Tebliğ Metodunda İncelikler

Tebliğ, bir misyon olarak inanan bireylerin günlük yaşamında yerini alan önemli bir çalışmadır. Hak ve hakikat uğruna mücadele vermiş tüm Resul ve Nebilerin şahsında, Velayet ehli tarafından da önemli bir görev olarak addedilen tebliğ, günümüze kadar değişik metotlarla uygulanmıştır. Bu noktada, içinde yaşanılan döneme ve şartlara göre yöntem olarak arzettiğini söyleyebiliriz..

Bununla birlikte Allah Resulünün ve sahabenin uyguladığı metotlar günümüz için de örnek teşkil edebilecek önemli birer modeldir. Bizzat Allah Resulünün uygulamaları bile başlı başına bir örnektir. Bunlardan en çok göze çarpanı, inançlı ya da inançsız ayırımı yapmadan çevresindeki insanlara yaklaşım tarzıdır. O, her şart ve zeminde kucaklayıcı olmuştur. Kendisine eziyet eden insanlar için bile Allah’tan bağışlanmaları amacıyla talepte bulunacak kadar âlicenaptır. Aslında bu karakter özelliği hemen hemen tüm Resul ve Nebilerde vardır fakat Hazreti Muhammed’de zirve düzeydedir. Dönemin önemli devlet ricallerine gönderilen özlü ve manidar mesajları tarihe geçmiş ve günümüzde de hâlâ değerini ve güncelliğini korumaktadır. O mümtaz insanın söz ve nefesinden ilham alan ashabı da yaşadıkları devrin bütün imkanlarını kısıtlı da olsa kullanmışlar ve dünyanın dörtbir yanına dağılarak hakikat bilgisini bütün insanlığa yansıtmışlardır hiç bir çıkar gözetmeksizin ve hayatları pahasına da olsa. Bu mirası onlardan devralan Hakerenler de aynı misyonu kararlılıkla sürdürerek günümüze kadar taşımışlardır. En büyük değer olarak insanı görmüşler ve en önemli yatırımlarını da yine insana yapmışlardır. Bir insanı tüm özellikleriyle kazanabilmenin topyekün bütün insanlığı kazanmakla eş değer olduğunun bilincinde olarak ferden ferda gönülleri fethetnişler ve yine gönüllerde yerlerini alarak yâd edilegelmişlerdir.

Tebliğ metodunun günümüze bakan yönüyle inceliklerine geldiğimizde ise şu tespitleri yapmamız mümkündür:

Öncelikle tebliğde en önemli metodun ne olduğunun belirlenmesi gereklidir. Kanaatimce en tesirli ve öncelikli faktör beyan gücüdür. Sözlerin tesiri içeriğinde gizlidir. Yunus’un ifadesiyle söz o kadar tesir arzeder ki yerinde kullanılmazsa insanın ölümüne bile sebep olabilmekte, yerinde kullanıldığında ise savaşlara bile engel olabilmektedir. Bu noktadan hareketle tebliğ görevinde öncelikle beyan gücünü ön plana çıkarmak gereklidir. İlahi kelamın beyan mucizesinden ilham alarak hitabımızı akıl sahibi, ön yargıdan uzak, düşünen ve sorgulayan yeni nesil insanlarına yönlendirebilmeliyiz. Bunun için de en hayati gereksinim ise çağımız ve özellikle gelecek çağlara yönelik hitap özelliği taşıyabilme yeteneği kazanmaktır. Bırakın gelecek nesli, günümüz nesline dahi evrensel sistem ve düzeni çağdaş verilerden yoksun bir anlayışla anlatıp izah edemezsiniz. Çünkü klasik tebliğ yöntemleriyle günümüz insanlarına İslamı (Yaşam Sistemini) izaha çalışmanın tabiri caizse modası geçmiştir. Artık şuna kesin olarak karar vermeliyiz. Mâzide yaşayanlara geçmişten bahsetmeye ya da günümüzde yaşayanları âdeta geçmiş zamanda yaşatmaya devam mı edeceğiz? Yoksa bu günün bilgilerinden ve modern verilerinden yola çıkarak bilgiye ve tecrübeye dayalı miras birikimimizi gelecek neslin istifadesine sunabilmek için mi gayret gösterip mücadele edeceğiz?

Tabii ki bizler için önemli ve öncelikli olan, gelecek çağların insanı olabilmek ve geleceğin bilgileriyle şimdiden donanabilmektir. Bu kazanımları elde etmek ise günümüzde oldukça kolaylaşmıştır. Kitle iletişim araçlarının önde gelenlerinden tv. ve pc. teknolojisi sayesinde artık geleceğin bilgisine bir klavyenin tuşu kadar yakınız. Geçmişteki sembolik bilgilerin deşifresinde günümüz bilimsel ve teknolojik verilerle yapılan keşifler baş sırayı almaktadır ve hayati önem taşımaktadır. Ulaşılan her yeni bilgi ve veri, beynin üst alıcı devreleri tarafından değerlendirilerek önceki verilerle birleştirilmekte ve yeni veri ve bilgiler yeniye açık kitlelere keşif yollu aktarılmaktadır. Bundan daha büyük bir nimet düşünülemez. Ne yazık ki bu noktada, elimizdeki nimetin değerini taktir edemiyoruz. Halbuki yeni ve orijin bilgiler, tenezzül kanalıyla ve sistemine dayalı olarak üzerimize her an sağnak sağnak boşalıyor ama biz bu rahmeti hakkıyla değerlendiremiyoruz. Duyularımızı ve ekstra algı yeteneklerimizi geliştiremediğimiz için sistemin seslenişine vâkıf olamıyoruz. Ön yargılarımız, günahlar ve nefis sürekli perde teşkil ediyor. Ama yine de hakikat bilgilerine susamışlığımız da bile bizler için büyük bir kazanımdır. Şayet, bir gayzer misali fışkıran bu ilim suyundan kana kana içebiliyor ve doyumsuzluğu hissedip “daha yok mu?” diyebiliyorsak her zaman yeni bilgiler ve kazanımlar elde etmeye namzetiz demektir. Günümüz kemalat ehli büyüklerin bize sundukları bilgiler sadece buz dağının görünen kısmı belki de. Daha henüz bilemeyip farkında olamadığımız kim bilir ne kadar orijin kaynaklı bilgiler saklı onlarda!!! O bilgileri ise belli bir noktadan sonra açmaları da mümkün gözükmüyor. Biz her halükarda mevcut verilerle yetinebilmeliyiz diye düşünüyorum.

Tebliğ görevinde önemli bir incelik te hitap alanının genişletilmesidir. Önce yakın çevreden başlayıp daireyi genişleterek sisteme açılabiliriz. Mahalle, şehir, ülke dairesinden dünyaya, oradan sisteme açılıp İlahi antenimizi soyut aleme çıkarabilir, alıcılarımızı açarak Ezeli Ana’dan (Nefsi Küll) İlahi Kozmik sütü (Esmaya dayalı kozmik anlamları) emebiliriz. Bunu gerçekleştiremesek te en azından zihnimizde tasavvur edebilmeliyiz. Bu noktai nazardan bakarsak ülkemiz, dünya insanlığı için bir umut kaynağıdır. Bu ülke daha nice Mevlanalar yetiştirebilecek kapasitededir. Yeter ki orijin değerlerimizi yitirmeyelim ve kültür mirasımızı geleceğe taşıyabilelim. Hep birlikte elele, gönül gönüle daha nice güzelliklere doğru kanat çırpma ümit ve niyazıyla.

Nazım Akpınar
www.yorumsuzblog.net.tc
ahad103@hotmail.com

Reklamlar

1 Response to “Tebliğ Metodunda İncelikler”


  1. 1 Uryan 5 Mart 2008, 4:08

    Nazım Beye teşekkür ediyoruz.
    Tebliğ metotları konusunda güzel açıklamalarla gönüllerimize güller serptiler.

    Kendileri tebliğde BEYAN ın önemini vurgulamışlar. Doğrudur, Kur’an da “APAÇIK; BEYAN OLUNMUŞ KİTAP” tır.

    Nazım Beye ve dostlara işin farklı bir vechesini açmak ve fikirlerini almak dileriz.
    Yunus’a biraz kulak verelim:

    DURUŞ KAZAN,YE,YEDİR
    BİR GÖNÜL ELE GEÇİR
    YÜZ KABEDEN YİĞREKTİR
    BİR GÖNÜL ZİYARETİ

    Duruş kazanmak; Hakikati kendinde yaşamak,uygulamak! Ye- yedir; İştirak ve İnfak etmek!
    Gönül Ziyareti, Gönül ele geçirme; MUHABBET ve SAMİMİYET.

    Büyük Yunus bir başka yerde şöyle buyurur:

    SÖYLEMENİN HASI SÖYLEMEMEK
    İSTEMENİN HASI İSTEMEMEK

    Bütün bunlardan sonra tum dostlara sormak isteriz:

    TEBLİĞDE EN ETKİN YÖNTEM İYİ KONUŞUP YAZMAK MIDIR?…

    YOKSA İNANDIGINI YAŞAM OLARAK ORTAYA KOYMAK MIDIR?

    İSLAM; İYİ YAŞAYANLARCA MI YAYILDI,İYİ ANLATANLARCA MI?

    Saygılarımla..
    uryan@windowslive.com


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: