Beyin Fırtınası (21)

Konu: ALLAH’IN NURU
Allah göklerin ve yerin nurudur. O’nun nuru içinde bir kandil bulunan bir oyma hücre misalidir. Kandil, bir sırça içindedir. Bu sırça sanki inciden bir yıldızdır; ne doğuya, ne de batıya nispet edilen mübarek bir zeytin ağacından tutuşturulur. Onun yağı hemen hemen ateş dokunmasa bile ışık verir; nur üstüne nur! Allah, dilediğini kendi nuruna yöneltir ve insanlara birçok misaller verir. Allah, her şeyi bilendir. (Nur-35)

Hakikati mecaz ve misal yollu anlatan Kur’an-ı Kerim’in ALLAH’IN NURU kavramını açıklayan ayeti Nur-35. Ayet; o nurun oluşumunu, zuhura çıkışını, halini misal yollu ifşa ediyor!.. Görebilene!…

NUR- NAR- HİDAYET- KANDİL-SIRÇA-ZEYTİN-AĞAÇ…

Siz neler düşünürsünüz?…

Bu ayeti nasıl çözümler, neler görürsünüz?..

Önemli not:

B. Sadi Nursi; eserlerine RİSALE-İ NUR adını bu ayetten ilhamla vermiş!

İmam Gazali MİŞKATÜL ENVAR (Nurlar Feneri) eserini bu ayeti tefsir etmek üzere kaleme almış!

YORUMUNUZU-İLMİNİZİ DOSTLARLA PAYLAŞIN..

(Önemli hatırlatma: Oturuma katılanların fikirleri üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.)

www.yorumsuzblog.net.tc

İpuçları:

http://www.ahmedhulusi.org/kuran/024_nur.htm

http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_middle&kid=1&sid=24

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/nur/index.htm

http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/hidayet/index.htm

http://www.newbahar.com/index.php?option=com_content&task=view&id=198&Itemid=26

http://zekiduman.com/nur35.asp

http://www.ahmedkalkan.net/klasikkurantevsiri/fatiha/ders9.htm

http://www.ahmedkalkan.net/ahmedkalkan/kavram%20tefsiri/z/001.htm

http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/ozumdesakli.html

http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/ozumdesakli2.html

http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/ozumdesakli3.html


BEYİN FIRTINASI:

Yeni fikirler oluşturmak üzere, düşüncelere engel koymaksızın, önceden belirlenmiş kurallar dahilinde yapılan fikir yaratma yöntemi.

Bir grubun belirli bir konu üzerinde mümkün olduğunca çok sayıda fikir üretmesi amacıyla kullanılan demokratik ve katılımcı bir çalışma tekniğidir.

Disiplinli ama baskıcı olmayan bir yaklaşımla; basit, aykırı, karmaşık, uçuk … düşüncelerden yaratıcı ve uygulanabilir fikirler oluşturmak için grup sinerjisini kullanmayı amaçlar.

Uygulama Adımları:
Söylenen fikir üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.
– Fikirler tükendiği zaman beyin fırtınası oturumu tamamlanır.

Prof. Dr. Nüket Yetiş
TÜSSİDE Başkanı

Reklamlar

10 Responses to “Beyin Fırtınası (21)”


  1. 1 nokta 11 Aralık 2007, 1:41

    NUR (İDE, FİKİR)
    NAR (DÜŞÜNCE)
    HİDAYET (MANTIK VE EDEP SÜZGECİNDEN GEÇİRMEK)
    KANDİL (DİLLENDİRMEK, SOZ ETMEK)
    SIRÇA ( FİİL, UYGULAMA)
    ZEYTİN ( ŞEKLE GETİRMEK)
    AĞAÇ (MEYDANA GETİRİLENİN SONUÇLARI)
    b’ence, 🙂 sevgiler: .

  2. 2 nil 11 Aralık 2007, 11:45

    Selam , sadi nursi değil , saidi nursi olacak efendim..

  3. 3 bir'ol 12 Aralık 2007, 11:39

    Nur ilimdir.. O’nun nuru (ilmi) bir oyma hücrede (bedende) bulunan kandil (ışık-rehber) gibidir. O kandil bir sırçadadır ki, (hilafete nail olan insan beyni) o sırça inciden bir yıldız gibidir. Ne batıya ne de doğuya nisbet edilmeyen zeytin ağacından (zat’ından-öz’ünden) tutuşturulur. O’na dokunsan da, dokunmasan da ışık saçar kendiliğinden, ilim üstüne ilimdir!. Allah dilediğini o nura (ilim kaynağına) yöneltir. Allah herşeyi bilendir…

  4. 4 DOSTUNUZ 12 Aralık 2007, 5:39

    NUR 35- Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O’nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (işte böyle) misal verir; Allah her şeyi bilir.

    Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır).
    NUR: KUDRETTİR. Manaları zıtlarıyla yaratandır. Sema ehlini ve yer ehlini. Aklıyla yaşayanı ve duyguyla yaşayanı.

    O’nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir.
    KANDİL: Noktasında çıkanla aydınlanan ve bu aydınlanmanın neticesinde aydınlatandır.

    O lamba bir billur içindedir;
    BİLLUR: Duru, temiz ve akıcı.

    O billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki,

    İNCİ: Dünya çapında asırlardır en çok tercih edilen kıymetli taşlardan biri olan inci; organik bir madde olarak diğer taşlardan ayrılır. Çağlar boyunca saflığın ve masumiyetin simgesi olmuş, bu sebeple de ideal bir evlilik hediyesi olarak kabul edilmiştir. “Ayın gözyaşları” olarak da adlandırılan bu taş, cennetin bulutlarından geçen meleklerin izine benzetilir. Geçmişte çoğu medeniyette, kalp hastalıklarına ve pek çok rahatsızlığa iyi geldiğine inanılmıştır. Aslına bakılırsa incinin ana maddesi olan kalsiyum karbonat, bugün de ilaç olarak kullanılmaktadır. Doğal süreçlerle ya da “kültivasyon” denilen suni yöntemlerle oluşur.

    YILDIZ: TEMSİL EDENDİR.

    Doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur.
    Doğuya batıya nisbet edilemeyen: Her ne kadar zıtların birbirine oranı yapılsa da aslının kavranamıyacağı gerçeği ile fark edip bu yönde tutuşan gönüller.

    (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir.

    Hangi amaca uygun yaratıldıysa razı olup aydınlatır.

    (Bu ışık) nur üstüne nurdur.
    Bu razı oluştan doğan bilinç kudretle açığa çıkar.

    Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir.
    HİDAYET: ‘Hayır olan gayeyi oluşturacak hedefe, lûtfu letâfetle, varlığın yapısından, bünyesinden gelen bir yoldan erdirmek’ Noktasındaki (NUR) kudretle uygun olan gayeye ve hedefe erdirir.

    Allah insanlara (işte böyle) misal verir;
    İNSANLARA: ADEMİYETİNİ YAŞAYANLARA.

    Allah her şeyi bilir.
    MELEKİYETİNİ YAŞAYANLARA

    SEVGİYLE KALIN DOSTLAR.

  5. 5 ozlem ozer 13 Aralık 2007, 12:42

    Nurundan her kuluna her daim yağdırır MUMİN sıfatı, Narı ile yanabilen RAHMAN sıfatı, Hidayetine erdirir İLİM sıfatı kandili ki güzelliklerle dolu VAHHAB sıfatı bir sırça ki gönül sarayındır hep oradadır, canlıdır diridir nefesindir HAY sıfatı, zeytin ağacından karanlığından aydınlığa ışıkla NUR sıfatı ve dallı budaklı meyveli bilinç düzeyinle SABIR sıfatı altından ırmaklar akan Adn cennetinde sonsuz bir rızasını HAKediş… Selam ı üzerinize OLsun.

  6. 6 DOSTUNUZ 13 Aralık 2007, 12:24

    Kur’an-ı Kerim’in orjinalinin anlamının İKAN oluşu kıyamete kadar sürecektir. En doğrusunu da Allah c.c. bilir.

    Burada meal tefsir edilmiyor; herkesin ne anladığı ortaya koyuluyor. Kimse de dediğinin en doğru olduğunuda iddia etmiyor. İçsel yönelişinde (tefekkür) edilişinde ortaya çıkan yani anladığı şeyi paylaşıyor .

    Dolasıyla şimdi herkes Arapça bilmiyor diye Kur’an-ı Kerim i yanlış anlıyor diye bir sanı çıkar. Mealden ve yorumdan aydınlanılmaz diye bir kavram da yoktur.

    Burada ki hiç bir YORUM; orjinalini kavranamayacağı bilinci içerisinde yazılmış olmasın. Bu böyle yorumlandı diye böyledir de denilmiyor.

    Herkes kendi kitabını okur hayatta ve neye inanmış ise onunla yaşar.

    Bu ona takdir olunan KADERİDİR.
    Akıllı olmak ta ahmak olmak ta takdirdendir.

    Eksik anlam tam anlam diye birşeyi savunmanın yeri değildir.

    Doğrusu bu değil diyen doğru bulduğu meal veyahut tefsiri alır okur hiçbir engel yoktur. Buraya (siteye) ulaşan istediği meal ve tefsire ulaşır.

    İnandığını (kaderini) yaşar kimsenin diyeceği bir şey yoktur.

    Meal okuyan kişi hep eksik anlamlarla yaşar öyle mi?

    Kaç insan meal okuyor da, okuduğumdan anladığım yetersiz deyip tefsir okur? (OKUyanlar vardır şüphesiz) veyahut Arapça eğitim alır.

    Burada yazılanlar en azından güzel şeyler bu tarz aksi yaklaşımlar kolaylaştırmaz ve sevdirmez hakikatı.

    SEVGİYLE KALIN DOSTLAR.

  7. 7 bir'ol 13 Aralık 2007, 2:25

    Nur/35: Allah yerlerin ve göklerin nur’udur ki (herşey O’ndan zahir olur).. O’nun nur’unun MİSALİ, içinde çırağ bulunan bir kandil yuvası (esma alemine ayna olan beyin) GİBİDİR.. O çırağ bir cam sırça (mutlak bilinç) içindedir.. O sırça SANKİ bir yıldız GİBİ, ne şarkda ne de garbda (rububiyet sırrını perdeleyen tenzih ilmi ile, ehadiyyet sırrını perdeleyen teşbih ilmi) mevcut olmayan mübarek bir ağaçtan, zeytin (tümün aynasıdır zerre) ağacından tutuşturulur.. O ağacın yağı, kendisine bir nar dokunmasa dahi (arınma çalışması yapmadan) ışık saçar kendiliğinden… Nurun ala nurdur…

    Vallahi Allah herşeye Alimdir……

  8. 8 Muhammet Burak 14 Aralık 2007, 7:17

    “ALLAH” yerleri ve göklerin NUR’u dur.
    Yerde ve gökte, ARZ’da(!) ve ARŞ’ta(!) ne var(?), kim var(?) ise ALLAH celle celaluhu’ yu tesbih!? ediyor durmadan, sürekli bir şekilde.
    Cenab-ı HAKK ilmi ile(İLMULLÂH) bu mükkevanatı kuşatmış, kuşatmakta ve tecelli etmiş ve etmekte zerreden kürreye!
    En güzel tecelli ise İnsanda! İlmi dileyene veren RABBİMİZ Kur-an’ da bizi BİZE anlatıyor misallerle Nur-35’te olduğu gibi bizlere Rahmetinin sunarak!

    “O’nun nuru içinde bir KANDİL bulunan bir ‘oyma hücre’ Misalidir. Kandil, bir SIRÇA içindedir. Bu sırça sanki inciden bir ‘yıldızdır’; ne doğuya, ne de batıya nispet edilen mübarek bir “zeytin ağacından” tutuşturulur. Onun yağı hemen hemen ateş dokunmasa bile ışık verir; nur üstüne nur! Allah, dilediğini kendi nuruna yöneltir ve insanlara birçok misaller verir” sanki beynimizi?(beyin hakkında ilim sahibi değilim!) anlatıyor misallerle Rabbül Alemin burada, ama kesin birşey var o da şu: Cenab-ı Hakk bize bizi anlatıyor, HAKİKATimizi…
    Selam ve Muhabbetle…

  9. 9 metin 16 Aralık 2007, 10:00

    ALLAH yerlerin ve göklerin nurudur! ALLAH ilimi sarmıştır hikmete ve onu da sarmıştır kudrete ve onu dahi sarmıştır cehl’e.
    Baktıgımızda gördügümüz ne? Lamba mı kandil mi, zeytinin yagı mı, cam küre mi yoksa bunların ötesinde tasarlayan, planlayan, uygulayan akıllara şekillendiren nur veya ilim mi? Zerrede de küllde de sistem aynı.

    Hidayet, onun sisteminin nuruyla idrak edilmesinden başka birşey değildir.

    Karanlık bir cehl içinde onun nuru hidayet kavrayış ve kudretle hikmete, gayeye dosdoğru gitmemizi sağlar. Pek çok yollardan bize ait olanı nuru ile aydınlatır yaratan. Yer ile gök beden ile ruh, nurun kaynagı ilimdir, ruhu hikmet, bedeni kudrettir. O ÖYLE BİR NURDUR Kİ HİÇ BİR ŞEYE İHTİYACI YOKTUR, KENDİNDEN AYDINLATIR ALEMLERİ O SADECE İLİMDİR. KABI DAHİ NURDUR NE YERDE NE GÖKTE DEGİLDİR O, NURUNUN KAYNAGI ÖYLE ÖZDÜR Kİ, NUR ÜSTÜNE NUR DAN BAŞKA TARİFE GELMEZ. İSTER ATOM VE YAPISI DE, İSTER DNA VE YAPISI, İSTER DE YILDIZLAR, GALAKSİLER, EVRENLER DE, HEP AYNI SİSTEMİN AKILIN İLİMİN BEDENLERİ.

  10. 10 Göktürk Aşıcı 17 Aralık 2007, 9:25

    Allah, Semaların ve Arz’ın nurudur.

    Sema esma, arz efal boyutudur. Arz, kişiye göre değişir. Her kişinin algılayabildiği boyutlar farklıdır. Geri kalan boyutlar sema olarak nitelendirilir. Sema boyutları kuantsaldır. Melek özden gelir ve bedende açığa çıkar. Sema boyutları örtüdür. Görünen veya görünmeyen bütün boyutları zahire çıkaran, idrak ettiren Allah’tır. Allah’ın ilmi, ilim nuru herşeyi kuşatır. Nurani boyut, düşünce boyutudur, cennet boyutudur.

    O’nun Nuru’nun meseli içinde lamba-çırağ bulunan bir kandil/kandil yuvası gibidir. O lamba-çırağ da bir cam-sırça içindedir.

    “Ahmed Hulusi’de Kavramlar: Nur” kısmından bir cümle. Parantez içindekiler sonradan ekleme.

    Evet, “İslam”ı gerçek anlamıyla kavrayabilmek son derece büyük ve önemli bir iştir; ki, Rabbinden (özünden-lamba) kendisinde açığa çıkan bu “NUR” (burada sırça-kalb-bilinç), yani gerçeği farketme-kavrama gücü, kişiyi evrensel sistemi (boyutlar, miskat) tanıma noktasına ulaştırır!..

    O sırça-cam sanki inciden bir kevkeb (gezegen, yıldız) gibidir ki, şarkıy (zahire dönük, tenzihi, musevi) ve ğarbiy (batına dönük, teşbihi, iseviy) olmayan mübarek bir ağaçtan, yani zeytin (ağacın) den (Küll’ün aynası olan zerre’den) yakılır-tutuşturulur…

    Kur’an’ın B sırrı ile mealinde yeterli açıklama var sanırım.

    Onun yağı neredeyse kendisine bir nar dokunmasa da zıya verir/ışık saçar… Nur’un ala nur’dur.

    Burada “neredeyse” sözü dikkat çekici. Özünden, rabbinden azıcık bir nura ihtiyaç var ki bilinç nuru ortaya çıksın. Böylece nur üstüne nur oluyor.

    Allah dilediği kimseyi kendi nuru’na hidayet eder… Allah insanlar için misaller veriyor… Allah herşeyi Aliym’dir.

    Allah dilediğine fıtri olarak kendi nuru’na kolaylaştırır. Bu ancak sırat-ı mustakıym ile olur. Bu bilinçle, B sırrıyla bakan insan (Kabe-kalb-iman nuru), en uzak noktayı (algılanabilecek bütün boyutlar) idrak eder. Rükn-ü Yemani’ye karşı namaza durulduğunda Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa’nın aynı hizaya gelmesi de akla geliyor.

    Hidayet’in sistemde LATİF olarak yıldızlar vasıtasıyla olduğu birkaç yerde yazılmış.


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: