Çocuk saflığı(!?) ile Tasavvuf!…

Hasan GÜLER’in Kur-an’ı Kerim B-Meali’nde (yazandan, yazdırandan Allah razı olsun) gezinirken, Hucurat Suresi karşıma çıktı.. Sure hakkında özet bilgiyi okudum hevesle..

ÇOCUK (insan olan çocuk değil-birim manasında) SAFlığı ile (İslam olarak-teslim olarak, “her doğan İslam üzere doğar” manası yönünde) niyetlendim, Besmele OKU’yup (çekip değil) sureyi yorumlamaya… Dostların da talebi vardı bu yönde…

Sonradan anladım derinlere dalınca; surenin tamamını yorumlayamayacağımı anlayınca, niyetimin gerçekten çocuk saflığını (insan olan saf çocuk manasında) taşıdığını… Bu halimi ve bakış açımı yansıtan aşağıdaki şiirim döküldü dilimden:

Bir okyanusa açılmışım ki; ne uç var, ve bucak!..
Boğulmaktan korktum, açılınca birkaç KULaçl…
Çocuk saflığı ile yazıldı, bu yazı sizlere…
Belki üzerime inci takılmıştır diye….

Ağır bir taşın altına girmişim bence…
Ezilmekten korktum, çekildim köşeye..
Çocuk saflığı ile yazıldı, bu yazı sizlere…
Belki de taş yere, BİR iz bıraktı diye…

Denizler mürekkep olsa, ağaçlar kalem,,
Bitmeyecekti asla, yazılacak kelam…
Yazılacakları taşımaya eşekler yetmezdi,
Çok yazı yazana, kitap yüklü eşek derdi!..

Evet… Bu sebeplerden dolayı bir ayet yorumlandı; sanki bana denmek istendi, “sen haddini bil duanı et”…

“ALLAH BESMELESİ İLE YAN YANA GETİRMEDİĞİ “ŞİRK GÖRME, ŞİRK KABUL ETME HALİNDEN” BİZİ KORUSUN… BESMELENİN MANASINA ERDİRSİN…” (Çünkü zamanımın büyük bir çoğunluğu “şirk görme mertebesinde”; zamanımın çok çok az kısmı “Besmele mertebesinde” YAŞAMAKLA geçiyor. Şirk görme mertebesinden korusun ki; bu mertebede fazla kalmayayım, hiç olmazsa Besmele Mertebesinde geçen zamanım biraz daha artsın…)

Dostlar bildiğiniz gibi Besmelenin manasını “Ahmed HULÛSİ” eserlerinin bir çok yerinde açıklamaktadır. Bu yüzden dolayı Besmelenin manası tekrar edilmeden, Besmeleyi açıklayandan elde edilen ilim nispetinde, surenin birinci ayeti yorumlanacaktır.

Açığa farklı bir yorum çıktı. Adına ne Zahir diyebildim, ne de Batın!.. Adına SAFİ YORUM dedim. Çocuk SAFlığı(!?) ile yazıldığı için… Bu SAF çocuk, her an, her birimde OKU’nan kitap anlayışıyla yönelmeye çalıştı bu ayete… Bu SAF çocuk, “sistemin seslenişi”ni duymak için yöneldi bu ayete… Bu SAF çocuk, İSLAM( teslim-selam) olan bakış açısıyla yönelmek istedi bu ayete.. Bu SAF çocuk Yaratılış sistemini anlamak için yöneldi, bu ayete.. Her şey anlatılabildi mi? HAŞA! Hayır.!… Kapasitemizin yettiği, açılan kadarını anlattık… Dil sürçmesi yaptıysak af ola…

HATALAR BANA, İSABETLER KAYNAĞA AİTTİR… ALLAH MUİNİMİZ OLSUN..

Sevgi ve Saygılar…

SÛRE HAKKINDA ÖZET BİLGİ

Hucurat Sûresi Medine-i Münevvere’de 19. veya 22. sırada (tüm sûreler itibarıyla 105. sırada) nazıl olmuştur… “Hücreler, odalar” anlamına gelen adını, Hz. Rasûlullah’a hücrelerinden seslenen akılsızları bahsettiği ayetleri dolayısıyla “Hucurat” diye almıştır… Bu nedenle edeb’e ait ayetleri dolayısıyla bu sûreye “Tasavvuf Sûresi” de denir…18 ayettir…

Hucurat Sûresinde: Her yönüyle edeb, Hz.Rasûlullah’a hücrelerinden seslenenler, fasıkın getirdiği haber, Rasûlullah içinizdedir, imanın sevdirilmesi ve rüşde erenler, savaşan iki mü’min taifenin arasını ıslah, ancak mü’minler kardeştirler, alay ve lakab takma, tevbe etmemek zulümdür, günah olan zan, gıybet yamyamlıktır, tüm insanlar bir dişi ile bir erkekten yaratılmıştır, kabilelere ayrılmak da hikmettir, Allah indinde en şerefli olan en muttekıy olandır, İslam olduktan sonraki iman, Allah ve Rasûlü’ne iman, malıyla canıyla o yolda mücahededir, diyni Allah öğretir, şükür ve minnettarlık (Hikmet ve ariflik) İslam nasip olana düşer,… gibi çok önemli konular açıklanmaktadır… (Hasan GÜLER -Kur-an’ın B Meali’nden)

HUCURAT SURESİ (TASAVVUF SURESİ)

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

1-) Ya eyyühelleziyne amenu la tukaddimu beyne yedeyillahi ve RasûliHİ vettekullah* innAllahe Semiy’un Aliym;

Ey iman edenler!… Allah’ın ve O’nun Rasûlü’nün önüne geçmeyin (huzurdasınız!?), Allah’dan ittika edin (ilahi hükümlere riayet edin; tam fani, tam teslim olun)… Muhakkak ki Allah Semi’dir, Aliym’dir. (Hasan GÜLER-Kur-an’ın B- Meali’nden)

EY İMAN EDENLER!..

SAFİ YORUM:

Manalarını özlerinden alarak var olanlar, özlerindeki sınırsız-sonsuz manalardan, “emin- şüphesiz-KESİN” bir hal ile, manalanarak var olanlar… Varlıklarının, özlerine bağlı olarak var oluşlarını, anlatır manada “iman edenler!”…

Kim bunlar?..

Özlerindeki manaları açığa çıkaranlar; yani her şey….EFALDE (FİİLLER ALEMİ) YER OLAN, ASILLARI ESMA (İSİMLER) TERKİPLERİNİN AÇIĞA ÇIKARMASIYLA VAR OLAN HER ŞEY….

Öz manada, her şey gerçeğe, varlıklarıyla, yaratılış sistemleriyle “iman halinde”!.. Özlerindeki manaları açığa çıkardığı için…

“Ey iman edenler” sözü, görünüşte iman edenlere sesleniliyor gibi algılanmakla birlikte, özünde “iman edenlerin” yani efalde var edilenlerin, açığa çıkış sistemini, yaratış sistemini açıklayacağını duyuruyor. YANİ “VARLIĞINDA ŞÜPHE OLMAYAN KAİNAT KİTABININ (evren içre evrenler) YARATILMA SİSTEMİ” AÇIKLANACAK!…

ALLAH’IN VE O’NUN RASÛLÜ’NÜN ÖNÜNE GEÇMEYİN

SAFİ YORUM:

Görünüşte, bir emir cümlesi olarak algılandığını kabul etmekle birlikte; özsel yaklaşımla bu cümleye yorumumuz “EFALDEKİLERİN (fiiller âlemindekilerin, yani kâinatın, yani evren içre evrenlerin) YARATILIŞ SİSTEMİNİN KURALLARI” açıklanıyor, olacaktır…

Fiiller âleminde ki her şey; Allah’ın Zat (HU)’ından irsal olmaktadır. Yaratılışın sisteminin bir çalışma kuralı, “özden algılanır olma” kuralıdır… Dıştan içe doğru değil!!! İçden dışa doğru da değil!..Çünkü iç ve dış yok, ÖZ vardır. ÖZ iç değildir, içi dışı olmayandır!.. Her şey ÖZ’de başlar, ÖZ’de olur, ÖZ’e biter!… Bu ÖZ kabuğu olmayan, sınırsız-sonsuz-tek-bütün olandır, som olandır, sırf kendisi olandır(Ahad-Samed). Bundan dolayı ÖZ, parçalara bölünmez, parçalardan oluşmaz, gediği, boşluğu yoktur. Yani Efal’den yaratılanlar; Sınırsız-Sonsuz Esmalar-Özellikler’den ( ZAT, Sıfat, Esma, Efal), Zat (HU)’dan İRSAL olmaktadır (Rasûli).

Yani ben, Zat, Sıfat, Esma, Efal değilim, bunların oluşturduğu, var olarak algılanan yaratılmışım… Ve ben, bu boyutlar ile var olan, var algılanan, var sanılan, sınırlı-sonlu-çokluk.. Allah ve Zatı ile irsal etmede tüm manaları. Var sanılan çıkarıyor değil, manaları ÖZ’lerinden… Yani, yaratılan önüne geçemez, Allah ve O’nun Resulü’nün… Yaratılışlarındaki bu gerçek gereği… Zaten tersinin olması da mümkün değil. Çünkü kader-takdir-ölçü sistemi gereği terkiple- sınırlı -sonlu çok olarak algılanılmakta, yaratılmış olan… Bu ayeti; başka ayet, hadis ve sözleri kısa ve öz olarak yorumlayarak, açmaya çalışalım:

Attığında, sen atmadın, atan ALLAHtı !. Âyet (Yorum: Atma denen o fiili sen, Allah’tan açığa çıkarmadın, Allah seni de fiilini de manalarından açığa çıkardı, algılanır kıldı. Gerçekte sen yoksun, Allah var..)

Allah`ın ahlâkı ile, ahlâklanın !. Hadis (Yorum: Tek yaratma var. Allah yaratıyor, siz yarattığınızı sanıyorsunuz.. Allah’ın manaları özünüzden açığa çıkıyor)

Görmediğim Allah’a ibadet etmem. “Hz. Ali” (Yorum: Özümde, gerçek var olanın, Allah’ın manaları benden açığa çıkmada, bu halimle kulluk halindeyim, Allah uzaklarda değil…)

Hiçbir şey görmem ki, evvelinde Allah’ı görmüş olmayayım. “Hz. Ebu Bekir” (Yorum: Her şey Allah’ın varlığı ve özellikleri ile vardır. Önce sınırsız-sonsuz olan Allah’ı, sonra da büründüğü mana terkibini algılarım.)

ALLAH’DAN İTTİKA EDİN (ilahi hükümlere riayet edin; tam fani, tam teslim olun)

SAFİ YORUM:

Özsel yaklaşımla yorumumuza devam ediyoruz. Yaratış sistemi seslenmeye, kendini açıklamaya devam ediyor, Mushaf olan Kur-an’la, kitap olan Kainatla!..

Sistemindeki tek, geçerli, ana kuralın İslam (teslim-selam) olduğunu haykırıyor İTTİKA ile..

İlahi hükümlere riayet ediliyor her an, her mahalde… Yani Allah, sınırsız-sonsuz manalardan açığa çıkarıyor her şeyi. Açığa çıkıp, algılanır olan ise tam fani… Yani Allah’ın varlığı değişiyor da var kılıyor değil… Var algılanan, var sanılıyor sadece… Allah Ahad iken var olmak kimin haddine?!.. Tam teslim olun bu gerçeğe…Var sanılan da teslim zaten, her an özündekine… Takvaya er, korun; sen de böylece… Allah var, gerisi fani, gerçekte..

Bu son açıklamalardan sonra akıllara; “her şey fani ise, yok ise; bu görünen ne, biz yok muyuz, var mıyız, yoksak nasıl yokuz, varsak nasıl varız,” ve benzeri sorular geliyor…

Cevap yine ayetin devamında, Allah ayetiyle sistemini açıklıyor, soruları cevaplıyor…

MUHAKKAK Kİ ALLAH SEMİ’DİR, ALİYM’DİR.

SAFİ YORUM:

Hakikaten, gerçekten, sizde de var, biliyorsunuz, şahitsiniz, kullanıyorsunuz, uzak değilsiniz… manalarına açılım yapabilecek Muhakkak ki ile başlıyor… Nedir onlar?.. Semi ve Aliym!… özellikleri…

SEMİ’ yi; işiten diye kulağa bağlı bir işleme işaret eden manayla daraltmadan, gerçek ve asıl manayı sınırlamadan, insani düşünceden arınarak, işitmeden amacın ne olduğunu düşünerek “FARKINDA OLAN-ALGILAYAN” diye manalandıralım. Allah Semi özelliği(sıfatı) ile sınırsız manalarını farkında olan, sınırsız manalarını sınırlı olarak ta algılayabilendir.

Nerede?.. İlmiyle, ilminde. Çünkü ALLAH ALİYM’dir

ALİYM’i de; çokluğa dönük, meslek haline gelen, dünyalık işler için kullanılan ilimler manasına hapsetmeden; “İLİM SAHİBİ-BİLEN” diye manalandıralım. Allah Aliym özelliği (sıfatı) ile sınırsız manalar (isimlerini-esma) sahibi-ilim sahibi olan, sınırsız manalarını BİLEN, ilmiyle sınırsız manalarını, sınırlıymış gibi manalandıran, ve bu sınırlı manaları da bilendir.

Allah, sınırsız-sonsuz manalarının, Semi özelliği ile farkındaAliym, (bilen) özelliği ile sınırsız manalarını biliyor. Aliym (ilim) özelliği ile, yani ilmiyle ilminde manalarını sınırlı olarak manalandırıyor. Böylelikle varlık yaratılmış oluyor!..Allah’ın ilmiyle, Allah’ın ilminde…

Bir Hadis-i Kutsi’de Allah “bilinmekliğimi istedim alemi; bilmekliğimi istedim ademi yarattım.” diyor… Alem ve ilim… Adem ve yokluk… Adem; ismi var, kendi yok… Bizim Yunus “Ete kemiğe büründüm; Yunus diye göründüm.” diyor… Semi (algılayan) özelliği ile manalarını sınırlı olarak manalandırdığı manaları algılıyor. Aliym (bilen) özelliği ile sınırlı olarak manalandırdığı manaları biliyor. Yani Allah mevcudatı ilmiyle (Aliym) algılatıyor (Semi), ilmiyle (Aliym), algılıyor (Semi) Her şey ilminde, ilmiyle oluyor.. Bu yüzden “mevcudat varlık kokusu almamıştır”, deniyor büyük zatlar tarafından… Bilimsel gerçekler de bunu söylemiyor mu?!…

Allah sınırsız manalarını algılayıp, bildiği halde; neden sınırlı manalar olarak manalandırıyor da, sınırlı manaları da algılayıp, biliyor…Neden bunu yapıyor!…

ALLAH; SINIRSIZLIK KAVRAMIYLA DAHİ SINIRLANAMAYAN; SINIRSIZ-SONSUZ, HİÇ BİR ŞEKİLDE SINIR VE SON TANIMAYANDIR… ÇÜNKÜ “O HER AN YENİ BİR ŞAN’DA(OLUŞTA)DIR”…

Saim Yusuf
www.yorumsuzblog.net.tc

Reklamlar

10 Responses to “Çocuk saflığı(!?) ile Tasavvuf!…”


  1. 1 kenan 28 Şubat 2008, 6:38

    Evrensel rasulullaha evrensel bakışlar, yaşamlar getirdiğiniz için duacıyız. bu konuyu burada bitirmek değil de, belli aralıklarla hucurat suresinin bir ayetini açmanız dostların dileğidir.. eline gönlüne sağlık, RASULULLAH ı her an huzurda hissetmek dileğiyle.. hep huzurda kalın…

  2. 2 bir'ol 28 Şubat 2008, 3:21

    ”Ey iman edenler” ilahi sözünün her var olmuşa, varlıklarını esma boyutundan almış tüm mevcudata olduğunu düşünmüyorum!. Tüm var olanlar varlıklarını esma boyutundan almıştır bu doğru ama, buna iman değil kulluk denir. Kur’an da bu realite ”Tesbih etmekdedirler” ilahi sözüyle vurgulanır..
    ”Ey iman edenler” vurgusunun (B) sırrı ile iman edememişlere olduğu ”tasavvuf” suresinde apaçık belli. Çünkü, (B) sırrı ile iman etmişlerde tasavvuf ahlakı zaten vardır. Ve onlar edep (haddini bilmek) hali üzere yaşarlar..
    (B) sırrı ile imanın da ihatası vardır elbet, ona da ‘ikan’ denir. Çünkü iman araçtır amaç değil!. Cennete yalnız iman ehli gider, o cennet ismi ile işaret olunan her ne ise, orada iman kalkar ve yaşam başlar…

  3. 3 saim 4 Mart 2008, 12:12

    kenan Yazmış:
    28 Şubat 2008 06:38
    …. bu konuyu burada bitirmek değil de, belli aralıklarla hucurat suresinin bir ayetini açmanız dostların dileğidir…

    DOST ister de ben yazmazmıyım, YAZ’dım YAZıyorum, YAZ’acağım..ÖZ’den OKU’mak isteyen tüm DOST’lara….

    2-) Ya eyyühelleziyne amenu la terfeu asvateküm fevka savtin Nebîyyi ve la techeru lehu Bil kavli kecehri ba`dıküm li ba`dın en tahbeta a`malüküm ve entüm la teş`urun;

    Ey iman edenler!… Seslerinizi O Nebî (HatemünNebî)’nin sesinin fevkıne yükseltmeyin… Ba’zınızın bazınıza cehretmesi (bağırarak konuşması) gibi O’na sözü cehretmeyin (yükseltmeyin; vehminizle O’na yönelmeyin/ya da Nur: 63?)… (Yoksa) siz farkında olmadan amelleriniz boşa gider.

    SAFİ YORUM:

    Ey manalar açığa çıkardığından emin olunan, manalar açığa çıkardığı kesinlik kazanmış, bunda şüphe olmayan, ÖZ manada iman edenler…ÖZ’den bakarsan, anlarsın, herkese sesleniyor…ÖZ herkese seslenir, her şeyin ÖZ’üdür, ÖZ ÖZ’ü görür, TEK’i görür, çoka bakmaz.

    AHADDİYET’te TEK olan ÖZ, Vahidiyet’i ile de yarattığını TEK görür, çokluk görmez, bizim gibi ayrım yapmaz, sınırlamaz… “Tek bir Nefs” olarak görür varlığı, ÖZ’ünden sapmaz…ÖZ’den bakalım, ÖZ’den değerlendirelim, ÖZ olalım…

    ”ALLAH’ın ahlakıyla ahlaklanmak” böyle olur, insancıl duygularla, güzel ahlak kuralları din(!) anlayışına takılarak, hümanist duygularla, materyelist yaklaşımla, doğacı görüşle, hayvansever yaklaşımla, dünyayı kurtarma anlayışıyla, ahireti kurtarma çabasıyla…; bu gerçeğe ulaşılmaz…

    Teslimiyete teslim olmakla olur…Bunun içinde varlığında dahil her şeyden arınmak gerekir… Arınmayanlar bu gerçeğe dokunamaz, ÖZ’e ulaşamaz…

    Özündeki ALLAH sesleniyor, emrediyor, sisteminin çalışma mekanizmasını kurmuş, teslimiyet mekanizması üzerine…Ve değişmez sistemi çalışıyor her an, her yerde…Dilediğini yapıyor ÖZ’de, bu halini anlatıyor, emir cümleleriyle…

    O emredecek, yani dilediğini yapmak isteyecek, yapamayacak, öyle mi?..Mümkün değil!…O dilediğini yapar ve bu halini emir cümleleriyle dile getirir…ALLAH’ın emir cümleleriyle söylediği, her an, her yerde olmaktadır.

    ALLAH “yap” diye emretmiyor, klasik manada…Her an olanın dileği ile olduğunu açıklıyor, emir cümlesiyle…

    ÖZ’ündeki ALLAH emredecek, ÖZ’ünden hükmedecek, dileyecek, yerine gelmeyecek öyle mi???ALLAH’ın emrettiği, yani hükmettiği, yani dilediği her an, her yerde açığa çıkmaktadır…ÖZ olan ismi ALLAH’ın dışında varlık mı vardır ki, buna engel olsun?!..Yoktur, olamaz!…

    ÖZ’den açığa çıkan manalar sonucu var olanlar, bu halleriyle, doğal olarak, evrensel manada, öz manada, hal lisanı ile, varlıklarının doğal sonucu olarak bu gerçekten eminler, çünkü ortadalar, varlar, varlıkları da ÖZ’den açığa çıkan manalarla var, halleri şahit, varlıkları algılanıyor, bunda şüphe yok, kesin olarak gerçek bu…

    ÖZ olan ismi ALLAH sınırsız-sonsuzken başka türlüsü olması mümkün mü?!..Mümkün değil!..Her şey, sadece insan değil, her birim, zerreden küle, evrenden evren içre evrenlere, özleri dolayısıyla bu gerçeğe iman halinde…İman halinde olmamaları düşünülemez, iman hali sonucu, yani özlerinden manaların açığa çıkması gerçeği sonucu varlar…

    İman gerçekliktir, şüphe götürmez, kesindir iman…İmanı insanla sınırlama, ÖZDEN KONUŞUYORUZ, ÖZDE TEK VARLIK, TEK SÖZ VARDIR. ALLAH’ ta sözüyle; evire çevire, tekrar tekrar, o tek gerçeği açıklıyor anlayalım diye…Unutulmasın ÖZ’ deyiz ÖZ’ de…

    “Seslerinizi O Nebî (HatemünNebî)’nin sesinin fevkıne yükseltmeyin… ”

    NEBİ nübivet görevi gereği, bilinen manası ile; ölüm ötesi hayatın özelliklerini, ölüm ötesi hayat için alınacak tedbirleri, hazırlıkları, çalışmaları içerir..Ahiretin şartlarını ve bu şartlardan korunmak için yapılması gerekenleri anlatır.

    Batıni manada ahiretimiz şuur boyutumuzdur, bilincimizdir…Bilincin dünyasını, bilincin işleyiş sistemini anlatır….Beyinler arası çalışan mekanizmayı anlatır…Beynin çalışma sistemi sonucu, beyin dalgaların oluşumları, etkileri nasıl olur?!.Niçin dua, niçin zikir, niçin abdest, niçin namaz, niçin oruç, niçin hac, niçin kul hakkı yememek lazım, niçin gıybet, dedikodu yapmamalı…Beyinler arası beyin dalgaların seyahati, transferi, telepati.

    ÖZ mana da ise; nübivet denen mekanizma; senden açığa çıkacak manaların sistemini açıklar. Genlerinde saklı programını(mana terkibin), burçlar(yıldızların enerji yapıları, ruhlarından, mana yapılarından) etkiler ve senden manalar açığa çıkarır… Sen nasıl mana terkibi isen burçlarda mana terkibidir…Tüm varlık mana terkibiyle vardır…Ve mana terkipleri sürekli birbirlerini etkilemekte ve ALLAH’ın dilediği manalar açığa çıkmaktadır. Sen bu gerçeğe ermekle ÖZ’ündeki Nebi’ye kavuşmuş olursun…

    NEBİ’de RESUL’de ÖZ’ündeki boyutlarda mevcut ve işliyor ki, sen “OKU”yor, anlıyor, boş işlerle uğraşmıyorsun…Resulün’de ÖZ’ünü sana anlatmada, benim anlatmam yetmiyor, o boyutlar sende çalışmakta ve sen anlamaktasın, aksi halde anlamazsın, bazısı anlıyor, bazısı anlamamakta, sebebi bu!…”Size içinizden bir resul gönderdik….” Diyerek bu gerçek anlatılmakta…

    ÖZ’deki hüküm bu sistem gereği yerine gelmektedir, manalar bu şekilde ÖZ’de açığa çıkarılmaktadır… ÖZ manada, gerçek manada, AHİR’etimiz ÖZ’ümüzdür…

    “Seslerinizi O Nebî (HatemünNebî)’nin sesinin fevkıne yükseltmeyin…”
    sözüyle ÖZ’de işleyen bu sistemin önüne geçilemeyeceği, bu sistemin değiştirilemeyeceği, içimizde olan nübüvet boyutunun sesine kulak verilmesi, vurgulanıyor, mecaz yolla…HOLOGRAFİK GERÇEK’likte bunu anlatmada…Tüm boyutlar her “nokta”da var, iş onu açığa çıkarmada, böylelikle sistem anlaşılmakta….

    “Ba’zınızın bazınıza cehretmesi (bağırarak konuşması) gibi O’na sözü cehretmeyin (yükseltmeyin; vehminizle O’na yönelmeyin/ya da Nur: 63?)…”

    Sözüyle de ayetleri basit şekilde, dar manada, kısıtlı anlayışla, insani yorumla yorumlandırmaya çalışarak sınırlandırmayın, denmek istiyor, mecazen, ÖZ’den yorum yapmak istiyorsan, hakikati, teki, tek sözü, öz olan manayı OKU.. Çokluk içine dalarsan ayetlerde kaybolursun, yolunu bulamazsın, bir sürü soru takılır aklına, cevaplayamazsın!…

    (Yoksa) siz farkında olmadan amelleriniz boşa gider.Kainatı(ve Kur’an) ÖZ manada değerlendirmezsen, gerçeğe TEK’liğe nasıl erersin.?!..Çokluk görerek, çokluğa dönük yorum yaparak ÖZ’e eremezsin.Bu ayette bu gerçeği dile getiriyor, anlayana…

    Yani varlığa ve kitaba ÖZ bakışla bakacaksın, ÖZ manada yorumlayacaksın, Özü GÖReceksin ki, gerçeğe eresin, başka türlüsü mümkün değil!!!

    ÖZ, ÖZ diyoruz “B” yerine, sır kalktı ÖZ geldi..Sende sil lügatinden “B sırrı” sözünü, açıklanınca sır mı kalır ortada?!..SIR diyerek B’ yi sırlama; sırrı “NOKTA”ydı , çözüldü, adına da “ÖZ” dedi, sen istersen “NOKTA” de..”NOKTANDAKİ KUDRETLE”!…Yada HAKİKATİM de; HAKİKAT-İ MUHAMMEDİYE ile…

    Sır sır diyerek; kendini sırlama, kendini sınırlama!…”B sırrı” demişler sırrı duymayanlara…Sen uzun zamandır duyuyorsun, sırlanma!…ÖZ’de kal!…Sır olma, sırda kaybolma!…ÖZ apaçık ve ortada…Sır olan sensin, ÖZ değil…Şifre yok, şifreleyen sensin..Kurtul şifrenden, er ÖZ’üne…ÖZ GÖR’ene!..KÖR’e ne!…

    (İNŞAALLAH, BİİZNİHİ DEVAM EDECEK…)

    SEVGİ VE SAYGILAR..ÖZ’DE KALIN…

  4. 4 saim 4 Mart 2008, 2:20

    EYYYYYYYYYYYYYYYYYY İMAN EDENLER!….

    BİR OF ÇEKSEM KARŞI DAĞLAR YIKILIR…

    OOOOOOOOOOOOOOOOOOF!…

    YIKILDI, BENLİK DAĞLARI………….

    EYYYYYYYYYYYYYYYYYY İMAN EDENLER!….

    EYYYYYYYYYYYYYYYYYY!…

    YIK TA ŞİMDİ…

    GERÇEKTEN “BİR OL”!…

    SENİ SEVİYORUZ!…

  5. 5 ruh-i latife 4 Mart 2008, 4:43

    of değil ahhhhhhhh çekmek lazımmış saim kardeşimiz ah..:)
    A – H

  6. 6 saim 4 Mart 2008, 5:48

    DOĞRU DEDİN, RUH-İ LATİFE KARDEŞ..

    DİL SÜRÇTÜ…

    ŞU DİL YOK MU!!!

    KESİP ATMALI:)

    AAAAAAAAAAAAAAAAAAH…

    KESİLDİ… YOK OLDU:)

  7. 7 ruh-i latife 4 Mart 2008, 7:25

    Yıkılmadı benlik dağları hala huuuuuuu.. kesip atmak mı, kimin dilini hem de kim..?……:))
    o benlik bize ait değil ve o istemezse de asla pes etmez.. şah daima şah tır.. piyonsa her daim piyondur…:))

  8. 8 yasemin 9 Mart 2008, 1:31

    Sayın Saim Bey, Birinci ayetin yorumu harika mümkünse aşağıdaki ayetleri de yorumlarmısınız?

    1-Gafurrunrahim.
    2-Alimun hakim,
    3-Alimunhabir,
    4-biküllişeyin alim

  9. 9 saim 9 Mart 2008, 4:45

    Yasemin hanım; yazımızı OKU’manızdan dolayı teşekkür(şükür); ÖZ’e olan bu yöneliminizden dolayı tebrik(bereket) ederiz…

    “Ğafurun Rahıym”i; “Çocuk saflığı ile Tasavvuf-2” yazımızda Hucurat(Tasavvuf) Suresinin 5. ayeti olan;

    “5-) Velev ennehüm saberu hatta tahruce ileyhim lekâne hayren lehüm* vAllahu Ğafurun Rahıym”

    ayetini Safi Yorumla yorumlayarak yaptık…

    Ben ÖZ mananın anlaşılması için; bu gibi ifadeleri ayet içinde ayetin bütünlüğünü ve öncesinde ve sonrasında gelen ayeti dikkate alarak yorumlamanın gerekliliğine ve doğruluğuna inanıyorum; ÖZ manaya ermek adına… Bu sebepten (kusura bakmayın) şu an için; yorumlamamı istediğiniz diğer ALLAH’ın isimlerini yorumlayamayacağım… Mazeretimin kabul edilip; mazur görülmemi dilerim…

    “İNŞALLAH ayetleri Safi yorumlamaya devam eder; Biiznihi ile ÖZ manalara kavuşuruz” diyorum…

    SEVGİ VE SAYGILAR…

  10. 10 ayet yorum 25 Mart 2008, 2:44

    saim Yazmış:
    27 Ocak 2008 21:29
    – “Tümü de programları (şâkılesi) doğrultusunda fiiller yapar… ” (İsra-84)
    YORUM: Her şey, Allah’ın esmalarının değişik ölçülerde birleşmesiyle (terkiple-programla) var olmuşlardır. Bu terkipler onların programıdır. Terkiplerine (programlarına) uyan manaları algılayarak, terkipleri (programları) doğrultusunda manalar açığa çıkarırlar.
    – “Yürür hiçbir mahlûk hariç olmamak üzere hepsini alnında çekip götüren o’dur!” (Hud- 56)
    YORUM: Hareket halinde olan tüm yaratılmış (her şey hareket halindedir), hepsini varlıklarının hakikatı olan, mana grupları Allah’a ait olduğundan, dilediği manaları açığa çıkaran O’dur.
    – “Siz dileyemezsiniz, isteyemezsiniz… İstek sadece “ALLAH”a aittir..” (İnsan-30)
    YORUM: Siz dileyemezsiniz, çünkü sizin kendinize ait bireysel varlığınız yoktur. Dileyen Allah’tır, çünkü gerçekte var olan Allah ve manalarıdır.
    – “Sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı.” (Saffat- 96)
    YORUM: Siz, Allah’ın manalarının terkibisiniz; yaptıklarınızda, Allah’ın manalarının açığa çıkmasıdır.
    – “Biz HER ŞEYİ KADERİYLE halkettik.” (Kamer-49)
    YORUM: Biz; yani sınırsız ve sonsuz manalar (Rahman), ölçülü olarak (Rahiym) açığa çıkarak, sınırlı ve sonlu manalar olarak (mana grubu) algılandık. Bu esma terkibi (mana grubu) sizin Rabbinizdir. Bu ilk mana grubu sistemde seri bir şekilde değerlendirilerek sonraki mana gruplarını oluşturdu. Bu oluşuma kader dendi, çünkü bu oluşum takdir gereği (ölçüyle) meydana geldi. Böylelikle her şey yazılmış, açığa çıkmadan belli olmuş oldu… Esma terkibimiz olan Rabbimiz, aynı anda kaderimizi de belirlemiş oldu…
    – “Size yeryüzünde veya nefislerinizde isabet eden bir olay, bizim onu yaratmamızdan önce, mutlaka bir kitapta yazılmıştır!… Bunu, önceden takdir edilmiş ve yazılmış olduğunu bilip; elinizden çıkan şeylerden dolayı üzülmemeniz ve elinize geçen ile de sevinip şımarmamanız için açıklıyoruz…” (Hadid- 22/23)
    YORUM: Dışsal-madde boyutunuzdan gelen mana gruplarıyla, içsel-öze dönük boyutlarınızdan gelen mana grupları, programınız -sizi meydana getiren mana grupları- kapasitesince değerlendirilir. İLK YARATILAN-AÇIĞA ÇIKARILAN MANA GRUBU, ZİNCİRLEME BİR ŞEKİLDE KENDİNDEN SONRAKİ MANA GRUPLARINI AÇIĞA ÇIKARMIŞTIR. (İLK KİTAP= İLK BİLGİ= İLK MANA GRUBU)
    Bu gerçeğe “Allah bir kere tecelli etmiştir” denmiş; diğer yönden de açığa çıkan tüm mana grupları, Allah’ın varlığı ile var olduğu ve değişik oldukları için, “O her an yeni bir şandadır” demiştir. Bu gerçeği, ayetin devamında yoruma gerek bırakmıyacak şekilde, neden açıkladığını söylemektedir.
    “…Eğer onlara bir hayır gelirse; -Bu Allah`tandır!.. Derler… Eğer onlara bir şer gelirse; -Bu sendendir!.. Derler… De ki: -Hepsi Allah`tandır!.” (Nisa-78)
    YORUM: Bu ayette sanki tanrı inancında olanların bir özelliği vurgulanmaktadır. Tanrı inanışında olanlar iyiliği Allah’a, kötülüğü şeytana bağlıyarak, Allah’a bir sınır koyarlar. (Bazı Ateistler; tanrı iyilik yapar, kötülük yapmaz ise; “bu kötülükler niye var”, diyerek tanrıyı, haklı olarak inkar ederler.) Allah’ı iyilik alanı ile sınırlarlar. Halbuki Allah’a; hayır bir yarar, şer bir zarar vermeyeceği için, “O” dilediğini yapar. Her şey Allah’tandır, O’nun manalarıyla oluşur. Ayrıca hayır görünen şey gerçekte şer, şer görünen de gerçekte hayır olabilir. Biz bilemeyiz, Allah bilir.
    “Eğer bir hasenat (iyilik, hayr) olursa Allah’tan; (yok eğer) Bir Seyyiat (kötülük* şer) olursa nefsinden.” (Nisa-79).
    YORUM: Allah (bütünsellik) bilinciyle bizden çıkan fiilerin sonucu gerçekte hayırdır, kısa vadede şer gibi görükse de… Nefs (birimsellik) bilinciyle bizden çıkan fiillerin sonucu da gerçekte şerdir, kısa vadede hayır gibi görükse de…
    NOT: Son iki ayet farklı gerçekleri anlatıyorlar. Haşa, çelişki yoktur!.. Aksine birbirini tamamlamaktadır. Özüne-içsel-başlangıcına bakıldığında; her şey Allah’tandır. Yine Allah’ın dilemesiyle; Allah-kader bilinciyle bakarsan eline geçenle şımarmaz, elinden çıkana üzülmez, gerçek hayıra ulaşırsın. Yine Allah’ın dilemesiyle; nefs-birimsellik bilinciyle bakarsan eline geçenle şımarır, elinden çıkana üzülür, gerçek şerre ulaşırsın.
    “Bir zerre hayır da etseniz, bir zerre şer de işleseniz; hesaba çekileceksiniz.” (Zilzal-7,8)
    YORUM: Bizden çıkacak en küçük hayrı ve şerri oluşturan mana grupları, Allah’ın yarattığı sistemde (evrensel-kozmik-en büyük program-sünnetullah) işlenir. Er veya geç biz aynı cinsten (hayır veya şer) sonucuyla karşılaşırız.

    Teşekkürler…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: