Tutkularımız..

“Hayalimizdeki tanrı” kavramından kurtulamadığımız sürece varlıkları da kayıtlamaktan kurtulamayacağız sanırım. Peki neleri kayıtlıyoruz? El cevap.. Neleri kayıtlamıyoruz ki!..
Önce, İsevi boyutu bilmediğimiz için kendimizi kayıtlayıp, varlığımızdaki mükemmellikleri keşfedemeyip ortaya koyamadığımızdan dolayı o mükemmellikleri keşfedip yaşayabilen insanlara imrenerek onları ilahlaştırıyoruz..

Sonra, Musevi hakikatı da bilmediğimiz için, ilahlaştırdığımız bu insanları da o mükemmelliklerle kayıtlayıp diğer insanlardaki kemalatı göremez oluyoruz. Tabiri caizse tenzih işlevini yaşayamıyoruz..

Kayıtlamalarımız insanlarla kayıtlı kalmıyor elbet!..
Örneğin, aslan burcu diyip de o yüzlerce yıldızdan meydana gelmiş devasa kümeyi, ”kibirlidir, benlik sahibidir ve yönetmeyi sever” gibi sığ söylemlerle, astroloji ve astronomi ilmini de kayıtlıyoruz. Oysa aslan takım yıldızının dünyaya aksettiricisi güneştir. Ve o güneşin hayat (can), rahmet, kahhar (ilahi yoketme) gibi özellikleri de vardır..

Olmadı yediklerimizi de kayıtlarız, ”bu meyvenin şu şu özellikleri varmış, bu yiyeceğin bu özellikleri yokmuş” gibisinden..
Bu kayıtlamaların şimdilik aklıma gelen kadarı bunlar, kim bilir daha nice kayıtladığımız şeyler vardır?. Peki, “bu kayıtlamalar bize neleri kaybettirir,” sorusunun cevabını ben veremem tabi ki ama, ”Ne yana dönersen O’nun vechini görürsün” ayeti cevabın anahtarı gibi sanki…

Bir de şu tutkularımız yok mu, yaşamı bize cehennem eder adeta!..
Kimimiz taparcasına tutkuyla bağlıdır sevdiğine ve ”ben ondan ayrılırsam hayatta yaşayamam!” der…
Kimimiz toprağa tutkundur ve ”ben buralardan başka diyarlarda yaşayamam!” der…
Kimimiz çocuklarına, kimimiz anasına, babasına, arkadaşlarına veya malına, mülküne tutkuyla bağlıdır. Ve bu insanların tek bir hal lisanı vardır, ”biz onlarsız yapamayız!”. Oysa, sistemin acıması yoktur ve sistem onlara şöyle cevap verir, ”taptıklarınızla beraber tadın cehennemin azabını bakayım!”…

Cenneti ise tamamen duygularımızla inşa eder ve tutkularımızla düşleriz. Halbuki cennet, tutkuların bağlarından tamamen arınmış ve zamanı geldiğinde herşeyi terk etmesini bilen bilinçlerin yaşayacağı bir boyuttur!. Cehennem ise, terk edilmişlerin varacağı yerin ismi olsa gerek…

Sanırım hayatımızı tutku ve kayıtlamalardan arınmış şekilde ve daha gerçekçi yaklaşımlarla yönlendirmemiz gerekir. Buna benim de fazlasıyla ihtiyacım olduğunu düşünüyorum…

Birol Usta
www.yorumsuzblog.net.tc
birol701970@mynet.com

Reklamlar

3 Responses to “Tutkularımız..”


  1. 1 kenan 8 Nisan 2008, 5:09

    Sevdiğin”, her şeyden evvelâ “ilk” gördüğündür gerçekte… “Sevdiğim” dediğinden evvel her neyi gözetiyorsan; bil ki, o şeyi daha çok sevmektesin. Gözünde hâlâ başkaları var olduğu sürece, ne “sevdiğim” dediğinden haberdarsın; ne de gerçek sevgiden!…tutkular, özde yolcularının engelleri, perdeleri, tuzakları… birinden kurtulayım derken, peşine düşerken….

    Ey himmet ulaştır bize öz muhabbetini, bir adım atacak halimiz yok..

  2. 2 özde 8 Nisan 2008, 6:04

    Sevgili dostlar..

    “Hevalarını tanrı edineni görmedin mi ? hitabı var Kur’an da,

    “Hz. İbrahim (a.s.) kestiği 4 kuştan; biri kuzgun, biri kaz, biri horoz, biri tavus kuşu” (4 kuştan; biri istek, biri hırs, biri şehvet, biri mevki) diyor Mesnevi’de sevgili Mevlana…

    Tutkular-heva ve hevesler.. bitmez tükenmez istekler, arzular.. olmasaydı; belki dünya bugünkü bilim ve teknoloji düzeyine erişemeyecekti.. bilimin sınırsızlığını, evrenin sonsuzluğunu, bilimle mananın aynı noktada kesiştiğini, bugünkü kadar apaçık bir şekilde yekinen bilemeyecekti…

    “Nefsine arif olan, Rabbine arif olur” hadisi ile işaret edilen öğretinin, ancak insanın kendisini tanıması ile mümkün olacağı ifade edilmiş öze erenlerce..

    Kişisel benliğimiz sistemin gereği olarak istek ve arzularımız doğrultusunda çalışmamız gerektiğini söylerken, bilinç varlığımız kişisel benliğin bir yanılsama, bir illüzyon olduğunun farkındalığı içinde, yaptıklarının kulluğunun gereği olduğunu yaşamaya devam edecek… hiç bilmediği boyutları deneyimlemenin coşkusu içine, sonsuz yaşam boyutlarına yelken açacaktır..

    Allah kolaylaştırmış ola cümlenize…
    Sevgi ve saygılarımla..

  3. 3 faik 9 Nisan 2008, 9:21

    İnsandaki taşlanası (kendisinden uzaklaştırılası) üç şeytan:
    1- Benlik (nefsin istekleri),
    2- Tabiat (bedenin istekleri,
    3- Şartlanmalar, şartlanmaların oluşturduğu değer yargıları, değer yargılarının oluşturduğu duygular (tutkular)…
    Birol Bey teşekkürler…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: