Özümle Konuşmalar

Özüne sevdalı bir kulun kaleminden günlüğe yansıyanlar…
Sade, riyasız, alabildiğine açık ve içten…

Sevgililer günü için RUH’uma

Selam Selam, diğer yanım, en güzel yanım, göz aydınlığım nasılsın..
ne zamandır sana yazmak istiyordum.. ikimizi; sadece seni..
seni tanımıyorum aslında.. ama ben çok özel bir şey yaşadım senle değil mi.?.. belki milyarda bir şansla senle tanıştık… ve sen beni fethettin..

öyle mukaddesdin ki, öyle anlatılamazdın ki sen işte buydun.. bana gülümsedin.. sendeki anlatılmaz güzellik bende, senden dolayı vardı. ama bu henüz açığa çıkmış değildi..
sen beni ziyaretinle bunu açığa vurmuş oldun..
ilk başlarda sen bana aşıksın bense umursamıyorum gibi havalara girmiştim. lakin zamanla anladım ki sen gerçekten bana aşıktın ve beni ait olduğum yere; sana davete gelmiştin. sana bu izni veren muhakkak ki bu kavuşmaya da imkan sağlamıştı..
sen ANdın.. zamansızdın.. ay kadar beyaz; nurun ala nurdun..

seni yazabilmek için tam 4 sene bekledim… anasırı erbaam gibi değil mi?..
hayatım seni düşünmekle geçti belki de.. ama bunu bana hissettiren de sendin biliyorum..
en güzel yanım.. nurun ala nurum.. aşk bakışlım.. senin benle yazdığını hissediyorum.. bu yazıyı hep senle, senin izninle yazmayı istediğimi biliyorsun… hayatımda hata yapmaktan korkup, incitmekten çekindiğim diğer yanımsın.. aslında sen benim tamlığımsın.. tamlığımı senle anladım.. ne yazık ki ben henüz o hal için uygun değilim…
beni bunun için eğittiğini de artık anlıyorum.eskisi gibi isyan edip direnmiyorum. yanmaya bile hazırım, zaten aslında yanıyorum da değil mi?.. cehennemsiz cennet olmaz ya hani, benim cehennemim de yaşandı şimdi onun soğukluğunda nefesleniyorum…
beni; benden daha çok düşündüğünü ve benden daha çok sevdiğini de anladım… ne yaparsam yapayım benden vazgeçmeyeceğini de..

bir ricam var senden..
ne olur, beni bana bırakma olur mu? aslım sensin.. ve seni yağmalama vaktime değin de her şeyin kontrolünü eline al.. kendimi sana verdim. teslimim bak . bunu bir anlaşma say olur mu ve kanla imzalanmış değil nurla imzalanmış, nefesle imzalanmış say…
bizi mühürle ….

bazı zamanlar seni çağırım ya hani… gel dinle beni diye.. sen gelirsin bilirim görmesem de.. bana şefkatle baktığını düşünürüm.. sen öyle tarafsız bir olgunluğa sahipsin ki.. ara sıra sana kızıyordum bile.. neden her şeyi bildiğin ve her şeye gücün yettiği halde müdahale etmiyorsun da bize bu acıları çektiriyorsun diye..
oysa sen gülümseyerek tevazuu ve olgunlukla bekliyorsun.. bazen; biliyorum, sabrın taşıyor ama yine de dayanabiliyorsun..
neden ben, sen gibi olamıyorum hala nedennnnnnnnnnnn?
oysa biliyorum ki, senim.. bu ayrılık acısı ne ilginç bir şey ah bilsen.. aslında bildiğini biliyorum çok da komikim değil mi…?
düşündüğüm her şey sana ait, akıl sensin .. bana bu ilhamı, heyecanları veren de sensin…
sende bana ait bir şey var sanıyorum çok komiğim çokkk.
oysa ben tamamen sana aidim değil mi?
ey güzellik kaynağı nurun ala nur yanım.. aşk bakışlım.. beni sevdiğin için sana şükürler olsun. ben de sana layık olmak için inan çok çalışıyorum.. sana varmak için düşe kalka ve kanayarak yol alıyorum..
sen bazen o kadar yükseliyorsun ki.. beni de alıyorsun ya yanına, ara sıra..
hak etmesem de senin çömezinim ben. öğrencin. kimsesizinim ….

kusursuz yanım… tahammüllü tebessümüm..
seni yazmak ne kadar zevkli bir bilsen.. ellerim hep seni yazmak isterdi ne zamandır.. kontrollü davrandığımı biliyorsun değil mi..? seni incitmemek için çok sıkı yazıyorum.. keşke sen yazsaydın seni..
ne olacak senle halimiz, bilemiyor görünsem de biliyoruz tabii…
‘yaratılan her şey sonludur’dan yola çıkarak, sende fena olacağım ya geldiğim yere döneceğim.
ama seni de yağmalamak gerekiyormuş ya hani. Mevlana öyle yazmış bir yerde, okudum da..
bu bana çok ağır geliyor… artık sen kendini yağmalarsın.. benim canlı bombam… bu da gerekiyor; şimdi yazarken anladım.. ruhum, özüm, nurun alanur yanım.. tamlığım..
* * *

Ruhuma

selam ve selam
EY ÖZGÜRLÜK’ ÜM
ben geldim
senin bana olan aşkını gördüm
senin letafetini tanıdım
ağır, vakur tavrını hissettim
bakışlarındaki olgunluğu yaşadım
seni zamansız ve mekansız bir halde tanıdım
hiç konuşamadık
sadece bakakaldık tutkulu
ve ben seni anında unuttum
ta kiiiiiii aylar sonra neyi gördüğümü anlayana dek

şimdi sensizim
arada bana oyunlar oynuyorsun
ikizim benim özüm her şeyim
artık sana hazırlık için çalışıyorum
bugün sevgililer günü biliyorsun
benim tek aşkım vebalimsin
senin için ağlayacağımı bilemezdim
teselline muhtacım
canım letafetim incim özüm
seni seviyorum

imza: seni seneler sonra tanıyabilmiş karanlık yanın
* * *

ağlıyorum ben de deminden beri
beni tek hak eden benim o günden beri
benim saf yanım
sağ yanım, önüm, arkam, dairem, noktam
beni almak istiyor biliyorum
ama ben hazır değilim o her şeyim
özüm, bebeğim, meleğim, nefesim

o bana ipekten bir iplikle bağlı
koparırsam kaybederim
isterdim bugün ondan bir hediye almak
ya da ben ona ne verebilirim
ben ağlıyorum, gözyaşlarım onun için
kalbimin incileri onun için
yanlızlığım, letafetim, olgunum
tarafsız bölgem benim

imza: kirli yanım
* * *

Nizam

ruh’um canım, öz’üm… saflığım…
nurun ala nur um…
seni özledim… bana baktığını biliyorum ve seni seviyorum
ey güzellik abidesi… arı-duru yanım
seni sevmeyi de seviyorum…
bu elbise nur… kalacak bu alemde…
sense ebedisin… asla bölünemez ve ölemezsin..
seni özledim… beni seyrettiğini biliyorum…
ayrışsak ta sen hep bizlesin ve biz sana aitiz…
sen güvenli yanımsın… tarafsız bölgem..
her şeyi bilen, gören olgun yanım..
olaylara esmaların resmi geçidinden bakan sensin…
yorup işi yokuşa süren ben…
azmettim.. çok mutlu olacağıma…
senin kadar mutlu, senin kadar güzelleşeceğime
sana layık olabilmek için sen olmaya

şimdilik: sadece nur
* * *

zaman hızla akıp gidiyor
ve senle ben yakınlaşıyoruz
uzuyor gölgeler ve sanki kısalıyoruz
belki de üst üste çekiliyoruz
ey ruh um, can ışığım…
olgunum… tarafsızım…
an be an değişiyorum…
sabitleneceğim o an a dek sürecek biliyorum.
sabitemden bana bakıyorsun
hadi çabuk gel çabuk diyorsun…
* * *
evett.. nerede kalmıştık..
karşılaşma anımızda belkide… ne özel bir andı değil mi..?
kapıyı açmıştım, karşımda aşkla bakan bir çift göz vardı.. bembeyaz.. arı-duru-saf… hiç bir şeye benzemeyen sen… her şeyden daha güzel olan sen.. bana gülerek, aşkla bakıyordun.. beni nasıl hayranlıkla izliyordun…
kendimi de senin gözlerinden gösterdin, bana lütfettin…
ben lavanta-pembe rengiydim.. pespembe sana şaşkınlıkla ve sevinçle bakıyordum.. senin bana aşkını umursamaz bir tavrım vardı.. ama senin ışığından sanırım ben de inanılmaz güzeldim…

ben erguvani-pembeydim sen bembeyazdın. kapının bir tarafında sen, diğer kısmında ben… arada bir kapı.. şimdi yazarken düşünüyorum da ne anlamlı bir tabloymuş.. bunu resmetmeliyim bir gün… senin yüzünde ben vardım.. seni tanıdım..
ama kalakaldım.. bembeyaz bir andaydık ikimiz.. boşlukta gibi.. zaman durmuştu. sadece andaydık..

ve gözlerim sende dikili olduğu müddetçe sen bir yere kıpırdayamazdın.. seni gözlerinden yakalamıştım.. gerçekte sen beni avlamıştın
ve gözlerimi kırptım.. kapıdan çıktım.. gülerek kafamı salladım.. bu neydi şimdi.. hayal mi dedim.. ve gülümsedim..

unutuluş… unutuluş ve unutuş beni hapsetti de seni aylarca hatırlayamadım..
aylar sonra bir anda sen geldin aklıma… ve sen beni mahvettin..
seni deliler gibi araştırmaya başladım..
yoktun hiçbir yerde, hiçbir yazıda…
seni aramayı hiç bırakmadım.. aslında arayan sendin.. kendimizi öğrenmek için yolculuğa niyet etmiştik…
* * *

tüm düşlerimi kaydetmeye başladım.. her şeyi tekrar tekrar okuyordum.. seni arıyordum.. seni istiyordum..başlarda sen bana aşıktın ve ben sevilendim.. anladım ki aslım sensin ve ben ait olduğum yere sana dönmeyi başarmalıyım..

sana nasıl ulaşabileceğimi bilmiyordum… seni tekrar görmem imkansızmış, belki de bir kez bile inanılmaz bir lütufmuş…

ama yeni dostlarım belki olabilir dediler.. sen istersen olabilir sanırım.. iste beni olur mu, o ilk bakışın gibi bak bana…beni hiç kimse sen gibi sevemez, hiç kimse sen gibi bakamaz.. hiç bir şey sen kadar güzel olamaz.. sen saf ışıksın ve güzelliklerin kaynağısın…
seni ararken çok çamura da battım biliyorsun.. senin için her şeyi göze almıştım. ölmek var dönmek yoktu.. sen saf ilimdin, saf bilgi…
her düşüşte kalkıp üstümü silkeledim.. yıkandım.. gözyaşlarım sel oldu… kalbim yıkana yıkana sen oldu…
tam pes ettiğimde senden bir iz buluyordum.. benimle eğleniyordu arada nefsim.. o da sana aitti. ve sen kadar olmasa da o da muhteşemdi…
bana bir keresinde ilginç bir düzeneğini gösterdi.. çok şirindi.. yaptığı o çirkin iş bile onla sevimli oluyordu..
ve hep nefsime yenik düşecektim o yüzden ..
sen bize hep olgunlukla bakıyordun.. ikimizin bu havailiğinden usanmadan, sakince bizi takip ediyordun..
sendeki bu olgunluk beni cezbetmeye başladı..benim uçarı, edepsiz nefsimde sanki sana temayül başladı..

artık her şeyimiz çözülmeye başlıyordu bir bir….
anasırı erbaam… ve diğerleri..
bir iken dağılıyorduk.. bende ne çok benler vardı.. sayamıyordum… ve artık sonsuz ben olduğumu anlıyorum.. bunu sen ve nefsimle anlayabilirdim..
sen yoğurt gibi nurun ala nurdun.. nefsin duru ayran gibi seyreltilmiş sendin… hava ve bulut gibi…
ben dağılıp çözüldükçe, etrafımdaki her şey de dağılmaya başlıyordu.. herşey arapsaçına dönmüştü.. bu yolda tek tek, elinden herşey alınacak derler ya.. aynen alınıyordu.. ama şu an yazarken idrakim senin lütfunla açıldı da şunu anladım.. ben varsam herşey vardı. ben yoksam hiç bir şey zaten olamazdı ki…
ben çözülüp dağıldıkça da var sandığım bana ait olan her şey de dağılıp çözülüyordu..
ailem bile..
gerçekte onların ve kendimin olmadığını idrak etsem de, maddede vardık ve biz aileydik… benle beraber onların da çözülmesi sağlandı.. anladım tamlık için önce tamlığı anlamak lazım.. bölünmeli ve dağılmalıydık.. tüm ayarlar yapılırken ne akordumuz kaldı ne de sesimiz soluğumuz… ölüm kapımızdaydı mevsim kıştı…

bunları ancak olup bittikten sonra anlayabiliyorum ne yazık.. ne kadar acı çekmiştim ne kadar ağlamıştım değil mi.. hatta Kâbe’yi sel bastıracak kadar

sen hep benleydin biliyorum.. ve bunlar gerekliydi..
şimdi anlıyorum.. ne kadar geç algılıyorum değil mi.?. sen bana hep önceden haber veriyorsun ama ben herşey olup bittikten sonra anlıyorum seni…
sen külli akılsın da o yüzden ben hala sen olamadım..
ayarların yapılacağı söylenmişti; sadece ona özel sandım… meğer o ve biz aynıymışız.. hep söylerdim de demek kendim inanmazmışım şimdi anladım….
onun ayarı demek, hepimizin ayarları demekti.. ve biz dağıldık..
biliyorum ben sık sık gözyaşlarımla isyan etsem de sen olgunluk ve sakinlikle saati gösterir..

-vakit ham, derdin..

ben çok kızardım.. bazen isyan ederdim.. sen ol de olur, neden ol demiyorsun, diye…
ama sen bana ol dediğinden beri herşey olmaya başladı….
hayatıma ışığın yansıyor.. o ışık beni kamaştırıyor bazen..
seni göremiyorum ama sen artık her şeyimden yansıyorsun.. hissediliyorsun…
benim iki avucumu da mühürlemiştin ya… işte o mühür dışa ışık saçıyor….
bu yolculuk sonsuz biliyorum..
ama umuyorum ki artık sen -ben değil sadece sen yola devam edelim..
iyi ki 4 sene seni yazmak için sabretmişim.. olaylar ancak tekamül etmiş ve her şey manasına ulaşmış demek.. anlayışım ancak kıvam bulmuş..

düşüncelerimi açıyorsun..bulutlarımı dağıtıyorsun bugün.. sen ne güzelsin.. her şeyi biliyorsun ve hayır, her şeyi ‘ben biliyorum’ diyen bana, sabırla bakıyordun.. ne zaman ki sen biliyorsun öğret deyip senle hasbıhal yapmaya başladım.. işte şimdi her şey yerli yerine konuyor… iyi ki varsın.
çözüldüğümüz gibi toparlanacağız.. ve her şey yerli yerinde ve merkezinde olacak… benle beraber bana ait her şey de tekamül ediyor.. benle beraber bana ait her şey de imtihan da… imtihan bu, soru doluydu. ve en tembel öğrenci bendim.. ama sen torpildin.. hem de tepeden inme.. kimse bize dokunmuyor…
sen varsın diye… bekle diyorlar her şey olacak sabret.. o kendini tamamlar..
artık daha büyük bir sevgi ile bekleyeceğim seni… ve sen kadar olgun oluncaya değin asla kirletmeyeceğim seni…

Nur Cihan
www.yorumsuzblog.net.tc
nuralem7@hotmail.com

Reklamlar

9 Responses to “Özümle Konuşmalar”


  1. 1 ısırgan & gül 16 Ocak 2008, 12:19

    YORUMLANAMAYACAK KADAR güzel BİR ANLATIM.
    SEVGİLİLER GÜNÜ OLMUŞ; sevgili’nin AŞK AN’I… Sn. Nurcihan DEMİRCİ’nin kaleminde… TEK AN İÇRE TEK AŞK ancak bu kadar TEMİZ BİR AŞK ile anlatılabilirdi.

    ÂŞIK OLMAYI DAHİ BİR ZAMANLAR BİLMEYEN BİZE,
    BİZİM DİLİMİZLE “AŞK”I ANLATAN
    AŞK’IN ÜSTÂD’INI TANIYANLAR ,
    NE MUTLU Kİ:
    “sevgililer günü”NÜ
    BİR BAŞKA KUTLUYORLAR ARTIK…

    sevgi ile beğeni
    ARASINDAKİ FARKI ANLAYABİLEN KALEMLERDE
    “AŞK”
    YA DA “HAK’KIN KENDİ tecellisine (?) OLAN AŞK” ŞAKIMALARI,
    “OKYANUS GÜLİSTANININ” acemî BÜLBÜL’lerince bestelenmeye başladı mı?

    “Alıntı Engelsiz” bir internet sitesi (tasavvufdefteri.tr.cx) nden BİR AŞK BESTESİ’nin bazı bölümlerinden yaptığım (ç)ALINTI’yı ekliyorum.

    105
    aşk nedir?

    aşk
    iki varlığın
    birbirini ebeden
    sevememesidir (yazım hatası yok)

    106
    hira dağında
    mağarada
    tefekkür günleriydi

    mekkeliler
    muhammed rabbine aşık oldu
    dediler

    halbuki
    mağarada
    karşılıksız bir aşk doğuyordu

    107
    karşılıksız aşkı anlayanlar
    Muhammed’i tasdik etti

    aşkta
    karşı tarafı bulamayanlar
    Muhammed’i inkar etti

    108
    biz de
    karşılıksız aşka inanıyoruz
    ve
    Muhammed’i tasdik ediyoruz

    ya siz?

    109
    karşılıklı aşkın sonu
    hicrandır (ayrılıktır)

    ya
    seven yok olur sevilen kalır
    ya da
    sevilen yok olur seven kalır

    110
    Hallac’ın
    sevdiği
    yüzündeki perdeyi kaldırdı
    ve
    “ben Hallac’ın sevgilisiyim’’ dedi
    yani
    “enel hak’’ dedi

    karşılıklı aşka inananlar
    Hallac’ı yok eden
    yüzü perdesiz sevgiliyi
    tutuklayıp
    katlettiler

    karşılıksız aşkın katili
    karşılıklı aşktır
    ya da
    hak’kın katili batıl’dır

    111
    Hallac’ı rüyada gördüler
    Allah sana ne yaptı, dediler

    hakikatı perdesiz olarak ilan ettiğim için beni affetti, dedi

    seni katledenleri ne yaptı dediler

    şeriatın gereğini uyguladıkları için
    onları da affetti, dedi

    112
    Hallac
    aşk şehidi değildir
    çünkü
    O
    aşkın sırrını “enel hak” sözüyle ifşa etmiştir
    aşka ihanet etmiştir

    ama
    o
    hakikat şehididir

    çünkü
    hakikati açıkladığı için
    hakikate ihanet etmemiştir

    113
    ölümüne sevmek
    nedir?

    Halac’ın sevgilisi gibi sevmektir

    hallac
    aşk uğruna
    yok olunca
    sevgilisi terk edildiğini zannetti
    ve
    Hallac’ı buldurup öldürttü

    114
    kul rabbine aşık olur
    rabbini sevmek kendini sevmek aynıdır
    hakikatini keşfeder
    ve
    aşkın karşılıksız sevmek olduğunu anlar

    aşkı karşılıksız kalınca
    sevginin
    iki varlık arasında olmadığı gerçeğini
    anlatamaz
    ve
    bu konuda ölü gibi olup konuşmaz

    bedensel olarak ölene kadar bu sırrı tutanlara da
    aşk şehidi denir

    115
    Hallac’ın aşkı
    ölümüne şiddetliyse

    Muhammed’in aşkı
    nasıldır?

    116
    Muhammed’in
    aşk şiddetini anlamak istersen

    taklit edilemeyen yaşantısını
    ve
    taklit edilemeyen
    Kur’an’ı
    “oku”mayı
    dene

    “oku”yabilirsen, Muhammedi aşkın sırlarına vakıf olursun

    ısırgan & gül
    urtica.rose@hotmail.com

  2. 2 bir'ol 16 Ocak 2008, 1:59

    Beğeni, bilimsel olarak bilim adamları tarafında açıklanabiliyor. Bir insan beğendiğini gördüğü zaman, beyninde farklı hormonlar salgılanıyormuş ve bu hormonlar insan bedeninde büyük değişimler gösteriyormuş. Örneğin, göz bebeklerinin büyümesi, avuç içlerinin terlemesi, kalp atışlarının hızlanması gibi. Ama ne yazık ki bilim adamları bunu ‘aşk’ diye nitelendiriyorlar! Eğer bu bir aşk olsaydı, banka soymak ta aşk olurdu 🙂 ..

    Oysa aşk farklı olmalı, böyle olmamalı..

    Bir bilge aşk’ı şöyle özetlemişti. ”Fıtratında olup ta kendinde bulamadığını, karşında gördüğün noktaya akışındır aşk”…
    Anladığım şu. Fıtratımda olanlar sonsuzsa, fıtratımda bulamadığım sonsuzluğa doğru olan akışımdır aşk..

  3. 3 infinity 16 Ocak 2008, 7:53

    bir’ol bey 🙂
    Tevhid açısından bakarsanız
    karşısındakine aşık olan da, ona aşık olmuştur. Ama bilmez neye aşık olduğunu… Erkek hikmetle, kadın kudretle yaratılmış diye okumuştum, acaba bu isimlerin birbirlerinde olmamasından dolayı mı, aşık olur insanlar birbirlerine…

  4. 4 kenan 17 Ocak 2008, 12:22

    Aman ya rabbi, ya habibi, bize de lutfet, dostluğunu, sevgini… sevdiklerinin hörmetine…

  5. 5 saim 17 Ocak 2008, 8:19

    BURUC:

    13-) İnneHU HUve yübdiu ve yu’ıyd;

    Muhakkak ki O’dur, ibda’ (izhar) eden ve iade (tekrar izhar) eden.

    İÇSEL YORUM: Hakikatte, gerçekte O’dur, varlığı manen (esmalar terkibi olarak) ve madden (efalde açığa çıkararak) zahir eden (algılanır kılan).

    14-) Ve HuvelĞafurulVedud;

    O, Ğafur’dur, Vedud’dur.

    İÇSEL YORUM: O, örtücüdür. O, SENİ KENDİ VARLIĞINI ÖRTME PAHASINA YARATAN; VEDUD’DUR, GERÇEK AŞKIN, SEVGİNİN KAYNAĞIDIR.

    NOT: Sen de varlığından geçerek, gerçek AŞK’a O’na kavuşursun. Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak… Nasıl ki; O, senin için kendi varlığını örtmüşse; sen de, O’nun için kendi varlığını örtmelisin. Gerçek AŞK böyle yaşanır…

  6. 6 Yasemin 18 Ocak 2008, 1:20

    Sadık aşk ayıplardan ve her türlü kederden kurtulmuştur. Kim o pak vasfı bulursa (mevlanın aşkı), onun beşeriyet sıfatları yok olur. Sürekli aşk kadehinden içerek beşeriyet elbisesini parcalayan, bütün hayvani vasıflardan arınmış olur. Aşk bütün ayıp pisliğini siler süpürür, gayb perdelerini şeffaflaştırır.
    Erzurumlu İH.Hz.

    Allah cümlemize PAK aşkı tatırsın biliklerimizle fiilerimiz örtüştürsün

  7. 7 nuray özhan 21 Ocak 2008, 5:41

    Aşık, başlarda aşık olduğunun farkına bile varamazmış. İçinde bir kıpırtı, bir sevinç, bir şaşkınlık hisseder, kendi gel gitleri sanırmış.
    Ne zaman ki sarmaşık ağacı sarmaya başlamış ağacın öz suyu ile beslenmiş, işte o an sarmaşık ağaçtan kopamamış. En dayanıklı sarmaşıkmış, ne kış günlerinde yağan karlarda solmuş, ne de güneşin kavuruculuğundan dert yanmış. Özünden beslenen, susmuş zevk almış tüm engellerden de direnci artmış.

    Bir kıvılcım düşmüş Nurcihan Demirci’nin de gönlüne.. Bu kıvılcım aşk olmalı bence de.. Çünkü aşklar vuslata kavuşunca bitermiş. Ta ki sevgiye dönüşüp sarmaşığın ağaçla benzeşmesi gibi benzeşip, sadece o ve ben oluncaya dek sürermiş.

    Ve herkes farklı yaşar aşkını. Kimi dile getirir, kimi de gönülde yaşar aşkını.
    ikisi de güzel, ikisi de aşık ama bazısı suskun, bazısı da aşkın çoşkusu ile lisanın da taşmış..
    Aşkı niyazlarda kalalım ..
    Sevgiler..

    • 8 doğan 23 Ağustos 2009, 10:41

      Sevgili Nuray özhan hanım, sizi kınıyorum, çünkü bu yazmış olduğunuz yazı gerçekten anlamını bilenler için çok anlamlı, ama siz Nuray hanım için sevgiyi bilmeyen biri olarak hiç mi hiç anlamlı değil. Önce sahtekar olmamak lazım, sevgiyi bilmek hakkını verebilmek gerekli, yarı yolda bırakmamalı sevdiğini, nankör olmamalı, en önemlisi para için sevgisini aşkını satmamalı bir insan, bu yüzden bütün bunları bilmeyen bir insan olarak sizi kınıyorum sayın Nuray Özhan hanım…

  8. 9 filiz 21 Ocak 2008, 8:47

    Aman Allah’ım bu ne güzel duygular

    çok şükretmeniz lazım çokkkkk

    sizi kıskandım

    ne güzel duygular yaşıyorsunuz. rabbim bana da nasip eder inşallah

    yazınızın çıktısını da aldım

    Allah razı olsun. İlminiz daim olsun


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: