Beyin Fırtınası (25)

Kur’an Kavramları (4): VECİLET KULÛBUHUM (Kalpleri Titrer)
– Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer. (Hacc: 35)
– Gerçek müminler o kimselerdir ki, Allah zikredilince kalpleri titrer. (Enfal: 2)
– Ağlayarak yüzleri üstü secdeye kapanırlar ve (Kur’an) onların huşuunu artırır. (İsra: 109)

– Ben Hüzün Nebisiyim!.. (Hz. Muhammed s.a.v.)

KALP TİTREMESİ nedir?..

CEZBE hali nedir?..

HAŞYET-HUŞU kavramlarından ne anlıyoruz?

GÖZYAŞI niçin bu kadar önemseniyor?

Kalp Titremesi sadece duygulanmak mıdır?..

İPUÇLARI:

HUŞU-HAŞYET-KALB
Huşu
Haşyet
Kalb

HAKKA GÖTÜREN KORKULAR-MECZUPLAR-GÖZYAŞI-
HAZİNE YA DA HÜZÜN
Hakka götüren…
Meczuplar Kimlerdir?
Biraz gözyaşı…
Hazine buldum

Onlar (o akıl sahipleri) ki kıyam’da (ayakta), kuud’da (otururken) ve yanları üzere oldukları halde Allahı zikrederler ve Semavat ve Arz’ın halkedilişi içinde/hakkında tefekkür ederler (de şöyle derler:) “Rabbimiz bunu batıl olarak yaratmadın… SUBHANsın sen… Nar’ın azabından bizi koru”. (Al-i İmran-191)

Bir saat tefekkür, bin yıl nafile ibadetten hayırlıdır. Hz.Muhammed (sav)

YORUMUNUZU-İLMİNİZİ DOSTLARLA PAYLAŞIN..

(Önemli hatırlatma: Oturuma katılanların fikirleri üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.)

www.yorumsuzblog.net.tc


BEYİN FIRTINASI:

Yeni fikirler oluşturmak üzere, düşüncelere engel koymaksızın, önceden belirlenmiş kurallar dahilinde yapılan fikir yaratma yöntemi.

Bir grubun belirli bir konu üzerinde mümkün olduğunca çok sayıda fikir üretmesi amacıyla kullanılan demokratik ve katılımcı bir çalışma tekniğidir.

Disiplinli ama baskıcı olmayan bir yaklaşımla; basit, aykırı, karmaşık, uçuk … düşüncelerden yaratıcı ve uygulanabilir fikirler oluşturmak için grup sinerjisini kullanmayı amaçlar.

Uygulama Adımları:
Söylenen fikir üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.
– Fikirler tükendiği zaman beyin fırtınası oturumu tamamlanır.

Prof. Dr. Nüket Yetiş
TÜSSİDE Başkanı

Reklamlar

6 Responses to “Beyin Fırtınası (25)”


  1. 1 metinav 2 Şubat 2008, 11:22

    Ben aciz kulun anladığı şudur:
    Kalbin titremesi kişinin yaratıcısının büyüklüğünü yüceliğini ve de hikmetli işini kavraması, fark etmesi sonucu bu büyüklükten ve kendinin acizliğinden yaşanan bir haldir. İfade edecek kelime bulamıyorum. ERİMEK BELKİ BİRAZ İFADE EDER.

    Haşyet-huşu hali ise bu kalbin titremesi olayından önce bir gerçeği fark etmesinin ardından yaratıcının işlerindeki hikmeti kavramasında ortaya çıkan bir haldir. Gözyaşı ise bu duygu yoğunluğunun dışarıya yansımasıdır.
    EVET DÜŞÜNCENİN SONUCU KAVRAYIŞ SONRA HUŞU HAŞYET HALİ VE GÖZYAŞI İLE BELLİ OLAN KALBİN TİTREMESİ HALİ VE BU HALİN BELLİ BİR SÜRE DEVAM ETMESİ. Bu benim hissettiklerim. Tabii ki anlatılabilecek bir durum değil yaşanılan ve hissedilen bir hal olduğunu düşünüyorum.

    Cezbe ise bir hakikatı düşünüp hayalen veya görerek beynini o şeye yönlendirip devamlı tekrarla kendini uyuşturması transa geçmesi vb durumdur. Dışarıdan gelen algıları kesmesi ile bilincin beden ilişkisinin geçici olarak kesilmesi durumudur ,bir tür uyku gibi bir durumdur basitçe.
    ÖNEMLİ OLAN YARADANI BİLİP ONUN HİKMETLERLE BEZEYİP YARATTIĞI ŞEYLERİ DÜŞÜNÜP ONLARDAKİ ESMA BOYUTUNU GÖRMEYE ÇALIŞARAK İDRAKIN ÖTESİNE KALBE ULAŞMAK VE ONUN DA BU YÜCELİKTEN ETKİLENMESİ SONUCU TİTREMESİ, ERİMESİ, YOKLUĞUNU HİSSETMESİ SONUCU GÖZYAŞLARINI TUTAMAYIP ONUN DIŞINDA HERŞEYİN YOK OLDUĞU BİR DURUMDA, KENDİ ACİZLİĞİNİ HİSSETMESİ DURUMUNU YAŞAMAKTIR.

    Bence bu hallerde insan bir anda olsa bedensellikten kurtulup sadece ALLAHI düşünmesi istemesi sevmesi ve uluhiyyetini yüceliğini anlaması durumunu yaşamaktadır. Öncesinde ise kendinde öyle bir büyüklük duygusu hissederki dünya evren kainat elinde küçücük güçsüz ve aciz olarak bulunur hisseder.

    ALLAH BU MANEVİ HALLERİ DAİM YAŞATSIN, İNSANLARA VİCDANIN SESİNİ İŞTTİRSİN, HERKESE ONUN YÜCELİĞİNİ HİSSETTİRSİN, HER ZAMAN VE BU HAYATI ONUN YÜCELİĞİNİ MÜHEYMİNLİĞİNİ ANLAYIP HİSSEDEREK GEÇİREN KULLARINDAN EYLESİN BİZLERİ. AMİN…

  2. 2 cAN 2 Şubat 2008, 3:18

    Kalb ve Beynin aynı şey olduğunu öğrendik.

    Beyin Okudukça gerçekleri tadımlar, tadımladıkça gerçek değerlere Huşu duyar, titreşim yayar ve ortaya koyamadıklarına Hüzün duyar. Örneğin Hiçliğini ortaya koyamadıkça Sadece Allah diyemediği için Hüzün, Haşyet, Huşu(Hak’KA yönelik her algılayışı ortaya koyar) duyar diyebilir miyiz?

  3. 3 hikmet 2 Şubat 2008, 7:05

    Kalb titremesi
    İman edileni adeta ikan hali ile bilip bir nevi haşyetin kapısında zil çalan idrak hali (fikrimce)

    Haşyet
    Daha önce basiret gözüyle göremediğini/okuyamadığını görebilmek ve bunun getirisi olarak ancak bilincinde daha evvel üzerinde tefekkür edebildiği kadar SUPHANALLAH idrakının bir kat daha açığa çıkması ki bu idrak hiç bitmez.

    Gözyaşı
    Gözyaşı bilinçte oluşan yeni idrak ile daha önce idrak ettiklerinin tasdiki olarak yaşanan samimi bir açılımdır, fikrimce gözyaşı o idrakta olanın kurtarıcısıdır ki yaşanan o denli samimi bir idraktan sonra aklın ve vucudun buna karşın korunması gerekir ki o da gözyaşı ile sağlanır.

  4. 4 Meryem 2 Şubat 2008, 8:26

    Ben bu tarz ifadeleri çoğu kere gerçek anlamıyla düşünüyorum. Mecaz aramıyorum.

    Nasıl ki mesela çok sevdiğimiz birine “seni görünce içim titriyor” gibi ifadelerle duygumuzu ifade ediyorsak, Allah anılınca insanın kalbinin titremesi de Allah’a bağlılığın, muhabbetin, yoğun sevginin ifadesidir. Allah sevgisini başka her sevgiden, dünya ve dünyalık sevgisinden, mal makam, çoluk çocuk, eş sevgisinden üstün tutmak, daha doğrusu bunu yaşamaktır. O yaşantının ifadesidir.

    Allah duygu yaratmadı mı? İnsanda birlikte çalışan iki haslet vardır: Duyumsamak ve düşünmek. Nasıl ki aşırı duygusallık insanın akıl melekesinin verimini düşürüp onu yanlışa sürükleyebiliyorsa, duygusallıktan kaçınacağım deyip, duyguyu tamamen dışlamak da doğru değildir, kanaatimce… İnsan taş kalpli olur, maazallah !

    “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” buyuruyor Resulullah (sav). Merhamet bir duygu değil midir? Zıttı olan acımasızlık da bir duygudur. Doğru düşünce olduğu gibi yanlış düşünce de vardır. Güzel duygular olduğu gibi, kötü duygular da vardır. Yani, her şey zıttıyla vardır. Ancak duygu ve düşünce birbirinin zıttı değildir. Bunlar iki ayrı yapıdır.

    Mesela nefsi emarenin özelliklerine dikkat ediniz, hep duygusaldır… Kıskançlık, haset, gadap, öfke… Hiçbiri fikir değil, düşünce değil, his…Dolayısıyla insanın hissi tarafını görmezlikten gelemeyiz. Allah huşu duymaktan söz ediyorsa ben bunu akli değil, hissi tarafımla anlarım…Düşünmem, duyumsarım…

    Önemli olan, insanın duygu ve düşünce dünyasını dengelemeyi bilmesidir. Ne aklının oyuncağı olmalıdır, ne de duygularının…

    İbadet etmesi gerektiğini düşünen, görev savar gibi ibadetlerini yerine getirebilir. Ama Allah’a muhabbetle bağlı olan, ki O da ibadet etmesi gerektiğini düşünüyor ki ediyor, hislerini de katınca işin içine, biiznillah TAMAM oluyor… Artı ve eksinin birlikte ampulu yakması gibi. Başka türlü ampul yanmıyor…

    Haşyet de bu akıl-duygu birliğindendir.. İnsan akıl melekesiyle Hakk’ın “çevir başını göğe bak, bir daha çevir, bir daha bak” tavsiyesine uyup, şöyle bir kafasını kaldırsa… Önce akıl eder, sonra haşyet duyar… Akıl, duygu doğurur…

    Nasıl ki büyük akıllı insanlar varsa, büyük duygulu insanlar da vardır (Tersi de tabii.). Allah’dan ancak alimler hakkıyla korkar da bunu ifade ediyor. Bilmek, insanın duygularını büyütür. Duygusu az gelişmiş olan onu bunu kıskanır, başlar dedikoduya, örneğin… Duygusu gelişmiş olan, hele hele Allah’ın ekberiyetini bir parça idrak etmiş olan, haşyet duyar, edep eder, susar. Yani akıl- duygu- fiil …

    Bunları birbirinden ayırmıyor, birlikte düşünüyorum…Birbirini beslediğini, hatta doğurduğunu, mutlak bir etkileşim içinde olduğunu düşünüyorum. Elbetteki Allah boş ve batıl bir şey yaratmaz…

  5. 5 yusuf 3 Şubat 2008, 3:09

    Azamet zerrelerinin idrak ile yapıda açığa çıkan tepkileri, dalgalanmalardır…

  6. 6 saim 7 Şubat 2008, 10:50

    Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir. (HAC SURESİ / 35)

    İÇSEL YORUM: Onlar ki, açığa çıkanın Allah’ın(sınırsız-sonsuz) manaları olduğunu fark ettiklerinde birimsel varlıkları, bilinçleri ortadan kalkar. Bu hal ile kendilerine isabet eden manaları kabullenirler, bu gerçeğe yönelerek yaşarlar, kendilerinde açığa çıkan manaların Allah’a ait olduğunu (yani sınırsız-sonsuz olduğunu) bilirler.


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: