Henüz biz doğmadık Muhammedî hakikata!..

BİZ DOĞMADIK

O’ndan önce bütün olan
Sonsuz gökler önce yediye
Sonra yetmiş yediye
Ve sonra da
Sonsuz âlemlere bölündü… bölünüp parçalanmadan..

Her âlemde gökler
Yıldızlarla ve arzlarla bezendi
Ve aralarına samanyolları döşendi…Hiçbir şey ilâve olmadan.

Aklın ve gözün sınırlarını yırtıp geçen sonsuz âlemlerde
Sıfırdan daha küçük
Yok denecek kadar bir yerde
Bir güneşin çevresinde
İsmi dünya olan bir toz zerresi doğdu… ukbâdan* ayrılmadan.

O toz zerresinde
Yine
Sıfırdan daha küçük
Yok denecek kadar bir yerde
Mekke’de bir evde
Bir “hakikat” doğdu… “hakikatinden” uzaklaşmadan.

O doğduktan sonra
Ve
O büyüdükten sonra…

Her dil O’nu anlatmaya
Her kalem O’nu yazmaya
Her gönül O’na koşmaya
Can attı…

Ve hâlâ,
Her zerre O’nu haykırıyor
Yer her seferinde O’nun aşkı ile sarsılıyor…
Güneş ziyasını
Ay nûrunu O’ndan alıyor…

Her dakika
Dünya kürenin her noktasında
Bin bir minâreden O’nun ismi yankılanıyor
Kulak zarlarını yırtarcasına…

Fakat
“biz”
Henüz
Hiç bir şey duymadık,
Hiçbir şey görmedik,
Hiçbir şey anlamadık…

Her şey eskisi gibi…

Âlem eski âlem,
İnsan eski insan,
Dünya eski dünyâ
Biz ise eski biz…

Kim ne derse desin…
O hâlâ doğmadı

Ya da

Henüz
“Biz DOĞMADIK … … Muhammedî hakikata!..”

Kemal GÖKDOĞAN
www.yorumsuzblog.net.tc
kemalgokdogan@gmail.com

* ukbâ: Âhiret, öbür dünya, bâki olan âlem

Reklamlar

12 Responses to “Henüz biz doğmadık Muhammedî hakikata!..”


  1. 1 kırmızı 20 Mart 2008, 10:43

    Fil Suresi olayında en dikkatimi çeken putlarla dolu Kabe’nin bile haksız yere yıkılmasına izin vermiyordu yaradan, koruyordu evini. Bu yuzden Muhammed doğacak, Muhammedi olmak zor olmayacak. Zor değil bu işler 🙂

  2. 2 Uryan 20 Mart 2008, 11:37

    Konu aynı, yaklaşım farklı.

    Aynı sitede, aynı konuya iki değişik bakış.

    Bir yanda Sn. MD “Muhammed’im Doğarken” diyerek esas doğumun nerede nasıl yaşandığını açıyor, ümit veriyor; bu hakikat size de açılabilir, hatta açılımı yaşıyorsunuz diyor.

    Öte yanda S. Gökdoğan; “BİZ DOĞMADIK” diyor.

    Bir yanda içselleştiren, ümit veren, özde bir yaklaşım, öte yanda “Biz eskiyiz, biz doğmadık” diyen bir bakış.

    Peki biz okurlar nasıl çıkıcaz içinden? Kim ne diyor şimdi?!..

    Unutmadan, Kemal Bey; sizin olgunluğunuzda bir yazarda “Kim ne derse desin!” türünden meydan okumalar iyi durmamış.

    Bu site, bu yorumlar yakın zamanda zaten gerildi, seviyeler sarsıldı, nolur siz, bizi yuksekte tutun olur mu?

    Yüreğinize sağlık.

    Bilen dostlar iki yazarın ne demek istediğini açıklasalar, biz de öğreniriz.

    Saygılarımla.

  3. 3 bir'ol 20 Mart 2008, 1:19

    Muhammedi hakikat bir kuru hurma ağacının dibinde doğmuştu zaten, babasız olarak!. Ve insanlara beşikten seslenmişti (bedenden) ”b’en Abdullah’ım” diyerekten… Mekke’de bir çadırda doğan ise Ahmet ti (zati tecelli)!. Ve O doğduğu gün yerler ve gökler çatırdadı……

  4. 4 KGökdoğan 20 Mart 2008, 6:53

    Sn. Uryan,
    Değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum.
    Dozajında kalan “teşekkür”ler; bilgi ve duygularını yazıya döküp paylaşanlar için hayır duâsı hükmüne geçip dinlenmeye vesile oluyor.
    Özgür düşünceyi belli kalıplara sıkıştırmaya yönelik olmayan “eleştiriler” de yapıcı bir uyarı hükmüne geçip, “düşünce ufkunun genişlemesine” vesile oluyor.

    Sn. Doğramacı’nın çok geniş tabanlı bir araştırmaya ve sağlam tarihi bilgilere dayanan “mükemmel derecede” bilgilendirici yazısını yayına girdiği ilk dakikalarda okudum. Ve kazandırdığı yeni bilgiler için “Allah razı olsun” dedim.
    Sizin de “yapıcı eleştirinizin” ilk cümlesinde dediğiniz gibi “aynı konu”ya ben de “farklı bir bakış açısı getirmek” düşüncesiyle “bilgi ve araştırma” tabanına dayanmayan sadece “duygusallık” açısından bir şeyler “karaladım”.
    Elbette ki Muhammedî Hakikat evrendeki her bilinçte her an açılarak yaşanıyor. Ve “Ben Muhammedî Hakikati tamamladım” diyen yanılıyor. Çünki Muhammedî Hakikati en yüce yaşayan Resulullah a.s. dahi her an kendi hakikatini sona erdiremeden hâlâ açılımlarına devam etmektedir.

    Birol’un yorumu bu konuyu gayet net açıklamış…

    bir’ol Yazmış
    :
    20 Mart 2008 13:01

    Çalışma çok güzel olmuş fakat o gece doğan Muhammedi bilinç değildi!. O gece doğan Ahmet ti!..
    Zaten Muhammedi bilinç yüzlerce yıl önce doğmuş, adına da İsa denmişti. zira, İsa (A.S) doğumu (Muhammedi hakikatın açığa çıkışı), Hz. Ahmet’in müjdecisiydi (Zati tecellinin)…
    İşte O Ahmet’in doğduğu gece (Zat tecelli edince), tanrıların ve putların hükmü
    gitmişti……
    Not: Hz. İsa da Muhammedidir.. Abdulkerim el-Cili. (İnsan-ı Kamil)….. ).


    bir’ol Yazmış
    :
    20 Mart 2008 13:19
    Muhammedi hakikat bir kuru hurma ağacının dibinde doğmuştu zaten, babasız olarak!. Ve insanlara beşikten seslenmişti (bedenden) “b’en Abdullah’ım” diyerekten… Mekke’de bir çadırda doğan ise Ahmet ti (zati tecelli)!. Ve O doğduğu gün yerler ve gökler çatırdadı……

    Bu süreç ırk, din, tür, cins ayrımı olmadan yaşanan ilahi bir armağandır.
    Sizin uyarınız benim “şiirimsi” yazımda açık kalmış çok büyük bir “boşluğu” doldurmaya vesile oldu. “Biz doğmadık”, “O doğmadısözleri “Muhammedî Hakikat’in tamamlanacak bir süreç değil, sonsuza kadar her an açılarak yaşanacak bir hal” olduğunu demek istiyor. Haklısınız ve yerinde tespit etmişsiniz, gerçekten çok kapalı kalmış.

    “Kim ne derse desin… aşk için” diye başlayan eski bir aranjman/şarkı vardır… “Her şeye rağmen” gibi bir anlam içeriyor. Yazım duygusal bir tarzda olduğu için sadece biraz akıcılık vermek amacıyla kullandım. Meydan okuma olarak değerlendirmeyin.

    Bizim eski olmamız, her şeyin eski olması… şartlanmalarımızı ve alışkanlıklarımızı çağdaş ve son verilere göre “yenileyelim” mesajını veriyor.

    Cenâbı Hak her şeyi zıttı ile yaratmış. Eserinde her rengi kullanmış. Dileseydi “tek renk/tek ümmet” olarak da yaratabilirdi. Aynı tablonun renkleri olarak birbirimize bazen uyum bazen de zıt renkler verebiliriz… ki tablo daha güzel olsun. Ve önemli olan;

    İlim OKYANUS’unda her tür canlı yaşar… Bunları değerlendirmek ise okuyucuya aittir. Görevimiz yalnızca bilgilendirmek ve paylaşımdır..”

    Diyebilmek ve tablodaki tüm renkleri, tüm fikirleri “yapıcı uyarılarla” seyretmek…
    Benim de “yapıcı bir uyarım” var… Yorumsuz Blog’da yayınlanan yazılarım benim kendi müracaatımla değerlendirmeye alınmakta ve yayınlanmaktadır. Yayın şartlarında yazılarda aranan nitelikler bellidir. Yazıları Yorumsuz Blog’un yazarları olarak okumayın. Yorumsuz Blog’da yayımlanmış bir yazı olarak okuyun. Ve her yazarı kendi düşüncelerine göre değerlendirin. Hepimiz Yorumsuz Blog’un karşılıksız sunduğu bilgi paylaşım ortamında kendimizi tamamlamaya çalışıyoruz.

    Sn. Uryan… Şimdiye kadar yapmış olduğunuz tüm yapıcı ve uyarıcı nitelikteki yorumlarınız için teşekkür ediyorum. Benim dikkatimi çeken sizin yorumlarınızın tamamının “yapıcı ve tamamlayıcı” nitelikte olmasıdır. Bizleri daha iyiye yönlendirmek için harcadığınız zaman ve emek için teşekkür ediyorum. Saygılarımı ve sevgilerimi arz ederim.

  5. 5 nazan öztürk 21 Mart 2008, 12:16

    Sayın Kemal Bey sizden ricam kendiniz olmaya devam edin. Biz arkadaşlarla yazılarınızdan çok yararlanıyoruz. Tabiki farklı bakış açılarınız olacak ki, ilmi zenginlik olsun. Mehmet Beyle aynı düşünmek zorunluluğunuz elbette yok. Özgür düşünce gelişimin ilk şartıdır. Yanlız bazı yorumları üzülerek okuyorum ve bunlarda belli şablonlara uymayan yazılara gösterilen tepkileri farkediyorum.

    Umarım Yorumsuz Okurları özgür düşünceye verdiğiniz önemi hisseder ve bu konuda hassas davranırlar ki böylelikle biz de özgün yazılarınızı okumaya devam ederiz.

    Aklımızda ve gönlümüzde bıraktığınız tatlar için birkez daha yürekten teşekkürlerimle…….

  6. 6 MB 21 Mart 2008, 10:20

    “Özgür düşünce gelişimin ilk şartıdır. Yanlız bazı yorumları üzülerek okuyorum ve bunlarda belli şablonlara uymayan yazılara gösterilen tepkileri farkediyorum.

    Umarım Yorumsuz Okurları özgür düşünceye verdiğiniz önemi hisseder ve bu konuda hassas davranırlar ki böylelikle biz de özgün yazılarınızı okumaya devam ederiz.”

    İlk bakışta güzel bir değerlendirme gibi ama nereye kadar özgür düşünce? İslam tasavvufunda özgür düşünceden söz ediliyorsa, o kadar da özgür düşünemezsiniz. Dün TRT2 de Düşünce İklimi programında bu konuyla ilgili çok nitelikli güzel bir sohbet vardı. İslam düşünürlerinin aklı tanımlarken dört beş çeşit akıl tanımı yaptıklarını açıkladılar. Bu bağlamda insan aklının Allah’ı kavrayamayacağını, bu sebeple İslam dini ve yaratıcısı Allah hakkında düşünen insanın referans olarak vahyi almak zorunda olduğunu söylüyorlardı.

    Kısaca; özgür düşünce, iman dairesinden çıkmadığı sürece İslam dini tarafından kabul edilebilir. Yorumsuz Blog İslam tasavvufu ile ilgili yazıları yayınlıyorsa, her özgür düşünce burada yer alamaz. Çünkü özgür ve özgün düşünen Ateistler de var.. Ama dileyen Hide Park’ta yüksek sesle yazdıklarını okuyabilir 🙂

    Yapılan yorumların da özgür ve “özgün” düşünceler olup, yazarlara gösterilen hoşgörü ve anlayışın yorumculara da gösterilmesi çok iyi olabilirdi. Gerek hoşgörü, gerek anlayış, gerek sağlıklı düşünce, çok kapsamlı bir tefekkürü ve seyretme yeteneğini gerekli kılıyor. Yoksa bir tarafı hoşgörüp, diğer tarafı görememe gibi bir durum çıkıyor ortaya.

    Bu yazdıklarımın K. Gökdoğan ile ilgisi yok, genel olarak bir değerlendirmeydi.

  7. 7 Julius Caesar 21 Mart 2008, 11:26

    Ben de başka bir şey görüyorum bu sitede. Herkesi kendi bakış açısından veya aynı noktadan /mertebeden-boyuttan/ bakmaya itmek zorlamak gibi. Özgür düşünceyi savunduğunu düşünenler bile /bu da bir bakış açısıdır/, istisnasız herkes bunu yapıyor. Buraya yorum yapan her kişi diğerlerine “benim baktığım gibi bak” diyor.
    Egonun baş olma, yönetme ve yönlendirme aşkını bildiğimden bu gaye ile yapılanlar beni rahatsız etmiyor. Ama buradaki herkes benim gördüğümü görüyor mu diye merak ettim 🙂

    Herkes aynı akla ilme ve bakış açısına sahip olsaydı hiç sorun çıkmazdı, kolayca anlaşırdık. Ama bunun olması imkansız. Geçen gün burada bir yorum okudum, çok beğendim.
    “Herkes aynı mertebede olamayacağına göre farklı bakış açılarından bakılacak ve fikir tartışmaları olacaktır, buna kimse engel olamaz,” diyordu.
    Bence çok haklıydı. Zaten herkes aynı düşünseydi Yorumsuz Blog, yorum yapılan bir site olmazdı. Teşekkürler, iltifatlar ve övgülerden başka bir şey okumazdık. O zaman ben de bu siteyi okumazdım.

    Bir itirafta bulunmak istiyorum. En çok faydalandığım yazılar, tartışmalı yazılar oluyor. Çünkü tartışma çıktığında haklı çıkmak için de olsa herkes beynini ve düşünce mekanizmasını zorluyor. Andre Gide demiş ki, Rahatlık içinde düşünce uykuya dalar.“ Düşünmek yerine tembel tembel okumayı sevdiğimiz için, bizi düşünmeye zorlayan tartışmalar çıktığında rahatımız kaçıyor bence.. “Aman beni dürtükleyip düşünmeye zorlama, şu anda çok rahatım“ gibisinden 🙂

  8. 8 Hulk 21 Mart 2008, 11:52

    Onay gören özgür düşünce, bilmeyi unutmayacağı, Allah’ın kalpler üzerinde etkisi, onay görmeyen özgür düşünce bilmeyi unutmayacağı, Allah’ın kalpler üzerinde evirip çeviren etkisi..
    Onay gören de görmeyen de bu etki altında..
    Biri umudun sembolü olarak, biri korkunun sembolü veya biri iman ve getirisi, diğeri haşyete vardıracak olan, her iki anlayışı bir eden ise onaysız özgürlerden..
    Cennet vaad edilende bile, mutmain olanda bile gitmeyecek olan Allah’ın kalpler üzerindeki etkisinin etkisi kanımca.

  9. 9 yasemin 21 Mart 2008, 3:26

    Ders alanlara selam. Yorumlardaki eleştiriler çok seviyeli. Herkes kendisene düşen dersi almış besbelli. Sami Yusuf‘un yazılarını ve yorumlarını inşallah tekrar buradan okuruz.

  10. 10 ÖZDE KAL 21 Mart 2008, 4:09


    nazan öztürk Yazmış

    21 Mart 2008 00:16
    “Sayın Kemal Bey sizden ricam kendiniz olmaya devam edin. Biz arkadaşlarla yazılarınızdan çok yararlanıyoruz. Tabiki farklı bakış açılarınız olacak ki, ilmi zenginlik olsun. Mehmet Beyle aynı düşünmek zorunluluğunuz elbette yok.”
    DEMİŞ….

    AYNEN KATILIYORUM… ÇOOOK DOĞRU… BELKİ MEHMET BEY YANILIYOR?! HATASIZ KUL OLMAZ!.. YAZARLARA HAYRANLIĞIMIZ FANATİKLİK DÜZEYİNDE OLURSA, KARAYI AK GÖRMEYE BAŞLARIZ… BU YANLI VE YANLIŞ DÜŞÜNCE HEM YORUMCULARI; HEM DE YAZARLARI GERİYE GÖTÜRÜR!!!

  11. 11 natilus 21 Mart 2008, 6:52

    “Rasülullah’ı anıyor dışarıda müminler. Doğumu kutlanıyor mevlidler, kasideler, ikramlar ve ziyaretlerle. Ve sen, evet sen Marifet Yolcusu dostum!
    Arzı sarsan, göller kurutan, sütunlar yıkan, ateşler söndüren, nehirler çağlatan, yıldızları yere yağdıran, köle tüccarını sürgüne yollayan o muhteşem doğumun aslında nerede, nasıl yaşandığını fark ediyorsun değil mi?..
    Mübarek olsun!”

    Sn. Doğramacı’nın yukarıdaki son paragrafları tüm yazısını özetlemiş, Muhammedî bilincin herkeste doğal olarak yaşandığını anlatıyor gibi.

    Sn. Gökdoğan’ın yazısı da sanki Muhammedî hakikatin doğuşuna duyulan özlemi anlatıyor gibi. Bizde de doğar inşallah diyerek dua ediyor gibi.

    Bir de şu var. Son satırları dikkatli okuyanlar görebilir.

    “Kim ne derse desin…
    O hâlâ doğmadı

    Ya da

    Henüz
    “Biz DOĞMADIK … … Muhammedî hakikata!..”

    Bu anlatımda bir vurgulama var. Yazar (O hala doğmadı) diyerek kendisinde Muhammedi bilincin henüz doğmadığından şikayet ediyor. Doğramacı’nın yazısını okuyunca kendini eleştirmiş olmalı. Herkeste az da olsa Muhammedi bilincin olduğunu anlamış ve (biz doğmadık Muhammedi hakikata) diyerek doğuşu gerçekleştirmek için uğraşacağını anlatıyor gibi.

    Bence bu iki yazı birbirine ters değil. Doğramacı özümüzdeki Muhammed’in farkına varalım derken Gökdoğan da fark edememenin çok büyük bir gaflet olduğunu abartma sanatıyla söylüyor.

    Amacımız bağcıyı dövmek değil; üzüm yemek olursa yazılardaki mesajları yüzeysel görmeyiz.

  12. 12 Firaset 21 Mart 2008, 9:22

    Eyvahhhhh ki ne eyvaaaahhhhhhhhh!…

    Allah için okuduklarını söyleyenler, Allah İlmi için bir arada olduklarını söyleyenler, kişileri tartışır olmuş.

    Gıybet-fitne-tahrik-buhtan-zann anaforuna düşmekte olduklarından da haberleri yokmuş.

    Eyvahhhh ki ne eyvahhhhh…

    Gören birileri yok muuuuuuuuu?


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: