Akıl nimeti ve akıl perdesi…

“Şu illerin taşı bana hiç değmez / İlle dostun gülü yareler beni…” diyenin hali hangi nöronun kuyruğunun, başka bir nörona değmesi veya elektrik sinyali göndermesi ile açıklanabilir?

Çocukken bilimkurgu filmlerinde en sevdiğim ve beni hem şaşırtan, cezbeden hem de neden beni sevindirdiğini bir türlü anlayamadığım sahne şuydu:

Muhteşem, herşeyi bilen, seyreden; data, veri, bilgi yüklü, Yusuf yüzlü bir robot… Olaylar gelişir, sonuçlanır, gezegen kurtulur.. Lakin kadın, insan zannettiği bu Yusuf yüzlüye aşık olmuştur bir kere… Robot da seviyormuş gibi yapar, programı icabı. Hatta robota “Aşık” diyesi gelir insanın. Veri tabanı mükemmeldir Yusuf robotun… Data, datayı seyretmededir… Ta ki kadın insanlığı ile ağlayıp, sevgili robotumuz da “Aaa gözünden su çıkıyor” diye afallayıncaya kadar… Güler misin, ağlar mısın?!

İşte bu son sahnede hep bir rahatlama hissi duyar, bir ohh çekerdim derinden. İnsanlık kurtulmuştu robotluğun elinden. Fark, ağlamaktı. Robot her işi görse de, gezegeni kurtarıp kahraman olsa da, seviyormuş gibi yapsa da, ağlayamıyor! Bunun anlamı; onun Aşık olamamasıdır. İnsan, aşık sıfatı taşıyandır. Onun için biz başkayız. İşte robotun foyasını ortaya çıkaran nokta bu! Deniz bitti, buraya kadar, dedirten nokta: Aşk.

Allahu Teala “Akıldan daha güzel birşey yaratmadım” buyuruyor. Yani, akıl mahluk, sonradan olma, hadis. Çok güzel bir ayna olabilir. Bizim Yusuf robot gibi.. Ama eksik ve sınırlı, hadis olduğu için. Hani Allah kainatın ceset olduğunu, insan olmadan bir mana kazanamayacak olduğunu söylüyor ya… İnsan, kainat robotundaki gözyaşıdır. İnsan ağlayan varlıktır. Salt akıl insanı robot yapar. İstersen aklınla kainat ol: Kozmik insan! Ama o cesettir. İnsan manası akla sığmaz. “Daha kıl kadar olsun, gidemem, Ya Muhammed!”. Ağlasa gidecek belki! Kimdir gidemeyen? Akl-ı kül. Burayı iyi düşünmek lazım.

Aklı aşmak zorundayız. Akıl da aşılmadıkça bir perdedir. Kimbilir, Rabbim perdesizlere “akıldan daha güzel bir perde yaratmadım”ı perdeli/örtülü bir biçimde söylemeyi murad etmiştir, belki de…

İnsanın ciddi ciddi hayvandan farkını düşünüp, insana has olanı bulması lazım. İnsan gülen varlıkmış, son tanımlamalara göre. Etrafa bir bakalım. Herkes gülmek istiyor. Beşer, zekasıyla güler. Anlamadığınız bir espriye güler misiniz? Sorarsınız hatta, ben anlamadım, ne olmuş diye.. Anlayınca da kahkahayı patlatırsınız… Bilgi, anlayış insanı güldürüyor demekki… Gülmekten ölüyor insan da, ölen hayvan imiş! Peki ağlatan ne?

Menfaatçi akıl, dostun gülü ile yaralanmaz. O taşları sayar… Matematikçidir. İntikam planları yapar. Zekidir. Peki gül ile yaralanan hangi akılla yaralandı? Ahh, ahh….! Ne zülfiyare dokunan akıldır, ne de akıl zülfiyardır.

Yara beni yara beni / Küll eder bu yara beni…/ Yara beni yara beni / Alır gider Yara beni…(*)

Akıl soğuktur. Aşk, baştan ayağa ateş… Sıcak soğuğa galiptir. Aşk geldi mi akıl ne yapsın? Ateşi giymek zorundadır. O zaman soğuk kalır mı? Kalmazsa nereye gider? Geldiği yere gider… Hakk geldi, batıl zail oldu. Aşk gelince, akıl geldiği yere gider, olduğu yerde…

Esas olan aşktır.

Zatına Vedud ismini layık gören Allah “aşktan daha güzel birşey yaratmadım” demiyor. Çünkü aşk yaratılmamıştır. Aşk, akıl gibi sonradan olma değildir. O yüzden ne yazılır, ne çizilir. Bir yere sığmaz, mümin kulun gönlünden gayrı… Ne desen O değildir. Her aşıktaki tecelli başkadır. “Aşk olmak” yönünden Bir olsa da… İki tecelli yoktur… Her tecelli Bir’dir, her Bir aşıkta başka başka olsa da.. O öyle Aşk’tır ki sonsuz bucaksız, sınırsız, hesapsız, ahad..

Ve Zatına “Alim” diyen, ilmi sonsuz olan indinde kainat “bilimkurgu” yu andırabilir. Ama insanı bilimkurguya çevirirsek, bu filmin robotu zannedersek, sadece yanılmış oluruz. Kainat, bilimkurgu yani ceset hükmündedir. Evet. Bizatihi Sahip, Rabbül Alemin, Halık ona kendisi ceset demektedir. Ama insanın manası var… İnsan manasına ermek için, bilimkurgu makamını aşmak gerekir. Aşk, insanın mayasındadır. “Pir Sultan Abdal’ım Aşka dayandı.” Bak ki ne yollardan geçmiş… Ne akıllardan… Geçmiş de “Aşk’a dayanmış.” Bu söz, insanın içindeki çıraları tutuşturmuyorsa, insanın içinde çıra yok demektir. Söz, irşaddır. Söz anlamayan ne irşad olur, ne tekamül eder… Lakin herşey Hakk’ın muradıyladır. Takdir-i ilahi der, geçeriz, çırasızlara…

Uyur idik uyardılar
Diriye saydılar bizi
Koyun olduk ses anladık
Sürüye saydılar bizi.

Akıl, alemi tanımaya yarar. Ağzımızla burnumuzu karıştırmayalım diye. Elmaya armut, Aşk’a akıl demeyelim diye… Tafsilatı tahsil etmeye yarar akıl. Tafsilatı tümlemek, hiçlik ve heplik yalnızca Aşk iledir. Ahad olan O’dur… Akıl güzel aynadır da, bakan olmazsa neyi göstere? Aynaya değil, aynadakine bakmalı. Ne gördünse O’dur. Hep bakan O… Huuu.

Hasılı Akla seslendi Gönül: Allah’a ısmarladık!

Son olarak:

“Mürşid-i kamil olanın gayet yolu asan imiş”.

M. Irmak
www.yorumsuzblog.net.tc

(*) Mısralar internetten. Yazarını bilmiyorum.

Reklamlar

4 Responses to “Akıl nimeti ve akıl perdesi…”


  1. 1 kenan 1 Aralık 2007, 6:27

    Rabbim Teâlâ’yı gördüm ve sordum;

    -Yâ Rabbi..”Aşk”ın mânâsı nedir?

    -Yâ Gavs. Âşık ol bana. Âşık benim, aşk benim! Kalbini benden gayrından çevir ve fariğ kıl!”

    Ahmed Rufâi, Abdülkâdir Geylâni, Fahreddin Irakî, Mevlâna Celâleddin gibi bir çok zevât-ı kirâm Allah’tan “Aşk” ismiyle sözetmişlerdir çeşitli zamanlarda…

    “AŞK benim” sevilecek, öylesine sevilecek ki, uğruna herşeyden vaz geçilecek; öylesine ki, benliğinden bile vazgeçilmek sûretiyle O’nda yok olunacak varlıktır, “AŞK” !

    Aşk, O olduğu gibi; âşık da O’dur. Çünkü O’nun dışında vücûdu olan bir varlık yoktur! Ve dahi mâşuk, yine kendisidir!

    Sevgi, sevdiğin, seven hep O’dur!

    Kim, ne zaman, nerede, neyi severse sevsin; sevdiğinin ismi ne olursa olsun, gerçekte sevilen hep O’dur!

    “Murad etti ki, kendisinden gayrı sevilmeye; sonra zâhir oldu sevilenler sûretinde; sonra da baktı ki kendisinden gayrı mevcut değil, bu defa hep seven ol kendi oldu!” cümleleri işte bu durumu açıklar.

    İyi bilelim sevgi nedir; hangi isim altında olursa olsun sevilenler kimdir; sevgiyi oluşturan cazîbe nedir, kimdendir, kime aittir; ve nihâyet seven kimdir?

    “Bildik ki âlemde her ne var, hep AŞK imiş” beytinde işte bu sırra işaret edilmektedir.

  2. 2 faik 1 Aralık 2007, 6:23

    AŞK, fenafillah ile yok edip, bekabillah ile var edendir.

  3. 3 şeyda 2 Aralık 2007, 10:55

    “Allahu Teala “Akıldan daha güzel birşey yaratmadım” buyuruyor. Yani, akıl mahluk, sonradan olma, hadis. Çok güzel bir ayna olabilir. Bizim Yusuf robot gibi.. Ama eksik ve sınırlı, hadis olduğu için.”

    Bu cümlelerde kullandığınız HADİS kelimesini ne manada kullandığınızı daha açık yazarsanız yanlış anlaşılmaların önlenmesini sağlarsınız diye düşünüyorum.. Sizin hangi anlamda kullandığınızı herkes farkedemeyebilir. Teşekkürler

  4. 4 Ersin 5 Aralık 2007, 9:27

    BENİM ADIM AŞK

    Var mı beni içinizde tanıyan?
    Yaşanmadan çözülmeyen sır benim!
    Kalmasa da şöhretimi duymayan,
    Kimliğimi tarif etmek zor benim.

    Kimsesizim hısmım da yok hasmım da…
    Görünmezim cismim de yok resmim de..
    Dil üzmezim tek hece var ismimde,
    Barınağım gönül denen yer benim.

    Bülbül benim lisanımla ötüştü,
    Bir gül için can evinden tutuştu,
    Yüreğine toroslardan çığ düştü,
    Yangınımı söndürmedi kar benim.

    Niceler sultandı, kraldı, şahtı;
    Benimle değişti talihi bahtı;
    Yerle bir eyledim tâc ile tahtı;
    Akıl almaz hünerlerim var benim.

    Kamil iken cahil ettim alimi,
    Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
    Yavuz iken zebun ettim Selim’i,
    Her oyunu bozan gizli zor benim.

    İlahimle Mevlana’yı döndürdüm,
    Yunusumla öfkeleri dindirdim,
    Günahımla çok ocaklar söndürdüm,
    Mevla’danım; hayır benim, şer benim.

    Sebep bazı Leyla, bazı Şirin’di;
    Hatırım için yüce dağlar delindi;
    Bilek gücüm Ferhat ile bilindi;
    Kuvvet benim, kudret benim, şer benim,

    Yeryüzünde ben ürettim veremi;
    Lokman hekim bulamadı çaremi;
    Aslı için kül eyledim Kerem’i;
    İbrahim’in atıldığı kor benim.
    Benim adım AŞK!

    Cemal Safi


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: