Dalga (frekans) Boylarında Salınmak

Geçen hafta sonu; iki tam gün, reiki (yaşam enerjisi) seminerine katıldım..
“Re= İlahi, nur, hayat…
Ki= Nefesle bağlantılı enerji anlamına geliyormuş.. ”
Felsefesi ise; anladığım kadarı ile, ‘evrende herşey titreşimdir’den yola çıkarak o titreşimle aynı olabilmek ve o enerjiye kanal olup hem kendini hem de tüm varlığı her konuda şifalandırmaktır…

Tabii ki benim için niyet önemli olduğundan şöyle bir niyetle gittim.. “Uydum İmama ve Resulümle ve Ali dostlarımla beraber reiki deneyimlemeye”…

İki gün boyunca da reikide sadece NİYETİN VE TESLİMİYETİN önemli olduğunu öğrendim.. Sadece saf bir niyet vardı; asla enerjiyi kendi çıkarına kullanamıyordun.. Her şeye bütünün hayrına diyerek niyet ediyor ve ondan sizin kanalınızla istediğiniz her nesneye “O- Rahman’ın enerjisini” yansıttığınızı hayal ediyordunuz ve başka da bir şey yoktu… .

Benim için reiki: Eski mısırlıların “ra öğretisini” yani “rahman ve rahim bilgisini” tasavvufdaki ismiyle de sanırım “rab bilgisi”ni deneyimlemek oldu.. Reikinin “Japon tasavvufu” olduğunu hissettim.. Ama eski şamanist gelenekleri içerdiğini de gözlemledim.. Bilgi tekti ve sadece yorumlar farklıydı.. Peki bunca ayrılık nasıl oluşmuştu, bir onu anlayamadım..

Ben, o iki gün boyunca İslam’ın ne muazzam bir sistem olduğunu anladım.. Ve namaz için yaptığımız ön hazırlıkları; niyet, temizlik, düzen, abdest ve ona konsantre olmaya çalışmanın ve namazın hareketlerinin hepsinin reikiden de üstün manalar taşıdığını algıladım.. Hz. Muhammed (s.a.v.) efendimizin hayatını sürekli okumamız ve onun hareketlerini deneyimlememiz gerektiğini bir kez daha çok iyi öğrendim.. Tek kurtuluş O’NUN YAŞADIĞI HAYATIN ANLAMLARINA EREBİLMEKTEYDİ… O’nun her hareketi, her sözü bize bir şey öğretebilmek içindi… Elimizdeki hiçbir şeyin kıymetini bilemiyorduk, neden acaba?.. Ve gerçek manalarını da ne yazık ki.. Evet hz. Ali'(k.v.)nin dediği gibi “ilim Çin’de de olsa arayın” sözü, bugün benim için daha bir netliğe kavuşmuştu..

Uzak doğuda manalar çok açık ve semboller hayat bulmuştu.. Biz de ise herşeyi reddetme hastalığı yüzünden kısır kalmış bir bilgi daha doğrusu; üstü habire örtülmüş muhteşem bir hazine vardı… Oysa camii -cem hz. Muhammed’e ait bir özellikti.. Tüm esmaları O cem edecek ve tüm dinleri de tabii ki O birleyecekti.. Bugün artık O (NUR’UN ALA NUR) altın çağ İslam’a geldi ve kıyametimiz= uyanışımız= foton çağımız da (A’Lİ ruhların üstümüzdeki astrolojik ilim sağaltma işlemi)= CEMALİ zamanımızda geldi inşallah..

Neyse bu girişi yaptım ki, asıl anlatmak istediğimi ancak bu şekilde anlatabilirim diye düşündüm. Çünkü bazı şeylerin karşılığı olmadığı için anlatımı da zor oluyor.. Ama reiki hocamızın bedenlerimizi soğan halkalarına benzettiği mecazını çok sevdim ve ben de bu soğan halkaları ile anlatmak istediklerimi anlatmaya karar verdim..

Allah ‘ın bir lütfu ve dilemesi ile; vaktiyle, ben de bu titreşim beden =dalga boylarından bir kaçını deneyimlemiştim.. Bunun herkes için faydalı olacağını düşündüğümden, Allah rızası ve bütünün hayrı için bana verilen emaneti yazıyorum..:) (Reikide öğrendiğimiz niyeti yazdım..) Eminim ki anlayabilen herkes için, korkunun sevgiye dönüşeceği bir anlam çıkacaktır.. Tabii ki ne ilmimiz ne de yetkinliğimiz var.. Sadece bir vehmi deneyimdir.. Masal da diyebiliriz.. Ama belki bir iki kişinin işine yarayabilir diye umuyorum..

“Onsekizbin alem” var diye hep öğreniyoruz değil mi?.. Ama bu ne demek, bilmiyoruz.. Bunu kitaplar “tüm kainatı ve her varlığı düşünerek dıştan içe doğru (afaktan enfüse, kat kat )” düşünmemiz gerektiğini anlatıyor genelde.. Tabii ki bu ilim canlı ve yaşanmadan anlaşılıp öğrenilemediği için de kitaplardan da bir türlü istediğimiz gibi öğrenemiyoruz..
Ben kendi vehmime göre bir şekilde yazmayı deneyimlemek istiyorum… Buyurunuz hayal perdemiz açıldı…

Bir soğanın halkaları nasılsa: Madde bedenden içe doğru da insan bedenlerini de; sanki her soğan dairesinde ve ince zar perdesinde daha bir latifleşerek ya da farklılaşarak değişime uğruyor gibi hayal edeceğiz tabii ki..
Madde dört unsurmuş (ANA-SIR-I ERBEA) ve aslında çok daha unsurluymuş ta anlaşılması kolay olsun diye dört unsurla sembollemişler.. İşte aynen insanın da “hava, ateş, toprak, su” unsurlarına ait bedenleri olduğu hayal edilmiş.. Bunlardan benim de “lütfedilmiş” hayal ettiğim bazı beden ya da bedensiz hallerim varmış.. Zannımca ve kendi vehmime göre verdiğim isimleri şunlar diyelim. “Ruh, nefs, su beden (holoğram olabilir), renk dalgası, hiçbirşeysizlik (yok beden:), harf beden, iyi amellerimin oluşturduğu ameli iktisabi bedenler (yani ahiret hayatımı inşa edecek iyi amel- yapı taşı bedenlerim:), dalga boyu beden (bu beden değil sadece dairesel bir titreşim), vb.. Sanki sonsuza dek gidecekler sanırım… Allah hepimize öğretsin inşallah ve aminn..
Benim anlatmaya çalışacağım bedensiz bedenlerimizden “dalga boyları” halimiz olacak..
* * *

“Negatif nar-i (cinni) dalga boyumuz”

Durgun bir suya minik bir taşın düştüğünüz hayal ediniz lütfen.. Ve bu durgun suyun dairesel titreşimlerinde de bir bozukluk düşünün yani daireler huzurla açılmıyor.. Titreşimin bozuk olduğunu ve “bızzzt”ladığını düşünün aynı zamanda elektrik çarpar gibi çarptığını da.. Hani cin çarptı ya da kitap çarpsın derler ya, işte bu çok doğru bir anlatımdır.. Bu “bozuk frekanslı bir radyo yayınına benzeyen “bızzzt”layan ve çarpan enerji dalgasına “negatif yapılı beden ya da cinni beden de diyebiliriz… Bu olumsuz düşüncelerimizin halidir.. Ve hepimizde sonsuz tane “bızzzt”layan enerji dairesi olabilir.. Her bir kötü huyumuzu düzelttiğimizde bu “eksi yapılı, negatif cinni yapılarımızın”; bir bozuk frekans dalga boyundan kurtulabileceğiz.. Tabii nar ehli nura dönüşmüyor belki ama nar-i yapımızdan onunla yüzleşerek yani kendi vehmi yapımızı yakarak, korkularımızdan da kurtulabiliriz ancak..
* * *

“Pozitif nur-i (meleki) dalga boyumuz”

Durgun bir suya minik bir taşın düştüğünü hayal ediniz yine lütfen..
Ve bu taşın dalgalarının huzurlu bir salınımla sürekli açıldığını düşününüz.. Öyle bir huzur ve dinginlikle açılıyor olsun ki “aynı zamanda da, sizi de teslim almış olsun… Ondan hep iyi dilekler dileyip-dua etmenizi istediğini, hatta dua edip bir şeyler istemeniz için sizi zorladığını da tahayyül ediniz.. Ve onun size şifa verdiğini, koruduğunu, şefkatle sardığını, sadece sizin iyiliğinizi istediğini de”…
Bu pozitif enerji dalga boyumuz tabii ki, bozuk enerjili halimiz bizden çıktığı zaman ancak kendisini bize gösterebilecektir sanırım..
* * *

“Pozitif içe çekimli dalga boyumuz”

Gene durgun suda az evvel hayal ettiğimiz meleki dalga boyunu düşünüyoruz.. O, nasıl hep dışa doğru huzurla açılıyordu ise “bu dalga boyumuz da içe; huzurla, inanılmaz bir sakinlik ve yavaşlıkla dönüyor olsun.. Bu huzur olabilir mi bilmiyorum ama “ben o anı hep, eve dönmeye başladığım an olarak hatırlıyorum”.. Bu dalgayı deneyimlediğim an çok sevinmiştim. Artık geri dönüşüm başladı ve başaracağım diye hayal etmiştim..

İnşallah hepimiz başaranlardan oluruz.. Böyle dedim ama aslında orada olduğumuzu ve oradan tek bir an ayrılmadığımızı da öğrendim.. Fakat imtihan dünyası işte, ne gerektiriyorsa onları yaşıyoruz.. Bir rüya görüyoruz ve bu rüyanın hakkını da vermek gerekiyor… Nasılsa bir gün uyanacağız.. O yüzden bu rüyanın kıymetini bilelim..
* * *

Bir de asla yalnız olmadığımızı bilmemiz gerekiyor.. Bizde bizden farklı sonsuz tane biz var… “Allah, her an bir şandadır” hükmünce, bizi sonsuz biçimde yaratmış.. ‘Kendimize seyahat’ kadar olağanüstü bir yolculuk olamaz herhalde.. Bir bilet alıyoruz ve niyet ediyoruz.. Asla geri dönüşü olmayan içsel, tehlikeli, upuzun bir yolculuk… Ve en değerli yanı da şu… Haksızlığa uğradığınızda ve Allah Teala için, kalp kırıklarınıza tahammül ettiğiniz o anlardaki halinize dikkat ediniz lütfen.. Tüm fetihleriniz işte orada başlıyor olabilir belki de..

Kendi mucizelerimizin farkındalığına varabilmek dileği ile…
Sevgiler

Nur Cihan
www.yorumsuzblog.net.tc
nuralem7@hotmail.com

Reklamlar

30 Responses to “Dalga (frekans) Boylarında Salınmak”


  1. 1 Aybasar 16 Nisan 2008, 8:41

    Öncelikle bu Uzakdoğu şifa enerjilerini farklı bir açıdan gösterdiniz, size sonsuz teşekkürler… Uzun bir zamandan beri bende Reiki, Kundalini, ve diğer şifa enerji çalışmalarını yapıyorum, ve tasavvufla ilgileniyorum. İbadetimi elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum, Yüce Allahımın bana lütfettiği ölçüde. Bütün enerjiler saf niyetle çalışır ve sizin ona ne kadar ihtiyacınız olduğunu bu enerji bilir, bilinçlidirler ve oraya akar, sonuçta biz de bir bütünün parçasıyız, ondan ayrılmak mümkün değil, yani orası bizim evimiz, şu anda yaşadıklarımız tamamen bir illüzyon bunu hiç unutmayalım… Her şey Yüce Yaradanın elindedir, biz sadece bize verilen şu ömürdeki imtihanlarımızı geçerek ona layık bir kul olarak yaşamalıyız ki, her şey onun tasarrufundadır.

  2. 2 emre k. 16 Nisan 2008, 10:46

    Es Selam,
    uzun zaman reiki egitmenligi yaptım ve yasadıgım deneyimler sonucu reiki veya baska enerji yontemleri ile ilgilenmeyi bıraktım.
    Enerji yontemleri ile ilgilenen kisilere onerim de “hemen ” bırakmaları ve aldıkları inisiyeleri reddetmeleri.
    Eger bunu yapamıyorlarsa mutlaka ve mutlaka korunma dualarını okuyup, abdestli olarak uygulama yapmalari..
    Ve mutlaka uyumadan once 3 ıhlas 3 felak 3 nas okuyup ellerine ufleyip tum vucudunuzu 3 defa sıvazlamalısınız.

    Herkese musallat olanlar var ve fiziksel gozlerle goremiyoruz bunları. Bunlar baska bir dunyada da /boyutta da bu dunyada da aramızda yasıyorlar.
    Bizim enerjimiz onların beslenme kaynagı.
    Biz nasıl tavuk beslıyoruz ve onlarla beslenıyoruz; onlar da beynimize etkı ederek bizim enerjilerimizle besleniyorlar.
    Beslendikleri temel enerji ise bizim “sehvet” diye tanımladıgımız enerji.
    Ve gobegimizin cevresinde bulunan bir pisligin enerjisi ile de besleniyorlar…..
    Asla gusulsuz dolasmayın.
    Ayetel Kursimizi okumadan hicbir sey yapmayın ve onemle yinelemek isterim ki,
    enerji yontemleri ile ugrasmayın.
    Ugrasmayin. Ugrasmayın.

    Sevgi, saygı ve selam ile
    emre k.

  3. 3 ruhum latife 16 Nisan 2008, 11:05

    Selamlar,
    yorumlarınız için Allah razı olsun… böyle açık ve net yaşanılanların paylaşılması kadar öğretici başka bir şey olamaz bence..
    Ben de yazımda eksik bulduğum bir şeyi eklemek istiyorum izninizle..
    * * *
    1. Enerji-dalga boyu beden -bıztlayan- hasta frekanslı halimizi deneyimlerken ve elektirik çarpmış hali canımı yakarken;
    bir yandan da gözlerimin önünden akıp geçen ayetleri okuyordum..
    bunlar ayetel kürsü, nas ve felak sureleri idi…
    * * *

    Size ben de sn. emre gibi bu duaları tavsiye ediyorum.. Bir de Ahmet Hulusi’nin “Ruh insan cin” ve tüm kitaplarında korunma duası olarak yazılmış bir dua vardır.. İşte uyandığımda ezbere bunu okurken kendimi buldum ama anında unuttum..
    Ne zaman ki gece oldu uyuyacağım anda gene bu duayı hatırladım ve okuyarak bir süre devam ettim..(bu arada güvenlik kodum duaa:))
    Ve abdest; abdest o kadar önemliymiş ki abdestsiz yere ayak basmamamız lazımmış.. Muhiddin Arabi öğrencilerini yolda görse abdestli olup olmadığını sorarmış..
    Sevgiler

  4. 4 Ayşen 16 Nisan 2008, 12:54

    Ben de reiki’ye meraklı olanlardanım. Çevremde bir iki tanıdığım var, Reiki ile ilgilenen. Ama bir yerden duyduğum kadarı ile inisiyasyon alacağın kişiyi seçerken dikkatli davranman gerekiyormuş.

    Pardon bir de soru:
    İnsan zikir yaparken de vehimlerin etkisi altında kalabiliyor. İnsan kısacası her halikarda vehimlerin etkisi altına girme tehlikesi ile karşı karşıya.
    Ben Reiki ilgili bir kitap da okumuştum. Bu tarz kitapları okurken farkındalığımın ve bilinç seviyemin daha arttığını hissediyorum. Yani sistemin işleyişi hakkında daha fazla fikrim oluyor.
    Zikir yaparken de tam tersi bir durum oluyor. Sistemi okumak bir yana; tefekkür bile edemiyorum. Tamamen bir kilitlenme hali yaşıyorum.
    Size bir itiraf; bu sıralar zikir olayını bıraktım. Sanki biraz rahatladım gibi, tekrar eskisi gibi düşünebilmeye başladım.
    Hamd olsun beni yaradana.. Şimdi ben tekrar başlayayım mı, yoksa başlamayayım mi kararsız kaldım. Yoksa zikir yaparken de sistem kendiliğinden bir inisiyasyon durumunu gerçekleştiriyor ve ben yanlış kişilerden inisiyasyon mu almış oluyorum. Böyle bir şey olamaz değil mi?

  5. 5 nagihan demirci 16 Nisan 2008, 6:21

    Slm. Bence elestirmekten cok, herkes deneyim ve deneyimlemelerini bizlerle paylasirsa butunun hayrina olur arkadaslar.

  6. 6 emre k. 16 Nisan 2008, 8:25

    Es selam,
    ve yine deneyimler sonucu, yasamınızı olumlu yonde degistirecek yapabileceginiz EN ONEMLI eylem şu..

    A.Hulusi bey in sitesinde yayınladıgı “Rabbi enniy…” duasını bir oturusta 100 defa okumak. Kalkmadan, baska hicbir seyle ilgilenmeden.
    KESMEK ISTIYORSANIZ negativiteyi; yasamınızda “hic degilse” bır defa olsun bunu 100 defa okuyun.
    Tillovi Hazretleri bu duanın sonuna “la havle ve la…” duasını da eklermis, Marifetname de yazıldıgına gore.

    Basımızı “AY” olarak dusunun. YUZUMUZ “nur” u yansıtan bolum.
    Ikı kasımızın arası olumlu pozitif bolum.
    İki kasımızın tam arka tarafı basımızın arka tarafı da negatif bolum. Ne zaman kafanızın arkası sızlıyorsa, acıyorsa bilin ki taslanarak kovulmusların etkisindesiniz.
    Ve bunu engellemek icin “RABBİ ENNİY…” duasını okuyun lutfen.
    Estagfurullah …

  7. 7 çocuk 16 Nisan 2008, 9:17

    Ben de meditasyon, zen gibi çalışmalarla meşgul olmuştum… Bu çalışmalar bana değişik bir enerji veriyordu… Sanki yaramaz çocuk gibi oluyordum… Yerinde duramayan, enerjik, coşkulu, boş veren, anını yaşamaya çalışan, geleceği -ölümötesini- pek düşünmeyen, pembe hayeller içinde, pembe dünya içinde yaşayan… biri haline geliyordum…

    Ya yöntem yanlıştı, ya ben yanlış uyguluyordum… Ama bir gerçek vardı ki; dini çalışmalar ile bu çalışmaları nedense!!! beraber yürütemiyordum… Çünkü ikisi de bende zıt, farklı haller oluşturuyordu… Ben dini tercih ettim…

    Güvenlik kodum “nokta”; inşaallah önemli bir noktaya işaret etmişimdir…
    Teşekkürler…

  8. 8 ruhum latife 16 Nisan 2008, 10:12

    Selam,
    emre k. kardeşimize teşekkür ederiz.. inşallah bizi bu konuda daha çok bilgilendirir..
    mademki bu konu pekçok kişi tarafından merakla deneniyormuş ben de kendi yaşadıklarımdan yazmak istiyorum devamla..

    eskiden uzakdoğu öğretileri kitaplarına çok düşkündüm.. ama 4 senedir sadece 2 tane okuma çalışmam oldu.. ve ikisinde de bu negatif enerjili -kitaplar beni çarptı. sorduğum bilir kişiler okumamam gerektiğini söyledi.. ben de okumuyorum. “çünkü benim hayal gücüm sanırım çok yüksekti, her duyduğum şeye de inanabilme kabiliyetim vardı yani suyum her an bulanabilirdi… çünkü hakikatte herşey birdi ve ben bir olmayı seviyordum ama burası şeriat yeri idi ve herşey kendi dairesinde ve kendi gibilerle yerinde ve merkezinde idi.. ve ben kitapların içine girebiliyordum..”

  9. 9 Ayşen 16 Nisan 2008, 10:39

    Ben de meditasyon hatta yogayı da ekliyebiliriz ve zen gibi çalışmlarda bulunmuştum (zen için ben bulundum mu bulunmadım mı, tam emin değilim açıkçası ama yanından geçtim) Ve bende hiç öyle haller olmadı aksine sistemi daha iyi okumaya filan başladım. Hatta olduğumdan daha az filan hareket etmeye başladım. Ama bırakınca aksine bana öyle bir haller oldu ki anlatamam. Gören de Allah zikrini filan bıraktım zanneder. Anlatılmaz sadece hissedilir.

    Bu arada ben 100 değil 1000 tane okudum. Her türlü korunma duası denenmiştir. Ama hiç fayda etmiyo. Hatta olduğumdan daha kötü duruma filan geliyom.
    Şimdi siz bana okuyamıyosun ondan filan dersinİZ. Eee herkes okuyo da yalnız ben mi okuyamıyom. Okurken de anlamlarını idrak etmeye de çalışıyom halbuki. Herhalde bende var bir gariplik. Niye bana bu zikirler fayda etmiyo. Herhalde sistem bana biraz daha acımasız davranıyo. Ne deyim artık.Yapacak bir şey yok. Sızlanmayı bırakıp çözüm üretmek gerek herhalde.

  10. 10 kenan 16 Nisan 2008, 10:50

    Kim hidayet kaynağı/rehber kendisine açıkça belli olduktan sonra Rasûlullah’a karşı gelir/muhalefet eder ve mü’minlerin yolunun ğayrına tabi olursa, onu yöneldiğine döndürür ve (nihayet) onu cehenneme yaslarız… Ne kötü bir dönüş yeridir o!…

    Ey hidayet iyi niyetli ve samimi olanları dağıtma… veladdalliin, sevenleri birak yollarına…

  11. 11 Ülkü Özgür 16 Nisan 2008, 10:57

    Üstadım Ahmed Hulusi der ki;
    “Budizm İslamın cenin dönemidir..”
    Ahmed Hulusi bunu yoksaymaz.. Cenin derken çok temel bir yapı olarak zaten herkesin içselliğine, özüne yönelimini tavsiye eder.. Öz e yönelindiğinde zaten ilk karşımıza çıkan şey enerjidir.. Ve bunu farkedebilmek muazzam bir şeydir.. İnsana güven verir, ışık verir.. İlk yaratılan o enerji, o zati ilmin zuhuru.. Sorun şu enerjinin kullanım alanı.. Kullanımımızı hedef nokta merifetibillah için harcıyorsak (yani sistemin okunup anlaşılıp yaşanılır olması) iyi bir araçtır..
    Teşekkürler Nurcihan harikasınn….

  12. 12 alperan 17 Nisan 2008, 12:17

    Nur Cihan Hanım. Yazınızı ibret ve merakla okudum. Demek sizin niyetinizle bu işler oluyor. Kardeşim yazık olmuyor mu sizce bu insanlara? (…) kafaları karıştırmayın yazık. (…)

  13. 13 Aybasar 17 Nisan 2008, 9:25

    Arkadaşlar, sanırım biraz Nurcihan hanimin deneyim paylaşımından sonra konu dağıldı, ben biraz konuyu toparlamak istedim. Emre k. arkadaşımızın endişelerine saygı duyuyorum, kendi deneyimlerinden sonra haklı olabilir, ama ‘konu bu değildi’ diye düşünüyorum. Ülkü Özgür arkadaşımız bu konuyu çok güzel bir şekilde özetledi kendisine teşekkürler…

    Kanji Japoncası iki kelimeden; Rei: (Her yerde var olan, evrensel) ve Ki:(Canlı hücrede var olan enerji, yaşam enerjisi)’den oluşan birleşik bir kelimedir. Reiki’nin saygıdeğer büyük üstadı Hawayo Takata’nın tanımı ile “Evrensel Yaşam Enerjisi” olarak benimsenmiştir. Ruhsal yaşam enerjisi, sevgi dolu yaşam enerjisi gibi tanımlar da verilen Reiki, burada geçen sıfatlardan da anlaşılacağı gibi salt enerji olarak kabul edemeyeceğimiz, bunun çok ötesinde bilinci olan bir şifa enerjisidir. İhtiyaç duyulan bir konuda problemin nedenine inip bulan ve çözen bir enerjidir.

    Reiki’nin ne olduğunun öncesinde Reiki’nin ne olmadığından bahsetmek faydalı olacaktır.
    Reiki bir dini öğreti değildir. Tüm dinleri kucaklayan bir özellikte olmasına karşı bir dine hizmet eden ya da bir dine ait değildir.
    “Alternatif Tıp” tanımlaması da Reiki için doğru bir tanım olmayacaktır. Alternatif, kelime anlamı olarak “bir şeyin yerine” olarak tanımlanır, oysa Reiki, tıbbın yerine bir şifa yöntemi değildir. Aksine tıpla birlikte çalışır, tıbbi tedaviye destek olur, tıbbi tedavilerin olumlu sonuçlarını hızlandırır. “Alternatif” değil; “Entegratif” söylemi daha doğru olacaktır. Çünkü Reiki tıpla entegre çalışır.

    Sadece bir meditasyon tekniği olarak görmek yine Reiki’yi tanımlama da yetersiz olacaktır.
    Bir felsefeden ibaret saymak da bizi yanılgıya götürür. Reiki’nin derin bir felsefeye sahip olduğu doğrudur, ancak bu Reiki’nin ancak bir yönünü tanımlayabilir.

    Peki o zaman nedir Reiki ?

    Reiki, İlahi şifanın insan kullanımına sunulmuş en yalın halidir. Fiziksel, zihinsel ve ruhsal boyutta insanı şifalandıran, insanın kendi değerinin farkına varmasını sağlayan, insanı ışıkla ve sevgiyle tekrar tanıştırıp, ona zaten yapısında var olan değerlerini hatırlatan, her anlamda tekamülümüze imkan kılan bir öğretidir, bir felsefedir, bir şifa yöntemidir, bir uygulamalı tekniktir, pozitivizm, kimine göre de bir mucizeler deryasıdır.
    Aslında hayatta olanın değil, olması gerekenin ta kendisidir…

    Reiki öğrenmek için herhangi bir önkoşul gerekmez. Ruhsal, derin çalışmalarla alakalı olsa da hiç bir yoğun konsantrasyon, sert disiplin, mutlak meditatif ön hazırlık gerektirmez. Reiki hayatı zorlaştırmak değil, kolaylaştırmak için vardır. Çalışmaları derin boyutlarda yapmak çok faydalıdır ancak şart değildir.

    Kişinin entellektüelitesine bağlı değildir, yaş, kültür, inanç, din, dil, ırk, cinsiyet gibi ayrımlar söz konusu değildir. Sadece istemek yeterlidir. Zaten isteyen kişinin Reiki ile tanışma zamanı gelmiştir. O istek kişinin doğru zamanında Reiki ile tanışmasını daha doğru bir söylemle Reiki’yi hatırlamasını sağlayacaktır. Reiki empoze ile aktarılacak bir teknik değildir. Hiçbir kişiyi ısrarla, zorla Reiki ile buluşturamazsınız. Reiki kişilerin doğru zamanında zaten kendisi tanışır.

    Reiki bir şifa enerjisidir. Kendimize ve diğer canlılara uygulayabileceğimiz bir enerji aktarımıdır. Bu enerji içinde sevgiyi, şefkati, aydınlığı barındırır.
    Reiki aslında hepimizin çok yakından tanığı ancak hatırlamadığı bir enerji. Doğduğumuzda, hepimiz bize şu an olağanüstü görünen bu yüce enerji ile geliyoruz dünyaya. Buradaki satırlar yalnızca hatırlatmak için…

    Reiki, şifayı beden, zihin ve ruhun şifası olarak bir bütün halde tanımlar. Reiki ile bedenimizin şifalanmasının yanı sıra zihnimiz ve ruhumuz da şifalanır. Zaten günümüz toplumunda en çok ihtiyaç hissedilen de bu “bütünsel şifa gerekliliği” değil mi ?

    Reiki dileyen herkese açıktır. Her zaman o yüce enerjiyi aktarmaya hazırdır. Reiki’yi teknik anlamda öğrenebilmek, önce istemekle sonra da enerjiyi aktaracak olan bir Reiki öğretmeni ile mümkündür. “İnisiyasyon” (İlk temas, başlatma) adı verilen bu öğretmen aktarımı ile dileyen herkes bu harikulade enerji donanımına sahip olabilir. Uyumlama adı da verilen inisiyasyon işlemi ile birlikte öğrenciye enerjiyi kullanabilme bilgileri de hatırlatılır. Duygu yoğunlukları ve mutlak huzurla sonuçlanan uyumlamanın sonunda öğrenci artık bir Reiki uygulayıcısıdır. Kendini daha geliştirmek isteyenler daha ileri kademe seminerleri öğretmenlerinin yönlendirmesi ile alabilirler.

    Tek bir seminere katılmakla hemen uygulayıcı olabilme gerçeği çoğu kimsede inandırıcılık yönünden tatmin edici olmayabilir. Belki de en hoş olan kısım da buna rağmen sistemin mükemmel çalışması ve bu ulvi enerjinin önkoşulsuz, önyargısız, saf sevgi ve şefkatle tüm canlıları kucaklayabilmesidir.

  14. 14 ruhum latife 17 Nisan 2008, 10:07

    Selam
    sn. alperen, yazımda ibretlik bir şey yok bence… Benim niyetim bana göre herşeyden üstündür.. Önemli olan korkuyla yüzleşmek ve o korkuyu geçebilmektir.. Bu deneyimimle ben kendimce bunu başardım..

    Yazıda asıl ibret ve hayretle okumanız gereken yerleri neden göremediğinize tabii ki şaşmıyoruz..:)) çünkü biliyoruz…
    Benim anlayamdığım insanların herşeyin Allah’tan olduğunu okuyup, söyleyip ve sürekli bu birlikten behsedip sonra da imanlarından korkmaları..
    Biz müslümanların imanı neden bu kadar zayıf, biri püff dese ya da biri bir şey söylese anında yok olacak bir imanımız mı var..?
    Oysa içimizde o saf ve sadık niyetimizle sahip olduğumuz iman her ne inanç ve sistem gelirse gelsin; bir milim şüphe almayacak şekilde olmalı.. Eğer bu yazı ile bu sitedeki konuları okuyabilecek kapasitedeki kişilerin kafası karışıyorsa; vay o imana demekten başka çare yok sanırım..

    Ama reiki bahane idi.. O yazıda anlatılan hep okunan-yazılan bir hakikat vardı.. Neden o hakikati görmediğinize şaşırdım ben de..:))
    Ve asla merak etmeyiniz bütün yazılar herkes için değildir; okunur ve anlaşılmaz ya da okunmaz ya da unutulur geçilir ya da kendi zannına göre anlar kişi.. Yazı bin kişide belki bir kişi içindir, o da alır alacağını…
    Sevgiler….

  15. 15 nuri 17 Nisan 2008, 1:09

    Dağbaşındaki mezraa sından hiç ayrılmamış sadece bağlı olduğu köyüne kadar gidebilmiş ve hiçbir iletişim aracını kullanmamış, hayvanlarıyla beraber aynı yerde yaşayan bir insanla, USA’da Manhattan’da bilmem kaçıncı kattaki bürosunda yaşayan birine sorulan “YENİ EVİNİZ NASIL OLSUN” diye bir yazısı vardı Üstad Ahmet Hulusi’nin .
    Bu yazıda anlatılmaya çalışılan durumu kendimde algılayabilmek için ben hep kendimi o mezraa da yaşayan adamın yerinde görmüşümdür.

    Şirk, Gizli Şirk (“şirk görmek dahi şirktir” manasını algılamaya çalışan), Acz ve fakr ile duaya yönelen (B sırrı dersini okuyor), ilmin sonsuz ve sınırsızlığına iman etmiş, Kur’an-ı Kerim’ e, Rasulallah a.s.m.’a iman etmiş, bu imanının sonucunda da marifeti ilahi talebi (hiçbir zaman sınırlamıyor), abd u hu manası yolunda olan, bu marifeti ilahi yolunda kendisine ikram olunanları kendi kemalatından bilmiyor ve bunları dostlarıyla paylaşmak istiyor…

    Nur Cihan Hanımefendinin yazılarını ve bu sitede yazan tüm kardeşlerimizi böyle değerlendirmişimdir. Bugüne kadar da hiç bir zararını görmedim; bilakis hepinizden çok istifade ettim.
    Selamlar ve dua ile.

  16. 16 natilus 17 Nisan 2008, 1:19

    Japon, Çin, Hindistan düşünceleri kitapta, konferanslarda ve ya filmlerde çok etkileyici anlatılıyor. Ama nereye kadar uygulanabilir? Pratiği nasıldır? Örneğin tüm insanları, tüm evreni ya da birkaç kişiyi şifalandırmanın ilk şartı nedir? O felsefeleri öğrenmek yeterli mi? Öğretmeninden kurs almak ve o felsefede uzmanlaşmak yeterli mi? Hiç zannetmiyorum. Otobüste birisi ayağımıza bastığında içimizden Barış Manço’nun Ayı şarkısını söylemeye başlıyorsak şifacı olamayız. Bir şey demeden tebessüm edebilmek ise neredeyse imkansızdır.

    Yapılabilecek en güzel şey merak ettiğimiz bu felsefeleri Sn. Nurcihan gibi kritik etmek. Kendi kültürümüzdeki benzeriyle ortak özelliklerini yakalamak. Yeni fikirler üretmek. Bu kadar bir kritik zannedersem kişiye bazı yararlar sağlayabilir. Bazı insanların korkmadan bu tür mistik konuları inceleyip düşünce dünyamıza kazandırması, toplumu bilgilendirmesi tebrik edilecek bir emek ve gayrettir. Nurcihan hanımın önceki yazısı İslami Foton Kuşağı gibi bu yazısını da zevkle okudum. Bazı yazılarını okurken zorlanıyorum, hatta yanlış da anlayabiliyorum. Sonra düzeltiliyor ve yeni açılımlar oluyor. Lâtif Ruh’lu kalemden devamlarını merakla bekliyoruz. Teşekkürler.

  17. 17 alperan 17 Nisan 2008, 1:21

    Hanım Efendi yazıda zaten hep çelişkilisiniz.. Siz de imanla bağdaştığını kabul ediyor musunuz?.
    Ha, ‘ben yazdım; ya okunur ya unutulur’ diyorsanız; kardeşim siz belli vebali yüklenmişiniz.. Şu yazdığınız yazıyı destekleyen hadis veya ayetleri yazın da vebalden kurtulun.

    Site yönetimi bir önceki yorumumu tam olarak yayınlamadı haklı olarak, yönetime teşekkürler.

  18. 18 natilus 17 Nisan 2008, 3:19

    “Yedi Sema, Arz ve onların içindekiler (hep) O’nu tesbih eder (başkaca varolamazlar)… Hiç bir şey yok ki O’nun Hamdı ile (B sırrınca, O’nun Hamdi olarak) tesbih etmesin (O’nun Hamdı ile tesbih etmeyen mevcud değildir)… Fakat siz onların tesbihini fıkh etmiyorsunuz/anlamıyorsunuz… Muhakkak ki O, Haliym’dir, Ğafur’dur.” (17/44)

    Yeryüzü besinlerle dolu. Tüm besinler rızıktır, nimettir. Zehirin dahi bir görevi vardır, yararı vardır. Tüm besinler insan bedenine uygun olmayabilir. İnsan bedenine uygun olmayan nimet kapsamından çıkmaz, onu başka bir tanrı yaratmaz. Hepsini var eden yaratan Allah’tır. Beğenmediğimizi ‘Allah yaratmadı’ diyemeyiz. Allah yaratmıştır ama bize uygun değildir..

    ‘Allah, âlemleri, içindekileri, insanı, beynini, beyindeki enerjiyi yaratandır,’ sözüne kadar herkes hemfikir oluyor. Fakat beyinlerdeki düşünceyi de Allah yaratmakta ve kendisini her düşüncede çok farklı anlamlarla, kelimelerle “zikretmektedir” denildiğinde; 17/44 ayeti farklı anlaşılmaya başlıyor.
    Bazı zikirleri Allah, bazı zikirleri Allah’dan başkası var ediyor tartışması başlıyor. Ve sözü burada kesmek gerek vesselam!

  19. 19 İlim 17 Nisan 2008, 5:23

    Hazreti Rasûl Aleyhisselâm meşhur hadîs`inde şöyle diyor:
    “İlim Çin`de bile olsa, alınız!..”

    Ben bu hadisten şu sonuçları çıkarıyorum:

    1- İlim çok değerlidir… Bundan dolayı ilim Çin kadar uzak bir yerde olsa bile gidin, alın… İlim o kadar değerlidir ki; çok uzaklarda dahi olsa gidip, almaya, yorulmaya değer!…

    2- İlim asında Çin’de değildir… Ama Çin’de olsa bile; Çin’lileri başka dinden görüp, ilmi almamazlık etmeyin… İlmin dini, devleti olmaz… İlim kimden çıkarsa çıksın, alana faydası vardır… Başka inanışlardan çıkan ilmi almak günah değildir…

    Çünkü Hz. Muhammed(S.A.V.) Efendimiz başka bir hadisinde ise;
    “Hikmet mü`minin yitiğidir, onu nerede bulsa alır,” diyor…
    Alacağı ilim hikmet taşıyorsa; nerede olursa olsun, kimden gelirse gelsin, iman eden onu ALIR… Dikkat edin ‘almalıdır’ demiyor… “İmanın gereği, tamamlayıcısı ve göstergesi olarak” hikmeti (ilim) ALIR… ALIR ki; yitiğine kavuşmuş, imanını tamamlamış olur…

    Fakat ben; “İlim Çin`de bile olsa, alınız!..” hadisinde “ilim Çin’dedir, gidin alın” sonucu çıkaramıyorum…Tam aksine “ilim Çin’de değildir, ama Çin’de olsa bile (din ve devlet ayrımı yapmadan) alın” manasını çıkarıyorum… Yani bana göre bu hadiste vurgu; Çin’e değil, ilme yapılmıştır!…”İlim Çin’dedir, gidin alın” yorumu bence fazla zorlama, anlamı kaydırma olur!!!

    Teşekkürler… Saygılar…

  20. 20 Arastirici 17 Nisan 2008, 7:29

    Bende bir kac yildir EMF Balancing Technique kullanicisiyim, Reiki sinifina girebilecek yonde bir sifa verme calismasi. Eger Reiki vb. calismalari yapmadan once abdest alip ve en az bir defa bile Ayetel Kursi yi okuduktan sonra seanslariza baslarsaniz fark edeceksiniz ki, enerjiler dagilmadan sanki bir lazer kaynagindan cikiyormus gibi keskinleserek gerekli noktalara gidiyorlar. Eger, kendinizi korumaya almadan Reiki ve benzeri seanslari yaparsaniz, uzerinde yonlendirmeler yaptiginiz enerjiler etrafa dagiliyor ve consistancy saglanamiyor. Bunu kendi calismalarimizda gozlemledik ve yardimci bir ek bilgi olarak sizlerle paylasmak istedim.

  21. 21 emre k. 17 Nisan 2008, 8:50

    Es Selam
    sevgili dostlar, enerji yontemleri konusunda herhangi bir kisisel “endisem” yok. Cok uzun zaman bircok yontemi uyguladım/ogrettim, sayın aybasar’ın anlattıklarından cok daha fazlasını da anlattım… Ve sonra deneyimlerim sonucu aldıgım tum dogu inisiyelerini de reddettim..

    “Endisem”, kendim icin degil; bu konuda “deneyimsiz” olanlar icin.
    Deneyimsiz iyi niyetli cocuklar olarak goruyorum bu konularla ilgilenenleri ve lutfen elinizi prize sokmayın, size cennet olarak gosterilen aslinda tam tersi diye uyarmaya calısıyorum.

    Bu konuda yazacak cok sey var ama ozetle
    ve oncelikle “”” kendinizi “”” kandirmayin ve “kandırılmanıza izin vermeyin”.

    Kandıranlar kim mi? (Bu linkten öğrenebilirsiniz..)
    http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/insanvedin/insanvedin36.htm

    Haddim olmadan, enerji yontemleri konusunda deneyimi olmayanlari elimden geldigince uyarmaya calıstım, yazdıklarımı lutfen “kisisel” algılamayın.

    Allahımız kalbinizi korusun..

    Bismillahirrahmanirrahim

    Allahumme tahhir kalbi
    Ya mukallibel kulub sebbit kalbiy ala diynike.
    Rabbi euzubike min hemezatis seyatıynı ve euzu bike rabbi en yahdurun.
    ve hıfzan mın kulli seytanin marıd ve la havle ve la kuvvete illa billahilaliyyulazıym.

    estagfurullah

    Hepinize sevgi, saygı ve selam ile..
    Allahımız kalbimizi korusun.
    e.k

  22. 22 Alperan 17 Nisan 2008, 11:41

    Emre.k kardeş teşekkür ederim. Benim ihtirazım, cırpınmam insanların kandırılmasına..
    Reiki eğitimini almiş diplomalı belgeli kişiler site kurmuş ve GAYBIN anahtarını eline almış insanların öleceği anı (yıl, ay, gün ve saatini) dahi hesapladığını idda edenler var. Bunlar 2 günlük tanıtım almamışlar, tam donanmışlar ve de meşrulaşmak istiyorlar bazılarının sırtından.
    (Sitenin adını ilk itirazımda yazdım ama sakıncalı ki, site yönetimi yayınlamadı)

    Ben duyarlı bir insan olarak sadece uyardım, vebalden kurtuldum. Bunu yazan ve savunanlar artık araştırsın. Kalın sağlıcakla…

  23. 23 m.ekinci 18 Nisan 2008, 1:12

    Sn. Emre K.’nın 21.yorumda verdiği linki okurken birşey dikkatimi çekti. Sizlerle paylaşmak istiyorum;

    ” “Ve min şerrin neffasâti fiylûkad”… Beyin dalgalarını iplikteki düğümlere yönlendirerek büyü oluşturanların şerrinden…” ayetindeki yönlendirilen beyin dalgaları acaba “sicim teorisi ile gündeme gelen “iplikçikler” olabilir mi? Eğer öyle ise beyin dalgalarını yönlendirerek “enerji”ye müdahalede bulunan “enerji uzmanları” da modern çağın büyücüleri konumunda olmazlar mı?

  24. 24 Aybasar 18 Nisan 2008, 1:50

    Sevgili arkadaşım, “enerji”ye müdahalede bulunan “enerji uzmanları” da modern çağın büyücüleri konumunda olmazlar mı? sorusu bence insanları zan altında bırakıcı bir iddia..
    Bu şekilde bu işle uğraşan insanları itham etmeyelim lütfen… Kullanılan enerjiler zaten bilinci vardır, eğer siz onları uygulama yaptığınız kişinin hayrına değil de, kendi nefs, egonuzu tatmin amaçlı kullanırsanız bunun vebali ve cevabını siz verirsiniz. Eğer siz enerjileri kullanabilme olanağına sahip oldu iseniz, neden bir X kişi değil de siz olduğunuz cevabının altında yatar her şey…

    Teşekkürler, selametle….

  25. 25 özde 18 Nisan 2008, 7:06

    Sevgili Dostlar,

    İnsanın bilinmeyene olan merakı ve çevresine hükmetmek için, asırlardır kullanmadığı yol yok…

    Cinler insan beynine gönderdikleri dalgalarla, 5 duyu hissi oluşturdukları gibi, çeşitli nedenlerle beyinde oluşan biyolojik veya kalıtsal bozukluklar (depresyon ve şizofreni benzeri hastalıklar) nedeni ile, bu etkilere benzer sonuçlarla da karşılaşılmaktadır. Bu hususa özellikle çok dikkat edilerek, gerekli tedavi zamanında yapılmazsa, çok vahim sonuçlarla karşılaşılabilir..

    İnsanlar çeşitli şekillerde, R2, ya da buna benzer öğretilerle, enerji kullanımı sahasına girince, Cinlerin etkili oldukları bu alanda (onlardan habersiz ve korumasız olarak) ellerine düşme ihtimali çok yüksek olmaktadır…
    Kullandıklarını sandıkları bu bilgi ve enerji; cinler tarafından oluşturularak, insanlar kandırılabilmektedir. Bu aldatma işi ölüm anına kadar sürebilmektedir… Bu konuda, Üstad Ahmed Hulusi “Ruh İnsan Cin” adlı eserinde ayrıntılı bilgiler verilmektedir.

    Cinlerin inanları etki altına aldıkları, Kur’an-ı Kerim’de anlatılmaktadır…

    “iblis’in, onlar (insanlar) hakkında tahmini doğru çıktı. Mü`minlerden olan gruptan gayrısı ona tâbi oldular. Halbuki, iblis’in, onlar üzerinde zorlayıcı bir gücü yoktur. Ancak, iman edenle, şüphede olanları ayırdetmek için ona bu izin verilmiştir.” (34-20/21)

    TV’de çatal kaşık eğmek, bardak kırmak şeklinde sunulan gösterileri de cinlerin yardımı ile oluşturulma ihtimali çok yüksektir. Bu gibi gösterilerin, gösteriyi sunanların, cebini doldurması dışında kime ne faydası var?..

    Ayrıca enerji kullanımı adı altında, İstidraç yollu olağan üstü olaylar gösterilerek insanları firavunlaştırma ve saptırma ihtimali her an mevcut…

    İşte DECCAL bu yoldan insanlara hükmedecektir. Deccal olağan üstü güçleri ile insanlığı felakete sürükleyecek. Nedir bu güçler, insanlar ne gibi mucizevi olaylarla kandırılarak imanları ellerinden alınacak yani bir tanrıya inanmak zorunda kalacaklar?

    Deccal dünya yaratılalı beri oluşacak en biyük fitne (imtihan vesilesi) olması sebebi ile insanların yaşayacağı en büyük imtihan olacaktır.

    “Havada uçsalar da, su üzerinde yürüseler de onları taşıyan şeytandır” (hadis)

    Allah dostları, bir adamın Resulullah sallallahu aleyhi vesellem’in emirlerine ve nehiylerine ittiba edip etmediğine bakılmadıkça, havada uçsa veya su üzerinde yürüse bile itibar edilmeyeceğinde ittifak etmişlerdir. Eğer o kişi sünnete uyuyorsa o Allah’ın velisidir.

    “Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz, asla bu yoldan vazgeçmem.” dediği, İslam Dinini tebliğ eden, Rasûlullah Muhammed Mustafa Aleyhisselâm’a iman ile ona uymakla mükellefiz!.

    “Ey Rasûlüm, insanlara de ki: Eğer Allâh’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allâh da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmrân, 31)

  26. 26 m.ekinci 19 Nisan 2008, 1:08

    Sevgili Aybasar,

    Eğer benim yorumumdan insanları zan altında bırakıcı bir iddia çıkıyorsa bu benim eksik ifademden dolayıdır. Böyle bir zan oluşturmaktan ve vebalinden Allah’a sığınırım. Yorumum sadece ayet mealindeki “ip” ifadesi ile “iplikçikler” arasında kafamda oluşan bağlantının dile getirilmesiydi. Ki böyle ise ayetin mealinde zaten “büyü oluşturanlar” ifadesi de açık olarak mevcut. Tekrar ifade etmek isterim; yorumum sadece Yorumsuz Blog okurlarının bu ayetle ilgili olarak düşüncemi paylaşıp paylaşmadığını öğrenmekti. Elbette yanlış yorumlamış da olabilirim ve bunu öğrenmekten de ancak mutluluk duyarım. Eğer birilerini itham etmek şeklinde bir düşüncem, “iddia”m olsaydı cümlelerimin sonu cevap beklentisi içinde olduğumu gösteren (?) ile değil (.) ile biterdi.

  27. 27 emre k. 19 Nisan 2008, 3:01

    Es Selam
    sevgili dostlar, okunan/okudugumuz kitaplar hakkında haddim olmadan yine birkac uyarı yapmak istedim.
    Hangi tür kitap okursanız “beyniniz/miz” o sekilde acilim saglar. Bilincimiz okudugumuz kitaplara gore acilim saglar.
    Ornegin cok okunan kitap dizileri, korku vb. türde kitaplar okuyorsanız S. King vb. gibi beyniniz bilinciniz o sekilde calısmaya baslar. Ve bu tur kıtaplar kisisel dusunceme gore, “yazdırılıyor” negatif varlıklar tarafından.

    Bir tasavvuf kitabi alıp okumaya basladıgınızda bilincimiz bu yönde acılım saglamaya baslar, o kitabi yazan SAV sevdigi kisinin de lutfu sizi kaplar.
    O kitabı yazan kisinin huzurundaymıs gibi okumaya calısın.
    Sevgi saygı ve selam ile
    Allahımız kalbımızı korusun
    e.k
    estagfurullah

  28. 28 ruhum latife 22 Nisan 2008, 8:38

    Selamlar,
    tüm yorumculara teşekkür etmek istiyorum.. üstelik gerçek uzman arkadaşların yorumları ile bu konuya ilgi duyan herkes için çok özel, ilmi bir yazı olduğunada inanıyorum… ben bilmeden birşey söylemiştim. onu okuyan pek çok ilim sahibi kişi de, o işin asıl ilmini anlatmış oldu.. Allah razı olsun. okuyanlar için, pek çok denenmiş değişik fikir ve o mananın değişik değişik açılımları sergilenmiş oldu.. çok harika oldu..

    Ama gönül bir de şunu isterdi tabii…
    “Parmakla işaret edilenin de görülebilmesi!”
    Parmağa takılı kalınıp, işaret edilenin bir türlü görülememesi bana çok ilginç geldi.. demek öyle olması gerekiyormuş ve o yüzden de öyle olmuş..

    Bu arada imanım ve vebal duygum için merak edenlere…
    İmanım daha da arttı, bu uygulamayı bir kez bile kullanmadım.. 2. Kuru almayı düşünmüyorum.. çünkü zaten ben en üst enerjiye aitim (hepimiz de öyleyiz) sadece bu konuda korkularımla yüzleştim ve inşallah başardım. Şunu da öğrendim; yazının başında yazdığım o niyetim, hak ve gerçekti ve onaylanmıştı… Bu onayı müşaahede edebilmek hiçbir saadetle kıyas kabul etmezdi…
    bu da herşeye değer değil mi?
    sevgiler

  29. 29 faik 22 Nisan 2008, 7:20

    Tabii ki benim için niyet önemli olduğundan şöyle bir niyetle gittim.. “Uydum İmama ve Resulümle ve Ali dostlarımla beraber reiki deneyimlemeye”…

    İki gün boyunca da reikide sadece NİYETİN VE TESLİMİYETİN önemli olduğunu öğrendim.. Sadece saf bir niyet vardı; asla enerjiyi kendi çıkarına kullanamıyordun.. Her şeye bütünün hayrına diyerek niyet ediyor ve ondan sizin kanalınızla istediğiniz her nesneye “O- Rahman’ın enerjisini” yansıttığınızı hayal ediyordunuz ve başka da bir şey yoktu… .”

    Hz. Muhammed(SAV) “amaller niyetlere göredir” demiştir…

    Nur Cihan Hanım; sizde en güzel şekilde niyet etmiş, en güzel şekilde yorumlamış ve bu deneyiminizi bizimle paylaşmak istemişsiniz… Allah sizden razı olsun…

    Ana fikir alınmıştır nasiplilerce…
    Sizin o güzel gönlünüz rahat olsun…

    Bir büyük zatın dediği gibi:
    Allah’la değilsen ne yapsan günahtasın; Allah’laysan ne yapsan sevaptasın…
    Allah ile iken de günah açığa çıkmaz…

    Niceleri vardır Allah ismini ağzından düşürmez, ama ömrü hayatınca gönülden bir kez ALLAH demez…
    Niceleri de vardır; Allah ismini ağzına ender alır… Ama gönlü hep Allah, der durur…

    Teşekkürler… Allah Muinimiz olsun…

  30. 30 ceyda 24 Nisan 2008, 7:56

    Sayin arkadaslar, öncelikle Reiki denilince aklima gelen bazi konulari paylasmak icin bunlari yaziyorum, kimsenin yazdigina bir muhalefet veya cevap degildir.

    Hz. Muhammed’in (sav) açıkladığı islamı iyi anlamak ve gereklerini uygulamak lazim oldugu ve eğer enerji çalışmalarına yönelinecek ise dini temelini saglamlastirmadan yönelinmemesini tavsiye ediyorum. Çünkü insan ancak o şekilde farkli öğretilerin özünü “dogru” alabilir..

    Tanik oldugum bazi sapmalardan dolayi bu konunun onemini fark ettigimden bu sekilde yaziyorum.
    Yillar once islam konusunda hicbir bilgiye sahip olmadan reiki calismalarinin ve diger bir cok enerji calismalarinin icinde olan biri olarak, herkesin reiki benzeri şifa enerjisi merakiyla basladigi ve insanlarin bir cogunun reenkarnasyona inanmak, bunu insanlara anlatmayi ve onlara inandirmayi kendine gorev saymak, kendini melek olarak tanitan varliklarla iletisim, onlardan alinan direktiflere gore yasamak, mutlu bir ruh hali icinde tamamen maddiyata yonelik istekler (ve bunun idrakine bile varamamak), tarot vb, onceden hicbir deneyim yasamadan dualiteyi yok sayarak olumsuz seylerin dahi (ornek: sigaranın) onlara zarar vermeyecegini savunmalarını ve daha ne zor durumlara dustuklerini gordum..

    Karşılıksız sevgi, iyi niyet, şifa gibi düşüncelerle başlayıp, sonra bundan ne kadar uzaklastiklarina sahit oldum. Bu konuda Sayın Ahmed Hulusi’nin “Ruh İnsan Cin” kitabini o gruplara, insanlara tavsiye ettigimde o kadar kotu tepkiler aldım ki anlatamam.. Sayın Ahmed Hulusi’den Allah razı olsun, ona binlerce binlerce tesekkurler.. Yine Allah’in izniyle onun kitabini okuyarak faydalananlarin da oldugunu biliyoruz.

    Enerji calismalari hakkinda soyleyebilecegim su var ki, ne oldugu tam belli olmayan enerjilerle gözü kör bir şekilde mesgul olunacagina daha fazla nafile namaz eda edilmesinin fikrimce daha hayirli oldugudur.. Korunma duaları her daim okunmalı.. Ve reiki konusunda, akıl bir yere kadar çok lazim.. kullanmalı..


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: