Hediye Paketi

Günlerden bir gün birisi, yeni evli bir çift’in ileride bir çocuğu olunca, her doğum gününde vermek için bir hediye paketi hazırlıyor. Doğduğu günden öleceği güne kadar ki doğum günleri için.. Her bir yaş için özel bir paket var, hepsi sırayla ve özenle hazırlanmış. Paketler hazırlandıktan bilmem kaç yıl sonra bir çocuk dünyaya geliyor..

Birinci yaş gününde kapı çalıyor ve bir paket! Ne annenin ne de babanın böyle bir paketten haberi var. İkinci yıl böyle, üçüncü yıl böyle ve bu şekilde devam ede gidiyor. Çocuk her paketi açtığında, içindeki kendi hayalindeki gibi olmuyor, çünkü o memnun olacak (alışkanlıkları ve arzuları doğrultusunda) bir şey istiyor. Ama her seferinde, belli bir zaman sonra öyle bir an geliyor ki, bu hediyeler onun öyle bir şekilde işine yarıyor ki, başka ne olsa yerini tutamaz. Kendisi bunu ara sıra fark ediyor doğal olarak.

Her paketi açtığında gördüğü şeyin o anda kendisinin olduğunu hissediyor, halbuki daha doğmadan kaç vakit evvelinden onundu. Tek bir şart vardı onu paketle karşılaştıran; “gelmesi gereken anın gelmesi”.

Şimdi sadece doğum günü kavramından kendimizi kurtarıp bunu algılayabildiğimiz en küçük zaman birimine uyarlayalım. Örnek olarak “saniye” kavramını kullanırsak her saniye yeni bir hediye aldığınızı düşünün. Bu her “algılayabildiğiniz en küçük zaman biriminde” sizin için ayrılmış (daha siz dünyaya gelmeden!?) hediyeler üzerinde değişiklik yapabilir misiniz? Elbetteki hayır.
Özetlemek gerekirse, hediyeyi almadan önce asla böyle bir şeyden haberimiz olmaz, ama hediye kim bilir ne zamandır bizim için alınmış ve kutusunda bekliyordur.

Hediyenin bize verilmesi için kilit nokta hediyenin hangi zamanda verilmek üzere bize ayrıldığıdır. Hediye kutusunu açarız ve içinden çıkan bizim oldu sanırız, halbuki o hediye kim bilir ne zamandır zaten bizimdir. Bu hediyeyi bir zamanlar yaptığımız veya söylediğimiz bir şey ile kendimize çekmişizdir.

Şimdi “algılayabildiğimiz en küçük zaman biriminde” aldığımız hediyeler kavramı yerine, karşılaştığımız ve de uyguladığımız eylemler kavramını koyalım. Madem bu eylemler hediye paketi gibi önceden bizim için belirlenmiş; üzerinde değişiklik yapabileceğimiz eylem yoktur, diyebiliriz. Hatta “bunu ben yaptım” dediğimiz eylemleri de aslında yapan biz değiliz, çünkü o hediye bize çok uzun zaman önce alındı. (Madem hediyeler belli, o zaman ne çıkarsa şansıma deyip her şeyi bırakalım mı? Unutmayın ki kutuyu açana kadar içinde ne olduğunu bilemeyiz.. O halde iyi bir şey çıkması için gerekeni yapalım) O zaman burada kutudan çıkan hediyeyi “seyreylemek” ve bunu bize alana teşekkür etmek gerekiyor. Bir de “seyreylemek”’in eylem olduğunu düşünürsek, işte burada BEN dediğimiz ne uygulayandır ne de izleyendir. Aslında BEN diye bir şey yoktur diyebilir(miy)iz!?

Yusuf Şanlı
www.yorumsuzblog.net.tc

Reklamlar

3 Responses to “Hediye Paketi”


  1. 1 mine 12 Şubat 2008, 11:05

    Çok hoş bir şekilde anlatmışsınız söylemek istediklerinizi. Gerçekten bizim için yazılanların ne olacağını bilemeyiz. Ama şu da bir gerçek ki; dua ve zikirin gücünü gözardı etmez, beynimizi ve dolayısıyla düşüncemizi arındırır ve güzele yöneltirsek paketlerin içeriğini de etkileyebiliriz diye düşünüyorum. Önemli olan sürekli bir şekilde bilinç seviyesini yükseltmek insan için. Zaten sorular sorulmadan cevaplar var; bunu algılayabilmek, görebilmek bize düşen. Saygılarımla

  2. 2 veysel orhan 12 Şubat 2008, 8:42

    Olur da bir gün, şu keşmekeşlerden kurtarabilirsem kendimi, belki de o zaman anlayacağım ne demek istediğini. sen kader yazısı yaşamakta olanlardansın ben gibi. ama ben rahmetin yüceliğini hissederken ölüp ölüp dirilen cehennemlikler misali yazıyorum satır satır. bu da benim kaderim elbet bunları yazmaktan maksat ne bir isyan ne de bir eleştiri. sadece ve sadece hani “ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” sözüne itaatkar olmak ya da olmaya çalışmaktır. ben ustat demek istediğim ahmed hulusiyi tanıyalı belki 3 ay anca olmuştur. bu süre içinde 4 kadar kitabını okuma şansını elde ettim. kesin tarih ya da söz veremiyorum çünkü belki inanmayacaksınnız ama ben hani dün okuduğum ve çok iyi anladığım bir kitabın bugün yabancısı olanlardanım. işte öylesine bi yapı. hepsi bununla kalsa…. siz bi görebilseniz ya da seyredebilseniz şu zavallının hayatını. bi gün uzaktan takip etseniz kaderin ona neler yaşattığını. belki de gıpta ile baka kalırsınız. ya da belki de fakirliğine, zavallılığına acır acaba yardım edebilirmiyim, diye düşünür ya da ağlarsınız hem de hıçkıra hıçkıra. ama zor olan şeyler bunlar değil. ASIL ZOR OLAN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKA BAKA BEN BURADAYIM DİYENİ GÖREMEMEK, YAŞAYAMAMAK, YA DA EN AZINDAN HİSSEDEMEMEK… hissetmeye çalışın her an aklınıza her geldiğinde. heni bazı geceler gelir ya aklımıza “bugün ALLAH için ne yaptın,” sözü. herkes bilir bu sözü. işte senin aklına geldiği vakit söyleyebilsen ONU HİSSETTİM YA DA YAŞADIM YA DA DAHA DA İYİSİ GÖRDÜM diyebilsen. ben insanların insanlığına aşığım. onların beni O’NDAN uzak etmesi yine O’nun işi bilirim. bu yüzden tutarım kendimi. elinden geldiğince. dilerim en kısa zamanda hep beraber aynı dua ile çıkarız yola. saygılarımla.

  3. 3 saim 12 Şubat 2008, 11:29

    EN’AM SURESİ 98. AYET:
    Ş. Piriş Meali:
    SİZİ TEK BİR NEFİSTEN ORTAYA ÇIKARAN O’DUR.
    SİZİN İÇİN BİR YERLEŞME YERİ VE BİR DE AYRILIŞ YERİ VARDIR.
    İnce bir anlayışa sahip olanlar için ayetleri açıklamışızdır.

    İÇSEL YORUM:

    Her şey tek bir NEFSten (NEFS-i KÜL) ortaya çıkarılmış, yani yaratılmıştır. Nefsler yoktur, tek bir NEFS vardır. Bu tek bir NEFS O’nun varlığı ile vardır.

    “Ben gizli bir hazine idim; bilinmekliğimi istedim alemi, bilmekliğimi istedim ademi yarattım” diyerek;

    “Sizi tek bir nefisten ortaya çıkaran O’dur” ayeti açıklanmış, yani;
    “Zatında (O) yokluk halindeyken, sıfat ve esmalarıyla (tek bir nefsten ortaya çıkardıklarıyla) varlık halinde kendini bilmiştir” denmek istenmiştir.

    “Sizin için bir yerleşme yeri ve bir de ayrılış yeri vardır.” sözü ile tüm nefslerde, evren içre evrenlerde, mikrodan makroya kadar var sayılan HER ŞEYde açığa çıkan her mana bu TEK BİR NEFS’te yer almakta ve bu TEK BİR NEFSten ayrılmakta yani açığa çıkmaktadır. Yani NEFS tektir, varlık tekdir, sistem tekdir, irade tekdir, hüküm tekdir. Yani “O” varlığı tek bir nefs olarak değerlendirir, ayrı ayrı nefsler-varlıklar görmez. “O” tek kare resmi yaratır, AN içinde…

    O halde; en basitinden “isteklerimiz, dileklerimiz er ya da geç gerçekleşir mi, gerçekleşmez mi?” sorusunun cevabı ne olur?.. Allah dilekleri ayrı ayrı ele alıp değerlendiren, ona göre de her isteyene isteğini veren NOEL BABA değildir. Basiretimiz kör değilse kafamızı kaldırıp etrafımıza bakarsak bunun böyle olmadığını rahatlıkla görürüz. Ama hala “melek tanrı” – “insan gibi düşünen tanrı” sanısından “Allah gibi düşünen insan” anlayışına ulaşamamışız ki; dini hala “insan odaklı” olarak değerlendiriyoruz.

    Tüm dilekler tek bir nefs olarak, o tek bir nefse ulaşır, o tek bir nefste tek bir sisteme tabi tutulur, sonuç tek bir nefs olarak açığa çıkar.

    Çok bilinmeyenli karışık bir formul düşünün, bilinmeyenlere farklı değerler girilsin, sonuç acaba kaç kişiyi memnun edecektir. Sonucu acaba kaç kişi tahmin edecektir. Sen bir değer girdin, formul sonucunu ne kadar kendi isteğin istikametinde yönlendirebilirsin.

    Yani sistem bize değil, biz sisteme tabiyiz. Sistem de kurucusu olan Allah’a tabi… Elimizden geleni yaparız, formule girdi sayımızı arttırırız, ama sonuç Allah’a aittir, yani sisteme girdi çok fazla, işlem çok karışık sonuç tahmin edilemez…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: