Beyin Fırtınası (20)

Konu: Ulü’l- Elbâb

Tefsir ve Meallerde genellikle AKIL SAHİPLERİ- TEMİZ AKILLILAR- İBRET ALANLAR şeklinde çevrilen bu kavramın hakiki anlamı nedir?..

Hakiki anlamı fark eden için ULÜL ELBAB neler çağrıştırır?..

İpuçları:
ULÜL ELBAB GEÇEN AYETLER
AH de KAVRAMLAR: Akıl
KELİME ANLAMINDAN YOLA ÇIKARAK YAKLAŞIM
KUR’ANDA AKIL

YORUMUNUZU-İLMİNİZİ DOSTLARLA PAYLAŞIN..

(Önemli hatırlatma: Oturuma katılanların fikirleri üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.)

www.yorumsuzblog.net.tc


BEYİN FIRTINASI:

Yeni fikirler oluşturmak üzere, düşüncelere engel koymaksızın, önceden belirlenmiş kurallar dahilinde yapılan fikir yaratma yöntemi.

Bir grubun belirli bir konu üzerinde mümkün olduğunca çok sayıda fikir üretmesi amacıyla kullanılan demokratik ve katılımcı bir çalışma tekniğidir.

Disiplinli ama baskıcı olmayan bir yaklaşımla; basit, aykırı, karmaşık, uçuk … düşüncelerden yaratıcı ve uygulanabilir fikirler oluşturmak için grup sinerjisini kullanmayı amaçlar.

Uygulama Adımları:
Söylenen fikir üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.
– Fikirler tükendiği zaman beyin fırtınası oturumu tamamlanır.

Prof. Dr. Nüket Yetiş
TÜSSİDE Başkanı

Reklamlar

17 Responses to “Beyin Fırtınası (20)”


  1. 1 DOSTUNUZ 3 Aralık 2007, 12:43

    Temiz akıl sahipleri.
    Melekiyetini yaşamaya başlayan birim fail den çıkan fiillerin Rabbinden olduğu bilinci ile fiilerin bir mananın ortaya çıkmasını murad etmesinin neticesinde meydana geldiğine iman eder. Burada tam bir arınma olmazsa dahi beyinde temizlik başlamış olur. Karşıyı suçlama (şeytaniyet bilinci) yerini Allah bilir bilincine bırakmaya başlar ve akıl tam olmazsa da temizlenmeye başlar. Şartlanmalar buradaki yaşama şekliyle ibret alma yani olaylara dikkat kesilme ile kendini gösterir yani Basir ismince değerlendirme söz konusu olur ve her olaydaki asıl görünenden değil; ne verdi bana bu olay bilinci Hakim olur. Hakim ismince her olaydaki yerindeliği fark etme başlar.
    Sevgiyle kalın Dostlar.

  2. 2 DOSTUNUZ 3 Aralık 2007, 1:30

    Bakara Suresi 269. Ayeti “Yü’til hıkmete mey yeşa’* ve mey yü’tel hıkmete fe kad utiye hayran kesıra* ve ma yezzekkeru illa ülül elbab”

    MEALİ: Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar.

    HAKİYM: HER FİİLİNDE BİR HİKMET, BİR SEBEP, BİR GEREKÇE YATAN.
    BU İSMİN SIRRINA EREN KULA ALLAH, EŞYADAKİ YARATILIŞ HİKMETLERİNİ GÖSTERİR. O KUL DA EŞYA ÜZERİNDE HİKMETE UYGUN HAREKET ETMEYE MUVAFFAK OLUR.
    ZİKİR SAYISI: 1800 ADET

    SEVGİYLE KALIN DOSTLAR

  3. 3 DOSTUNUZ 3 Aralık 2007, 1:49

    Maide suresi 100.Ayet
    De ki:”Pis olan şeyle temiz olan şey bir olmaz, pis olanın çokluğu hoşuna gitse bile”. Ey selim akıl sahipleri Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.

    Pis olanın çokluğu senin hoşuna gitse bile..! Şeytaniyetin sana çokluğu fark ettirse bile başkalarına üstün gelmek. Egonun tatmin olması, paranın hükümranlığı, bilginin (takvanın şımarıklığı) hakir görüp üstünlük taslama, failden çıkan fiileri yerinde görememe gibi haller hoşuna gitse bile ya da; “Beşeri zaafların kemâlât olduğunu fark edemeyenin;
    ilimden mahrûmiyeti mukadderdir!.
    Ahmed Hulûsi
    Allah’tan korkun demektedir.
    Sevgiyle kalın Dostlar

  4. 4 DOSTUNUZ 3 Aralık 2007, 2:02

    İBRAHİM Suresi Ayet 52: “Haza belağul lin nasi ve li yünzeru bihı ve liya’lemu ennema hüve ilahüv vahıdüv ve liyezzekkera ülül elbab”

    MEALİ: Bu Kur’ân, kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir.

    Çokluktan (kesrete) tekliğe geçişin eşiğinde olan bilinç için
    la ilahe: Korkulardan, zandan, suçlamadan, yerinde görmemekten, firavunluktan arınsınlar diye…

    Sevgiyle kalın DOSTLAR…

  5. 5 ışık 3 Aralık 2007, 4:56

    Aklın, beşer düşünce ve yorumlardan kendini temizleyip arındırması. İnsanca değerlendirmelerden aklı arındırıp, Allahça değerlendirmeler yapabilmesidir. Bilincini arındıran her gördüğü üzerinde tefekkür ederek hikmetini anlamaya çalışır. Başımıza gelen olaylar ahlayıp, vahlamak için değil ibret almak içindir. Eğer yaşadıkların ve tanık olduğun olaylar seni düşündürmeyip anlayışında değişiklik yapmıyorsa o zaman tehlike çanları çalıyor demektir. İbret gözüyle bakıp basiretle idraka çalıştığında, yanlışı fark edip aynı hatayı tekrarlamamayı öğrenirsin.

    Kuran, aklı kullanmayı tavsiye etmiş. Akıl olayları birbirine bağlayıp, sepep sonuç ilişkisini fark ettirir. Daha geniş çapta düşündürüp, olayları farklı yorumlamayı öğretir.
    Akıl düşünce gücünü artırıp uzaklara yolculuk yapmamızı kolaylaştırır. Aklı gidebileceği en son noktaya kadar gitmesi için tefekkürle yardımcı olmak, bilgiye giden yolu kısaltmak gerekir. Temiz, arınmış, saflaşmış akıl şuura doğru giden yola başlangıç olarak adımını atmış, hakikat yolculuğuna başlamıştır. Artık gidebileceği son noktaya kadar gitmesi nasipte olan kadardır. Yolculuğumuz aşk ve ilimle kolaylaşır inşaallah.

  6. 6 mediha 3 Aralık 2007, 8:17

    Allah`a iman etmiş kişinin bilinci, tüm yaradılmışlara Allah bakışıyla bakar!.
    Ahmed HULUSİ

  7. 7 faik 3 Aralık 2007, 8:29

    Temiz akıl sahipleri ÖZ’e sahip olanlarmış.O halde; ÖZ’ümüz hesaba katılmadan yürütülen akıl, temiz akıl değil, kirli(şirk bulaşmış) akıldır. Onun için Kuran’da “arınmamışlar(bilinçleri şirkten temizlenmemişler) el sürmesinler(öze ulaşamazlar)” ve “şirk ehli necistir” denerek, sınırsız-sonsuz-teki kavrayamayanın öze ulaşamayacağı, hakikate eremeyeceği vurgulanmıştır…

  8. 8 dua 4 Aralık 2007, 6:48

    “Arinmamislar el surmesinler” buyuruluyorsa ve eger burada arinmamislar bilincleri sirkten temizlenmemislar olarak yorumlaniyorsa, “peki Kuran’i Kerim okumadan nasil temizlenecek akil?” sorusu geliyor aklima..
    Yani dogustan biz temiz akil ile dogmadiysak ve dunya hayati bizim icin bu yonuyle -takdirde var ise- sirkten arinmak icin yasadigimiz surec ise, bu is nasil olacak?

    sirkten kurtulmak bir surec almiyor mu, sirkten arinmislik seviyesine gelmeden Kuran’i Kerime el surmememiz mi tavsiye ediliyor gercekten. Yoksa Kuran’i Kerim arinmak icin bir rehber mi olmali?

    Kuran’i Kerim’i arinmak icin bir rehber kabul edersek, sunu da kabul etmeliyiz ki arinmamisiz ki Kuran’i Kerimi arinmak niyetiyle rehber ediniyoruz. Bu durumda arinmamislar el surmesinler hitabi bize midir? Amacim sozcukler uzerinden felfese yapmak degil. Mantik zincirinde dusununce boyle bir sonuc cikiyor ortaya.
    Muhtemelen butun kelimelerin ne manalara geldigi ile ilgili bir bilgi eksikligim sozkonusu olabilir tabii. Arastirmakda fayda var. Ancak sizlere de danismak istedim.

    Bu konudaki ilminizi paylasirsaniz memnun olurum.

    Allah ilminizi artirsin dostlar…

  9. 9 ışık 4 Aralık 2007, 10:05

    Kelime anlamı herşeyin özünü alarak kabuğunu atan kimse. Görünenin şeklinde kalmayıp, özünü yakalamak. Allah Resul’unun “bana eşyanın hakikatini göster” diye ifade ettiği duanın, yaşanarak farkedilmesi. Mecazi isimlerin, sadece işaret olunanın fark edilmesi için verildiği, asıl olanın gerçek anlamına ulaşmak olduğudur. Dünya gözünün şekilde kaldığını, şuur gözünün hakikati idrak ettiğini anlamaya başlar.

    Gerçeği, hakikati idrak ancak temiz arınmış bir beyinle olur. Beyin dünya şatlarından temizledikten sonra, bir üst akıla ulaşır. Dünya değerlerine göre düşünen akıl, arındığında kendini bir üst akılda bulur. Değerlendirmeleri artık dünya düşüncelerine göre değildir. Bilincini arındırabildiği oranda özüne yaklaşır. Hiçbir şeyin dünkü düşündükleri gibi olmadığını fark eder. Eski düşünceler yok olup, yeniden yeni bir bilinçle doğduğunu fark eder. Ölümün yok olup gitmek değil, bilinçte yeni düşüncelerle doğmak olduğunu görür.

    Her şey aslına rücu eder. Kuran’nın mecaz anlatımından kurtulup, hakikatini okumaya başlar. Şirkte olan, arınmamış olan, el sürmesin denilen ifadenin ne anlama geldiğini fark eder. Mecaz çukurundan çıkıp hakikat ehli olarak yaşamaya başlar. Dileyelim, UlÜ’L ELBAB olarak yaşamak nasip edilmiş olsun.

  10. 10 bir'ol 4 Aralık 2007, 12:52

    İlah (tanrı); Allah ismi ile işaret edilenin ilminde var ettiği ilmi suretlerin, yetersiz akılları ile (beşeri akıl) var ettikleri zan’dır..
    Allah; var sanılan yok hükmünde ki ilmi suretlerin akılları ile idrak edemeyeceği, aklın ve zan’nın düşünemeyeceği, sadece bir isim ile işaret edilebilen, zat’ı ise ilimden ibaret olandır..
    Tanrı kavramından arı olan akıl sahipleri, O’nu ancak yaratmış oldukları ile tefekkür edebilirler ki, bu da O’nun sadece ve sadece hikmet sıfatıdır, O’nu kapsamaz!. Bu yüzden de Allah’a (B) sırrı ile iman şart olunmuştur (ismine değil)..
    Ulü’l-Elbab sahipleri O’na, O’nun yaratmış olduklarından yola çıkarak eriyenlerdir. Makamı, hayret ve haşyetle son bulur…

  11. 11 faik 4 Aralık 2007, 7:39

    dua Yazmış:
    4 Aralık 2007 06:48
    …Bu konudaki ilminizi paylasirsaniz memnun olurum.” sözü üzerine dua kardeşime açıklama, umarım düşüncelerimi yazıya yeterince döküp yardımcı olabilirim.

    SORU-1)“Arinmamislar el surmesinler” buyuruluyorsa ve eger burada arinmamislar bilincleri sirkten temizlenmemislar olarak yorumlaniyorsa, “peki Kuran’i Kerim okumadan nasil temizlenecek akil?” sorusu geliyor aklima..

    CEVAP-1) Mecazi bir örnek vererek cevaplama yoluna gideceğim.Yemek pişirmek için önce kapların temiz olması gerekir.Onun için kaplarımızı yıkıyarak yapacağımız yemeğe hazırlarız.Ben kabı temizlemeden yemek yapar, yemek pişerken kapta temizlenir dersek o yemeğin lezzetini ve temizliğini siz düşünün. Kuran’ıda, aklımızı kirlerden temizlemeden, teklik bilincinin getirdiği bakış açısıyla değerlendirmezsek yanlış sonuçlar çıkarırız.Bugünkü müslüman aleminin çoğunluğunun hali ortadadır.Ortada bir kitap bir resul var, ama …neyse!Resul, nebi ve alimlerin gerekliliği bu arınmayı sağlamak içindir.Onun için resullere iman, imanın şartları arasındadır.

    SORU-2) Şirkten kurtulmak bir surec almiyor mu, sirkten arinmislik seviyesine gelmeden Kuran’i Kerime el surmememiz mi tavsiye ediliyor gercekten. Yoksa Kuran’i Kerim arinmak icin bir rehber mi olmali?

    CEVAP-2) Yukarıda “Kuran’da “arınmamışlar(bilinçleri şirkten temizlenmemişler) el sürmesinler(öze ulaşamazlar)” yorumunu ben yaparken parantez içi açıklamalardada işaretim yönünde şu denmek isteniyor diye anlıyorum: Arınmamışlar el sürmesinleri, Kuran’ı elinize almayın, okumayın manasında bir emir olarak anlamak değil, şirk düşüncesinde olanlar Kuran’ı okusalarda ondaki gerçekleri kavrayamazlar, anlayamazlar şeklinde okumanın sistemini anlatan bir ayet olarak değerlendirmemiz gerekiyor.Kuran’ı okurken ondan bilgiler öğreneceğiz, bu bilgileri doğru şekilde alabilmek için bizimde BİLGİ düzeyinde tekliği kavrayıp arınmış olmamız isteniyor.HAL düzeyinde tam bir arınma Kuran’ı okuyup, anlamak için şart değil. Azami yeterli düzeyde bilgi seviyesinde arınma için gerekli bilimsel bilgiler ortaokul, lise ders kitaplarında bile girmiştir.Okuyabilene fizik, kimya vb. dersler yeterli teklik bilgisine ulaştırabilmektedir.(Örneğin beş duyunun getirileri ile beynin algılama mekanizması, varlığın derinliğindeki teklik sistemi vb…) Geçmiştekiler bunlardanda mahrum olduklarından mecaz ve sembollerle gerçeğe ulaşmışlardır.

    SONUÇ:KURAN’I OKUYUP ANLAMAK İÇİN BİLGİ DÜZEYİNDE ARINMIŞ OLMAK GEREKİYOR. KURAN’I OKUYUP ANLAMAMIZIN AMACI İSE HAL DÜZEYİNDE ARINMAYA ULAŞMAK.AKLIMIZI ARINDIRACAĞIZ,KURAN’I OKUYACAĞIZ, ANLAYACAĞIZ, HALİMİZİ ARINDIRACAĞIZ. SIRASINI VE İKİSİNİ KARIŞTIRMAMAK LAZIM.

    Yukarıdaki yorumumda yeterince açıklayıcı olamadıysam, Üstat Ahmed HULUSİ’nin yazılı, sesli ve görsel eserlerini tavsiye ederim. Anlamak bir sanatsa anlatmak daha büyük bir sanattır. Anlatamadıysam af ola. Saygılar, sevgiler.(Tüm yorumcular yorumlarında olayın bir, ya da bir kaç yönünü yorumlarlar, her yorum doğal olarak eksiktir, eksiklik o yorumun yanlış olduğu kanısını oluşturmamalı. Amacımız kitap yazmak değil. Eksik kalan kısmı aklına gelen diğer yorumcu kendi fikri olarak yansıtmalı. Beyin fırtınası kurallarına uymalıyız. Bilgi paylaştıkça artar, açık aradıkça azalır. Küsmeyelim, küstürmeyelim.)

  12. 12 faik 4 Aralık 2007, 8:19

    Arınmamışlar ötelerdeki tanrıya inanır, arınmışlar özündeki Allah’a; arınmamışlar ötelerden tanrının gönderdiği kanatlı meleklere, arınmışlar özlerinden gelen kuvvelere, arınmamışlar ötelerden tanrıdan gelen ciltli kitaba, arınmışlar özünden gelen bilgiye, arınmamışlar ötelerden gelen tanrının gönderdiği postacı rolündeki peygambere, arınmışlar özündeki hakikatı dillendiren resule ve sistemi açıklayan nebiye vb… inanırlar. İkisi de Kuran okur. Biri tanrıya tapar, diğeri Allah’a abd olduğunu anlar… Sorun büyük, ÖTElemedir; çözüm basit, ÖZümsemedir.

  13. 13 dua 5 Aralık 2007, 8:33

    Aciklamalariniz icin tesekkur ederim Faik. Selam uzerinize olsun.

    “Bilgi duzeyinde arinmislik ile baslamak, hallenmek icin devam etmek.”

    Evet cok haklisiniz aksi halde hep mecazlar gercek zannedilerek yorumlanacak, pek cok kez yapildigi gibi. Bilgi duzeyinde arinmislik vurgusu yapmissiniz ki, bir baslangic noktasi olarak bilgi duzeyinde olunmaktan baska care yok gibi zaten.

    (Bir de, arinmamislar/temizlenmemisler el surmesinler ayeti indigi vakit, Kuran-i Kerim bir kitap haline de getirilmemis olmali henuz. Ama bu ayet referans alinarak, abdestsiz olarak cilt halinde olan kitaba el surulmemesi seklinde yorumlanmis. Bu yoruma uyarak bir sey kaybedilmez suphesiz ancak, ustelik abdest ile zihinsel bir berraklik olustugu da bir gercek, ancak sadece bununla sinirlamak ilgili ayetdeki temizlenmeyi cook sey kaybettiriyor degil mi.)

    Verdiginiz ornekteki temiz kap ile yemek pisirmeye baslamak, bana ustadin
    “Allah ismi ile isaret edileni anlamadilar, Allah ismi ile tanrilarini ‘update’ ettiler” soylemini hatirlatti. Tanrimizi ‘update’ mi ettik Allah ismi ile, yoksa Allah’a iman edebildik mi gercekte, sorusunun cevabi cok muhim olsa gerek. Kalbin temizlenme islemi, tanri kavraminin ve dusunce sistemimize sinmis kokusunun temizlenmesi ile mumkun olacak sanirim.

    Tekrar tesekkur ederim,
    Allah ilmimizi artirsin. Sonu kufur olmayan bir yakiyn nasib eylesin.

  14. 14 DOSTUNUZ 6 Aralık 2007, 11:56

    Burada yazılmış diğer yorumları okurken bir yöne dikkat ettirildim. İnsan dualarını yaşar ise; temiz akıl sahipleri olarak ettiğimiz dualarda ki bilincimiz nedir, ona dikkat etmemiz gerekmez mi?

    Fark ettiren Rabbim. Elhamdülillah.

    dua, sana da duanı yaşamanı nasip etsin rabbin.

    dua Yazmış:
    Allah ilmimizi artirsin. Sonu kufur olmayan bir yakiyn nasib eylesin.

  15. 15 / 6 Aralık 2007, 5:10

    İlmimizi artırmamız için bizlere de tavsiye edebileceğiniz dua-zikir formulleri var mıdır?

  16. 16 temel 20 Aralık 2007, 9:28

    Slm. Akilli insan bir yolcudur, istasyonlara takilmayib yoluna devam eden ve gidecegi yere göre hazirlanandir. Ben neyim, kimim, nereye gidiyorum ne yabmaliyim diye sorgulayandir!.. Verilenle yetinmeyendir…

  17. 17 metin 23 Aralık 2007, 1:56

    ESSELAM. Akıl temelde elde ettiği verilere göre bir sonuç, ek ve çıkış ortaya koyan özellikte ve yapıdadır. Akıllı insan bu yaşantıda elde ettiği verileri uygun şekilde değerlendirip bir yol çizmelidir kendine. Bu yol, evrendeki doğru örnek ve sistemle uyumlu olmalıdır. Sistemde makro ve mikro boyutta asla şaşırma, eksiklik ve olumsuzluk yoktur. Gördüğümüz eksiklikler bizim elde ettiğimiz dataların eksik ve yetersizliğinden veya da değerlendirme işleminde ve aletindeki sorunlardan hatalardan kaynaklanır. TEMİZ SAFİ AKIL DEMEK değerlendirmesinde problem olmayan ve de verileri, dataları hakkıyla orjinaliyle tesbit edebilmesini yani sebeplerden, örtülerden, bedensel etkilerden zorunluluklardan uzaklaşmış, somutlaşmadan, kişiselleşmeden, tamamen özgür bağsız olması durumunda, halinde iken elde ettiği dataları, algıladığı sistemin şartları, amaçları doğrultusunda değerlendirebilme özelliğidir. Bunun bir çok derecesi vardır. ALLAH RESULUNÜN bir duası: “ALLAHIM EŞYANIN HAKİKATINI BANA OLDUĞU GİBİ GÖSTER”dir. Bu nedenle elde ettiğimiz datalar bizim ilerideki yaşantımızı, yarınımızı şekillendireceğinden ve daha sonra değiştiremiyeceğimizden datalarımızı iyi ve doğru bilgilerden seçmeliyiz. Bir bahçede güzel çiçekler, meyve ağaçları olduğu gibi çürümüş, kokmuş, adi görünen şeyler de olabilir.

    GÜZELE İYİYE DOĞRUYA BAKMAK ARAMAK VE YÖNELMEK GEREKİYOR. Çirkine ayıp’a değil. YARATILIŞ YÖNÜNDEN ÇİRKİNLİK YOK AMA, AMAÇ YÖNÜNDEN BİR TERCİH EDİŞ SÖZ KONUSU. YARATICI ÇİRKİNİ DE GÜZELİ DE AMACI GEREĞİ KUSURSUZ YARATMIŞTIR. FAKAT GÜZELLİKLER İYİLİKLER; İYİLİĞE, ÇİRKİNLİKLER KÖTÜLÜKLER; KÖTÜLÜĞE GÖTÜRÜR, ULAŞTIRIR, SİSTEM GEREĞİ BU BÖYLEDİR. SAF TEMİZ KUDSİ BİR AKIL İLE DEĞERLENDİRİLEN DATALAR HAKİKATIN İDRAK EDİLİP O YÖNDE BİR FİKİR VE UYGULAMAYA VE DE DOLAYISIYLA SONUCA ULAŞTIRIR. KİŞİ BU YOLLA HİDAYETE ERER VE ŞEFAAT OLUNUR, BU KARDEŞİNİZİN ANLAYIŞIYLA…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: