» Sünneti “OKU”mak…

gunun-yorumu-yorumsuzblog.jpgDeğerli Okurlar,
Dindar olduklarını ima eden bir takım yazarlar;
Ülke insanlarımızın –dini hükümlere göre giyinenleri ile giyinmeyen insanlarının, giyim ve aksesuarları konusunda– kendi aralarında, sanki bir karşılıklı sorgulama yaptıkları yolunda, açıklama yapmaktadırlar.

Biz bu konuda kendi görüşümüzü yalın olarak ortaya koymayıp; Ahmed Hulûsi‘nin benzer konudaki sözlerinden bazılarını hatırlatma yoluna gideceğiz.

Neden mi? Altına imza atılacak bu sözleri biz, bu kadar yalın ve açık dillendiremezdik te onun için…
Buyrun “OKU”yalım:

“(…)Kişinin içinde yaşadığı toplumun örf âdet, kıyafet gibi hususlardaki anlayışına karşı çıkması değil, tam tersine onlara uyması SÜNNETİ RASÛL’dür!.

Çünkü DİN insanlara kılık kıyafet devrimi için gelmemiştir! Kılık kıyafetle uğraşmak “Din”in işi değildir. İnsanlar toplumsal barışı bozmayacak biçimde inandığı gibi istediği gibi giyinip, okuma, yaşama, çalışma haklarına sahiptir sünnete göre!. Bu beyni anlayamayıp bedende kalanlara ters gelse de!

Kıyafetine bakarak kişinin dinine hüküm vermek, kişinin gelişmemiş bir taklitçi beyne sahip olduğunun açık ifadesidir.”

……………………

Bu sözleri iyi “OKU”mak ve “ANLA”mak gerekiyor!

Saygı ve sevgilerimizle.

www.yorumsuzblog.net.tc

Reklamlar

15 Responses to “» Sünneti “OKU”mak…”


  1. 1 . 27 Temmuz 2007, 2:20

    Sevgili Öğretmenim, Ahmed Hulusi’nın düşüncelerine
    tamamen katılıyorum. Rabbimiz B’izleri Onun ışığından mahrum etmesin.
    Saygı ve sevgiler.

  2. 2 Halim 27 Temmuz 2007, 3:41

    İnsanları beden gözüyle görüp değerlendirenler, gördükleri ve eleştirdikleri veya kınadıkları o insanlar vesilesiyle kendilerinin bir sınama içerisinde olduğunu da bilmelidirler.

    Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü işte oradadır.

    Bu nedenle de kimin hakkında yanlış değerlendirmeler içerisinde olduklarını iyi anlamalıdırlar.
    “Ola ki sizden hayırlıdır…” diyerek kimseye eğri gözle bakmamak gerektiğini söyler bizim inancımız.

    Kaldı ki Allah kulunun kalbini, niyetini esas alırken
    kulları başka türlü bir değerlendirme hakkını nasıl bulabilir kendilerinde.

    Hem Yunus’un söylediği gibi;
    “Yaradılanı hoş gördük Yaradan’ dan ötürü” demeye gayret etmek gerekmez mi?

    Selam ve sevgilerimle.

  3. 3 LOST 27 Temmuz 2007, 6:29

    “Bu sözleri iyi “OKU”mak ve “ANLA”mak gerekiyor!”

    Acaba “bir takım yazarlar” olarak hitap ettiklerinizin yazdığı yazıları yukarıda bahsettiğiniz şekilde okuyup anladınız mı? Ki GÜNÜN YORUMU’nda yayınlayacak kadar hararetle, anlamadığınızı bir de Üstad’ın ağzından yalanlamaya çalışıyorsunuz?

    O yazıda toplumdaki bir kesiminin, açık olarak, dini hükmü uygulaması gerektiğine inandığı için uygulayan müslümanları ayırt ettiği, küçük ve cahil gördüğü ve bunun doğru olmadığı yazılıyor çünkü “kapanma” kadınlar için ilahi hüküm… Bu konuda hem fikiriz herhalde değerli kardeşler… Tartışılır mı bu hüküm? Tartışılmaz… Uygularsın, uygulamazsın, topluma uymak adına uymamak adına. Ayeti kerime açık: ‘Nefsin sana hesap sorucu olarak yeter’

    Yazıda ayrımcılık yapan kesim ayrımcılık yapması nedeniyle haksız bulunuyor, yoksa neden kapanmıyorsunuz diye kimseye hesap sorulmuyor… Aynı haksızlığı bir kesim de size yapsın o zaman, bikini giyiyorsunuz diye sizi imansız kabul etsin olur mu hiç öyle şey deniyor?

    Çok mu zor anlamak… Yoo, her sıradan beşer anlar o yazıyı.

    Sonsuza kadar sistemde geçerli olacak hükümler cesur, korkusuz insanlar tarafından halka hatırlatılarak devam edecektir, sistemin işleyiş prensibi gereği.

    Üstadın (ki bana göre ilahi hükümleri anlatmak adına en cesur ve korkusuz olan) anlattığı ise Kur’an-ı Kerim’deki ilahi hükmün karşısında değildir… Kendisi zaten her zaman belirtir, ilahi hükümler sonsuza kadar aynı kalır, her yüzyılda bir yenileyici zamanın insanının anlayacağı şekliyle deşifre eder diye…

    Siz başkası hakkında hüküm vermeyin, kendiniz ne yapabiliyorsanız onu sonuna kadar yapın diyor… Sadece başörtüsüne yönelik gibi verilen bu alıntı, ortalıkta 1400 yıl önceki Arap kıyafetleriyle dolaşmaya başlamış olan ve kendini şeriatçı olarak gösteren kadın-erkek bir topluluğu da hedefliyor olabilir… Hiç düşündünüz mü?

    İlahi hüküm 1400 yıl önceki toplumun giydiği kıyafetler sonsuza kadar giyilsin demiyor… Kadınlar kapanın diyor… Kabul etsek de etmesek de İLAÇ ACI. Acı ilacı yutarız veya yutmayız, hesap sorucu nefsimiz bize yeter… Her konuda, her an…

    Selam ve dualarımla,

  4. 4 B.B. 27 Temmuz 2007, 9:27

    Yorumsuz okurlarının kesinlikle önyargılı olduğu bir gerçek. Şayet her makaleyi böyle üstünkörü okuyup değerlendiriyorlarsa, onlar sn Ahmed Hulusi beyin yazılarının içeriğini de hiç anlamıyorlar demektir. Vahdet-Sünnet bağlantısını kuramayn bu kafa ile sorunları çözmek mümkün değildir. Yazıda; tesettürlü genç kızların örtünme isteğine karşı çıkan ve tesettürün bir simge olarak kabul edildiğini beyan ederek özgürlük kısıtlaması yapmaya çalışan bikinili hanımlara atıfta bulunuluyor. Ama siz neden bahsediyorsunuz..Kanımca akıllı olmak gerekiyor.

  5. 5 UYARAN 28 Temmuz 2007, 7:40

    Dostlar. Lutfen Ahmed Hulusi’nin “KURANIN RUHU” yazısını yeniden OKU’yup dinlemeye çalışalım… Benim anladığım şu:

    Üstad, kadınların örtünmesi konusunu tartışmıyor. Kuran daki hükmü kim nasıl anlıyorsa öylece uygulasın. Herkes yaptığının karşılığını alacaktır, diyor. Üstad’ın vurguladığı husus şu; 1400 yıl önceki arap örf ve adetini bugüne taşıyıp SÜNNET diye insanlara yutturmaya karşı çıkıyor. SÜNNET konusunu yeniden okuyalım.

    “Kimse ameliyle cennete giremez,” hadisini hatırlayalım.

    “İMAN neye” yazısında İMAN ile müslümanlık ayırımına dikkat edelim.

    “İman ile cennete girilir amel ile değil” GERÇEĞİNİ iyi inceleyelim.

    Artık şekil kavgasını bırakıp olayın RUHUNU anlamaya çalışalım… İMAN Rasulullaha, ama esas olay RASULULLAH’IN AÇIKLADIĞINA İMAN!.. O açıkladığını anlayabildik mi? ÖTEMİZDEKİNE Mİ İMAN EDİYORUZ, HAKİKATIMIZ OLANA MI? Bence tartışıp anlamamız gereken esas konu bu… Hakikatımız olana ise, kimi niye hor, hakir görüyoruz?

    Saygılarımla… Yanlış anlamışsam bağışla Üstad…

  6. 6 Halim 28 Temmuz 2007, 12:27

    Yorumsuz okurlarının kesinlikle önyargılı olduğu bir gerçek

    Ön yargı denilen şey bu değil de başka nedir acaba Sayın B.B. ???

    Kanımca akıllı olmak gerekiyor.” demişsiniz.

    Bu konuda haklısınız… AKILLI OLMAK GEREKİYOR!

  7. 7 B.B. 28 Temmuz 2007, 2:05

    Bu sitede artık yorum yapmama kararı aldım. Allah yardımcınız olsun dostlarım..

  8. 8 mehmet sirin 28 Temmuz 2007, 10:58

    Bu konuda üstad Ahmed Hulusi’nin bir başka yazısını paylaşmak isterim

    Müslümanlık eşittir türban mı?

    Bugün ülkede, insanların hiç bir konusu kalmamış gibi, müslümanlık denilince ortaya hep aynı konu atılıyor… Başörtüsü!.. Kimi, başını örtmeyen hanımı müslüman saymıyor!.. Kimi yobazlar da başörtülü olanı insandan saymayıp, insanlık haklarını elinden almaya kalkışıyorlar!.

    Kimilerine göre başörtmemek sanki en büyük insanlık suçu; kimilerine göre de başını örtmüş olmak !.

    23 yılda tamamlanmış olan Kur`ân tebliğinin, 17. yılında müslüman kadınlara yapılan bir teklif, başörtmek!.

    Kur`ânda, müslüman kadınların başörtmelerinin yararlı olacağı konusunda birkaç ayet var!. Dinî bir gereklilik başörtmek, müslüman hanımlar için!.. Bu teklifi yerine getirebilmek, o kişi için elbette ki çok kazançlı bir davranış..

    Ayrıca, Dini inancı dolayısıyla başını örten bir hanıma, medenî bir insan isek, saygı duymamız gerekir!..inancı gereği, oldukça sıkıntı veren bu duruma katlanan bir hanım kardeşimize saygı duymamak mümkün değildir!..

    Ancak inancı dolayısıyla bu bu kıyafeti giyen insanları kınayan, onlara hor bakan, insanlık ve yaşama haklarını elinden alan çağdaş yobazlar da var aramızda ne yazık ki!.

    Bu inanan kişilerin üniversitelerde okuma haklarına karşı çıkan, hemşirelik, doktorluk, avukatlık, öğretmenlik gibi serbest meslek erbabı olarak görev yapmalarına olanak tanımayan insanlık ve medeniyet özürlüsü insanlar da aramızda bir hayli fazla!.. Bu davranışlar, onların haklarını koruma amacıyla siyasilere, dinsel inancı savunma hakkı sağlıyor; ve böylece de dinle siyasetin birleşmesine yolaçılıyor.

    Başörtüsüne karşı çıkmak, insan haklarına ve medeniliğe karşı çıkmaktır!insanların inançları doğrultusunda kimseye zarar vermeden yaşama hakkına karşı çıkmaktır!… Ki bu da ancak, aklı kıt mazurlar için mümkün olan bir davranış türüdür!.

    Başörtmeyen inançlı hanımları müslüman saymayan, hatta “kâfir” ilân eden bilgisizliğe gelince..

    Kur`ân ve Hazreti Muhammed, insanlara tanrılara tapınmamaları ve ölümötesi yaşama kendilerini hazırlamaları amacıyla çeşitli teklifler sunmuşlardır..insanlar bu tekliflerden yapabildikleri kadarını yaparlar; sonucunu kendileri yaşarlar!..

    Sahihi Buhari’deki Allah Rasûlü açıklamasına göre, aklı başında insanın “La ilahe illallah” düşüncesi onun imanlı olduğunun ifadesidir.. Ve ona kim “kâfir” yani “gerçeği örten” derse, diyen kişi kendisi “kâfir” olur!. Yani imanlı bir kadına yanlış veya yetersiz davranışı yüzünden “kâfir” diyenin kendisi “kâfir”dir!

    Şayet İslâm`ın tekliflerini sıralamak gerekirse; başta namaz, oruç, hac, zekât gibi çeşitli çalışmalar; insan öldürmemek, dedikodu yapmamak, ölü kardeşinin çiğ etini yemekle eşdeğer olan gıybet etmemek gibi konulara ilâve olarak yapılan bir teklif vardır; hanımların başlarını örtmesi!.

    Bir müslüman hanım, elinden geliyorsa Kur`ân ’daki bu teklifi de yerine getirir.. Ama bu teklifi yerine getiremiyorsa da, onu müslüman saymamak, dinden çıkmış kabul etmek, hatta ona “kâfir” demek hiç bir aklıbaşında müslümanda görülmeyecek davranıştır. O kişi başını örtememesine rağman gene de elinden geldiği kadar namazını eda eder, orucunu tutar ve hatta dönüşte başını örtemiyecek olsa da haccını yapar!. Kimsenin de onu, bu yaptıkları dolayısıyla suçlamaya hakkı yoktur. Başını örtmeyen kadınının müslüman olamıyacağını söylemek safsatadan başka bir şey değildir!.

    Bir hanım, “ben başörtüsünün Kur`ân ‘ın bir teklifi olduğunu kabul ediyorum; ancak mevcut şartlarda bunu uygulayamıyorum; umarım Allah bundan dolayı beni bağışlar” der ve diğer ibadetleri elinden geldiğince yerine getirirse, ümid ederim Allah ona pek çok hayrın kapısını açar.

    Biz yeryüzüne, insanları yargılamak ve suçlamak için değil; “Hakikat”ımız olan Allah`ı tanımak; kulluğumuzun gereğini yaparak, ölümötesi yaşama kendimizi hazırlamak için geldik…

    Allah ADINA konuşmak, yargılamak ve hüküm vermek yetkisine ise yeryüzünde kimse sahip değildir; yarına!..
    http://ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/islam/

  9. 9 sureyya 29 Temmuz 2007, 12:15

    Yani siz ne demek istiyorsunuz sayın Şirin. Tesettür bir ilahi emir mi değil mi, uygulanmalı mı uygulanmamalı mı, ne dersiniz?

  10. 10 YorumsuzBlog 29 Temmuz 2007, 2:38

    Değerli Okurlar,

    Yorumsuz Blog yayın ilkeleri gereğince;

    Yorumlarını yazan okurlarımızın kendi aralarında, düşüncelerini sorgulama veya kınama amaçlı, soru-cevap tarzındaki diyaloglarına değil de;

    Herkesin doğrudan, kendi görüş ve/veya ilmini açıklamalarına izin verilecektir.

    Yorumlarını yazan herkesin yayın ilkeleri‘mize uymalarını rica ediyoruz.

    Saygı ve sevgilerimizle,
    Yorumsuz Blog

  11. 11 nilüfer 30 Temmuz 2007, 1:31

    Türkiye’nin genç insanları ve genç beyinleri, hala nelerle uğraşıyoruz biz, Allah aşkına kendimize gelelim artık.
    Elin Amerika’lısı dediğimiz küresel ısınmadan dünyayı nasıl kurtarabileceğine kafa patlatıyor, bu konuda muhteşem çalışmalar yapıyor bilmem izlediniz mi TV’de.
    İnsanlık yararına ortaya bir şeyler koymak mı önemli, yoksa “kafanı açtın, kapadın” gibi bireysel tartışmalar mı? Hangisi değerli acaba? Her alanda neden geri kaldığımız gün gibi ortada. Hala ‘AKILLANMAYACAK’ mıyız?.

  12. 12 LOST 30 Temmuz 2007, 3:32

    Bu satırları yazan bir çok beyin ve insan (genç veya yaşlı: göreceli kavram) Amerika‘nın küresel ısınma konusunda baş sorumlu olduğunu en azından biliyordur; bu yüzden KYOTO Protokolü’nü imzalamakta direndiğini de…

    İnsanlık adına çalışabilmek için önce kul olarak insanlık görevlerini nasibi kadarıyla ama elinden gelenin en fazlası ne ise yapabilmeli…

    Buna evimizde kullandığımız suyun israf olmamasından başlayıp, trafikte 100 mt. ileride bile olsa yayayı gördüğümüzde yavaşlamakla devam edip, otobüste yanımızda oturan türbanlı hanıma ya da tatil sırasında üstsüz güneşlenen yanıbaşınızdaki hanıma tepki duymamakla devam edersek AKIL yoluyla imana yöneldik demektir. Bir sonraki adım ise teklif edilen ibadetleri çağına veya gerekliliğine göre sorgulamadan İMAN edip, uygulayıp sadece İMAN ile yola devam etmektir. İMAN ile yol aldıktan sonra AKIL’a tekrar ihtiyaç duyarız, istikrarı-sürekliliği sağlamak için.

    AKILLANMAK dediğimiz bizim tanımımıza göre işte böyle bir şey…

    Selam ve dualarımla,

  13. 13 LOST 30 Temmuz 2007, 11:25

    Saygıdeğer YORUMSUZBLOG emektarları,

    GÜNÜN YORUMU adı altında verdiğiniz “SÜNNETİ OKUMAK” adlı yazıya yaptığım ilk yoruma da aynı ilgi ve özeni göstermeniz gerekir miydi acaba?

    Çünkü her iki yorumum da aynı çizgide ve her iki yorumum da bahsi geçen “bir takım yazarlar” ile aynı çizgide, öyle ki o bahsi geçen yazıyı yazabilme kapasitesi bende olsaydı AYNEN ALTINA İMZA ATABİLMEYİ isterdim…

    Kendinize bazı soruları sormanın, cevaplandırmanın ve artık sonuca bağlamanın zamanı gelmedi mi şu mübarek üç aylarda? Ne dersiniz?

    Her zamanki gibi duacınızım…

    Selamlarımla,

  14. 14 YorumsuzBlog 31 Temmuz 2007, 8:58

    Değerli Okurlar,

    Bir kere daha hatırlatmak isteriz ki;

    Yorumsuz Blog yayın ilkeleri gereğince;

    Yorumlarını yazan okurlarımızın DÜŞÜNCELERİNİ karşısındakine, sorgulama veya kınama amaçlı, soru-cevap tarzındaki diyaloglar ile DAYATMA’yı değil de;

    Herkesin doğrudan, kendi görüş ve/veya ilmini açıklamalarına izin verilecektir.

    Yorumlarını yazan herkesin yayın ilkeleri‘mize uymalarını rica ediyoruz.

    Aksi taktirde bu tarz yorumlar yayına verilmeyecektir.

    Sevgilerimizle,
    Yorumsuz Blog

  15. 15 meriskan 31 Temmuz 2007, 1:10

    Merhaba Dostlar,

    Üstad Ahmet HULUSİ diyor ki;
    her günüme bunu oku yarak başlamaya gayret ediyorum..
    Nolur siz de bir kere OKU’yun ondan sonra yorum yapın…
    ………………..

    Bilincimdeki ben, ASLA değilim bir başkasının bilincindeki ben!.

    Bilincindeki sen, asla değilsin benim ya da bir başkasının bilincindeki sen!.

    Ben, veri tabanına göre oluşmuş bir hayâlden başka bir şey değilim senin bilincinde!… Ve sen, veri tabanına göre oluşturduğun kendi tasavvur ve hayâline demedesin, Ahmed Hulûsi!.

    Oysa, ebeden beni tanıman mümkün değil!

    Sen de, benim için öyle!.

    Eğer anlarsan bu anlatmak istediğimi, fark edersin ki, her an daima yanlızca hayâlindeki kişilerle berabersin; asla karşındakiyle değil! Bu dünya yaşamında da böyle, ötesinde de…

    Herkes, veri tabanına göre kendi hayâl dünyasında yaşamada!. Başkalarını da, tanıdığını sanarak, onlar hakkında budalaca yorumlarla yorulup, ömür tüketmede!.

    Oysa, o yorumlarının tümü, karşısındakine değil; kendi hayâlinde yarattığı ve karşısınındakinin adını taktığı kendi hayalindeki yarattığına; yani kendine dönük!… Asla karşısındakine ulaşmıyor!.

    Her birim, karşısındaki sûrete göre veri tabanının oluşturduğu hayâl dünyasındaki kişileri yorumlayıp; veri tabanına GÖRE onları değerlendirerek, cehennem ya da cennetinde yaşamada!.

    Akıllı insan, şimdiden cenneti yaşarALLAHa teslim olarak

    Ahmak da, her şeyin ille de kendi arzuladığı gibi olmasını istemede devam ederek cehennem eder yaşamını!.
    ………………………………..


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: