Atatürk’ün Simasında Okuduklarım

İnsanın kimliği ve karakteri yüzüne yansır tespiti oldukça isabetli. Zira yüzümüz Ahadiyetin bir mührü. Aynı zamanda çokluk içinde tekliğin bir yansıması. Her insanda normalde iki kaşın, iki gözün, burun ve ağzın aynı olması, buna mukabil simaların benzersiz orijinallikte yaratıcı kudret tarafından dizayn edilişi bir sanat ve mucize eseri.

Expo TV’de Ramazan ayında, eğitimci ve düşünür Ali Demirkır’ın bir söyleşisini izlemiştim. Ülkemizin vazgeçilmez değerlerinden Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN fiziki ve özellikle de metafiziki portresini çizmiş ve misyonundan bahsetmişti. Oldukça etkilenmiştim. O seçkin insanın büyüklüğünü ifade sadedinde yaptığı bir tespit özellikle dikkatimi çekti. Şöyle diyordu Demirkır:

“Atatürk’ün her hangi bir portresini alıp karşısına geçin. Sadece o resme odaklanarak O büyük insanın frekansına yükselmeye çalışın. Bunu başaramayacaksınız.” Tabii ki bu söz marifet ehli gönül insanlarını tenzih ederek söylenmiş bir sözdü. Bu güzel tavsiyeye uymak niyetiyle bir deneme yaptım. Atanın Kemal dönemlerine ait bir fotoğrafını alıp karşısına oturdum. Fotoğrafta yoğunlaşmaya çalıştım. Gerçekten o yüksek bilincin frekansına ulaşmak istesem de bu mümkün olmamıştı. Bununla birlikte simasında okuyabildiklerimden edindiğim izlenimleri dile getirebileceğimi fark ettim. O izlenimler de özetle şunlar:

Öncelikle, Hazreti Mevlana’nın tespitiyle olduğu gibi görünen ve göründüğü gibi olan bir karakteristik özellik sergiliyor. Riya ve gösterişten azâde bir yüz ifadesi. Celal ve Cemal tecellileri birlikte açığa çıkıyor fakat Celal tecellisi daha baskın diyebilirim. Kararlılık ve cesaret fışkırıyor keskin bakışlarından. Kararlılık ve iradesinin güçlülüğü Mürid Esmasından feyiz alıyor. Celal tecellisini yoğun olarak yansıtması, Kadir esması gereği kudret sıfatından güç alışıyla doğru orantılı. Gözleriyle gelecek zamanı temaşa ettiğini sezinliyorum. Gözlerinde geleceği görüyorum adeta. Sonsuzluğa uzanan bu keskin nazar iliklerime kadar işliyor adeta. Vatanımız için bir ömür boyu verdiği tavizsiz mücadelenin ve gayretlerin belirgin izlerini açıkça görebiliyorum simasında. Yaşam sistemini layıkıyla okumuş bir insan edasıyla bakıyor yüzüme. Sözün bittiği yer burası. Donup kalıyorum. Onunla konuşmak istesem de bunu başaramıyorum. Çünkü O zaten bakışlarıyla konuşuyor. Ümitsizliğe karşı inancı, sabrı, azmi müjdeliyor. Her şeyden önemlisi “Başka insanların geleceği uğruna kendimi feda ettim” sözünü okuyorum dudaklarından ve mavi gözlerinden.

Batın ehlince Kurânda “yüce kurban” olarak vasfedildiği belirtiliyor. Vatanı ve Milleti için kendini kurban vermiş bir yüce şahsiyet. İlgili ayetteki orijinal ifade ise ‘zebhi azim’.

“Aleyküm Selam” sözü Atanın son nefesinde söylediği son sözü. Safaya ve Kemale ermiş olan Mustafa Kemal Atatürk’ün Efendimiz Muhammed Mustafa ile ruhani irtibatı olduğunu düşünüyorum. Kurtuluş savaşında manevi Ricalin (ruhani görevlilerin) desteğini alan bu mümtaz şahsiyet için kelimeler kifayetsiz kalır. Bilindiği üzere kendisinde yaşamı boyunca 19 rakamı hâkim konumda kalmış. 19 rakamı Kur’ân’da da zikredilen bir rakam aynı zamanda.

Yaşar Nuri Öztürk’ün ifadesiyle Muhammed Mustafa mirasıyla Mustafa Kemal mirasını birleştirmenin zamanı geldi de geçiyor bile. Çünkü her iki büyük insan da tam bağımsızlık için mücadele vermiş ve sadece Hakkın kudret ve iradesine boyun eğmiştir. Atamızı bir kez daha rahmetle anıyor, aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.

Nazım Akpınar
www.yorumsuzblog.net.tc
ahad103@hotmail.com

Not: Atatürk’ün öz kimliğiyle alakalı ledünni mahiyetteki bilgileri www.19muhammedali.com isimli internet sitesinden “Atatürk’ün Öz Kimliği” başlığıyla inceleyebilirsiniz.

Reklamlar

50 Responses to “Atatürk’ün Simasında Okuduklarım”


  1. 1 Harun 28 Kasım 2007, 2:06

    Allah razı olsun kardeşim.

  2. 2 mehmetali 28 Kasım 2007, 3:11

    S. A.
    Sondan başlıyorum;

    1-) Bir insanın ölürken ne söylemesi, neyi ikrar etmesi gerektiğini sanırım çoğumuz biliyoruz. (Rabbim şehadet nasibeylesin… Amîn!)

    2-) Not’ta verilen sitedeki içeriğin çoğu zırva malesef… (Delillerini sunabilirim)

    3-) Portresine bakarak bir insan hakkında tahlil yapmak doğru bir hareket olamaz, yüzüne yansıyan şeyler doğrudur ama onları ancak karşı karşıya baktığınızda görebilirsiniz. El ile bilmem kim tarafından kendi hayalini de karıştırarak çizilen portre veya bir fotoğraf karesinden değil…

    4-) Yazıda o kadar çok mesnetsiz ifade var ki hangisini belirteyim bilmiyorum. Öncelikle, Hazreti Mevlana’nın tespitiyle olduğu gibi görünen ve göründüğü gibi olan bir karakteristik özellik sergiliyor, deniliyor. Bu tespiti ne zaman yapmış, görmüş de mi yoksa portesine bakarak mı yapmış (Haşa!) Mevlana’yı kendi düşünce ve fiillerine alet eden insanlar onunla karşılaştıklarında nasıl cevap verecekler.

    5-) Ve en önemlisi; 19 sayısının üzerine fazla gidenleri ve derin (?) manalar çıkartanları, Müddessir Sûresi’ni OKUmaya davet ediyorum. Bir baksınlar orada 19 sayısının ne şekilde zikredildiğine ve onunla uğraşanların sonuna!…

    Dipnot: Yazdıklarım bu yazının yazarına değil; itibar edilmemesi gereken düşünceleredir. Kimseyle kişisel polemiğe girmek istemiyorum. İnsanları değil fikirleri tartışalım.

  3. 3 kenan 28 Kasım 2007, 7:17

    Merhaba dostlarım…

    Merhaba canlarım…

    Biliyormusunuz, biz ”Muhammediyiz!”

    Diyeceksiniz ki ne demek ”Muhammedi”?

    MUHAMMED, Allah’ın kuludur!.

    ”Allah kulu” olmak demek, Allah’ın tüm mahlûkata rahmeti ve şefkati gibi insanlara ayırım yapmadan, hiçbir tefrik gözetmeden faydalı olmaya çalışmak demektir.

    Karşılıksız, insanlara birşeyler verebilmek demektir.

    İnsanları ellerinde olmayan şeyler yüzünden suçlamamak, kınamamak, küçük görmemek, hor görmemek demektir.

    Sevgi demektir; aşk demektir; rahmet, merhamet demektir. Verici olmak demektir; Muhammedi olmak!

  4. 4 banazlı 28 Kasım 2007, 9:13

    biz bu siteyi ve ilmi günlük siyasetten uzak diye seviyorduk. yazı yazan kişilerin inançları da tabi bizi ilgilendirmez. siyasete düşkün olabilir, tarih bilgisi eksik olabilir, duygusal olabilir, öyle şartlandırılmış olabilir, bunlar kendisinin problemleri. zaten sitedeki düşündüren yazarlarının arasında ne işi olduğunu da başından beri hiç anlamadık. ama site yöneticileri! bu siteyi de sonunda siyasete bulaştırdınız ya,, helal olsun size. siyaset şeytanı nasıl sessizce içinize sızdı. rezalet.

  5. 5 Serdal TERZİ 28 Kasım 2007, 11:20

    Nazım Hocam yazılarınızı takip ediyorum. Allah sizden razı olsun. Atatürk ile ilgili yazmış olduğunuz yazıdan da çok memnun oldum. Bizleri bölüp parçalara ayıran, bizden olan-olmayan, diye sınıflara tasnif eden tanrı(cı) taraftarlarının iyi okuyup hazmetmeleri gerekli bir yazı diye düşünüyorum. Tekrar saygılarımı sunarım efendim.

  6. 6 Serdal TERZİ 28 Kasım 2007, 11:25

    Yukarıda yazılan makaleye tamamen katılmaktayım. Bizden olan olmayan zihniyeti ile tanrı taraftarcılığı yapanların Atatürkü anlamaları ve değerlendirmeleri imkansız. İslamın ana felsefesini okuyamayıp parçalara bölünenler ancak kendilerine zulmederler.

  7. 7 dost 28 Kasım 2007, 1:25

    Nazım kardeşim, Allah ferasetini artırsın. Senin adına üzüldüm. Mukaddesatını bu kadar hafife alabilmen, bende hayret uyandırdı. Bilmiyorum bu yazıyla niceleri üzdün, kimlerin rızasını kazandın? Neyse boşver..

  8. 8 Metin 28 Kasım 2007, 4:16

    Yazıda verilen linki merakla gezdim fakat içindeki reenkarnasyonun olduğunu söyleyen yazılara gelince durdum ve siteden çıktım. Bizlere link tavsiye ederken biraz daha seçici olunması gerektiğini düşünüyorum.

  9. 9 cehennemde 1 mevsim 28 Kasım 2007, 4:45

    Artık son zamanlarda hiçbir şeye şaşırmaz oldum. Bu yazıyı birkaç sene önce burada aynı kişiden okusaydım, şaşkınlığımı gizleyemezdim. Artık kim ne yazarsa yazsın şaşırmıyorum. Nazım bey de şaşırtamadı maalesef.

    Bu da belli mafillere bir hoş görünme çabası değildir umarım.

  10. 10 Nazım 28 Kasım 2007, 8:29

    Eleştiri yapan bütün kardeşlerimi birliğe ve dirliğe çağırıyorum. Gelin Allah kavramı gerçeğinde birleşelim.

  11. 11 arif 28 Kasım 2007, 8:42

    Hissel Kablel vuku der eskiler. Kalbe doğmak diye. Nazım bey kalbinize doğanları saygıyla karşılıyorum. Allah milletimize hizmet edenlerin varsa taksiratlarını affetsin, mekanlarını cennet eylesin. Allah görüşlerinize keskinlik versin, inandıklarınızı söyleme cesaretiniz için aygılar. Selam ve dua ile.

  12. 12 banazlı 28 Kasım 2007, 8:51

    Nazım’ı kendi haline bırakalım… Herkesin ledünnisi kendine. Ona göre link tavsiyesindeki reenkarnasyon yazıları ledünni mahiyetteki bilgiler olabilir.
    Baksanıza kimbilir biz kimleri kimlerle karıştırıyoruz. Herkes kendi haline baksın, dervişlik olaydı tac ile hırka, biz de alırdık otuza kırka.

  13. 13 faik 28 Kasım 2007, 9:25

    Yazarın tespitlerine katılıyorum. Değerlerimize sahip çıkalım. Bu konunun siyasetle alakası yok. Atatürk hayata (ve dine) akıl ve bilimle yaklaşmış, tüm dünyanın övdüğü bir insandır. Atatürk’ten öğreneceğimiz çok şey var. O’nu anlamaya çalışalım… Haddimizi bilelim. Atatürk ömrünü halkına adamış, samimi bir müslümandı, Allah’ı anar idi…

  14. 14 banazlı 29 Kasım 2007, 8:12

    Nazım’ı kendi haline bırakalım…!! Fakat Nazım’ın yazısının Atatürk’le hiç ilgisi olmadığını farkedelim. Bu sitenin okurları bunu görmeyecek kadar basiretsiz değiller! Atatürk hakkında bilgisi, belgesi olanlar yazıyorlar okuyoruz. Burada bir kişi bir resmi karşısına almış, kurduğu hayalleri yazmış. “Gözlerinde geleceği görüyorum adeta. Onunla konuşmak istesem de bunu başaramıyorum.” Normal bir insan bir resime karşı bunları söylemez.

  15. 15 Nazım 29 Kasım 2007, 8:26

    Banazlı kardeş. Hitabım sana. Ya güneş ol, ışığını aksettir ya da ay gibi
    ışığı yansıtmaya gayret sarfet. Bunun dışındaki tüm çabaların boştur.

  16. 16 birol 30 Kasım 2007, 9:39

    Slm. ORMANi yakan kibritin sapi da agactir! Bu saatten sonra hesabi görülmüs olanlarla! ugrasibta siteyi kirletmesek.. Bize allah ilmi lazim, nemize gerek baska isler!.. Mezardan öte ne lazimsa onu alalim, benim siyasetle ugrasib ta ideoloji pesinde kosanlara bir tavsiyem var; mezardan ötede gecmeyen akce lerle vakit kaybetmeyin, ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmezsin ya nice okumaktir der, Yunus (ra). hedef günes ise yoldaki manzaralara takilib ta vakit harcamayalim. Hedefe kilitlenin kardeslerim!…

  17. 17 alparslan 30 Kasım 2007, 11:16

    eleştiren tüm arkadaşların görüşlerine üzülerek ve aynı zamanda da istemeyerek katılıyorum…
    ancak, “Allah hepimize özde vahdeti yaşamayı nasip eylesin” duasından başka birşey çıkmıyor ağzımdan…
    Allah birlikle buluştursun bilinçlerimizi…

  18. 18 mustafa 1 Aralık 2007, 9:45

    Bir söz vardır, bir kişi henüz yerel ve toplumsal şartlanmalardan kurtulamamışsa, DİN hakkında bildikleri TAKLİTten ibarettir. Kimseyi kınamıyorum. Herkesin hali neyse mutlaka bir gün ortaya çıkıyor. Buna inancım tam. Bu yazıdan aldığım ders budur. Saygılarımla.

  19. 19 faik 1 Aralık 2007, 11:07

    Sonradan okuyup, araştırdığımda farkettim ki yazıda katılmadığım; yazarın verdiği ve yazısına da yansıttığı linkteki internet sitesindeki bazı düşünceler (19 sırrı, reankarnasyon, Atatürk’ü O’nun da istemiyeceğini tahmin ettiğim bir konuma taşıma vb…). Önceki yorumumu “yazarın tespitlerinin bazısına katılmıyorum” diyerek düzeltip, yorumculardan özür diliyorum. Fakat yazarı; bundan önceki yazılarını da dikkate aldığımızda bir kalemde silip atmak da doğru gelmiyor… Saygılar…

  20. 20 dua 2 Aralık 2007, 6:49

    Referans gosterilen linke ben de merakla tikladim. Sonra?!!

    Bu yasananda Nazim’a ve Nazim okuyanlanlara dersler vardir diye dusunuyorum. Burada Nazim, Ali, Veli degil tabii demek istedigim.

    Aklimda bir konu vardi. Okuduklarimizi veri tabani suzgecinden gecirmekle alakali.

    Herkes kendinden sorumlu, hic bir bilgiyi sorgulamadan A kisisi, B kisisi yazdi soyledi diye, ya da yorumusuz blogda yayinlandi diye veri tabanina atmamali. Kendin dusunup, kendin iman edeceksin. Taklidi degil, tahkiki olacak islerin. Kendinle basbasasin.

    Evet kalpler Allah’in iki parmagi arasinda. Diledigi yone cevirir. Şasirma yazilanlara. Kendin dusun, bul, degerlendir. Sonuclarina katlanacak olan sensin.

    Acik yurekli paylasim icin tesekkurler Nazim. Bu yaziyi daha once okudugum yazilarindan farkli degerlendirsem de, ilgili link benim icin gayet ic bunaltici olsa da dusundurdun bizi.

    Hakkin gozleriyiz biz, super bir yaziydi.

    Allah sirati mustakim’den ayirmasin bizleri.

    Hakk şerleri hayreyler
    Zannetme ki gayreyler
    Arif an’ı seyreyler
    Mevla gorelim neyler
    Neylerse guzel eyler..

  21. 21 F.T. 2 Aralık 2007, 11:10

    Ahmed Hulusi’nin yazdığı gibi, DİN konusunun mantıksal bütünlük içinde BİR SİSTEM olarak ele alamayanlar, bilemeden körlerin fili anlatması durumuna düşürüyorlar. DİN hakkında bir doğru, bir yanlış yazılanlar müslümanları ne hale getirmiş hepimiz görüyoruz. Ya tutarsa mantığıyla DİNİ oyun eğlence etmemek lazım. Çok düşünmek lazım kim neyi, niye yazıyor? diye. Yarım hoca dinden eder, diye bir laf var. Hiç bir bilgiyi sorgulamadan almamak çok doğru, ama bir de haddini bilmek var!!

  22. 22 DOSTUNUZ 3 Aralık 2007, 3:19

    Allah gibi düşenen insan olabilmek dileğiyle.
    Sevgiyle kalın Dostlar.

  23. 23 ahmet selcuk 4 Aralık 2007, 1:33

    Hani tanri yoktu, biz cocukken Ataturk’u Allah zannederdik, sevgi dayatma ile olmaz, onun icin rasulallah sevgisi ile asla olculemez, milyonlarca senelik ademler nesillerinde boyle olumluler cok geldi gecti, kendisi cok zeki idi ama programi geregi akilli olamadi, rasulallahdan cok hz. Musa’ya yakin oldugunu du$unuyorum!? topragi bol olsun.

  24. 24 bir'ol 4 Aralık 2007, 1:51

    Biz toplum olarak ölmüş ve Allah’ın rahmetine kavuşmuş insanların arkasından konuşmadığımız sürece adam olmayız!.
    İyi veya kötü şekilde Osmanlı padişahları ve Atatürk hakkında o kadar konuşuyoruz ki, bazen onların da birer insan olduklarını unutuyoruz..
    İyi ve ya kötü, onlar da birer kuldular ve öldüler. Biz kendimize bakalım sonumuz ne olacak…..

  25. 25 MEM 4 Aralık 2007, 2:09

    Ahmed Hulusi’nin tüm eserlerini OKUmadan ve anlattığı sistemi bir bütün olarak idrak edip ele almadan Din (Sistem ) Hakkında yazı yazmak ne derece doğrudur herkesin takdirine bırakıyorum.
    Tasavvuf Ehlinin en fazla sakındığı ve tasvip etmediği iş olan, “Kişiler ve Kişilikler hakkında konuşmak yorum yapmak; (ister olumlu ister olumsuz olsun) dedikodu ve GIYBET etmektir!.. Oysa ki Ahmed Hulusi tüm eserlerinde kalem çatlatırcasına ısrarla sürekli bir şeyi vurgulamaya çalışıyordu.. “KİŞİLERLE DEĞİL, İLİMLE İLGİLENİN SADECE” diyerek.

    Kendi sitesindeki biyografisinde şöyle diyordu A. Hulusi:

    “Basit beyinler yaşamlarını, kişilikle ve doğal sonucu olarak dedikodu ve gıybetle tüketirlerken; gelişmiş beyinler ise fikirlerle ve düşünce dünyasının verileriyle ömürlerini değerlendirirler!.”

  26. 26 nzmi 5 Aralık 2007, 10:22

    Hocam çok sağolun. Bizim için cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün resmini de okur musunuz rica etsek.

  27. 27 fatma 5 Aralık 2007, 10:23

    Nazım Bey siz hangisindensiniz? Güneş mi Ay mı?

  28. 28 dost 5 Aralık 2007, 10:24

    Lütfen bu saçma sapan ve buram buram küfür kokan yazıyı kaldırın. Ben bu yazı sayesinde anladım ki, Nazım türü kardeşlerimiz, gönüllerinde olmayanı ve yaşamadıklarını sadece yazıyorlar. Avamın gözünde derinlik(!) kokan yazıları yazıp kendini satmak belasına düştüğünün farkında bile değil..

    Yorumsuz yazarların yazdıkları, okuyanlarda takva, salih amel, tevekkül gibi manaları umulanın çok altında harekete geçiriyorlar. Sebebi de yazdıkları ile dipdiri eneleri arasında uyum yok.. Hiçlikten yokluktan dem vuran dipdiri eneler, ancak yazarlar ve giderler niceleri gibi.. Varlığın sebebi ve ta kendisi olan Allah (c.c), hepimize enelerimizden selamet versin, varlıkta yokluğu görüp, yokluktaki varlığa kavuştursun, bu manaları yaşamayı nasip etsin.. Amin..

  29. 29 DOSTUNUZ 5 Aralık 2007, 11:49

    Sevgili Dostlar;
    Bir bakış açısı sunmak istiyorum bu konu hakkında, dilerseniz kabul edersiniz, dilerseniz etmezsiniz. İnsan karşısına çıkan olayların bilincinde bıraktığı izler ve farkındalıkları sayesinde hayatında karşısına çıkan olaylar onu yakıyorsa ve Rabbi onu bir üst bilince çıkarmayı murad etmişse bilince aşamadığı olaylar ona farklı şekillerde karşısına çıkar. Aslında farklı dediği olaylarda özde aşamadığı bilinç seviyesidir. Her ne kadar farklı manalarmış gibi görünse de aşılamamış bilincin ürünü olaylardır. Bu paralellikte bilinci arınma yoluna girmişse insan, vechini görmeye başlar zaman zaman ve onun için farklı gibi görünen yapılar tek bir yapıymış gibi algılanmaya başlar. İlla ALLAH demeye başlar. Burada ki ayrılığa düştüğünüz olay sadece ve sadece boyutsal farklılığınızdır. Bu da sizleri günahlı kılmaktadır; aslından perdeli kılarak, burada aşamadığınız bir olay karşınıza olay verdiğiniz tepkinin büyüklüğü kadar başka bir olay olarak çıkacaktır. Bu kaçınılmaz bir gerçektir. Şayet Allah a ulaşmayı diliyorsanız.
    Sevgiyle kalın Dostlar.

  30. 30 banazlı 5 Aralık 2007, 12:02

    “Yazarın tespitlerine katılıyorum”??..
    Senin kurduğun hayallere katılıyorum demez normal bir adam, bir başka adama!!
    “Gelin Allah kavramı gerçeğinde birleşelim.” yazan Nazım’sa; Nazım kardeş, Allah yolunda birleşenler birleşmiş, sen git kendi yoluna, biraz tarih oku. Bu meclis cahiller meclisi değil. Bir dost tavsiyesi korunma dualarını oku.

  31. 31 banazlı 5 Aralık 2007, 12:10

    Bu site cahiller meclisi değil. Bu devir de şeyhler, dervişler devri değil. Işığına başka yer bul delikanlı..
    Sayın site yöneticisi!! kimse Nazım’ın bir resime bakıp gördüğü hayallerden Atatürk’ü tanıyacak değil. Madem her yorumu yayınlayacak yüreğin yok, bari insaflı ol, pırlantalar arasına çakılları karıştırıp millete yutturmaya çalışma.

  32. 32 Yunus 5 Aralık 2007, 2:10

    Banazlı kardeşim,
    “Yetmiş iki milleti bir gözle görmeyen / Şeriatın evliyası olsa hakikatte kafirdir.”
    Bu site “cahiller meclisi” de olamıyorsa, cahillere kapıyı gösteriyorsa, alim meclisi olamamış demektir. Kibir, seytaniyettir. Şeytan da çok alim di.. Ama kafir olarak kovuldu.. “Dogrusu insan cok cahil ve zalimdir”. Huu.

  33. 33 . 5 Aralık 2007, 2:31

    Sevgili arkadaşlar,
    bu çok değerli siteyi ziyeret ediyorsunuz, az çok 1 şeyler okuyorsunuz, ama neyazık ki boşa… Hiç anlamıyorsunuz ve anlamadığınızı “yorum” yazarak kanıtlamış oluyorsunuz.
    İstisnalar var tabi ki, kenan arkadaşımız gibi: sevgi yüreğinden şelale gibi fişkırıyor, inşallah sizler de nasiplenirsiniz bu şelaleden.

  34. 34 ... 5 Aralık 2007, 2:50

    “Nazım türü kardeşlerimiz, gönüllerinde olmayanı ve yaşamadıklarını sadece yazıyorlar. Avamın gözünde derinlik(!) kokan yazıları yazıp kendini satmak belasına düştüğünün farkında bile değil..”

    Katılmamak elde değil. Bilgisizlik de var tabi. A.F.Y. vakasından sonra N. A vakası, bize y. blogun okuyucu düzeyi hakkında kesin fikir veriyor.

  35. 35 faik 5 Aralık 2007, 4:33

    Banazlı kardeş sen aynı yerde takıldın kaldın. Ben yorumumu özür dileyerek düzelttim. Şunu da unutma ki “Allah; şeytanı kibrinde inat ettiği için lanetledi, Ademi günahına tövbe ettiği için af etti. “Ben günahıma tövbe ettim, sen kibrinden geçtin mi?!…

  36. 36 zafer 5 Aralık 2007, 4:37

    Oldu Yunus kardeş… Anladığın buysa oldu!!!

  37. 37 faik 5 Aralık 2007, 5:49

    “Atatürk Cumhuriyet’inde, kısmen de olsa Lâikliğin uygulandığı bu topraklarda dünyaya getirdiği için Allah’a şükrediyorum!…”
    (KAYNAK:Ahmed Hulusi-İslam kitabının Düşündürüyorsun Yasaklanmalısın bölümünden)

    Ben; nankörlük yapana, ölmüşe gıybet edene, iftira atana, kovucuya, kibirliye, bölücüye, alaycıya, fitne çıkarana karşıyım.
    Banazlı yorumların günah kokuyor. Hiç olmazsa bir kere de yapıcı, hayırlı bir şeyler yaz. Yorum bekleyen çok yazı var. Bir kaçına takılman art niyetini ortaya koyuyor. Unutma ki bu site senin malın, yazarlar işçilerin, yorumcular da müşterin değil. Reytingi git televizyonda ara…

  38. 38 Yunus 5 Aralık 2007, 6:23

    AŞIK SANA BİR SÖZÜM VAR!

    Benim bunda kararım yok, bunda gitmeye geldim
    Bezirganım mataım çok, alana satmağa geldim.
    Ben gelmedim da’vi için benim işim sevi için
    Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim

    ***
    Bu bir acaip haldir bu hale kimse ermez
    Alimle davi kılar, Veli değme göz görmez
    İlm ile hikmet ile, kimse ermez bu sırra
    Bu bir acaib sırdır, ilme kitaba sığmaz
    *** ***
    Alem ilmi okuyan, dört mezhep sırrın duyan
    Aciz kaldı bu yolda, bu aşka el uramaz
    Yunus canını terk et, bildiklerini terk et
    Fena olmayan suret, şahına vasıl olmaz

  39. 39 damla 6 Aralık 2007, 5:06

    Herkes dusunme, tefekkur etme, resme bakip dusunme hakkina ve yazma hakkina sahiptir.

    Bazi yorumlar, kalbini mi yarip baktiniz dedirtecek turden olmaya basladi.. Kufur iddiasi ortada kalmaz buyuruluyor. Taraflardan birine gider. Aman dostlar dikkat. Biz sahislari bu sekilde etiketlemeyelim. Elestiride dozu asmayalim.

    Yazarin bir iddiasi mi var ki, ben pistim, oldum, benim yazdiklarimi dogru, kabul edin mi diyor. O yazmis. Ben okudum. Linke baktim. Link bana uymadi. Ama bu elestiri dozunu abartma hakkini bize vermez.

    Benim simdiye kadar okuduklarimdan edindigim, yazar kapasitesi yuksek bir genc arkadas. Bu kadar acimasizca elestirmeye kimsenin hakki yok.

    Fikir paylasimlari guzel oluyor cunku, insani tefekkure yonlendiriyor. Benim farkli yorumlar okumak hosuma gidiyor. Ama acimasizca elestirirsek yazilanlari kimse kendi fikrini acikca yazamaz. Beyin firtinasi olmaz, tefekkur edilemez.

    Tum arkadaslara sevgiler..

  40. 40 bir'ol 6 Aralık 2007, 3:02

    Nazım arkadaşımız bir yazı yazmış doğru veya yanlış ama bu kadar eleştirilmesi çok anlamsız. Eleştirilere bakıyorum, yanlış diye eleştirilen yazıyı, ilim ve bilgisi ile düzelten yok!!.
    Eleştiri; yanlış olanı düzeltmektir!. ‘Bu adamı beğenmiyorum, bu ne biçim yazar, böyle de yazı mı olur’ gibi sözler eleştiri değil, kendini beğenmişliğin dile gelişidir..
    Tabi ki birileri yazı yazacak veya yorumlar yapacak. Ne yani koyun muyuz biz?!. Geçmiş din bilgilerinden dolayı bilinç altları korku ve yasaklamalarla dolu olanlar, her ne kadar Ahmet Hulusi’yi tanımış olsalar da susmak ve paylaşmamak belasından kurtulamıyorlar malesef…
    Yüreğini sıdır da gel, demiş Yunus. Bu yol yüreklilerin yoludur, Yahudi gibi korkakların değil. Hele de el pençe divan duran dalkavukların hiç değil!..

  41. 41 Nazım 6 Aralık 2007, 7:50

    Özellikle Faik ve Bir’ol kardeşlerime teşekkürü bir borç biliyorum. Eleştiri getirirken düşünceyi beğenmesek bile yapıcı eleştiri getirmekte fayda mülahaza ediyorum. Başta da belirttiğim gibi öncelikle Allah kavramı gerçeğinde birleşmeliyiz. Bu kavram layıkıyla anlaşılmadan yazı anlaşılamaz. Önyargılı yaklaşım en büyük perde vesselam.. Hepinize selamlar, sevgiler…

  42. 42 Nazım 6 Aralık 2007, 8:12

    ATA burda sustu ! Gözümden yaşlar aktı !

    Anladım ki son sözü yine bana bıraktı !

    Huzurunda ne el aç ! Ne yazı yaz deftere !

    Öz evlâtsan ! Lâyık ol, ‘ATAM’ dediğin ere !

    Senden, daha diridir ! Anıtkabir’de yatan !

    Yüreği ‘TÜRK !’ ‘TÜRK !’ Diye HAKK’ın göğsünde atan !

  43. 43 Cenghis 6 Aralık 2007, 9:43

    Arkadaşlar Sayın Nazım çok önemli bir cümle söylüyor. “Allah kavramı gerçeğinde birleşmeliyiz” Yaşanmakta olan her şey batınımızdaki safiye boyutundan kaynaklanmaktadır.. (Ahmed Hulusi) “Sen atmadın atan ALLAH’tı”.. Yapıcı eleştiriler muhakkak olmalı ancak sadece suçlamak hakikatten perdeler bizi bunu dikkate alalım.. Bütün yorumsuz yazarlarına ve yorumcu arkadaşlara sevgilerimle…

  44. 44 seyfi 6 Aralık 2007, 11:35

    Sistemde duygusallığa ve mazerete yer yok, Nazım sanırım son zamanlarda gittikçe artan siyasi olaylardan ve terörden etkilenip milliyetçilik adı altında ırkçılık güden marjinal grupların etkisinde kalarak, ilmullaha siyaseti ve ideolojiyi bulaştırmanın ne kadar yanlış olduğunu hala anlamamakta ısrar ediyor ne yazık ki..

    Siyasete giren maneviyattan tard edilir, tasavvuftan mahrum kalır diyor Ehlullah.. Atatürk bu ülkenin ortak değeridir, kimsenin tartışma konusu veya atlama tahtası yapmasına gerek yok.. Siyasi partiye üye olmaya benzemez bu siteyi okumak..

  45. 45 hayrola 6 Aralık 2007, 11:53

    “Yüreği ‘TÜRK!’ ‘TÜRK!’ Diye HAKK’ın göğsünde atan!” Nazım….

    Buyrun burdan yakın, sonunda bu ilmi ırkçılığa dökmekte mi vardı bu sitede?. Selametimiz ve birliğimiz için asla ırkçılığa yer vermemeli site yöneticileri.. Arap, Kürt, İngiliz, Alman nice mümin olan bu ilmi okuyan insanları bırakın bir kenara; “Biz Muhammediyiz Arabı da severiz Kürtü de Türkü de severiz, hepimiz aynı Allah’ın kuluyuz, dini, dili, ırkı ne olursa olsun bütün insanları severiz ve hizmet ederiz” diyen bir Zatın ilmini okuyup ta bu derekeye düşmek çok acı maalesef.

  46. 46 M.akif 8 Aralık 2007, 9:57

    Bu ilmin lafını ederken yazıp çizerken, gerçekte ne kadar uzağında olduğumuzun çok açık bir delili bu yazı ve yazan kişinin sonradan eklediği yorumları… Ne yaptığının farkında bile değil, diğer yorum yazanların düzeyine bile gelememiş. Sorsanız ideolojiyle, ırkçılıkla, milliyetçilikle ilgisi olmadığını, kendisine iftira edildiğini söyleyecektir. Çünkü onların ne olduğunu henüz bilmiyor, öğrenmemiş. Allah kavramı diyor ama dediğinin ne olduğunu bilmiyor onu da öğrenmemiş. Onun gibi bilgisiz halde olup, bakın yazar çok önemli bir cümle söylüyor diyerek diğer yorumculara sevgiler gönderenler var aramızda. Cümle söylemek bir marifetmiş gibi.

    Ama şu da var arkadaşlar; buradan iyi bir ders almamız lazım. Düne kadar yazılarına gösterdiğiniz ilginin bu kişinin kendini geliştirmesi yerine kendini birşey sanmasına aracı olduğunu inkar edemeyiz. Bu yazıya başlangıçta yazılan eleştiriler hakkında bile ne kadar tereddüt ettiğinizi hatırlayın. Hatta övgüler yazanlar var. Sonradan özür dilemişler ama sistemde mazerete yer yok, bundan önceki övgüleri yapacağını yaptı zaten.

    İmla bilgisini bile geliştirmeye zahmet etmeden uzun süre bu sitede yazanlar gördüm.Doğrusunu söylemek gerekirse bu yazarın diğer yazılarında da aslında aynı tutumu vardı ama tabir yerindeyse herkes yutuyordu.
    Siz hiç bir bilgi sahibinden hakkın gözü biziz diye başlayıp Seslenişimiz Allahçadır, Evrensel insan olmanın hazzıyla yaşarız, gibi kendine methiyeler dizdiğini duydunuz mu bir yerde? Ben rastlamadım. O yazısına yazdığım yorumu malesef yayınlamadılar.

    İnanın ülkemizde Nazım türünden, hakkında hiç bir şey bilmediği şeylerin lafını ettiği için birçok mevkide oturan binlerce kişi var. İçleri boş ama tafralarından geçilmiyor. Bilgi ve eğitimleri yok, ama lafları çok. Onlar memleketi el birliğiyle batırıyorlar. Bizim içimizde de var emin olun. Okuyun bakın yorumları, boşverin, hoşgörün o da böyle devam etsin demeye getirenler var. Belki o kendini durduramayacak, belki ona çanak tutmalar devam edecek. Onlar da kulluklarını öyle yapadursunlar ama biz bu ilmin istismarına meydan vermeyelim. Zulme sessiz kalmak da zulümdür. Çok değerli yorumlar var burada. Suskun kalmayalım. Her “Allah kavramı” diyeni iyi birşey yapıyor zannetmeyelim, sorgulayalım, gerçekler ortaya çıksın, o sayede korunanlardan olalım. Yoksa sürüyle beraber gidenler arasında kalmak sözkonusu.


    Yorumsuz Blog Editör Ekibinden:

    Değerli okur,
    yorumcu okurumuzun, “O yazısına yazdığım yorumu malesef yayınlamadılar.” dedikleri yorumu, Sn. Nazım Akpınar’ın “Hakkın Gözleriyiz Biz” başlıklı yazısına yapılmış ve gerçekten yayınlanmamıştı.

    Söz konusu yorumu aşağıda “aynen” yayınlıyoruz.

    Ve… Bu yorum “neden, niye yayınlanmadı?” sorusuna en haklı cevabın, sizin beyin ve kalbiniz tarafından verileceğini kabul ediyoruz. Sevgilerimizle..

    (Hatırlatma Notu: Bildiğiniz gibi Yorumsuz Blog’a yapılan yorumlar;
    Yayın İlkelerimiz‘e uygunluğu incelendikten sonra yayınlanmaktadır.)

    Yorumsuz Blog Editör Ekibi

    * * *

    SORU | eposta@…….com | IP: 85.110.243.—

    Bu yazımız, bir Cuma gününün bereket ve feyziyle ilhamen YAZDIRILMIŞTIR!!!
    Her gün sabah-akşam dua niyetiyle bilinçli bir şekilde okunmasında fayda vardır!!!!

    bunlar ne şimdi sayın beyler???

    bu kişiye kimler ne YAZDIRMIŞ??

    biz ilham alırız, biz Allahça sesleniriz, biz ermiş kişiyiz, dediğimiz bir dua varmı müslümanlıkta??? hangi aklı başında müslümandan böyle sözler duydunuz????

    bu yazının amacı nedir???

    tepkiler neden yayınlanmıyor??? düşündüreceği için mi??? yoksa uyuştumu herkes???

    nedir kimdir bu kişiler bildiğimiz saygıdeğer yazarların arasında yazılarını yorumlarını yayınlıyorsunuz???

    31 Ekim, 21:33 — [ Düzenle | Sil ] — “Hakkın Gözleriyiz Biz” yazısını görüntüle
    _____________________________________________________________

  47. 47 Mümtaz 9 Aralık 2007, 4:45

    http://yorumsuzblog.adrese.com/kalem-ehlinin-sorumlulugu/

    Özellikle Nazım kardeşimizin bu linkteki yazıyı iyi okumasını diliyorum…

    Tasavvuf yazan kişi beslendiği ana kaynağı çok iyi tespit etmeli. Birilerinin şiirimsi duygulanışları üzerine yazı bina etmek; hem yazanı hem okuyanı vebal altında bırakır…

    Tasavvuf yazan; Atatürk gibi tabu haline gelmiş konulara girmek yerine; bu ilmin derinliklerinde saklı incileri açığa çıkarmaya uğraşmalıdır!..

    Saygılarımla

  48. 48 faik 9 Aralık 2007, 8:45

    Bu yüzden de diyoruz ki, Kurân, Arapça dillendirilmiştir fakat gerçekte ALLAHça’dır!. Yalnızca Arapça bilmek, Kurân’ı anlamaya ve değerlendirmeye yetmez.
    (Ahmed Hulusi-Aktüel Dergisi-Orjin İslamı Tanıyalım)

    İster, bu kitaptan yararlan; ister gönlünden geldiği gibi yönel!.. Ama kesinlikle, kendindeki, bu dünyanın en kıymetli cihâzı olan DUA ve ZİKİR cihâzını kullanmasını öğren.
    (Ahmed Hulusi-Dua ve Zikir-Sunuş)

    “İlham”lar ise kişinin kendi çalışmaları sonucu, kendisinden meydana gelen fiillerin hasılası olarak kendisinde oluşan hassasiyetin kazandırdığı algılamalarıdır.
    (Ahmed Hulusi-Akıl Ve İman-Nebi Veli Vahiy İlham)

    Saygıdeğer yazar Üstat Ahmed Hulusi böyle diyor. Başkalarının saygıdeğer (?!) yazarları ne diyor? Allah ilhamı kime vereceğini, hangi duayı kabul edeceğini birilerine mi danışacak.
    Dua yönlendirilmiş beyin dalgalarıdır. Her sözü bırak, her düşünce bile bir duadır, sistemde yerini bulur.

  49. 49 yuksel 15 Aralık 2007, 9:02

    ‘Yorumsuz Blog’ firsat buldukca linkine tiklamaya calistigim, Halil Ibrahim bereketli ilim sofrasindan imkanlar olcusunde yararlanmaya cabaladigim, Hakk’in degisik degisik (ve ne de guzel) esmalarinin dillenislerine kulak vermeye calistigim cok farkli ve adi gibi sahiden de (kisisel) yorumlarin olmadigi sadece ve sadece gercek(TEK) “HUKUM VE YORUM SAHIBI”nin tecellilerinin SEYR’i olarak algilanabilecek oldugunu dusundugum bambaska bir alemdi benim icin…

    Ancak ne var ki simdilerde goruyorum ki sitenin formati bambaska bir aleme dogru gidiyor..! Egolarin meydanda carpistigi;kinama, hor gorme, kiskanma, sevgisizlik vb. gibi tasavvufta siddetle kacinilmasi gereken hallerin ortada kol gezdigi, adeta bir televole mahalline, benlik maratonuna donusmus bu CAN’larin bulustugu kiymetli sofra… Neden arkadaslar.. neden bu anlamsiz ve malayani seyler? Burada toplanan herkesin ortak kaygisi BIR degilmi? O da kendini tanimak. Hal boyle iken, kendimizi tanima gayesiyle giristigimiz bu paylasim denizinde neden birbirimizi baskasi (karsidaki ayri bilinc) olarak gorup olayi ‘ne kendini ne de karsidakini(alemi) taniyamama’ noktasina donusturuyoruz..

    Kendi ellerimizle yaptiklarimizin sonuclarini, yine kendimiz an be an yasiyorsak ve yasayacaksak.. Neden bilinclerimizi amelsiz ilim formlarina donusturelim? Esek yuku bilginin oldugu ama ciktisini alamadigimiz bir bilgisayari hangimiz ne kadar kullanmak ister? Lutfen bunu vicdanimiza, vicdan sahibi olarak bir soralim ve bu platformda yazarken, paylasirken her daim bu vicdan suzgecimizi kullanalim dostlar..

  50. 50 bilgin 16 Aralık 2007, 2:42

    Slm. ARAPin ACEMe TAKVAdan baska ÜSTÜNlügü yoktur! Hz. ADEM Türk müydü? Bu millet ayrimi.. Yaban kafalari anlamakda zorluk cekiyorum! Bu site ne ideolojik ne de irksal ayrim sitesidir!.. Beyni olanlarin fikirlerini paylastigi ilim sahasidir, fikirsel ER meydanidir! Hic kimse kendine ait olmayan! özelliklerle övünemez! Dogmadan ne olacagini bilmeyen insanin sonra dünyaya gelince BEN! suyum demesi; bana TV kumandasinin kendiyle övünmesine benziyor!… Yunus ne güzel yazmis; “SEN seni bil sen seni!…”


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: