“Şirk görme mertebesi” var; şirk mertebesi yok!!!

BERAT RUMUZLU DOST;
“BU SESLENME ‘ŞİRK GÖRME MERTEBESİNDEN‘ OLACAKTIR……….”
Diye benden yaptığın alıntıyı “son yorumunda” doğru yazmışsın…
Aynı yorumunun bir cümlesinde; şöyle yazmışsın….

“Bana göre Rasulullah hiç bir surette şirk mertebesine inmez,……..” diye yazmışsın.

Resulullah’ın ismini oraya yakıştıramadığımdan, haddimi bildiğimden, haya duyduğum için, ben; senin yazdığın yorumundan yaptığım alıntıyı kopyala-yapıştır yaptım, elle yazmadım.

EL İNSAF!!! EL İNSAF!!! EL İNSAF!!!…

Sen yazmışsın; benden yaptığın alıntıyı…

Okurken “GÖRME”din!!!Yazarkende mi “GÖRME”din????

“ŞİRK “GÖRME” MERTEBESİNDEN” ifadesinin ortasındaki;

Büyük harflerle yazılmış; GÖRME kelimesini????

Görmeyesin diye yazmadık; “GÖRME”yi!!!

Göresin diye yazdık; büyük harflerle defalarca “GÖRME”yi!!!

Gözüne mi sokmak lazım, göstermek için “GÖRME”yi???

Ben:

“BU………….” “ŞİRK GÖRME MERTEBESİNDEN”…………” diye yazdığımı sen nasıl, okudun da, nasıl anladın da…..

“Bana göre…………hiçbir surette “ŞİRK MERTEBESİNE” inmez,” yazmışsın!…

Yorumundaki aynı yazıyı, bu sefer ben elimle yazdım, cümlenin içinde senin yazdığın, Resulallah’ın ismini yazmadım, yukarıda yazdığım aynı sebepten..

Yazında nerede “GÖRME” kelimesi????? Niye atladın “GÖRME”yi???

Şirk mertebesi diye bir mertebe mi var????

Mertebe hedef alınan yüksek yerdir…..

Şirk mertebesi diye bir mertebe yoktur….

Müşriğin hali olan şirk mertebe olur mu hiç???

Kim müşrik olmayı hedefler de; alçak hal için çalışır???

Benim yazdıklarımı “GÖRME” yen gözlerin(basiretin),

Kendi yazdıklarını da mı “GÖRME”di…

Sen ne yazdığının, kendine verdiğin zararın farkında mısın???

Demek ki hala aynanı temizlememişsin.

KENDİ KENDİNİ KIRIYORSUN…

Birinci yorumuna verdiğim cevapta,

Seni yumuşak bir şekilde uyardım, uyanırsın diye..

Ama sende hala “GÖRE”meme hali var!!!

Biraz daha bilgi verelim, belki sana faydası olur diye!?

“ŞİRK GÖRME HALİ” müşrik olmak değildir…

Bir şeyi görmekle korkma; o olmazsın…

Şu an bilgisayara ekrana bakıyorsun, bilgisayar mı oldun???

Müşrik birini GÖRME”kle, korkma müşrik olunmaz!!!

Şirki görmeden; müşriği görmeden onu yola getiremezsin..

Hastalığı görmeden, tespit etmeden, nasıl iyileştirebilirsin…

RESUL’de müşrikleri, şirkleri görecek, bilecek ki temizlenmesi için onlara yardımcı olsun.

Öğrencilerin bilgi seviyesine inmeden, nasıl bilgi seviyelerini bilirsin de.

Bilgi seviyelerini arttıracak bilgileri verirsin…

RESUL’ DE, müşriğin özelliklerini, şirkin özelliklerini bilecek ki, onlara bilgilerini temizlemek için yardımcı olabilsin.

“Bir başka sitede bununla ilgili şöyle okumuştum:” diyerek bir şeyler yazmışsın. Hangi sözler siteden, hangileri senden belli değil, yazın karışmış. GÖRME” kelimesini bile “GÖRME”diğine göre, ALLAH bilir o sitede de neler neler “GÖRME”mişindir. GÖRME”mişliğine ORTAK etmek için, “GÖR”enleri alet etme!!!

“Ama kuran genelinde olduğu gibi Rasulullah’ın yaşadığı B sırrı gerçeğine “gizlice bir işaretle” *Beraatün…* kelimesi ile başlar..” demişsin….

Bende üstlerdeki yorumumun birinde;

“Yazılışındaki en önemli amacı; B sırrının olduğu yerde (B sırrı) diye belirten, Hasan GÜLER’in Kur-an’ı Kerim B-Meali’ndeki bu ayettin mealinde (B sırrı) diye bir açıklama yok. Çünkü AÇIK BİR B SIRRI yok!..”

demişim. Tevbe Suresinin 1. ayetinde “B sırrı yok” derken bu sözümü kastetmişim. Her yazdığım cümlemin başında, aynı şeyi yazmam mı gerekiyordu, anlaman için????

Bu yazıya o kadar açıklayıcı yorum yazdım, sabrım sınanıyor diyerek… Ama sen işe farklı bir boyut getirdin, özellikle üçüncü (inşallah gerçeği, “GÖR”ürsün de, ikna olursun, benim yazıma son yorumun olur, çünkü artık aynı şeyleri DEFALARCA yazmaktan yoruldum, EL İNSAF!!!) yorumunla beni hayal kırıklığına uğrattın, “GÖRME”me halinle…

…..TÜM VARLIKTA TÜM SIRLAR ÖZLERİNDE VARDIR, GİZLİDİR, tamam; ama mertebeleri bilip, hangi mertebeden konuşulduğunu fark edip, ona göre değerlendirme yapmalıyız. “

sözünü kaaaç kez yazdım!!!

“B SIRRI” her şeyin özünde var! Sende de var! Ben niye sabırla cevap yazıyor, seni kırmıyorum sanıyorsun. B sırrı” diye diye, b’lerin peşinden koşacağına başında b harfi olan benliğinden, kurtulmaya çalış!!! Benden sana DOST nasihatı…

Belki artık(!?) kendi yorumlarınızı anlarsınız, kendi kendinize yorumlarsınız diye, beni ilgilendiren imalı kısımları büyüterek, altını çizerek aşağıya yazıyorum. Parantez içi yorumunuzun bana düşündürdükleri ki, siz ne derseniz deyin, yazdıklarınızdan kim olsa benim gibi düşünür. Özür istemiyorum, yorum istemiyorum, siz kendinizi af edin o bana yeter. Özür dilemek bazen “aynı hatayı bir kez daha yapabilir miyim” manasına geliyormuş. Sayenizde, şahsınız bu sözü doğrulamış, oldunuz, ben de bu sözün doğru olduğunu öğrenmiş oldum..

EĞER BU AÇIKLAMANIZI KABUL EDERSEM, Kur’ân’daki bir sureyi B kapsamından çıkardığınız için Allah’a, Kur’ân-ı Kerim’e ve Rasulüne iftira EDİLMİŞ kabul ederim kendimi, kusura bakmayın.”

(Kendinizi kastetseydiniz “EDİLMİŞ” kelimesini değil “ETMİŞ” kelimesini kullanırdınız, iftiraya etmeye sebep olarak yazımı göstermezdiniz. Beni neyle suçladığınızın farkında mısınız? Kendinize bunu yapmayın!)

“Anlamamamı da kapasitemin yetersizliğine, anlayışsızlığıma ve cahilliğime verin. Yine anlamadığım bir konuyu kabul etmemek ve TAKVAYI TERCİH ETMEK hakkıma da saygı duyulmasını rica ederim. İftira konusunda sizi kastetmedim diye bir kez daha belirteyim,”

(Demek ki benim yazım, sizi takvadan uzaklaştırıyor ki, takvayı tercih ediyorsunuz. Beni neyle suçladığınızın farkında mısınız? Kendinize bunu yapmayın.)

“Bana göre RASULULLAH HİÇ BİR SURETTE ŞİRK MERTEBESİNE İNMEZ, ama o mertebeye rahmet olmayacak bir hitapta da bulunmaz.”

(Kim dedi Resullulah şirk mertebesine iner diye? Nerden çıkarıyorsunuz? Şirkin mertebesi mi olur? Müşriğin mertebesi mi olur? Sen ne dediğinin farkında mısın??? Kendine bunu yapma! Bu nasıl bilgi? Bu ne hal?.. Bir de tutturmuşsun B sırrı diye! Ne haddine! Kendine gel!!!)

Sizin adınıza üzülüyorum, size kızamıyorum… Belki bir YORUMSUZ OKUR-YAZAR olan Zekeriya BAĞCI arkadaşımızın “BÜYÜK PATLAMA” yazısına yazdığı yorum dikkatinizi çeker, ilgilenirsiniz insafa gelirsiniz diye aşağıya yazıyorum:

“Sevgili Yorumsuz Blog’u takip eden Dostlar, burada aklındakilerini, düşüncelerini veya batınında olanları yazma cesaretinde olan insanlara saldırmak yerine; kendimize sormaya çekindiğimiz sorularımızı burada dillendirip Hakikate yönelmek amacımız olsun. Yoksa kendi fikrini beyan edemeyip yazma cesareti gösteremeyip te yorumluyanları baltalamaya çalışmak hangi gerçekliğe uyar, durup bir düşünelim.”

(Bu yorumuma 26 şubat 2008 Salı sabaha doğru saat 04:30’ da uykusuz bir şekilde yazıyorum, sizin için sizden ümidimi kesmeden belki faydası olur diye, ayrıca cümlelerimin yapısı bozuldu, devrik cümle oldu, UYKUSUZ VE YORGUNUM DİYE)

BERAT RUMUZLU DOST; HER ŞEYE RAĞMEN, YİNE DE B SIRRI GEREĞİ, SEVGİLER, SAYGILAR …

Saim Yusuf
www.yorumsuzblog.net.tc

(Bu yorum “Besmelesiz Tevbe ve Şirk” başlıklı yazıda yapılmıştır)

Reklamlar

3 Responses to ““Şirk görme mertebesi” var; şirk mertebesi yok!!!”


  1. 1 oguz atay 26 Şubat 2008, 12:58

    http://www.ahmedhulusi.org/yazi/tanriulumudur.htm

    Tanrı ulu mudur?..

    Ne kadar uludur?..

    Tanrıya tapınılır mı?..

    Kimilerine göre, tanrı vardır gökte bir yerde, arşı üstünde oturur, uludur; o ulu tanrıya da tapınılır; yoktur ondan başka tapılacak; çünkü o tek kraldır, pardon tanrıdır gökte!!!

    Oysa…

    Yeryüzünde yaşamış en muhteşem beyin ve Hakikatin dillenişi olan Allah Rasûlü Muhammed Mustafa’yı ve de açıkladıklarını, çeşitli sebeplerle kavrayamayanların, uydurdukları “tanrısallık” dini, sonu teröre varan bir şiddet anlayışıyla toplumları kuşatmaya başlarken…

    Bir kısım düşünen beyinler de, her türlü kavga ve siyaset anlayışından ötede; kendi ebedî yaşamlarını inşâ etmeye çalışmaktalar, “Allah” ve “sünnetullah” isimlerinin işaret ettiği anlamların doğrultusunda.

    Bir süre evvel düşünen beyinlere yeniden hız vermek amacıyla şu cümleyi yaymıştım:

    “ALLAH” ismiyle neye işâret edildiğini fark etmeye çalışın!

    Çünkü, “DİN” kelimesi kapsamındaki her şeyin çıkış noktasının hakkıyla anlaşılması ve değerlendirilebilmesi, “ALLAH” isminin neye işâret ettiğinin fark edilmesine bağlıdır.

    “DİN”leri dedikodudan oluşmuş, taklitçi-tekrarcı beyinlerin bu tarz derin düşünsel konulara girmesi, elbette yaratılış programları gereği mümkün değildir! Bu yüzden de onlar, “Yukarıda tanrı var, ölünce biz onun oturduğu yere, huzuruna çıkacağız; o da bizi karşılayıp yargılayarak ya cennetine sokacak ya da cehennemine atacak! Şimdi gökten bizi seyrediyor; ne mezarda sorgu var, ne mahşer, ne kıyamet, ne de sırat!” şeklindeki bir anlayış içinde ömürlerini tüketirler. Zaten bu konuları tartışmaya akıl ve mantık kapasiteleri de müsait değildir! Sadece ezberledikleri, ama birbiriyle bütünleştiremedikleri bilgilerin hamallığıyla ömür tüketmişlerdir.

    Oysa…

    O, en muhteşem bilinç ve hakikat zuhuru Zât, daha işin başında “Lâ ilahe = Tanrı yoktur” (ve buna bağlı olarak tanrılık kavramı geçersizdir), diyerek; “DİN” olayının, tanrısallık esası üzerine değil, “Allah” ismiyle işâret ettiği üzerine, kurulu olduğuna dikkat çekmiştir!

    Özellikle “Hazreti Muhammed’in Açıkladığı ALLAH” isimli kitabımda ve diğer yazılarımda bu konuyu vurgulamaya çalıştım.

    Bu yazımda ise “ALLAH İSMİYLE NEYE İŞARET EDİLİYOR” konusuna biraz daha farklı bir açıdan yaklaşmak istiyorum.

    Bu konuda şu iki hususa çok iyi dikkat etmeliyiz:

    “ALLAH âlemlerden Ganî’dir” âyeti vurgusuyla evrensellik ve boyutsallık noktasından öteye dikkatlerin yönlendirilmesi…

    “ALLAH âlemlerin RABBİ’dir” işaretiyle, her algıladığımız veya algılayamadığımız zerrede, dilediği gibi açığa çıkanın; ve dahi kendisi dışında varlık müşahede edilemeyeceğinin, vurgulanışı yanında…

    String teorisi, derin düşünebilme yetisi olan beyinlere, evren içre evrenler gerçeğini boyutsal derinlikli “TEK KARE RESİM” olarak fark ettirmeğe çalışırken…

    Holografik evren gerçeği de, her zerre olarak algılanan, gerçekteki “tek kare resmin” her bir noktasının, tümel TEK’in açığa çıkış seyrinden başka bir şey olmadığını vurgulamaktadır!

    (Devamı: http://www.ahmedhulusi.org/yazi/tanriulumudur.htm )

    AHMED HULÛSİ
    19 Ekim 2006

  2. 2 saim 27 Şubat 2008, 9:01

    saim Yazmış:
    24 Şubat 2008 09:41
    ……….

    Kado dost ne diyor sorusunda:

    <>

    SORUNUN CEVABI, B SIRRINDAKİ MERTEBEDEN OLMAYACAKTI!!!
    “ŞİRK GÖRME MERTEBESİNDEN” OLACAKTI!… ŞİRK GÖRME MERTEBESİNDE MÜŞRİK GÖRÜLÜR, KENDİNİ KORUYARAK, SANA ULAŞAN IŞIĞI (DİNİ) YARINLARA YENİ NESİLLERE TAŞIMAK SORUMLULUĞUN VE GÖREVİN OLDUĞU İÇİN ÖLMEMEK İÇİN GEREKİRSE ÖLDÜRÜRSÜN…

    ….B mertebesinden başka “şirk görme mertebesi” de var diyorum. Hiç bir mertebeyi küçümsemiyorum. Sadece “Besmele mertebesi” üst merebe, “şirk görme mertebesi” alt mertebe diyorum. Her mertebe gerekli diyorum.. Tevbe suresi “şirk görme mertebesi”nden giriş yaptığı için Besmele ile başlamamış, “besmele mertebesi” farklı bir mertebe olduğu için diyorum. İki farklı mertebeden bahsediyorum. İkisi de gerekli diyorum.. Sorulara mertebelerinden cevap vermek gerekir, insanlara mertebelerinden yönelmek gerekir…Bir mertebede sabit durmamak, gerektiğinde alt mertebelere inmek, gerektiğinde de üst mertebelere çıkmak gerekir… Batın batın,
    diye tutturmamak gerekir, zahiri de unutmamak gerekir.. Bazı yorumcu dostlar yazımda ve yorumlarımda zahire girmediğimi sanmışlar gibi..Yazımdan bir alıntı yapayım…..

    Kado dost müşriklerin öldürülme sebebine cevap ise; Ahmed HULUSİ’nin ‘Hz. Muhammed Mustafa-2′ kitabından Efendimizin yaptığı dua olsun…

    <>

    Aldıkları İslam ışığını yarına, yeni nesillere taşımak için, bu bilinç ve sorumluluk duygusuyla, canlarına kastedip çıkarlarına ters düştüğü için dini ortadan kaldırmak isteyen müşriklere karşı hayatta kalma mücadelesi veriyorlar, ölmemek için öldürüyorlar… Sırf öldürmek için savaşmıyorlar, toptan ölmek için de savaşmıyorlar. Toptan ölmemek, geride yaşayan Müslümanlar bırakıp din ışığını yanık tutmak, yeni nesillere ulaştırmak için savaşıyorlar… Mükafat ise Allah’tan…

    Evlilikte neslin devamının istenmesinin bir hikmeti de bu.. İslam ışığını yeni nesillere taşımak… Evlilikte bebeğe; savaşta geri kalanlara can vererek dini yarınlara taşımak…

    Prensibimizi son defa yazalım:

    <>

    DOSTLAR; SEVGİ, SAYGI, SELAMETLE …

  3. 3 hadis yorum 25 Mart 2008, 2:47

    saim Yazmış:
    26 Ocak 2008 21:51

    “Burnu yere sürtülsün o kişinin ki, yanında benim ismim anılır da, üzerime salât etmez!..”

    YORUM: Muhammedi bilinç boyutu (B sırrıyla, öze dönük iman, en doğru ve en kestirme yol); özümüzde mevcutken, ona yönelip, açığa çıkaramayan kişi, yolunu uzatır, hakikate eremez.

    * * *

    “Her cimriden daha cimri olan adam yanında anıldığım zaman, bana salat etmeyendir…

    YORUM: Gerçek manada cimri, birimsel varlığına yapışıp, onu gerçek sahibine vermeyendir. Muhammedi bilince (’B’ sırrıyla, öze dönük imanla) sınırsız-sonsuz varlık anlayışına yönelen, birimsel varlığından geçer, gerçek varlığa erer.

    * * *

    “Her DUA semâya yükselmekte güçsüzdür; bana salat edince gücüne kavuşur, yükselir (icabet makamına)”

    YORUM: Her dua (düşünce, hal, söz, fiil) Muhammedi bilinçle (’B’ sırrıyla, öze dönük imanla) hedefine güçlü şekilde ulaşır.

    * * *

    “İnsanlardan bana en yakın olanı bana en çok salât getirendir…”

    YORUM: İnsanlardan benim ulaştığım seviyeye en yakın olanlar, özlerindeki Muhammedi bilinç boyutuna yönelip, onu koruyan, örtülmesini engelleyen, açığa çıkarandır.

    * * *

    “Kim bana salât getirmeyi unutursa ona cennetin yolu unutturulur.”

    YORUM: Muhammedi bilinç boyutuna yönelmeyip, onu korumayan, örtülmesini engellemeyen, açığa çıkaramayan, özündeki kuvveleri açığa çıkarıp, kullanamaz.

    Teşekkürler…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: