Aşkının Eriyen Sihirli Tepeleri (2)

1. Bölüm

Ah ney, bir türlü vuslata eremedik seninle!… Ne sen, ne de neyzen bir türlü sevmedi beni. Sen kimleri sevdin? Nasıldı ki sevdiklerin onlar sana nefes, sen onlara ses verdin… Aradıkların farklımıydı ki hep uzak durdun benden?..

Aşkı haykırmak istedim, benim aşkım onlardan çok muydu?.. Sana ağır mı geldi bir türlü kabul etmedin…
Aşk seninle yeniden bir doğuşla doğacaktı; tıpkı tomurcuk gibi, güneşin doğuşu gibi her yanı aydınlatacaktı. Paramparça olmuş kalbi iyileştirecek, dalga dalga açılmış coşan, kabına sığmayan gönlü deryalara, belki okyanuslara ulaştıracaktı…

Her yan kana bulanmış, ateşler her yanı sarmış, müthiş bir is kokusu buram buram kaplamış benliği… Ne hale gelmişim! Bir kayalığa tırmanmaya çalışıyorum. Vücudumun her zerresi ızdıraplar içinde, sanırsınız kancalarla çekiliyor. Tırmanmaya devam ediyorum. Zirveye ulaşacakken, ayağım takılıyor ve aşağıya doğru kayıyorum! Bir el uzanıyor, yukarı doğru çekiyor beni ve bir ses; “BİZ HİÇ KİMSEYİ NASİP ETTİĞİMİZİN ALTINDA DA BIRAKMAYIZ, ÜSTÜNE DE ÇIKARMAYIZ”.

Bu ses bana el veriyor dinle… Şimdi hem senden hem de neyzenden geçtim. Bildik aşklara ses vermeye devam et. Bense kimsenin bilmediği, hiçbir zaman bilemeyeceği bir aşkla yalnız kalayım. Bırak beni, bırak artık sonsuza dek kavuşmayalım…

ALLAH’I UNUTTURAN

Müslümanlara Allah ahlakıyla ahlaklanmaları yörüngesinde çalışmalar yapmaları tavsiye edilmiş ve insanlara iyi davranmaları hususu… Bu bizlerin fıtratında var olan Allah ismi şeriflerinin açığa çıkması ve bir cevher gibi kalplerimizde saklı olan (“Kainata sığmadım mümin kulumun kalbine sığdım”, kudsi hadisine istinaden) varlıktan mı ileri gelmektedir? O halde bizlerin özünde olan Vahidül Ahad, bizleri üstün varlıklar olmakla şereflendirmiş. Acaba karşımızdakinin farkında mıyız?

Bu birkaç günlük dünya zindanında, dar hallerin ötesi neler getiriyor. Allah’a sığınıp sabretmek gerek. Yaradandan ötürü yaradılanı hoş görmek, iyi davranmak gerek.
Peki bize karşı farklı niyetleri olanlar… Onların kalpleri de Allah’ın elinde, her şeyin maliki, hüküm sahibi Allah’ın. O halde nedir bu insanların hali… Allah’ı unutmuş olmaları mı? Peki onlara Allah’ı hatırlatacak olan nedir?…

Ferman Nur
http://yorumsuzblog.adrese.com

Reklamlar

5 Responses to “Aşkının Eriyen Sihirli Tepeleri (2)”


  1. 1 sıfır 21 Mayıs 2008, 5:49

    205-) Vezkür Rabbeke fiy nefsike tedarruan ve hıyfeten ve dunel cehri minel kavli Bil ğuduvvi vel asali ve la tekün minel ğafiliyn;

    Rabbini nefsinde, tazarruan (içten çağırarak) ve hıyfeten (gizli, sırren), söz cehri (nefsinizden) olmaksızın, (Bi-) sabah-akşam zikret (müşahade et) !.. Gafillerden olma!…
    KUR’AN’ı HAKİİM ARAF/205

  2. 2 cancagizim 21 Mayıs 2008, 9:43

    Peygamber Efendimiz Mekke’nin fethine giderken bir kelp ailesi ile karşılaşıyor. Ve bu canlıların zarar görmemesi için başına nöbetçiler dikiyor ve ordunun gidiş yönünü değiştiriyor. Ne kadar mükemmel bir inancımız ve Peygamberimiz var.

  3. 3 nilüfer 21 Mayıs 2008, 10:37

    Yaradandan ötürü yaradılanı hoş görmek!!!

    Böyle bir şey bu dünyada mümkün değildir. Bunu hakkıyla yaşayabilen insan sayısı da belki de yok denecek kadar azdır ya da bu cümlede anlatılmak istenen farklı bir şeydir de biz anlayamıyoruz.
    Onlara Allah’ı hatırlatacak olan nedir?…
    Allah isteseydi onlara da kendini hatırlatırdı diye düşünüyorum…

  4. 4 Adnan 21 Mayıs 2008, 11:37

    “Allah isteseydi onlara da kendini hatırlatırdı diye düşünüyorum”

    Nilüfer“, ben de şu ayeti okumadan önce senin gibi düşünürdüm. .

    Onlara: “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden infak edin” denildiğinde kafir olanlar, iman edenlere dedi ki: “Allah dilese idi, kendisini doyuracağı kimseyi mi yedirip doyuralım?… Siz ancak apaçık bir dalalet içindesiniz”. (36/Yasin, 47)

    Aynı şeyden bahsetmese de, bende düşünü biçimi açısından benzer bir çağrışım yaptı ve hemen bu düşünceden vazgeçtim. Şimdi tasavvufla öğrendiğimiz ilmi gerçeklere mukabil, bu ayet ne demek istiyor onun üzerinde düşünüyorum.

  5. 5 nur 21 Mayıs 2008, 1:06

    Adnan dost, o ayeti “Allah dileğinden mesul olmaz ama; sen dileğinden sorumlusun, neticesine sebep-sonuç sistemi gereği katlanacaksın(dilek Allah’a ait olması bu gerçeği değiştirmez), ayrıca sen Allah’ın dileğini nereden bileceksin” diye yorumluyorum.

    Gerçeğini ve fazlasını ALLAH bilir.
    Sevgiler…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: