» Esmaul Hüsna’da Anlam İlişkisi

nazimakpinar.jpgAllah’ın 99 ismi olarak bildiğimiz Esmaul Hüsna, anlam itibariyle birbirleriyle ilişkili ve irtibatlıdır. Her bir isim, diğer bütün isimleri anlam olarak içermekte ve yansıtmaktadır. Bu yazımızda Esmanın her birisinin birbirleriyle anlam ilişkilerini göstermek istiyoruz. Zira İlahi isimlerin her biri diğer isimleri Cami ismi gereği kendinde cem etmektedir. Adeta her bir isim iç içe daireler gibi birbirini destekler. Her bir isim diğer tüm isimlere hem delildir hem de her birisinin neticesidir.

Evet, Hu olan Allah, zatı itibariyle mutlak bilinmezdir. Bin bir ismini ihtiva eden Rahman ismiyle, zatından sonsuz ve sayısız Esma ve sıfatlar meydana getirmiştir.

Bu zatından meydana getirdiği sayısız Esma ve sıfatlarını, Rahim ismiyle, varlıklar içinde kendine seçtiği Müferridun ve Mukarreb seçkinlere tanıtır.

Melik ismiyle mülkün yegane sahibidir ve mülkünde dilediği gibi tasarruf etmektedir. Bütün mülk, Allah’ın isimlerinin açığa çıkışından ibarettir. Aynı zamanda Melik olan Allah, bütün meleki kuvvelerin kaynağıdır.

Kuddus ismi gereği olarak sınırlılıktan mukaddestir. Hiç bir beşeri kavramla sınırlandırılamaz. Kudsiyet sahibidir. Kudsi Ruh, onun varlığıyla kaimdir.

Selam ismiyle varlığın özündeki Kudsi Ruh’a yakin halini yaratır.

Yakin halini açığa çıkardığı birimlerde Mümin ismiyle gaybın sonsuz sırlarına açık idrakı oluşturur.

Gayb sırlarına erdirdiği birimlere Müheymin ismi gereği hiçliğini, yokluğunu hissettirerek hayret makamına ulaştırır ve böylelikle yüceliğiyle insanı mest ederek kendinden geçirir.

Hiçliğini hissettirerek hayret ve hayranlık uyandırdığı birimlere Aziz ismi gereği olarak mutlak anlamda galiptir.

Mutlak galip olması hasebiyle de Cebbar ismi gereği hükmünü zorunlu olarak ister istemez kabul ettirir.

Her birim O mutlak cebir karşısında ezilir, mahvolur ve kahrolur. Çünkü O, aynı zamanda Kahhar’dır.

Dilediği her şeyi ortandan kaldırma kudretine haizdir. Bu kahhariyet ve cebbariyet gücü ve yetkisine sahip olması dolayısıyla Mütekebbir’dir.

Azamet ve Kibriya sahibidir. Zira Azim ve Kebir’dir. Mütekebbir ve Kebir oluşu, sonsuz manalara sahip olmasından ileri gelen bir üstünlüktür. Buna Ekberiyet denir. Kendi yüce vasıflarını ancak ve sadece kendisi değerlendirebilir.

Hâlik ismi gereği olarak da benzersiz ve orijinal yaratımlar oluşturarak kendindeki yüce vasıfları takdir ederek değerlendirir. Hâlik ismiyle benzersiz ve orijinal olarak yarattıklarını

Bâri ismiyle farklı ve yeni bir icadla oluşturmaktadır. Zira O hem Mucid’dir hem Mecid’dir. Her bir yeni icadıyla şan ve şerefini daha da yükseltmektedir.

Musavvir ismi gereği vücud vererek icadettiği tüm mânâ kesitlerini ilminde tasavvur ederek şekillendirmektedir. Bu şekillendirmeyle yarattığı birimlerde Gaffar ve Gafur isimleri gereği olarak mağfiretini açığa çıkarır.

Mağfiretini açığa çıkardığı birimlere Vehhab ismiyle karşılıksız olarak ihsanda bulunur. Zira O Muhsin’dir. İhsan makamının aslen sahibidir. Allah’ın bu karşılıksız ihsanı Rezzak ismi gereği olarak sonsuz mânâlarla sürekli rızıklandırma şeklinde belirmektedir. Sonsuz mânâlarıyla sürekli beslediği birimleri belirli aşamadan sonra Fettah ismi gereği belirli fetihlere ve inayetlere kavuşturarak onlara sürekli yeni açılımlar ve aşamalar sağlar.

Alim ismi gereği, mânâlarının oluşturduğu tüm sanatlı birimlerin tüm hallerini bildiği için Kaabız ismiyle dilediği zaman dilediği mahalde kabz(sıkışma) hali oluştururken Bâsit ismiyle Bast(genişleme) hali oluşturur. Bu mânâların devamı olarak da dilediği birimleri Hafid ismiyle en değersiz hale düşürerek değersiz kılarken dilediği birimleri de Râfi ismiyle yükselterek kıymetlendirir. Miraclarını tamamlatarak yüksek derecelere nail eder. Bununla paralel olarak Muizz ismiyle izzet bahşederken Muzill ismiyle de zillete düşürüp değersiz kılar.

Bu değerlendirmelerin kökeninde de Semi ismi gereği yarattıklarının her halini derinlemesine algılaması ve Basir ismi gereği yarattıklarının her halini değerlendirmesi yatmaktadır.

Yine O, Hakem ismi gereği hüküm sahibidir ve hükmü kayıtsız şartsız yerine gelendir. Çünkü aynı zamanda Hâkim ismiyle her şeye hâkim durumdadır.

Yarattığı tüm birimlerde hükmü her an geçerli olan Allah, Adl ismiyle her birimi belirli bir gaye için yaratarak onlara hak ettiklerini her an vermektedir. Bu, Latif ismiyle lütuf yollu birimin özünde ve yapısında oldukça latif bir cereyanla işlemektedir. Zira Habir ismiyle her şeyin bizatihi kendisi olarak her şeyden haberdardır.

Hasib ismiyle de her varlığın her an yaptığının hesabını görmektedir.

Halim ismiyle hoş görü ve hilim sahibidir. Hilim elbisesini giydirerek ziynetlendirdiği kullarına Şekur ismiyle ziyadesiyle karşılık verir, mukabele eder. Çünkü Kerim ismiyle ikram sahibidir. Sınırsız cömertlik sahibidir. Mukit ismiyle de her birimin kendi yapısal özelliklerine göre gıdasını verir.

Allah, Celil ismi gereği zatıyla tüm kemal sıfatlarına sahiptir. Zira Aliy’dir. Yücelikte erişilmezdir. Müteali’dir, yüceliği yayandır.

Hafiz ismiyle her şeyi hıfzederek muhafaza eder. Hıfzederek himayesinde bulundurduğu birimleri Rakib ismiyle her an kontrolünde tutar.

Vâsi ismi gereği olarak sonsuz genişlik ve tahammül sahibidir.

Muhit ismiyle de her şeyi ihata eder. Zira Gani ismiyle kavramlar üstüdür ve hiçbir şeyle sınırlandırılamayacak derecede zenginlikte olarak gına sahibidir. Zira Mugni’dir.

Hakim ismiyle her fiili yerli yerindedir ve anlamlıdır hikmetinin gereği olarak.

Vedud ismiyle aşkın kaynağıdır ve gerçekte sevilen tek varlık konumundadır.

Bais ismiyle yaşamda sürekli yeni dönüşümler yaşatır. Zira O Hayy’dır ve Muhyi’dir ve Mümit’tir. Sonsuz dirilik sahibi olarak hayatın kaynağıdır ve aynı zamanda ölümü tattırarak dönüştürendir. İhya eden ve can verendir.

Şehid ismiyle her şeyin gerçeğini müşahede edendir.

Hakk ismiyle gerçekte yegane varolandır.

Vekil ismiyle ismiyle de kendisini vekil tutanların işlerini kemale erdirerek neticelendirir. Veli ismiyle arka çıkarak onları kemale ulaştırır.

Kavi ve Metin isimleriyle tüm kuvve ve güçlerin oluşturucusu ve kaynağıdır.

Tüm sena ve övgülere de Hamid ismi gereği layıktır.

İhsa’nın ve İbda’nın sahibi olarak Muhsi ve Mubdi’dir. İhsa, sonsuz sayıdaki varlığı her zerresine kadar değerlendirme vasfıdır. İbda ise benzersiz ve orijinal özelliğe sahip sonsuz sayıda varlık yaratma vasfıdır. Zira Bedi ismiyle benzeri olmayan şeyleri icad eder.

Muid ismiyle yaratılmışları yok edip tekrar vücutlarını iade eder ve mevcut kılar.

Vacid ismiyle ne bağışlarsa varlığından hiçbir şey eksilmez. Zira Kayyum ismiyle kendi varlığıyla kaimdir ve her şey O’nun varlığıyla daimdir.

Samed ismiyle varlığına bir şeyin nüfuzu imkansızdır. Vahid ve Ahad olması hasebiyle de cüzlerden ve parçalardan meydana gelmemiştir. Aynı zamanda da Hüvel Evvelü vel Ahirü ve zZahirü vel Batın’dır. İlk ve Sondur. Aşikar ve gizli olarak algılanan her şeyin kaynağıdır.

Kâdir ve Muktedir isimleri gereği kudreti her şeye yetendir. Kudretinin sınırsızlığı gereği olarak da Vali ismiyle her şeyi tedbir ve idare eder. Zira O, Müdebbir’dir. Her işi tedbir iledir.

Berr ismiyle varlıklara istediği özellikleri kazandırır.

Tevvab ismiyle tevbeleri kabul edendir. Tevbelerini kabul ettiği kullarını Afuv ve Rauf isimleriyle affeder ve onlara acır. Aynı zamanda Müntakim ismi gereği zarar verene yaptığının neticesini yaşatır.

Malikel Mülk olması hasebiyle mülkün yegane sahibidir. Dolayısıyla her an mevcudatın tüm boyutlarında dilediği gibi tasarrufta bulunmaktadır.

Zül Celal vel İkram’dır. Mutlak hüküm ve ikram sahibidir.

Muksid ismiyle her şeyi yerli yerinde yapar.

Cami ismiyle dilediği tüm anlamları dilediği mahalde cem eder.

Mâni ismi gereği men edicidir.

Darr ismiyle zarara uğretırken Nâfi ismiyle faydalandırır. Bu özellikleriyle de hayrın ve şerrin mutlak kaynağı ve oluşturucusudur.

Aydınlatıp irşadettiği kullarını Hâdi ismiyle gerçeğe yönlendirir. Zira O, Reşid ismiyle varlıkları varlıkları varediş gayesi istikametinde hedefine yönlendirip ulaştırandır.

Baki olan O’dur. Varis olarak tüm varlığın gerçekte tek varisidir.

Sabur olan Allah sabrın kaynağıdır.

Bütün güzel isimler Allah’ındır.

Nazım Akpınar
www.yorumsuzblog.net.tc
ahad103@hotmail.com

Reklamlar

3 Responses to “» Esmaul Hüsna’da Anlam İlişkisi”


  1. 1 yasar2121 3 Temmuz 2007, 9:36

    Güzel özet, Allah razı olsun.

  2. 2 mutlukilinc 19 Temmuz 2007, 9:58

    Teşekkür ederim ben de. Bir çırpıda hepsini almış oldum. Artık seçer, seçer zikrederim inşallah.
    Sevgi ile kalın.

  3. 3 LOST 19 Temmuz 2007, 2:41

    Mutlu Hanım,

    Zikir konusunda yönlendirilmeniz gerekiyor çünkü zikir seçip seçip keyfinize veya aklınıza göre yapabileceğiniz bir yöntem değil.

    Önce genel zikirlerle açılımınızı hazırlamalı, daha sonra yine genel ama daha kapsamı genişletecek zikirlere yönelmeniz gerekiyor. Ters bir noktadan başlamanız sakıncalı…

    Bu konuda DUA ve ZİKİR mekanizmasını günümüz insanına sevdiren ve öğreten Üstad Ahmed Hulusi’nin DUA VE ZİKİR kitabını acilen edinmenizi ve okumanızı tavsiye ediyorum.

    Şu an için hemen net’ten şu linkten de ulaşabilirsiniz:
    http://ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/dua/

    Buradan kitabı indirin ve öyle başlayın lütfen…

    Selam ve dualarımla, bu regaip gecesinde hayırlara vesile olur inşallah.


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: