» ‘Enfüs’üne yönelmek

O surette hoşuna gitmeyen bir şey varsa, değiştirmek için afaki hayallere değil enfüsüne yönelir. Nefsine bakıp eksik, kusur ve yanlışı onda arar.
Yel değirmenleriyle savaşan Donkişot değildir artık..
Aynayı suçlamaktan vazgeçer. Ayna karanlıksa, özünün ışığını yansıtamayanın, öz ışığına engel olanın kendisi -nefsi- olduğunu bilir. Eğer bu durumda bir eleştiri ve suçlama yapacaksa ancak kendi nefsine yönelir…

* * * * * *

Suçlama, eleştirme, kınama, hor görme, dışlama düşüncesi olgunlaşamaMAnın en belirgin işaretlerindendir. Hem öyle bir işaretler ki yapışkan bir illet gibi.. Eline yapışsa elinde kalır, üstüne yapışsa üstünde kalır. Kurtulmak istersin kurtulamazsın. Sallarsın çıkmaz, çekersin düşmez, sürdüğün süründüğün yere bulaşır kalır. Kurtulmak istedikçe daha çok bulaşan, yapışan bir derttir.

Kurtulamamanın tek sebebi bakış açısının değişmemesidir. Bir küreye 45 derece açıyla bakabilen bir göz, kürenin neresinden bakarsa baksın, daima 45 derece açıyla bakacaktır. Kürenin etrafında fır dönse de 45 derecelik bakışından kurtulamaz. Baktığı bölge değişse bile bakış açısı aynı kaldığı için bütünü görememeye devam edecektir. Ama olgunlaşamayan -gerçeğe erişemeyen- kişi, baktığı bölgeyi değiştirdikçe bakış açısının genişlediğini zanneder sadece… O sebeple kurtuldum zanneder ama bu zannıyla daha çok bulaştığını farkedemez. Bakış açısı genişlemediği sürece aynı hatanın içinde farklı versiyonlarda çırpınıp durur.

Tek çare, ilâhi bir yardım ve hidayetle tevhid ilmini sindirerek önceki bakış açısını tamamen terkedip açısız bir bakışa sıçramayı başarmasına bağlıdır. Eğer kişi söz konusu sıçramayı gerçekleştirip tevhid gerçeğini sindirerek hayatı bu bakışla seyretmeye başlarsa, ancak o zaman tüm bu illetlerden kurtulur.

Pek çok hastalığı gibi; suçlamak, eleştirmek, kınamak, hor görmek veya dışlamak gibi hastalıklı düşünceleri de sona erer. Hatta hakikatten sonraki marifet derecesine erişmeden bunların yanlış olduğunu dile getirmeye dahi ihtiyaç duymaz.
Çünkü bilir ki, ben dediği de dahil, O’ndan gayrı yoktur.
Seyrettiği alemi de O’ndan bir nispet olan kendi suretinin aynasıdır.
O surette hoşuna gitmeyen bir şey varsa, değiştirmek için afaki hayallere değil enfüsüne yönelir.

Nefsine bakıp eksik, kusur ve yanlışı onda arar.
Yel değirmenleriyle savaşan Donkişot değildir artık..
Aynayı suçlamaktan vazgeçer. Ayna karanlıksa özünün ışığını yansıtamayanın, öz ışığına engel olanın kendisi -nefsi- olduğunu bilir. Eğer bu durumda bir eleştiri ve suçlama yapacaksa ancak kendi nefsine yönelir. Tevbesi de şöyledir:

Lâ ilâhe illâ ente subhaneke inniy küntü minez zalimîn” (Senden gayrı yok, -tüm yarattıkların gibi ben de- Sübhan, bütün noksanlardan münezzeh ve yüce olan Seni tesbih ederim. Muhakkak ki kendime -nefsimin hakikatine- zulmettim ve zalimlerden oldum.)

Yorumcu
www.yorumsuz.net.tc

Reklamlar

2 Responses to “» ‘Enfüs’üne yönelmek”


  1. 1 özde 12 Haziran 2007, 1:54

    Sevgili dostlar;
    Bu yılı bütün dünya Mevlana yılı olarak kutluyor.. Ne kadar değerlendirebiliyoruz, O’nun eserlerini.. O’nun hoşgörü ve barış Mesajlarını.. O’nun çağrısını..

    Gel!..

    Gene gel, gene.
    Ne olursan ol, ister kafir ol,
    İster ateşe tap, ister puta,

    İster yüz kere tövbe etmiş ol,
    İster yüz kere bozmuş ol tövbeni..

    Umutsuzluk kapısı değil bu kapı,
    Nasılsan,
    Öyle gel!…

    Ey oğul! Bağı çöz, azat ol.
    Ne zamana kadar gümüş, altın esiri olacaksın?

    Denizi bir testiye dökersen ne alır?
    Bir günün kısmetini…

    Harislerin göz testisi dolmadı.
    Sedef, kanaatkâr olduğundan inci ile doldu.

    Ten candan, can da tenden gizli kapaklı değildir,
    lâkin canı görmek için kimseye izin yok.

    Bu neyin sesi ateştir, hava değil;
    kimde bu ateş yoksa; yok olsun!

    Aşk, bu sözün dışarı çıkıp yazılmasını ister;
    Ayna gammaz olmaz da ne olur?

    Aynan, bilir misin, neden gammaz değil?
    Yüzünden tozu, pası silinmemiş de ondan!

  2. 2 yusuf 14 Haziran 2007, 3:22

    Alemde kusur bulan, aslında o kimse kendisindeki kusurları görmüştür de, bundan haberi yoktur. Peki? Allah, alemi yok diye vasıflandırdığında var olan aslında kendini mi yok vasıflandırmış oluyor? Saçma bir teşbih ama alemde kusur var.
    Teşbih sahipleri alemdeki varlık taraflarını yokluğuyla severken, tenzih sahipleri ise varlıkların yokluk kısmını görüp, onlardan istiğna etmekteler ve aslın kemal noktası neyse, sadece onlara muhabbet eylemekdeler.
    Bu hakikata daha yakındır….
    Vallahu alem.


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: