Sivrisinek

Birgün otların arasından bir sivrisinek çıkıp Hz. Süleyman‘ın yanına geldi ve adalet istedi:
“Ey Süleyman, sen her yere hakkı, adaleti yaydın. Şeytanlara, insanoğullarına ve perilere ayrım yapmadan adaletli davranırsın.

Kuşlar ve balıklar senin adaletine sığınırlar. Senin bu erdeminden yararlanmayan kimse çıkmadı şimdiye kadar.

Bize karşı da adaletini göster, çok kötü durumdayız. Bağlarda bahçelerde nasibimiz kalmadı artık.

Her güçsüzün sorununu sen halledersin. Biz sivrisinekler de güçsüzlükte azına ender rastlanır varlıklarız.

Biz zayıflığımız, güçsüzlüğümüzle ünlüyüz. Sen ise kudretin, gücün ile ünlüsün.

Sen gücün kudretin zirvesindesin, biz ise güçsüzlükte varlıkların en alt tabakasını oluşturuyoruz.

Yardım et bize, bizi bu sıkıntıdan kurtar. Elimizden tut, çünkü sen bu dünyada tanrının temsilcisisin.”

HZ. SÜLEYMAN:

“Ey adalet ve insaf isteğiyle bana başvuran sivrisinek, söyle, ŞİKAYETİN KİMDEN?

ÖFKE VE GAZAPLA SANA ZULMEDEN, SENİ İNCİTİP KIRAN BU ZALİM KİMMİŞ? ÖĞRENELİM.

Şaşılacak şey! Bizim zamanımızda ortalıkta zalim kalmamıştı. Zindana atılmamış, zincire vurulmamış bu zalim de kimmiş?

Çünkü bizim doğduğumuz gün, zulüm ve adaletsizlik ölerek ortadan kalktı. Öyleyse bizim dönemimizde zulüm yapan kim?

Aydınlıklar ortaya çıkınca karanlıklar yok olur. Zulmün kaynağı ise karanlıklardır.

Bak şeytanlar bile bize hizmet ediyor. Hizmet etmeyenleri ise zincire vurulmuş bekliyor.

Zalimler, şeytanların yardımıyla başkalarına zulmederler. Ben şeytanları bağlamışken zulüm nasıl olur da baş gösterir?

Tüm varlıklar ellerini açarak inleyip ağlamasınlar, şikayette bulunmasınlar diye Allah bize bu saltanatı verdi.

Yeryüzünden gök yüzüne ah ateşiyle çıkan dumanlar yükselmesin, gökyüzü ve bulutlar bundan ıstıraba kapılmasınlar.

Arş, yetimin ağlamasıyla sarsılmasın, zulümle kimse canından olmasın diye verildi bu güç bana.

‘Ya Rabbi!’ feryatları göğe yükselmesin diye tüm dünyaya adaleti, hakça davranmayı yaydık.

Ey mazlum, sen de başını gökyüzüne çevirip feryat etme. Çünkü aranızda Allah’ın yardımıyla hükmeden bir padişah var şimdi. Anlat derdini!”

SİVRİSİNEK:

“BEN RÜZGARDAN ŞİKAYETÇİYİM. O durmadan bize zulmediyor.
Onun baskısından, zulümlerinden bıktık usandık. Sesimiz çıkmadan, içten içe kan ağlıyoruz.”

HZ. SÜLEYMAN:

“Ey güzel sesli varlık, Allah’ın emrini can kulağıyla dinle.

Allah bana: ‘Ey adaleti uygulayan Süleyman, eğer birinden şikayetçi olan kişinin hasmı, yani davalısı orada yoksa, onu dinleme.
Davacı ile davalının her ikisi de yargıcın önüne çıkmazsa gerçek tam anlamıyla ortaya çıkmaz.
Davalı orada yokken davacı yüzlerce şikayette de bulunsa asla onu dinleme ve karar verme’ dedi.

Ben Allah’ın emrine karşı gelemem. Git davacı olduğun kişiyi buraya getir”

SİVRİSİNEK:

“Dediklerin doğru, sağlam temellere dayanıyor ama, BENİM DAVACI OLDUĞUM VARLIK RÜZGAR, O DA SENİN EMRİN ALTINDA. Ben ne yapabilirim ki?”

Bunun üzerine HZ. SÜLEYMAN:

“Ey seher rüzgarı, sivrisinek senin zulmünden şikayet ediyor, buraya gel.”
diye rüzgara seslendi.
“Karşıma geç ve suçlamaları dinle. Suçlamalara cevap verip kendini savun.”

Rüzgar bu emri duyunca süratli bir şekilde Hz. Süleyman’ın yanına geldi. Bunu gören sivrisinek kaçmaya yeltendi.

HZ. SÜLEYMAN:

“Hey sivrisinek, nereye? Bekle de ikinizin davası hakkında karar vereyim.”

SİVRİSİNEK:

“Padişahım, onun varlığı benim ölümüm demek. Onun yüzünden bu hallere düştüm, başım dertten kurtulmuyor.
O gelince huzurum falan kalmaz benim. Çünkü o beni can evimden vurur hep.”
* * *

Tıpkı bu hikayede anlatıldığı gibi; Cenabıhakk’ın dergahına varmak isteyenler, O TECELLİ EDİNCE ORTADAN KAYBOLURLAR.

Allah’a kavuşmak, kişiye ölümsüzlük denizi içinde ölümsüzlüğü, sonsuzluğu kazandırır. Ancak sonsuzluk, ilk bakıldığında kendini yokluk gibi gösterir.

Işığı arayan gölgeler, ışık ortaya çıkınca yok olurlar.

Aşık başını feda edince onda akıl kalır mı? Her şey yok olur gider, sadece Allah kalıcıdır.

(Kaynak: Mesneviden Seçmeler -Mevlana /Alkım yayınları, 1. Baskı 2006)

Reklamlar

4 Responses to “Sivrisinek”


  1. 2 filiz54 9 Kasım 2007, 4:33

    Bir FAKİR Yazmış:
    7 Kasım 2007 12:13
    Merhabalar… Öncelikle Tüm Dostları Sevgi ve Saygı İle Selamlarım…
    Bu Konu İle İlgili Şuurumdan Yansıyanları KENDİ YORUMUM Olarak Sizlerle Paylaşmak İstiyorum..

    RAHMANİYETİ Gereği RAHMETİ GAZABINI GEÇTİ… Renksiz OLAN Her Rengi Kendinde Bulur… Kendinde Yansıtır… Sınırlanmaz Kısıtlanmaz Bir Veya Birkaç Renk İle… Münezzehtir… EKBERDİR! Kırmızının, Mavinin, Yeşilin Özüdür O! Renksizdir! RENKLERİN ÖZÜ RENKSİZLİKTİR! RENKSİZİN RAHMETİDİR RENKLER! RENKSİZDEN YANSIYARAK, RENKSİZİN AYNEN YANSITTIKLARI İLE OLUŞURLAR! (B Mekanizması)… SINIRSIZDIR RENKSİZ, MÜNEZZEHTİR HERHANGİ BİR RENK İLE KAYITLANMAKTAN! LATİFDİR!

    Bu Anlattığımızla İşaret Ettiğimiz Gibi, Birim de RAHMAN-ın RAHMETİ-dir… Birim Algılasa da Algılamasa da; Bu Böyledir Sünnetullah Gereğidir, Yaratılış Sırrındandır… Buradaki BİRİM-i, yalnızca İnsan Olarak Algılamak Son Derece Büyük Bir Yanlış Olur… Zira Buradaki BİRİM Rahmanın RAHMANİYET MEKANİZMASI İLE ‘CREATE’ ETTİĞİ (VAR KABUL ETTİĞİ) MAHALDİR! (Kemalatlarını İzhar MAHALİDİR!) Ve Birimin Aslı-Orjini Bu İşaret Edilen NOKTA-dandır… Dolayısı İle ZATen RAHMANDAN GAYRI YOKTUR! KENDİNDEN GAYRI OLMAYAN, RAHMET MEKANİZMASI İLE İZHAR EDER KEMALATLARINI… İşte Bu İZHAR EDİŞİNİN SIRRIDIR B! KENDİNDEN GAYRI YOKTUR! GAYRI OLMADIĞI GİBİ, ÖTEDE BİR YERE DE İZHAR ETMEZ… MELİK DİYE İŞARET EDİLMİŞTİR FATİHADA, ÖTEDE BİR YERE İZHAR ETMEYİŞİNE…

    İşte Tüm Bu Komplike Sistemin BİRİME GÖRE İZAHIDIR B!
    İşte Bu Gerçek, Şu Çok Önemli Noktaya İşaret Eder:
    “B Sırrı İle Yaşam Öyle Bir Takım Yaşam Tarzından Sonra Elde Edilecek ÖTELERDE SONRALARDA ULAŞILACAK BİR YAŞAM TARZI DEĞİLDİR!
    ZAT-EN B SIRRINCA YAŞAMDAN BAŞKA BİRŞEY YOKTUR! OLMAMIŞTIR!
    RAHMANIN RAHMETİ B SIRRINCADIR!
    VARLIK KÜLLİYATI İLE B SIRRINCA PROJEKTE OLMUŞTUR!
    Dolayısı İle Ancak B SIRRINA FARKINDALIK SÖZ KONUSU OLABİLİR…
    Esas Dava da Bu Farkındalık İle Yaşama Davasıdır!
    “İhdinasSıratal’müstekıym” İle Talep Edilen En-am Grubunun Yaşamı Belki de…

    İşte Benim Anlayışımca ALLAH-IN İPİ; Bu Gerçeğe Ulaşıp Bu GERÇEK DOĞRULTUSUNCA YAŞAMAKTIR! Daha Doğrusu Bu Gerçek Doğrultusunca YAŞA-dığının HAKKIYLA FARKINDA OLABİLMEKTİR…

    Kuran-da Hiçbir Anlatım Hiçbir Kelime Tesadüfen Seçilmemiştir. Şuurunuzca Ayetteki İP İle Anlatım; VAR OLAN BİR İP İLE BİR YERDEN, BELKİ DE YUSUF GİBİ KUYUDAN ÇIKMANIZA İŞARET EDİYORDUR MUHTEMELEN… İşte O VAR OLAN İP VARLIKTAKİ BU B MEKANİZMASININ ZAT-EN VAR OLUŞUNA İŞARET EDER… Bu İpe Sarılma da Yukarıda Açıkladığımız Gibi FARKA Gelmektir…

    Tüm FARK-a Gelenlere SELAM Olsun Bizden…
    Sevgi İle Kalın Dostlar…

  2. 3 faik 11 Kasım 2007, 6:12

    Sessiz bir köşeye çekil, gözlerini kapa. Sonsuzluğa dal, HİÇliğe var. Belki de budur, zatındaki hal.

  3. 4 filiz54 12 Kasım 2007, 7:11

    İKİ NUR
    Cihanda en büyük sıddikiyet ve teslimiyet örneği Hazret-i Ebu Bekir(r.a) geceleri namaz kılarken gayet hafif sesle kıraat ederdi. Hazret-i Mustafa’nın şerefli gönlünden onun gönlüne nurlar dökülmüştü. Rabbü-l-Alemin’in bağrı yanık bir âşıkı idi.. Allah Resulü’nün sevgisiyle gönlünü yele vermişti. Her şeyini sonsuzluk Nebisi’nin uğrunda feda etmişti.

    Buna mukabil Cenab-ı Ömer (r.a) daima yüksek sesle okurdu. O da bir ulviyet çağlayanı idi. Kah aşk derdiyle aleme inciler saçar, kah gönül çeşmesinden hakikat billurları akıtırdı.

    Birgün, Allah’ın Sevgilisi, topyekun zaman ve mekanın ve bütün mahlukatın Nebisi, Cihan Sıddık’ına sormuştu:
    -Ya Eba Bekir!Ne diye hafif sesle okuyorsun?
    -Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Resulü!.. Ben namazda Rabbime hitap ediyorum! Rabbim, ben ne kadar hafif bir sesle dua edersem edeyim beni işitir!
    O zaman Ebedi Hayat Müjdecisi, güneşlerden daha parlak yüzünü Hazret-i Ömer’e döndü, dudaklarında Cennet sabahlarını andıran tebessüm vardı:
    -Ya Ömer, dedi, peki sen namazda neden yüksek sesle okuyorsun?
    -Ey Allah’ın Resülü, Ömer’in canı sana feda olsun… Ben uyuklayanları uyandırmak ve şeytanı korkutmak için öyle yapıyorum!
    Allah Rasulü tatlı tatlı güldüler… İki nur, İslamiyetin iki büyük şahsiyeti.. Ve Allah Rasulü’nün halifeleri… İşte onlar böyleydi!..
    ……………

    Birgün yakınları din ve şeriat ulusu Hazret-i Ömer’e dediler ki;
    -Ya Ömer! Kölelerin sırf azad edilmek için namaz kılıyorlar. Seni aldatıyorlar.

    Cevap verdi Hz.Ömer;

    -Aldanıyorsam Rabbimle aldanayım. Beni aldatırlarsa Rabbimle aldatsınlar. Zira dostla aldanan aldanmaz!..


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: