» Beyin Fırtınası (6)

beyin-firtinasi4.jpegBeni isteyen beni bulur.
Beni bulan beni bilir.
Beni bilen beni sever.
Beni seven bana aşık olur.
Bana aşık olana ben de aşık olurum.

Ben kime aşık olursam onun canını alırım.
Ben kimin canını alırsam, diyetini de üstüme alırım.

(Hadis-i Kudsî)

Hadiste; Hakikat Yolcusunun – nasibi ölçüsünde- yaşayacağı süreçler, aşacağı basamaklar anlatılmakta….

Üzerinde genişçe düşünelim… Cümle cümle çözecek olsak neler çıkar?…

* * *

YORUMUNUZU-İLMİNİZİ DOSTLARLA PAYLAŞIN..

(Önemli hatırlatma: Oturuma katılanların fikirleri üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.)

www.yorumsuzblog.net.tc

* * * * * * *

BEYİN FIRTINASI:

Yeni fikirler oluşturmak üzere, düşüncelere engel koymaksızın, önceden belirlenmiş kurallar dahilinde yapılan fikir yaratma yöntemi.

Bir grubun belirli bir konu üzerinde mümkün olduğunca çok sayıda fikir üretmesi amacıyla kullanılan demokratik ve katılımcı bir çalışma tekniğidir.

Disiplinli ama baskıcı olmayan bir yaklaşımla; basit, aykırı, karmaşık, uçuk … düşüncelerden yaratıcı ve uygulanabilir fikirler oluşturmak için grup sinerjisini kullanmayı amaçlar.

Uygulama Adımları:
Söylenen fikir üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.
– Fikirler tükendiği zaman beyin fırtınası oturumu tamamlanır.

Prof. Dr. Nüket Yetiş
TÜSSİDE Başkanı

Reklamlar

10 Responses to “» Beyin Fırtınası (6)”


  1. 1 metin 11 Ağustos 2007, 12:06

    BENCE BU HADİSİ ŞERİFTEKİ KUDSİ MANA ŞU:

    CENABI ALLAHIN AŞIK OLMASI DEMEK, KENDİ İSİM VE SIFATLARIYLA MEYDANA GETİRDİGİ YARATMIŞ OLDUĞU MAHLUKTA Kİ, YARATILIŞ GAYESİNDEN DOLAYI HİSSETMİŞ OLDUĞU BİZİM ANLIYAMIYACAĞIMIZ BİR BİÇİMDE MUHABBETTİR, AMA KENDİNE….

    CANINI ALIRIM İSE, BEDENE DÖNÜK YAŞAMINI BİLİNÇSEL VEYA MANASAL ANLAMDA, KENDİ SEVGİ VE ULUHİYYETİNİ ANLAMAK VE İDRAK ETMEYE ÇALIŞMAK GİBİ KONULARA YÖNELTEREK, SADECE KENDİSİNİ O KUL İÇİN ÖNEMLİ KILMASINI SAĞLAMASIDIR (AH BENDE ÖYLE KİŞİLERDEN OLMAK İSTERDİM), YANİ KENDİNE SEÇMESİDİR… KENDİSİNE SEÇTİĞİNİN DİYETİNİ ÜSTÜNE ALMASI DA, O KULUN HER TÜRLÜ AMAÇ EDİNMEDİĞİ BEDENSEL DÜNYASAL İHTİYACINI, DİLEĞİNİ MEYDANA GETİRMESİNİ VEYA ONU MAHZUN ETMİYECEĞİNİ ANLIYORUM HİÇ BİR KONUDA..

    BU BENİM ACİZANE DÜŞÜNCEM. İLLA Kİ ÇOK DEĞİŞİK SONSUZ MANALAR VARDIR.

  2. 2 Evren 11 Ağustos 2007, 12:27

    “Öyle sanırdım ayrıyam
    Hak gayrıdır, nen gayrıyam;
    Benden görüp, işiteni
    Bildim ki ol canan imiş…”

    Niyazî Mısrî

  3. 3 ceyda 11 Ağustos 2007, 10:51

    Önce şunu iyi bilmek gerekir! Kudsi hadisler mecazi anlatımlar ifade eder. Ötende bir yaratıcı bir de sen varmışsın gibi. Bu yüzden de bu mecazların işaret ettiği manaları iyi düşünüp yerlerine otutturmak gerekir..

    Muhyiddin Arabi şöyle der ”Aramakla bulamadılar, ama bulanlar da hep arayanlardı”. Sanki bu ifadede bir sistem açıklanmış gibi geldi bana..

    Peki O’nu Öz’ünde bulan O’nu bilir mi? Bence bilmenin ötesine geçer ve O’nda yaşar..

    ”Beni bilen beni sever” Diyor hadis.. Bence sevgide şirk vardır! Bir seven, bir de sevilen ikiliği. Seven ne zaman ki benliğini ateşe atar, işte o zaman seven bir mecnun olmaktan kurtulur..

    ”Beni seven bana aşık olur” diye devam ediyor.. Aşk sözü ‘ışk’ kökenlidir. Yani günül çelen cazibe anlamında. Gönül aşık olduğu noktaya yönelir ve kuvvetli bir akış başlar. Bu akış gönül sahibini kopartırcasına çeker, ta ki o gönül cezb olduğunda eriyinceye değin. Gönül eridiğinde, aşık olunandan gayrı kalmaz..

    ”Bana aşık olana bende aşık olurum”.. Tabi ki, çünkü O, aşık olanla yaşamak istediğindendir..

    ”Ben kime aşık olursam onun canını alırım”.. Aşık olan, aşık olduğunu ölesiye kıskanır! Paylaşamaz O’nu kimseyle. ”Sadece benle olsun, benimle olsun” ister. O’nu öldürüp kendiyle diriltmek ister..

    ”Ben kimin canını alırsam diyetini de üstüme alırım”.. Biz birinin canını alırsak sanırım katil oluruz! Ama aşık olan alırsa, O’na bizim hayal bile edemediğimiz yaşam hediye eder..

    …Bunlar bize göre şeyler değil, sahi fenerbahçe maçı kaç kaç bitti?..

  4. 4 arif 11 Ağustos 2007, 3:21

    Bir maşukun kaç aşıkı olur?

    Hepsinin aşkı aynı mıdır? Hepsine aynı şiddette mi karşılık verilir? Her aşıkın miktarınca değişik aşk mı vardır yoksa?

    Her aşığın ayrı ayrı odaklanması mı, yoksa her aşığın ayrı ayrı birer maşuk mu olması kuşatılabilen?

    Kuşatılamayana aşık olunabilir mi?

    Canı alınan, kamil insan olmasın sakın?

    Kamil insan aşkı haketmiyor mu?

  5. 5 tolga 13 Ağustos 2007, 9:20

    bazen dikkat ediyorm arkadaşlar batını anlamlarını düşünmeye okadar kaptırıyorlarki kendilerini hayatımızda uygulamaız gereken zahiri manalarını göremiyorlar şunu unutmamak gerekirki sadce batın anlamları ile amel eden küfürdedir sadce zahir anlamları i,le amel eden eksikte olsa dogrudadır evet asıl olan batini ve zahiri anlamlarının ikisi ile amel etmektir..
    aşşahıda bu hadisin sadrettin konevi hz ait açıklamasını bulacaksınız…

    -Beni bilen talep eder… Beni talep eden bulur… Beni bulan sever… Beni seveni
    öldürürüm… Bir kimseyi öldürürsem diyeti Bana düşer… Bir kimsenin diyeti Bana düşünce
    onun diyeti bizzat Ben olurum.”

    Görüldüğü gibi bu Hadis-i Şerif de kudsîdir. Özellikle marifete işaret edilmektedir. Biz de o
    yoldan gideceğiz.
    Bilesin ki İlahî marifet iki kısımdır. Biri Marifet-i Zât; öbürü de Marifet-i Sıfat.
    Marifet-i Zât; O’ nu mutlak ahadiyeti cihetinden bilmek mümkün değildir. Marifet-i Sıfat’ a
    gelince; O’ nu bilmek mümkündür.
    Buna göre, marifet talebi gerektirir. Talep ise bulmayı icab ettirir. Bulmak da sevmeyi
    gerektirir. Sevgi de ölümü. Bu ölüm, fenâ halidir. Ölüm ise diyeti icab ettirir. Diyet ise ancak
    aklı başında olana ödettirilir.
    Gerçekten, öldürülenin diyeti ancak öldürendir. Özellikle bu manaya şu âyet-i kerime
    işaret etmektedir: “Bir kimse, Allah’ a ve Resul’ üne doğru yola çıkar da sonra ölürse, onun
    ecri Allah’ a kalır.” (Nisâ Suresi, Ayet-100) Yani zâtı ile ona bekâ verir çünkü bu manada, katil
    maktulün aynıdır. Hakikat değişmez. Zira hakikat birdir.
    Kesrete gelince, o, birtakım aklî, vehmî ve izâfi nisbetlerden ibarettir. Keşif ehli zatlara
    göre bunlara itimat yoktur.
    Anlatılan manaları bir irfan sahibi şu şiiri ile dile getirmektedir:
    Devamlı O’nunum, O da artık benimdir;
    İki zat arasında fark yok, sevgilimdir …

  6. 6 hakan 13 Ağustos 2007, 7:48

    Beni isteyen BEN i bulur. BEN i bulan esma terkibi olduğunu bulur. Gölge kayyumunu sever. Nasıl sevmesin ki varlığı onunladır, ondandır.
    Bu sevda yolunun çıkacağı tek adres AŞK. Maşukun aşıkı uğruna feda edemeyecek NEYİ vardır. Aşkı ve ötesini yaşamayan ne bilir. Aslında yaşamak mı uğrunda her şeyden geçmek mi? ÖLMEK mi?.. Beşeri aşklarda bile dudaktan dökülenler:

    Yazımı kışa çevirdin,
    bak gözümde yaşa leylam.
    Viran oldu evim yurdum,
    ne söylesem boşa leylam.
    Mevlam ayrılık vermesin,
    gökte uçan kuşa leylam..

    Aşkınla yaktın sinemi,
    aldın gittin benden BENİ,
    viran eyledin hanemi,
    vurdun taştan taşa leylam….

    olunca,…
    HAK ka aşkı hangi kelimeler anlatabilir. HAK kın aşkını kul ne bilir.
    Bu bedende, bu dille bunları söyleyen mi söyleten mi?…
    Bana cansın gönlüme yar,
    nasıl tatlı nasıl tatlı özlemin var.
    Gözüm sende gönlüm sende,
    ben yok oldum artık bende.

  7. 7 Gone with the wind 14 Ağustos 2007, 10:31

    Biz insanlar fıtratımızdan gelen bir şekilde (aşk ile yaratılmamızdan ötürü olsa gerek) aşkı seviyoruz ve özellikle aşkın edebiyatını yapmaktan çok hoşlanıyoruz. İşte bu sebeple olsa gerek içimden bu yorumlara aşktan söz ederek katılasım geldi.

    Aşk, Allah rızası için yaşamaktan ibarettir. Ki O’nun rızası için yaşamak da dünyaya ve dünyalık olanlara (özellikle maddeye) değer vermemek, fizik bedeninin zevklerine düşkün olmamak, tabiatından gelen dürtülerle mücadele (yani zühd); ilim, zikir ve fikirle Allah’ın unutmamak için gayret ve Sünnetullah’a uygun yaşamak (yani takva) ve yine Allah rızası için Hak’ka ve halka hizmetten ibarettir. Kısaca aşık maşukunun rızasını kazanmak için adeta deli gibi çalışıp çırpınır. Eğer aşık olduğunu iddia eden kişide bunlar yoksa, aşkında yalancıdır. Sözleri de ancak aşkın edebiyatında kalmak, ötesine geçememektir. (Fakat edebiyatını yapmak da azımsanmamalı. Çünkü o da ilim, zikir ve fikirdendir. Aşıklara Allah’ı unutturmaz ve dahi yeni yeni aşıklar çeker Aşka..)

    Aşkta acı ve ıstırap vardır, yanmak vardır, sevdiğin uğruna çeşitli cefa ve sıkıntılara katlanmak vardır, aşk çiledir. Fakat öyle bir çiledir ki aşk, aynı zamanda bir zevktir.

    Aşıklar ne dünya için yaşar, ne ahiret için.. Onlar sadece Allah’a kavuşmayı arzular. O’na kavuşmak için O’nun rızasını kazanmak isterler. Allah rızası için gayretinin sonucu ise, zulmetten perdelerin kalkmasıdır. Sonra “mehtapta AY’ı seyretmek misali” O’nun vechini seyir başlar. Yoksa “Sen BEN’i göremezsin ya Musa” hitabı gereğince, nefsiyle yaşayanlar asla O’nun vechini görmeye muvaffak ve layık olamazlar.

    Allah rızası için gayreti ise, aşktaki kudret verir. Bu açıdan aşka kudret de denilebilir. Onun için demezler mi “aşk her şeye kadirdir.”

    Aşıkın gerçek anlamda maşukuna kavuşması ve O’nda erimesi olayı da O’nun vechini seyretmeye başladıktan sonra gerçekleşir. (Tıpkı miraç’ta olduğu gibi) Ki bu seyir Allah’a ait manaların (esmanın) afakta ve enfüste seyrinden başka bir şey değildir. Fakat dediğimiz gibi bu seyir çok sürmez, ne vakit aşık sevdiğinin yüzünü görür (yani O’nun manalarını seyretmeye başlar), O’nun güzelliğinden aklı yavaş yavaş başından gider.. “Düşünüyorum, o halde varım” hükmü akıl baştan gidince, eli mahkum düşer. Sonra maşuku aşkına ummadığı, beklemediği bir anda (kıyametin ve fiziki ölümün habersiz gelişi gibi) büyük sırrını açar. Aşık o sırra agah olduğu anda nurdan perdeler de kalkar ve aşık aşkında (maşukunda) erir, geriye de sadece sırrı kalır.

    Fakat bu da edebiyatı yapılırken anlatıldığından çok farklı bir olaymış (yaşanmadan bilinmez kuralınca), yaşayan birinin bana anlattığına göre..

  8. 8 faik 25 Ağustos 2007, 11:38

    Düşe düşüp kalma
    Kendini hayrete salma
    Haktan başka ne var ki
    Tabire hacet ola!…
    Hayatı yorumsuz yaşayalım.

  9. 9 birol 9 Aralık 2007, 7:49

    slm ask ALLAHin kendinde buldugu hazinelerinin yine kendiyle kendine bakmasi ve sevmesidir!LA ILAHE ILLALLAH ILLA HU…

  10. 10 serdar 13 Aralık 2007, 3:22

    Burada aklı bırakıp aşkla yürümeli.
    ALLAHHH….


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: