee böyle olduğu için de bu kararı alan koca koca hakimlerin düştüğü bu komik duruma bütün dünya çok afedersiniz ama (…) ile gülüyor. Yani bu mahkeme kararını alan hakimler (tabii mutlaka haklı düşünceleri var buna katılmamak mümkün değil ama) çok büyük bir iş yapıp kendi zanlarınca insanları e-tehlikeli düşüncelerden koruduklarını zannederken, isteyen herkes istediği bilgiye kolaylıkla ulaşmaya devam ediyor.

    Yani bilgi çağında değil miyiz dostlar yoksa ben mi yanlış biliyorum YENİLEN denmedi mi bize, kim kimi neye ulaşmaktan, nasıl hangi beceri ile mahrum edecek. Alemlerin RABBİ (c.c.) bile yüce kitabımızda “dinde zorlama yoktur” dediğine göre kim sizi veya bizi neyle zorluyor anlayabilmiş değilim.

    Esasen bir önceki kurumsal yazınıza ilk yorumu yapan ve ne olup bittiğini anlamak isteyen biri olarak, bunca yapılan yorumdan sonra bile anlayış kıtlığıma veriniz, hala ne olduğunu anlayabilmiş değilim. Gördüğüm kadarıyla herkes kendince kendi kafasındaki bir yerlere bizi sürüklemeye çalışıyor, başka bir sitedeki bir tartışma bir çekememezlik bir kavga veya her neyse beni ilgilendirmiyor, ilgilensem mahrum değilim ki, o siteye gider bakarım ne oluyor diye, ama bugünkü iğrenç TV kanallarındaki Pazar keyfi ve televole kıvamındaki o bunu dedi, bu şuna şöyle cevabı verdi …. Son dakika… flaş… benzeri şeyler nasıl buralara bulaşıyor anlamıyorum.

    Eğer yazısına yorum istemeyen bir yazardan kaynaklandı ise bu durum ve o olayın devamındaki bir takım olaylar ve fikir çatışmaları ise, yazısına yorum istemeyen saygıdeğer yazarın yazısını da aynen olduğu gibi yorum almadan yayınlarsınız olur biter, yani o şahsın yazısına yorum istememesi ile sizin de yok illaki biz yorum alarak yayınlarız, yoksa yayınlamayız demeniz arasında ne fark var ben bunu anlamış değilim. Bırakın yorum yapılabilecek yorumlara isteyen zaten yorumunu yapar biz de o yorumları da okuyarak istifade ederiz veya benim bu siteye ilk başladığım dönemlerde olduğu gibi hiç onları okumayız sadece yazarlardan istifade etmek için gireriz, nitekim bazen o kadar rahatsız ediyor ki yorumlar hiç okumaya bile tahammül edemiyorum ve okumuyorum (yani bu tamamen benim irademle ilgili, buna kim sınır koyabilir ki) yani siz buraya yorum koyuyorsunuz diye herkes onları okuyor mu sanıyorsunuz.

    Yani işin hulasası sevgili dostlar kusura bakmayın ben öyle çok felsefi veya tasavvufi yorum yapamadım yapamam da çünkü ilmim yeteli değil, ben bu konularla ilgilenen büyük bir merak duyan, ve bugünkü bilim ile tasavvufun kaynaştırılmasının dinimi ve sistemi ve ALLAH (c.c)’ı bilmeme ve imanımın artmasına yaptığı katkıyı gören biri olarak düz vatandaş mantığı ile aklıma gelen şeyleri sizlere sunmak istedim.

    Bana göre bu konularla ilgili olan bu sitenin ve yazarlarının ve yorumcularının “Yorumsuz Blog bir fenomendir bildiğiniz gibi.” açıklamasında olduğu gibi farklı olması gerek ki bize faydalı olsun, ben zaten (farklılıkları içine sindiremeyen ve mevcut bütün kavga ve gürültülerin bundan ve çıkar kavgasından çıktığı ve artık bundan kusma derecesine gelen) bu ülkenin bir ferdi olarak bu siteden bunu bekliyorum, ve madem siz kendinize bu yönde bir misyon yüklüyorsunuz o zaman kuru gürültüye niye pabuç bırakıyorsunuz, madem amacınız bu, burada yazılan ve okumaktan büyük zevk aldığım ve istifade ettiğim bütün yazarların yazdıkları konuların içerikleri sadece bir teorimiydi yani yaşanmayacaksa neden yazılıyor. Çok uzattım kusura bakmayın……

  10. 10 KİMSE 11 Haziran 2008, 10:52

    Sevgili Yorumsuz Blog,

    Neden karar verme aşamanı kendi içinde bitirmiyorsun da yoruma açıyorsun?

    Aslında kararlar hayatta çok düz ve sade bir mantıkla alınır; senin için de şöyle olabilir:

    *Eğer yoruma kapalı düşünür-yazarların kendi site ilkelerine uymadığını düşünüyorsan, o yazarların yazılarını yayınlamazsın.

    * Yok eğer bu yazarların isteklerine rağmen yazılarını yayınlamak istiyorsan, onlardan gelen talebi onların hakkını yememek için uygularsın ve ardından da kamuoyu oluşturmaya çalışmazsın.

    Yukarıdakilerden biri senin prensip kararındır, kimseyi bağlamaz.

    Yorumsuz Blog fenomen ise ve hatta eğer bu fenomen Tassavvuf alanında ise buraya yorum yazan veya okuyanlar zaten ilim şarabı içmektedir, kendilerinden geçmiş, aşk halindedirler.. Olmayan da çekilir bu hale zamanla.

    Her yazar ayrılması veya isteği arkasında Yorumsuz Blog inanılmaz kurumsal duyurular yapıyor ve farkında olmadan ikilik oluşturuyor.

    Sanki bana Yorumsuz Blog çok duygusalmış gibi geliyor…

    Bırak yazarları kendi haline okuyucu(takdir) onlar hakkında kararını vermiş ve dahi gösterecektir.

    Niye taraf oluyorsun? Neyse yayın prensibin onu uygula! Boşu boşuna dedikodu-gıybet ortamına vesile olma!

    Duygusal olmayan, düz mantık böyle diyor.

    Yorumsuz Blog sanki bir bireymiş gibi açıklamalarda bulunuyor. Yorumsuz Blog eğer bir fenomense karşımızda bireysel terkipten oluşan tepkiler görmek istemiyoruz.

    NASIL SÖYLEMİŞTİ ÜSTAD:
    SİSTEMDE DUYGUSALLIĞA YER YOK!!

    Umarım yayınlarsın bu satırları…

    Selam ve dua ile.

  11. 11 Aybasar 11 Haziran 2008, 11:09

    Öncelikle şahsım gibi TAASAVVUF’a yeni adım atan bir kişi olarak, bu blogtan, yazar ve yazılarından çok şeyler öğrendim, ve bu paylaşımın devam etmesini çok istiyorum. Ama ne bizim elimizdeki hiç bir şey, koca bir HİÇ!
    Eleştirmekte, eleştirilmekte hoş, İLİM hepsinden HOŞ…

    Bu Yorumsuz Blogtaki yazı ve yazarları okumasını tavsiye ettiğim kişilerin sayısı çok fazladır, eminim bu blogta emeği geçen herkesin bu insanların tekamülü için bir vasıta sağlamış olduklarını bildirmek istiyorum. ALLAH hepsinden razı olsun… Kararın verilmesinde bu açıdan da bakılmasını faydalı olacağını düşünüyorum. Çevremden gördüğüm kadarı ile yeni nesil İLİME susamış ve açken böyle bir karar beni şok etti… Topluma, ve yeni yetişen nesile bu blogtaki bilgiler birer AZIKTIR… Benim 14 yaşımdaki yeğenlerim her günki yazıları takip edip, okuyup, akşama üzerinde Tefekkür mesajları bana atıyorlar bilgileri dahilinde…
    Bir kaç yazılarını da bu Yorumsuz Blog’a göndermek niyetim vardı. Bunlar çok güzel şeyler yaşayan bilir..

    Ben sadece bu kararın çok detaylı düşünüp, bütünün hayrına olacak şekilde verilmesini tüm kalbimle diliyorum. Herşeyin bir çaresi vardır, çözümü vardır, MEVLAM asla biz kullarına çözümü olmayan şeylerle imtihan etmez, sadece bizim bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor.
    Teşekkürler…

  12. 12 özde 11 Haziran 2008, 11:56

    Sevgili dostlar,

    Aklın yolu birdir..
    Gönül dostlarının yolu birdir..
    Candost’ların yolu birdir..

    Anne şefkatiyle bizleri kucaklayan candost’tan mesaj var;

    “ Dünyada burada son haftalarda yaşadığımız sorunlardan çok daha derin üzüntüler, dehşet verici korkular ve çözümlenmesi imkansız sorunlar da olabilir…

    İnsanlar birbirlerine açık değil kapalı mesajlar veriyorlar, ama birbirimizin örtülü mesajlarını algılayamıyoruz….

    Çok yönlü bir empati yeteneği ve özellikle kendimizi karşımızdakinin yerine koyarak düşünmek, çözülmeyecek gibi sorunları çözebilen süper bir melekedir.

    Sahip olduklarımızın değerini ancak tamamen kaybettiğimizde veya kaybettiğimizi düşündüğümüzde anlayabiliyoruz.

    Duygusallık kayıp, akıl ve mantık kazançtır.

    Her ne olursa olsun insan olduğumuz için sevgi ve barışla biten mutlu sonları seviyoruz.
    Yaşamak ve yaşatmak her şeye rağmen güzeldir.”

    ***

    “Gelin birlik olalım, İşi kolay kılalım..
    Sevelim sevilelim, Dünya kimseye kalmaz..”

    Yaramaz çocuğa (YORUMSUZBLOG) sahip çıkalım..
    “YORUMSUZ BLOĞU İSTİYORUM” Mesajlarıyla yağmur gibi yağalım..

    Sevgi ve saygılarımla…

  13. 13 özde 11 Haziran 2008, 11:58

    “YORUMSUZ BLOĞU İSTİYORUM”

  14. 14 KİMSE DİKKAT.. 11 Haziran 2008, 12:11

    KİMSE Yazmış:
    11 June 2008 10:52

    *Eğer yoruma kapalı düşünür-yazarların kendi site ilkelerine uymadığını düşünüyorsan, o yazarların yazılarını yayınlamazsın…
    …………….

    “KİMSE” Kardeşim, Yorumsuz Blog duyurusunda kırmızı harflerle yazılan paragrafda sizin söylemek istediğinizi aynen yazmış, herhalde dikkatli okuyamadınız..:)

    “Değerli Okur,
    Öyle bir aşamaya gelmiştir ki Yorumsuz Blog;
    ya okurlarının yorum formları aracılığıyla düşünce ve ilimlerini “paylaşma hakkı”nı kullandırmaya devam ederek yayınını sürdürecek (ki, bu durumda bazı düşünür-yazarların, “yazılarına yorum yapılmamasını arzu etmeleri, aksi halde yazılarının yayınlanmaması dileğine uyarak”, yazılarını maalesef yayınlayamayacağız) ya da…”

    şeklinde bunu gayet açık olarak bildirmişler.. Saygılarımla.

  15. 15 Eser 11 Haziran 2008, 12:29

    Yorumsuz Blog eleştirildiği için bu kararı aldıysa, eleştiren kişinin fikrine çok fazla değer veriyor olmalı.. Çünkü aldığı karar ciddi bir karardır. Fakat Merkür rotarda çevremizi doğru algılamada sorunlar yaşayabiliriz veya alınan kararlar sağlıklı olmayabilir. Açık söylemek gerekirse, Yorumsuz Blog’un duygusal davrandığını düşünüyorum ve kararını acele etmeksizin askıya almasını tavsiye ediyorum. Her şeyi akışına bırakmak ve tepkisel değil, etkisel yaşamaya gayret etmek gerekir.

    “KİMSE”, Yorumsuz Blog’u bir robot hazırlamıyor. Arka planda bizim gibi insanlar var mutlaka.. Zaman zaman hepimiz duygusal davranış sergiliyoruz. Belki Yorumsuz Blog da sevildiğini görmek istiyor. Çünkü yorgun, çünkü yıllardır emek veriyor, çünkü şevke ve motive olmaya ihtiyacı var. Bu sevgiyi göstersek ölür müyüz? Ölelim o zaman, zaten gayemiz ölmeden ölmek değil mi?:-)

  16. 16 Dilek Yaraş 11 Haziran 2008, 12:30

    Yıllardır yoruma açık sitelerde binlerce yorumcu tarafından kah göklere çıkarılmış, kah yerin dibine sokulmuş bir yazan olarak ancak şunu söyleyebilirim:

    Okuyucu tarafından yoruma açık yazılar, hem yazan hem de yazıda ileri sürülen fikirlerin gelişmesi için eşsiz bir fırsattır.

    Yazanın egosu her an iyi-kötü yorumlarla sınavdan geçer, terbiye olur. Yazı dahi yorumlayanların katkılarıyla hem terbiye olur, hem de gelişir.

    Allah kelamı bile yorumlanabiliyorken, Peygamberlerimizin sözleri yorumlar aracılığıyla daha iyi anlaşılmaya çalışılıyorken benim haddime mi ‘’yazılarım yorumlanmasın, fikirlerime fikir katılmasın, eleştirilmesin’’ demek….

    Eğer böyle yaparsam kendimi fikirlerimi bahane ederek putlaştırmış olmaz mıyım?…

    Yazılara yapılan yorumlarda tek ölçü vardır bence, o da kişisel hakaret/dedikodu olup olmamasıdır. O durumda da site yöneticilerinin o yorumu yayınlamama hakkı vardır…

    Monolog: Söyleyeni de dinleyeni geliştirmez, bir yerde tıkanır. Diyalog ise sürekli gelişime açıktır. Suyun akıp yolunu bulması -ve hizmet edebilmesi için- ‘’temiz’’ bir diyalog kanalına ihtiyacı vardır.

    Sözün kısası pire için yorgan yakmamak lazım.

    Sevgi ve selamlarımla

  17. 17 kaygusuz 11 Haziran 2008, 1:14

    Değerli Yorumsuz Blog,

    Ben kendi adıma buradan hep pozitif yönde katkılar elde ettiğimi belirtmeliyim, buradaki bütün yazıları okumakla beraber yazılarını özellikle takip ettiğim yazarlar var, kendilerinin yazılarını (yoruma açık veya kapalı olması farketmez) okumaya devam etmek isterim.

    Saygılarımla,

  18. 18 KİMSE 11 Haziran 2008, 1:53

    Sevgili Eser Selam,

    Evet, Tasavvuf konusunda fenomen olmuş (en azından olduğunu düşünen) bir site editörüne, hazırlayıcısına verilen görev ağırdır, yüklüdür.

    Hak yemeden, vebal altına girmeden görevini eda etmek durumundadır. Birçok yorumcunun ve yazarın görevinden bile ağırdır ona yüklenen.

    Cayır cayır yanar, yanmak zorundadır.

    Ona verilen görev, onun yolu budur. Terkibini aşmak durumundadır. Aksi takdirde Zat’en yüklendiği bu görevle hak hukuk konularında bir bakmış devasa bir vebal topunun altında kalmış. Zaten şu an yaşanılanlar da bu durumu tasdik ediyor.

    Ve EVET, bu göreve seçilen “ölmeden evvel ölmek” kavramına en yakın namzetler arasında hissetmeli kendini ve duygusallığı en önce terketmelidir.

    Başka türlüsü düşünülemez. Başarsa da başarmasa da ondan beklenen budur “en azından halk katında”.

    Sevgili Yorumsuz Blog,

    YAN YAN VE KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞ!

    Selam ve dua ile.

  19. 19 edeniz 11 Haziran 2008, 4:16

    HARİKAA.. güvenliğim.

    Sevgideğer ekip, okuyan, yazan, anlayan, anlatan, anlamaya çalışan kim varsa hepsine sesleniyorum.. bu siteden çok önemli şeyler aldığımı belirtmeke ve gelecek insanların 1 kişi 1 kişidir Üstadın uyarısını da göze alarak, yapıcı olalım yıkıcı olmayalım hatta demişti ki (Allah kendisinden razı olsun) ”eviniz de mutfağınız yanıyor kapıyı çarpaz çıkar mısınız yoksa diğer odalardan ne kurtarabilirsem kurtarayım diye mi uğraşırsınız?” bu soruyu soralım kendimize ya da BİRbirimize!

    benim yorumumla fikrimle site devam edecek ya da kalacak diye bir düşüncem yok.

    sadece nacizane 1 yıldır Üstadı okurum ama bu siteyle ve bazı değerli okuryazarlarla tanışalıberi OKUmaya başlıyorum.

    bazı kararlar alınırken çoğunluğun faydası gözetilmeli, kurunun yanında yaşlar da yanmalı biliriz hangilerimizi kuru ya da yaş sayarsak sayalım.

    hiçbişeyin sonu değil bu site diyebilirsiniz; olmasa da olur diyebiliriz; aman sıkılmıştık zaten diyebiliriz ama lütfen BİR kişi de kalsak 10 kişi de kalsak; belli kurallar eklenerek devam edebiliriz.

    size şunu çok net söylüyorum hemde çok net

    BU SİTE DULARIMIN KARŞILIĞI dır. nacizane

    hoşçakalın

  20. 20 alem 11 Haziran 2008, 4:41

    Lütfen cesmeyi kapamayin!

  21. 21 filiz45 11 Haziran 2008, 5:33

    Ya Hayyu yâ Kayyûm, lâ ilâhe illâ ente.

    Sistemli ve duygusal kararlarda, varlığımızı oluşturan kaynağa kulluktayız. Eğer ki duygusallık ise varlığımızı oluşturan muhakkak ki yayınına son vereceksin, sistemli bir kararlılıkla başladığın gibi gidiyorsan muhakkak ki yola devam edeceksin birlik ruhuyla.

    Şimdi nasıl örnek olmak istiyorsan dilediğince ol. Nasılsa terk edilen bizler(madem duygusal takılıyoruz alasını yapalım) bir Hikmet vardır düşüncesi ile dilimizi hayra alıştıracağız siz gittiğinizde, iyiden sonra kötüye düşmemeye çalışarak nasipteki kadarıyla ya da yazılara devam ile gelişeceğiz hep beraber sonsuza kadar..

    Kimse kaynağına veda edemez ta ki kaynağı git diyene kadar(yolundan Allah’a) ve kaynaklar git demez hep gel der(yolundan Allah’a) hep gel.

    Evet, takip sözünü sevmeyen Yorumsuz Blog İZLENİYORSUNUZ gönüllerle.

  22. 22 SENSİZ 11 Haziran 2008, 6:17

    “Bugün dahi “DİN”i gerçeğine yakın anlatan üç-beş sitenin yayınları “tek sesli”dir.”

    HİÇ KİMSE BURADA NE DENMEK İSTENDİĞİNİ ANLAMADI! SUSMADIKLARI SÜRECE DE ANLAYAMAYACAKLAR!

    ANLAMADIKLARI İÇİN BU TEK SESLİ KORONUN […] DEVAM ETSİN İSTİYORLAR! […] SÜRÜYOR! SEYİRCİLER EĞLENİYOR!

  23. 23 başka bir nick 11 Haziran 2008, 8:35

    Sevgili SENSİZ;
    Gayet anlaşılır bir cümle bence!

    Benim önerim
    1) Sadece yorum bölümünü kapattırmayan yazarlara yer verilsin

    2) Visitor Locations hadisesine bir arkadaş değinmiş, bu olayın önemi unutulmasın

    3) Yorumsuz Blog unutmasın ki gelecek nesillerden eli kalem tutan soylu yazarlar çıkacaktır, bu sebeple bu ilmi paylaştığımız kardeşlerimizden bazılarının aramızdan ayrılması bizden birşey götürmez (Çok meraklıysan gidip diğer siteden bakabilirsin güzel kardeşim…Yok illa bu siteden okucam diye bi fetişin varsa onu bilemem)

    4) Yorumsuz Blog’un kapanmaması için değişik, orjinal bi sebep olarak bi düşüncem var, belki saçma gelebilir size ama en azından yazılmış olsun…
    Şimdi mesela biz burAda herşeye rağmen sınırlanmış durumdayız…
    Tamam avama ve diğer örneklere göre dikkate şayan bir özgürlüğümüz mevcut olsa da; mesela Cemel Vak’ası gibi hadiseleri bile tartışacak kadar özgür olmalıyız bence…

    5) Bir de bence Vahdet üzerine tefekkürün ağırlıklı olduğu bir durum var… Yani şunu demek istiyorum mesela Astroloji ayağı çok eksik sitede…
    Astroloji demeyelim de Kader İlmini anlamamız için gerekli Astroloji ilmi diyelim hafife alacaklar için…
    Tabi ki herşey Vahdete bağlanabilir ve bağlanmalıdır fakat sonuçta çok yoldan teke ulaşmak söz konusu…

    6) Tasavvufa yeni başlayanlar için çok sınırlı bilgi var hep gelen ilhamlar sonucu hasıl olan derin idraklar var ve bazılarımız zorlanıyor veya sadece ben:)
    Yeni başlayanlar için ilk aşamaları biraz daha detaylı anlatacak ”tek bir makale” yi bekleyip durdum…

    7) Aslında tavsiye haddimize değil; fakat ”böyle de düşünenler varmış hımmm” dersiniz diye yazmak istedim, kötü bir niyetim yok…

  24. 24 ozturkre 11 Haziran 2008, 8:49

    Selamu aleykum,

    Üstad’ın kitap ve yazılarından sonra bu sitedeki yazıları da okuyarak düşünce ve anlayışımda çok güzel bakış açıları oluştu.

    Sınırlı ve dar bakış anlayışını yıkan böyle muazzam bir paylaşım sitesi neden kapatılsın ve ya kapatılmak istensin işte bunu ANLAMAK zor.

    Üstad’ın dediği gibi “Sırları ifşa eden sırlardan mahrum kalır.”
    Belki bazı yazılar hakkında yorum yapılmaması daha uygundur, yani her birim okuduğunda ne anlaması gerekiyorsa onu anlıyacaktır.

    Özetle; İnşaALLAH site ve yazıların devamı yönünde karar alınır da, kimse ilim paylaşımından mahrum kalmaz.

    Samimiyyetin açamıyacağı kapı YOKTUR.
    Saygı, Sevgi ve Selamlarımla.

  25. 25 renkli kalemler 11 Haziran 2008, 10:24

    Tanıtım fonunuzdaki renkli kalemler ne kadar güzeller..:)
    rengarenkler ve uçları değişik ebatlarda açılmışlar..
    zaten ne kadar uğraşırsanız uğraşın renkli boya kalemleri hep değişik biçimde uç verirler:)
    ama önemli olan onların hiç olmazsa yontulmuş bir bedene sahip olmalarıdır.. bir de üstüne renklendirilmişlerdir..
    aslı bir ağaç kütüğü olan bedenlerinin içi de karbon olan kömürdür..
    kömür de bazen; bir tutuşturan olursa ısıtır, pişirir bazen de yakar..
    tabii bu arada kalem ve kömürü kendilerini de yakarak tüketir..:)
    her halukarda kalem güzeldir..
    ama zamane kalemi işte bu “tık tık”lardır…:)
    güvenlik kodum ilk kez “muhammedd” çıktı… harika
    sevgiler..
    eeeee şimdi ne yapacağız..?…….:)

  26. 26 Dilek Yaraş 11 Haziran 2008, 10:38

    Daha önce yazıların yorumlanması ya da yorumlanmaması konusunda kendi bakış açımı yazmıştım -sadece- bir yazan olarak.

    Ama biraz eksik kaldı. Durumun bir de okuyucu boyutu var.

    Doğrusu ben bir okuyan olarak yazıların yoruma açık veya kapalı oluşunu pek önemsemiyorum. Yazarın kararıdır deyip saygı duyuyorum sadece.

    Sonuçta önemli olan yazının kendisidir. İlle ben de her yazıya yorum yapacağım diye bir şart yok ya… Ya da herhangi bir konudaki her türlü fikri okuyacağım diye…

    Bırakalım da yazar kendisi karar versin yazısına yorum kabul edip etmeyeceğine… ve de yazarın kararına saygı duyalım… ”ille de yorum yapacağız yazına” diye zorlamanın ne alemi var a canım… Ya böyle yaparak, yani ille kendi fikrimizi de söyleme hevesimizle önemli bilgilerin, bakış açılarının bize akmasını engelliyorsak…

    (bir de bu açıdan düşünmek lazım değil mi ama?…)

    Hem, ille de bir konu hakkında fikrimizi söylemek istiyorsak, sadece fikir düzleminde o konuyu başka bir platforma çekerek tartışma imkanımız da kapalı değildir herhalde…

    Kısacası, bırakalım Yorumsuz Blog aynı önceden olduğu şekilde devam etsin. Ben varolan şeklinde hiçbir kusur bulamıyordum doğrusu. Hala da öyle…

    Yine aynı şeyi tekrar edeceğim:

    Su akar yolunu bulur.

    Sevgili Yorumsuz Blog emektarları! farkındaysanız önemli bir hizmet verdiğiniz iyice açığa çıktı. Hiç kimse istemiyor sitenin kapanmasını…. (Hay Allah güvenlik kodum da ”hiçç”:)))) Ne tesadüf ne tesadüf:-)

    Eğer okuyucularınızın bu kararınızda bir ağırlığı varsa onların -yani bizlerin- arzusunun sitenin devam etmesi olduğu (hem de neredeyse oybirliği ile) ayan beyan ortada… gerisi size kalmış… hayırlısı artık, daha ne diyelim:)

  27. 27 Dilek Y. 12 Haziran 2008, 12:43

    Heeey, farkında mısınız ne yapıyoruz biz?…

    Dikkatimizi bir yere odakladık ve gözümüz başka bir şeyi görmüyor. Bütünü gözden kaçırıyoruz her zamanki gibi, hayattaki gibi…

    Sitenin donduğundan yakınıp durduk çoğumuz değil mi? Donup kalanın kendimizin olduğunun farkına bile varmadık…

    Ya ben ne yaptım, hissettim sitenin aslında donmadığını, daha doğrusu gördüm, çünkü yazıların altında hala yorum bölümü ve güvenlik kodları vardı… Ama hiç yorum yazmayı denemedim… Sitenin durduğu (!) bilgisi gelmişti ya…

    Ardından Sevgili Nazım Akpınar’ın yazısına yapılan bir yorumun yayınlandığını farkettim.

    En sonunda, nihayet, kendim de bir deneme yapmaya karar verdim ve Sevgili Ezgi Zem’in yazısına daha ilk okuduğumda yazmayı düşündüğüm yorumumu yazıp gönderdim… ve tabii ki yayınlandı…

    Demek ki gerçekten de site tamamen donmuş değildi, bir tarafta kapansın mı kapanmasın mı tartışmaları yapılırken diğer taraftaki ”eski” yazılar kendi hayatlarını sürdürüyormuş ama gören yokmuş!….

    Çoğumuz hiçbir şekilde farketmedik bunu… bir kısmımız da benim gibiydi belki: yani farkeden, hisseden ama eylemde bulunmayan, paylaşmayan… bunun vebali hiç farketmemekten de büyük zannımca…

    Şimdi soru şu: Kimbilir bu durumda ve hayatın her durumunda daha başka nelere takılıp kalıyoruz ve asıl görmemiz gerekeni, gözümüzün önünde apaçık duranı görmüyoruz???

    Muhabbetle diyorum hepinize bu yorumun güvenlik kodundan esinlenerek:)

  28. 28 Arda Kumrum 12 Haziran 2008, 12:46

    Sayısız zanlara yola açan muglak yazılarla okuyucuları yanlış düşüncelere sokacağınıza resmen açıklasanız kimden gocundugunuzu. Kimin yazılarına yorum yapılmasını istemediğini bildirseniz de biz de bilsek!

    Ayrıca her yazıya ille yorum açmak prensibimizdir, bundan vazgeçmeyiz, diyorsanız o zaman da yorum istemeyenin yazılarını koymazsını olur biter.

    Yorum istemeyenin neden bunu istemediğini de ayrıca merak ediyorum. Bir gerekçesi varsa ve bunu da paylaşırsanız bizle sevinirim.

    SıTE KESIN AÇIK KALMALI bence.

    Umarım bu yorumum da yer alır sitede.

  29. 29 metinav 12 Haziran 2008, 5:42

    Sevgili Blog yöneticileri! Doğrular her zaman yanlıştan, eksikten iyidir acı da olsa.
    Olay ne? Hangi vebal şimdiye kadar olmayan vebal mi? Zaten ne kadar yönlendirme yapılıyor du ki, herşey akışında devam ediyordu.

    Amaç ne? İnsanlara bir şeyler vermek mi yoksa belli kalıba sokmak mı?

    Her var kabul edilen yaratılış amacına göre iş işler düşünür (insanlar vb.), konuşur ve fiilini ortaya koyar temsilen. Kimsenin vebalini kimse yüklenmez. Niyetin safi ve hayr ise sorun yok. AH isterdim ki bu bakış açısını kitapları ve sitesi aracılığıyla bizlere yansıtan o ALLAH kulu üstad A. HULUSİ’nin de bu konuda fikrini beyan etmesi çok iyi olurdu.

    Evrensel manada yapılan işin karşılığı da o boyutta büyük ve değerli olduğunu anlamak çok zor değil. Gerçeklerin peşinde koşan ve sırf onun rızası için ilim tahsil eden insanlara yapılan hizmetin karşılığı çok büyük olacaktır.

    Düşüncelerin nizaaından gerçekler, doğrular, filizlenir. Basma kalıp olmak hidayet değildir. Aynı şeyleri tekrarlamak robotların işidir. Zaman ahirzaman burada küçük bir hizmet, başka zamandaki büyük hizmetlerden daha üstündür.

    Değişmez, eleştirilmez olan Kur’an ve sünnettir. Kim ki mükemmel görüyorsa ilmini, kendini; aldanmıştır.

    HER BİLENİN ÜSTÜNDE BİR BİLEN VARDIR. Kim olursa olsun günahı ve kusuru ona yeter ve yetmeli.
    ALLAH İÇİN OLAN HERŞEY AYNIYLA KARŞILIK BULUR. Sen yap gerisine karışma….
    Bir kaleyi daha teslim etmeyelim cehle. HERKES ÖZÜNE BAKSIN. ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAKTIR. HİÇ BİLENLE BİLMEYEN BİR OLUR MU?.
    Siz sapmadıkça sapmayı istemedikçe o saptıracak değildir.
    SANA İSTEMEDİĞİN ŞEYİ VERMEZ DAYATMAZ meğer ki istiyorsan.
    Elbette nasip varsa devam, yoksa dostluğu bulup yaşayanlara selam olsun.
    ONUN ŞANI YÜCEDİR.

  30. 30 AÇIKLAMA 12 Haziran 2008, 8:37

    “SENSİZ”İN fikirlerine katılıyorum. Yorumsuz Blog iyi niyetlerle çok sesli, diyaloga açık, bir etüd atölyesi başlatmak istediği anlaşılıyor. Fakat ortaya çok yazarlı “TEK SESLİ” bir “KORO” çıktığı görülüyor. Bunun sebebi, yazı ve yorum yazan neredeyse herkes kafayı mehdiyet ilmi ve veli olmakla bozmuş. Bazı yazarlara veli muamelesi yapılıyor, o sebeple çok seslilik, diyalog, sorgulama, inceleme, araştırma, olmuyor onun yerine bazen anlamsız bir kaç şey etrafında dolaşan yazılar ve yorumlar oluşmuş.
    Bunu gören yönetim sancılar çekiyor..

    “İNSANLARI SINIRLAMAYA ÇALIŞAN ve YÖNLENDİRENLERDEN olmak istemiyoruz” diyor, “Ucu açık bir süre, yayınımıza ara veriyoruz..” diyor, fakat “KORODAKİLER”, “TEK SESLİ KORO”NUN […] DEVAM ETMESİNİ İSTİYORLAR!!……..

  31. 31 nilüfer 12 Haziran 2008, 11:09

    Her sabah bilgisayarı açtığımda ‘’acaba bugün ne öğreneceğim’’ diye büyük bir coşkuyla girdiğim sitenin kapanabileceğine asla ve asla inanmıyorum.

    Bir tek ricam var LÜTFEN!!!!! Yolun başındakileri de düşünerek ağdalı, günümüz gençliğinin anlayamadığı tasavvuf terimlerinden ve Arapça sözlerden ayıklanmış daha güncel yazıları okumak istiyoruz.

    Kuran ayetlerini kopyala yapıştırla yapılan yorumlardan da hiç bir şey anlamıyoruz. Biz Arapça bilmiyoruz ve de bilmek zorunda da değiliz ayrıca. Türkiye’de yaşayan Türkçe anlatmalı ne anlatmak istiyorsa. Örnek verilecekse link verilir, isteyen gider okur.

    Yorumsuz Blog BİZİM’dir ve BİZİM kalacaktır.

    Sonsuz Sevgiler

  32. 32 smile 12 Haziran 2008, 12:03

    AMACI araca feda etmemeli !!!

  33. 33 Hikmet 12 Haziran 2008, 1:48

    Lütfen paylaşımlar devam etsin. Su kesilmesin, zaman zaman uğrayıp nasibini alanlar illa olacaktır.

    Sevgilerimle.

  34. 34 serdal terzi 12 Haziran 2008, 2:36

    BİZ ARKADAN GELENLER NE OLACAK?

  35. 35 sahy 12 Haziran 2008, 5:05

    Yıllardır okuyorum seni:) Ama ilk defa okuduğumu yazıyorum.
    Tevhid halinin getireceği sarhoşluk için uyanık olmamız gerekiyor.
    Bu uyanıklıkta Yorumsuz Blog (senin) yazar ve yorumcularının (sendekilerin) vesile alanının çok büyük olduğunu düşünüyorum.

    Gelin hep beraber bu uyanıklık halinin getireceği sarhoşluk hali için vesile ettiklerinden olmak için dua edelim…..ki bu duanın getireceği sonuçlardan nasiplenenlerden olalım inşallah.

  36. 36 Mehmetsirin 12 Haziran 2008, 6:04

    Düşüncenin yazıya aktarılması benim için çok zor. Anlamlı, anlaşılır bir şeyler yazabilmek. Gene ben de bir şeyler karalamak isterim, hoşgörünüze sığınarak.

    İlk lise hocamı terk etmek zor gelmişti. Kendimden ayrılmış gibi hissettim sanki ondaki hikmetli sözlerden beni bana anlatan sohbetlerinden uzaklaşmıştım.
    Daha sonra Ahmed Hulusi girdi ve nihayet o da artık yazmayacağını ve yurt dışına çıkacağını söylüyordu. Gene bende bir üzüntü hasıl oldu. Neden bırakmıştı ki? Gerçi kendine göre açıklamaları vardı ama beni tatmin etmiyordu. Daha sonra bunun gibi bir çok ayrılıklar.
    Sonuç olarak bu durumuma şimdi bakınca aslında hiçbir terk söz konusu değil. Sürekli bir yenilenme ve bir hikmet gizli. Hocamdan aldığım bilgiler beni bir yere taşımıştı. Ahmed Hulusi, Fetullah Gülen, Harun Yahya, Munir Derman, Şeyh Nazım Kıbrisi ve daha nice yerlerden aldığım belirli ilmi veriler. Beni denize taşımak için birer ırmak görevini görüyordu. Şimdi dönüp baktığımda ise olaylara farklı bakabilmenin güzelliğini, daha fazla yaşıyorum.

    Yorumsuz Blog sitesini tıkladığımda onların da siteyi ucu açık bir süreye kadar kapattıklarını söylüyordu. Gene bir ayrılıktı görünen ama aslında her ayrılık, her terk bir başlangıcın müjdesiydi. Buradan kapanması isteği anlamı çıkmasın. Bu kapanma bir tırtılın kelebek olma mücadelesi olarak bakılmalı. Kozasını terk ediş olarak bakalım.

    Farklı yazarlardan farklı yorumlar okuma şansına sahip oluyorduk. Site kapanmadan önce Yorumsuz Blog yeni yazarlar arıyordu yazılarını yayınlatmak için. Şu anda okuduklarım da benim için yazar statüsünde ve farklı bakış açıları bu çok renklilik, güzel olan bence; madem ilimin sonu yok diyoruz. İlmi anlatmak, yaşamak için karşılıksız vermeyi yaşam modeli seçmiş bizler değil miyiz yazanlar, okuyanlar ve yayınlanmasında katkısı olanlar kimden neyi bekliyoruz.
    Nice yazılar yazıldı bunlardaki çok seslilik istediğimiz değil mi? Kimseyi yargılamadan her düşünceye saygı duyabilmek. Yargılamak için değil ilmi yaşamak ve yaşatmaya vesile olanlardan olmak dileğiyle.

    Dua ve himmetle

    Vesselam.

    Yazıları okuyunca aklıma Ahmed Hulusi’nin “Yunus süresi” hakkında yazdığı yazı aklıma geldi bunları okuyunca. Sizlerle paylaşmak istedim.

    Bu gün, Kur`ân`dan bir âyet ile başlamak istiyorum:
    “Lâ ilâhe illâ ente subhaneke inni küntü minez zâliymin.”
    Hz. Yunus Aleyhisselâm`ın tesbihi diye geçer..
    Rivayete göre, Kur`ân`ın zâhirde algılanan anlamına göre…
    Hz. Yunus, insanlara ilâhi hakikatları anlatmış; ama insanlar bunu anlamayınca, anlatılanlara riayet etmeyince, o da kızmış, onları bırakmış, bir gemi ile yolculuğa çıkmış…
    Bir müddet sonra, açık denizde iken gemidekilerden birinin eşyası kaybolmuş… Aramışlar eşyayı, Yunus’un torbasında bulmuşlar… Ve “bunu sen çaldın,” demişler…
    Tabii ki, Yunus Nebinin hiçbir şeyden haberi yok!. Ama, gemi yetkilileri, suçun cezası olarak onu denize atmışlar…
    Hz. Yunus’u, büyük bir balık yutmuş…
    Balığın karnında iken Hz. Yunus, “Ben ne yaptım?.. Bir nebi olduğum halde niçin insanlara tebliğ görevimi terk ettim?..” diye hayıflanmış… Ve yukarıdaki âyette geçen:
    “Ya Rabbi, ben nefsime zulmettim, zâlimlerden oldum!” cümlesini söylemiş..
    Bunun üzerine balık karaya yanaşmış… Hz.Yunus, balığın karnından çıkarak insanları irşâd görevine devam etmiş…
    Hikâye ve rivâyet ve misâl yollu anlatım böyle!
    Öbür yanda, bir âyette şöyle der, meâlen:
    “Biz insanlara çeşitli misâller verdik. Artık bu misâller üzerine tefekkür edip,
    akıllarını kullanarak bu misâllerle neyi anlatmak istediğimizi anlasınlar diye”.
    Yani, ana olay o verilen misâl değil, misâlle işaret edilmek istenen manâ ve gerçeklerdir.
    Kur`ân, bu misâlle neyi anlatmak istiyor?..
    “Bunu anlayın, tefekkür edin, idrâk edin,” diyor!
    Hz. Yunus, aldığı vahiy sonucu, insanların tanrılarına tapınmasının yanlış olduğunu, tanrılardan medet ummanın hata olduğunu, ne şekil çalışmalar yapmak suretiyle, neleri elde edebileceklerini anlattı insanlara…
    Ama bu konuda başarılı olamadı.
    Başarılı olamayınca da, bu başarısızlığı kendine mal etti.
    “Hidâyet Allah’tandır!” gerçeğinden perdelenmek suretiyle, anlatıp da inandıramamanın başarısızlığını da kendinden bildi. Bu sebeple de insanlara yaptığı tebligat işini bıraktı. Kendisini salıp koyverdi…
    Kendini salıp koyvermesi, “balığın karnına girmesi” diye anlatılan olayı meydana getirdi.
    Balık, Dünya’dır. Dünyayı temsil eder.
    Yani, Hz.Yunus kendini dünya işlerine bıraktı. Fakat daha sonra, dünya işleri ile meşgul iken, vahiy ile Rabbi`nden bir mesaj aldı.
    “Hidâyeti ben veririm.. Sen hidâyet edecek değilsin!. Sen sadece bir uyarıcı, tebliğ edicisin.. Rasûllerin görevi tebliğ etmektir, hidâyet etmek değil! Zira ancak, Allah’ın hidâyet ettikleri, hidâyet bulur. Hidâyet etmediklerini de ne kadar uyarırsan uyar, hidâyet bulacak değillerdir.”
    İşte bunu farkedince, yani, kendisinin hidâyet edici değil, uyarıcı olduğu gerçeğini fark edince, bu perdelenmeden dolayı:
    “İnniy küntü minez zaliymin.“ “ Ben nefsime zulmettim… Nefsimin hakkını veremedim…” dedi.
    “Cenâb-ı Hak`kın bendeki zuhur-u kemâli, tebliğ etmek üzeredir, hidâyet etmek üzere değil!.. Dolayısıyla ben, Nefsimin hakkını hakkıyla eda edemedim” diyerek yanlışını anladı..
    Bu yanlışı anlamanın neticesinde ise, balığın karnından çıktı.
    Yani;
    Dünya ile uğraşmayı bir yana koydu. Yeniden, nübüvvet görevinin gereği olarak
    insanları uyarmaya başladı.
    Ve ondan sonra da, o toplumdaki insanlar, Cenâb-ı Hak`kın hidâyeti ile, ihsanı ile birlikte, bir takım gerçekleri görüp, ona göre yollarını çizmeye başladılar.

  37. 37 Serdar Gökünal 12 Haziran 2008, 6:20

    Güvenlik kodu: salavatt.

    Yorumsuz Blog yöneticilerine sesleniyorum.. Siz belki Üstad’ın kitap ve yazılarından sonra bu sitedeki yazıları okuyup yorumlayacak bilimsel bilgili, çok sesli, diyaloga açık, paylaşımcı, entelektüel okuyucular beklediniz fakat bulamadınız. Açık söyleyelim onlar olmaz.

    Forumdaki herkes bakış açısını kitapları ve sitesi aracılığıyla bizlere yansıtan üstad A. HULUSİ’nin fikirlerini okuyoruz. Size göre basma kalıp olabilir, aynı şeyleri tekrarlıyor olabiliriz, sınırlı ve dar bakış anlayışı olabilir ama zaman ahirzaman, burada bizler Mehdiyet ilmine hizmet ediyoruz. Biz bu yola baş koyduk. Bu kaleyi teslim etmek yok. Vebali çok büyük olur. Bunu yapan cayır cayır yanar. Sözler bitmiştir site açılsın.

  38. 38 arastirmaci 12 Haziran 2008, 9:11

    Sayin Yourumsuz Blog editor ekibi,
    Samimi aciklamaniz icin cok tesekkurler. Vereceginiz karar cok buyuk ve onemli, karariniz her ne sekilde olursa olsun ona raziyiz.
    Sistemin planini seyr halindelikten baska yapacagimiz bir sey yok.
    Sistem geregi kapanan kapilarin arkasindan baska kapilar acilir ve sistem neyi arzu ettiyse o olur. Bizler Muhammediyiz, muslumaniz. Konustuklarimizla, bir fiil uygulamalarimizi ayni tutmaya gayret gosteriyoruz yapabildigimizce.

    Ustadin dedigi gibi Allah Muinimiz olsun.
    Sevgiler, saygilar.

  39. 39 nilüfer 12 Haziran 2008, 9:51

    http://www.okyanusum.com sitesinde MESAJ adı altında Ahmed Hulusi ne demek istiyor?

  40. 40 Güneş 12 Haziran 2008, 10:17

    Zorunlu açıklamanız bilmece gibi oldu. Bizlere düşüncelerini paylaşan yazarlara saygım sonsuz. Özellikle Üstad A. Hulusi ve A. Baki din anlayışımızı değiştirdi. Sitenin kapanma nedeni artık onların (hiçbir yerde) yazı yazmayışı olabilir diye hatırlatmak istiyorum.
    G. Zorlu

  41. 41 sıfır 12 Haziran 2008, 10:25

    Sıfır ve bir in hakikatını ılmel yakiin idrak etmiş, evrensel bakışı yakalamış kardeşlerime acizane tavsiyem… Eğer bu site kapatılırsa kırk x … gün çilehanede kalmak bile bizi vebalden kurtaramayacakktır… Ayrıntılarda takılanlar HEDEF e ulaşamazlar…

  42. 42 a.e 13 Haziran 2008, 12:03

    Güvenlik kodu= cennett

    Bir imtihan geldi, pek çok kişi tuzağa yakalandı. Bakalım bu sefer kaç kişi kalacak eleğin üstünde… Uyanın sevgili site sakinleri ve değerli yorumcular, birbirimizin imtihanı olduğumuzun farkında mıyız??? (buraya kadar sadece kendi düşüncem. Yorum falan da yapmıyorum, sadece en azından rötardan çıkmayı bekleyerek, herkesi sakin olmaya ve akıl ve ilimle ve edeple hareket etmeye davet ediyorum haddim olmayarak)

    Olaylar ve çevremizdekiler, bizim ilmimizin, imtihan sorularıdır!.

    İMTİHAN SIRASINDA YAPILACAK İŞ, MÜLK’ÜN SAHİBİNE YÖNELMEKTİR’.

    Fitne yani imtihan, bizim, ilmimizle ne derece yaşayabildiğimizi farketmemiz içindir!.

    “İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sadece iman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar..”? (Ankebut 2/3

    Mârifet, imtihan veya çileye tâbi tutulanın “Allah bilir işini” diyebilmesidir.

    Karşına her dem gelen, her olay, ilminin imtihanıdır!.

    Ya, doğru cevabı vereceksin, doğru cevap seni başka sorulara aktartacak; ya da yanlış cevap seni daha başka sorularla karşılaştıracak!.

    Doğru veya yanlış, cevaplayıp geçtiğin soruya tekrar dönme şansın yok!

    Sistem acımasız!.

    Sistem kesin!.

    Sistem katı!.
    Uyandığımızda, didişecek birileri kalmadığını gördüğümüzde, acaba hangi şartlar altında olacağımızı düşünüyor muyuz?

    Birbirimizin imtihanı olduğumuzun farkında mıyız?
    Allah hepimize aklın yolundan, imânın gereğini yaşamak suretiyle; Allah rasulünün yolunda yürümeyi nasip etsin ve kolaylaştırsın.
    (Alıntılar= Kavramlar, A. Hulusi)

    Selamet ve muhabbetle kalın…

  43. 43 Metin Erbayraktar 13 Haziran 2008, 1:00

    Yorumsuz Blog Ekibine Edirne’den Selamlar.

    İnsanoğlu zor zamanlarına sığınaklar inşa eder. Bu inşa edilen sığınaklardan biri de, günümüzde isteyeni 21.yüzyılda bilgi kirliliğinin girdabına dalmaktan çıkarıp, bilgiyi algılama işlevinin nasıl algılanması gerektiğini anlatan bir arınma merkezi inşası olarak gördüm. Doğaldır ki inşa sırasında bazı sorun-lar yaşanır ve sorun-lar yüzünden (ruhsat sorunu mu, çimento, tuğla, kum sorunu mu bilmiyorum) temelleri atılmış bazı inşaatların yapımı durdurulur.
    Yaşadığımız alanlarda buna benzer örnekler görebiliriz.

    İnşaatın ihtiyaca binaen süresi ayarlanır ve sorunları er ya da geç çözülür.
    Hangi noksanından ötürü bu duruma geldi bilmiyorum ama kendime ait noksanlarımı görmemde yardımcı olan bu site inşaatının bir an önce devam etmesini canı gönülden diliyorum.
    Dileğime son verirken Efendimiz (s.a.v.)’in Kur’an dan bize ilettiği bir ayet ve onun öğrencisi olduğunu bildiğim Hasan Sezai Baba’nın (k.s.) bir sözüyle bitiriyorum.
    Ayet;
    İnsan ‘a kendi gayret ve çabasından başkası yoktur. Necm, 39
    Söz;
    Ahkam da gördüğün noksan senin noksanındır. Gel Kemal ile Temaşa eyle bu senin Kemalindir.

    Allah’ın (C.C.) Rahmet ve bereketi üzerimize olsun.
    Selam ve Dua ile.


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: