Acı Yüzümüz

Önceden planlanmış, yaşamanın doğallığını hissedebileceğim bir akşam geçirmiştim. Yaşayacağım tüm aksilikler için sanki enerji depolamıştım bünyemde. İçimdeki kaygı yerini umuda bırakmıştı. Böyle günler çok nadir di benim hayatımda, bir o kadar da anlık. Maddi kaynaklı lezzetleri en aza indirdiğim dünyamda kolay da olmuyordu ‘bu gün de mutlu geçti’ demek..

Düşündüğüm gibi oldu yine maalesef, umudumun elinden tutarak ayrıldığım akşamımı hiç beklemediğim bir görüntü mahvetti. Aldığım gücün bir anda sömürüldüğünü hissettim. İlk belli belirsiz fark ettim, o görüntüyü. Gözlerimi kapattım dua ettim, düşündüğüm olmasın diye ama nafile…

Yol ortasına bırakılmış ölü bir hayvan. Müdahale edebileceğim bir olay yoktu karşımda, her şey çoktan olup bitmişti. En çok ta buydu beni çaresiz bırakan. Yapabileceğim pek bir şeyin kalmaması… Yine de etraftaki olayı çok doğal karşılayan insanlar gibi de kalamazdım.

Bir şeyler yapmam gerekiyordu. Olay yerini ve şu an bile açık açık anlatamadığım, kötü bir vaziyette yerde yatan, tüm umutlarımızı bitiren hayvanın bir kaç fotoğrafını çektik. İnsanları biraz daha duyarlı hale getirmek için di, bu son yaptığımız. Yaptığımızın çok ta fayda vermeyeceğini, yanımıza yaklaşanlardan birinin “Ee bu tilkinin derisi çok para ediyor, ondan öldürmüşlerdir bunu,” demesinden anlıyorum. Tahminlerimize göre tilki bir av sırasında öldürülmüş ve derisi satılmak üzere götürülürken arabadan düşmüştü. Ardından bir kaç araba da üstünden geçmişti sanırım. Ne kadar da acı bir tabloyla karşı karşıyaydık. Belki bu konuda düşünmenin yakınından bile geçmeyen insanlar vardı karşımızda, hatta hiç düşünmeden o hayvanın derisini üzerine geçirenlerimiz… Tüm insanlara ibret olması açısından hayvanın orada kalmasının iyi olacağını düşünüyoruz bir ara. Ama bu düşüncemizi de başka bir hassas noktamız olan çocuklar değiştiriyor. Babalarını annelerini daha duyarlı, daha yaşamaya saygılı hale getirmek için onların küçük dünyalarında küçük bir hasara bile mahal vermemizin yanlış olduğuna inanıp, kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz.

Saygı kavramına tek boyutlu bakılmaması gerektiğine inanıyorum. Yaşayan her canlıya saygı duyulması gerekir. Eminim orada yerde yatan, içimizden birisi de olsa yine aynı tepkiye maruz kalırdı. Sanırım öncelikle toplumumuza tüm canlıların yaşama hakkı olduğunu anlatmalıyız. Saygıyı evrensel boyutta düşünmeye mecburuz daha yaşanası bir dünya için. Karşılaşmak zorunda kaldığım bu olayı daha az yaşamak için daha bilinçli bireyler yetiştirmeliyiz. Daha ileride daha etkili çözümler bulmam için şimdi de umut damlaları göndermeliyim damarlarıma. En içimde hissetmeliyim yapabileceklerimin gücünü. Bu benim gördüğüm sadece bir tanesi ama dünyada bu olaya maruz bırakılan bir sürü canlı olduğuna inanıyorum. Şu an onlar için yapabileceğimin en iyisi, burada bunları yazmaktı, ilerisi için ise umut toplamak.. Çoğunluğun ’empatik’ düşünmenin yakınından bile geçemediği bir dünyada yaşıyor olmak ne kötü. Kendi içimizden, hep kendimizle yaşamaktan çıkıp bazen kendimizi ezilmişin, dışlanmışın yerine koyabilsek…

Derya Kocabıyık
www.yorumsuzblog.net.tc
derya_kcbyk@hotmail.com

Reklamlar

14 Responses to “Acı Yüzümüz”


  1. 1 sıfır 21 Mayıs 2008, 6:25

    25-) Vetteku fitneten la tusıybennelleziyne zalemu minküm hassaten, va’lemu ennAllahe şediydül ıkab;

    Sizden sadece zulmedenlere isabet etmekle kalmayan bir fitneden korunun… Ve iyi bilin ki Allah şediyd’ül ıkab’dır (cezalandırması şiddetli)… KUR’AN’ı HAKİİM ENFAL/25

    Fitneden korunmak istiyorsak, YÜCE ALLAH’ın bize lutfettiği bu ilmi insanlığa ulaştıralım… Hizmett edelim karşılıksız…

  2. 2 Boğaç Özşen 21 Mayıs 2008, 9:43

    Yolda ölü bir hayvana rastladığım zamanki duygularımı anlatmışsın.. Aynı şeyleri düşünüyoruz.
    Nedense “ah yazık” demek değil de o hayvanın öldürülüş anı çektiği acılar artık bitsin bu eziyet, deyişi geliyor aklıma, ağlamak istiyorum

  3. 3 cancagizim 21 Mayıs 2008, 9:46

    Peygamber Efendimiz Mekke’nin fethine giderken yolda bir kelp ailesi ile karşılaşıyor ve herhangi bir zarar görmemeleri için başına nöbetçiler dikiyor ve ordunun yolunu değiştiriyor. O’nun kıvamından geçmiş davranışlar bu şekilde. O’ndan uzak olanlar da bu şekilde.

  4. 4 nilüfer 21 Mayıs 2008, 10:17

    Hani bazı insan!!! davranışları vardır, yukardaki örnek olayda görüldüğü gibi..
    Ve biz kızdığımızda “HAYVAN” diye bağırırız bu insan kılığında gezenlere.
    Şu an tüm hayvanlardan özür dileme ihtiyacı içindeyim, çünkü onlar insan geçinen bu […]lardan çok daha soylu yaratıklar. Yeri geldiğinde kaba kuvveti de göstermek zorundayız; ne kadar sessiz ve sakin durursanız bu […]ların (sadece yukardaki örnekte görülen değil şu an içinde yaşadığımız toplumda da buna benzer durumları görüyoruz) daha da iştahı kabarıyor. İnsanlıktan nasibini almamış ama görüntüde insana benzeyen yaratıklara gerektiği zamanda gereken dersin verilmesinden yanayım her zaman.
    Dediğinizde çok haklısınız kendi içimizden çıkıp içinde bulunduğumuz hayatı hakkıyla yaşamak gerekli artık…..

  5. 5 edeniz 21 Mayıs 2008, 11:20

    MERHABALAR DEĞERLİ OKUR-YAZARLAR..

    Ben tüm canlıları eleştirirken hassas olmaya gayret ediyorum, bir insan beni üzdüyse kendimde sorun aramaya çalışıyorum acizane ama; bir hayvan, bir köpek, bir kedi bir kuş(bize fiziken en yakın olanlar), bizi nasıl üzebilir ya da herhangi bir çıkarı olabilir mi ya da art niyeti kini öfkesi…
    Bizim bakışımıza göre hayatta kalmak için öldüren canlılardır.. Hayvanlar ne para için, ne hırs için, ne kıskançlık vs. vs. vs.. fakat çok başka bir yaram var bu konuda. Bir ev arkadaşım vardı köpeğim; ben onu hep emanet gördüm kendime, Allah’ın emaneti ev arkadaşımdı, biraz yaramaz şımarıktı ama en yakınım onu sevmedi, ben yokken dövdü nefret etti.. Bir hayvandan nefret etmek!!!

    Neyse, hep acizane dedim ki bir insan belki hiç yapmasa bir hata yapar, bir yalan söyler bilemem belki.. ama genellikle bu platformda ya da kardeş sitelerde ya da evliyaullahtan okuduğum kadarıyla hayvan kendini Allah’tan gayrı bir varlık sanmazmış o yüzden onlara yapılan daha kötü geliyor bana yapanda..

    İMAM GAZALİnin ”kalplerin keşfi” adlı eserini aldı kızkardeşim bana birkaç gün önce ve yeni başladım.. başında bir solucanın gününün ne kadar çok zikirle geçtiğini okudum ve birkez daha anladım KAMİL İNSANIN ancak hayvandan üstün olabileceğini; hatta Geylani Hazretleri ”taş bile ne kadar havaya atarsanız atın secdeye(yere) kapanır; ancak KAMİL İNSAN o taştan üstündür diğerleri değildir” demişti.

    Hatam varsa affola
    HOŞÇAKALIN

  6. 6 Neo 21 Mayıs 2008, 11:55

    Neden!.. Neden, ‘neden-sonuc’ iliskili sistemi akil hafsalalarimizin alamadigi sonuclarini degerlendirememekten Kit`iz?!.. Duyguya bu sistemde mazeretin olmadigini bilmiyor, tasarrufta bulunanin O oldugunu musahede edemiyor musunuz?

  7. 7 sana 21 Mayıs 2008, 3:59

    Sistem içine yaratılmış tüm birimlerin dikkatine… “sistemde duygusallığa yer yok” demek ne demek…

    Bu yapılan kötülüğü diye adlandırdığımız durum “kötü” durum…??? kötü ne ki…. iyi-kötü mü var?.. Her şey BİR…. sen gene ezme köpeği, kediyi, karıncayı edebin, merhametin, yaradılandan ötürü aldığın terbiyen gereği, ama olmuş olan için de yorum yapma…!

    O takdirdendir, takdirdir, kader denendir hatta, DATA’da tüm olayların ilmi mevcuttur, o saatte orada o şekilde var olan tilkinin sonu budur… Ve bir zamanlar; o saatte orada, o vakitte doğan insan(sı) tilkiye o haraketi yapacak terkipte olacaktır… bunun üzülecek yanı yoktur.. haa! daha önce de dediğim gibi sen yapma, kırma, incitme karıncayı dahi ve insanı dahi ve taşa dahi vurma kızgın kızgın ve suyu dahi düşüncesizce harcama işlevi dışında ve makinada yıkanmayı bekleyen kirli çamaşıra bile saygın olsun hatta ancaaaak olan geçmiştir olmuştur ve artık o olan KADER olmuştur…

    ALLAH… LA İLAHE İLLA ALLAH… olaylar dahi isimlerin manalarının ortaya çıkan fiilleriyse madem, sana ne yapandan, edenden, yapılandan, fiilden…!

    Eyvallah dostlara…

  8. 8 bir'ol 21 Mayıs 2008, 4:57

    Nahl 68-69: Rabbin bal arısına: ”Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan evler edin” diye VAHYETTİ..
    ”Sonra her çeşit meyveden ye de, eğer her meyveden yemiş olursan mecburi bir boyun eğmişlik ile girip gitmiş olursun RABBİNİN yollarına”..

  9. 9 esra 21 Mayıs 2008, 6:19

    Birol bey, yazdığınız ayetlerin Derya Kocabıyık’ın yazısıyla bağlantısını anlayamadık!

    Rabbin arıya vahyetmesi(rasullük) konusu, sizin son yazınız ile alakalı! Adres mi karıştı? İlgi mi yok?

    :=[ şaşırdım!

  10. 10 BİR'kul... 21 Mayıs 2008, 10:04

    Değerli DOST’lar;

    Tasavvuf düşüncesinin paylaşıldığı ve göresel değer yargıları ve duyguların “beşer” için ne anlam ifade ettiği konusunun derin derin analiz edildiği bu “yorumsuz” (!) sayfasında, bu kadar basit bir konunun gündeme gelmesi ilginç! Tasavvuf terbiyesi fiilin sahibini fark edip, o fiilin arkasındaki “mana”yı yani “esma”ları algılamaya çalışmaktır. Nedensiz ve niçinsiz bir “şey”in olamayacağını idrak etmektir. Ve tasavvuf terbiyesi açısından asıl erdem de durum ne olursa olsun “YORUMSUZ” kalabilmeyi başarabilmektir. Yapılan yorum menfi ya da müsbet fark etmez, yorumun her türlüsü bilincimizi belli bir kalıba hapsetmektir.
    (Tabii tasavvufun “tasa”sını tasalanmayanlar için) Nacizane… Saygılarımla

  11. 11 edeniz 22 Mayıs 2008, 9:32

    ”(Tabii tasavvufun “tasa”sını tasalanmayanlar için)”

    demişsiniz.. Şahsıma değil ama inanın o halde değilim, sadece çok hassasım hayvanlar konusunda bu polemiği de ben getirdiysem gündeme, değerli zamanınızı işgal ettiysem affola..

    Hoşçakalın

  12. 12 metinav 22 Mayıs 2008, 8:31

    Sevgiye muhtaç arkadaşlar!

    Merhamet ve duygusallık fena değildir, tek şart kadere itiraz etmeden söz ve fiille de olsa. Yapana duygusal da olsa herhangi bir şey hissetmemek ama ondan ortaya çıkan hale yine yaratıcının muradı istikametinde buğz etmek gerekir.
    Cinayet fiilini ortaya çıkaran mahalin yerine ortaya çıkardığı fiilin çirkinliği anlatılıp yerilir, çünki yaratıcının istediğine uygun değildir, doğru değildir, sisteme uygun değildir, karşılığı acı ve azaptır. Bizleri de fiillerimizi de yaratan Odur. Fakat onun yaratması evrensel anlamda tekliğinden sahipliğinden dolayıdır. Yoksa o hali fiili istediğinden dolayı değildir.
    Onun işleri hep hikmet ile dir.
    Şeytanı ve avanesini yaratması şeytanı ve işlerini sevmesinden değil; belki onun halinin zıddı olan hayr ve hikmet sahiplerinin derecelerinin yüceliğinin bilinebilmesi anlaşılabilmesi içindir. Herşey zıddı ile bilinebilir. Yaratılanlar bulundukları hal içinde asla zulm görmezler ama kendilerinden ortaya çıkan haller sisteme uygun olması oranında kişisel anlamda cenneti oluşturur.
    Gübre böceği gübrede cennettedir, bize göre ise siz düşünün ne manaya geldiğini.

    KISACASI SİSTEME UYGUN OLMAYAN FİİLLER VE DUYGULAR ACI OLARAK BİZE, YAPANA, ORTAYA ÇIKARILAN MAHALE GERİ DÖNER. BİZDE ACIMAK SİSTEME UYGUNSA ŞİKAYETE İSYANA GÖTÜRMÜYORSA MESELE YOK; BİZİM ELİMİZ KOLUMUZ BAĞLI DEĞİL Kİ HİÇ TEPKİSİZ KALALIM.

    BİLİYOR MUYUZ 10 DAKİKA SONRA HANGİ FİİLİ ORTAYA KOYACAĞIMIZI Kİ BAĞLANIP DURALIM.

    ALLAH’IN SİSTEMİNİN KURALLARI BELLİ OKUYUP ANLAYANA, BUNUN DIŞI HEVESAT VE VEHİM BİDAT İNANMAK DAHİ YANLIŞ.

    SİSTEME GÖRE HAREKET GEREKİYOR BİZE VE BİZDEKİNE GÖRE DEĞİL.

    BİZ NE ZAMAN SAFİLEŞİR İSEK NE ZAMAN BİLİNCİMİZİ NEFSİ SAFİYEDE BULABİLİRSEK O ZAMAN BELKİ UYABİLİRİZ. HAKİKATI İLLA ALLAH BİLİR.

    Saygı anlayış olması gereken yerde reddetmek, inkar etmekse körlüğün alametidir; bize ters gelen zor gelen belki de doğru olandır, biliyor muyuz emin miyiz, bir sorgulayalım.
    Yaratılanı hoş görelim yaratıcımızdan dolayı, her yaratılanın hakkını verelim ama hikmetini anlayıp ona uygun davranalım. Mesela yılanı eline alırsan sonucu biliyoruz, maşa ile tutmak gerekiyor, yaralı görüp ah yazık vah yazık desen de o yapacağını yapar, onun görevi o, bildiği o, ona merhamet verilmemişse bu onu aşar.
    ALLAH hakikatten ayırmasın.

  13. 13 ergin 24 Mayıs 2008, 5:40

    Derya kardeş; dünyada hayvan yerine bile konmayan insanlar da var! Bu tip insanların hayvandan kötü haller sergilemelerine şaşmamak lazım! İğneyi başkasına batırmadan önce, çuvaldızını kendimize batırmamız gerekiyor. Rahat yaşayıp, yazmak kolay!

  14. 14 Murat 23 Eylül 2008, 12:02

    Ergin bey Derya Hanım hayvanların hakkını savunmuş.. Siz de oturun kötü durumda olan insanlar için bir şeyler yapın. Kendi türünüzün devamını sağlamak adına…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: