Salih Amelde Zaman Faktörü

Salih amel kavramı Kurân’da birçok ayette vurgulanan önemli bir ibadet yöntemidir. Allah’a B sırrıyla imanın otomatik getirisi olarak açığa çıkan ve imanı bütünleyerek güçlendiren bir özellik taşır. Salah makamının asaleten sahipleri olan Salih insanların vazgeçilmezidir, salih amel. Kapsam olarak da genişlik arz eder. Bahsettiğimiz bu çok yönlülük, salih amelin insanlara faydalı olabilecek tüm güzel fiilleri kapsamasından kaynaklanır. Yol üzerinde insanlara eza verici engelleri kaldırmaktan, engelli insanlara yardıma; hakiki din bilgilerini insanlara ulaştırmadan zekata; hastalara, yoksullara ve ihtiyaç sahiplerine yardımdan hususi teknik ibadet çalışmalarına kadar bir çok iyi haslet bu kavrama dahildir. Başka bir deyişle, bireyden başlayarak topluma ve insanlık alemine kadar genişleyen bir skalada yer alır salih amel.

Namaz ibadeti orijinalinde salat olarak ifade edilir. Salatın ikamesiyle oluşan hususi miracımızda salih amel bir merdiven görevi görmektedir, diyebiliriz. Salih ameli yaşamında bilhakkın gerçekleştiren inançlı bireylerin salatı ikame olmuştur. (Salat, Salah olarak da okunur. ) Bundan şüphe dahi etmemeliyiz. Bu bütünleyici hususa Maun suresinde değinilmiştir. İnfak etmeyen bir insanın salatı ikamesi mümkün olmamaktadır. İnsana yapılan iyilik Hakka ibadetle eşdeğerdir. Asıl hizmet; insanlar arasında ayırım yapmadan insana hizmet etmektir. Hakka hizmeti hiçbir cemaat ya da ekol tekeline almamalıdır. Her insan kendi vüs’ati ölçüsünde maddi ve manevi izzet ve ikramda bulunarak hizmetini gerçekleştirebilir.

Salih amel, yaşamımız boyunca sürdüreceğimiz bir aksiyondur. Bu noktada vartaya düşülen en önemli husus ise, salih fiillerin bilerek ya da bilmeyerek sonraya bırakılmasıdır. Burada nefis ve şeytanın rolü yadsınamaz. Ne zaman faydalı bir işe koyulmak istesek ya kendi nefsimiz ve şeytanımız ya da çevremizdeki negatif tesirler bize menfi tesir ederek engel olurlar. Bu tuzaklar daha çok içsel ve dışsal telkin yöntemiyle yapılır. Bu tarz telkinlere örnek verecek olursak:

Şayet öğrenciysek “Sınavlara kadar ders çalış, sonra maneviyatla ilgili mütalaanı yaparsın” derler. İşadamıysak “Kırkta bir zekat yeterli fazlasına gerek yok” fısıltısı gelir. İmamsak “Hasan sen namazları kıldırıver, ben de bir hafta kadar dinleneyim” deriz. Her seferinde erteler ve böylece tuzağa düşeriz. Bu telkinlerin hepsinde de zaman faktörünün göz ardı edilmesini açıkça görebiliriz.

Ânı yaşayıp değerlendirmek durumunda olan insan, kısa ömründe yapması gereken faydalı amellerini sürekli erteleyerek aldanmaktadır. Daha açık söylemek gerekirse aldanıyoruz. Bu noktada tabiri caizse oldukça uyanık ve dikkatli olmalıyız. Zamanımız faydasız meşgalelerle ziyan etmemeli ve özellikle zikir çalışmamızı ki en önemli salih ameldir, yapmalıyız; gerek teknik gerekse tefekkür boyutunda. Yolda giderken, vasıtada, iş yerinde kısacası nerede olursak olalım amellerimizi ibadete çevirebilecek her girişimde bulunmaya gayret etmeliyiz, ortama göre.

Komşumuzun kapısında bir çöp paketi mi gördünüz hemen alıp çöpe atıverin (Kuddus ismi tecelli etti). Toplu taşıma aracındasınız. Yanınızda ayakta birini fark ettiğinizde hemen yeriniz ona verin. (Veli ve Hâmi isimlerinin manasını yaşadınız). Ayakkabınızı boyattınız. Ücretini verdikten sonra müsaitseniz en yakın lokantaya girin. Bir ekmek arası döner yaptırıp poşeti boyacı gencin eline tutuşturuverin ve hemen oradan sessizce uzaklaşın. (Rezzak ve Kerim burçlarından pencereler açılır). Pazar alışverişinizi yapıp mahallenize geldiniz. Hemen oyun oynayan çocukların ellerine birer elma tutuşturuverin ve onlara tebessüm ederek başlarını okşayın. (Kerim, Rezzak, Halim ve Vedud isimlerinin sizdeki mana açılımlarının genişlediğini hayretle müşahede edeceksiniz. ). Arabanızla ya da otobüsle giderken yolunuz bir hastaneye düşerse müsaitseniz yarım saatinizi hastane turuna ayırın. Hızlı adımlarla koridorlarda dolaşırken sadece dışarıdan hasta odalarına doğru nazar ederek ilerleyin ve turunuzu bitirmeden önce son olarak acilde bekleyen hasta yakınlarının olduğu odaya girip birkaç dakika sükunet ve ölüm rabıtasıyla aralarında oturun ve sonra sessizce oradan ayrılın. (Şafi, Veli, Vekil, Rahim isimlerinde terakki).

Bütün bunları ise aşkla, şevkle ve de şefkatle yapın. Yepyeni bir yaşam boyutuyla tanışacak ve yüz yüze geleceksiniz. Tansiyonunuz ve nabzınız düzelecek ve iyileşeceksiniz. Ve öyle bir aşamaya geleceksiniz ki adeta zamana hükmedecek ve ebedileşeceksiniz. Önemli olan, salih amel kapsamındaki bu uygulamaları az da olsa devamlı olarak yapabilmemiz. Pozitif yaşamı zamanın bütününe yayabilmemiz. En azından denemekte fayda var derim. Kısacası salih amelde zaman faktörünü iyi değerlendirmeliyiz. Selam ve dua ile…

Nazım Akpınar
www.yorumsuzblog.net.tc
ahad103@hotmail.com

Reklamlar

4 Responses to “Salih Amelde Zaman Faktörü”


  1. 1 faik 17 Ekim 2007, 10:31

    İnsan Allah’ın isimlerinin terkipsel haliyle yaratılmıştır. Bu isimler en kapsamlı olarak beyinde açığa çıkar. Kimi isimlerin oranı çok, kimi isimlerin oranıda azdır.Astrolojinin, dua ve zikirin önemi, dinin gelmesinin sebebi, insanın terkibini düzeltmesinin, dengelemesinin yolu da bu noktaya dayanır. Astroloji ilmi ile kişinin yapısını oluşturan esmaların oranı tesbit edilir, düşük oranlı esmaları yükseltmek, yüksek oranlı esmaları da düşürmek amacıyla uygulanacak zikir ve ameller tesbit edilir ve kişide uygulanır. Bu çalışmaları eskiden tasavvuf yuvaları olan gerçek tarikatlar yapmaktaydı. Ama günümüzde bilinçli olarak bu çalışmaları yapan var mı bilmiyorum.

    İbadet olarak adlandırdığımız, Hakka ve halka dönük olarak, gerçekte kendimiz için yaptığımız çalışmaların tümü, varlığımızı oluşturan esmaların oranını eşitlemek, ortalamak içindir. Allah boyasıyla boyanmanın, orta yolu bulmanın manalarından birinin de bu olduğu kanısındayım. Salih ameller, islah eden ameller, bizi barışa götüren ameller, esmalarımızda dengeyi sağlayan amellerdir ki bu adı almıştır. Çünkü her amelimizle, fiilimizle esmalarımıza bir ayar çekmekteyiz. Bundan dolayı da “insan ne yaparsa kendisine yapar” denmiştir. Gerçekte başkasına yaptığımızı sandığımız iyiliği de, kötülüğü de kendimize yapmaktayız. Ayrıca yasak olanı, yanlış olanı yaptığımızda beynimize ve bedenimize zararda vermekteyiz. Ruhumuza verdiğimiz zararı ise ancak Allah bilir. Bizi tefekküre sevk eden yazıları sitenizde yayınlatanlardan Allah razı olsun.

  2. 2 filiz54 22 Ekim 2007, 8:46

    Denge’yi hesaba katmaz isek, iyilik melegi olma putumuz karsimizda bir baska put olarak cikacaktir.. Bilincli ve arindirici yapilmayan her eylem belki sevap kazandiracak omru uzatacak, Allah’a erme de yine zaman uzatacak olabilir.. Bu yuzden iyilik ana hedef olmamali ve bizi iyi birsey yaptigimiz yonunden uyutmamali.. Super bir yazi oldugunu dusunsem de, kayma noktalarimizi hesaba katmadan gecmek istemedim.

  3. 3 Nazım 29 Ekim 2007, 10:28

    Ana hedef Hakkın rızası. İyilikse sadece bir vesile.. Selam ve dua ile

  4. 4 ışık 30 Ekim 2007, 10:20

    Kendinde bulduğu özellikleri yine kendi olarak yaşar. Hangi boyutta yaşıyorsa o boyutun kurallarını yerine getirir. Her rolün hakkını vererek bir sonrakinin yaşam şeklini kolaylaştırır. Tek kendini yaşıyordur, herşeye rağmen. Yaşanılan kurallar ise, yaşadığını zannedenlerin idrak ve sistemi fark edişleri kadar, bundan aldıkları nasipleridir.
    ALLAH kolaylaştırmış olsun.


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: