» Bir Olan’ın Düşmanı Olabilir mi?

gunun-yorumu-emre-lgs.jpgTasavvuf yolu mertebelerden oluşur.
Herşeyi Yaratan ve Kapsayan’in düşmanı olamayacağı; düşman kelimesinin “karşıtlık” ve “öteki”ni içermesi nedeniyle, Yaratıcı’nın doğasına ve Yaratıcılığı’na aykırı olması nedeniyle açık ve seçiktir. Ancak zanları nedeniyle insanoğlu, kayıtsız şartsız kabul ettiği bilgiler nedeniyle, açık – seçik olana örtülü kalmaktadır…

Ancak O’nun mertebeler halinde tecelli etmesi nedeniyle, O’na uzaklık (ki bu düşmanlık olarak yorumlanagelmiştir) bir mertebesinden öteki mertebesine göredir ancak.

Çevirilerde anlam kaybı olduğu gibi, anadili ile bir kutsal metni okuyanın da kendi anlayışına göre yorumladığı ayetlerde de, okuyana göre anlam kayıpları olacaktır. Bu nedenle “düşman” vb. kelimlerde, kelime köklerine inilemediği için dinler dejenere olmaktadır. Bu da insanın doğası gereğidir.

Kısaca söylemek gerekirse; mertebeler, O’na olan farklı uzaklıklar, hatta şeytaniyet dahil herşey O’nun takdiri nedeniyle ve yaratılışın zorunluluğundandır. Nasıl siyah bir kalem ancak beyaz bir sayfa üzerinde kendini en ileri düzeyde ifade edebiliyorsa; en alt mertebelerin olması, Allah’ın yüceliğinin anlaşılması içindir.

Zahir ehline rahatsız olmasınlar ve keyifleri kaçmasın diye yüzyıllarca gizli tutulan sırlar vardır. Bu sırlara ancak kendini Hakikat bilgisine teslim etmeye hazır olan ulaşır ve tüm çelişkilerinden kurtulur…

Aksi takdirde; kader sırrı nedeniyle günahı kim işliyor, şeytan Allah istemese şeytanlığını yapabilir mi, ayetler günlük yaşantıya göre geliyorsa nasıl ebedi ve ezeli oluyor, birbirini kabul eden Hak dinler neden bu kadar farklı, birinin kutsalı nasıl ötekinin haramı gibi soruların çelişkilerinden asla kurtulamayacak beşerler olarak, hayatımız boyunca bunları düşünmekten kendimizi sakınır ve bildiğimiz kadarıyla yaşama riskini alırız…

Bildiğimiz ve inandığımız çoğunlukla ne dinin hakikatleri, ne de kendi varlığımızın doğasıdır. Sadece bir zan… İşte hakiki putlar bu zanların ta kendisidir ki, putlarını kırıp, kalp kabesini temizlemeyenin gönlüne O’nun feyz akıtmayacağı söylenir… Biz beşerlerin taptığı, yücelttiği, kendini paraladığı ve uğruna hayatımızı verdiği şey çoğunlukla din değil, din sandığımız zandır…

Ve bizler kendimizi kurban ederiz…
Kendi hayalimizde yarattığımız ilaha…

Umarım eksikliklerle dolu bu anlatımımız sizi biraz olsun aydınlatabilmiştir…

Sevgiler…

Emre.Lgs
www.yorumsuzblog.net.tc
emre.dm@gmail.com

Reklamlar

2 Responses to “» Bir Olan’ın Düşmanı Olabilir mi?”


  1. 1 erkan 26 Haziran 2007, 9:58

    tesekkür sanki icimizden gecenleri dillendiriyorsunuz

  2. 2 zahid.zenderun 1 Temmuz 2007, 8:59

    Diyorsunuz ki; Bu sırlara ancak kendini Hakikat bilgisine teslim etmeye hazır olan ulaşır ve tüm çelişkilerinden kurtulur…

    RABBİM kısmet etsin ulaşmak isteyen yolu bulsun..RAZI OLSUN, KOLAY KILSIN..
    SIRLAR açılsın, o kapıdan girmeyi nasib etsin


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair için sed191
İslami Foton Kuşağı için sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… için Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… için elif
Özümle Konuşmalar için doğan
İslami Foton Kuşağı için necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. için Tevhidi
» Simurg’u Ararken için ahmet
İslami Foton Kuşağı için Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı için marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… için mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) için barış
İslami Foton Kuşağı için Ayşe
» Simurg’u Ararken için Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) için deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar

Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: