» Eleştirilmek, Taraf, Dışlamak ve Terk etmek!

gunun-yorumu-ahyar.jpgBir velinin eleştirilmek, kınanmak, ayıplanmak veya dışlanmak gibi kişisel ve nefsini korumaya yönelik dertleri olmaz, O’nun tek derdi Hak’ın yerini batılın almaması için gayrettir. Her fiili Hak’kın hakim olmasını sağlamak ve batılla mücadele üzeredir. O sebeple, eğer birinin veli olduğuna inanıyorsak (ya da bize özel bir ayrıcalık tanıyıp gizlemeden açıkladıysa), O’nunla aynı amaç doğrultusunda hareket etmeliyiz.

Eğer O veli bir sebebe binaen velayetini halka açıklamadıysa, özel olarak bildirdiği kişiler de aynı amaca hizmet etmelidir. (Hatta ima ile veya başka yollarla da olsa bu sır açıklanmamalıdır) Çünkü bu da ilahi ahlakın gereğidir, aksi ise nefsin hevasına uymaktan başka bir şey değildir. Bile bile insanları günaha azmettirmemek gerekir.

* * * * * *

Şimdi yapacağım yorum hakkında “Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı” şeklinde bir düşünce akla gelebilir. Ama “arif olan düşünür ve anlar” diyerek acizane bir değerlendirmede ve uyarıda bulunmak istiyorum.

Bir kudsi hadiste “Benim velilerim, benim kubbelerim altındadır (örtüm altındadır), onları benden başka kimse bilmez” buyrulur. Bu hadiste sözü edilen örtü, Müddessir sûresinde de bahsedilen örtüdür. El-Müddessir, elbisesine bürünen, örtünüp gizlenen anlamındadır. Surenin ilk ayetleri şöyle başlar:

“Ey O Müddessir (elbisesine bürünen, kendisini örten)!. Kalk (kıyam dur/varlığa bürün) da uyar!.” (Müddessir, 1-2)

Kanımca “OKU!” emriyle başlayan Alak sûresinin ilk ayetleri ve Fâtiha suresi velayetin risalet ve nübüvvet kemalatına erişmesine işaret eden ayetlerdir. Müddessir sûresinin yukarıdaki ayetleri de resmi olarak risalet ve nübüvvet görevinin başladığına işaret olan ayetlerdir. Ama asl olan buradaki örtü kavramıdır. Örtü ancak risalet ve nübüvvet görevi alınca kalkar. Aksi halde bu örtüyü kaldırmanın bazı sakıncaları olabilir.

Rical-i Gayb, yani gizli erler, gizli veliler demektir. Gizli olmalarının pek çok sebebi vardır. Bunlardan biri de velinin velayetini açıkladıktan sonra insanların kendisini değerlendirememesinden dolayı karşı çıkıp günaha batmasını istememesi ve onları bu akıbetten korumaya çalışmasıdır.

Bir velinin eleştirilmek, kınanmak, ayıplanmak veya dışlanmak gibi kişisel ve nefsini korumaya yönelik dertleri olmaz, O’nun tek derdi Hak’ın yerini batılın almaması için gayrettir. Her fiili Hak’kın hakim olmasını sağlamak ve batılla mücadele üzeredir. O sebeple, eğer birinin veli olduğuna inanıyorsak (ya da bize özel bir ayrıcalık tanıyıp gizlemeden açıkladıysa), O’nunla aynı amaç doğrultusunda hareket etmeliyiz.

Eğer O veli bir sebebe binaen velayetini halka açıklamadıysa, özel olarak bildirdiği kişiler de aynı amaca hizmet etmelidir. (Hatta ima ile veya başka yollarla da olsa bu sır açıklanmamalıdır) Çünkü bu da ilahi ahlakın gereğidir, aksi ise nefsin hevasına uymaktan başka bir şey değildir. Bile bile insanları günaha azmettirmemek gerekir.

Bir başkasının menfaatini kendi menfaati gibi korumayan kişinin yakin olmaktan nasibi olmaz. Yakınlaşmak isteyen kişi önce bu mantıkla hareket etmeyi öğrenmelidir. Ki bu da ayrımsız tüm insanları sevmekle edinilecek bir bakış açısıdır. Zaten taraftarlık düşüncesi bu sebeple yakin ehline uymaz. Tarafı olduğunu seven, diğerlerini dışlayan bir anlayışta hoşgörü ve ayrımsız sevgi tohumları yeşermez. BİR olmanın getirisi olan bakış açısı edinilemez, Birleşilemez. Aklı başında insan bu tür değerlendirmeleri yaparak, fiillerine buna göre yön verir. Ayrıca, eğer veli olduğu iddia edilen kişi gerçekten Allah velisi ise, halk tarafından değerlendirilemediğini farkettiğinde kesinlikle örtünmeli ve örtünmemesinden zarar görecek kişileri bu şekilde korumalıdır. Bu düşünceye ve hassasiyete sahip olmayan da veli değildir zaten..

Yine ne alakası var denilebilir, ama Ahmed Hulûsi üstadın bir sözünü çok anlamlı, manidar ve uyarıcı bulurum. (Özel olarak Ahmed Hulûsi üstadın sözünü seçmedim, benzeri sözler Gavs-ı Azam’ın da vardır, ama aklıma takılan A. Hulusi üstadın sözü olmuş demekki) Şöyle:

– Ortaya koyduğu tüm sayısız esmâ terkipleriyle, her an, türlü isimler altında dilediğini, dilediği gibi yapmakta olan kim?.. Sen mi, O mu?.. Cevabın, O ise; Tanrın, senden razı olsun!.. Sen isen, razı mısın yaptıklarından?… Revâ mı düşündüklerin, yaptıkların?.

Bu sözü şahsen şöyle anlıyorum, katılır mısınız bilemem?

– Ortaya koyduğu tüm sayısız esmâ terkipleriyle, her an, türlü isimler altında dilediğini, dilediği gibi yapmakta olan kim?.. Sen mi, O mu?.. Cevabın, O ise; Tanrın, senden razı olsun!.. (Cevabın O ise, hali hazırda yakine erişmediğini gösterir) Sen isen, razı mısın yaptıklarından?… Revâ mı düşündüklerin, yaptıkların?. (Sen isen, yakinsin demektir; ancak yakin olanın arzusu ve iradesi O’nunla BİR’dir. O halde neden O’nun iradesinden razı değilsin de farklı şeyler istersin? Yakin olan teslim olandır ve teslim olanın da olandan farklı bir arzusu olmaz)

Ahyar
www.yorumsuzblog.com
ahyar01@yahoo.com

Reklamlar

5 Responses to “» Eleştirilmek, Taraf, Dışlamak ve Terk etmek!”


  1. 1 erkan 18 Haziran 2007, 9:46

    Yazı için teşekkür ederim.

  2. 2 nilüfer 19 Haziran 2007, 10:29

    Yakin olan teslim olandır ve teslim olanın da olandan farklı bir arzusu olmaz.”
    Bu paragrafı ”dua etmek” konusuyla da birleştirebilir misiniz?
    Saygılar

  3. 3 Ahyar 19 Haziran 2007, 7:02

    Nilüfer hanım, kritik bir soru sordunuz. Eğer sorunuza burada cevap verirsem yine bir tartışma çıkar endişesi taşıyorum. Eğer ahyar01@yahoo.com adresine e-mail adresinizi yazarsanız, sorunuzun cevabını hemen yollarım inşaallah.

  4. 4 nurullah 25 Haziran 2007, 10:04

    Sn. Ahyar,

    Bir velinin eleştirilmek ve nefsini korumak dertleri olmazken, bize özel bir ayrıcalık tanıyıp gizlemeden açıklaması diye birşey de olmaz.
    Diğerlerini dışlayıp taraf tutması olur bu.
    Veli olduğunu açıklaması da olmaz. Bunlar vehim ve zandan ibarettir. Emmare nefislerin beklentisidir. Velayetini açıklayan nebi olur zaten.
    Bu çok yanlış beklentiniz yazıda kaş yapayım derken göz çıkarmak olmuş.
    Selam ve dua ile.

  5. 5 Bahadır 25 Haziran 2007, 1:41

    Sizin iddianız da yenilir yutulur gibi değil Sn. Nurulllah.
    Bu ülkede kalabalık gruplar, cemaatler, topluluklar tarafından saygı ve hürmet gören ve Veli olduğunu iddia eden veya en azından imâ eden düzinelerce kişi var.
    Kimi Veliyim der, kimi Mehdiyim, kimi Gavsım, kimi Müceddid, kimi de yenileyici..
    Açıkça demese bile ima ile buna bir şekilde işaret ediyor. Bu imâları anlamamak için kişinin ciddi şekilde zeka özürlü olması gerekir, yani o kadar açık..

    Emin değilim ama ortada bu gibi iddialar olduğundan Sn. Ahyar bu kişileri ve inananı cemaatleri karşısına alacak bir şey söylemek istemediği için bu ifadeyi kullanmış olabilir.

    Ama sizin iddianız cesurca ve ciddi bir iddia..

    Ayrıca eğer bu beklenti emmare nefslerin beklentisi ise, sadece iddia ve ima sahibi bu kişileri değil, onların veli olduğuna inanlara da bir dokundurma olmuş yorumunuz..
    Hatta bana göre dokundurmadan öte haddini bildirme olmuş.
    Çok cesursunuz açıkçası..
    Sn. Ahyar sizinle aynı fikirde olsa bile sizin kadar cesur olmadığı ortada..


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: