» Maide Sofrası nedir?

maide.jpgMaide, sofra demektir. Yani teslimiyeti olanlara indirilen Kur’an’ ı Kerim’in ilmi ledün diye bahsettiği manevi bir sofradır. Sır ilimlerini öğrenmek anlamına gelmektedir.

M: Muhammed
A: Allah
İ: İlim
D: Dünya (her an tecelli eden mazharlar)
E: Hakkın emirlerini ifade eder…

Hadis-i Kutsi, “Küntü kenzen mahfiyyen feahbebtü en unefe fe halektel halka li uref” (Ben gizli bir hazine idim bilinmekliğimi murad ettim ve bu halkı halk eyledim ki bilineyim.) buyurulmuştur… Zatından sıfatlarına, sıfatlarından esma alarak fiillerine zuhur edip, asarlarıyla kendini ilan etmiştir.

Hz. İsa (A.S.) ın havarileri bu tecelli sırrını bilmediği için peygamberleri olan Hz. İsa (A.S.) a -Maide suresi 112- “Ey İsa senin Rabbin gökten bir sofra indirmeye kadir olur mu?” dediler. Bizim Rabbimizden iste demediler. Çünkü onların Rabbi buna kadir olamazdı. Hz. İsa (A.S.) da eğer Allah’a inanıyor ve müminler iseniz Allah benim dileğimi reddetmez dedi.

İşte bir salik de, zamanın İsa sı olan Mürşidi Kamilinden Ehadiyet sırlarının bu mukayyet varlıklara tecellilerinden istifade etmek istiyorsa, maide sofrasını istemelidir. Yalnız kamilinin resminden tecelli eden o Hakikat sırlarına inanmalı, sevgisinde, edebinde, teslimiyetinde zerre miktarı eksiklik olmamalı, tam inanmalıdır. İşte o zaman arzu edilen sofra iki bulut arasından yani kamilin iki dudağının arasından ilmi ledün olarak inmeye başlar. Yoksa inanç ve itikadında eksiklik olanlar bu sofradan yeterli faydalanamazlar.

Hz. İsa (A.S.) duayı yaptığında iki bulut arasından bir tepsi içinde örtülü vaziyette sofra indiriliyor. Hz. İsa (A.S.) besmele ile örtüyü kaldırıyor. Bakıyor ki tepsi içinde kızartılmış bir balık, başucunda tuz, balığın kuyruk tarafında sirke, ayrıca 5 yufka ve her bir yufkanın üzerinde 1Yağ 2Bal 3Zeytin 4Piyaz 5Pastırma var. Bütün buna inanıyoruz diyenleri buyur etti. Böylece 40 gün sofra, bir gün indi, bir gün inmedi. 40 günün sonunda da Hz . İsa (A.S.) a vahiy geldi. Vahiyde Allah, Bu sofradan fakirler yiyecek zenginler yemiyecek demekteydi. Bu emri duyan zenginler isyan ettiler. Bu açık bir sihirdir demelerinden Allah da onları helak etti.

İşte bu sofra inanan mümin kardeşlerimize her zaman inip durmaktadır. Bu sofra kâmilin iki dudağı arasından indirilen ilmi ledün dediğimiz Tevhid ilmidir. Kızartılmış olan balık senin Hakk’a dönmüş olan sevgi ve aşkındır. Çiğ olmuş olsa idi balık yenmezdi. Balığın başındaki tuz iştahı geliştiren kamilin sana telkin ettiği daimi zikirdir. Balığın kuyruk tarafındaki sirke de Tevhidi idrak ettikten sonraki zevkidir.

Bu Tevhid sofrasında Meratib-i İlahiye tahsilinde Adem de, alemde Hakkın tecellisi olan efal, sıfat ve Zatın idrakından sonra, kendimin diye bildiği bu varlıkların Hakkın olduğunu müşahede edince, manevi varlık tam olarak zuhur etmiş olur. Salik 5 zahir 5 batın 10 duygusu ile dördüncü mertebe olan Vahdaniyet mertebesine kadar ikilikten ari olamayacağı için, 40 gün fakir de zengin de bu sofradan yer. Fakat Vahdaniyet mertebesinde Mürşidin telkinatı gereği, bu suretten sirete geçildiği için kesafette olanların, letafetteki tecellileri müşahede etmeleri mümkün değildir. Kendi kuyularından sularını çıkaramadıkları için zevk edemezler.

Onun için 40 gün sonra Hz. İsa (A.S.) a zenginler yemeyecek fakirler yiyecek emri, hal ve idrak lisaniyle tecelli etmiş olur. Zenginler dediğimiz kendi varlığından geçemeyenler, diğer kardeşlerimiz bu zevklere sahip oldular da biz neden olamadık, diye asi olurlar. İnkara kalkıp isyan ederlerse Allah da onları bu Tevhid yolundan uzaklaştırmak suretiyle helak eder. Allah bizleri onlardan eylemesin. Amin.

İşte fakirleşmiş olanlar da Mürşidinin himmetiyle gönül semasından sıfatlar arzına, yağ şifresiyle bildirilen Efal, sıfat ve Zat zevki, bal olan tatlılık Cemalullah seyri, zeytin olan fark denilen tahkiki Şeriat zevki, piyaz denilen de Celal ve Cemal tecellilerinin iç içe kemalat ve Tevhid zevki ve pastırma da kokması, bozulması olmayan Ahadiyet sır zevkinin zuhur etmesinden ibaret olsa gerektir.

Bir mümin kendi varlıklarından ihtiyari olarak geçip vücudunda Hakk’ı tecelli ettirip edep ve güzel ahlakla ahlaklanırsa; imanı taklitten imanı tahkike geçmiş olur. Şeriat idrakı de, taklitten mutmain olmuş olan tahkiki şeriata geçmiş olur. Şeriat ikidir:
1- Şeriatı evvel (Taklit şeriat)
2- Şeriat saniye (Hakiki şeriat)

Bizler de bu manevi sofradan istifade etmek istiyorsak bu nefis deryası olan unsuriyet idrakından geçip, Ruh deryası olan Ruhullah’ı müşahede etmemiz gerekmektedir.

Ahmet Efendi

Yazıyı Yorumsuz Blog’a ulaştıran:
Ahmet Genç’e (milenyummuridi@hotmail.com) teşekkür ederiz.

www.yorumsuzblog.net.tc

Reklamlar

8 Responses to “» Maide Sofrası nedir?”


  1. 1 Mehmet DOĞRAMACI 6 Ağustos 2007, 12:27

    Güzel İnsan, Aziz Dost Ahmet Kardeşim…

    Yazınızı büyük bir sevinç ve iştiyakla okudum…
    Tasavvuf hayatımızın asırlara uzanan zengin kültür mirası doğrultusunda “Hikmetin Mürşidin gönlünden akacağı” gerçeğini çok hoş ve sade bir üslubla açıklamışsınız…

    MAİDE konusuna getirdiğiniz Batıni açıklamalar; Kuran ve Hadislerdeki bir takım sembolleri çözümlememizde hepimize yardımcı olacak doneler içeriyor…

    Sembollerin ardına geçildikçe Hakikat Güneşi daha berrak parlayacak inşallah

    Dostum,
    Tebrik ediyor ve daim olmasını diliyorum.
    Bundan sonraki yazılarınızı da heyecanla beklediğimi bildirmek isterim.

    Selam ve Dualarımla

  2. 2 mete 6 Ağustos 2007, 12:43

    Eline, kalemine, yüreğine sağlık kardeşim. Bizlere bu asırda Hz. İSA sofrasının nasıl olduğunu ve o sofradan nasıl nemalanılması gerektiğini tekrar hatırlattığın için teşekkürler…

  3. 3 Derya 6 Ağustos 2007, 10:38

    Böylesi bir yazıya ancak yürekten teşekkür edilir. Ruhumuzu aydınlatan yazılarınızı bekliyoruz. Sevgi ve saygılarımızla

  4. 4 önder TAŞCI 6 Ağustos 2007, 11:30

    Hamdolsun sayenizde yeni kapılar açıldı gönlümüzde, karşılıksız paylaşımınız için Allah razı olsun.
    Yeni müşadelerinizi, paylaşımlarınızı takip edebiliriz inşallah.

    Zenginlikten yana hep isteksiz oldu zaten gönlümüz. Nasib edilse de fakirleşsem de fakirleşsem. Fakirleşsek gönüllülerce beraber. İnşaallah.

    Selam ve sevgilerimle.

  5. 5 nursel 6 Ağustos 2007, 11:33

    Çok teşekkürler!
    Keşke çocuklarimizin emek verdikleri okullarda da böyle gerçek bilgiler olsa… Boş bilgilerle beyinleri hergün doldurulmasa…
    Dileğimiz: Gercek ilim, amacimiz: Guzel yarınlar… Yarina hazır güzel insanlar…
    Allah cümle insanı Maide Sofrasından nasiplendirsin inşallah…
    Sağolun varolun..

  6. 6 Özlem 6 Ağustos 2007, 11:08

    Değerli insan..

    Tesbitleriniz
    Hadis-i Kutsi de geçtiği gibi “Küntü kenzen mahfiyyen feahbebtü en unefe fe halektel halka li uref” (Ben gizli bir hazine idim bilinmekliğimi murad ettim ve bu halkı halk eyledim ki bilineyim.) doğruluyor. Bilebildiklerinizi paylaşmak, bu sofranın bereketini daha da artıracaktır..

    Tüm sevdiklerinizle de Tevhid i iman bereketini paylaşmışsınız, ziyade olmasını diliyorum. Nasiplenebildik, şükürler olsun..

  7. 7 Semra Akay 7 Ağustos 2007, 12:06

    Mecaz ile ifade edilen cümlelerin, hakikat lisanı ile anlatımı ayrı bir hüner olmalı. Bu aydın görüşlerden nasipkar olmamız bir lutüf.. Teşekkür ederiz. Sevgi ile.

  8. 8 abdulkerim 7 Ağustos 2007, 9:19

    HAYY ALLAH RAZI OLSUN


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: