Kendini Aramak

Bir zamanlar küçük defter şeklinde “Nüfus Cüzdanı” vardı. İlk sayfasında fotoğraf ve isim bilgileri yazardı. İç sayfalarda; milliyeti, dini, mezhebi, askerlik durumu ve yoklamaları, medeni hali gibi bilgiler bulunurdu. Taşınması zor olduğu için vatandaş genellikle “kimliksiz” dolaşırdı. 1975’li yıllarda yapraklı cüzdanlar şimdiki “kimlik kartı” şekline dönüştürüldü. Daha kolay taşınır hale geldi ve daha sık kaybolmaya başladı..

Nüfus Cüzdanı kaybolunca, çalınınca, yanınca veya herhangi bir şekilde yok olunca yenisini çıkartmak için gazeteye “zayi” yani “kayıp” ilânı vermek gerekirdi. Ülke genelindeki gazetelerin ilân ücretleri ya santimetre kare ile ya da harf/kelime sayısına göre hesaplanırdı ve pahalı idi. Devlet vatandaşının ekonomik durumunu düşündüğü için kasaba veya şehir çapında yayın yapan mahalli (yerel) gazetelere verilen ilânları da kabul ediyordu bunlar biraz daha ucuzdu. İlândan sonra belli bir müddet beklenir ve yeni nüfus cüzdanı alınırdı.

Nüfus Cüzdanı’nı kaybeden muhtarlık belgesini, karakoldan ifade tutanağını, kayıp ilanını gösteren sayfayı hazırlar ve yenisini alırdı. Bu kayıp işlemlerinin ve yeni belgenin belli bir parasal cezası ve masrafı da fatura edilirdi.

Kelimeden ya da alandan tasarruf etmek için “Nüfus Cüzdanımı kaybettim…” yerine “Kimliğimi kaybettim…” gibi ifadeler yazılırdı. Zamanla bu işlemin halkın dilindeki adı “Kimliğimi Kaybettim Hükümsüzdür”e dönüştü.

Bu arada kim olduğunu ispatlayacak; ehliyet, meslek, öğrenci gibi ek kimlik belgen yoksa bir kaç gün “kimliksiz”… daha doğrusu “kimlik kartsız” yaşardın.

Kimliksiz” yaşamak ile “kimlik kartsız” yaşamak arasında günlük konuşma dili açısından fark yoktur. Fakat…

Kimliksiz olmak” sufizmde ap ayrı bir konudur ve günlük kavramlarla tam zıttır.

Bürokraside” “kimlik kartsız” olmak için, kimliğimizi kanıtlayan belgeyi “kaybetmek” gerekir. Yenisine ulaşmak için de bir sürü bürokratik işleme gerek vardır.

Sufizmde” “Kimliksiz olmak” için ise hiçbir bürokratik işleme gerek yoktur. Hiçbir şeyimizi de “kaybetmeye” gerek yoktur. Tam tersine bazı değerleri ve gerçekleri mesela… “ırk kökenimizi”, “kültürümüzü”, “dilimizi”, “coğrafyamızı” bilgi ve genel kültür yönüyle belli bir ölçüde “bulmamız” gerekir.

Hz. Bilal r.a.’ın “Habeşî/Habeş ırkından”, Hz. Selman r.a.’in “Fârisî/İran ırkından”, Ebû Bekir Muhyiddin Muhammed bin Âli (İbn Arabî) k.s.a.’in “Arabî/Arap ırkından), Türkmen Yunus’un (Yunus Emre’nin) “Türkî/Türk ırkından” olması ve ırk kimlikleri ile anılmaları “sufizmin kimliksiz yaşamı” için engel değildir. Ne zamanki bir kişi ırkı ile yaratılış üstünlüğünü iddia etmeye ve diğer ırkların “âdi yaratılışlı ırk” olduğunu düşünmeye başlarsa İslâm Sûfizmi ile bağlarını koparmış olur.

Kökenimizi, dilimizi, yerel ve millî kültürlerimizi tanımak Allah’ın sisteminin zâhirde çok renkli ve çok sesli olduğunu fark etmemizi sağlar. Çok çeşitliliğin altındaki renksizliği, sessizliği, üstünlüğün dış görünüşte olmadığını da yine zâhir örtüsünü “kaybetmeden” bulabiliriz.

Hz. Âdem ve Hz. Havva ismi ile bize tanıtılan kişilerin kimlik kartları yoktu, fakat “ hilafet kimlikleri” vardı. Irkları ve milliyetleri yoktu fakat tüm ırkları ve milliyetleri özlerinde toplamışlardı. Ana dilleri ve ulusal kültürleri yoktu fakat varlığın hakikat bilgisini (esmâ boyutunu) meleklerden daha üstün olarak idrak ediyorlardı.

Tüm insanlar hâlâ Âdemler ve Havvâlar’dır. Zaman içinde “her an yeni bir görünüş” tezgâhında dokunan kılık ve kıyafetlerle, iç ve dış değerlerle sürekli örtünmektedirler.

Kat kat örtülere rağmen Âdemler ve Havvâlar hâlâ;

Sonsuz boyut örtülerinde “boyutsuz”dur.

Sonsuz isimler örtülerinde “isimsiz”dir.

Sonsuz özellikler örtülerinde “özelliksiz”dir.

İpek ve pamuk kıyafet örtüleri altında “yalın beden”dir.

Beden örtüsü altında “ruh”tur.

Ruh örtüsü altında “sâfi yokluk”tur.

Yokluk örtüsü altında “tek varlık”tır.

Tek varlık örtüsü altında hiçbir zaman “kimliği ve kimlik kartı olmayan”…

Ve “her isim ve kimlik örtüsünde” hâlâ “kendisinin örtüsüz gerçeğini arayan”dır.

ÖRNEK ÂYETLER:

13-) Ey insanlar!… Muhakkak ki biz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve tearuf edesiniz (tanışasınız, aynalaşasınız; tanıyasınız) diye sizi şu’beler (milletler) ve kabileler kıldık… Muhakkak ki Allah indinde sizin en ekreminiz (en şerefliniz, en kerametliniz), sizin en muttekıy (en korunan?) olanınızdır… Muhakkak ki Allah Aliym’dir, Habiyr’dir. (Hucurat Sûresi B Meal)

1-) Ey O Müddessir (elbisesine bürünen, kendisini örten?)

2-) Kalk (kıyam dur) da uyar.

3-) Rabbini tekbir et (büyükle, kibriyası ile bil; herbir birimde kemalatını açığa çıkartmakta olan O’dur)

4-) Elbiselerini (kirlerden şuurunu) tahir kıl. (Müddessir Sûresi/B Meal)

29-) Semalar’da ve Arz’da kim varsa hepsi Ondan ister/talebeder; O her yevm (gün, an, tecelli) yeni-orijinal bir oluştadır. (Rahman Sûresi/B Meal)

ÖRNEK HADİS-İ ŞERİF

(Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arabın Aceme, [Arap olmayana] Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.) [İbni Neccar]

ÖRNEK PARAGRAFLAR

“Her birim, yalnızca O’nunla Hay (diri) ve Kayyum’dur(hayatı kâim)! Her birimden, her an açığa çıkan her oluşum, yalnızca, kendisini meydana getiren Allah isimleri bileşiminin terkip şeklinde o andaki dışa vurumudur!.

Zerre küllün aynasıdır” işâreti ile, Allah Rasûlü aleyhisselâmın bize hibesi, sırlar sarayının anahtarı değil, maymuncuğudur!. Öyle bir maymuncuk ki; sadece dış kapıyı açan anahtar değil; ehli elindeyse, tüm hazine odalarının kapısını açan bir maymuncuktur!.

Bâkî Allah”tır!. Ezelden Ebede bu böyledir!. Yok (fâni) yoktur; Bâkî, ezelden ebede Bâkî’dir!” (http://www.ahmedhulusi.org/yazi/paramparca.htm)

Kemal GÖKDOĞAN
www.yorumsuzblog.net.tc
kemalgokdogan@gmail.com

Reklamlar

7 Responses to “Kendini Aramak”


  1. 1 edeniz 8 Mayıs 2008, 8:14

    NAMAZda,

    AllaHuEkber..
    Subhane Rabbiyel Azim..
    Semi’Allahulimen hamide(h)..
    Rabbenalekelhamd..
    Subhane Rabbiyel A’la..
    Subhanellah; Elhamdülİllah; estağfirullah..

    Derken, anlamlarını meallerdeki gibi mi düşünmeliyiz yoksa siz büyüklerimiz değerlendirip bizlere yardımcı olabilir mi? Lütfen

    Hoşçakalın

  2. 2 sıfır 9 Mayıs 2008, 5:38

    Yoklar boyutunda varlık ararken özüm sıfırı buldu… Aslında “maliki yevmiddiin”de yaşıyordu, sevgilim söyledi sırıma sır oldu, varım sandım yokluğu yaşattı. Hayatı yaşayan hu, ya hu

  3. 3 özde 10 Mayıs 2008, 5:55

    Sevgili Dostlar,

    Salat’a (namaza) dururken, “AllaHuEkber” deriz ya işte bu AN için sevgili Aksaçlı Bilge, “..bir ömür bunun manasını idrakten acizdir..” der, gerisini sen düşün eeedeniz… sen düşün! (özde)..

    KİMliğimiz AYNA (abd), SIRrımız ESMA (99)

    Resulullah’ın ilk tebliği ve imanın ilk şartı: LA ilahe İLLALLAH (ilahlar yok, sadece Allah (var)) olmuştur.
    İlahlar yok, sadece ALLAH var demek.. varlık sahibi sadece Allah’tır;
    Her kim kelimeyi tevhidi bilerek, inanarak söyler ise, Cennete gideceği müjdelenmiştir.

    Soru :
    -Benliği imha eden nedir?

    Cevap Üstad A.H. :
    – Varolmamış bir şey nasıl “yok” olur?.

    Varolmayan bir şey, gerçekte, ancak beşduyunun oluşturduğu zanda “var” kabul edilir; o zanda “var” kabul edilen “benlik”, idrâk oluşunca da “yok” olur demektir!.

    Yoksa, gerçekten “var” olan hiç bir şey “yok” olmaz!.

    Çünkü her şeyin varlığı, “ALLAH” varlığıyla mevcuttur!. Ki, o şeyin mutlak mânâda “yok” olması demek, sonuçta ALLAH varlığının “yok” olması demek olur.

    Çünkü hakkıyla “ALLAH”a “iman etmek”, “benliği, nefs”i ortadan kaldırır; imha eder, yok eder!.

    “Hay’dan gelen; Hu’ya gider..”

    Güvenklik kodu: mesnevii

  4. 4 edeniz 10 Mayıs 2008, 8:36

    DEĞERLİ ÖZDE!!!

    “Çünkü hakkıyla “ALLAH”a “iman etmek”, “benliği, nefs”i ortadan kaldırır; imha eder, yok eder!. ”

    NASIL NASIL NASIL???…:)

  5. 5 AHHA 10 Mayıs 2008, 9:20

    Sevgideğer edeniz,

    “Nasıl?”‘ın en kestirme ve hızlı yolu bütün varlığı “koşulsuz sevip” ona “karşılıksız hizmet” etmektir. Bu duruşun getireceği BİZ halinde zaten “ben” kalmaz, kaybolur gider;=).

    Rabb’imiz bunu gerçekleştirebilecek gücü-sabrı versin!

    Sevgiyle..

  6. 6 edeniz 11 Mayıs 2008, 2:03

    Rabb’imiz bunu gerçekleştirebilecek gücü-sabrı versin!

    Amin
    Amin
    Amin

    İlk aşmam gerekenlerin başında, “iyi insan-kötü insan kaygısı“ndan kurtulmam geliyor zannımca..

    Çok teşekkür ederim Allah Razı Olsun

  7. 7 cebraill 12 Mayıs 2008, 6:34

    Kendini arayanların yolu Sufiköyden geçer:)


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: