Bilincin Kartezyen Değişebilirlik Prensibi

Sünnettullah; Allah Resulü Hz. Muhammed Mustafa s.a.v’in açıkladığı ve insanın tâbi olduğu tüm sistemleri içine alan kainatın işleyiş kurallarıdır.

Bu sistemde ‘Birlik’ noktasından kişi ne kadar uzağa düşerse korunanlardan olmaktan da o kadar uzağa düşecektir..

Yukarıda çok kısa olarak yer alan Sünnettullah hakikatinin bir yönü var ki, bu yönün zikredildiğine nerede ise hiç rastlanmaz..

Bu nokta da şudur: Bir eylem ve düşünce insandan çıktığı zaman, Sünnettullah’a göre bir işleyişe dahil olup, eğer düşünce ve eylem, kişinin kendisi için malum olan Sünnetullah kurallarına uygun ise, kendisini olumlu etkilediğini seyreder, Sünnetullah’a uygun değil ise, bu sefer de olumsuz etkiler. Ancak, eylemin çıkışı ve kendisine dönüşünden oluşan daire tamamlanıncaya kadar, bu eylem ve düşüncelerle Allah Alemde felekleri nasıl döndürür ve ne gibi işleri hangi etki tepki prensibi çerçevesinde yönetir? İşin bu kısmı her zaman gözardı edilir.

Hal böyle olunca da Sünnettullah’ın, sadece bizi etkileyen ve Kesret alemi ile sınırlı bir işleyişi olduğu yanılgısına düşeriz. Bu bakış açısı ile sanırız ki; düşünce ve eylemlerimiz, yine bizim bildiğimiz bir şekilde diğer insanları ve bizi etkiler. Ancak inanın bu büyük bir yanılgıdır ve işin içindeki en ciddi aldanış budur.

Allah, bizi “MUHİT” esması kapsamında kuşatan Vech`i ve Suretleri ile bizim ilişkilerimizi düzenlerken, bizim algımızı odak yapar ve her zaman bizim üzerimize yönelen kudret ve yargısı, bizim niyetimizi baz alarak işler. Biz bir eylem ve düşünceyi, yine bizim algıladığımız suret tanımlarını veri tabanı yaparak ortaya koyarız. Yine bu veri tabanına göre de bize “bahşedilen” kudreti, belirli bir niyet ile bir oluşun üzerine odaklarız. Allah da, bizim varoluş gerçekliğimizi sisteminde bu niyetle tanımlar. Eylem ve düşünce ile başlayan daire tamamlanırken, Sünnettullah’ın bize temas eden gerçeklik girişimi bu niyetin Vech’ini algılayarak, canlı bir organizma gibi bize uygun olan sonucu bize yaşatır. Ancak bu demek değildir ki, biz bu eylem ve düşüncenin diğer insanlar ve bizim üzerimizdeki tüm etkilerine değişmez mutlak gerçeklikler olarak vakıf olabiliriz.

Konuyu biraz daha açmak istersek;

Allah bize bir suret gösterip bu suretin bilincimizdeki veri tabanı tanımı ile bize bir eylem yaptırır. Suret ile bu suretin manasının birbirine paralel olduğunu sanırız ve hiç tereddüt etmeden eylemi Fıtraten ortaya koyarız. Burada niyetimiz gerçekten iyi ise, bize bir vebal yoktur. Çünkü biz bu suretin tanımını ve manasını bildiğimizden eminizdir. Niyetimiz bu sebeple kötü değildir. Bu iyi niyet ile yapılan eylemin sonucu da bize bu niyet çıkışı ile geri döner ve biz bundan olumsuz etkilenmeyiz. (Tabii Allah tersini arzulamadıkça)

Fakat hakikatte, suret ile o sureti alet ederek açığa çıkmasına araç olduğumuz mana paralel olmayabilir. Bunu bir örnekle daha da açmak istersek şu örneği verebiliriz:

Karşınıza bir çakmak bir de mum alalım. Size bir arkadaşınız çakmağı alıp mumu yakmanız doğrultusunda bir direktif vermiş olsun. Bu dakikada siz önce çakmak olarak tanımlanan surete yönelir, elinize alır ve sonra da mum olarak tanımladığınız surete yönelir ve mumu yakarsınız. Zaten var olan niyetiniz de, mumu yakma eylemi ve sonucudur. Bu doğrultuda da mumun yanmasının, bu niyetle doğru orantılı olan sonucuna, yani mum ışığına ulaşır ve aydınlanırsınız.

Peki ben karşınıza yine bir çakmak ve mum koysam, akabinde bunları siz gördükten ve algıladıktan sonra önünüze bir perde çekip, iki saniye sonra kaldırsam ve size şöyle desem:

– ‘Ben’ çakmak ve mumun manalarına yer değiştirdim.

Sizce ilk tepkiniz ne olur? Bir çok kişi hemen çakmağı alır ve mumu yakar ve der ki;

– Bak bu çakmak, bu da mum; böyle olmasa ben mumu yakamazdım.

İşte bu, illüzyon içinde diğer bir illüzyondur. Evet, suret ve bu suretin etkisi değişmemiştir. Ancak siz bu eylemi yapmakla artık Aleme bildiğinizin dışında bir mana yollamaya başlamışsınızdır. Bu yollanan mana ise, sizin kontrolünüzde değildir. Bu sonsuzluk realitesinin ve Külli bilincin kullandığı bir çalışma şeklidir ve bu durum bir kaostur. Öyle bir kaostur ki bu kaos, kompleks, ancak kendi içerisinde çok yüksek bir düzensel bilinç barındırır ve varlıkların bunu çözebilmesi ve buna göre konum alabilmesi imkansızdır. Burada birimsel akıl işlemez olur ve tam teslimiyet gösteremeyenin Cehennemi, tasavvurların çok ötesindedir. Cüzi ve Külli etkilere sahip bu iki birleşik düzenden birisi, kendi dışındaki birlik alemine kapalı, kendi kozasının karanlığında süren yaşam hali ve teklik hali, diğeri ise Birlik yurdudur. (Bir çok kişi bizim şimdi teklik altında yaşamadığımızı ve hakikate ulaşıldıktan sonra, tekliği farkedip yaşayacağımızı zannediyor. Ölüm tadılınca varlığımızla tanımlı tek olan benliğin taşınılamayacak çok büyük bir yük, emanet olduğunu herkes görecektir, İnşaallah. )

Müşahade edilmiştir ki “Hesaba çekilen insanın eli, ayağı ve tüm organlarının dile gelip, kişinin kontrolünden çıkarak, yaptıklarını bir bir anlatacak olması” haktır. Mutlak surette gerçekleşecektir. Bu oluşun hakikati yukarıda zikredilen bu işleyişin kapsamına girmektedir.

Siz neyi yapmak isterseniz isteyin, sizin tanımladığınızı sandığınız eylemin dışındaki bir başka mana size hem “Hakim” hem “Malik” hem de “Alim” isimlerinin “Zat”en kime ait olduğunu gösterecektir. Kudretin varlığının elinde olmadığını gören ve aslında neyi bildiğini zannederse zannetsin; bilgisinin “Hiç” değerinde olduğunu anlayan insan, sahip olduğunu sandığı hiç bir şey üzerinde bir hakimiyetinin olmadığını anlayacaktır. Bu sebeple en büyük acı, sahip olduğunu sandıklarının elinden çıkması konusunda yaşanacaktır. İşte bu hakikate dayanan suret Cehennem bekçisinin isminin “MALİK” olmasıdır.

Bu noktada akıl yürüten birimsel kimlik bilinci çöküntüye uğrayacak ve kendini merkez zannetme bilinci sonucu, tüm evrensel oluşun merkezinde adeta bombardımana uğrayacak olan insan, tüm güç ve kontrolü bırakmak zorunda kalacaktır. Bu noktada insan kalp alemine, yani iç uzayına açılmıştır. Cüzzi aklın işlemediği bu alemde işleyen tek akıl Külli akla da hükmeden fıtrattır. (Fıtrat Kalbin aklıdır. Hz. Cebrail de bir varlıktır ve bu dairenin dışına çıkamaz.)

Tek “Veli” Allah tır.

Ş. Yıldız
www.yorumsuzblog.net.tc

Reklamlar

18 Responses to “Bilincin Kartezyen Değişebilirlik Prensibi”


  1. 1 ruhum latife 25 Nisan 2008, 9:39

    “…Kudretin varlığının elinde olmadığını gören ve aslında neyi bildiğini zannederse zannetsin; bilgisinin “Hiç” değerinde olduğunu anlayan insan, sahip olduğunu sandığı hiç bir şey üzerinde bir hakimiyetinin olmadığını anlayacaktır. Bu sebeple en büyük acı, sahip olduğunu sandıklarının elinden çıkması konusunda yaşanacaktır.”
    * * *

    Selam selam
    daima yazmanız ve bizi bilgilendirmeniz dileği ile..
    acısız, varlıksız ilimlere inşallah ..

  2. 2 edeniz 25 Nisan 2008, 11:17

    Selamlar hepinize değerli dostlar..

    bir tanıdığım bana az önce;

    ”Ahad olan Allah’ın isimleri terkibiyiz.. şaki davranışları da o dilediği için yapıyoruz… o halde bize zulm eden kişi niye gene biz oluyoruz?
    cehenneme biz kendimizi atmış oluyoruz?
    kusuruma bakma hep karşıma bu soru çıkıyor…”

    diye sormuş.. ben de buna cevap vermekten aciz olduğumu ve soracağım düşünürler olduğunu belirttim.

    Allah hepimizin birbirimizi ve Zat’ını anlayışımızı kolaylaştırsın.
    Amin

    Hoşçakalın

  3. 3 faik 25 Nisan 2008, 11:30

    Başlangıçta acı veren bu hal, sonunda huzura kavuşturacaktır…
    Bu durumdan korkmamak, çekinmemek, uzak durmamak gerekir…
    Aksine bu hal için umutlanmak, yakınlaşmak, çalışmak yaşamak gerekir…
    Gerçek cennet budur, başlangıçta cehennem gibi gelse bile…
    Teşekkürler…

  4. 4 Nasip 25 Nisan 2008, 11:35

    Teke çokluktan bakanlar hep bu soruları sorarlar… Teki tek görenler cevapları buldular… Çoklukta kalanlar bu sorulara doymadılar… Tekliktekiler cevap vermekten yoruldular…
    Saygılar…

  5. 5 Zebani 25 Nisan 2008, 11:50

    Edeniz’e…..
    Günah ve şaki davranışlar benlikten doğar!..
    Ahad olan Allah’ın isimler terkibi olduğumuz için, şaki davranışlar bizim terkibimizin (benlik) eseridir…
    Benlik (terkibiyyet) olmazsa şekavet te olmaz!…

  6. 6 Zekeriya BAĞCI 25 Nisan 2008, 2:06

    DOST’TAN DOSTA A. HULUSİ

    Bütün mahlûkat kendi menfaati için yaşar… Vermek ise, “ALLAH ahlâkıyla ahlâklı olan’’a aittir!.

    GÜVENLİK KODU: CEBRAİLL

  7. 7 özde 25 Nisan 2008, 3:22

    Sevgili dostum,

    “Her ne ararsan, kendinde ara,
    Yemen’de Bağdat’ta Şam’da değildir!..” diye özetlemiş, öze erenler.

    “Soru ilmin yarısıdır..” dolayısı ile sorunun cevabı zaten içinde gizlidir. Cevabı bulabilmemiz için, öncelikle, sorudaki kavramların ne manalar ifade ettiklerini, fark etmemiz, anlamamız, gerekir…

    Tüm soruların aslında, TEK BİR cevabı var, o da; insanın kendi hakikatini bilmesi, tanıması…

    Resulullah (s.a.v) efendimiz “Nefsine arif olan, Rabbine arif olur..” diyor..

    Üstad Ahmed Hulusi’nin, sistemin işleyişi ile ilgili verdiği ipuçlarını değerlendirebilirsek;

    “-Geçerli olan, O’nun varlığı dışında VARSAYDIĞIN BENLİĞİNİN, GERÇEKTE, hiç bir zaman VAROLMADIĞINI ilim yollu kavramak; ve gereğini hissedip yaşamaktır!.

    Şayet, sen “yok”san elbette ki karşındaki kişi de “yok”tur!.. Öyle ise, karşındaki gerçek “var” olanı farkedip, O`nu kabullenebilecek ve hazmedebilecek misin?..”

    İşte önemli iki uyarı; nefsinin yanıltmalarına aldırmadan iman edip gereğini yaşayabilene “aşk” olsun!

    “Kendilerine bir iyilik isabet ederse “ind-Allah’tan” diyorlar, ama kötülük isabet ederse bu “sendendir” diyorlar; de ki hepsi de ind-ALLAH’tandır.” (Nisa:78)

    – Bu hükmü değerlendirebilen kişi, istemediği, hoşlanmadığı bir durumdan dolayı asla karşısındakini suçlamaz! Ayrıca, yaşadığı güzelliklerden dolayı da asla benliklenmez, böbürlenmez…
    çok önemli bir sır daha açılıyor:

    “Sana gelen iyilik ALLAH’tandır, sana isabet eden kötülük ise ‘nefsinden’dir.” (Nisa:79)

    – Eğer istediğin güzel şeyler ise yaşadıkların, bunları Hakk’ın bir lütfu olarak bil, Allah’ın hüküm ve takdirinin sonucu olarak bunların nasip olduğunu değerlendir, böbürlenme, benliklenme!..

    Yok eğer istemediğin mutsuz edici durumsa içinde bulunduğun, o halde bunların da nefsinden kaynaklandığını, sebebinin başkası olmadığını bil!.”

    İşte o zaman, olayları ancak bu bakış açısı ile yerli yerine oturtabiliriz… Doğrusunu ancak Allah bilir..

    Sevgi ve saygılarımla…

  8. 8 özde 25 Nisan 2008, 4:29

    SEVGİLİ DOSTLAR,

    Allah adıyla işaret edilen,
    “.. Lem yelid ve lem yuled;,”dir..
    Kuldur yaratılan; “OL” emri ile.

    Mutlak var olan ALLAH; İlminde, ilmi ile, ilmi suretleri, isimlerinin terkibi olarak halk etmiştir..

    O, Allah’dır ki, açığa çıkardığı isimleri ile asla kayıt altına girmez.. Çünkü esma terkipleri ve boyutu Allah’ın ZATını bilemez, anlayamaz.. diyor ehli.

    “Allah dilediğini yapar..”
    “Yaptığından sual sorulmaz..”
    – Neyi ne için yarattı ise, O, onu yapmakla zorunlur..

    ALLAH, ALLAH’dır…
    KUL, KULDUR; kimimiz seyid, kimimiz şaki..
    Senaryoyu yazan O, oyuncular bizler… Neden bunu böyle yazdın demek, kimin haddine.. kaldı ki kendi rolümüz dışında, oyunun tamamı hakkında hiçbir fikrimiz yok…

    Kader bu, yazan Allah..

    Bu konuyu en güzel bilen, bildiren, ALLAH’ın kulu ve Resulüne İMAN edelim… dostlar..

    sevgi ve saygılarımla..

    G. KODU: mecazz

  9. 9 mustafa öz 25 Nisan 2008, 4:42

    Üstadın “makro beyindir evren, mikro evrendir insan” sözünden hareket edersek; insan beyni küçültülmüş evrendir, evrende ne varsa holografik olarak insan beyninde vardır. Aslında insan evrenin içinde olmayıp evren insanın içindedir, bu nedenle beyinden çıkan her düşünce ve eylem (aslında her eylem düşüncedir) kişinin evreninde kendi dalga boyuna uygun varlıklar olarak zuhur eder ve bizim ölüm ötesi yaşamımızdaki varlıksal hammaddemizi (data) oluşturur.

  10. 10 edeniz 25 Nisan 2008, 4:51

    Değerli Nasip, çok üzgünüm; çokluktan teke bakmaya devam edenler arasında olmaktan ama inan bana neredeyse tüm gün araştırma yapıyorum, okuyorum belki de yeterli zekaya sahip olamadığım için henüz tekden çoğa bakmayı öğrenemedim, o yüzden de soran arkadaşıma ”buna cevap vermekten acizim” dedim ve sizlere başvurdum..
    1 yıl kadardır A. HULUSİ okuyucusuyum, düzenli olarak maksimum 6 aydır zikir çekiyorum, 8 aydır namaz kılıyorum ve 2-3 aydır Kur’an okumağa çalışıyorum.

    Ve tüm içtenliğimle belirtmek isterim ki önce Allah’ın sonra Dost’ların yardımına ihtiyacım var ve neredeyse tüm gün bilgisayar başında; acaba 1 kelime daha, 1 dua daha, 1 adım daha öğrenebilir miyim, diye uğraşıyorum..

    Dahası, belki Allah bana kolaylaştırmamıştır!! Bunu kendime söylemek bile çok üzerken, buyrun size söylüyorum. Ama şunu biliyorum ki; Allah izin verdikçe gücüm, dermanım kesilene kadar bu yolda OKUmağa çalışmaya devam edeceğim.

    Hepinizden Allah razı olsun.

  11. 11 Zekeriya BAĞCI 26 Nisan 2008, 12:53

    Sevgili EDENİZ’E;

    UZUN BİR DUA

    DUADA İSTENİLEBİLECEK VE SIĞINILACAK ŞEYLER

    Ey Merhametlilerin en Merhametlisi! Ey Tövbeleri kabuleden ve Dualara icabet eden Rabbimiz! Sana yöneldik. Efendimizi şefaatçi yapıyor, ellerimizi O’nun mübarek ellerinin altında tutuyor ve istediklerimizi böylece istiyoruz.

    Ey Rabbimiz! Ettiklerimize binlerce tevbeler olsun. Günahımız çoktur ama, Senin rahmetinde her şeyi aşkındır, her şeyi kuşatmıştır. Rahmetin gazabını geçmiştir. Bize rahmetinle muamele eyle.

    Ey Rabbimiz! Bazı yüzlerin ağarıp, bazı yüzlerin kararacağı günde; bizi yüzleri ak, gönülleri pak olan, sevgili resülünün bayrağı altında toplanan mesut insanlar zümresine kat. O’nun yanında cennete girmeyi, mübarek Cemalini görmeyi, Senin dostlarınla komşu olmayı ve en büyük makam olan rızana ulaşmayı nasib eyle.

    Ey Rabbimiz! Mülkün sahibi sensin. Dilediğine mülkü verir, dilediğinden alırsın. Dilediğini aziz, dilediğini zelil edersin. Bütün hayırlar, iyilikler senin elindedir. Sen her şeye Kadirsin, Sen Lütfedensin bize dünyada ve ahirette iyilikler ver.

    Ey Rabbimiz! Bizim ve çocuklarımızın kalplerimize İslam nurunu, Kuran hidayetini bahşeyle. Bütün soyumuzu İslam’a ve Kur’ana bağlı insanlar eyle. Hepimizi müslüman olarak yaşat. Bizi dünya ve ahiret mutluluğuna nail eyle .

    Ey Rabbimiz! Habibin Muhammed Mustafa(s.a.v.) yüzü suyu hürmetine; müslümanların kalplerindeki her türlü ayrılık tohumlarını gider. Bizi ashab-ı kiram gibi birbirine dost ve birbiri için yaşayan insanlar eyle.

    Ey Rabbimiz! Sen Selamsın, selamette ancak sendedir. Efendimiz Muhammed Mustafa’ya rahmet et. Öyle bir rahmet et ki; o rahmetinle; bizi bütün korku ve belalardan kurtar. Bütün ihtiyaçlarımızı gider, günahlarımızı temizle, bizi katındaki en yüce derecelere çıkar. O rahmetin hürmetine hayatta iken de öldükten sonra da düşünülebilecek bütün hayırların en yücesine ulaştır.

    Ey Rabbimiz! Bizi, Üstadımızı, Büyüğümüzü, ana-babamızı, Kuran ve iman hizmetinde çalışan kardeşlerimizi, eşlerimizi, çocuklarımızı, akrabalarımızı, ecdadımızı, mümin dostlarımızı iyi kullarınla birlikte cennetine koy.

    Ey Rabbimiz! Nesillerimize inayet eyle, onların imdadına koşmayı bize nasip eyle. Kalbi, gönlü kırıkların, ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşmayı bizlere nasip eyle. Bizleri birbirimize sevdir ve insanca yaşamayı nasip eyle. Kalplerimizi, ayaklarımızı kaydırma.

    Ey Rabbimiz! Senden ah-u efgan edip sana dua dua yalvaran, Sana karşı saygı ile dopdolu olan ve Senin yoluna yönelen kalpler istiyoruz. Nefislerimize takva bahşeyle ve onları temizle.

    Ey Rabbimiz! Hatalarımızı kar ve dolu suyu ile yıka. Kalblerimizi günahlardan beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi temizle ve bizimle günahlarımızın arasını doğu ile batının arasını ayırdığın gibi ayır.

    Ey Rabbimiz! Senden dünya ve ahirette afiyet ve bizden şerri uzaklaştırmanı dileriz. Alem-i İslamı ve bütün insanlığı arzi ve semavi afetlerden koru.

    Ey Rabbimiz! Gücümüzün zayıflığını, çaremizin azlığını ve insanlarca önemsenmeyişimizi sana şikayet ediyoruz. Bizi kendi gözümüzde küçük, fakat insanların gözünde büyük eyle.

    Ey Rabbimiz! Senden rahmetini celbedecek şeyleri, gerçekleşmesi muhakkak olan mağfiretini, her türlü günahtan korunmayı, her türlü iyiliği kazanmayı, cennet ve Cemal’inle şereflenmeği ve cehennemden kurtuluşu dileriz.

    Ey Rabbimiz! Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlarımızı mağfiret et. Senden işimizde rüşde hidayet etmeni istiyor, nefislerimizin kötülüklerinden sana sığınıyoruz.

    Ey Rabbimiz! Bizi yücelt, eksiğimizi- gediğimizi gider, bize rızık ihsan et, bizi salih amellere, güzel ahlaka ilet. Zira bunların salih olanına ancak sen ulaştırır, kötülerinden de ancak sen alıkorsun.

    Ey Rabbimiz! Ciddiyetimizi şakamızı, zulmümüzü ve haksızlıklarımızı, hatamızı, kastımızı mağfiret buyur. İtiraf ediyoruz ki bu kusurların hepsi bizde vardır, ihsan ettiğin nimetlerin bereketinden bizi mahrum etme, mahrum ettiklerinle de imtihan etme.

    Ey Rabbimiz! Her işimizde esas olması itibariyle dinimizi ıslah et. İçinde geçimimiz olan dünyayı ıslah buyur. Döneceğimiz yer olan ahiretimizi ıslah et. Hayatı her türlü hayırları artırmamıza vesile kıl. Ölümü de her türlü şerlerden kurtulup rahat etmemize vesile yap.

    Ey Rabbimiz! Bizi, Seni çok zikreden, Senden çok korkan, Sana çok şükreden, Sana çok itaat eden, Sana karşı içi saygı ve huşu ile dopdolu olan, dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden insanlar eyle.

    Ey Rabbimiz! Sana güzelce ibadet etmeyi istiyor, Senden doğru yolda azim ve sadık diller selim kalpler dileniyoruz. Dillerimizdeki düğümleri çöz, onları güçlendir ve istikamet ver. İçimizdeki kinleri, nefretleri ve hasedleri sök al.

    Ey Rabbimiz! Senden hayırlı işler yapmayı, kötülükleri terk etmeyi, fakirleri sevmeyi, bizi bağışlamanı, bize merhamet etmeni ve insanların fitnesini murat buyurduğunda fitnelere düşmeden bizi vefat ettirmeni dileriz.

    Ey Rabbimiz! Senden; Senin sevmeni, Senin sevdiklerinin sevgisini ve bizi Senin sevgine ulaştıracak amellerin sevgisini dileriz. Senden tertemiz bir hayat, dosdoğru bir ölüm, rezil etmeyen ve ayıpların sayılıp dökülmediği bir dönüş istiyoruz.

    Ey Rabbimiz! Senden hidayet, takva, afiyet ve zenginlik istiyoruz. Bize talihsiz ve nankör olmayan, şirkten arınmış, tertemiz kalpler lutfeyle.

    Ey Rabbimiz! Bize korkudan öyle bir pay ayır ki; bu sana karşı işlenecek günahlarla bizim aramızda bir engel olsun. İtaatinden öyle bir nasip ver ki; o bizi cennetine ulaştırsın. Yakininden öyle bir hisse lutfet ki; dünyevi musibetlere tahammül kolaylaşsın.

    Ey Rabbimiz! Sağ olduğumuz müddetçe; kulaklarımızdan, gözlerimizden, kuvvetimizden, istifade etmemizi nasip et. Aynı şeyi bizden sonra gelecek olan neslimizede nasip et.

    Ey Rabbimiz! Bizi; azgın ve mütecavizlere karşı muzaffer kıl. İntikamımızı bize zulmedenlerden al, merhametsizleri bize musallat etme. Bize dini musibet verme. Dünyayı ne asıl gayemiz kıl ne de ilmimizin son hedefi.

    Ey Rabbimiz! Düşmanlarımızın ve bizi düşman görenlerin birliğini boz, onların cemaatılarını paramparça eyle, içlerine ayrılık tohumları saç. Birbirlerine karşı kin ve nefret hislerini kamçıla, kurmuş oldukları oyunları ve komploları başlarına geçir. İslam düşmanlarını, bizi düşman ilan edenleri, Senin düşmanlarını ve Kur’an düşmanlarini, kör, sagir ve dilsiz eyle.

    Ey Rabbimiz! Bize hile yapanlari ve yapmayi düşünenleri, bize komplo kuranlari ve kuracak olanlari, düşmanlik yapanlari ve yapacak olanlari, aldatanlari ve aldatarak hile yapacak olanlari Sana havale ediyoruz.

    Ey Rabbimiz! Bizim ve iman ve Kur’an hizmetindeki kardeşlerimizin; istedigimiz ve istemedigimiz, bildigimiz ve bilmedigimiz bütün ihtiyaçlarimizi gider ve bütün belalari bizden sav. Dünyanin her yerindeki Senin rizan için hizmet eden kardeşlerimizi bizlerle beraber ihlas-i etemme muvaffak eyle.

    Ey Rabbimiz! Bütün günahlarimizi küçügünü-büyügünü, evvelini-ahirini, açigini-gizlisini bagişla. Bize merhamet et, kirigimizi- dökügümüzü sar ve bizi yücelt.

    Ey Rabbimiz! Kusularimizi affet, bizi kendine kul kabul et, emanetini kabz-etme anina kadar bizi emanetinde emin kil. Bizleri cennet ve Cemalinle şerefyad ve serfiraz et.

    Ey Rabbimiz! Biz Muhammed ümmetinin daginikligini gider, bize birlik ve dirlik ver. Kalplerimizi birbirine isindir bizleri birbirimize sevdir, bizden bütün şerleri ve zararlari uzaklaştir. Ey Rabbimiz! Bizi idare edenleri hidayet eyle, vatanimiz ve insanlarimiz için yapmak istedikleri iyi şeylerde yardimci ol.

    Ey Rabbimiz! Ömrümüzün en hayirli anini son animiz, amelimizin en hayirlisini son amelimiz ve günlerimizin en hayirlisini ise sana kavuştugumuz gün kil.

    Ey Rabbimiz! Bizi Senin rizana ulaştiracak amellere muvaffak kil.
    AMIN bi-hurmeti Seyyid-il mürselin ve bi-hurmeti Ta-Ha ve Yasin ve sallalahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ecmain Velhamdulillahi Rabbil alemin .

    Ey Rabbimiz! Tembellikten, fakirlikten, zilletten, miskinlikten, borçtan, ihtiyarlayip elden-ayaktan düşmekten, günahtan, zenginligin şerrinden, hayatin ve ölümün fitnesinden, kabir azabindan, ateşin fitnesinden, sana siginiriz.

    Ey Rabbimiz! Gafletten, küfürden, fisktan, muhalefet edip düşmanlik çikarmaktan, başkalari duysun ve görsün diye bir şey yapmaktan sana siginiriz.

    Ey Rabbimiz! Sagirliktan, dilsizlikten, delilikten, cüzamdan, alaca hastaligindan ve her türlü kötü hastaliklardan, nimetinin zevalinden, afiyetinin degişmesinden, azabinin ansizin gelip çatmasindan sana siginiriz.

    Ey Rabbimiz! Fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten ve icabet edilmeyen duadan sana siginiriz.

    Ey Rabbimiz! Işledigimiz ve işlemedigimiz amellerin şerrinden, bildigimiz ve bilmedigimiz şeylerin şerrinden sana siginiriz.

    Ey Rabbimiz! Enkaz altinda kalmaktan, yukaridan yuvarlanmak ve düşmekten, bogulmaktan, yanmaktan, trafik kazalarindan, her türlü kaza ve belalardan, yilan, akrep vb. şeylerle sokulmuş olarak ölmekten, ve ölüm aninda şeytanin çarpmasindan sana siginiriz.

    Ey Rabbimiz! Huylarin, amellerin, arzularin kötülerinden, düşmanin galebesinden ve kullarin başimiza gelen kötü şeylerden dolayi sevinmesinden sana siginiriz.

    Ey Rabbimiz! Üzüntüden, tasadan, cimrilikten, açliktan, hiyanetten sana siginiriz. Bize kendimizi bulmayi ilham et, bizi nefslerimizin şerlerinden koru.

    Ey Rabbimiz! Bizi fitne-i nisadan koru.

    Ey Rabbimiz! Eger unuttuk veya kasitsiz olarak yanliş yaptiysak bundan dolayi bizi sorumlu tutma.Takat getiremeyecegimiz şeylerle bizi yükümlü tutma, bizi affet, lütfunla kusurlarimizi bagişla, bize merhamet et. Bizim yardimcimiz sensin kafir topluluklara karşi bize yardim et.

    Ey Rabbimiz! Bizi dini ve dünyevi fitnelerden ve ahir zaman fitnesinden Mesih-i Deccal’ın ve Süfyan’ın fitnesinin şerrinden, dinsizlerin tecavüzünden, münafıkların şerrinden, fasıkların fitnesinden koru.

    Ey Rabbimiz! Bizi dalaletten, bid’atlardan, belalardan, kötülüğe sevk eden nefsin şerrinden koru. Bizi bir an olsun nefsimizle baş başa bırakma.

    Ey Rabbimiz! Bizi kabir azabından, kıyamet günü azabından, cehennem azabından ve kahrının azabından koru.

    Ey Rabbimiz! Bizi gösterişten, başkaları duysun ve görsün diye ibadet etmekten, ameline güvenmekten ve övünmekten koru.

    Ey Rabbimiz! Bizi ana-babamızı iman ve Kur’an hizmetinde çalışan bütün kardeşlerimizi, eşlerimizi, çocuklarımızı, mümin dostlarımızı, akrabalarımızı, ecdadımızı ve ahirete intikal eden bütün mü’min ve müslümanları cehennem azabından koru. Affına sığınıyoruz. Bizi her türlü şer, fitne ve azaptan kurtar! Fazlınla ikram eyle. Bütün günahlarımızı bağışla. Ayıplarımız setreyle.

    Ey Rabbimiz! Nefislerimize zulmettik, sana isyan ettik, eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan dünyada da ahirette de kaybedenlerden oluruz. Bizi hüsrana uğrayanlardan eyleme. Şeytanın kalbimize girip saptırmasına fırsat verme.

    Ey Rabbimiz! Bizi İslam’dan ve Kur’andan ayırma. Bizi daima sırat-ı müstakimde tut. İslâm nurunu söndürmek isteyenlere fırsat verme. Bizim yüzümüzden insanları helak etme.

    AMİN ve sallalahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ecmain Velhamdulillahi Rabbil alemin. AMİN

  12. 12 edeniz 26 Nisan 2008, 8:00

    AMİN.. GüvenliK KODU: helall..
    Çok zahmet etmişsiniz inanın çok duygulandım anlatamam!. kendimi o kadar çaresiz hissediyorumki çoğunlukla; Rabbim dualarımızı kabul etsin.
    Allah Razı Olsun hakkınızı helal edin Değerli Zekeriya Bey.

    Keşke bu duayı ezberleyebilsem..

    Hoşçakalın

  13. 13 zeynep 27 Nisan 2008, 2:39

    sevgideğer edeniz kardeşim;

    “KEŞKE” kelimesini nacizane tavsiyemle bildiğin bütün lugatlerinden kaldır ve hatta bilincinden veritabanından sil.

    KEŞKE nin tasavvuf bilincinde inanç ve islam mozaiğinin hiçbir noktasında yeri olamaz.

    Neden böyle olduğunu eminim küçük bir sorgulamayla bulacaksındır.

    Yolun selamet üzere olsun…

  14. 14 mustafa öz 27 Nisan 2008, 11:28

    Sevgili edeniz;

    Üstad DOST’TAN DOSTA isimli kitabında “Dua ve Zikir kitabındaki dualar sizin duanız değildir” der.
    İNSAN İÇİNDE BULUNDUĞU HALE GÖRE dua eder “Hal Makama göredir makam ise fıtrata” der Üstad. Bu nedenle sayın Zekeriya beyin duası sizin duanız olamaz. YUKARIDAKİ İLKEYE GÖRE KENDİ DUANIZI ETMELİNİZ.

    Dua sadece söz ile olmaz, insan hal ile ve fiil ile de dua eder. Mesela trafik kurallarına eylemli olarak uymanız sizin fiil ile duanızdır. Bir dilencinin hiçbir şey söylemeksizin elini uzatması onun hal ile duasıdır. Duanın kabul görebilmesi için kişinin hali, fiili, dili bir biriyle uyumlu olmalıdır.

  15. 15 Zekeriya BAĞCI 27 Nisan 2008, 2:33

    Sevgili Dostum Mustafa OZ;

    Kişinin halinin duası başka ulaşmak istediği şeyin duası başkadır.
    O dua şahsıma ait bir dua değildir.Ancak duanın içerisindeki işaret eden haller hangi birimizde olamaz ki yada yok diye biliriz?
    Kendimizi dualardan ve geldiği yerin güzelliğinden bizleri alı koyacak şartlanmalardan kurtarmamız gerek KELAMULLAH ‘tan ayrı görmemek gerek diye düşünüyorum.
    Hal duası ile arzu edilen şeylerin duaları birbirinden ayıran “Üstadımız dua YÖNLENDİRİLMİŞ BEYİN DALGALARIDIR diyerek çığır açmıştır!”

    “Hale bürünmüş kişilerin duası zaten sistem gereği kendilerine verilmektedir.”

    Sevgiyle kalın.

    Sevgili EDENİZ duan sana duam olsun.AMİN

  16. 16 edeniz 27 Nisan 2008, 10:56

    Amin Değerli Zekeriya bey; bende kendi duam gibi okudum gözlerim dolarak acizane.

    benim yine sorum var desem haddimi aşmış olmam umarım!!

    Namazda bazı dualar var(Rabbena,Salli-Barik gibi) aslında sureleri okurkende dua ediyoruz yaşarkende ediyoruz hal ile biliyorum ama; sorum şu,
    namazım bitince Geylani Hz.nden bir dua okuyorum ama türkçe olarak sizin yazdığınız duada türkçeydi ve tabiki insana kendi lisanı daha fazla dua etme fırsatı sunuyor fakat, Üstad arapça okumamızı öneriyor yani mesela ben ”Allahım bana hidayet ver” diye dua ediyorum, bunun arapçasını mı çevirip etmeliyim duamı? umarım saçma bir soru olmamıştır çünkü; aklımda hep duanın inanırsak gerçekleşeceğiyle ilgili bir yargı vargeçmişten kalmış,
    bu nedenle de tereddüt ediyorum türkçe dua ederken!! Elbette Allah daha iyisini bilir tüm dillerimizi biliyordur ama siz değerli büyüklerime danışmak istedim.

    Allah razı olsun

    Hoşçakalın

  17. 17 uzaklardan bir gizem 28 Nisan 2008, 11:02

    B.

    Selamlar,

    E.Deniz kardes, Turkcemi cok seviyorum ve konusabilmenin, o dilde yazabilmenin ayrica bir nimet, bir zeka gostergesi olduguna da inaniyorum. Ancak, bazi anlamlar icin nedense tam karsilik bulabilmek cok zor olabiliyor. Mesela bu aralar fazlaca takildigim “AHAD” gibi. Bu “nokta”yi anlayabilmek icin o kavrami kendi dilinizde kafaniza yerlestirin ama kavrami “oku” maya gectiginizde, orijinal dilinde deyin, nasil acilimlar olduguna Allah’in izniyle sasiracaksiniz.

    Selamlar,

  18. 18 Zekeriya BAĞCI 28 Nisan 2008, 11:26

    Sevgili EDENİZ;

    Kur’an’ın bir lafzı bir de ruhu vardır.

    Arapça kelimelerden ortaya çıkan beyindeki titreşimlerin kuvveti ve (kadir) basınc lafzında mevcuttur. Ortaya çıkarmış olduğunuz NUR ile idrakiniz oluşmakta ya da talebiniz. Artık size takdir olunan neyse!

    Ruhu dediğimiz olayda ise; ne istediğimizi bilmekle istediğimiz andaki konsantrasyondan doğan kuvvetli enerji oluşmaktadır. Anlamını bilmeden edilen dualarda o kelimelerin lafzından gelen illa ki bir oluşum söz konusudur.

    “Ancak hem lafzını bilip hem ruhunu yani manasını bilip sağlanan konsantrasyonda duaya icabet dediğimiz olay hemen sağlanmaktadır.”

    Üstadımız der ki;
    DUA TAKDİRDE VARSA EDİLİR. DUA TAKDİR İŞİDİR. (DUA VE ZİKİR KİTABI)

    Tavsiye Teknik.

    1. İyi bir tövbe edilmeli. (Bilinç arındırma)

    2. Rasulullaha çokça salavat. (İlgili kitapta mevcut.)

    3. Mevcut durumunuz için şükür. (İnsanı pozitif yapan şeylerin başında haline şükür gelir.)

    4. Mevcut eş dost tanıdığa dua edilmeli.

    5. Talebinizin sadece sizi kapsaması sistem gereği uygun bir hal olmayabilir. Bu yüzden taleplerimiz geneli, eşi dostu, tanıdığı ve akrabayı da ilgilendirecek şekilde olmalı.

    Ehli zatlar varken haddi aşmıyalım…

    Bunlar acizane tavsiyelerimizdir. Birçok dua ehlinden ve değerli zatlardan özür dileyerek sizlere tavsiyemiz olsun.

    Sevgiyle kalın.


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: