» Manyetik Takla Olası Mı?

ndabaglar.jpgDünya’nın Değişimi ve 2012 Bilinmezi
Son yıllarda dünyanın manyetik kutupları ve 2012 üzerine söylenen kıyamet hikayeleri genel çoğunluk üzerinde “deli saçması” etkisi yaratıyor. Dünyanın ters dönüp insanın yok olması masalı pek çok kişiye inanılası gelmiyor ve bu konuda yapılan ciddi çalışmalara kulaklar tıkanıyor.

Konu üzerinde abartılar olabileceği, ya da kısmen yanlışları olabileceğini düşünsem de tamamını kaldırıp bir tarafa atamıyorum. İçimde bir şeyler beni bu konuda kulağı tetikte bir duruma getirdi ve ulaşabildiğim bütün kaynaklardan şimdiye kadar aldığım tüm bilgiler de bu konuda duyarsız ya da reddedici bir tavır sergilememi engelliyor.


Rusya’da bir grup bilim adamının sözcüsü Dr. Dmitriev Güneş Sistemi’nin ve Güneş’in bugüne kadar görülmemiş şekillerde dönüşmekte olduğunu belirtmekte. Dünya gezegeni, yaygın olarak bilinenin ötesinde; uydusu olduğu yıldızın / güneşin görünmeyen koronası içindedir. Yani aslında güneşimizin koronası dünyayı da içine alacak kadar geniştir ve bir bu nedenle onun doğrudan etkisi altındayız. Başka bir deyişle; güneşte ne oluyorsa, dünyanın bundan etkilenmemesi mümkün değil. Evet, dünyanın manyetik kalkanı var ama dünyaya yönelik bir korona fışkırmasının partikülleri bu kalkanı delip geçiyor. Bunun örneklerini ve yeryüzüne sebep olduğu olayları, giderek artan sıklık ve şiddette yaşar olduk.

Güneş patlamaları ve manyetik değişimler

Son güneş lekesi devresi esnasında Güneş’teki faaliyet şimdiye kadar görülmüş olanların hepsinden daha fazlaydı. Son yüz yıl içinde Güneş’in manyetik alanı değişime uğradı. California’daki Rutherford Appleton Ulusal Laboratuarları’ndan Dr. Mike Lockwood’un yaptığı bir çalışma var. Dr. Lockwood, Güneş’le ilgili yaptığı araştırmalar sonucunda 1930 yılından beri Güneş’in toplam manyetik alanının yüzde iki yüz otuz oranında güçlendiğini bildiriyor. Ve son yıllarda gerçekleşen güneş lekesi faaliyetlerinden bazılarının tarihte kaydedilmiş olanların hepsinden çok daha büyük olduğu.

Rusya Sibirya’daki Rusya Ulusal Bilim Akademisi’nden gelen bilgilere göre; uzayda değişik ve çok daha yüksek enerji seviyesine ve titreşimlerine sahip bir manyetik alana girdiğimiz sonucuna varmışlar (Foton Kuşağı).
Ruslar uzayda bundan önce hiç görülmemiş değişiklikler kaydedildiğini bildiriyorlar. Bu bilgiyi veren bilim kurulunun başındaki kişi olan Dr. Dmitriev aşağıdaki etkilerin gözlemlendiğini söylüyor:

 

Heliosfer’in Ön Kenarındaki Değişimler

Güneş’in kendisi de bir manyetik alana sahiptir ve bu manyetik alan Güneş Sistemi’nin çevresinde heliosfer olarak adlandırılan bir ‘yumurta’ şekli oluşturur. Heliosfer gözyaşı biçimindedir ve uzun, ince ucu hareket ettiğimiz yönün aksi yönüne bakar. Ruslar Heliosfer’in ön kenarına baktılar ve orada parıldayan uyarılmış plazma enerjisinin varlığını gözlemlediler. Güneş’in heliosferi 10 astronomi birimi derinliğindeydi (bir astronomi birimi Yeryüzü’nün Güneş’e olan uzaklığı kadardır, yani yaklaşık 93 milyon mil). Dr. Dmitriev’in dediğine göre bugün bu parıldayan enerji 100 astronomi birimi derinliğine ulaşmış durumda.

Rusya Ulusal Bilim Akademisi bize bir zaman çizelgesi vermiyor, fakat eskiden bilinen ve kabul edilenle, şimdiki durum karşılaştırıldığında en az yüzde binlik bir artış görülüyor. Rusların dediğine göre Güneş’teki bu değişim gezegenlerin işleyiş biçimini ve destekleyebilecekleri yaşamın türünü de değiştiriyor. Hatta DNA sarmalının da değişim geçirmekte olduğunu söylüyorlar. Heliosfer’in süregelmekte olan genişlemesinin bizi sonuç olarak yeni bir enerji düzeyine taşıyacağını, Güneş’in kendisinden enerji saçarken yaydığı temel harmonik dalga boylarında ani bir genişleme olacağını ve yayılan enerjideki bu artışın Güneş Sistemi’ndeki maddelerin tümünün temel doğasını değiştireceğini düşünüyorlar. Bu oldukça ciddi bir açıklama, fakat veriler tarafından destekleniyor:

Gezegenlerden beşinin ve Ay’ın atmosferi değişim geçiriyor

ABD 1969’da Ay’a indiğinde orada atmosfer bulamadı. O zamandan beri Yeryüzü’nün uydusunda daha önceleri bulunmayan ve Dr. Dmitriev’in sodyumla ilişkili gördüğü bir bileşimden oluşan bir atmosfer gelişiyor. Bu yeni atmosfer şimdi altı bin kilometre derinliğinde.

Yeryüzü’nün atmosferi üst seviyelerinde daha önceleri görülmeyen ölçüde HO gazı oluşturuyor. Önceden kesinlikle şimdiki miktarlarda bulunmazdı. Rusların iddiasına göre bunun küresel ısınmayla, CFC ile veya floro karbon emisyonuyla, veya bunun gibi şeylerle bir ilgisi yok.



Mars’ın atmosferi eskisine oranla giderek kalınlaşıyor.

Jüpiter, Uranüs ve Neptün’ün atmosferleri de büyük değişimler geçiriyor.

Venüs’ün genel parlaklığında belirgin bir artış gözlemleniyor.

Jüpiter’in enerji yükü o kadar arttı ki, gezegenin yüzeyiyle uydusu arasında iyonize edici radyasyondan oluşan gözle görülür bir tüp oluştu. Gerçekten de son zamanlarda çekilen fotoğraflarda parlak enerji tüpünü görebilirsiniz.

Uranüs ve Neptün de çok daha parlak hale geliyorlar.

Jüpiter’in manyetik alanı iki mislinden fazla büyüdü.

Uranüs’ün manyetik alanı değişiyor – ve bir açıklama yapılamıyor.

Neptün’ün manyetik alanı artıyor.

Ruslara göre bu gezegenlerin üçü de daha parlak hale geliyorlar ve atmosferik nitelikleri değişiyor – fakat bunun ne anlama geldiğini açıklamıyorlar.

Ruslar, Uranüs ve Neptün’ün ekseninin yakın zamanlarda kaymış olduğuna işaret ediyorlar. Voyager II uzay aracı Uranüs ve Neptün’ün yakınından geçerken, görünürdeki kuzey ve güney manyetik kutupların, yeri daha önceden kaydedilmiş olan coğrafi kutuptan oldukça ciddi ölçüde sapmış olduğu görüldü. Fark birinde 50 derece, diğerinde ise yaklaşık 40 derece idi.

Dünya’daki değişimler

1980’den beri sismik faaliyet yüzde dört yüz oranında artış gösterdi.

Dr. Dmitriev’in bildirdiğine göre 1973’ten 2003’e kadar geçen yıllarda genel olarak doğal afetlerin – fırtınalar, tayfunlar, toprak kaymaları, tsunami dalgaları vs.- gerçekleşme sıklığı yüzde yedi yüz oranında arttı.

Yeryüzü’nün manyetik alanı küçülüyor ve küçülme sürati 5-10 yıl önce aniden artmaya başladı. Aşağı yukarı son on beş yıl içinde de manyetik alan değişken ve düzensiz hale geldi.

Geçen yılın sonlarında Kuzey Kutbu’nun tam üzerinde bulunan buz kütlesi, bilinen tarihte ilk defa olmak üzere, tamamen eridi. Greenpeace’in bildirdiğine göre, bildiğimiz kadarıyla, buzun on fitten daha ince olduğu bir zaman hiç olmamıştı. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, Güney Kutbu yaklaşık üç mil derinliğinde bir buz kütlesine sahip ve buna rağmen çok büyük buz parçaları kopup erimeye devam ediyor.

“Manyetik takla 500,000 yılda bir meydana geliyor”

Rus ve Avrupalı fizikçiler, gözlemlerine dayanarak çok yakında dünyada dev bir manyetik değişim beklendiğini açıkladılar. Dünyanın manyetik alanı müthiş bir sıçramayla yer değiştirecek güney, kuzey, kuzey de güney olacak. Rusya’da yayınlanan İzvestiya gazetesi internet sitesindeki haberine göre ‘Manyetik takla’ adı verilen olay ortalama 500 bin yılda bir meydana geliyor. Rus Bilimler Akademisi’nin ölçümlerine göre kuzey ve güney kutupları bölgesinde manyetik delikler hızla genişliyor ve günün birinde, 3-5 yılla ölçülebilecek zaman süreci içerisinde kutupların ani bir sıçramayla yer değiştireceği söyleniyor.


Dünya’nın çevresini tamamen saran manyetik alan, gezegenimizi Güneş’ten gelen radyasyondan korumaktadır (solda). Günümüzde Mars gezegeninde yalnızca küçük manyetik cepler bulunmaktadır (sağda). Geçmişte Mars’ın manyetik alanı da Dünya’ya benziyordu. Bilim insanlarına göre tam bir manyetik alan olmadan yaşam olamaz.


Dünyanın titreşim oranının bir ölçümü de dünyanın kalp atışı olarak da bilinen Schumann Rezonansı’dır (Bu yeryüzü boşluğuna ait rezonans özellikleri ilk olarak Alman fizikçi W. O. Schumann tarafından ilk kez 1954’te keşfedildi). Schumann Rezonansı dramatik olarak artıyor. Dünya Foton Kuşağı’ndan geçmekte ve Dünyanın dönüşü yavaşlamakta. Dünyanın dönüşü durduğunda ve rezonans frekansı 13 devire ulaştığında, biz sıfır noktası manyetik alanında olacağız. Dünyanın dönüşü duracak ve 2 ya da 3 gün içinde ters yönde tekrar dönmeye başlayacak. Bu, dünyanın etrafındaki manyetik alanlarda bir terslik meydana getirecek.



Schumann Rezonansı

Dünyanın Artan Temel Frekansı : Dünyanın temel frekansı veya “kalp atışı”(Schumann Rezonansı) dramatik olarak artıyor. Bu değer coğrafik bölgelere göre değişmesine rağmen, asırlardır toplam ölçüm saniyede 7.8 devir olarak ölçülmüştü. Son raporlar bu değerin 12.7 devir/saniye’nin üzerine çıktığını ve yükselmeye devam ettiğini gösteriyor.

Dünyanın Zayıflayan Manyetik Alanı: Dünyanın “kalp atış” hızı artarken, manyetik alanındaki güç zayıflıyor. New Mexico Üniversitesi’nden Prof. Bannerjee’ye göre, manyetik alan son 4000 yıldaki yoğunluğunun yarısını kaybetti. Ve manyetik kutup tersliğinin bir delili bu alan güçlülüğü olduğu için, Prof. Bannerjee bir manyetik kutup değişiminin gelmek üzere olduğuna inanıyor.

Bu inanışa sahip pek çok bilim adamı var şu an dünya yüzünde ve sayıları gün geçtikçe artıyor. Discovery kanalında da bu konuyla ilgili bir belgesel yayınlandığını ilgilenenler bilir.

Ezoterik bilgiler

Bütün bu bilgilerin dışında eski bir takım uygarlıklardan bize kalan bir takım yazıt, takvim (örn. Maya ve Olmek), ayrıca Mısır piramitlerinin dizilişi ve özellikleri, konumları (dünyanın pek çok açıdan ilginç bir noktasında bulunduklarını meraklıları çok iyi bilir), Sfenks’in bilinen yaşından çok daha eski olduğunun kanıtlanması, kutsal kitaplardaki kıyamet tarifleri, (güneş doğudan batacak, batıdan doğacak!) eski efsanelerin birbiriyle örtüşen ilginç noktaları gibi bir sürü bilgiye bakarak kıyamet teorilerini destekleyenlerin çok yanıldıklarını söylemek zor bir hale geldi artık. Her gün bu yöndeki bilgiye bir yenisi ekleniyorken 2012 teorisini kendi adıma tekrar tekrar masaya yatırıyorum. Tarihte yanılgı olabilir belki ama şeklinin doğruluğu kanıtlı görünüyor. Şiddetle diliyorum ve umuyorum ki tüm bu bilgiler yanılıyordur.

Bu satırlarla karamsarlık ortaya koyduğumu da sanmıyorum. Dünyanın fotoğrafı iyice toz duman oldu ve git gide dumanın kalınlığı artıyor.

Dünya şöyle bir silkelenmeden bu duman dağılmayacak gibi görünüyor. Asıl aydınlık o silkelenmeden sonra mı acaba?

Aydınlık benim umudum, tüm dünya adına…

Nesrin Dabağlar
www.yorumsuzblog.net.tc
nesrin969@hotmail.com

Reklamlar

5 Responses to “» Manyetik Takla Olası Mı?”


  1. 1 recep 9 Temmuz 2007, 10:41

    evet olası birkaç yıldır belli olan birşey ama kimsenın umrunda değil

  2. 2 yasar2121 10 Temmuz 2007, 12:14

    Mayaları ziyaret eden insan acaba kim. Acaba gizemli yolculuklar yapan Hz. Zekeriya olabilirmi ?

    Mayaların Astronomiyi,tarımı Öğreten Doğuda Denizden Gelen Sırlı Kimse
    ————————————————————–

    Mayalar, Samanyolu kuşağının göbeğindeki esrarengiz siyah alanın, çok önemli olduğunu düşünmüşler. İnsan dahil, bütün yaşam unsurları o noktadan doğuyor ve evrene yayılıyor onlara göre. 21 Aralık 2012 günü de, galaksinin merkezini işaretleyen bu noktadan, dünyadaki bütün yaşamı etkileyecek bir kapının açılacağını düşünüyorlar. İşin en ilginci ta 2500 yıl önce heyecanla bekliyor olmaları!

    Maya düşüncesinde Uzun Sayım döneminin bitimi; aynı zamanda en çok saygı duydukları tanrılarının geri dönüş gününe ilişkin çağrışımlara da sahip. Neredeyse bütün tapınaklara damgasını vuran Kukulkan, uzun yıllar önce “Tekrar geleceğim” diyerek Maya yurdundan ayrılmış. Simgesi “tüylü yılan” olan bu bilge tanrı, Mayalara göre onlara her şeyi öğreten ilahi bir figür. Efsaneler, Kukulkan’ın Doğu ufkunda belirip, denizden geldiğini söylüyor. Atalarına dokumacılıktan tarıma, astronomiden mühendisliğe dek birçok şey öğreten bu “tanrı”nın fiziksel özellikleri ise, Mayaların tasvirine göre, Mayaların aksine, beyaz tenli, açık renk gözlü, açık renk saçlı, uzun boylu bir tanrı. Elinde de sürekli bir asa taşıyor.

    Bu dönemde Mayaların daha hiçbir “beyaz adam” ile karşılaşmamış olduğu düşünüldüğünde, bu tanımlama oldukça ilginç geliyor insana. Üstelik, Kukulkan’ın uzun bir de sakalı var – Mayalarda hiç olmayan bir şey bu, çünkü genetik olarak sakalları çıkmıyor!

    Benzerlikler, Güney Amerika’ya, And Dağları dolaylarına bakıldığında da farkediliyor. ortaya çıkıyor. İnkalar ve Keçua kabileleriyle birlikteyiz ve onların mitlerinde de açık renk tenli, sakallı, elinde asa taşıyan bir beyaz tanrıya rastlıyoruz, Viracocha. Kukulkan’a yükenen nitelikler, Viracocha için de geçerli. İnkalar ve Keçualar tarımı, yıldız bilimini, yazıyı, matematiği öğretmiş. Ve yine bir gün, geri geleceği sözünü vererek uzaklaşıp gitmiş.
    ….
    20 Mayıs 2000 günü öğle saatlerinde oluşacak astronomik dizilim, yüzyıllar evvel Mayalarca, en önemli tanrıları için yapılan piramidin tepesinde simgesel olarak gerçekleştirilmiştir.

    “Öğreten tanrı’nın söz verdiği “geri dönüş” gününün bekleyişi.

    / Alıntı nuburi2012 Marduk, forum, kaynak :”Zecharia Sitchin” /

    yasar2121

  3. 3 yasar2121 10 Temmuz 2007, 7:13

    İsimde yapılan yanlışlık dolayısıyla; özür dileyerek Hz. Zekeriya’yı Hz. Zülkarneyn olarak düzeltiyorum.

  4. 4 NESRİN DABAĞLAR 11 Temmuz 2007, 12:36

    Sevgili Yaşar,

    Sümerolog Sitchin’e göre Kukulkan adındaki “tanrı” diye ifade edilen kişi, Nibirulu Marduk adlı kişi ile aynı şahıs ve O bölgeye sürgüne gönderilmiş kendi yönetimleri tarafından. Sümer yazıtlarında bunu kanıtlar deliller mevcut ve İbranilerin kutsal kitaplarında da buna ait bilgiler mevcut.

    Bu konuda gerçeği Allah bilir ancak, çünkü elimizdeki deliller çok eski ve yetersiz. Ancak şuna inanıyorum ki bizim 6000 yıllık medeniyetimiz ilk değildir ve kutsal kitaplarımızda yazdığı gibi daha önce tufanlar olmuştur. Bugünkü bilim Evrim teorisinin eksikliği içinde dönüp duruyor henüz.
    Birgün bütün dünyaya “gerçek” yayılır umarım.

  5. 5 özde 16 Temmuz 2007, 10:16

    Sevgili dostlar;

    Rasulullah (sav) efendimizin kıyamet alametlerinden olarak bizlere aktarılan o meşhur hadisi ne diyor; “KIYAMETTE GÜNEŞ BATIDAN DOĞACAK”.
    Acaba bu yazıda anlatılan manyetik takla gerçekleşir ise, KUZEY-GÜNEY ile yer değiştirince DOĞU ile de Batı otomatikman yer değiştirir ki, güneşin BATIDAN doğması olayı ile MANYETİK TAKLA olayı işaret edilmiş olabilir…

    Doğrusunu Allah bilir..
    Saygılarımla.


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: