» Beyin Fırtınası (4)

beyin-firtinasi4.jpegAllah LEM YELİD (Doğmamış) VE LEM YULED (Doğurmamış) ise YARATMA yı nereye oturturuz?…

Öyle ya Allah’tan herhangi bir üretim; dışa doğru bir çıkış olması muhal… Haaşaa.. deriz buna… Ona bir şey girmesi de muhal… Buna da haaşaa!…

Evren içre evrenler; mahlukat; nebatat, insanlar, hayvanat ve bir dizi bilmediğimiz Yaratılmışlar?!… Nasıl açıklayacağız?… YARATMA; ne?…

Olmayanı Oldurma desek; yine bir üretim akla geliyor… Olanı dönüştürme, çoğaltma desek gene doğum akla geliyor… LEM YELİD VE LEM YULED oluşu ile YARATMA olayını nasıl oturturuz?..

* * *

YORUMUNUZU-İLMİNİZİ DOSTLARLA PAYLAŞIN..

(Önemli hatırlatma: Oturuma katılanların fikirleri üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.)

www.yorumsuzblog.net.tc

* * * * * * *

BEYİN FIRTINASI:

Yeni fikirler oluşturmak üzere, düşüncelere engel koymaksızın, önceden belirlenmiş kurallar dahilinde yapılan fikir yaratma yöntemi.

Bir grubun belirli bir konu üzerinde mümkün olduğunca çok sayıda fikir üretmesi amacıyla kullanılan demokratik ve katılımcı bir çalışma tekniğidir.

Disiplinli ama baskıcı olmayan bir yaklaşımla; basit, aykırı, karmaşık, uçuk … düşüncelerden yaratıcı ve uygulanabilir fikirler oluşturmak için grup sinerjisini kullanmayı amaçlar.

Uygulama Adımları:
Söylenen fikir üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.
– Fikirler tükendiği zaman beyin fırtınası oturumu tamamlanır.

Prof. Dr. Nüket Yetiş
TÜSSİDE Başkanı

Reklamlar

10 Responses to “» Beyin Fırtınası (4)”


  1. 1 hakan 20 Temmuz 2007, 6:51

    ALLAH adıyla işaret edilen, esmasının manalarını seyretmeyi dilemiş. Alemleri İLMİNDE yaratmıştır.
    5 duyu ile algıladığımız veya algılıyamadığımız bütün alemleri, VEHİM MERTEBESİNDE yaratmış ve yarattıklarını bu mertebede sabit kılmıştır.

    Aynadaki görüntü her ne kadar bakanın görüntüsü ise de, aynısı değil benzeridir.
    Aynadaki görüntünün bir hacmi, kütlesi ve bir yer kaplaması düşünülemez. Alemler aynadaki bu görüntü olarak kabul edildiğinde, alemlerin kendine has bir mevcudiyeti, bir yer kaplaması söz konusu değildir.

    Vehim mertebesinde zuhur eden bu görüntü, zuhur edilenin varlığı ile kaimdir. AHAD VE SAMED olanın isimleri ve manalarıda sonsuz ve sınırsızdır.

    Kapasitem kadarıyla anladığıma göre, aynadaki bu görüntü BİZE göre sonsuz, O’na göre ”AN”dır.. Ve O her an yeni bir şandadır…

  2. 2 . 20 Temmuz 2007, 11:34

    B’ence “hayalinde”, “vehminde”, nasıl ki rüya görürüz: orada tat var, duygı var, acı var…

    Rüyada iken bunun “rüya” olduğunun farkında bile değiliz, o an çok gerçek tir ve rüyamıza girenler de gerçek (rüyamızda ki b’ize göre).

    Ruyada var olanlar, yaratılanlar vs. aslında yok. Bunu uyanınca anlıyoruz..

    B’ence b’iz ler o “rüyanın” “içinde’kiler”iz, ve sadece b’iz ler değil, var saydığımız, bilip-bilmediğimiz her şey.

    “Rüya” O’nundur, dolayısıyla orada ki herşey de..

    “Yaratma” olayı da bu “vehim, hayal, rüya” alemindedir b’ence.
    Sevgiler .

  3. 3 !Neyhali 21 Temmuz 2007, 12:33

    Dün var mıydı?. Yaşarken vardı. Bugünden bakınca yok diyebiliriz. O halde hem var, hem yok.
    Karşıda gördüğümüz ağaç, ölümü tadan kişinin bakışında bizim gördüğümüz şekilde mi görünüyor?.

    Yaratma kelimesi ile ifade edilmek istenen anlamı elle tutar gibi sabitleyemeyiz. Nefes alışı var, verişi yok farz edelim. Aradaki boşluğun, iki nefes arası boşluğun adı nedir?.
    Aradaki boşluğun adı yaratmadır, bize yansıması hem var, hem yoktur.
    Sevgimle.

  4. 4 yasemin 21 Temmuz 2007, 5:23

    Var olduğunu hissetmek, kabul etmek önemli olan bu değil mi? Diğer laflar, benzetmeler benim kafamı karıştırıyor arkadaşlar.
    Bu konuda bir çok kitap okudum. Ama bunlar benim hissettiklerimden daha etkili gelmiyor bana.
    Eski kelimelerden kurulmuş cümleler, tam biraz yakalıyorum derken; kaçırmama sebep oluyor. Ya da ben henüz oralara gelmedim daha.

  5. 5 berr 22 Temmuz 2007, 11:55

    YARATMAsözcüğünün yerineVARDIRkelimesini koymak bu meseleyi halleder.
    O’na sıfat aranmaz. O mahluk değildir. O yoksa hiçbir şey yoktur..
    Demek ki nedir ? Allah! vardır… Yok zaten yoktur, mevzusunu yapmaya değmez.

  6. 6 müceddid 22 Temmuz 2007, 12:02

    Kul ile başlayan surelere dikkat ediniz. KUL’un manası nedir, sözlükçe anlamı: DE Kİ.
    Kim diyor? Kime diyor. Allahı tarif eden kim? Tarif ettiği kim? Kur’an-ı Kerim yanlızca Muhammede mi nail oldu?
    Kur’an ve insan ikiz kardeş değil mi?
    Her insan olayları başka türlü algılamıyor mu, her an başka şanda oluşu gibi?
    Kur’an yukarıdan mı geldi yoksa özünden mi?
    Allah’ı bilimle bulacağız diyerekten bir varlığa benzetmek mi gerekiyor sizce?

    Peki insanda yaratma özelliği yok mu? Halifelikle insana verilen hazine neydi ki, karşılığında sınava tabi oldu?

    Allah ve ben dediğimiz sürece bu sorunun karşılığını bulabilir miyiz? Ve de şirke gitmiş olmaz mıyız sizce?

    Evrenin en küçük boyutuna indiğimizde; akıllı saf enerji dalgalarında takılıp kaldık, “Stringler”.
    Bilimle bildiğimiz bu evrenin tüm özünün bu dalgalardan olduğunu ve bir zerresinin dahi boş olmadığını düşünürsek;
    Kim doğuyor ya da kim doğuruyor?
    “Lem yelid velem yuled” doğan ve doğuran yok; yanlızca sünnetullah dahilinde kümeleşme var diyelim?
    AHAD olabilmesi için “Lem yelid velem yuled” olması mecburudir.
    SAMED lik için de bu böyledir diye düşünüyorum.

    Tabii ki doğrusunu bilen bilir!!!
    Selam ve dualarımla

  7. 7 Halim 22 Temmuz 2007, 10:06

    Bu konuda aslında hepimiz birtakım şeyler biliyoruz kendimize göre.
    Çünkü artık insanlar Enel Hak demenin ne olduğunu en azından
    her yerlerde okuyabiliyor ve kimse de Hallac-ı Mansur gibi parçlanarak öldürülmüyor bu yüzden.

    Hani Mevlana’nın bir sözü vardır;
    Sen dersen ki benim de bildiğim sırlar vardır,
    Ben… hem o sırrın kendisiyim, hem de o sırrı gizleyenim
    ” der.
    Yani biliyoruz bir takım şeyler diyorum ama Aşık Veysel ağzıyla söylersek;
    Bilen kim, bildiren kim, bilgi ne… diyorum arkasından.

    İnsan hayat boyu birtakım şeyler öğreniyor ama aslında öğrendiği birşey yok… Doğuştan herşeyin bilgisine sahipken, öğreniyorum zannederek bildiklerini bilmez hale geliyor.
    İnsan anasından iki kere doğmadıkça göklerin melekutuna eremez” denmiş. Yani tüm bildiklerinizden arınmanız gerekiyor ki Allah’ a ulaşabilesiniz.

    Doğduğumuz anda herşeyi nasıl bilebiliyoruz peki? Anamızın karnında varolmayı kendi kendimize mi başarıyoruz, ne zaman dünyaya geleceğimize kendimiz mi karar veriyoruz?
    Bir süre sonra beş duyu yardımıyla “VAR” olduğumuza hükmediyoruz.
    Evet varolan birşey var ama o biz değiliz. Bizim kendimizi var sanmamız bizde olan O’nun varlığından dolayıdır.
    Ve O kendisini bizden, bizim gözümüzle görmeyi dilemiştir.
    Var olan budur.
    Aslında daha çok şeyler söylenebilir… Ama istedim ki Yasemin Hanım gibi;
    Eski kelimelerden kurulmuş cümleler, tam biraz yakalıyorum derken; kaçırmama sebep oluyor. Ya da ben henüz oralara gelmedim daha.

    diyen arkadaşlarımız biraz da bu yönden bakmayı denerler. Çünkü aslında O’nu bilmenin tek yolu bildiklerimizden vazgeçmektir.
    Asla umutsuz olmamalıdır.
    Sevgiler ve selamlarımla

  8. 8 önder yetişkin 23 Temmuz 2007, 12:23

    Bazı şeyleri anlamak için sistemin kendi içinde ki örneklere bakmak faydalı olacaktır.

    Örneğin, bugün kullandığımız bilgisayarda Pc, Mac, Linux gibi farklı işletim sistemleri mevcuttur. Bu sistemlerinde kendilerine ait program dilleri ve işleyişleri vardır.

    Şimdi biz bu konulara çok uzaksak, bu dillerden hiç birşey anlayamayız, fakat zaten olayın burası bizi ilgilendirmez, ama artık sanal bir dünyadayız ve oranın kurallarıyla hareket etmeye başlarız, olmamasına rağmen ekranda sanal objeler, oyunlarda gördüğümüz grafikler ve akla gelmeyecek daha birçok şey mevcuttur.

    Buna göre içinde yaşadığımız sistem de mükemmel bir işletim sistemi ve kendine göre de bir amacı olmalı. Ateş, su, toprak, hava programın paremetreleri adeta, istenseydi bu 4 element yerine tamamen farklı elementlerden oluşturulan bambaşka bir işletim sistemi de yaratılabilirdi, zaten yaratılmış ta…

    O bizler gibi düşünen bir varlığın çok ötesinde, o zaman ben de diyorum ki kendime, bize bahşettiği bu güzel sistemi yaşıyalım ve tadına varalım, anlıyamıyoruz diye sitem etmek ya da çözmek için verdiğimiz çabalar karşısında cevaplar bulamadığımızda sorun belki de o karışık paremetrelerin içinde kaybolmamız olabilir.

    Sevgiyle kalın…

  9. 9 MilkyWay 26 Temmuz 2007, 2:49

    Yaratan Allah, yarıtılan da diğerleri dersek; Allah’a sınır getirmiş oluruz ki, bu da sapmadır. Allah adıyla isimlenmiş sonsuz-sınırsız rüm bir anlık düşüncesidir; bu yaratılmış denilen şeyler. Aslı itibariyle böyle bir şey ne olmuştur ne de olacaktır. Bi “an”lık düşünce. Dehr.

  10. 10 mehmet sirin 28 Temmuz 2007, 4:37

    Dün akşam yaprakların hareketine bakarken aklıma bazı düşünceler geldi; nasıl olur da bir yaprak bile Allah’tan habersiz kıpırdıyamaz, bana göre rüzgarın hareketinden rasgele oluşmuş bir hareket gibi gözukuyor.

    Algı dünyama göre her insanın her maddenin belirli bir fizik ya da kendine ait bir iradesi var gibi gözükmesinin nedeni ne ve bu kadar çokluk içindeki alemde tek bir varlığın var olması gerçeği.
    Belki bizim en büyük hatamız var olan teki kendi düşünce dünyamızda bir şekle cisme büründürüp daha sonrasında ona çeşitli özellikler bahşetmemiz yaratan ve yaratılan ikilemimine düşmemize neden oluyor. Bileceğimiz tek şey ‘O’nun bilinmezliği, bence buna iman etmek gerekiyor diye düşünüyorum.


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: