Daha Ötesi..

Üstad Ahmed Hulûsi, KURÂN MUCİZESİ “EKBER”İYET başlıklı yazısında:

Bakın Allah Rasûlü muhteşem Zât, 1400 küsur sene önce, bu katmansal değerlendirmeyi nasıl anlatmış mecâz – benzetme yollu:

“Birinci kat semâ ikinci kat semâ içinde çöle atılmış bir yüzük halkası gibidir. İkinci kat sema ise üçüncü kat semâ içinde, çöldeki bir yüzük halkası gibi kalır… Yedinci kat semaya kadar bu böylece devam eder… Yedi kat semâ ise kürsî içinde bir yüzük halkası gibi kalır çöldeki!”

“Kürsî” ve “semâ” kelimeleriyle işaret edilen katları, afâka göğe, uzaya dönük olarak değil; varlığın orijinine, “nokta”ya doğru katmanlar olarak değerlendirin.
Ayrıca… Daha da ötesi…

Dedikten sonra şu soruyu sormaktadır:

Atomik kökenli olarak algılamakta olduğumuz katman olan evrenimiz, acaba, hangi “üstmadde”(?) türü evrenin içindeki, bir alt katman (semâ) olarak kalmaktadır?
*******

Mademki sorulmuş bizde aklımız yettiğince sorunun cevabını bulmaya çalışalım…

Atomik kökenli olarak algılamakta olduğumuz katman olan evrenimiz, acaba, hangi “üstmadde”(?) türü evrenin içindeki, bir alt katman (semâ) olarak kalmaktadır?

Çalışmamıza hadisi şerifin yorumu ile başlayalım.

“Birinci kat semâ ikinci kat semâ içinde çöle atılmış bir yüzük halkası gibidir….

Tasavvufta Dünyaya göre birinci kat sema diye isimlendirilen Ay, bilimsel verilere göre 3476 km çapındadır. İkinci kat sema Venüs ise, 12104 km çapında bir küredir. Her ne kadar Venüs Ayın birkaç misli büyüklükte ise de, çöle atılmış bir yüzük kıyaslaması fiziki manada doğru sayılmaz.

Demek ki Üstad Ahmed Hulûsi’nin uyardığı gibi; konunun fiziksel manada değil, varlığın orijinine, “nokta”ya doğru katmanlar olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
***

İş böyle olunca sema bazılarının dediği gibi gökyüzü değil, bilinç anlamına gelmektedir.

Hadisi şerif bu yönü ile ele alındığında, ikinci kat sema bilincinin veri tabanı olan mana bakımından, birinci kat sema ile kıyas götürmeyecek kadar zengin olduğu anlaşılmaktadır.

Nihayet yedi kat sema olarak adlandırılan Güneş sisteminin mana zenginliği açısından Kürsi’ye (galaksiye) kıyasla çöldeki bir halka yüzük nispetinde olduğu sonucu çıkıyor ortaya. Fiziki anlamda da öyledir…

Bu bağlamda Kürsi de, Evrende hem mana zenginliği ve hem de fiziki bakımdan çöle atılmış bir halka yüzük nispetindedir.
***

Birimin bilincinin aslı olan esma terkibi bizce esma mertebesinden süzülüp gelen sonsuz manaların o birimin var oluş amacına göre zahire çıkışından başka bir şey değildir.

Bu açıdan bakınca katmanlar arasındaki kıyas; esma mertebesinin birimler olarak kendisini seyri noktasına gelmektedir. Çünkü her katman terkipsel bilinci ile bir birim hükmündedir.

Beş duyu şartlarında madde olarak algılansa da üzerinde yaşamakta olduğumuz Evren, Allah adı ile işaret edilenin Rahman ve Rahim olarak; ilim sıfatı ile ilminde var kıldığı esma mertebesinin bir An’lık projeksiyonundan başka bir şey değildir.

Olaya daha bir alt boyuttan baktığımızda Nokta tabir edilen Evren, sayısız esma alemlerinden bir esma alemin projeksiyonudur.

Bize göre sözünü ettiğimiz sayısız esma alemleri, Üstad Ahmed Hulûsi’nin sayısız Noktalar düzlemi diye mecazen ifade ettiği boyutun veri tabanı olan boyuttur.

Bu açıdan bakıldığında Evren, sayısız esma alemlerinin zuhuru olan sayısız Evrenler içinde bir alt katman (semâ) olarak kalmaktadır ve çöle atılmış bir halka yüzük mesabesindedir.
*******

Sayısız Noktalar düzlemi, bizce İnsanı Kamil boyutu olarak da kabul edilen MİM harfinin işaret ettiği manaya denk düşmektedir.

MİM harfi ile işaret edilen boyut, LAM harfi ile tanımlanan sonsuz zati sıfatların tafsili niteliğindedir.

İlim sıfatı diye adlandırılan sonsuz zati sıfatlar ise, ELİF harfinin karşılığı olan AHAD sıfatının tafsilinden başka bir şey değildir.

AHADİYET, kendinden gayrı olmayan HU’nun (mutlak BEN) ilk ve tek zuhurudur. Kısaca AHAD olan ALLAH adı ile işaret edilen vardır ve O’nunla birlikte hiçbir şey yoktur.
*******

Katmanlar, semalar, evren içre evrenler, paralel evrenler, evren, evrenler…

Başka bir deyişle: Sayısız esma alemleri, sayısız noktalar, esma mertebesi ve meydana getirdiği nokta, noktanın koni olarak projeksiyonu, noktanın projeksiyonu olan koni indinde kendi noktalarından projekte olan sayısız koniler, o konilerin kapsadığı kendi noktalarından projekte olan sonsuz varlıklar ve kendileri olarak meydana getirdikleri…

Anılanların tümü; Allah ismi manasına ayna olmuş, HU isminden başka mana tanımayan, bu yönü ile de kendini “Cahil” diye isimlendiren İnsanı Kamil’in ilmi seyrini, Rasulullah suretine bürünüp var saydığı varlıklara mecazlarla açmasından başka bir şey değildir.

İşin aslı bu olunca, “yaratılmışlık” deyimi ancak ve ancak mecazen kullanılabilir. Olsa olsa, o da mecazen, noktanın projeksiyonu içinde kalan esma terkipleri için bu deyim kullanılabilir ki onlar, Ruhu Azama, Noktaya göre hayal hükmündedir. Yoktan, yok olarak yaratılmış birimlerdir.

ÜSTAD’ın: “Tüm yaratılmışlar onun kapsamındadır”, dediğimiz “RUH” adlı melek (Hakikati Muhammedî), her bir şeyin hakikatidir. “Rabbimle görüştüm” diyen, bu noktaya işaret etmiştir.” cümlesi ile işaret ettiği gibi…

A.İ
İstanbul
10.02.2007
Rev: 22.08.2007
www.yorumsuzblog.net.tc

Reklamlar

2 Responses to “Daha Ötesi..”


  1. 1 ışık 31 Ekim 2007, 5:00

    İnsan ismi ile yaratılan, tüm boyutları içinde barındıran, mükemmel beyin İNSAN… İndindeki seyri an üzre yapabilen bilinç. Kendindeki içsel yolculuğunu boyutsal katmanları ile yapabilecek kabiliyette yaratılmış insan. En alt boyut olan madde kabulünden, bir üst boyutu fiilerin manalarını seyir alemine geçebilen beyin. Her bir boyut bir diğerine geçiş imkanını tanıyor. Bilgiyi değerlendirebildiği ölçüde deşifre edebiliyor.

    Bugünün ilmi ölçüsünde yapılan değerlendirmeler, bize yaşadığmız anı değerlendirme imkanını sunuyor. Bilinç boyutunda yapılan yolculuk, bir alt boyutta yaşadıklarını daha kolay algılamana, sonuçlarını daha kolay görmene vesile oluyor.

    Bilinç yarattıklarını her haliyle seyrediyor, dilediğince. Bilincin gören gözü olan alt katmanda yaratılan insan yeryüzünde halife seçiliyor. Hilafetinin farkında olarak cennetinde yaşıyor. Yaşanılan bu yaşam bilincin boyutsal yolculuğu olarak algılanıyor. Enfüsünde, hakikat noktasına yapılan bu yolculuk, iman ettiğimiz gerçeklere, bizzatihi şahitlik ederek ikan sahibi olmamızı sağlıyor. Her oluş bir diğerini getiriyor değerlendire bildiğin ölçüde. Nasipte varsa seyreden oluruz inşaallah.

  2. 2 Mehmet 11 Ocak 2009, 11:59

    Biz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik. (SAFFAT 6. ayet)


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: