Yadsınamaz Diyn Gerçeği!..

Alak Sûresinde: “OKU”nun anlamı ve OKU’manın önemi… Nasıl OKUnur ve ne OKUnur… İslam’ın Nebî’si, Allah Rasûlü Hz.Muhammed s.a.v.in vahyinin ilk kelimesi/ilk emri “OKU! ”???OKUduktan sonra Hz.Rasûlullah, insanlara dönüp “La ilah illAllah! ”, yani “tanrı ve tanrılık yok… Tek Bir Vücud Allah! ” dedi (Sad Sûresi’nin girişindeki açıklamaya bak)… Zira OKUmak olmazsa, yani “OKU”’dan önce ne “ismi Allah olan” ve ne yadsınamaz “Diyn” gerçeği anlaşılır ve ne de insan kendini tanır!.. . Hadis-i Şerifte ifade olunduğu üzere: Hak gelip, Melekle tafsile çıkmazsa, gerçek sana ebediyyen kapalıdır… Velevki en yakınında, bilkuvve hazinen olsun!.. . (Hasan GÜLER-Kur’an-ı Kerim B-Meali-)

AYETLERİN MÂNÂSI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

1-) Ikra` Bismi Rabbikelleziy halak;

Yaratan (seni izhar eden; sen yoksun, O kaim) Rabbinin ismi (hakikatın olan zati kuvveler) ile (B sırrınca) OKU! .

SAFİ YORUM:

İKRA: OKU!..

EMİR VAR!!! OKU!..

Okursan senin için iyi olur” demiyor!.. Tavsiye vermiyor!

Okumak istersen oku” demiyor!.. Seçenek sunmuyor!

EMREDİYOR!!! OKU!.. .

ALLAH emrediyor!!! OKU!..

ALLAH “OKU” diye emredecek; sen “OKU”mayacaksın(! ), öyle mi?..

ALLAH hem emredecek; hem de emri yerine gelmeyecek(! ), öyle mi?..

ALLAH emrettiyse; “OKU”mama ihtimalin yok!..

ALLAH emrettiyse; “OKU” yacaksın, başka seçeneğin yok!..

ALLAH emrettiyse; “OKU”maya mecbursun!.. “OKU”maya mahkumsun!..

ALLAH emrediyor; “OKU”dun, “OKU”yorsun, “OKU”yacaksın sen…

<Yaratan (seni izhar eden; sen yoksun, O kaim) Rabbinin ismi (hakikatın olan zati kuvveler) ile (B sırrınca) OKU! .>

“B-İSMİ-ALLAH-RAHMAN-RAHİYM’le OKU”yorsun sen!..

“ÖZ”ündeki “ismi ALLAH” olanın” Rahman ve Rahiym’inden “OKU” yorsun sen!;

“ÖZ”ündeki “ismi Allah olan” sınırsız ve sonsuzken

Nasıl olur da, “OKU”mazsın sen?.. Mahkumsun. “OKU”yorsun sen!..

ALLAH’ın varlığı dışında, varlık mı var?… ALLAH’ın İradesi (MÜRİD) dışında, irade mi var?..

Kendinde varlık görüp, kendinde irade görüp, “OKU”mam deme!.. Desende, “OKU”yorsun sen!..

Her şey “OKU”yor!.. Her an “OKU”nuyor!.. Her yerde OKU’nuyor!.. ALLAH’ın “OKU” dediği…

Sen de “OKU”yorsun! Her an OKU’yorsun! Her yerde OKU’yorsun! “ÖZ”ünden gelen manaları…

<Yaratan (seni izhar eden; sen yoksun, O kaim) Rabbinin ismi (hakikatın olan zati kuvveler) ile (B sırrınca) OKU! .>

“İsmi ALLAH olan” özündeki esmalarından oluşturduğu, esma terkiplerini, efal aleminde açığa çıkarır. Bu sistemin Rabbi’ne dönük yanına “YARATMA”, kula dönük yanına “OKU”ma denir.. Bu manada her şey “OKU”madadır… Çünkü birimin varlığı ve manası; “ismi ALLAH” olanın varlığı ve mana terkipleriyle vardır. Birimin bunlardan başka varlığı yoktur. Birimde bunları kaldırsak, birim ortadan kalkar. Birimin kendine ait varlığı yoktur ki; özgür iradesi olsun.. “ALLAH ismiyle işaret olunan”, SINIRSIZ-SONSUZ-TEKdir, kendisinin dışında ikinci bir varlığa yer yoktur!

“İsmi ALLAH olan” ve birim diye iki yapı söz konusu değildir. Sadece “ismi ALLAH olan” vardır; birim yoktur. “İsmi ALLAH olan” Ahadiyetiyle sınırsız-sonsuzluğundaki TEKliğini; Vahidiyetiyle açığa çıkardığı manalarla, çokluktaki TEK’liğini seyreylemektedir… Varlıkta özellikleri de kendisinin olduğu için dilediği manaları açığa çıkarmadadır; sen ise açığa çıkan mana olarak, “OKU”yorsun…

<Yaratan (seni izhar eden; sen yoksun, O kaim) Rabbinin ismi (hakikatın olan zati kuvveler) ile (B sırrınca) OKU! .>

AYETTE VARLIK SINIRLAMASI YOK!..

“Mümin OKU, Müslüman OKU”, denmiyor!..

“İnsan OKU, cin OKU, melek OKU” da denmiyor!.. .

“Dünyadakiler OKU, uzaydakiler OKU” da denmiyor!.. .

Zerreden-Küle, noktadan-kainata, evrenden-evrenlere… algılayabildiğimiz veya algılayamadığımız her şeye “OKU” dercesine; sınır koymuyor, sınırsız bir şekilde, evrensel bir hal ile “OKU” diyor ve HER ŞEY OKU’yor…

<Yaratan (seni izhar eden; sen yoksun, O kaim) Rabbinin ismi (hakikatın olan zati kuvveler) ile (B sırrınca) OKU! .>

AYETTE ZAMAN SINIRLAMASI YOK!.. .

“Geçmiştekiler OKU’yun; gelecektekiler OKU’yun” demiyor..

“Dünya zamanına göre OKU’yun” demiyor!.. .

“Galaktik zamana uyarak OKU’yun demiyor!..

“Uzaysal zamanla OKU’yun demiyor!.. .

OKU’manın hangi zamanda, hangi zaman ölçülerini dikkate alınarak yapılacağını belirtmiyor… OKU’maya bir zaman sınırlaması getirmiyor, sınırsız bir şekilde, “OKU” diyor ve HER AN OKU’nuyor…

<Yaratan (seni izhar eden; sen yoksun, O kaim) Rabbinin ismi (hakikatın olan zati kuvveler) ile (B sırrınca) OKU! .>

AYETTE YER SINIRLAMASI YOK!..

“Müslüman ülkelerdekiler(! ) OKU’sun” demiyor!..

“Dünyadakiler OKU’sun” demiyor!

“Galaksidekiler OKU’sun” demiyor!..

“Uzaydakiler OKU’sun” demiyor!.. .

OKU’manın nerede, hangi yer koşullarında yapılacağını söylemiyor… OKU’maya bir yer sınırlaması getirmiyor… Bildiğin veya bilemediğin her yerde, evren içre evrenlerde, her boyutta, OKU diyor ve HER YERDE OKU’nuyor…

Demek ki ayette; varlık, zaman, yer sınırlaması yok!!!

Her şey, her an her yerde OKU’yor!.. . OKU’du… OKU’yacak… OKU’yor…

<Yaratan (seni izhar eden; sen yoksun, O kaim) Rabbinin ismi (hakikatın olan zati kuvveler) ile (B sırrınca) OKU!.>

B gerçeği ile yaratan Rabbi’nin ismiyle “OKU” diyor…

Özümdeki Rabbi’nin manalarıyla terkiplenerek yaratıldın…

Bu manaları açığa çıkarıyorsun manasında “OKU” diyor, bizde “OKU”yoruz.

Her şey, her an, her yer; ÖZ’ündeki Rabbi’nin varlığı ve manalarıyla terkiplenmiş olarak var…

Her şey, her an, her yerde ÖZ’ündeki Rabbi’nin manalarını açığa çıkıyor…

Yani her şey, her an, her yerde OKU’yor!..

Biz de her an, her yerde “OKU”yoruz!.. OKU”duk, “OKU” yoruz, “OKU”yacağız…

Yani ALLAH bizim anladığımız şekliyle, klasik manada emir vermiyor.“OKU”ma olarak isimlendirdiği YARATILIŞ GERÇEĞİNİ –SÜNNETULLAH’ı açıklıyor. ALLAH adedini, kanununu, yasasını, kuralını, yani “İNDİNDEKİ DİYN OLAN İSLAMI”, yani “TESLİMİYET ÜZERİNE KURDUĞU SİSTEMİ”ni açıklıyor…

ALAK SURE’sinin diğer ayetlerini birinci ayetin ışığında incelemeye devam edeceğiz… Her kapıyı açan Besmele maymuncuğu ile kapıyı açtık, yani ALAK SURE’sini birinci ayetini, anlayışımız kadarıyla açıkladık… Diğer kapıları da açtığımızda görülecek ki kapılar aynı, odaların içindekilerde aynı… Böylelikle kapılardan ve odanın içindekilerden şüphemiz kalmayacak aynı şeyleri devamlı gördüğümüz için, ALLAH gerçekleri tekrar tekrar anlatıyor ayetlerle, anlayalım diye… Manalar aynı olduğu için aşağıdaki ayetlerin yorumu kısa tutulacaktır, derinlemesine yorum sizin tefekkürünüze kalmıştır…

2-) Halekal`İnsane min’alak;

(O,) insan’ı Alak’ (kan pıhtısı; yaş, yapışkan yani hayatiyeti ve manyetizması olan kan; genetik) dan yarattı.

SAFİ YORUM:

İNSAN kelimesini, iki bacaklı insan olarak alırsak manayı daraltır, gerçeği basiretimizle göremeyiz. İNSANı kelime olarak ünsiyet, yakıynlik manasında aldığımızda, ALLAH’a yakıyn (yakın-uzak manasındaki gibi değil) anlamını çıkarırız. Burada ki İNSAN sınırsız-sonsuz-tek ismi ALLAH olanın, çokluğa yansıdığı ilk tekillik boyutudur. ALLAH sınırsız-sonsuz-tekliği ile AHADİYET’ini yaşarken, İNSAN ismi altında da VAHİDİYET’ini yaşamaktadır.. Bu İNSAN (ALLAH’a yakıyn) denen varlığa, yapıya, İNSAN-İ KAMİL (kamil insan), HAKİKAT-ı MUHAMMEDİ (değerlendirilenlerin hakikatı), RUH-UL AZAM (büyük ruh, büyük mana), AKL-I EVVEL (ilk akıl) gibi manalara da gelir, değişik özellikleri dolayısıyla..
Hz. MUHAMMED(S.A.V.)’in “ALLAH ilk önce benim ruhumu yarattı” dediği boyuttur, bu ayette geçen İNSAN kelimesi… İNSAN’ı alaktan yani alaka, ilgiden yarattığını belirterek insan kelimesinin yakıyn manasına atıf yapmakta yorumumuzun desteklemektedir… İlk yaratılan Aklı-bilinç-şuur, ilk yaratılan ruh-mana, ilk yaratılan yüksek yakınlık, ilk yaratılan gerçek değerlendirme…, özellikleri ile anılan tekil olan, ilk varlık “İNSAN” yaratılmıştır, Alemlerin Rabbi ALLAH tarafından… İNSAN ALAKalıdır ALLAH’la.. İNSAN’dır YAKIYN’dir, ALLAH’a… Nasıl olmaz ki, yakıyn ve alakalı?!.. ALLAH’ın varlığı ve manalarıyla vardır, her an, her yerde, her zaman, alakası bu yakıynlığından gelir… İstese de ALLAH’tan kesemez alakasını, çünkü yakıyn’dir ALLAH’a…

3-) Ikra` ve Rabbükel`Ekrem;

Oku!.. Ekrem Rabbin olarak! .

SAFİ YORUM:

OKU!.. Yorumladık birinci ayette.. OKU’yoruz her an, her yerde, her zaman… Rabbi’mizden bize ikram olan manalar açığa çıkarak OKU’yoruz!… Rabbimiz olan esma-isimler bileşimimizden, ikram olunmuş mana terkibimiz, ve Rabbi’mizin ikram ettiği terkipten açığa çıkıyor manalarımız…. Yani Rabbi’miz ikram ediyor, çıkarıyor manaları, biz çıkarmıyoruz Rabbi’mizden manaları.. Yani kader bizi yazıyor, biz yazmıyoruz kaderi… Manaları İkram ediyor Rabbimiz her an, her yerde, herkese…

4-) Elleziy’alleme BilKalem;

O (Rabbin) ki, (O Rabbani özellikleri ve o genetiği) (Bi-) Kalem (?) ile ta’lim etti.

SAFİ YORUM:

Kalem yazmaya yarar. Kalem araç, yazmak amaçtır. Bi- yani ÖZ’ümüzden gelen, terkibimizin bilgilerini taşıyan, beyin hücrelerimizdeki genlerimiz her an, (özellikle doğum anında), burçlardan gelen (yıldızların ışınsal yapısı, ruhu, mana yüklü yapısı) kozmik ışınlarla (kalem) talim olmakta, açığa çıkaracağı manalar öğretilmekte, yani manalar açığa çıkarılmakta… O’nun yaratış sistemi ve kaderin işleme mekanizması böyle çalışmakta…

5-) Allemel`İnsane ma lem ya`lem;

(Yani) insan’a bilmediğini ta’lim etti.

İNSAN bu sistemle bilmediği, yeni yeni manalar açığa çıkardı… İNSAN bilmezdir, çünkü kendine ait varlığı yoktur, ALLAH’ın varlığı ile vardır, talim manası gereği her an ALLAH’ın isimlerini terkip olarak açığa çıkarmaktadır…

6-) Kella, innel`İnsane leyatğa;

Hayır (iş sanıldığı gibi değil; düşünün) ! ?… Muhakkak ki insan (OKUmaz, hazinesini bilkuvve gömülü tutarsa), elbette tuğyan (azgınlık) eder;

SAFİ YORUM:

Bu ayette sistemi OKU’yamayıp, “ben bilirim, ben manaları açığa çıkarıyorum, ben kaderimi yazıyorum” diyen azgınlar, haddi aşanlar uyarılıyor, hayır denerek, işin onların sandığı gibi olmadığı açıklanıyor…

7-) En reahüstağna;

Kendini (nefsini) müstağni (OKUmaya, tanımaya ihtiyacı yok) gördüğü için.

SAFİ YORUM:

Bu insan her şeyin, her an, her yerde OKU’duğunu, yani Rabbi’nin manalarını her birimde açığa çıkardığı sistemini bilmediğinden, kendini bu sistemin dışında görüyor, öyle sanıyor, yanılıyor…

8- İnne ila Rabbikerrüca`;

Muhakkak ki rüc’a (dönüş, dönmek) Rabbinedir! .

SAFİ YORUM:

Her an, her birimde yaşanan gerçek şu ki, her şey Rabbinin (isimler birleşiminin) oluşturduğu terkipsel yapısının gereği olarak, manalar açığa çıkaracak, bu işi de sürekli olarak yapacaktır, Rabbine bu şekilde dönmüş olmaktadır, her AN….

9-) Eraeytelleziy yenha;

Gördün mü o nehyedeni (engelleyeni, uzaklaştıranı; Ebu Cehl’i),

SAFİ YORUM:

ALLAH hiçbir şeyin sisteminin dışına çıkamayacağını açıklıyor… ALLAH, gördün mü, değerlendirdin mi, sistemin dışına çıkabilecek birini, diye sesleniyor… Kimse sistemimin dışına çıkamaz, böyle şey göremezsin.. Her şey sistemimin gereğini yapar, dilediğim manaları açığa çıkarır, demek istiyor…

10-) Abden iza salla;

Bilfiil namazda iken bir kulu?.

SAFİ YORUM:

ALLAH her şeyi sistemine teslim, tâbi olduğunu açıklıyor… Gerçekte hiç kimse bu sistemin dışında kalamaz, her şey, her an Rabbin manalarını açığa çıkarmakta, namazda, yönelişte, teslimiyet halindedir, her an, her yerde, her haliyle…

11-) Eraeyte in kâne’alelhüda;

Gördün mü (bir düşün) !.. Ya o (namaz müşahadesindeki kul) Huda (Hidayet, Hak) üzere ise?.

SAFİ YORUM:

ALLAH gerçek hidayeti, özden gelen hidayeti, herkesin her haliyle hidayet halinde olduğunu (sonu cehennem olsa bile) açıklıyor… İşte gerçek hidayet, selamet budur. Yani her şey, her an, Rabbinin manalarını açığa çıkaracaktır. Kendisi için Rabbinin tespit ettiği nihai hedefe ulaşacaktır. Bu haliyle, özden baktığımızda her şey, her an hidayet halindedir, kendisi için takdir edilen (ölçü ile tespit edilen-terkibin esmaların, isimlerin belli ölçülerde birleşimiyle oluşmuş) hedefe ulaşacaktır. Buna kimse engel olamaz, çünkü ALLAH’ın varlığı ve manaları dışında başka varlık yoktur. Kendi hükmü, kendi varlığı ile yerine gelecektir, hükmünün gerçekleşmesi düşünülemez…

12-) Ev emere Bittakva;

Yahut Takva (korunma; tevhid) ile (B sırrınca) emretti ise?! .

SAFİ YORUM:

ALLAH gerçek, ÖZ korunmayı anlatıyor.. İşte gerçek korunma, kavi, sağlam olan yaratış gerçeği budur. Çünkü var olarak algılananlar başka türlü var olamazlar… Sınırsız-sonsuz-tek ismi Allah olan varken, kim bir yer bulur da var olur, ben varım, dilediğimi yaparım, kaderimi ben yazabilirim, der? Hiç kimse bu korumasının dışında değildir, ALLAH’ın varlığı ve manaları ile vardır…

13-) Eraeyte in kezzebe ve tevella;

Gördün mü (bir düşün) !.. . Ya (o engelleyen bu uğraşı ve çağrısı ile Hakk’ı ve Sistem’i) yalanladı ve yüz çevirdi ise?.

SAFİ YORUM:

Bu sisteme inanmayan, diliyle bu sistemi yalanlayan, yaşantısıyla kabul etmeyen, böyle birini görsen de şunu bil ki kimse ÖZ manada sistemi yalanlayamaz, sisteme yüzünü çeviremez, istemi red edemez. Sistemin gereği, dilenilen manaları açığa çıkaracaktır… ABD olan her birim bu fıtri kulluğunun gereğini yerine getirir…

14-) Elem ya`lem BiennAllahe yera;

(B gerçeğince) bilmedi mi ki Allah muhakkak görür?.

SAFİ YORUM:

ALLAH, gerçek değerlendirici, hükmedicinin kendisi olduğunu açıklıyor… Özden baktığımızda hakikaten, doğal olarak, başka türlü olması mümkün değil, manası da muhakkak; ALLAH ilmiyle manaları değerlendirir, hangisini açığa çıkaracağına karar verir. Özden baktığında, o kişinin bu yalanlama, red etme, kabul etmeme hali bile, Rabbi’nin onda açığa çıkardığı manalar gereğidir…

15-) Kella, lein lem yentehi lenesfe`an BinNasıyeh;

Hayır (iş sandığı gibi değil) !.. . Andolsun ki eğer vazgeçmez ise, elbette o (Bi-) nasiye’yi (alnını, başının ön kısmını B sırrınca) şiddetle yakalayıp çekeriz.

SAFİ YORUM:

Ayet Hayır’ la başlamış… Açıklanacak olanı dar manada anlamayın, öz manada, derinlemesine değerlendirin diyerek uyarmak istiyor… ALLAH yoldan sapanın da sistem gereği, takdir gereği bu durumda olduğunu vurguluyor… Gerçek indinden bakarsan her an, her birimde ALLAH o şeyin ÖZ’ünden bu manaları çıkarır… Her şey özden bakıldığında bu sistemi doğrulamakta, bu sisteme yüzlerini dönmüş vaziyettedir, her an… Bu ayette de ALLAH’ın sistemi nasıl işlettiği açıklanmaktadır. ALLAH, kişinin beyninde özünden gelir bir şekilde genetik yapısı gereği, oluşturduğu terkiple, fıtratla …; burçlardan gelen tesirle hükmünü icra etmede, tüm varlığın özünde bulunduğu için dilediğini yapmadadır…

16-) Nasıyetin kazibetin hatıeh;

O yalancı (Allah üzerine imanı sahih olmayan), o hata yapan (günahkar, müşrik; bedene, dışa tabi olan; aklını kullanmayan) nasiye’yi.

SAFİ YORUM:

ALLAH sisteminin algılanamayışının sebebini açıklıyor… Kişi yanlış verilerle (beş duyu, sınırlı kapasite ile… ) hatalı sonuçlar çıkarır, doğru olandan sapar, yalan, desteksiz, sisteme ters bir anlayışla yaşar…

17-) Felyed`u nadiyeh;

Haydi çağırsın nadiye’sini (meclisini).

SAFİ YORUM:

Onun meclisi dediği, yine insanı oluşturan Rabbi’ne ait olan, abd olarak ondan açığa çıkan manalardır… İnsan, bu manaları kendisi açığa çıkardığını sanmaktadır… Ama gerçek hiç te öyle sandığı gibi değildir… Onların bu halleri ALLAH’ın dilemesi ile sisteminin gereğidir…

18-) Sened`uzZebaniyeh;

Biz de çağıracağız Zebanileri (Nar’ın zebun edicileri; melekleri, astrolojik nesneleri) ! .

SAFİ YORUM:

Yanlış anlayışta olanların, sistemim çalışma mantığını, teslimiyet mekanizmasını bilmemeleri hallerinin, zebuna uğramış olmaları dolayısıyla gerçekleştiği açıklanmaktadır.. Bu hallerinin sebebi, tüm her şeyin ÖZ’ündeki sınırsız-sonsuz-tekin yarattığı sistem gereği, işleyen astrolojik (burçlar) etkilerin, genleri etkilemesi sonucu manalar açığa çıkarması gerçeği sonucudur…

19-) Kella* la tutı`hu vescüd vakterib;

Hayır, sakın (yapma) !.. Ona (kendini mustağni gören, Hakk’dan perdeli, namaz müşahadesinden nehyeden, zebanilerin zebunu alın’a) itaat etme/boyun eğme; (hakikatına olan imanın gereği) secde et ve yaklaş! .

SAFİ YORUM:

ALLAH son defa sistemini açıklıyor. Emir cümlelerini peş peşe sıralıyor. Demek ki; her yerde, her şeyde, her an olan gerçeği açıklıyor, değişmez sistemini, emir altındaki sistemini, şaşmaz sistemini, SÜNNETULLAH’ı açıklıyor… Hayır sakın; diyerek son defa, dar düşünme, geniş düşün, ÖZ manada, derin manada düşün diyerek dikkatleri çekiyor… Hiçbir şeyin bağımsız, kendine ait, bireysel, özgür varlıklarının, iradelerinin … olmadığını, dışa boyun eğilmediği, itaat edilmediği, ÖZ’e secde edildiği, ÖZ’den gelen manaların açığa çıktığı, birimsel varlığının yokluğunu (secde) hissetmekle ÖZ’den gelen teslimiyet, fıtri kulluk gerçeğine yaklaşılacağı açıklanıyor.

ALLAH SÜNNETULLAH’I (YARATIŞ SİSTEMİNİ), DİN-İ İSLAMI (TESLİMİYET VE SELAMET MEKANİZMASINI), KADERİ (TAKDİR-ÖLÇÜ- TERKİP-FITRAT GERÇEĞİNİ) APAÇIK, DEFALARCA DEĞİŞİK ŞEKİLDE AÇIKLIYOR; BİZ ANLAYALIM DİYE….

YANLIŞLAR BİZDEN… DOĞRULAR KAYNAKTAN…

SÜRÇMELER AF OLA… EKSİKLER TAMAMLANA…

SEVGİ VE SAYGI İLE… ALLAH MUİNİMİZ OLSUN..

Saim Yusuf
www.yorumsuzblog.net.tc

Reklamlar

4 Responses to “Yadsınamaz Diyn Gerçeği!..”


  1. 1 gülsüm 7 Mart 2008, 10:32

    Allah’ın (cc) Rasulüne (sav) indirdiği ilk ayet ‘OKU’ emrine, ‘BEN’ okuma bilmem! cevabı ve CEBRAİL boyutuyla üç kez sıkılması;
    En kamil manada seçilmiş en mükemmel kul, HZ. MUHAMMED MUSTAFA(SAV)de açığa çıkan isimlerin tamamladığı ‘Ahlakı Muhammediyi’ ZATINDAN başka ‘OKUYABİLECEK’ HİÇ BİR VARLIĞIN bulunmadığını ifade eder. Zira ZAT, SIFAT VE ESMA BOYUTUYLA RASULLLAH(SAV)den ‘OKU’yandır ALLAH(CC).
    ‘ZAT’ınızdan OKUyan Allah’a(CC) hamdolsun, selam ve dua ile.

  2. 2 oz-gur 11 Mart 2008, 7:27

    Hz. Muhammed neyi okudu isimli kitabı okur gibi oldum, yazar fazlasıyla etki altında, orijinal fikir üretmek gerektiğine inanıyorum, yine de bir enerji ve heyacan var yazıda.. slm.

  3. 3 BAKARA-177 25 Mart 2008, 2:31

    saim Yazmış:
    9 Şubat 2008 19:27
    BAKARA- 177: Vechlerinizi maşrik ve mağrib yönüne döndürmeniz BİRR (hakiki iyilik, gerçek tevhid) değildir…
    İÇSEL YORUM:
    Çünkü; gerçekte vechler yoktur, tek bir vech vardır, o da Allah’ın vechidir (sınırsız-sonsuz manalar). Ne yana dönerseniz Allah’ın vechini görürsünüz.
    Aslında vech TEK olduğu için doğu-batı, dünya-ahiret, iç-dış vb. gibi ikilik içeren tüm tanımlar düşer. Biz Allah’ın vechinde açığa çıkan manalardan bir kısmına sahip çıkıyor, onlara “ben” diyoruz. O manaları sınırlıyor, sıralıyor, mekan ve zaman oluşturuyoruz.
    Halbuki Allah her an yeni bir işte. Biz manalar toplamı değiliz. Denizdeki dalgalar misali dalgalar sürekli değişerek yenilenmekte. Televizyonda görüntünün oluşması misali elektronlar sürekli değişerek, yenilenmekte. Bizse değişimi, yenilenmeyi göremiyoruz. Varlıkta da sürekli değişen, yenilenen manalar söz konusu.
    Kaldırırsak “ben”imizi aradan; ortaya çıkacak Yaradan. Eritsek buzdan oluşmuş tüm varlıkları açığa çıkacak asılları olan su. Vech tek bir vechtir. Nefs tek bir nefstir. Çünkü Allah tekdir. Allah zaman ve mekandan münezzehtir. Her şey O’nun varlığı ile var olduğuna göre, sadece “O” var olduğuna göre, zaman nasıl oluşur, mekan nasıl oluşur. O’nun olmadığı bir yer mi var ki, O bir yerden bir yere gitsin de, bu işte bir zaman alsın!.. O’nun vechi celallidir, azametlidir, sultandır. Var sanılan diğer tüm vechleri manasıyla siler atar.
    O varlığı indinden değerlendirirken zaman ve mekan kavramı oluşturmaz. Çünkü bilir tüm manaların kendine ait olduğunu. Allah’ın ahlakıyla ahlaklanabilsek, varlığa Allah’ın indinden bakabilsek, Allah’ın kriterleriyle değerlendirebilsek varlığı. Zamandan AN’a geçsek, Nefslerden NEFS’e geçsek, vechlerden VECH’e geçsek, kısacası çokluktan TEK’e geçebilsek…

    Teşekkürler…

  4. 4 BAKARA-221 25 Mart 2008, 2:56

    saim Yazmış:
    29 Ocak 2008 22:38

    (BAKARA SURESİ / 221)
    “Müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir cariye, -hoşunuza gitse de- müşrik bir kadından daha hayırlıdır.Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir köle, -hoşunuza gitse de- müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler.

    İÇSEL YORUM:
    Müşrik kadınları(Allah’ın Rahiym isminin dışında, üretken olduğu sanılanlar-mesela doğa gibi-), iman edinceye kadar(varlıklarının ve özelliklerinin Allah’a ait olduğunu anlayıncaya kadar) nikahlamayın(varlığınızı onlarla ilişkilendirmeyin. Mesela; doğanın sizi ürettiğini sanıp kendinizi doğanın bir parçası görüp ilişkilendirmeyin.Sizin de, doğanın da Allah’ın varlığı ve özellikleriyle var olduğunuzu anlayın.Bu şekilde aranızda bir ilişki kurun.);iman eden bir cariye,(üretken olmayıp, Allah’ın varlığı ile var olan varlık inancı) -hoşunuza gitse de-(nefsiniz-birimselliğiniz, kendini içinde bulduğundan, beş duyu ile sınırlı olduğundan, örneğin doğayı üretken kabullense de ) müşrik bir kadından daha hayırlıdır. (“üretken olmayıp, Allah’ın varlığı ile var olan varlık inancı”, “Allah’ın dışında var olup, üretken olduğu sanılan inancından” daha iyidir, çünkü doğrusu budur.)”
    Müşrik erkekleri de(“kendinde varlık-güç görüp, Allah’a ortak koşan” anlayışı) iman edinceye kadar nikahlamayın(Allah’ın varlığı ile ilişkilendirin, onların varlığını Allah’ın varlığına bağlayın, Allah’ın varlığı ile var olan varlıklar anlayışına bağlanın.); iman eden bir köle(varlığı, Allah’ın varlığına bağlı varlık anlayışı), -hoşunuza gitse de-(birimselliği; sınırlı kapasitesi dolayısıyla kendinde varlık-güç görse de) müşrik bir erkekten daha hayırlıdır(“kendinde varlık-güç görüp, Allah’a ortak koşan anlayıştan” daha iyidir,çünkü doğrusu budur.). Onlar, ateşe çağırırlar(“kendinde varlık-güç görüp, Allah’a ortak koşan anlayış” yanlıştır, kişiyi yakar, azap verir.), Allah ise kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır.(“Allah’ın varlığı ile var olan varlık anlayışı” kişiyi birimselliğin getirdiği sınırlı,yok olucu, amaca ters özelliklerden arınıp, sınırsız, kalıcı, gerçek kuvvelere, özelliklere yönlendirir.)O, insanlara ayetlerini açıklar.(O Allah’ın, insanlara yaptığı bu açıklama gerçeğin işareti, izleridir.). Umulur ki öğüt alıp-düşünürler.( Bu işaretlerden gerçeğe yönelin.İşaretlerde takılmayın.Düşünün, bu şifreleri çözün.Zahirinde kalmayın, işin özüne yönelin.)

    2. İÇSEL YORUM:
    TEK olan Zat’a, ortak koşan esmalara; TEK olan Zat’a yönlendirmiyorlarsa, bağlanmayın. Esmalaşmamış TEK olan Zat’a yönelmek; – varlık esmalarla algılansa da-; TEK olan Zat’a ortak koşan esmalara, yönelmekten daha iyidir. TEK olan Zat’a ortak koşan sıfatlara da, TEK olan Zat’a yönlendirmiyorsa, bağlanmayın. Sıfatlanmamış TEK olan Zat ‘a yönelmek -varlık sıfatlarla algılansa da- TEK olan Zat’a ortak koşan sıfatlara, yönelmenden daha iyidir. TEK olan Zat’a yönlendirmeyen esmalar ve sıfatlar çokluğun azabına, yokluğun yangınına çağırırlar. Allah ise kendi izniyle TEK olan Zat’ına yönelenleri, esmalarının sonsuzluğundan ve sıfatlarının sınırsızlığından kurtarıp, TEK’lik cennetine yöneltir. O insanlara işaretleri, izleri, şifreleri sunar. Umulur ki, işaretleri, izleri takip eder, şifreleri çözüp gerçeğe ererler.

    NOT: TEK, Ahad manasında kullanılmıştır. Ortak koşan esmalar, ortak koşan sıfatlar; varlığı TEK olan Zat’a bağlanmayan; kendi başlarına yaratıcı kabul edilen, sayılarının sonsuzluğu dolayısıyla, TEK’likten uzaklaştırabilecek anlayışa sürükleyebilmeleri manasında kullanılmıştır. Gerçek manada elbette ve haşa esmaların ve sıfatların Zat’a ortak koşmaları söz konusu dahi değildir.

    Teşekkürler…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: