Beyin Fırtınası (28)

Kur’an Kavramları (7): Zühd
“Bir şeye ilgi duymamak, aza razı olmak, bir şeyden yüz çevirmek” gibi kelime anlamları olan ZÜHD; tasavvuf literatüründe; dünyaya meyletmemek, değer vermemek, çıkarcı ve ihtiraslı olmamak, bencil olmamak anlamlarına gelen bir haldir. Bu hali yaşayana ZÂHİD denir.

Kur’an’da kelime olarak sadece YUSUF SURESİ 20. ayette geçer. Terim olarak diğer pek çok ayette vardır…

Ve şeravhü Bi semenin bahsin derahime ma’dudetin, ve kânu fiyhi minez zahidiyn.

Onu (Mısr’ın Aziyzi’ne?) (B sırrınca) eksik bir bahaya, sayılı (gümüş?) dirhemlere sattılar… Onun hakkında zahidlerden idiler.
* * *

– ZÜHD halini dervişler yünlü aba giyerek, aç kalarak, dünyaya değer vermeyerek yaşadılar. Günümüzde çağdaş ihtiyaçlar ve yaşam koşulları belli iken bizler zühdü nasıl yaşayabiliriz?

– Dünya ve içindekilerden yüz çevirmek bilinçte ve fiilde nasıl anlaşılmalı?..
* * *

ARAŞTIRMA KAYNAKLARI:

KAVRAM OLARAK ZÜHD
http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/zahid..

http://www.sevde.de/islam_Ans/Z/53.htm
http://www.islamahlaki.com/kitap/iyi_ahlak/zuhd.htm

ZÜHD VE ZAHİD HK. MAKALELER:
http://www.haznevi.net/icerikoku.aspx?KID=6715&BID=76

http://www.nurbaki.com/?p=344
http://www.cumhuriyet.edu.tr/edergi/makale/338.pdf
http://sizinti.com.tr/konular.php?KONUID=3774

HASAN-I BASRİ (KS)
http://sufizmveinsan.com/aksam/basri.html

http://www.gavsulazam.de/turk/silsile/hasan-basri1.htm
http://www.kevser.org/icerik/Biyografiler/Hasan Basri..

RABİATÜL ADEVİYYE (KS)
http://www.rabia.de/dogrul.htm#ask

. . .

YORUMUNUZU-İLMİNİZİ DOSTLARLA PAYLAŞIN..

(Önemli hatırlatma: Oturuma katılanların fikirleri üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.)

www.yorumsuzblog.net.tc

Onlar (o akıl sahipleri) ki kıyam’da (ayakta), kuud’da (otururken) ve yanları üzere oldukları halde Allahı zikrederler ve Semavat ve Arz’ın halkedilişi içinde/hakkında tefekkür ederler (de şöyle derler:) “Rabbimiz bunu batıl olarak yaratmadın… SUBHANsın sen… Nar’ın azabından bizi koru”. (Al-i İmran-191)

“Bir saat tefekkür, bin yıl nafile ibadetten hayırlıdır.” Hz. Muhammed (sav)


BEYİN FIRTINASI:

Yeni fikirler oluşturmak üzere, düşüncelere engel koymaksızın, önceden belirlenmiş kurallar dahilinde yapılan fikir yaratma yöntemi.

Bir grubun belirli bir konu üzerinde mümkün olduğunca çok sayıda fikir üretmesi amacıyla kullanılan demokratik ve katılımcı bir çalışma tekniğidir.

Disiplinli ama baskıcı olmayan bir yaklaşımla; basit, aykırı, karmaşık, uçuk … düşüncelerden yaratıcı ve uygulanabilir fikirler oluşturmak için grup sinerjisini kullanmayı amaçlar.

Uygulama Adımları:
– Söylenen fikir üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.
– Fikirler tükendiği zaman beyin fırtınası oturumu tamamlanır.

Prof. Dr. Nüket Yetiş
TÜSSİDE Başkanı

Reklamlar

9 Responses to “Beyin Fırtınası (28)”


  1. 1 guvenkadir 1 Mart 2008, 10:45

    Slmlar…
    Günümüzde zühd halini yaşayıp ZAHİD olabilmek nasıl nasip olabilir? düşünebildiğim kadarıyla şöyle olabilir, Allahın izni ile…

    Zahid olabilmek için ille de fakir mi olmamız gerekiyor?
    Diyelim ki çok güzel bir işimiz var hiç durmadan da kazanıyoruz, kazandıkça da istekler aynı oranda artıyor. Bu durumdaki insanın tutumu bence şöyle olmalıdır; ihtiyaçlar belirlenmeli ve bulunduğu ortamın devamı, sağlığı, huzuru için ne kadar gerekiyorsa saptanmalı ve ‘Sabit’ kalmalıdır. Artan geliri ise insanlık adına sürekli dağıtmalı hatta daha fazla nasıl kazanırım da hayır yapabilirim düşüncesi her zaman olmalıdır. Bu düşüncesinde hiç sarsılmadan yaşayabilen birisi için Allah(cc) zahid olabilmeyi de diğer makamları da nasip eder diye düşünüyorum.
    Herkese nasip olsun inşallah..

  2. 2 nuray özhan 1 Mart 2008, 2:01

    Selam..
    Günümüz uzay çağı, bilim çağı, enerji çağı, madde çağı vs. . Maddenin içersinde yaşayıp ta maddeye bağlanmamak mümkün görünmüyor gibi. Çağdaş bir yaşantının getirisi olarak ta sadece otomatiğe bağlanmış bir yaşam koşturmaları içersinde anlamsızça robotsal yaşıyor görüntüsündeyiz. Oysa ki maddenin getirdiği ağır yaşam şartlarında eziliyoruz ve gün geliyor elimizi başımıza koyarak dünyanın getirileri içersinde bir o kadar da götürülerinin de olmasının verdiği yaşanmışlıklarımızın anlamını sorgulumak zorunda kalıyoruz.
    Ben kimim, neyim, nereden geldim, nereye gideceğim, herşeyim var ama neden hala mutlu değilim, koşuyorum ama nereye doğru ve ne zamana kadar bu koşmalarım, gibi sorular sorular…
    İnsanların hala madde de olup ta maddenin mükemmeliyetini yaşadığı halde bir türlü bitmeyen sorunlarla karşılaşması durup düşünmelere sebebiyet veriyor ister istemez. Sanırım bu da yaratılışımızdan var olan fıtratımızdan dolayı öz eleştirilerimizle ister istemez kendimize, maneviyatımıza dönme isteği doğuruyor..
    Ve yüzünü yaradana çevirince o da bize ipini uzatıyor inş.

    Ve öğreten de yol gösteren de mürşit olan da kıyamı yaşatan da O oluyor..

    Dünyanın yaşanması gereken bir sınav yeri olduğunu fark ettiğimizde güneşe arkamızı verdiğimizde gölgemizin uzayacağını, güneşe yüzümüzü döndüğümüzde ise gölgemizin kısalacağını fark ettiren gene O oluyor.

    Çağdaş bir anda yaşamanın getirisi ise teknolojinin ilerlemesi ve bizlerin de bu teknoloji ile globalleşmemiz ve herşeyi çok daha algılıyabilmemiz, öğrenebilmemiz, bilginin artık elimizin altında olmasının şansını kullanmamız, dervişler gibi aşikar, aleni yaşayamasak ta kendi özümüzde, içimizde yaşamamız bu anın bu devrin güzelliği değil midir?.
    Aleni yapılanlar çoğu zaman bizi gösterişe, kibire hatta bazen de riyaya sürükler..
    Zaten rabbimiz de bizden samimiyet istemiyor mu?
    Ancak bilincimizle samimi olabiliriz. Zaten hepimiz aslında sadece bilinciz..
    Dünyaya sırt çevirmek, dünyadan faydalanmamamız anlamına gelmiyor bilakis bize verilen nimetleri rabbten geldiğini bilmek ve bunun hakkını verebilmek, her yapılanı ALLAH rızası için yapabilmeyi, bunun içerersinde kullarının da hakkı olduğunu idrak edebilmektir.

    Bu arada bu kadar çağdaş bir ortamda olup ta her türlü çağdaşlığı kullanıp ta yine de maddi sıkıntılarda olan insanların var olduğunu da görmemek imkansız. Tabi yüzünü rabbe dönen ve hala gene de sıkıntı çekenlerin ya da günümüz tanımınca yaşam mücadelesi veriyor dediğimiz kişilerin adına sıkıntı, imtihan, sınav, bela desek te, gülü bulmak için yoldaki dikenlerin, sarp yokuşları çıkışının engebeleri, özü arayışlardaki ve O’na yaklaştıkça onun bize verdiği nur ya da ilim, adı ne olursa olsun verdiğinin karşılığında, bizden aldığını zannettiklerimiz ise aslında bedellerimizdir.
    Yine de bu bedelin karşılığında sonunda ödediklerimizin bir ticaret gibi bizim kar-da olduğumuzu bilmek bile bir güzellik ve çok büyük bir ikram..

  3. 3 maya 1 Mart 2008, 9:11

    Belki de zuhd halini nasıl yaşayacağımız sadece bu bakışta saklı:
    Olanların zaten bize ait olmadığı, yeterince fakir olduğumuzun farkına varmak yeterli! Bu gün ne düşüneceğimizin, ne yiyeceğimizi, neye ağlayacağımızı, nelere güleceğimizi, neleri tercih etmemiz gerektiği bize rağmen belirleniyorsa bizim yaşadığımız zaten bu değil mi ?!

  4. 4 YAREN 2 Mart 2008, 11:58

    SEVGİLİNİN ZATINA YÜZÜNÜ DÖNMÜŞ BİR İNSAN, GÖLGESİNİN HAREKETİNE MEYLEDER Mİ HİÇ??? ZAHİD NEYİ İSTEDİĞİNİ BİLENDİR…

  5. 5 mustafa öz 3 Mart 2008, 11:39

    Dünya ve içindekilerden yüz çevirmek; bilinçte her şeyin gerçek sahibini düşünerek, ele geçen bir şey için sevinmemek, elden çıkan bir şey için üzülmemekle olur ve fiilde ise ALLAH ın alan eli değil; veren eli olmakla mümkündür.

  6. 6 metinav 5 Mart 2008, 2:29

    Sevginin gücü adına.Yaşadığımız ortamda herşey bedensel ihtiyaçlar çerçevesinde gelişmektedir büyük çoğunlukla.Amaç insanın yaşamını kolaylaştırmak yani bedeni rahatlatmak..Fakat insanın beden olmadığı veçok yüksek ve değerli özelliklere sahip olduğu ve bunlarında ihtiyaçlarının tatmini gerektiğini düşünmeden gelişiyoruz nasıl oluyorsa.Aslında değişen bir şey yok sadece çeşiti artmakta kullanılanların..BU DÜNYAYA NEYLE GELDİK NE GÖTÜRÜYORUZ …DENKLEMİN İKİ TARAFIDA AYNI …BİZ BURAYA YANLIZ AÇ ÇIPLAK VE ACİZ GELDİK YİNE AYNI ŞEKİLDE GİDECEĞİZ…NE DİYOR O YÜCE MİSLİ İNSAN :DÜNYA HAYATI ŞUNA BENZER Kİ BİR YOLCUNUN GÖLGELİKDE KISA BİR SÜRE DURMASI BEKLEMESİ GİBİDİR.MANASINDA BAHSEDİYOR BU ALDATICI HAYATTAN.GERÇEĞİ UNUTMAMAK GEREKİYOR BİZ BU KADAR ÇOKLUĞUN VE VARLIĞIN İÇİNDE YALNIZIZ TEKİZ…BU ÇOKLUĞA BAĞLANMAK NİYE? ZÜHD DEMEK HER ŞEYE HAKETTİĞİ KADAR DEĞER VERMEK VE BAĞLANMAK DEMEKTİR,BU GERÇEĞİ YAŞAMAKTIR…ANLIYANA…HERZAMAN EN YÜCEYE TALİP OLMAK AKILLILIKTIR.KURAN HAKİM :DÜNYA HAYATI VE İÇİNDEKİLER GEÇİCİDİR EŞLER VE ÇOCUKLAR VE BU HAYAT OYUN VE OYALANMADAN İBARETTİR …GERÇEĞE YÖNELİN ONA ULAŞIN ONU ARAYIN ONU BİLİN BULUN…BURADA ALLAH YANISIRA İLAHLAR (BAĞLANILAN ŞEYLER) EDİNME!HİTABINA KULAK VERMEK…EGER DÜNYANIN ONUN YANINDA BİR KIYMETİ OLSAYDI KAFİRLER ONDAN SİNEK KANADI KADAR BİLE SU İÇEMEZLERDİ HİTABI NEBİYİ DÜŞÜNMEK…GEREKİYOR…DÜNYA VE İÇNDEKİLERE GERKTİĞİ DEGERİ VERMEK NE ÜZÜLMEK NE SEVİNMEK NEDE HERŞEYİ BIRAKMAK GEREKİYOR.SADECE BAĞLANMAMAK GEREKİYOR YALNIZLIĞI YAŞAYAN BU KULA GÖRE…

  7. 7 bir'ol 5 Mart 2008, 10:59

    İslamın orjinalinde zühd yoktur ki zahit olsun!..
    Dünyadan yüz çevirmek demek, beden boyutundan bilinç boyutuna sıçramak anlamındadır, dünya nimetlerinden faydalanmayınız anlamında değil!..
    Kur’an: ”Nereye dönersen o’nun vechini görürsün (Basir)” derken. Nasıl olur da o’ndan yüz çeviririz ki?..

  8. 8 guvenkadir 6 Mart 2008, 3:30

    Slmlar…
    Zühd halini yaşamadan o dediğiniz ‘sıçramayı’ başarabilmek nasıl oluyor bilmiyorum ama, yapabilen için denilecek söz yok!

  9. 9 birol 6 Mart 2008, 4:28

    Yaratilisim fitratim geregi maddeye düskün idim, baraya pula cok fazla deger verirdim, dünya hayatinin mezar gümrügünde bittigini hakiki itibariyla anlayinca bir oyun ve eglence oldugunu itrak edince iyice sogudum uzaklastim!
    Artik maddiyat icin TAKLA atmiyor sebeklikler yabmiyorum!
    ACLIGA bile razi geliyorum arasira.
    Dünyayi yasli bi kocakari olarak yansitan ayetleri de okuyunca NEFRET noktasina geldim, evli olmasam alib basimi cikacam daglara ormanlara nerdeyse!
    HAYVANLAR gibi tevekkül edemeyen ben rizkim icin endise duymaktan HAYA etmekteyim.
    ALLAHim hakkimizda hayirli olani ihsan eyle amin.


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: