» Cami ve Mescitlerimiz

nazimakpinar.jpgMescit, secde edilen yer, Cami ise cem olunan, bir araya gelinen mekan anlamına gelmektedir. Her iki mekan da genel olarak ibadet edilen yer anlamında Mâbet kelimesiyle ifade edilir. İnanan bireyler için bütün yeryüzü bir Mescit hükmünde değerlendirilir. Secde ve ibadetin belirli bir mekanla sınırlandırılamayacağı gerçeği böylelikle açığa çıkar. Allah Rasulü “Namazlarınızın bir bölümünü evlerinizde eda ederek mescide çevirin” tavsiyesi oldukça manidardır.

Mâbetlerimizin her zaman insanları çeken bir cazibesi olmuştur. Özellikle büyük camilerde yaşanan cem sırrı en başta gelen manevi zevklerden biridir. Câmii isminin mânâ yansımaları müşahede edilmektedir. Cuma ve Bayram namazlarında ise Tevhid sırrı doruk noktaya çıkmakta, müminlerin kalpleri (şuurları) birleştirilmekte, adeta insanlar tek yürek haline gelmektedir. Birlik ve beraberliğimizin yükselmesinde mescit ve camilerimiz önemli bir misyonu yerine getirmektedir. Mâbetlerimiz bu misyonu yerine getirirken, camilerin süsü olan cami cemaatine de önemli bir temsil görevi düşmektedir şöyle ki:

Daha ziyade küçük mescitlerde yaşanan bazı olumsuzluklara şahit olmaktayız. Kendi muhitimden örnek verecek olursak bu tarz mescitlere devam eden insanlar genelde belli bir yaşın üzerinde olan kişiler. Belki de yaşlılığın verdiği bir haleti ruhiye neticesi kendi aralarında tartışan ve çekişen bir konuma gelebilmektedirler. Bazen de Mescit imamlarıyla araları açılabilmekte, cemaat ve imam birbirlerini eleştirir duruma gelebilmektedir. Arkadan çekiştirme alışkanlığı da bu olumsuzluklara eklenince gerginlik daha da artabilmektedir. Bu noktada büyük Camilerin Mescitlere nazaran daha rahat olduğunu belirtebiliriz. En azından Camiler, değişik yaş gruplarından insanların katılımına açık olan bir yapıdadır. Bu özelliğiyle Camilerde karışıklık ve karmaşa yaşanması, provoke bir girişim olmadığı sürece mümkün değildir. Mescitler ise daha çok ileri yaş grubuna hitap ettiği için yaş faktörü Mescitlerde karışıklığa sebep olabilir.

Kanaatimce Mescit ve Camilerimiz yeni bir imaja kavuşturulmalıdır. Estetik yönünün ihmal edilmesi, eleştirilere mahal vermesi nedeniyle yadırganacak bir husustur. Estetik yönün çok eleştirilmesi belki de bazı insanların bahsettiğimiz olumsuz tavırlarından kaynaklanmaktadır. Suçu sadece cemaatte aramak ta yanlıştır kanımca. Cemaate yön veren bazı imamların bilgisizliği ve sert tavırları da insanları camilerden soğutmada önemli itici güçlerden biridir. Şayet camilerin süsü cemaatse-ki öyledir- Estetik sorununun çini seramik motifleri, kûfi yazılar ve çeşitli süslemeler olmadığı aşikardır. Sorun, sorunlu insanların camilerin lahuti havasını ister istemez bozmaları sorunudur.

Dolayısıyla Cami ve Mescitlerimiz kavganın ve çekişmenin değil, huzur ve kardeşliğin mekanları olmalıdır. Kitaplıklar ve Bilgisayar sistemleriyle bezenmeli ve zenginleştirilmelidir. Özellikle genç insanların sık buluşma mekanları haline gelmelidir. Gençlerimizi Mâbetle bütünleştirmenin yolu ve yöntemi, bu tarz reformları gerçekleştirebilmektir. Bu güzide mekanlar, insanların robotlaştırıldığı değil, bilinçlendiği ve bilgilendiği mekanlar haline dönüştürülmelidir. Cami ve Mescitleri imar ederek mâmur hale getirecek olanlar, Allah’a ve Ahirete “B” sırrıyla iman edenlerdir.

Nazım Akpınar
www.yorumsuzblog.net.tc
ahad103@hotmail.com

Reklamlar

2 Responses to “» Cami ve Mescitlerimiz”


  1. 1 müceddid 2 Ağustos 2007, 8:03

    Allah razı olsun.
    Camiler emekliler için yapılmadı ama cematın büyük bir bölümü öyle. İnsanın gözleri gençleri hatta çocukları bile arıyor. Camilerimizin cemaatı emekli, genci ve çocuğu ile bir çayırdaki kır çiçekleri güzelliği katmaz mı? İnşallah bunları da görmek, daha çok görmek nasip olur. Cuma ve Bayram namazlarını herkes sever. Acaba neden sever sizce? Bu vakitlerde gittiklerinde kır çiçeklerini mi gördüler acaba?

    Selam ve Dualarımla

  2. 2 Zeynep 3 Ağustos 2007, 9:44

    Allah razı olsun.
    Gerçekten, yeterince önemsemediğimiz çok önemli bir konuya değinmişsiniz.

    Müceddid’in de değinmiş olduğu çocuklar konusunu ben biraz daha açmak istiyorum.
    Gözlerimiz cami ve mescitlerde çocukları arıyor ama neden nadiren görebiliyoruz onları? Muhakkak ki bir tek sebebe bağlamak doğru olmaz ama en büyük sebeplerinden birinin de cami cemaatinin çocuklara yaklaşımı olduğunu düşünüyorum.

    Henüz cami/mescit âdâbını öğrenememiş çocukların davranışlarından dolayı azarlandığına şahit oluyoruz. Bu hiç de boş verilip geçilecek bir konu değildir. Kimse sevmediği bir mekana gitmek istemez ve eğer çocukluğunda bir mekandan soğutulmuşsa bu deneyimin izlerini yaşamı boyunca taşır.

    Muhakkak ki uyarmak, nasihat etmek gerekir, ama bunun da âdâbını bizim öğrenmemiz gerekiyor sanırım. Çünkü şekillenmekte olan bir insana söyleyeceğimiz her şeyin, sergileyeceğimiz her davranışın yaşamında önemli değişikliklere neden olacağını düşünerek söz ve davranışlarımızı özenle seçmemiz sözlerle ifade edilemeyecek kadar önemlidir.

    Ayrıca bugün Cuma. Bereketinden nasibiniz bol olsun.
    Selam ve dua ile…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: