Beyin Fırtınası (17)

Konu: EHL-İ BEYT
Ayetler:

“Allah, yalnızca siz Ehl-i Beyt’ten her çeşit pislik ve kötülüğü giderip sizi tertemiz kılmak ister.”(Ahzab: 33)

De ki: Sizden tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum; istediğim, ancak yakınlarıma (Ehl-i Beytime) sevgidir.” (Şûra Sûresi: 23)

“Şüphe yok ki Allah ve melekleri Nebiye salât ederler. Ey inananlar, siz de ona salât edin ve tam teslimiyetle ona selâm verin.” (Ahzap Sûresi: 56)

Hadisler:

Ümmü Seleme (r.a) Annemiz anlatıyor:

“Nebi (s.a.v), kızı Fatıma (r.a)’a şöyle buyurdu:

“Kocanı ve çocuklarını benim yanıma getir.”

O da gidip onları getirdiğinde, Peygamber (s.a.v) Fedek’ten getirilmiş olan abasını onların üzerine attı ve mübarek ellerini onların üzerine koyup şöyle buyurdu:

“Allah’ım, bunlar Muhammed’in ailesi ve soyudur, kendi rahmet ve bereketlerini Muhammed’in ehli ve soyunun üzerine indir; nasıl ki İbrahim’in soyuna indirdin. Şüphesiz ki sen, övülensin, yücesin.”
—-

Büyük Müfessir Zemahşeri naklediyor:

“Ya Resulullah! Muhabbet ve sevgileri bize farz olan yakınların kimlerdir?” diye soruldu. Bunun üzerine Hz. Resulullah: “Ali, Fatıma ve onların iki evladıdır.” dediler.

* * *

Ehl-i Beyt lügatte HANE HALKI demek. İslam Literatüründe ise Efendimiz(s.a.v) in soyundan gelenler. Hadisteki ifadeye göre Ehl-i Beyt denince ilk akla gelenler FATIMA – ALİ – HASAN – HÜSEYİN.. Rasülullah, yakın hizmetinde bulunan ZEYD BİN HARİSE, SELMAN-I FARİSİ ve ENES BİN MALİK’i de ehl- beytten sayar bazı hadislerde… Şimdi şu konuları tefekkür edelim:

1- Ehl-i Beytin; Rasülullah tarafından özel statüde değerlendirilmesinin hikmeti nedir?

Ehl-i Beyti sevmeyi Rasülullah niçin bize farz kılıyor?

2- Rasülullaha Salavat okurken ÂLİNE- EHLİNE diyerek ehl-i beyte de salavat getiriyoruz. Bu size neler düşündürür?..

3- Ehl-i Beyt kavramı Rasulullaha sadece kan bağı ile bağlı olmayı mı kapsar, yoksa daha geniş bir anlam taşır mı? Daha geniş bakışla, kimler buna dahildir?

4- Ehl-i Beytten “Allah’ın günahı gidermek, tertemiz kılmak istemesi” ehl-i beyt kavramı çeşitli boyutları ile değerlendirildiğinde nelere işaret eder?

5- Sülale-i Rasül, Seyyid, Şerif unvanları ile bilinen, o kutlu soydan gelen zatlar tanıdınız mı? Onları sıradan insanlardan ayıran özellikler olarak, gözlediğiniz özel haller oldu ise lütfen paylaşınız.

Beytin bir anlamı da GÖNÜL demek. Bu çerçevede EHL-İ BEYTE GÖNÜL EHLİ dersek, ehli beyti kendimizde nasıl buluruz?

YORUMUNUZU-İLMİNİZİ DOSTLARLA PAYLAŞIN..

(Önemli hatırlatma: Oturuma katılanların fikirleri üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.)

www.yorumsuzblog.net.tc

Beyin Fırtınası (17) için Başvuru Kaynakları:

1- Kur’an-ı Kerim

2- Hadisler http://www.sufizmveinsan.com/hadisler/ehlibeyt.htm

3- İslam Tarihi: KERBELA HADİSESİ- SIFFİN SAVAŞI-CEMEL VAKASI okunacak. http://www.enfal.de/tarih.htm

4- NEHCÜL BELAĞA: Hz. Ali’nin hutbeleri
http://www33.brinkster.com/muntezir/nehcul_belaga/nehculb_fihrist.htm

5- Ehl-i Beyt konulu yazı ve anlatımlar
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=77142
http://www.menzil.net/modules.php?name=News&file=article&sid=1331
http://www.ehlibeytsevgisi.com/
http://www.nurbaki.com/?cat=16
http://www.konakmuftulugu.gov.tr/hutbeler/2007/ocak07/26.01.2007.doc
http://islam3.blogcu.com/4499118
http://www.rehberdergisi.com/Rehber.asp?DergiDetay=Saife_Gozlem&RehberOzelNo=354

6- http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/okyanus/ 16 Ocak 1998


BEYİN FIRTINASI:

Yeni fikirler oluşturmak üzere, düşüncelere engel koymaksızın, önceden belirlenmiş kurallar dahilinde yapılan fikir yaratma yöntemi.

Bir grubun belirli bir konu üzerinde mümkün olduğunca çok sayıda fikir üretmesi amacıyla kullanılan demokratik ve katılımcı bir çalışma tekniğidir.

Disiplinli ama baskıcı olmayan bir yaklaşımla; basit, aykırı, karmaşık, uçuk … düşüncelerden yaratıcı ve uygulanabilir fikirler oluşturmak için grup sinerjisini kullanmayı amaçlar.

Uygulama Adımları:
Söylenen fikir üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.
– Fikirler tükendiği zaman beyin fırtınası oturumu tamamlanır.

Prof. Dr. Nüket Yetiş
TÜSSİDE Başkanı

Reklamlar

8 Responses to “Beyin Fırtınası (17)”


  1. 2 ışık 13 Kasım 2007, 12:10

    Sevgimiz ilk önce Allah rasulü Muhammed Mustafa (s. a. v.) Efendimizedir. Bu sevgimiz zamanla öyle yoğunlaşır ki, içinden bir ses sevdiğini sandığının hiç olmadığını var olanın sadece Allah olduğunu söyler. Bir anda her şeyin beyninde yok olduğunu düşünür, hiç bir şeyi yerine oturtamazsın. Yanıp tutuştuğun, sevdiğini arayan gider, seven de sevilen de sen olursun. İşte o an tevhidi yaşarsın. Ehli beytin olan gönül, şirkten arınmış, tertemiz olarak tekliğini hisseder. Gönül kabesindeki putlarını ilmin kapısı olan Hz. Ali, yani sana ulaşan ilimle hepsini kırmış, yok etmiştir. İlmin şehri Muhammed’e ulaşmışsındır. Gönül evinde sadece mutlak ben vardır. Şuurun kalb ile birleşmesi sonucunda, gönlün içinde yer alan var sandığın her şey yok olmuştur. Gönül kabesini tavaf edip, şeytaniyet vasıflarından ve vehim perdesinden kurtulmuşsundur. Sözün bittiği neden ve niçinlerin olmadığı, zıtların cem edildiği yerdir orası. Hakikatı Muhammediyi tanımış, muhammedi bakışla hakim isminin manasıyla alemi seyre başlamıştır. Herşeyin bir hikmetle yaratıldığını algılamış, buna ikan sahibi olmuştur. Esmaların manasını hissedip yaşayarak, sistemi okumaya başlamıştır. İlmi ve anlayışı nisbetinde kendi aleminde sessizce aralarında yaşamıştır.. Onları kimseler tanıyamaz çünkü onlar ilim sahibi olan zatlardan başkasına örtülüdür. Dileyelim ehli beytten olanlarla karşılaştırılmış olalım.

  2. 3 faik 13 Kasım 2007, 6:19

    Holografik gerçeklikle ya da “zerre küllün aynasıdır” hadisiyle olaya yaklaştığımızda göreceğiz ki, Muhammedi boyut bizde de mevcut. Allah’ın kulu ve resulü olan Hz. Muhammed (a. s.) bu boyuta ulaşmış, “Ben de sizin gibi bir beşerim” diyerek bu boyutun bizde de mevcut olduğunu vurgulamış.
    Muhammedi boyuta da ancak bilincini arındıranlar (gönül ehli, Ehli-Beyt) ulaşır. Bundan dolayı Kuran’da “arınmamışlar el sürmesinler” deniyor. Yani şuurunu şirkin pisliklerinden temizlememişler gerçeği kavrayamazlar, tekliği anlayamazlar. Mustafa (arınmış) olan Muhammed (yüceltilmiş) olur. Ya Mahmud, Ahmed boyutları?… Mustafa şirki temizler (efal boyutu), Muhammed tevhide erer (esma boyutu), Mahmud şirk görmez (sıfat boyutu), Ahmed varlık görmez (zat-ahadiyet boyutu).

  3. 4 birdenbire1 13 Kasım 2007, 10:06

    Şuurumdan dökülenleri aktarmaya çalışacağım, kusur olursa afvola.
    Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, kutsal emanetler adı altında kutsallaştırılıp adeta putlaştırılmış sakal-ı şerif, hırka, ayak izi ve daha nice sayılacak gerçek veya sahte nesne var ve GÖREsel olan bu nesneler için neler yapılıyor ülkemizde görüyoruz ramazanlarda.. Bunun öte yanında ise Rasulullah a.s. ın “size emanetim” dediği EHLİBEYT türlü işkence ve baskılara, yurdundan uzak kalmalara maruz kalmış ve hala da kalmaktadır…

    Ehli beyt, özel manada Rasulullah a.s. ında içinde olduğu 5 yüce İNSAN!.. Salat ve selam onlara… Bunu hep unutmuşuz veya gözardı etmişiz, yani rasulullahın da ehlibeyt tanımının içinde olduğunu

    Bu arada ehlibeyt’i 1400 yıl önce yaşamış, ölmüş gitmiş olarak düşünme düşüklüğünde de olmamalıyız elbette.. Ahmed Hulusi üstadın dua ve zikir kitabındaki salavatlar bahsinde, manevi alemde divanda bulunmuş olan bir zata hz. Fatıma a.s. ın bir salavat bildirmesi ve o zatın bunu rasulullah a.s’ a sorması, “Fatıma söylemiş ya daha ne istiyorsun” diye cevap alması olayını da düşünürsek. Bunun ötesinde o yüce ehlibeyt (Hz. Muhammed a.s, hz. Fatıma a.s, Hz. Ali a.s, Hz Hasan a.s. ve hz. Hüseyin a.s. )i övmek veya anlatmak benim haddim değil, dileyenlere internette kaynak bol.

    Diğer yandan da Ehlibeyt kabedir bir nevi, arayan aradığını orada bulmak durumundadır.
    “Yunus der ki ey hoca”
    “gerekse var bin hacc’a”
    “hepisinden iyice”
    “BİR gönüle girmektir”
    Yönelinecek yerdir. Zira mümin kulunun gönül hanesidir O’ nun yeri.

    Genel manada ise, kan bağı değil can bağıyla bağlı olmanın, bunun da ilimle olduğunun kanaati oluştu ilmin seslenişinden nasiplendiklerimizden idrakımıza göre… Ehlibeyt ve 12 imamların zorluklar içindeki hayatı ne kadar vahimse, onlardan sonra da ve günümüzde de EVLAD-ı RASUL ün çektiği sıkıntıların, yanlış anlaşılmalarının ve yanlış anlatılmalarının, engellenmelerinin devam etmekte oluşu da bir o kadar vahimdir.

    El an Allah rasulu olarak bizlere şefaat etmekte, O’nun ilmiyle seslenişi idame ettirmekte olan kim ise basiretle farkedebildiğimiz, o gönüle yönelmek gerek kanaatimce…

    Ehlibeyt konusunu o kadar geri plana atmışız ki, bu kadar zamanda bu kadar az yorum yapılan başka bir konu hatırlamıyorum bu forumda… Haddimi aşmış olmamayı ve EHLİBEYT ehline karşı nankör olmamayı niyaz ederim… Saygılarımla.

  4. 5 filiz54 14 Kasım 2007, 12:06

    Bulunulan bir sohbet ortamında bile Allah Sistemine Hakim olan, Vakıf olan Ehildir ve Yöneliş yapılacak Beyt konumundadır,ehil olmayanlara,nasıl yöneleceğini bilemeyenlere..Bu yüzden EHL-İ BEYT yaşamakta halen ve fark edenler nerede bulurlarsa ehlini yönelmektende çekinmezler ve Beyt den hiç yüzlerini çevirmemiş olarak daim salatda olabilirler sanki….Sevgili birdenbire1 senin içindi,sevgiler.

  5. 6 Cenghis 14 Kasım 2007, 11:14

    “Cezallâhu anna seyyidenâ Muhammeden ma huve ehluh”

    Allah’ım Efendimiz Muhammed’e lâyık olduğu şekilde ihsanda bulun bizim tarafımızdan, biz onu değerlendirmekten âciziz…

  6. 7 birdenbire1 14 Kasım 2007, 12:47

    Aklıma gelmiş!ken,
    yukarda anlatılan Rasulullah a.s’ın abasıyla sarma olayında sadece rasulullah a.s’ ın başının dışarda olması ve kendi ZAT ından başka 4 insan (selam onlara) bulunması bana hep KABE yi anımsatmıştır nedense… Kabenin 4 yönü ya da 4 direği, köşesi ve de hacerül esved!..
    Bir de rasulullah a.s’ ın kendiliğinden birşey konuşmadığını ve yapmadığını düşünürsek, hep bir anlam aramışımdır bu konuyla alakalı..

    Bazen de atom un iç yapısı çıkmıştır karşıma, 4 ana kuvvet (yüksek ve zayıf çekim kuvvetleri, yerçekimi kuvveti, manyetik kuvvet) ve çekirdek !.. Kimbilir nice hikmetleri vardır efendimiz a.s’ın o şekilde hareket etmesinin.

    Yunus’un yukardaki yazdığım beyitinde de gözden kaçan birşey olabilir diye tekrar belirtmek isterim..

    “BİR” gönüle girmek diyor Yunus. Ben bunu birinin gönlünü girmek, gönlünde sevilmek olarak algılamıyorum sadece.
    (Önce varlığı tek’e bir indirsek nasıl olur?.!.. Ahmed Hulûsi)

    GÖNÜL TEK!.. Varsayım varlığından, her kişide ayrı gönül düşüncesinden soyunmak, BİR gönülde HİÇ olmak ve HEP olmak ve bunu idrakle yaşamak olarak algılıyorum; rasulullah ın abasıyla sarması görüntüsüyle düşününce… Bir kitapta okumuştum, erenler “her kim BİR yerdedir, Her yerdedir, her kim her yerdedir, hiçbir yerde değildir”… dermiş.

    Son olarak; Mevlana Celaleddin “bugün Ahmed benim ama dünki Ahmed değil” demiş…
    Öyleyse bugün de bir Ahmed vardır ve dünki Ahmed değildir. Mühim olan gönülden seslenişini algılamak ve değerlendirmek nasibinin olmasıdır sanırım… Niyaz ederim nasibi olanlardan ve nankör olmayanlardan olmuş olmayı…

    Yapmış olabileceğim hatalar içinde afv a sığınıyorum…

    NOT: Ehlibeyt sevgisi olmayanın emeğinin boş olacağını GERÇEĞE EREN hemen hemen her erenden okumuşumdur. Ehlibeyt’ten gayrı olmayalım inşallah.
    vesselam…

  7. 8 birdenbire1 15 Kasım 2007, 4:33

    Hani dedik ya, EHLİ BEYT e zulüm vardı geçmişte ve hala da devam etmekte diye…
    İşte üstad Ahmed Hulusi de son yazısında böyle başlamış konuya…

    “Sır, “nokta”ndaki kudrette!”

    Sen de bunu açığa çıkarttığında yağmur gibi üzerine düşmeğe başlar çevrenden iftiralar, yalanlar saptırmalar, karalamalar! Belâlar iner üzerine!

    “Seni ve senden açığa çıkanı ÖRTMEK için! Lâyık olmayanlar, senden açığa çıkandan uzak dursun diye!”

    “Nokta’ndaki kudret, yeryüzünde insana bahşedilmiş tek ve en değerli şeydir! Ancak pek az kişide açığa çıkartılan bir değerdir.”
    (A. H.)

    Ne diyebiliriz ki… Ne hakkıyla ehlibeytten olmak kolay, ne de hakkıyla ehlibeyte yönelebilmek… Dilerim ki kolaylaştırılmış olanlardan olalım. Ehlibeyt seslenişine selam inşallah…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: