Şi’ra

Allah rasulünün yaşadığı yıllarda putlara tapan Kureyşli insanların dışında yıldızların da ilah olduklarına inanan başka kavimler de vardı. Bu yıldızların içinde en meşhur olanı tabiiki en parlak olması itibarı ile Şi’ra (Sirius) yıldızıydı. Ve bu yıldıza tapan insanların yanlış inanışlarının belirtilmesi için ”Ve muhakkak ki O’dur Şi’ra’nın rabbi” ayeti nazil olmuştur o yıllarda..

İşte bu ayetin nazil oluşundan sonra Şi’ra yıldızı, tanrı (ilah) mesabesinden terkip (kul) mesabesine indirgenerek; ”bir yıldız ilah değildir fakat boş yere de yaratılmamıştır” gerçeği açığa çıkmıştır. Tabi ki ilimde!.. Ama ne yazık ki günümüz dünyasında hele de Müslüman toplumlarda ”Ve O’dur Şi’ra’nın rabbi” ilahi hitabı; yani, o yıldızı oluşturan özellikler Allah’a aittir, dolayısıyla boş yere yaratılmamıştır işareti ört bas edilmektedir. Veya, ”Adam sen de yıldızlar mı? O astronomi dalına giriyor, ya da astrolojiye. Zaten astroloji de bir tür falcılık değil midir?” Gibi söylemlerle sistemin parçaları olan bu özel yapılar ne yazık ki değerlendirilememektedir.

Sonsuz yıldızların yaydığı inkar edilemez astrolojik etkileri değerlendirebilecek ilim bu şekil söylemlerle örtülünce de kişisel veya toplumsal bedel de kaçınılmaz olarak bazen ağır ödenmektedir. Oysa günümüz bilimi zelzeleden, volkanik patlamalara, hayvan davranışlarından, insan davranışlarına kadar sayısız bir çok etkinin güneş, ay veya yıldızların hareketleri ile oluştuğunu ispatlamıştır..

Yine Necm suresinin ilk ayetinde ki ”O batan yıldıza and olsun ki” ilahi hitabıyla düşünceler yıldızlara yönlendirilirken, günümüz insanlarının yıldızlardan yüz çevirmeleri çok hayret vericidir. Dolayısıyla içinde yaşadığımız dünyayı layıkıyla değerlendiremediğimiz gibi evreni de değerlendiremiyoruz.

Şükretmenin açılımı değerlendirmekse şayet, ne kadar şükürsüz yaşadığımız da apaçık ortada. Allah’ın bizlere verdiği nimetleri sadece gıda ürünleri olarak düşünüyorsak sorun yok tabiiki.. Orucu ay’ın hareketlerine göre, salatı güneşin hareketlerine göre belirleyen Allah rasulü ne yapmak istiyordu acaba?.

Artık gözlerimizi (düşüncemizi) arada bir de olsa gökyüzüne çevirme zamanı gelmedi mi dersiniz? Hele de gerçekten Şi’ra yıldızının da rabbi O ise…

Birol Usta
www.yorumsuzblog.net.tc
birol701970@mynet.com

Reklamlar

5 Responses to “Şi’ra”


  1. 1 ruhum latife 5 Nisan 2008, 2:12

    Selam,
    bugün yıldızları şehir ışıkları ve binalarla örttük, perdeledik ve onlara zanlarımız dedik… peki bu zanlarımız olmasa idi bu hayatı algılayabilirmiydik… ve yıldızlardan bize yansıyan bu astrolojik vehimleri hangi yıldız sahipleri, nasıl yolluyorlardı..?

    Ya talep edenlerine ve sevenlerine, oluşan yıldız eylemlerini nasıl torpil yapıp yansıtabiliyorlardı…?
    Ya binlerce yıl evvelinin insanları nasıl bizim bilmediğimiz kadar yıldız bilgisine sahip olabilmişlerdi..?. Ve yaptıkları piramitleri dünyanın neresinde olursa olsun (mısır, maya, çin, japon deniz altında) bu yıldızın konumuna ve şekline göre yapabilmişlerdi..?
    Yazınız çok güzeldi.. yıldızlara geçtiğimiz için gözümüzü göğe çevirebildiğimiz için teşekkürler..

  2. 2 kenan 5 Nisan 2008, 6:20

    Kur’an-ı hakim, rasulullah s.a.v. ve onun dostları, bizi yönlendirirken arz ve semanın oluşlarına… hala hikmetlerini kavrayamadık, ALLAHU EKBER Yansımalarını evrenimizde, evren içre evrenlerde göremedik, kısıtlı ilmihal bilgileriyle gururla Müslümanlık yaşıyoruz ya…. yetiyor herhalde…

  3. 3 ben özgürüm ve hem çıplağım hem örtünük 5 Nisan 2008, 7:25

    Alaycılık:

    Merhameti gördüm. Bunu da esmalarımı kendimde açmak düşüncesi gösterdi. Dedim ki şimdi ben tüm esmalar kendim de açılsın diye ak ve kara mı seçmeliydim. Ak dediklerimde cennetlik manalar, kara dediklerimde cehennemlik manalar mı olmalı dedim. Alaycı verdi cevabı ta derinlerimden, merhameti içinde açmaya başlıyorsun diyerek. Niye dedim niye alaycı görünmeyi seçtin. Cehennemin arkasında cennet manası için değer miydi bu ayrılık yaratma dedim, ya desen bana sen güçlü olup gel diye desen, sen boşa uğraşan mısın zaten geleceğini bildiğine kapı kulluğu yapasın, hele ki gerçekliği açma sevgisini düşünüp yaptıysan ‘sevgilerin sınanacağı fikri sevgililerde hoş durmaz’ söylemini duyacağını bilmez misin?

    Ben böyle esma açmayı istemem diye görüp bilmekteyken.. Alaycı kimler olur, ölümsüzlüğü kazanıp ölemeyenlere mi? Ya zıttı davranış ölemediği için öldürülsün bir can acısı duyan yönünden mi?

    İnsanca akılla bakınca bunları görüyor insan. Oysa beşeri duygulardan, onlar da çekmesin diye mi yaklaştırmazsın kendine verdiğin bu görüntüyle? Altında ki merhamet aslında alınganım diyenden daha alıngan muhakkak. Toy iken, daha merhametli olduğunu düşündüklerimize yaşadığımız zulumlerden bahsederiz; merhamet zulume nefsi cevap vermez çünkü.

    Ne vakit içinde açılır merhamet, zulum edeni bile teslim edemezsin, merhamet edeceğini bildiğine bile… Senin içindeki yeterli gelmeye başlar, hem bağırım ama sevgim, ona iyiliğim, bağırmamdan daha ağır basar, kızgınlığım onu yakması için değil; eğitmesi için dersin, içine daha güvenirsin.

    Tüm sana şikayet ettiğim zulumlerimi geri alıyorum, çünkü merhameti senin alaycılığınla çözdüm ben. Hem de esma açılsın diye ak kara seçmeme gerek kalmadan. Senin alaycılığın gösterdi ne ak ak; ne kara kara.

    Yine de seni haklı bulsam da sistemin acılarına kendilerini alıştırmaları için alaycı görünmenin doğru olduğunu görsem de, ben farklı bir yol deneyeceğim seninle aynı hizmetde buluşmak adına. Çünkü anlarsın beni, ben de çok çektim ve çekmelerini istemediğim şeyin ne olduğunu bildiğim için, tarzım farklı olacak. Birlik ruhunu unutmadan çeşitliği severcesine bir fark bu. Zor bir yol seçmişsin, seni seviyorum iddiasında bulunanlar yanında pek duramayacaklar belli, belki de çok az sayıda kişi bunu başaracak. Belki de bu yolu hiç başaramıyacağım için bana uymayacaksın, sende merhameti öğrenmemle yetineceğim.
    * * * *

    Alaycı olmayan Saf Güzellik ve Samimiyet:

    Sen hep özlenensin. Sen öyle kal. Değerlendirmesini bilene uyutmaz bu güzelliğin. Zaten zor olanı yapıyorsun beşeriyet alışkanlıklarına ruhani değer katıyorsun. Çekimin güçlü sana gelen daha çok, hepsinle baş edebilmen için yardım etmek isterdim ama kendimi tam eğitemediğim için güzelliğini kendim yaşamak isteyebilirim ve amacına gölge getirebilirim. Senin daha çok can yakacağın kesin. Çünkü güzelliği görüp yaşayamamak bazen alaycılıkla gelen acıdan daha acı oluyor.

    Beni özgür bıraktığınız için teşekkürlerimi sunuyorum.

  4. 4 ufukları açalım 5 Nisan 2008, 10:59

    Öncelikle teşekkürler bana eski bir siteyi anımsattığınız için sağolun..
    Yıldızların zaman üzerine etkisi oldugunu unutmuştum.

    İBRAHİM Hakkı Erzurumi’nin bir şiirinden esinlenerek, zamanı iyi degerlendirme iyi niyeti adına oluşturulan yapımcısının bile unuttuğu demode bir site..
    http://www.marifetname.8k.com

  5. 5 faik 5 Nisan 2008, 11:27

    Birol Bey, ilk yazınızı beğeni ile okudum… Duygulardan arınmış, ilme yönelmiş kısa, sade ve öz bir yazı olmuş…

    Bu tür ilmi yazı yazan yazarların sayısının artması düşüncesiyle başarılar dilerim…

    İnşaALLAH astroloji ilmini hayatımıza tatbik ederek faydasını görürüz…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: