Sembollerin Deşifresi

Gerek Kur’an’ı Kerim, gerekse hadisi şeriflerde ve hakikat ehlinin eserlerinde metafor (sembol) olarak tanımlayabileceklerimize nasıl farklı okumalar yapabiliriz?
Bunları bir “zarf” olarak kabul ederek; içinde ne yazıyor diye düşünerek, yorumlayarak cevaplar arayabilir miyiz?
Bunları düşünerek beynimize atabileceğimiz yeni formatın, yaşamımız üzerindeki tetikleyici etkileri de olmayacak mı? Elbette olacak..
Tek tip düşünce ile formatlanmış beyinlerimize yeni formatlar atamaz mıyız?
Sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri çözmeye çalışamaz mıyız?

Cevabınız “EVET” ise;

– Geçmişte “sembollerle” işaret edilen yaşananları “deşifre” etmeye çalışmalıyız..
Birbirimizle tartışıp, bu konulara açıklık getirmeliyiz.. Diye düşünüyoruz..


İnsanımız vardı; “Allah Sistem ve düzenini”ni anlamak için; bırakın cevap aramayı, sormadan, düşünmeden göçüp gitti..

İnsanlarımız var; “Allah Sistem ve düzenini”ni anlamak için üşendiler düşünmeye; “kendi kuralları, sınırları belirlenmiş dinsel bir geleneğe” yaslanarak kolayca üstesinden geldiler dinin.. “Takdir”leri gereği..

Ama insanlarımızın çok azı da; Bizzat kendi cevaplarını bulmak için çabaladılar, çabalıyorlar..

İyi kötü oynuyoruz böylece rolümüzü(senaryodaki)..

Aslında var olma uğraşı çökmüş üzerimize günümüz şartlarında.. Cevaplar bulmaktan çok “var olmak” çabalaması içindeyiz, öncelikle..

Ama SİSTEM ACIMASIZDIR!.. Kendi seçimlerimizin sonucunu yaşıyoruz, yanıyorsa canımız; kendimizden başka hiçkimseyi suçlamamalıyız..

(…)Ama çok azının; Bİzzat kendi cevaplarını bulmak için çabaladığını görüyoruz… demiştik az önce..

“Soruları olmayanların”, “açığa çıkmamış gerçeğin ya da gerçek sayılan bir gizin peşinden koşmayanların” arasından çıkmıyordu azınlıktaki mana erleri, erimişleri, ermişleri..

Onlar, kalplerini/beyinlerini sistemin ritmine uydurabildiler, nefslerini sisteme uygun hale getirebildiler. “Yeteneklerinin, sınırlarının, potansiyellerinin kendilerine özel olduğunu”, “hayatın onlara verdiği ayrıcalığın, kendilerini tanımak/bilmek olduğunu” öğrendiler..

Nasıl mı?..

Sisteme kulak vererek, evrenin dilini; “evrenin sembolik dili”ni öğrenerek.. Sadece bu değil; Din’in, kutsal kitapların, mitlerin, efsanelerin metaforlar(sembolik dil) ile örülü dilini öğrenerek, deşifre ederek, çözümleyerek(analiz)..

Onlar sadece inanmaya sığınarak değil; sistem kitabının satırlarının altını çize çize yürüdüler hayatı.. Kimi zaman “balığın karnına” girdiler-çıktılar, kimi zaman da “kör kuyulara” atıldılar. Kimi zaman “ölü balığın canlandığı” yerde buluştular kendi gibileriyle, kimi zaman da “ateşe düştüler” ama ateş onları yakamadı..

Onlar “daha önce görülmemiş, başka biri için mümkün dahi olmayan kapıların açılacağını, görünmez ellerin ona yardım edeceğini” sezinliyorlardı!..

Bazılarınca akıl hastası olarak algılanmıştı yaşadığı devirde..

Onun, kolay hazmedilir olmayan ama bir o kadar da “insanı İNSAN eden” bir manası olan Vahdet-i Vücud düşüncesi; bir “işaret” taşı oldu tasavvuf uzayı içinde… Evet Muhyiddin İbn Arabi’den bahsediyoruz.. O bir çığır açmıştı..

Sizi sıkmamak adına “öte alem gezgini”nden kısaca bahsederek geçmek zorundayız..

Değerli okur, buraya kadar okuduklarınız, Metafor/Sembol Dili konusuna giriş yapabilmemiz adına yazıldı..

Şimdi Size Joseph Campbell [*]’den bahsetmek istiyoruz..

Joseph Campbell diyordu ki, “Mitler toplumsal rüyalardır, rüyalar ise kişisel mitlerdir”

Onun açısından mitler, ölü ve eski değil, tüm insanlığın ortak mirası olan yaşayan ve “GÜNCEL KADİM BİLGİLER”di.. İnsanlığın bin yıllardır “aramakta olduğunun” hikayeleriydiler..

Joseph Campbell için “Mit, insanın, kültürel birikimine, kozmosun yaratıcı enerjilerinin akmasını sağlayan gizli geçitlerdi”..

Dinler, felsefeler, sanat, ilk insanın deneyimi, bilim ve teknoloji mitlerin büyülü kazanında uyuyor, zamanı geldiğinde fokurdayarak arayana yol gösteriyordu.

Joseph Campbell’ a göre biz, içimize dönmenin yoluna “sembollerin dilini öğrenmekle” çıkmak durumundaydık. Tevrat, İncil ve Kur’an’ın metaforlarla (sembollerle anlatım) konuştuğunu, ancak insanların bunları gerçek addederek “öteki”ni dışladığını, evrensellikten uzaklaşarak Dünya’ya zarar verdiğini düşünüyordu O.. Metoforların dilini bilen mistikleri izlemek gerekliydi..

Aslında tüm dinler, metaforik (sembolik) olarak yorumlandıklarında, aynı aşkın gerçeğe işaret ediyorlardı..

Ayrıca; Eğer doğru mesajları almak istiyorsak, kendi kültürümüzdekilerden daha fazla diğer kültürlerin mitolojilerini okumalıydık, çünkü ait olduğumuz kültürün metaforlarını, gerçek olarak algılıyorduk. Eğer sembolik mesajları deşifre edemezsek kendimizi altmış yaşında yanlış bir duvara dayanmış bir merdivenin tepesinde bulabilirdik..


Şimdi de Ahmed Hulûsi’nin “OKYANUS ÖTESİNDEN 1-2” adlı kitaplarından alıntılar yaparak size anlatmak istediğimizi açıklayacağız:

…Çünkü mukallid -taklitçi-, “sembollerin” işaret ettiği gerçekleri farketmediği için, “sembollere” hakikat gibi sarılıp, sahip çıkıp; masallamada devam eder!…

Bunu fazla uzatıp, sizi sıkmayayım… “Sembollerden” geçip “ardındaki gerçekleri anlamaya çalışın” ki, mukallidan sınıfından çıkma şansını elde edebilesiniz!…

* * *

Bu çok önemli…

Geçmişteki “sembollerin” hayâlinizde oluşturduğu senaryo ve rolleri, bugün bulmaya çalışmayın!…

Bugün mevcut olanların, geçmişte hangi “sembollerle” işaret edilmiş olduğunu anlamaya çalışın…

Bu iki bakış arasındaki farkı anlayamıyorsanız, birbirinizle tartışıp, konuya açıklık getirin… Benden bu kadar!…

Kaynak: OKYANUS ÖTESİNDEN -1, 24 ŞUBAT 1998


Ahmed Hulûsi’nin bir “uyarı” olarak kabul edebileceğimiz şu sözlerini de sizinle paylaşmak istiyoruz:

-Dostlarım…

Kur`ân bizlere, bizden öncekilerin yaşadığı olayları, ibret olsun diye anlatmıştır..

Nesiyle ibret olsun diye?…

Onların yaşadıkları hâllerin, bizim için de söz konusu olabileceğini bildirme yollu ibret olsun diye… O tarihlerde, bu gibi olaylar cereyan etmiş bilfiil!.

GENELİYLE, bunları SEMBOL kabul edip, mecâzmış gibi yorumlamak yanlıştır!.. O bilfiil yaşanmış olan olaylarda, özellikle Nebîler ve Rasûller nasıl davranmış, bu çok önemlidir!… Çünkü, Rasûller, biz örnek olacak davranışlar için görevli kişilerdir!… Yani, bizim yapabileceklerimizi bize bildirmek için görevlidirler!.

Bu sebeple, olayları, öncelikle, bize ne tür davranmayı veya düşünmeyi öğretmek istiyor gözüyle değerlendirmemiz gerekir…”

Kaynak: OKYANUS ÖTESİNDEN -2, 3 NİSAN 1998

* * *

Ayrıca buradaki linkten Ahmed Hulûsi’nin “OKYANUS ÖTESİNDEN -2” adlı eserindeki İbrahim Aleyhisselâm’ın Nemrud tarafından ateşe atılması konusunu metaforik (sembolik) olarak irdelenmesini -okumadıysanız- okuyabilirsiniz.


Değerli Okur,

Metaforlar (Sembolik anlatımlar) konusunu açarak önemini anlatmaya çalıştık..

Yukarıda okuduklarınıza ekler yaparak daha da vaktinizi almak istemeyiz.

Gerek Kur’an’ı Kerim, gerekse hadisi şeriflerde ve Hakikat ehlinin eserlerinde metafor (sembol) olarak tanımlayabileceklerimize nasıl farklı okumalar yapabiliriz?

Örtülü anlatımların içeriğini elbette biz ölümlülerin bilmesine imkan yok, biz “gerçeğini okuduk” diye ortaya fırlayamayız..

Bunları bir “zarf” olarak kabul ederek; içinde ne yazıyor diye düşünerek, yorumlayarak cevaplar arayabilir miyiz?

Sığ gündeme boğulmak yerine gelin hep beraber okyanusun derinine inelim.. “Yüzeydeki” yerine, derindekine bakalım…

Bunları düşünerek beynimize atabileceğimiz yeni “format”ın, yaşamımız üzerindeki tetikleyici etkileri de olmayacak mı? Elbette olacak..

Tek tip düşünce ile formatlanmış beyinlerimize yeni “format” atamaz mıyız?

Sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri çözmeye çalışamaz mıyız?

Cevabınız “EVET” ise;

Geçmişte “sembollerle” işaret edilen yaşananları “deşifre” etmeye çalışmalıyız..

Birbirimizle tartışıp, bu konulara açıklık getirmeliyiz.. Diye düşünüyoruz..

O nedenle, eldeki “kıymetli” olduğunu varsaydığınız bilgileri burada paylaşalım..

Bunlar kendi öz çalışmalarınız da olabilir.. Hatta bu konuda yazı/makale de hazırlayıp Yorumsuz Blog’da yayınlayabilirsiniz de..

Ama…

Bu çalışmaların;

Üzerinde detaylı bir şekilde düşünülmüş, bilimler-disiplinler arası dayanakları olan ve analiz-sentez metodları kullanılarak hazırlanmış çalışmalar olmalıdır, diye düşünüyoruz.

ARAŞTIRMADAN ve düşünmeden yazıp çizmenin sorumlulukla ve ilimseverlikle alâkası olmadığını düşünerek titiz bir ARAŞTIRMACI olmanızı rica ediyoruz.

Burada Ahmed Hulûsi’nin uyarısını bir kere tekrarlamak zorundayız:

Bu çok önemli…

Geçmişteki “sembollerin” hayâlinizde oluşturduğu senaryo ve rolleri, bugün bulmaya çalışmayın!…

Bugün mevcut olanların, geçmişte hangi “sembollerle” işaret edilmiş olduğunu anlamaya çalışın…

Bu mesajı aldığımızdan emin olmalıyız, diye düşünüyoruz..

Şunu da unutmamalıyız ki, burada yayınlanacaklar “sembolik-metaforik” anlatımlara cevap arama, irdeleme, araştırma çalışmaları olacaktır. Onlara bu açıdan bakmalı ve yazılanları saygı ile karşılamalayız. Gerektiğinde ilimseverliğimize yakışacak tarzda yorumlarımızla cevap verebilmeliyiz ama kimseyi aşağılamadan, küçümsemeden..

Ve..

Bu çalışmaların aynı zamanda hiç kimse için kayıtlayıcı ve inanmaya zorlayıcı niteliklere sahip olmadığını da peşinen kabul etmeliyiz, diye düşünüyoruz.

Değerli Okur,

Yukarıda okuduklarınız size bir proje önerimizdir; sizin de bu proje taslağımız hakkında eklemek istedikleriniz ya da eleştirileriniz varsa, öğrenmek isteriz.

Bu yolda, içinizden çok büyük paylaşımları-katkıları olacağına inandığımız kardeşlerimizin olduğuna inanıyoruz biz.. Bu nedenle de onların katkılarınızı bekliyoruz..:)

Sürçü lisan ettiysek affola!.. Selam ve sevgilerimizle..

Yorumsuz Blog


[*] Joseph Campbell, 1904’te New York’ta doğdu. Çocukluğunda Kızılderililere duyduğu ilgi onu, dünyanın değişik çağlarına ait mitlerin karşılaştırmalı bilimine götürdü. 1925 ve 1927’de Columbia Üniversitesi’nde BA ve MA dereceleri aldı. Beş yıl Paris ve Münih’te Ortaçağ Fransızca’sı ve Sanskritçe üstüne çalıştı. Kaliforniya’da John Steinbeck ve Ed Ricketts’le Canterbury School’da ve 1934’ten itibaren 38 yıl Sarah Lawrence Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Birçok yayımlanmış yapıtı bulunan Campbell 1987 Kasım’ında öldüğünde Historical Atlas of World Mythology adlı dizinin ikinci cildi için Honolulu’da çalışıyordu. Campbell’in Başlıca Eserleri:

– Myths to Live By
– The Portable Arabian Nights
– The Flight of the Wild Gender
– The Mask of God (Tanrının Maskeleri):
– Batı Mitolojisi (…. Kitabevi Yayınları, 1992, 1995, 2003)
– İlkel Mitoloji (…. Kitabevi Yayınları, 1993, 1995, 2006)
– Doğu Mitolojisi (…. Kitabevi Yayınları, 1993, 1998, 2003)
– Yaratıcı Mitoloji (…. Kitabevi Yayınları, 1994, 2003)
– Kahramanın Sonsuz Yolculuğu (…., 2000)

Reklamlar

3 Responses to “Sembollerin Deşifresi”


  1. 1 ruhum latife 16 Mayıs 2008, 12:34

    Selamlar..

    Bu benim en sevdiğim konudur.. İlgi duyanlar için Herodot Tarihi’nden başlamalarını önerebilirim.. Çok seneler evvel okumuştum, şimdiki aklımla tekrar okumam gerektiğini biliyorum tabii..
    Herodot’ u okursanız bugün tüm dünyada dinler adına yapılan ritüellerin hemen çoğunun, en eski çağlardan beri yapıldığını öğreneceksiniz.. Bugün şiilerin, bazı Hintlilerin ve bazı uzakdoğu kavimlerinin yaptığı zincirle sırta vurma adeti o zaman da var mesela.
    En güzel sembol-mecaz öğrenme yolu; Kur’an ve Allah bilgisini öğrenebilmek için niyet edilip, belgesel izlenerek uygulanabilir diye düşünmekteyim acizane.. Görerek karşılaştırmalı ve kalıcı öğrenilebiliyor..
    Bir de niyet edilerek bu işi Yaratandan cevap talep edilebilir ki, muhakkak O kulunu cevapsız bırakmaz..

    Mesela tıp sembolü ASA ve dolanmış 2 YILAN, asanın başındaki KASEye zehirlerini akıtırlar.. Bu muhteşem bir semboldür.
    Asa sırati mustakim olan insanı kamildir.. BE sırrıdır..
    İki yılan DNA sarmalıdır genetik yapısı huyları ve 2 denizidir.. RAHMAN ve RAHİM’dir.. Bu iki denizin zehirleri ehlinin elinde panzehirdir de aynı zamanda.. Kasedeki su kevserdir.. kesintisiz ilim -ölümsüzlük iksiridir… Ve tabii BismillahirRahmanirRahimdir..
    Ben kendi ilgimle ve gözlemlerimle hangi sembole bakarsam bakayım Besmeleyi görüyorum..
    ve her sembol benim için sadece şu anlamı taşıyor artık: CemAli=MuhammedAli
    * * *

    Ve güvenlik kodum: sevmekk çıktı..
    Besmelenin esasının: Aynı Nefesten olan ana-baba ve evladının sevgiden doğan birlikteliğini anlatmasıdır diye de düşünmektekteyim.. Hatalar bizden hataları gizlemek Settar olan Allah’tandır….:)

    Sevgiler…..

  2. 2 ışık 16 Mayıs 2008, 9:41

    Sembol dilini ne zamandır çok merak ediyorum ve bu dili çözenleri hayranlıkla izliyorum. Sembol dilini öğrenmek istiyor, lakin nereden başlamam gerektiğini bir türlü bilemiyordum. Bilenler bilgilerini açsınlar, paylaşsınlar.

  3. 3 edeniz 25 Mayıs 2008, 5:26

    Merhabalar Değerli Okur-Yazarlar

    Bir süredir yazıları takip edemiyorum tam olarak ama eve döndüm (Elhamdülillah) ve “Sembollerin Deşifresi” konusunda yardıma ihtiyacım var!!

    Yani herşey mi geçmişte yaşanan başka bir şeye işaret? İnsanlar, olaylar, ruyalar, vs. vs. yoksa belli kriterler var mı?

    Bana birkaç örnek verebilmeniz mümkün mü? Bir yorumuma bir okuryazar ”geçmiş, olmuş bitmiş kader olmuştur” demişti, belki onlarla ilgili yapabileceğim birşey yok ama en azından yaşarken karşıma çıkan işaretleri değerlendirebilmeyi çok isterim yol gösterirseniz!!

    Saygılarımla
    Hoşçakalın


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: