Beyin Fırtınası (32)

Değerli Okur,

Aşağıda okuyacaklarınız, Ahmed Hulûsi’nin, “DATA” kavramını kullandığı eser ve yazılarından aynen aktarılmıştır. Aynı konudaki daha fazla tanımlamaları, isteğiniz doğrultusunda www.ahmedhulusi.org‘da bulabilirsiniz. Elbette ki bunca anlatılanlardan sonra sizden bu konuda ek bilgi isteyemeyiz.. Haddimizi biliyoruz.. Amacımız bu değildir, olamaz..

“O zaman nedir?” diye, sizden yansıyan titreşimleri hissediyoruz.:)

Ahmed Hulûsi’nin kullandığı cümle ile cevaplayalım:

“(…) İşte bu yüzdendir ki…

EZBER BOZMAK, beyinleri sorgulamaya, düşünmeye mecbur bırakmak içinDATA……

konusunu esas aldık, bu Beyin Fırtınası seansımızda…

Ve.. “DATA” tanımlamasını daha da düşünerek değerlendirmek adına;

Sizin, aşağıdaki DATA tanımlamalarından çıkarımlarınız nelerdir?. Anlatılmak istenen gerçek nedir?

Bilimsellikten yola çıkarak yaklaşım, açınım yapacak kardeşlerimize şimdiden teşekkür ediyoruz!..

Aşağıdaki bilgilerin, sizin önbelleğinizin derinliklerinden bize yansıması nasıl olacak?… Merak ediyoruz!..:)

Bu konuda bize yazarsanız seviniriz!..

Fakat bize yazmasanız da biz mutlu olacağız.. Çünkü bu değerli bilgileri bir kere daha hep birlikte okumamız hepimizin kazancı olacaktır…. Ama yazarsanız;

Bugünden itibaren yüzlerce, belki de binlerce insanımızın bu konuda kazanılmış bilgilerini güçlendirebilecek ya da flu(cansız, silik) bilgilerini canlandırabileceksiniz!..

Değerli Okur, Ahmed Hulûsinin “DATA” konusunda aşağıda yazdıklarını okuduktan hemen sonra, sorumuzu hatırlatmak adına tekrar soracağız.

Artık Ahmed Hulûsi’nin bize açtıklarına gelirsek:

* * *

“DATA”

(…) Beyin “görmekte” miydi, yoksa, “OKU“duklarının (data) sentezini mi açığa çıkarmakta idi “bilinç” adı altında?
* * *

(…) Beyin dahi, “yok“tan “var” olmuş bir “yok“tur ki; orijinali “data-enerji” dalgasından, “esma terkibi“nden başka bir şey değildir!. O “zumlamayı” açığa çıkaranlara göre!
* * *

(…) “ALLAH” ismiyle işaret olunanın, “Rahmaniyeti ve Rahîmiyeti” sonucu, “iki eliyle” (ilim ve kudret) data ve enerji-, “Esmâ mertebesi” -stringler boyutu- hasıl olmuş; bu boyutun her an yeni bir şan alışı ile de tüm evren içre evrenler ve içindekiler olarak, birbirlerince algılananlar meydana gelmiştir, “melekût” (kuvveler) boyutunda.
* * *

(…) String boyutu olarak anlatılan sonsuz yapı, bir kudret ve ilim enerji ve bilgi (data) okyanusudur!.
* * *

(…) “Mülhime nefs” bilincine ulaşınca “Enel Hak” diyen Zât`tan, “Vahdeti Vücudu” bir sistem olarak anlatarak, “Vücut ve varlık TEK`tir; yalnızca O vardır, bu durumda sen istersen O vardır de, istersen ben varım de; diyen hep Kendisi`dir“; anlayışını sergileyen Zât`tan; “Vahdeti Şuhud” görüşünü, yani, Muhyiddin`in bahsettiği “vücud“un, gerçekte, “ilmi ilahideki ilmî sûret” olduğunu; bu “vücud“un gölge veya hayalvücud” olduğunu vurgulayan İmam Rabbanî`ye kadar, hepsi de “data“larından açığa çıkan gerçekliği, programlarına göre dillendirmişlerdir.

Dün işaret yollu olarak, “Allah” adıyla işaret edilen dışında hiçbir şey yoktur, “la mevcûda illa Allah“, denirken; bugün bilimle ulaşılmıştır ki, tüm algılanan ve algılanamayan varlık, “enerji-data” yapının (string boyutu) her an değişim hâlinin getirisinden başka birşey değildir. “Her AN yeni şandadır“… Misal… Kaleideskop.. Hani çocukluğumuzda dürbün gibi içine bakılan ve döndürdükçe değişik şekiller alan ve bir aldığı şekli bir daha almayan yapı örneği…
* * *

(…) Bundan önceki yazımda, varlığın özü ve hakikati olan “bilgi“den söz etmiştim. Bu bazılarınca “edinilen bilgi” İngilizce`siyle “knowledge” olarak algılanmış… Oysa bizim anlatmak istediğimiz “bilgi” kelimesi İngilizce`de “data” olarak anlatılan, anlam oluşturan veri mânâsınaydı…

Bir roman, bir yaşam, bir film senaryosu, nasıl bilgisayarda sadece “data“dan “bilgi“den ibaret ise…

Tüm algılanan veya düşünülen evren içre evrenler dahi, string boyutunda, bir enerji dalgası ve data=bilgiden ibarettir!. Algılamak istediğiniz konuya göre ister “enerji dalgaları” deyin, ister “bilgi” paketleri…
* * *

(…) Bir anki açığa çıkışı, “tek kare resim” olan evren içre evrenlerin 3D algılanmasının geçmişteki “OKU“nuşu, “Zâtî ilim“de bir nokta olarak açığa çıkan ve din terminolojisinde “esma mertebesi” denilen ve her an yeni bir şan da olanın varlığını anlatır. . Esmâ mertebesi diye anlatılan günümüzdeki tespitiyle string boyutu olarak tanımlanan kudretilim, enerjidata veri tabanı kastedilir.
* * *

(…) Tüm algılananlar, “nokta“da string boyutunda açığa çıkan İlmi ilahî`de, “ilmî sûret” “dataenerji” olarak “yok“tan “var” oldukları için; her birinin “var“lığı, esma mertebesindeki esma terkibi (isimlerle işaret edilen özellikler bileşimi) oluşlarına dayanır.
* * *

(Yukarıda okuduklarınızın kaynağı:
Ahmed Hulûsi – YENİLEN!, KURÂN`I NEDEN ANLAMIYORUZ)


(…) Evet, konumuz evren içre evrenlerin hakikati… Bunu algılayan bilincimizin ne olduğu…Bilinç, beynin “print-out“udur, yani, dilediği kadarınının “çıktı”sı !. Beyin dahi, İngilizce`de “data” denen evrensel salt “bilgi“nin, “print-out“udur!. Dolayısıyladır ki, geçmişteki bir kısım önde gelen evliyâullahın “âlemlerin aslı hayâldir“; “yaşananlar hayâl içre hayâl içre hayâldir” şeklindeki keşifleri, mutlak gerçeği yansıtmaktadır!. Ceberût âleminden, “data“dan, yani “esmâ mertebesinden” gelip, nâsut âleminde madde(?) dünyasında beyin olarak açığa çıkan ve tekrar geldiği yoldan “aslı“na rücû eden (dönen) anlamlar, her an var olup yokluğa gitmekteler; yüzlerce yıl önce keşif yollu algılandığı üzere.
* * *(…) Oysa, beyin, orijini itibariyle nedir? Et mi?.. Biyokimya mı? Biyoelektrik mi? “Bileşik atomik evrensel kitle”de bir bölüm mü?.. Ya da ne?. Onbir boyutlu evren modelini ortaya koyan string teorisi, bazılarının “state” dediği, bizim “data” kelimesini kullandığımız salt “bilgi“nin kendi içindeki dönüşümünden başka bir şey değildir.String hareketleriyle açığa çıkan her şey, “data“daki “Allah isimleriyle işaret edilen özelliklerin” (“bilgi”) oluşturduğu “sanal(virtual) gerçekliktir.Bu virtual-sanal gerçeklik, “Allah” isimlerinin işâret ettiği özellikler dolayısıyla, birbirini oluşturan algılama katmanlarıyla, “beyin” dediğimiz yapıyı ve insan algılamalarını meydana getirirken; biyolojik anlamda beyni olmayan, evrendeki sayısıyız varlıklarda dahi virtual “beyin“lerle sayısız algılama türlerini meydana getirmektedir.
* * *(…) Bilinç, nasıl, beynin açığa çıkmasını istediklerinden ibaretse, sanki bilgisayarın monitörü hükmündeyse; bir “print-out” ise…Gerek insandaki biyolojik beyinler ve gerekse dalga okyanusundaki sayısız canlılarda var olan virtualsanal beyinler dahi, gerçekte datanın sanal çıktılarıdır. Esmâ mertebesinin, âlemlerini seyridir.Enerji, İlahî kudretin algılanışının, günümüzdeki adıdır!.”Data” yani “salt bilgi” tüm anlam ve kavramların anası-aslı, fakat bir anlama bürünmemiş hâli, İlâhi ilmin ilk zuhurudur. Bu, ilk ve tek tecellidir.
* * *(…) Hayat, ilim, irade, kudret, kelâm, semi, basar vasıfları, “esma mertebesi” dediğimiz salt “data” veya “bilgi“nin varlığını oluşturandır!. “Nokta” bunların tümünü kapsayan tekil yapıdır!.
* * *

(Yukarıda okuduklarınızın kaynağı:
Ahmed Hulûsi – YENİLEN!, KURÂN VE YENİ ÇAĞ)


(…) Beynin bu çalışma sistemini bildiğimizden dolayı biz, ilk olarak “ALLAH ismiyle işaret edilen” tanımlamasıyla “ezberleri bozma” çalışmasına başlamıştık…O, hiçbir insan veya yaratılmışın hayal veya tasavvurunun, havsalasının alamayacağı, “ALLAH” ismiyle işaret edilen!.. O öyle bir “ALLAH” ismiyle işaret edilen ki, İLMİindeki DATAlarından bir DATAda esmâsıyla, Hakikat-i Muhammedîyi irsâl eylemiş, O`nunla esmâsını seyreylemiş!.
* * *(…) İşte Esmâ mertebesi dendiğinde, sayısız özellikler sahibi TEK`ten söz edilir.Es Samed, el Vahid” gibi tanımlamalar bu “TEK“liğe işaret ederler. TEK`in kendisinden her “AN” açığa çıkan (irsâl olan) sayısız özelliklerinden “münezzeh” oluşuna işaret etmek muradıyla, bu konuları işlerken yeni bir ezber bozucu olarak da “veri” veya “henüz işlenmemiş salt bilgi anlamına gelen “DATA” tâbirini kullandık… Birçoklarına yabancı gelse de, aslında “data” tâbiri, günümüzde batılı pek çok araştırmacı bilim adamının yayınladığı eserlerinde, evrenin özündeki, onu meydana getiren bilgi” anlamına yaygın biçimde kullanılmaktadır.
* * *(…) Evet, “DATA” ismiyle işaret ettiğimiz, öyle bir “GERÇEKLİK“tir ki, İlmi “ZÂT“ın ilminden gelir; “esmâ“sı, yani sayısız isimlerle işaret edilen varlığındaki özelliklerin sonucu, dilemesiyle açığa çıkar her “AN” yeni bir “şan” şeklinde “çok boyutlu tek kare resim” olarak… “DATA“yı biraz daha açıklamaya çalışırsak, diyebiliriz ki, açığa çıkmamış haliyle Esmâ mertebesi“!Şu anlatımla biraz daha açmaya çalışayım:Bir an “var” olup, bir an sonra “yok” olan “çok boyutlu tek kare resim” dediğimiz esmâ tecellîsini düşünüp hissetmeye çalışın… Bir an “var“, sonra “yok“!.. İşte tam bu noktada durun! O “yok” oluş anında, hiçbir esmâ özelliği açığa çıkmamışmutlak yokluk” hâli… Ama, “var” oluş anında ortaya çıkan tüm esmâyı da kendi varlığında barındıran bir yokluk hali! “DATA” kelimesiyle işaret etmeye çalıştığımız bu… (Araştırmacı bilim adamlarının bir kısmı buna “hâl“, “durum” anlamlarına gelen “state” tabirini de kullanmaktadırlar batıda…)”Âmâ” mertebesi denerek “DATA“nın işte bu hâli kastediliyor gerçekte müşahedemize göre. Yani, “Esmâ mertebesi” diye işaret edilen özelliklerin açığa çıkmamış, görünmez, karanlıkta olduğu “AN“! (Hâlbuki şartlanmamıza göre “âmâ” denince “kör, göremeyen” diye bir kavram düşünürüz…)”Rabbimiz biz yaratılmazdan önce neredeydi?” sorusuna, Altında ve üstünde hava olmayan âmâda idi!” açıklamasını hatırlayın!İşte “NOKTA” ismiyle işaret edilmiş olanı “DATA” diye adlandırdığımızda; “Hakikat-i Muhammedî” veya “İNSAN” veya “El İnsan-ı Kâmil” isimleriyle “Esmâ” mertebesi anlatılmak istenmiştir.Ne var ki burada dikkat edilmesi gereken çok ince ve hassas bir nokta söz konusudur!DİKKAT!Bu konuda beyin, verilerini değerlendirirken, kelimeler esfeli safiliyni şartları yüzünden kayma yapıp, yanlış fikirler de üretebilir. Şöyle ki, beyin, çalışma sistemi gereği, her fikri, tasavvur dediğimiz “imgeleme işlevi sonucunda, bilinçte açığa çıkartmaktadır. Bu yüzden de kafanızda düşündüğünüz her fikir bir şekille sûretlenir. Oysa, Hakikat sûretsizdir! Sûret, hakikatin değil, sizin algı biçiminizin bir ürünüdür.İşte bu hassas nokta yüzündendir ki: bu konu, yanlış bir değerlendirmeyle şu şekilde anlaşılmamalıdır:DATA vardır “Esmâ mertebesi” olan… Ama bu “DATA” gibi sayısız “DATA“lar vardır “İLMULLAH”ta… Bu “DATA“da o “İLMULLAH” taki sayısız “DATA“lar okyanusunda yüzmekte olan “DATA“lardan bir “DATA“dır!”Hayır, anlatılmak istenen gerçek asla bu değil!”ULUHİYET“iyle “İLMİ“ndeki “DATA“ları kapsayan; “el VASİ“den hareketle düşünebildiğimiz; “ALLAH” ismiyle işaret edilen, “DATA“nın “AHADİYET“inden açılan kapının bâtınıdır, derûnudur. O`ndan “ayrı” bir şey değil!. Ne var ki, bu “DATA“ya “aynı“lık yani “tümüyle O`dur“luk vermez. Belki hem “aynı“dır, hem “ayrı“!”Aynı“dır, çünkü ayrı bir varlık değildir!.. “Ayrı“dır, “ALLAH” adıyla işaret edilen, “DATA“da “İLMİ“ne GÖRE zâhir kıldığıyla tanımlanmaktan münezzehtir!(Bir işaret: Zâhir kılmak ne demek? “Zâhir Batındır” ve dahi aynı şeydir ise “Ruhlarınız bedenlerinizdir……” uyarısı nasıl kavranır?)”İlmiyle” işareti, “DATA” veya “NOKTA“nın “ZÂT“ına işaret ederken; “ilmini” diyerek “esmâsının özellikleri; “ilminde” derken de bu “seyir“in “vehim nurundan” meydana gelmişliği anlatılmak istenir düşünsel seyrimize göre.

Algılanan ya da algılanamayan, bildirilen veya bildirilmemiş olan her şey, varlığını “Allah” ismiyle işaret edilenin “ULUHİYET“inden aldığı içindir ki; “ULUHİYET” kapsamı dışında hiçbir şey olmadığı içindir ki; “Esmâ” mertebesine “ALLAH” denmiş; “sen atmadın atan ALLAH`tı” buyrulmuştur! “Teşbih” tâbiri, gerçeklerin işte bu tür anlatımına işaret sadedinde kullanılmıştır.

Öte yandan, “ALLAH İLMİ“nde bir “NOKTA” olan “DATA” gibi sayısız “DATA“ların varlığı, “Zâtî ilim” tecellîsine mazhar olanlarca bildirilmektedir! Ki bu da, olayın “tenzih” yanına işaret eder.

ALLAHU EKBER!

“Allah`ı hakkıyla değerlendiremediler!”

Bu hakikatleri seyre girdik… Seyredebildiğimizce…

Paylaşmaya çalıştık karşılıksız olarak sizlerle, dilimiz döndüğünce…

Ne var ki ardından sorular yağmurlar gibi yağdı, biz yazdıkça…

Allah `DATA`mı?” diyenden; “Allah sıfatlarını inkâr mı ediyorsun” diyene kadar! Kimi diyor, “DİN`i somutlaştırdın“; kimi diyor “herkesin gördüğü varlığı yok sayıyorsun, sen yoksan bunları yazan kim?”

Ortada gerçekte TEK bir realite var!..

Bu hakikat, geçmişte mecaz ve işaretlerle anlatılmaya çalışılmış… Bugün ise aynı realiteye, bilimsel veya bilimsellikten yola çıkan teorik yaklaşımlar söz konusu
* * *

(…) İşte bu yüzdendir ki…

EZBER BOZMAK, beyinleri sorgulamaya, düşünmeye mecbur bırakmak içinDATA” dedim…

Evet… Gelelim günün sorusuna… Her an yeni bir “şan” sonucu “var” olup, akabinde yok” olan; “DATA” indinde “çok boyutlu tek kare resim” olan yapı, hangi özellik dolayısıyladır ki, hep birbirini takip eder şekilde sanki senaryonun gereği çekilmiş filmin kareleri gibi birbirini takip etmektedir? Yani, “Allah her an yeni bir şandadır” hükmü, nasıl olup da birbirini izler olaylar şeklinde tezahür etmektedir?

Bu tür bütün soruların cevapları hep “Esmâ” mertebesinde aranmalıdır! Çünkü tek kaynak orası…

(Yukarıda okuduklarınızın kaynağı:
Ahmed Hulûsi – YAZILAR, NİÇİN “DATA”)


Değerli Okur, sorumuzu tekrar edelim, ister misiniz?

…EZBER BOZMAK, beyinleri sorgulamaya, düşünmeye mecbur bırakmak içinDATA……

konusunu esas aldık, bu Beyin Fırtınası seansımızda…

Ve.. “DATA” tanımlamasını daha da düşünerek değerlendirmek adına;

Sizin, bu DATA tanımlamalarından çıkarımlarınız nelerdir?. Anlatılmak istenen gerçek nedir?

Bilimsellikten yola çıkarak yaklaşım, açınım yapacak kardeşlerimize şimdiden teşekkür ediyoruz!..

Yukarıdaki bilgilerin, sizin önbelleğinizin derinliklerinden bize yansıması nasıl olacak?… Merak ediyoruz!..:)

Bu konuda bize yazarsanız seviniriz!..

Fakat bize yazmasanız da biz mutlu olacağız.. Çünkü bu değerli bilgileri bir kere daha hep birlikte okumamız hepimizin kazancı olacaktır…. Yazarsanız;

Bugünden itibaren yüzlerce, belki de binlerce insanımızın bu konuda kazanılmış bilgilerini güçlendirebilecek ya da flu(cansız, silik) bilgilerini canlandırabileceksiniz!..

YORUMUNUZU-İLMİNİZİ DOSTLARLA PAYLAŞIN..

. . .

(Önemli hatırlatma: Oturuma katılanların fikirleri üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.)

www.yorumsuzblog.net.tc

Onlar (o akıl sahipleri) ki kıyam’da (ayakta), kuud’da (otururken) ve yanları üzere oldukları halde Allahı zikrederler ve Semavat ve Arz’ın halkedilişi içinde/hakkında tefekkür ederler (de şöyle derler:) “Rabbimiz bunu batıl olarak yaratmadın… SUBHANsın sen… Nar’ın azabından bizi koru”. (Al-i İmran-191)

“Bir saat tefekkür, bin yıl nafile ibadetten hayırlıdır.” Hz. Muhammed (s.a.v.)


BEYİN FIRTINASI:

Yeni fikirler oluşturmak üzere, düşüncelere engel koymaksızın, önceden belirlenmiş kurallar dahilinde yapılan fikir yaratma yöntemi.

Bir grubun belirli bir konu üzerinde mümkün olduğunca çok sayıda fikir üretmesi amacıyla kullanılan demokratik ve katılımcı bir çalışma tekniğidir.

Disiplinli ama baskıcı olmayan bir yaklaşımla; basit, aykırı, karmaşık, uçuk … düşüncelerden yaratıcı ve uygulanabilir fikirler oluşturmak için grup sinerjisini kullanmayı amaçlar.

Uygulama Adımları:
– Söylenen fikir üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.
– Fikirler tükendiği zaman beyin fırtınası oturumu tamamlanır.

Prof. Dr. Nüket Yetiş
TÜSSİDE Başkanı

Reklamlar

28 Responses to “Beyin Fırtınası (32)”


  1. 1 metinav 6 Mayıs 2008, 5:22

    Selam üzere olun kardeşler. Benim acizane anlayışım datadan; çok teferruatlı bir konu belki sonsuz sınırsız şumulü var her şeye ama bence özde CENABI HAKKIN kendi zatına yönelmesi ve kendini veya kendindekini algılayıp idrak etmesi düşünmesi otomatik olarak varlıkların manalarının varlık alemine girmesi ortaya çıkması algılanabilir olmasını doğurmuştur. Yani var kılmıştır.

    Varlıklardaki ilim irade kudret hep onun özellikleridir herkesin malumu. İnsan beyninin ilim kudret ve hikmeti açığa çıkaran cihazını tam anlamıyla tanıyabilirsek o zaman ALLAH’I da en azından misalen kendini bilen RABBİni bilir sözündeki gibi bilmemiz idrak etmemiz mümkündür.

    Data= bilgi, mana, öz herşeyin aslı onun ilmindeki sonsuz sınırsız bilgilerdir. Bu bilgiler tam mıdır? Gelişmeye açık mıdır?.. Diye bir soruda ben, tamdır mükemmeldir derim. Fakat bu manalar o kadar komplikedir ki bir anda bütün varlık alemine çıkmış ve çıkacak zaman yanılgısına göre bütün mevcudatı ve bunlar arasındaki düşünsel bağlantıları sadece kendine has bir şekilde mevcudat için düşünmesi bile imkan dışı bir şekilde, bir anda, zaman kavramına dahi yer olmaksızın, çünkü kendi zatını kıyaslayacak kendinden başka bir hakiki varlık olmamasından düşünmüş idrak etmiş ve hamdetmiştir.
    ALLAHUEKBER VELİLLAHİLHAMD demekten başka bir şey söylemek bile abestir bana bendekine göre…

  2. 2 ruhum latife 6 Mayıs 2008, 8:04

    Selamlar..
    İlginçtir ki güvenlik kodum: SEYİRR…..
    Seyr den başka bir şey de belki de yok.. Bu ALİ-CEM-GİZ oyunu muhteşem bir SEYR dir.. Yazan, yöneten, sahneleyen hep aynıdır.. Ama bu seyir için önce kendisine ayna yaratmıştır.. O ilahi ayna belki de kendisinden başka bir şey de değildir.. Kendisini ancak kendisi ile bilebilir çünkü..
    ve zaten onun ilminin dışında hiçbirşe yde yoktur..

    Bu durumda bize düşen en güzel -en parlak- en saf ayna olabilmektir ki, dilediği şeyi dilediği biçimde itirazsız seyr edebilsin..
    Aslında dilesek te dilemesek te o seyrini sürdürür….:)
    *****

    Ah beynimi fırlatıp attılar
    hem attılar hem ayırdılar
    iki gri yılanım çıktı içinden
    hem zeki hem de zehirli
    sahibine gülümsediler
    dedi ehli
    ne mübarektir o yılan
    hem malum hem meçhul bilsen..
    * * *
    Belli bir yerden sonra bildiğimiz akıl -beyin; data dediğiniz şey belki de iflas ediyor.. Onun yerine alemlere sığmam, mümin kulumun gönlüne sığarım hükmünce arşa dönüşmüş kalb-beyin-“DATA”sı gelişiyor.. Ve o Allah muhakkak ki arşa istiva ediyor inşallah ve amin..
    sevgiler..

  3. 3 bir'ol 6 Mayıs 2008, 8:13

    Sanırım DATA, yarın veya öbürgün açığa çıkıp ta gözlerimizle görebileceğimiz varlıkların henüz suretlenmemiş oldukları bilgi denizinin yeni AD’ıdır..

    DATA; salt BİLGİ okyanusudur…
    Kur’an’da bu bilgi okyanusuna işareten, “Allah’ın kelimeleri” ifadesi kullanılmaktadır.. Öyle sonsuz kelimeler ki yazmakla bitmez…

    DATA; kelimeler..
    Kalem; kudret-enerji..
    Kağıt; efal alemi-algı alemi…

    Teşekkürler

  4. 4 edeniz 6 Mayıs 2008, 11:46

    Onlar (o akıl sahipleri) ki kıyam’da (ayakta), kuud’da (otururken) ve yanları üzere oldukları halde Allahı zikrederler ve Semavat ve Arz’ın halkedilişi içinde/hakkında tefekkür ederler (de şöyle derler:) “Rabbimiz bunu batıl olarak yaratmadın… SUBHANsın sen… Nar’ın azabından bizi koru”. (Al-i İmran-191

    Peki bana bir oturumda ”O halde bizim zikretmemize gerek yok, bütün azalarımız ve dahi hücrelerimiz biz farkında olmasak da zikir halinde iseler ve de madem cennetle cehennem yazılmış(ki bunu tekrarlayan bir hayli çoktur) sınava gelmedik mi biz” deseler…

    Ben de acizane diyorum ki, (haddimi aşarsam affedin, cahilliğime verin lütfen!); ben cennet ve cehennem arayışına gelmedim ki, daha hakikati anlayamadım önce hakikatı anlamalıyım ki cennet cehennemi düşünecek hale gelebileyim.

    Allah’ın hikmetinden sual sorulmaz elbette, biz bu lükse sahip değiliz fakat çocukluğumuzdan beri hatta şimdilerde bile gerek aile büyükleri gerek çevredeki insanlar ”çok derine inme; çok kurcalama; çok uğraşma zarar göörürsün delirirsin” tarzı cümleler kurarlar. Ve ben bugün daha merdivenin ilk basamağına adım atmak için çırpınan bir insan olarak araştırdığım, tabiri caizse kurcaladığım için ElhamdülİllahiRabbilAlemi(y)n diyor ve susuyorum.

    Allah hepimize hakikati yaşamayı kolaylaştırsın; vesile olan herkesten de Allah razı olsun.

    (Not: Belki birebir “DATA” ile ilgili konuşamadım; tek yapabileceğim kapasitem kadar konuşabilmek, mazur görünüz lütfen.)

    Hoşçakalın Selam ve Sevgi ile…

  5. 5 Talib 6 Mayıs 2008, 12:09

    Sevgili dostlar hala okumaya devam ettiğim bir kitap var; (John Gribin-Schrödinger’in kedisinin peşinde-Kuantum fiziği ve gerçeklik) kuantum fiziğindeki gelişmeleri anlatan bir kitap. Burada geçen bir paragraf özellikle dikkatimi çekti ve üstadın bu “DATA” yazısı üzerine bende başka çağrışımlar yaptı, ne kadar kabul görür bilmem ama burada anlatılanlar bana Allah C.C ‘ın bir kutsi hadiste buyurduğu “KULUM BENİ NASIL UMARSA ONU ÖYLE KARŞILARIM” sözünü hatırlattı.

    Önce üstaddan bir paragraf…

    “Tüm algılanan veya düşünülen evren içre evrenler dahi, string boyutunda, bir “enerji dalgası” ve “data”=“bilgi”den ibarettir!. Algılamak istediğiniz konuya göre ister “enerji dalgaları” deyin, ister “bilgi” paketleri…”….

    John Gribin, “Schrödinger’in Kedisinin Peşinde-Kuantum Fiziği ve Gerçeklik” kitabından;

    “O zamandan beri aslinda üç farklıı türde (bir de üç farklı karşı türde) notrino keşfedildi ve başka türlerin de var oldugu ileri sürüldü. Eddington’ın kuşkuları gerçekten söylediği gibi değerlendirilebilir mi? Çekirdegin, pozitronun ve notrinonun deneyciler onlara verecekleri dogru keskileri bulana kadar var olmadiklari düşünülebilir mi? (Burada benim inancıma göre var olmadıkları değil de sonsuz “DATA”dan henüz bize gösterilmemiş olarak düşünüyorum -Talib-.)

    Böyle spekülasyonlar birakin gerçekligi kavrayışı akıl sağlığına bile zarardir. Fakat bunlar, kuantum dünyasi söz konusuyken gayet aklı başında sorulardir. Eger kuantum yemek kitabını doğru olarak takip edersek belli bir parçacığın varliğını gösteren, bir işaret olarak yorumlayacagimiz sonuçlar veren bir deney yapabiliriz. Aynı tarifi uyguladığımız hemen her zaman aynı sonuçIarı alırız.
    Fakat parçaciklarla ilgili yorum hep zihinde olup biter, belki de tutarlı bir hayalden ibarettir. Denklemler biz parçacıklara bakmazken ne yaptikları hakkinda hicbir şey söylemez, Rutherford’dan once de hiç kimse atom cekirdegine bakmamiştir, Dirac’dan öce hiç kimse pozitronun varlığını hayal bile etmemiştir.
    Eğer bir parçacığın biz ona bakmazken ne yaptığını söyleyemezsek, ona bakmazken var olup olmadiğını da soyleyemeyiz ve çekirdeklerin de pozitronların da yirminci yüzyildan önce var olmadiklarını iddia etmek mantiklidir, çünkü 1900’den once hiç kimse onları görmemiştir. (“DATA”dan Rabbülalemin tarafından kimbilir daha neler neler idrak ettirilecek kullarına -Talib-)

    Kuantum dunyasında ne gorürseniz onu alırsınız. Hiç bir şey de gerçek değildir; umabileceginiz en iyi şey birbiriyle uyum içinde olan bir dizi hayaldir. Ne yazik ki bazi en basit deneyler bu umutları da boşa çikarmistır.”

    Bunda sonra da Hz. Mevlana’nın şu sözleri çıktı karşıma;

    Ey dertli zamanımda canımın rahatı! Ey yoksulluk açlığında rühumun hazinesi olan Allah’ım!.
    “Vehmin elde edemedigi, anlayısın ve aklın eremedigi güzellikler senden canına ulastıgı için sen benim kıblem oldun.”

    • Allahım! Bitmez, tükenmez cömertliginle bana hesapsız mülkler versen, ne kadar gizli hazinelerin varsa onları önüme koysan, ben candan secde ederek vüzümü yerlere korum da derim ki:

    • “Ey Allahım! Benim için senin askın bütün bunların hepsinden daha degerlidir.”

  6. 6 filiz 6 Mayıs 2008, 12:20

    “DATA”…

    Sistemin kendisi ve dahi işleyiş şeklinin tam ve net şeklidir… sistemin işleyişinin açıklandığı yegane mertebedir, mevkidir, boyuttur, tüm soruların tam karşılığı olan cevapların, o sorunun o cevabından sonra daha üstüne bir yorumun veya cevabın olmadığıdır data… ben data’da yokum ama yaradılış, işleyiş ve dönüşüm sistemim vardır… ateşin yakıcı olduğu bilgisi vardır…;

    Ne zaman, nerede, hangi anne babadan doğduğum, genlerimin niteliği, doğduğum anda etki eden gezegenler ve etki süreleri ve etki miktarları, doğduğum anda orada bulunan kimselerin enerji çeşitleri, miktarları..;

    Benim,
    “yakacağını bile bile elimi ateşe uzatacak kadar ahmak” veyahut “akıllı” veyahut “özürlü” veyahut “dahi” veyahut “deli” veyahut “……..”…. bir birim olacağımın bilgisi data’da vardır…

    Yoksa filiz, ayşe, yasemin… isimlerinin ve kaderlerinin kimsenin umurunda olduğunu sanmıyorum…

    DATA’dan anladıklarım bunlar… bir de data’daki bilgilerden şüphe edilmez, tabii şüphe bizim boyutumuzda var, şu durumda tek ve yegane geçerli olan sistem data tarafından açıklanmıştır… OKU’mak ne büyük lütuuuf (sanırım mümkün değil)….

    sevgiler

  7. 7 selma 6 Mayıs 2008, 4:30

    HU..
    “Data” kelimesinin acizane bu kulda uyandırdığı etki, An’da Zatındaki Allahuekber kuvvetiyle irade etmesi ve her bir iradesinin kelam ve diğer sıfatlarının özellikleriyle birbirine bağlı olaylarla suretlere bürünmesidir. Suyun farklı yollardan gitmesi için oluşturulan kanallar gibi her bir irade de evren içre evrenlerilerin oluşması gerçekleşebilir.

    Selam gönüllerinde birlik ve sevgi fışkıran dostlara..
    Hatalarımdan dolayı şimdiden özür dilerim. C.Turna

  8. 8 Bir DOST 6 Mayıs 2008, 4:44

    ”DATA” dan çıkarımımız ne olabilir??

    Şimdi.. bu soru nereden geldi? Nereye gitmekte? Bu insanlığın tıkandığı bir nokta mıdır? Yoksa noktalardan bir nokta mıdır? Vardır bir hikmeti o zaman düşüneyim Haddi aşmadan…

    Her Zerre Küllün aynasıysa…, bir noktada tıkanılırsa, diğer noktalara da tıkanılabilir mi..?

    Noktalar aslında TEK ise noktadan noktaya geçiş yok ise.., bu ”an”lık tıkanma mıdır..? Bu durumda Tıkanmalar ”an”lık mı var olup yok olmaktadır?..

    ”AN”lık var ve yok oluşlar olunca çift olmaz mı? Yoksa ”AN” yoktan mı var olur.. böyle olunca TEK mi olur?

    Rasullullah Efendimizin ” Fakrımla iftihar ederim ” diye belirttiği yokluk bu mu ola?…

    Hakikat-ı Muhammedi bu mu ola?
    Aşık olduğumuz bu mu ola? Yoksa olmaya çalıştığımız mı?

    İlimle gidilen yerde kalan sadece AŞK mı ola..?

    AH! AHHH! diyen erenlerin AŞK ‘ı nasıl ola? veya eremiyenlerin? ya da eriyenlerin..

    Akar gözlerimden yaş yerine kan!
    ZERREce görünmez gözüme Cihan..
    Deryalar nuş edip kanmaz iken can,
    Aşıklar kandıran ummanı buldum..

    Emir SULTAN

    Bizi ilmiyle besleyen Üstad’tan ALLAH RAZI olsun…

  9. 9 ateş-su- toprak(...) 6 Mayıs 2008, 5:52

    İnniy amentü birabbiküm fesmeun. (Muhakkak ben Rabbinize iman ettim. Bunu duyun.)YA-SİN.
    Not: Bu ayet okunamadığı için olaylar birbiri ardına gelir.

  10. 10 ercan 6 Mayıs 2008, 6:59

    Data deyince akla gelen;
    saf bilgi, cozulmemiş…
    Her an her yerde var olan..
    Beyin de saf bilgiyi cozen yani ona bir anlam veren….
    ama DATA demek biraz soguk kaciyor… robot gibi..

    Hatirladigima gore buyuk bir alim cocuklugunda hocasina sormuş.. hocam Kur’an’i Kerimde zikirlerinizi, salatlarinizi hic kimseye duyurmadan yapiniz diyor.. Şeytan icimizde olduguna gore nasil şeytandan sakli, gizli zikredebiliriz?? demiş..

    Bu soru beynimin bir köşesinde bekliyormuş galiba
    data ile ilgili yaziyi okurken cozumlendi…
    sevgiyle yaptigimiz ibadetleri şeytan duymaz..

  11. 11 veysel 6 Mayıs 2008, 8:08

    ALLAH’U EKBER dedim daha yorum bölümüne gelir gelmez; güvenlik kodu çıktı karşıma; MUHAMMED..
    Ne diye bilirim “DATA” hakkında; hakikat-ı “DATA” işte tam burada….

    Sır gibi gizlenmekte olan, açığa çıkarılamayan sayısız-sınırsızlıkları taşımakta olduğumu ÖĞRENDİKÇE ve OKUyamadıkça ne demem gerek? ne anlamam gerek?
    Okumak gökyüzüne bakmak gibidir. Boş bakar sanırlar seni ama dikmişindir gözlerini bakMaktasın; “oku” manasının sende zahir olmayan yanına.
    SONSUUZ bir maviye bürünmüş yanıbaşında, AMA sınırlı sende “DATA”!! Anlayamadığın-kavrayamadığın, kendini hırpalayıp ta bir ucuna varamadığın, elini uzatsan değecek kadar yanıbaşında olan “DATA”!! Ne yaparsan yap, sana kalan sessizliktir sonunda. Çünkü ”BEN DİLEMEDİKÇE DİLEYEMEZSİN!!”, ”DİLEDİĞİNİ YAPAR!!” diyor yaa.
    Ama işte bu NOKTAdan sonra öyle narin, öyle temiz ruhlar beden oluyor ki.. “DATA” onların ilk varlıklarında mevcut oluyor taaa ki, sonsuza dek. Bu toprakların üstünden geçip gidiyorlar onlar da, ama öyle sessiz değil; uzanabildikleri kadar uzatarak ellerini; HAKİKATI (“DATA”yı) ANLATMAK İÇİN. Kavuşan alıyor nasibini.. Ve BİZ çok uzaklarında olsak da seslenmektedirler bize, çünkü seslenişleri yürektendir..
    “Ey insanlar bakın buraya geç olmadan, gelin siz de alın nasibinizden..”
    Ben daha iki kelimeyi bir araya getirip te İDRAK edemiyorum ki dostlarım; “DATA” nedir bileyim. İNŞALLAH birgün dostlar. Birgün OKUma ufkum da açılır, anlayışım da.
    Dua edelim hep beraber BİR olmaya. İNŞALLAH.

  12. 12 tufANsel 7 Mayıs 2008, 12:57

    “DATA”….
    Baktımda sağ tarafımdaki boynu bükük duran sazıma…
    sanki dedi ki bana…
    “DATA”, henüz benden çıkmamış olan sesler, notalardır…
    eee, ben neyim? dedim.. SUSTUM… ötesini düşününce kafam allak bullak oldu..

  13. 13 space 7 Mayıs 2008, 2:30

    Allah Ademi Kendi Sureti Üzere Yarattı.
    Zerre Data, küll DATAnın aynasıdır…
    İkisini BİRleştiren zamanın BABASIDIR (EBUL VAKT)…

    KENDİMCE ZERREMCE DÜŞÜNÜYORUM.
    Kendini salt olarak hissettiğinde Zat`ındasın…
    Kendinde sonsuz özellikler hissettiğin anda “DATA” boyutundasın… Ki bu hissettiğin özellikler o anlık üretimin olan özellikler…
    Elbette Zat`ından bu özellikler gibi nice sonsuz özellikler ile “DATA” boyutuna tenezzül edebilirsin…

    Bu özelliklerini detaylı düşünmeye başladığında Esma boyutundasın…
    Bu düşündüğün özellikleri düşünsel olarak aynı zamanda fiil (düşüncelerinizden de mesulsünüz) olduğu için Efalindesin…

  14. 14 space 7 Mayıs 2008, 5:12

    Tabii tüm bu detaylar kendine bakışın şiddet ve gücüyle alakalı…

    Kendinizi sadece (tanımlayarak kayıtlayamayacağınız) tanımsız Zatınız ve onun ÜRETtiği sonsuz özellikler ve bu özellikleri açığa çıkartan bir yapı olarak genel bir gözle seyredebilirsiniz…

    Veyahut ta kendinizdeki her hali(state) ayrı ayrı yakalayıp, detaylandırıp katman katman, boyut boyut tarif edebilirsiniz…
    Bu tümüyle sizin kendinize bakışınızın gücüyle, şiddetiyle alakalı…

    Kimi ayna görmemiştir…
    Kimi geçer aynanın karşısına şöyle genel bir bakar biraz saçına, başına, biraz kıyafetine göz atar…
    Kimi de öyle bir geçer ki aynanın karşısına, en ince ayrıntısına kadar göz atar KENDİNE…
    Her detayını bilir… Bakıp ta göremeyenlere de bildirir…
    Heyhat bakıp göremeyen bazen bildirilse de gözünün önündekini göremez…
    Hatta o kendini anlatmış bende yok der, göremeyince inkar eder…

    Şimdiye kadar “DATA” halimizi farketmemiştik, yaşadığımız her an bu halimiz ile kaimiz fakat farkında bile değildik “DATA” halimizin…
    Bildirildi şükür…
    Farkedebildik mi?
    Yoksa ötelerdeki bir ‘data’yı mı çözmeye çalışıyoruz…
    Yoksa kendimizdeki bir hali YAKALAMAYA MI çalışıyoruz bu tariften?

  15. 15 niyazi 7 Mayıs 2008, 9:50

    ‘Vechini hanif olarak (bir tanrıya tapınmaksızın, Allaha şirk koşmaksızın, doğru iman işlevselliği ile) o tek dine doğrult! o Allah fıtratı’na ki, insanları onun üzerine yaratmıştır. Allah yaratışına tebdil (bedel) yoktur (fıtrat değişmez, açığa çıkarmayı dilediği özelliktir, özel bir ismi ve kemalatı vardır)… işte bu (hanifilik tabanlı fıtrat dini) Din-i kayım’dır (hep payıdar, daim geçerli sistemdir)… Fakat insanların ekseriyeti bilmezler’ (Rum:30)

    İşte bu ayeti idrak edebilirsek, seyrine geçebilirsek!…
    Allah ıdrakımızı artırsın, teklği daimi kılsın, hazmını kolaylaştırsın.

  16. 16 !SELAM 8 Mayıs 2008, 11:33

    Selam Ve Sevgiler…

    Güvenlik kodunu yazmış bazı dostlar… İstedik ki bizde yazalım… “ibret”
    Ve ekleyelim SALT bir cümleyi, Güvenlik kodunun ardından konuyla ilgili…

    “DATA IS DATA!”

  17. 17 Bergüzar 8 Mayıs 2008, 1:39

    “Allah Ademi Kendi Sureti Üzere Yarattı.”

    “Allah Ademi ‘YERYÜZÜNDE’ Kendi Sureti Üzere yarattı,” yeryüzünün (bu alemin) kapasitesi ölçüsünde yansıyan DATA ile.!

  18. 18 space 8 Mayıs 2008, 4:36

    Adem ‘yeryüzünde’ Halifedir.
    Ama “Kendi Sureti Üzere Yarattı” müjdesiyle konuya bakarsak, Yeryüzü ve Yeryüzü Kapasitesi kavramları düşer…

    Adem’in gerçek boyutları ortaya çıkar…

    Sen kendini küçük bir şey sanırsın, oysa alem sende saklı kavramı ile ifade edilmek istenir…

    Zerre Küllün Aynasıdır ifadesinde bir zerre, bir küll var.. ikisi birbirinin aynadırdan daha öte, zerre ve küll ikilemini yok etmeye yol vardır…
    Zerre Data, Küll DATA`nın aynasıdır sözü de bu düşünce ile ifade edildi… Yoksa kendi Data’nı farkettiğinde DATA`yı farketmişsindir…
    Kendi Zat`ını farkettiğinde aslında ZAT`ı farketmişsindir…
    Çünkü ALLAH de ÖTESİNİ BIRAK!!!
    EL AN!!!

  19. 19 özde 8 Mayıs 2008, 6:04

    “DATA”: ALLAH adıyla işaret edilenin; kendini seyretmek istediği AN da, yöneldiği ESMALARI…

    Güvenlik kodu: sonsuzz

  20. 20 AHHA 8 Mayıs 2008, 6:37

    1 (Elektrik var), 0 (Elektrik yok)

    Bir VAR, bir YOK..

    VAR-YOKların birbirlerine göre kombinasyonları var (11000, 10111, 10001, ….) >>>Anlam oluşturmamış, işlenmemiş DATA!

    DONANIM (=algılama) ARACINA göre VAR-YOK kombinasyonları ise Monitörde GÖRÜNTÜ, Hoparlörde SES, Klavyede KARAKTER, YAZILIM (çıktısı) oluyor >>> Algıyacı boyutunda anlama bürünüyor (knowledge). ÖZde hepsi DATA!

    DONANIM nerede bitiyor, YAZILIM nerede başlıyor, HAYRET? Halbuki, DONANIMın elektriğinden (DATA) başka bir şey yok! YAZILIM, DONANIMdan ayrı bir ŞEY değil! Ne içinde ne dışında..

  21. 21 mustafa öz 9 Mayıs 2008, 4:08

    Data= Hakikatı Muhammediye, Ruh adlı melek, nefsi kül, aklı kül, insani kamil dir. Holografik esasa göre biz de, Data’nın tüm özelliklerini taşırız, ancak data bize nefsi safiye düzeyinde açılmasına rağmen, içinde bulunduğumuz bilinç durumuna göre çıktı verir. Bu nedenle aslında insanın imanı bilinci kadardır. Kişinin hakikati anlaması da bilinç durumu ile doğru orantılıdır.
    Biraz daha ışık Allahım… BİZİ KARANLIKLARDA İLİMSİZ BIRAKMA ALLAHIM.

  22. 22 space 9 Mayıs 2008, 6:07

    Eğer aşağıdan yukarı doğru bakmaya devam edersek Üstad Ahmed Hulusi`nin dediği gibi piramitin tepesinden bakamazsak, Hz. İsa`nın dediği gibi; insan gibi düşünürsek Allah gibi değil…
    O zaman elbette bir biz varız bilincimizle,
    DATA bizde çıkar kapasitemizce…

    Oysa gerçekte “Dilediğimi yaparım” diyor…

  23. 23 Umut-Aysegul 10 Mayıs 2008, 10:42

    Ezber bozmak, “yeni” bir ezber “teklif” etmek, “yeni” bir dayatma uygulama yolunu açmaktır.. Yapıp, bozmakla ilgili her operasyonda komplikasyon riski vardır.. Hiçbir aklıbaşında uzman kolay kolay bu riski almaz.. İki ihtimal var; ya yazarın bu yayına ulaşabileceklere derin merhameti, riskleri gözardı etmesine neden oluyor, ya da risk yok..

    Riskleri ancak amatör, heyecanlılar yok sayabilirler ki A. Hulusi’nin eserlerindeki yüksek profesyonellik dokusu bu ihtimali iptal eder.. Geriye kalan ihtimal de yazar bir şeye güvenerek bu yüksek dozdaki yüklemede mahsur görmemektedir.. Bu güven bizlerin her şart ve dozaj altında ezberlerimizin bozulmayacağına olan güvendir.. Amaç böyle bir ihtimalin de saha da olduğunun kokusunun okuyanlara ulaşmasıdır sanıyorum..

    Çok anlarmış gibi, teşekkürler etmeyi çok isterdim ama yalan olur.. Anlamakta zorluk çektiğim ama kalitesini, eşsizliğini, değerini biraz da olsa fark ettiğim her olguya duyduğum hayranlığı ifade etmek için kullandığım terminolojiyi kullanacağım.. MUHTEŞEM..

  24. 24 . 10 Mayıs 2008, 1:14

    “DNA”

  25. 25 özde 10 Mayıs 2008, 2:42

    Sevgili dostlar,

    Ezber bozmak (çalışması), geçmişteki veriler ışığında ifade edilmiş DİN(i) kavramların, güncel bilimsel veriler ışığında ifade edilen, AYNI kavramlardır ki bu konu ; “Dinde reform olmaz, dini anlayışta reform olur..” diyerek öze erenlerce ifade edilmiştir.

    Kur’an-ı Kerim bu konuyu kesin ve net bir dille; “Velen tecide li sünnetallahi tebdila” “Allah’ın sünnetinde (sistem ve düzeninde) asla yenilenme (değişiklik) olmaz” diyerek ifade etmiş…

    Bozulan yeniden kurulan bir sistem yok, sadece daha önce ifade edilen DİN(i) kavramların misallerin yeniden ifade edilmesi var… açılımları var.. yaşanması var.. günün şartları istikametinde..

    Örneğin;

    – Dün; kendimizi et –kemik yapı olarak görürken, (“ Ete kemiğe büründüm, Yunus oldum göründüm…”) bugün aynı olayı; hücre boyutundan-atom-string boyutuna, TEK bir yapı olduğumuzu fark ediyoruz..

    – Bilimsel gelişmeler ışığında bu gerçekliklerin ifadesinde YENİ terim ya da kavramların kullanılması gerekir ki buna; ister ezber bozmak deyin, ister YENİLENMEK..

    – Dün; RUH adlı MELEK denilen Hakikat-i Muhammediye’ye bugün; Kozmik Bilinç diyoruz..

    Her yüzyılda gelen müceddidler ile ahir zamanda görev yapacak/yapmakta olan son mücedid El Mehdi (ar) dinde değil; dini anlayışta reform yapan, yenileyicilerdir.. uyarıcılardır…

    “O her an yenibir şendedir..”

    Tabiat ve şartlanmalardan azade olmak, ezberleri bozmak, yenilenmek dileğiyle ..

    Allah’ın selamı daim üzerimizde olsun… Sevgi ve saygılar efendim..

    Güvenlik kodu: subhann

  26. 26 metinav 11 Mayıs 2008, 12:53

    DİNDE YENİLENME ELBETTEKİ OLMAZ…. NİYE ÇÜNKİ SİSTEMİ VAR EDEN BÖYLE İSTEDİĞİ İÇİN. BAŞTAN BERİ HEP FARKLI ALGILANIYORSA BU ARADAKİLERİN ALGILAMALARININ ORJİNALİTEDEN UZAKLIĞINI GÖSTERİR; VE HEP SİSTEMİN DEĞİŞECEĞİNİ HAYAL ETMİŞLER KENDİ EGOLARINI MERKEZ SAYIP GERİSİNİ ANLAYIŞSIZ, SİSTEMİ DE KENDİ DUYGULARI VE DÜŞÜNCELERİNİN DOĞRULTUSUNDA DEĞİŞECEĞİNİ ZANNETMİŞLER.

    ALLAHIN KOYDUĞU SİSTEMİ DEĞİŞTİRECEK YİNE ALLAHTIR… DUYGULARININ VE HEVESLERİNİN ESİRİ OLMUŞ KİMSELER GERÇEKLERDEN HABERSİZ VEYA ANLAMAMIŞ OLARAK KENDİ DÜNYALARINDA OYALANMAKTADIRLAR VE DE HERŞEYİ BİLİYORMUŞ EDASIYLA ETRAFA İLİM DAĞITMIŞLAR, DAĞITIYORLAR.

    NEYİN KADERDE OLUP OLMADIĞINI BİLEN ELBETTE KADERE GÖRE DAVRANIR HAREKET EDER; BİLMEYEN İSE BİLİNÇLİ VE MANTIKLI OLARAK DOĞRU TECRÜBELERDEN İSTİFADE EDER; YOKSA KENDİNİ KAF DAĞINDA GÖRMESİ ONUN GİZLEDİĞİ BENLİĞİNE KUVVET VERMEKTEN ÖTEYE GEÇEMEZ, SADECE KONUŞMAK DEDİKODUDUR.. AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ DEMİŞLER ESKİLER SİSTEM DOĞRULTUSUNDA. DÜŞÜNDÜĞÜNE İNANIYORSAN TEREDDÜTSÜZ ORTAYA KOYARSIN. O DİLEDİĞİNİ YAPAR(KENDİNE SEÇER) UYARISINCA. YOKSA BOŞTUR; HEVASINI İLAH EDİNENİ GÖRDÜN MÜ?

    EĞER GERÇEKTEN BİLİYORSAK GERÇEĞİ ORTAYA DÖKELİM. YOKSA KENDİ SANAL DÜNYAMIZ İLE KİMSEYİ OYALAMA HAKKIMIZ BU SİSTEMDE YOK, BU İŞ DUYGUSAL YAKLAŞIMLARIN, VURDUMDUYMAZLIĞIN, ÇARESİZLİĞİN ÖTESİNDE MANTIK, AMAÇ, GÜVEN VE SABIR İLE İNANMANIN SONUNDA ULAŞILACAK GERÇEKLERDİR. SEBEPLERE MÜRACAAT EDİLMEDEN HİÇ BİR İŞ MEYDANA GELMEZ KANUN GEREĞİ.
    SÜNNET DE BÖYLE, KUR’AN’IN ÖĞRETİSİ DE, GERİSİ BOŞ AVUNTU.
    HERKESE KOLAY GELİR SÖYLEMEK AMA YA İCRAAT..?

  27. 27 çok güzel kurtarıcı kavramlara 11 Mayıs 2008, 11:48

    Sevgili umutayşegül, yazdıklarınızı okuyunca tek önem sırası kalıyor o vakit ”oku”mak, hem de sadece Mİ?

    Hedefli okuma ön planda ise Data, işin içinde işlevsel olursa ”oku”mak.. Bu ilk bahsettiğimiz güvenenin güvenine eş anlam olur MU?

    Yoğunlaşılmış okumak MI? Yoğunluktan arınılmış “data” esnekliği Mİ? Bakın aklıma bu soruların doğmasına neden(insanca) veya vesile(Allah ca) oldunuz. Umarım data esnekliği işlevselliği cevabım olur:) sevgiler.

  28. 28 talia 2 Haziran 2008, 8:19

    İnna lillahi ileyhi racuun ayetindeki gibi Allah’dan geldik ona döneceğiz. Elektirik enerjisi ve ampul olarak düşünürsek ampulun fonksiyonu ne kadarsa alem de öyledir.
    Düşündüren idrakımızı açanlardan ALLAH RAZI OLSUN. Daha iyi anlamlar bulmak rabbim nasip etsin. Güvenlik kodu sufizmm


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: