Niye Bizi Okuyacaksınız ki?

HENÜZ 6 YAŞIMIZDAYIZ! NİYE BİZİ OKUYACAKSINIZ Kİ?

Biz daha çok çalışıyoruz; çünkü henüz 6. yılımızdayız..

Bizi birkaç kere okudunuz diye sizi “çantada keklik” okurumuz gibi göremeyiz..

Güvenliğinizle ilgili hiçbir soru işaretiniz olsun istemeyiz.
Bu nedenle editörlerimiz ortalama 20 yıl tecrübelidir.

Yazılarımız “yepyeni”, yorumlar gıcır gıcır “yeni”dir.
Hem 6 yaşında hem de sanki “birinciymiş havalarında”, “eski püskü” yazılarla avutacaksın okurlarını; aklımız almaz bunu.

Hep daha güncel olmak zorundayız.
Çünkü sizin vaktinizi alma riskini göze alamayız.

Yenilik”leri ilk bizimle yaşamanız için çok çalışırız; çünkü biz henüz 6. yaşımızdayız.

Mesala; okur yorumları sayesinde sizi daha da bilgilendirecek “teknoloji” bizde var;
Yorum formlarımızı, yorumlarınızla değerlendirerek; Yorumsuz Blog’u daha da değerli kılabilirsiniz.
Yanlış öğretildiği için ya da hayal gücünüzün bir oyunuyla ya da başka nedenlerle “yıllarca yanlış bildiklerinizi fark ettiğiniz oldu mu?.. O halde paylaşabilirsiniz yorumcu okurlarımızla.

Editörlerimiz haftada 7 gün 18 saat sizinle ve yorumlarınızla ilgilenirler. Sizin memnuniyetinizi yerinde görmek, sizin için daha neler yapabiliriz konusunu yakından irdelemek, önerilerinizi öğrenmek için…

Tüm bu “yeni”likleri ve kolaylıkları size bir
6 Yaşındaki Yorumsuz Blog‘un sunuyor olması çok tuhaf değil mi?..

Yorumsuz Blog
http://yorumsuzblog.adrese.com

Reklamlar

28 Responses to “Niye Bizi Okuyacaksınız ki?”


  1. 1 fatihaa 9 Mayıs 2008, 12:11

    Güvenlik kodu fatiha çıktı…:) size ve kendimize fatiha okuyoruz..
    çok zamane bir tanıtım reklamı olmuş.. ama hoş olmuş.. insan eğlenerek ve kendisi de oyuna katılarak öğrenirse kalıcı olur.. burası eski zamanların felsefe okullarına benziyor ve ben o yüzden çok seviyorum… her isteyen istediğini özgürce söyleyebiliyor.. cem olmak için en güzel yöntem bu… sohbet halkası daima işliyor yanii..
    sevgiler..

  2. 2 dattt...Dataaa...data 9 Mayıs 2008, 2:26

    İlk araba kornası sesi gibi oldu değil mi hep öyle oluyor, o yüzden “dat dat dat” diye diye, oh be dataaa… Tabii dataaa önce şaşkınlık ifadesi gibi oluyor aaa bu çoğaltmaya da bir son verebilirsem tek A yapabilirsem İŞTE SANA DATA.

  3. 3 edeniz 9 Mayıs 2008, 3:33

    Nice yıllara nice yaşlara inşallah Değerli YorumsuzBlog ekibi ve de Çok değerli OkurYazarlar..

    Şu ana kadar yazan ve gelecekte de fikirleriyle bizlere ışık olacak tüm dostlar

    Gönlünüze sağlık Allah Razı Olsun.

  4. 4 uzaklardan bir gizem 9 Mayıs 2008, 4:01

    B.

    Ellerinize saglik… Ozellikle bizim gibi, ta uzaklarda olup da iki kelam “Sevgilisi” hakkinda konusamayanlar, konusacak bir ortak bulamayanlar icin ne kiymetli bilseniz yaptiklariniz.

    Nacizane tek diyecegim, belki yazarlarin yazilarinda editorler daha mi cok yazim kurallarina dikkat etseler? Ozellikle -de, -ki gibi eklerde uyumsuzluk oldugunda uzuluyorum, elimde degil.

    […]

    Tekrar sonsuz tesekkur ve selamla… Nice yillara…

  5. 5 özde 9 Mayıs 2008, 4:33

    Sevgili Çocuk (YorumsuzBlog)

    – Ne haylaz şeysin sen !…
    Geçenlerde çok yakın bir dostum senden şöyle şikayet ediyordu;

    “ – ..bu sitede, ancak Üstad A.H’nin söylemleri dışında hiçbir yorum yapılmaz YASAHLANIRMIŞ.. Üstadın çizgisinde, insanlar, yazar-çirmiş bu köşeden, yoksa vay hallerine… Burası sanki O’nun yayın organı (kardeş sitesi) ya da hopörleri falanmış vs…”

    “ – Bak dostum, eğri büğrü oturalım AMA doğru konuşalım; bu söylediklerin küllüm Üstadın nefret ettiği şeyler… asla böyle bir şey olması mevzubahis değil.. ki, bu platformdaki herkes bunu bilir.. ya da haddini bilir…

    – Bu platform ile üstad A.H.’yi kayıt altına almak ya da göstermeye çalışmak çok yanlış bir davranış olur… O Allah Resulünün günümüze tuttuğu bir ışık.. Ne mutlu değerlendirebilenlere… Üstadın insanlığa, bizlere olan katkılarına ne kadar teşekkür etsek azdır… O’nu buradan hiçbir şekilde incitmemek gerek.. O bitmez tükenmez.. bir define..

    – Burası gönül dostları suyu ile filizlenen bir çiçek bahçesi; sel sebil hizmet verilir burada;

    Yemesi, içmesi bedava !..
    Okuması, yazması bedava!..
    Bedava dostlar, bedava !..
    Ne alırsan al bedava!..
    Çiçekler bedava, güller bedava…

    – Geçenlerde bir yorumun makaslanmış diye biraz üzülmüştüm AMA bir heyecanla yazdıklarım, birilerini çok üzebilir, incitebilirdi, “-iyi ki, o makaslanan bölüm (…) olarak ifade edilmiş..” diye birkaç gün sonra öyle sevindim ki anlatamam…

    Haylaz çocuk (YorumsuzBlog) ara sıra, siler, karalar, böyle şeyler hep yapar.. AMA böyle şeyler yapmasa, inanın ki bu forum, Arapsaçına döner.. Çocuk hiç büyümez hep çocuk kalır..

    6 yıldır bu formu güncel tutarak büyük emek harcayan; kurucu ekibine, yazarından çizerine, yorumcusundan, okuyucusuna, Allah’tan sonsuz şükran ve muvaffakiyetler diliyorum..

    Sevgi ve saygılarımla..

  6. 6 edeniz 9 Mayıs 2008, 4:55

    Merhabalar, herkese tekrar tekrar teşekkür ederim;

    Lütfen bana TEBBET suresini açar mısınız biraz. B-Mealini de okudum ama derununda başka birşey varmışcasına takıldım kaldım. Namaz sırasında okurken dahi; bu anlam yetersizmiş gibi geliyor naçizane..

    Şimdiden teşekkürler

  7. 7 mustafa öz 9 Mayıs 2008, 5:47

    Öncelikle emeği geçen herkese teşekkürler. Bu site çok yoğun iş ortamından sıyrıldığım zamanlarda benim bilinç limanım, burası her zaman dipdiri ve taptaze dalgalanan bir fikir okyanusu, YAŞAMAK ÖĞRENMEKTİR; öğreten herkese teşekkürler. Zira kula teşekkür etmeyen Allah’a şükür etmez

  8. 8 KGökdoğan 9 Mayıs 2008, 7:23

    İlkokul sınıflarından hatırlarız, her sınıfın duvarında bir “zaman çizelge tablosu” vardır. Karanlık çağ’dan başlar ve son çağa kadar bölüm bölüm gösterir. Her çağdaki tarihi dönüm noktalarını da gösterir… Yazının icadı, İsa’nın Doğumu, İstanbul’un Fethi, Amerika’nın keşfi, Fransız İhtilâli ve diğer önemli olaylar.

    Sınıflarda asılı değildir ama bir de insanın kültür tarihinde “düşünce zaman çizelgesi” vardır. Bu çizelgede Hz. Âdem, Hz. Mûsâ, Hz. İsâ, Hz. Muhammed gibi (tüm Resullere ve Nebîlere selam olsun) Allah sistemini OKUMUŞ ve okuduklarını zamanın idrakine sunarak insanlığın düşünce dönüm noktalarını oluşturmuş insanlar vardır…

    Resullerin ve Nebîlerin OKUDUĞU sistemi fıtrî (yaratılış) yetenekleriyle ve “artı” kendi gayretleriyle mükemmel olarak kavrayan ve yine zamanlarının idrakine sunan “VELÎLER” ordusu vardır.
    1950’li yıllardan sonra doğanlar Hz. Âdem noktası ile başlayıp “Uzay Çağı”na kadar gelen süreç içindeki “Din, Sûfizm, Mistisizm ve Felsefe” çizgisinden tamamen kopmuşlardır. Uzay Çağı’nın teorik ve deneysel bilimlerinin getirdiği “şüphe felsefesi” ile eski dünyanın “teslimiyetçi felsefesi” arasında bir bağ oluşturamamışlardır…

    1900 ve 1950 yılları arasında elbette iki çağı birbirine bağlayan “Velîler ve Mütefekkirler” de vardır. Fakat maddeyi, enerjiyi ve evreni yorumlayan çağdaş bilim anlayışı ile “Din, Sûfizm, Mistisizm ve Felsefe” arasındaki bağın yeniden kurulması için… “gökten inmiş hazır bilgi sunucusu” olmayan bir beyine de “ihtiyaç” vardı. Sisteminde “eksik ve fazla” olmayan Allah öyle bir beyini de “tam zamanında” yarattı.
    Ve “O Beyin” ile “aynı zaman diliminde” yaşama şansına ulaştık. Kendi gerçeğini tanımak için yaratılmış insanlar “O Beyinin Okyanusundan Yansıyan Bilgi” ile “iki ayrı düşünce çağını” birbirine bağlama imkânı buldu..

    Yorumsuz Blog kendi gerçeğini arayan insanların uğradığı bir “OKUMA ve YAZMA” platformudur.
    Yorumsuz Blog yapıcı ve geliştirici eleştirilerin… yapıcı ve geliştirici fikirlere katılımın ve değerlendirmenin platformudur.
    Elbette ki bu platformda “İki Ayrı Düşünce Çağını” birbirine bağlayan “Bilge”nin düşüncelerinden yararlanmak ve kendi yolumuzu yeniden çizmek tarzında yazılar ve yorumlar oluşacaktır..

    Özde’nin “öz” açıklamalarına katılıyorum ve “Yorumsuz Blog”a uğrama şansına sahip olanlardan olarak sevinç duyuyorum.

    Yorumsuz Blog’un OKURLARINA, SİTENİN MİMARINA/MİMARLARINA VE YAZARLARINA yöneltilen her tür negatif eleştiri de “ÖDÜLÜMÜZÜN BİR YÜZÜ” olsa gerektir diye düşünüyorum.
    Nice yıllara ve nice çağlara…

  9. 9 sıfır 9 Mayıs 2008, 9:25

    Dilediğini meydana çıkaran, dostlarına sonsuz lutuflarla ikram eden, sevdiklerine ilim irfanı bağışlayan, istediğini ilim irfan noktalarına yönlendiren rabbime sonsuz şükranlar… Hu, ya Hu

  10. 10 emelime. 9 Mayıs 2008, 9:55

    1. Tebbet yeda ebiy lehebin ve tebbe; Ebu Leheb’in iki eli kesilsin/ (Ebu Leheb) helak olsun… Ve helak oldu da.
    **

    NOT: Sağından olanı bile(bilinen iyi yönlerini, Allah’a bağlayamazken, geleneklere uymuş iken, kendinden sanırken) iyi üretimde değerlendiremezken, sırf inandıkların sürsün isterken böylesi bir dik kafalılıkta olduğunun farkında olamazken, kendince haklı sebeplerine mazeret aramaya düşkünlüğünden iki elinide, imana gidecek görünmeyene olan ilmi yönünü de(emin olanın hep emin olacağı basireti) kapattığın için helak olsun denildi sana. Üretimleri bitmiş, aynı düzeni sürdürmek isteyen nasıl feraha çıkabilir elleri kesilmeden.

    2-) Ma ağna’anhü malühu ve ma keseb;
    Ne malı ve ne kazandığı ondan bir şeyi önlemedi (ona fayda vermedi).
    ***

    NOT: Sana sembol olarak sunulan tüm kazanım gördüklerini, kendin için harcamayı bildiğinden, verici olamadığından, kalbinin kaskatı oluşundan sana fayda ulaşmadı. Kendini bilebilseydin, semboller hakikata gitmek için işarettir-i anlardın ve sadece bu dünyayı belleyip ötesini düşünmemezlik etmezdin. Burada bile iyi sanıp biriktirdiklerin hakikat yanında sönük, bitik, faydasız kalırken (hakikatla bir olma gayen olmadığı için, hakikate ihtiyaç duymadığın için) ahiretini düşünmemen seni imansız yaptı, oysa ki karşı çıktığın emin olan, seni hep ilimle karşıladı, bazen cemal bazen celal. Sen sana yakin bulmadiğin her gelişi inkarla, gidişi de öfke ile karşıladın. Uyum ve ileri görme anlayışı yoksa kazanım ne işe yarar.

    3-) Seyasla naren zate leheb;
    Alevli bir ateşe maruz kalacaktır (o).
    ***

    NOT: Kimsenin seni yakacağından değil; artık kimseye faydasız görmen kendini, senden yâr olamıyacağını anlaman seni ateşe maruz bıraktı ve kalktığın koltuğa tekrar dönemiyeceğini anlaman ateşe maruzluğunu açıkladı. Çünkü yâr, canan olamamak(Allah sistemine), ölmeyi hiç öğrenemeyeceğin bir yol demekti, varlığın yok olmayacağını anladığın başka bir anlatım yolu. Ateşler arınmak içindir, sen kendine vehimsel kişilik verdiğin sürece nasıl arınma gerçeleşebilirdi ki. Daha önce yoktun, onun varlığıyla kendini var hissetmiştin oysa, hatırlamadın bu ilk başlangıcı, senden sana DİY(Y)E sığınamadın, vehimsel düşünceler de sardı etrafını çıkış bulamadın, ateşe maruz kaldın.

    4-) Vemraetüh* hammaletel hatab;
    Ve onun karısı da (o alevli ateşe maruz kalacaktır)… Odun hamalı olarak.
    ***

    NOT: Gördüğün tüm eksiklikler, kusurlar sana eş oldu, ürettiğin her vehimsel olumsuz, uyumsuz düşünce de sana odun hamalı olarak eşlik etti.. Sen ürettiklerini yönetemezsen, ürettiklerin seni yönetir olarak. Meyva veremeyen ağaç, gölgelik olarak işe yarayabilirdi. Odun olmasına sıra hemen gelmez, ancak iki eli kesilmişse, yeşilliği, dalı kalmamışsa odun olması farz olur.

    5-) Fiy ciydiha hablün min mesed;
    Boynunda hurma lifinden bir ip olduğu halde (bitmeyen azab).
    ***

    NOT: Bağlı olduğun her düşünce, sana bağımlılıktan kurtulmanı sağlayacak her ilim, senden yana uyum bulup seninle birleşemezlerse, sana azap veren olarak görünür. Vücuda getiremediğin her ilim, “data”dan beslenemeyen her girişim, zararsız olarak yanında duran tüm güzellikler gibidir, Allah için kullanamadığında tüm zararsızlıklarına rağmen sana azap verir. Gerçeği bilip kullanamaman EN BÜYÜK BİTMEZ AZAPTIR.

  11. 11 Dilek Yaraş 9 Mayıs 2008, 11:25

    Yorumsuz Blog ekibini tüm kalbimle kutluyorum. Nice nice 6 yıllara, gelişerek, geliştirerek, çoğalarak, çoğaltarak… Sevgiler

  12. 12 özde 10 Mayıs 2008, 12:52

    Sevgili edeniz demişsin ki;

    “-Lütfen bana TEBBET suresini açar mısınız biraz. B-Mealini de okudum ama derununda başka birşey varmışcasına takıldım kaldım. Namaz sırasında okurken dahi; bu anlam yetersizmiş gibi geliyor naçizane..”

    Sevgili emelime. Çok güzel bir yorum yapmışsınız, paylaşımınızdan dolayı canı gönülden teşekkürler dostum…

    Yıllar önceydi (1968-70) ortaokul sıralarında öğrenci iken, bir öğretmenimiz ; “-Kur’an-ın mealini inceledim; “TEBBET” suresi ile, neden, gelmiş geçmiş insanlara beddua edelim ki…” demiş, konuyu insani yaklaşım açısından bilincinde oturtamamanın sıkıntısını bizlerle paylaştığını, dün gibi hatırlıyorum…

    Suiistimal edilen bir konu… Kur’an kendi dilinden, bu suiistimalcilere cevabını veririyor..

    Sevgili dostum, konuya kelimeler ve şahıslar açısından değil de ihtiva ettiği kavramlar açısından, daha geniş bir perspektifle yaklaşmanı tavsiye ederim..

    Allah resulu’nun davetini her devirde engelleyen, negatif güçler ve yardımcıları olmuştur… Onların elleri (her türlü kazanımları ve hedefleri) boş kalmıştır.. çünkü yaptıklarının sonucu olarak; “- Size bir uyarıcı gelmedi mi ?..” hitabını özlerinden işittikleri boyutta, Allah resulu’nu değerlendiremedikleri için, pişmanlık ateşleri çok büyük olacaktır…

    Kendi içimizdeki ve dışımızdaki; negatif güçlerin (insan ve cin, şeytanlar) yok olması için bir temenni.. bir dilek bu sure.. ya da “-yarabbi bu negatif güçler (-), harap olsun (-)” diyorsun, bu gerçekleşince de sonuç pozitif (+) bir ortam oluyor.. Acizane, karınca kararınca konuyu bu şekilde anlıyorum…

    Bu surenin derununda neler var, tabi ki Allah dostları bilir… sevgili dostum…

    Bizden tavsiye , http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/mustafa/ Bu linkte Üstad Ahmed Hulûsi’nin “Muhammed Mustafa” adlı eserinin 1. cildindeki “Safâ Tepesinden Hitap” ve Ebu Leheb’in Karısının Karşısında Duran Efendimiz’i Görememesi” konu başlığı altındaki bilgiler, araştırmanız hakkında yeni ufuklar açar inşallah..

    Sevgi ve saygılarımla…
    Güvenlik kodu: arabii

  13. 13 nazan öztürk 10 Mayıs 2008, 1:29

    TEŞEKKÜRLER…..

    Nice farkındalık oluşturma hizmeti ile dolu yıllara.

    En sevdiğim özelliğiniz sizin de belirttiğiniz gibi GÜNCEL olmanız. Bu sizi birçok siteden ayıran temel özelliklerinizden biri. Tabi bunu özveri ile çalışan editörlerinize borçluyuz.

    İyi ki varsın Yorumsuz Blog SENİ SEVİYORUZ……

  14. 14 edeniz 10 Mayıs 2008, 9:12

    Öncelikle çok çok teşekkür ediyorum.. Değerli Dostlar, sizlere dost diyebilmek ne büyük lutufdur bana, bunu yaşamayan bilemez.. Çok duygulandım, onun da ötesinde; bilmekten mi bilmemekten mi, bulmaktan mı bulmamaktan mı, bunu farketmekten acizim ama YANIYORUM ki, öyle bir yangın ki okuYORUM okuYORUM sönmüyor.

    M. İbni Arabiden, Mevlanaya, Gazaliden, Bediüzzamana, Değerli A. HULUSİ’den suzfizmveinsan daki yazılara(tasavvuf; fizik; edebiyat) ne varsa..

    Ama nafile yanıyorum ElhamdülillahiRabbilAlemi(y)n, bunlar isyan değil asla ki okuyacak, araştıracak takatim var.. devam da edeceğim Allah’ın izniyle ama hani bardaklarca su içersiniz içersiniz kanmazsınız ya hiç içmemişsiniz gibi öyleyim, desem az kalır…
    Bu sitede sizler de olmasa ne yapacağım bilemiyorum Allah razı olsun idrakımızı kolaylaştırsın Hakikatı..

    Hoşçakalın

  15. 15 Gülümser Toygar 10 Mayıs 2008, 9:50

    İyi ki Varsınız, Doğum Gününüz Kutlu Olsun. Nice 6. yıllara… Yayınladığınız yazılarınızda bazen netleşdiremediklerimi, anlayamadıklarımı siz sevgili Yorumsuz Blog paylaşımcılarının yorumları ile daha bir anlaşılabilir olarak netleştirip algılayabiliyorum. Anlayabilmek, OKUyabilmek sizlerle öğrendim bunları ben…

    KARŞILIKSIZ SUNULAN NE BÜYÜK HİZMETTİR, NE BÜYÜK İNSANLIK SEVGİSİDİR BU!.. Her sabah işimin başına geldiğimde maillerimi kontrol ederken, bugünkü paylaşım yazısının konusu nedir acaba heyecanıyla enerjim, yüreğim kıpır kıpır. Yaşam kalitem arttı sizlerle…

    Teşekkürler…
    Selam ve Sevgiler üzerinize olsun…

  16. 16 edeniz 10 Mayıs 2008, 3:22

    HAC konusunda yardımınıza ihtiyacım var Değerli Dostlar.

    Bugün babamla yürürken baba ben Hacc’a yaşlıyken gidilmesini anlamıyorum; mantalite şu mu? Yani yaşlanana kadar günahları işleyeyim işleyeyim sonra Hacc’A gideyim oradan da tabiri caizse hooop cennete:/ ben, dedim; annem ve senle şimdilerde gitmeyi çok istiyorum ama..

    Babam da, kızım umre uygun, bu yaz annenle seni göndereyim dedi:) çok sevindim ama Hacc olur mu? Hacc tam olarak orada bulunmak mı; belli süresi var mı; orada kurban kesmek şart mı?

    Şimdiden çok teşekkürler

    Selam ve Sevgi ile Hoşçakalın

    (Ayrıca babamın bana aktardığı bilgiye göre genellikle yaşlı kesim Türkiye’den gidiyormuş!!! Diğer ülkelerden daha genç kesimler çoğunluktaymış..)

  17. 17 Damla 10 Mayıs 2008, 5:45

    Yorumsuz Blog, bazen senin yuzunden islerimi aksatiyorum. Cok zamanimi aliyorsun. Hafta ici biteremedigim projelerle ugrasmak icin su cumartesi sabahi bilgisarayimin basina gecmek zorunda kaldim. Yine sana ugramadan edemedim. Yorumsuz Blog yakinda isten atilirsam, bana da sitende uygun bir yer verirsen cok sevinirim. Sana yazamadigim bir cok yorum kaldi aklimin icinde, parmaklarimin tembelliginden yazamadim beni affet.

    Kapilari tiklayan, aralayan, iceri girip bizi davet eden; dugmeyi gosteren, isigi yakan tum dostlara sevgiler…

    Yorumsuz Blog’da emegi gecen, parmagi dokunan tum dostlara tesekkurler.

  18. 18 veysel 10 Mayıs 2008, 7:51

    Ben bugün öğle saat 12:30 gibi niyet ettim iki rekat namaz kıldım. Ama öncesinde neler olduğunu yazmak istiyorum:

    Odamı paylaşan iş arkadaşım benden yaşca büyük biri. Yemekten çıktıktan sonra odaya gelip yatağına uzandı, ben de dedim ya, tam o sırada namaza duracaktım. Vakit öğlen ama öğle namazına daha yarım saat var. NE NAMAZI KILIYORSUN ? diye sordu. Ben o an şükür namazı deyiverdim. Ama bu saattte olmaz ki, dedi. NEDEN? dedim. Ya belli vakitler var o vakitlerde şükür namazları kılınır sen bir HOCAya sor istersen, dedi. Ya abi içimden geldi, namaz kılıp ardından bi süre KUR’AN okumaktı niyetim. Ne diyeceğimi bilemedim ardından. Sustum ve niyetimi ŞÜKÜR yerine getirdim. Olup olmayacağını ALLAH bilir dedim…

    Siz 6, ben 28 belki 29 tam olarak bilmiyorum belki de 30 olmuşum, eskiler işte; pek hatırlamazlar çocukların yaşını, rastgele yazdırır geçerler.
    Neyi biliyorum? Ne öğrendim? Neleri kaçırdım bilemiyorum? Bildiğim öğrenebildiğim şeyleri hayatıma kazandırmaya çalışıyorum. İstiyorum, diliyorum ama bıkmadan usanmadan daha çok diliyorum, asırlarca süregelen ve bir türlü anlayamadığım ya da kavrayamadığım paramparça olmuş İNANCIMIZIN neden bu kadar örtüldüğü?
    Belki de kendi BABAMIZ, ATAMIZ sırf kendi menfaati için hiçe saymışçasına İNANCINI silerek cevap verememekte bize? Sen kendi yolunu çizmiş gidiyorsun, çünkü ona inanmışsın. O da öyle, öteki de. Milyar kere insan milyar kere İNANÇ olmuş..

    Sen hiç karmakarışıklığın içinde yaşadın mı hayatı? Raci oldun mu? Dışlandın mı? Aşağılandın mı? umursanmadın mı hiç? Sen ararken içindeki HAKIKATİ, kime giderim soruları yordu mu beynini?..

    Sen hiç ağladın mı hıçkıra hıçkıra OKUYAMADIĞINA? HİSSEDEMEDİĞİNE? BELKİ İMAN ETMİŞ TE İNANAMADIĞINA? YOKLUĞUNA AĞLADIN MI HİÇ ÇOCUK SEN?

    Her gece her sabah anlamaya çalıştın mı etrafında dönen onca olayı?
    Sen altı yaşında olgunluğunun KEMALİNE ermişsin? Ya ben, BEN KAÇINCI YAŞIMDA BİRR yaşımda olabileceğim?..

    Seni tanımak beni öyle mutlu etti ki. Senden önce yoktu hayatımda paylaştığım derdimi. OKUMAYA çalıştığım da yoktu. YALAN geliyorlardı hepsi. İNANAMIYORDUM kaçıyordum hep. Şimdilerde sana geliyorum elimden geldiğince birşeyler öğrenme hevesiyle..

    Her yanım aynı benim çocuk, kime baksam hep aynı, kimse kimseden farklı gelmedi bana. SÖZÜM şahıslarına değil (ÇÜNKÜ ÖĞRENDİM Kİ AHMED HULUSİ’DEN; “FAİLE DEĞİL, FİİLE..” DİYOR, ALLAH RAZI OLSUN ondan da, onun gibi PAYLAŞMAYI seven herkesten de.)
    Ama istiyorum ki baktığım HAK ile bürümüş olsun ruhunu..

    Eğer yanlış yazıyorsam AF ola. sana duygularımı ancak bu kadar anlatabiliyorum çocuk. İNŞALLAH bir gün ÇOCUK, birgün beraberce büyürüz de, sarabildiğimiz kadar dostu sarar, onlarla paylaşırız. İYİ Kİ VARSIN…

  19. 19 metinav 11 Mayıs 2008, 1:17

    Ben de kutlarım sizi bu verilen emeklerden dolayı. Ama bu sitenin doğrultusu belli bir düşünceye kişileri eriştirmek mi yoksa bir arkadaşın dediği gibi Ahmed HULUSİ’nin fikirlerini paylaşmak mıdır insanlara?
    Ben A.H.yi 1998 yılından beri okuyorum, gerçekten bilinçlere şuursal sıçrama yaptıran bir bilgiler ve bakış açısı deryası gibi. Ne mutluluk onunla tanışmak isterdim. Fakat onun çizgisi düşüncelerin yaşanması ile bu yönde kişilere yapabilecekleri anlatılarak korunup daha faydalı olunabilir diye düşünüyorum. Yoksa kozmik öğreti gibi havada kalır, beyinlerde hoş sohbetten öteye geçmez.
    FİKİR VE DÜŞÜNCE PAYLAŞIM OLANAKLARI DAHA CANLI ORTAMDA OLUP GELİŞİME KATKI ARTTIRILABİLİNİR. SEVGİYLE KALIN DİLEĞİYLE.

  20. 20 zeynep 11 Mayıs 2008, 2:46

    Sevgili edeniz;

    Muhterem kardeşimiz emelime‘nin 10.sıradaki muhteşem tebbet suresi anlayışına küçük bir katkı yapmak isterim;

    Bir kelime ile anlatmak gerekirse, surenin tüm insanlığa hitabı şudur; ÖFKELENME!..

    Kırmızı suratlı Ebu Leheb islami düşünüşte ÖFKE’nin sembolüdür. Öfkelenmenin insan beynine verdiği zarar üstad’ın anlatımlarıyla hepimizin malumudur. O halde bu sureyle verilmek istenen ana fikir neymiş tekrar edelim; ÖFKELENME!…

    (Sure hakkında küçük bir sır; karşınızda öfkeli biri varsa içinizden bu sureyi okuyun ve yüzüne üfleyin, öfkeden eser kalmadığını göreceksiniz. Deneyin…)

    – Yorumsuz çocuğun 6. yaşını (veysel kardeşimin bütün temennilerine katılarak) kutlarım.

    Sağlıcakla kalın…

  21. 21 Bahri 11 Mayıs 2008, 11:05

    Tebbet suresiyle ilgili yorumu okuyunca çok şaşırdım ve biraz da tereddütle yaklaştım. Sayısı küçümsenmeyecek kadar çok eser okudum, Ahmed Hulusi’nin eserleri de dahil olmak üzere, bu eserlerin hiç birinde Tebbet suresine böyle bir anlam yüklendiğine hiç rastlamadım.

    Kuran-ı Kerim’i bu şekilde yorumlayabilecek kişiler, ilmi Allah indinden alıyor olması gerekir.

    Gerçek alimlerden söz ediyorum. Bu yorumları dikkate almamız için, bize “bu ilim ve yorum Allah indindendir” garantisini verebilecek yorumcu var mı? Örneğin bu sitede yazan Ş. Yıldız isimli yazar açıkça şahit olduğu gerçeklerden söz ettiği garantisini veriyor.
    Bunun gibi bir garanti verebilecek olan var mı? Bunu gerçekten merak ediyorum, çünkü beynimi olur olmaz şeylerle değil, Allah indinden gelip gerçekten bir değeri olan ve doğruluğu şüphe götürmez bilgilerle doldurmak istiyorum.
    Bu sorunun cevabı benim için çok önemli.

  22. 22 özde 11 Mayıs 2008, 1:13

    ANNELER GÜNÜ..

    Ana başa taç imiş,
    Her derde ilaç imiş,
    Bir evlat pir olsa da,
    Anaya muhtaç imiş…

    ***

    Doğmayan doğurmayan; sermiş cennetini ayaklarının altına ANNE !..
    Bizleri doğuran, tüm annelerin bu güzel gününü tebrik ediyorum..

    ***

    Sevgili “Bahri “demiş ki;

    “…Bunun gibi bir garanti verebilecek olan var mı? Bunu gerçekten merak ediyorum, çünkü beynimi olur olmaz şeylerle değil, Allah indinden gelip gerçekten bir değeri olan ve doğruluğu şüphe götürmez bilgilerle doldurmak istiyorum.
    Bu sorunun cevabı benim için çok önemli.”

    Bak dostum, “Allah’ın veli kulları örtüsü altındadır..”
    Her birinin meşrebi, farklı farklıdır; kimi kendini açık eder, kimi etmez , kimini “yüzündeki secde izinden tanırsın”, kimini dilinden dökülen kelimelerinden !..

    ALLAH sana AKIL ikram etmiş; ayırt edici olarak, kalp vermiş hissedici olarak, örnek vermiş uyarıcı olarak..

    İlla ki her konuda bir tasdik edici, bir garantici ararsan; daha çok ararsın!..

    Tasdik edici senin imanın, tasdik edici senin vicdanın.. İster bunu bil, ister kendini kilitlemeye devam et.. “..şüphelerinizi atmadan, gerçeğe asla ulaşamazsınız..” diyor ehli dostum..

    Sevgili “Bahri” sakın sizi eleştiriYORUM anlamı çıkmasın.. Bu konudaki duruşumun bir ifadesidir.
    Yanlış bizden, doğrusu Allah’tan ..

    Sevgi ve saygılarımla..
    Güvenlik kodu: terapii

  23. 23 angorya 11 Mayıs 2008, 1:15

    Sevgili Bahri, hangisi Allah indindendir hangisi değildir? Bunu biz nasıl bilebiliriz, sen nasıl bilebilirsin, sözü söyleyen kendisi nasıl bilebilir?

    Birisi sözünün Allah indinden olduğunu garanti ederse ona inanmamız mı lazımdır ille de?

    Nereden bileceğiz o kişinin vehim dalgalarıyla gelen bilgilere Allah indindendir demediğini? Halisünasyon gören bir insanla gerçekten farklı boyutları ziyaret eden insanı nasıl ayırd edebileceğiz?

    Anlatmak istediğim, kimin sözü Allah indindendir, kimin değildir sorgulamasında bana göre bir tutarsızlık var… Beyhude bir uğraş. Allah herkese akıl fikir vermiş. Sonra bir de Kur’an var hizmete sunulmuş… Daha ne istiyoruz. Nice söz vardır; sahibi Allah indinden sanır ama vesveseden başka bir şey değildir. Nİce söz vardır, öylesine söylenmiş gibidir ama doğrudan kaynaktan geliyordur….

  24. 24 MUSA (v v i r ) 11 Mayıs 2008, 2:49

    ANNELER GÜNÜ..

    Ana başa taç imiş,
    Her derde ilaç imiş,
    Bir evlat pir olsa da,
    Anaya muhtaç imiş…
    ***

    Cezalandırıldığımı düşündüğümde, hayatın getiri ve götürülerinde, basiretim körelmese de okuyabilsem seni anne,
    güzelliklerde de uyumasam zor günlere hazırlığı okuyabilsem anne..
    Özde şefkat emanetini değerlendirebilsem AN(N)E.

    SAYGILARIMLA bu saygı ile oluşacak sevgilerimle.

  25. 25 mem 11 Mayıs 2008, 10:47

    Hz. Muhammed Hatemü-n Nebi, Son Nebi’dir diyor Kur’an-ı Kerim .. “Yani Ondan sonra gelenler Hz. Ebu Bekirden başlayıp tasavvufta Hatemül Veli denen Son Müceddid olan Mehdiye kadar hiç kimse çıkıpta, Ben Din adına Allah adına konuşuyorum bu söylediklerim İndallah’tandır” demezlerdir bunun açılımı. Çünkü İnsanlara kabirde resulun veya velin, mürşidin kimdir değil; nebin kimdir diye sorulacak, İnsanlar genel manada sadece Nebiye karşı sorumludur. Nübüvvet kanalından gelen bilgilere iman edip gereğini yaşamak durumundadır, ölüm ötesi tehlikelerden asgari ölçüde korunabilmek için..
    Velayet veya Onun üst boyutu olan Risalet kanalından gelen Allahın Tekliğini, varlığın hakikatini ve boyutlarını açıklayan Maarif-i B’illah denen İlmullahı, herkesin anlaması idrak etmesi beklenemez.
    “Batın” kalır insanların çoğuna, yüksek dereceli feth ehli zevatın ilmi, elbette Özden yani Kaynaktandır!.. Ama bu açıklanmaz genelde ve Mü’minlerin ferasetine ve basiretine bırakılır!…

  26. 26 Bahri 12 Mayıs 2008, 5:50

    Haklısınız, bu hissediştir, ancak bu şekilde bilinebilir. Fakat ayet veya sureleri yorumlarken, ayetin nasıl indiği çok önemlidir. Eğer sembolleri çözüp, ayetleri kendimizde bulmak istiyorsak, önce bunu çok iyi bilmeliyiz ve göz önüne almalıyız. Beni tereddütte bırakan nokta bu nokta oldu. Yapılan yorumlarda Ebu Leheb’in kişiliği, kimliği, neler yaptığı, amacı, karısının kimliği, kişiliği ve neler yaptığı göz önüne alınmamış, ayetlerin bizde işaret ettiği noktalar üzerinde durulmamıştı. Bana sanki daha afaki bir işaret var gibi geldi. O sebeple sordum, Allah indinden bir ilim midir, kişisel bir yorum mudur? diye.

    Ebu Leheb, yüzyıllarca Kabe’nin ve Zemzem kuyularının korumasını üstlenmiş Haşimi soyundan gelen Kureyşli saygın bir ailenin ferdi (Abdulmuttalib’in oğullarından) ve Hz. Muhammed’in de amcası.. Ancak babası ile Ebu Talib aynı anneden olmasına karşılık, Ebu Leheb farklı anneden doğma.. Ebu Leheb ile Abdullah’ın babaları bir anneleri ayrı kardeşler.. O devirde Kureyşliler ticaret (köle ticareti de buna dahil) ve spekülasyondan (bugünkü borsa benzeri) para kazanıyorlar. Ebu Lehep Mekke’nin varlıklı eşrafındandır. Kabe’ye hac için gelenlerden iyi kazanç sağlamaktadır. Kabe’nin koruyucusu olan bir ailenin ferdi olmak da Kureyş içinde saygınlık ifade eden bir ayrıcalıktır. Bu açıdan Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği din ve anlayıştan çıkarları çok zarar göreceği için, yeğeninin en azılı düşmanı kesilir.
    Ebu Leheb’in karısı ise, Mekke eşrafının en saygınlarından ve Hz. Muhammed’i her açıdan çok kıskanan Ebu Süfyan’ın kızı Ümmü Cemil. O da babasından miras bir anlayışla Hz. Muhammed (s.a.v.)’e karşı nefret besliyor. O’nun geçeceği yollara diken serpecek kadar büyük bir nefret.. Kocasını yeğenine karşı kışkırtan ve dolduran fitne fesat bir kadın. Tebbet suresinin iniş ise şu olay sebebi ile gerçekleşir:

    Hz. Muhammed (s.a.v) Allah’tan Cebrail vasıtasıyla aldığı bir emirle tebliğini (Tevhid anlayışını) açıkça halka duyurmakla görevlendirilir. Bu güç görevi yerine getirmek için Sefa tepesine herkesi toplar ve vaaz etmeye başlar. Mekkeliler çok şaşkındır, ama sessizdir. Bu vaaz boyunca sadece amcası Ebu Leheb tarafından sözlü ve fiilen taciz edilir. “Kahrolasıca (tebben lek)! Bizi bunun için mi topladın?!” diyerek hakaret edip, yerden aldığı çakıl taşlarını O’na fırlatmıştır. İşte bu esnada Tebbet suresi inzal olmuştur. Daha sonraları müslümanların en azılı düşmanı Ebu Leheb olmuştur. Müslümanlara yapılan eziyetlerin, işkencelerin en başlıca aktörlerinden biridir Ebu Leheb. Bunları yapmasının ardında hep kendi çıkarlarının zarar göreceği endişesi ve korkusu yatar. Bedir savaşındaki yenilgiyi işitince, üzüntü ve kederden hastalanıp öldüğü rivayet edilir. Ölüsünü oğulları bile kaldırmamış, ancak kokuşunca defnedilmiştir. Mekke müşrikleri arasında Kur’an-ı Kerim’de ismi açıkça zikredilerek lanetlenilen tek kişi, Ebu Leheb’tir .

    Bu olayın bizdeki karşılığı nedir? Yapılan yorumlarda bu manayı veren bir şey aradım, ama göremedim açıkçası. Başta ilk ayetin yorumlanmasında biraz bir şeyler var gibi geldi, ama sonra olay afaki seyre ve işaretlere yönelince, sükutu hayale uğrayıp o soruyu sordum. Cevaplayanlara zahmetleri için teşekkür ederim.

  27. 27 Gül 14 Mayıs 2008, 12:52

    Tanışık olmadığımızı sanıyordum Yorumsuz Blog Editör Ekibiyle ve yazarlarıya, okurlarıyla…
    Kendinizi bilerek, kendinize davet ettiniz. Davetinizi değerlendirmekte yetersizim, davetinize teşekkür ederim.

  28. 28 sevda 15 Mayıs 2008, 11:24

    Merhaba Değerli Dostlar,

    Gerçekten bu sitede çok faydalı yorumlar, düşünceler paylaşılıyor. Herkesden Allah razı olsun..

    En başta bu gerçekleri algılamak gerek, algıladıktan sonra uygulamak gerek diye düşünüyorum.
    Ama ben işin algı kısmında kaldım.
    Hayatıma bu gerçeklerle yön vermek epey zor geliyor. Günlük hayatın içinde kaybolup gidiyorum.
    Ne yapmak gerekiyor?
    Daha fazlasının olması gerektiğini hissediyorum.
    Yani sadece bu kadarı ile sınırlı kalmak için yaratıldığımı düşünmüyorum!! İnşallah..

    Ne yapılabilir bu konuda?


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: