» Bir Yorumsuz Duyuru

Değerli Yorumsuz Okurlar,

Size, anlatmakta zorluk çektiğimiz bir olaylar serisinden bahsedeceğiz izninizle.
30 Mayıs 2007 Tarihinde Sn. Ahmet F. Yüksel, yazılarını Yorumsuz Blog’da bir süre yayınlamaMA kararı aldığını bildirdiler.
Sn. Ahmet F. Yüksel‘e göre, yazılarına yapılan yorumlar, şahsına ve karalamaya varan yorumlardı…

Hemen arkasından Sn. Yüksel, geçmişte yayınlanan tüm yazılarının, Yorumsuz Blog’dan kaldırılmasını istedi.

12 Haziran 2007 Tarihinde “Kerem Doksat ve Neslim Doksat‘ın ortak kitapları yayınlanacağı için her ikisinin yazılarını yayından çıkarılması gerekmektedir.” cümlelerini taşıyan bir e-posta aldık.

Yine aynı tarihte bu defa Sn. Ncaki‘den, yazı/yorumlarının Yorumsuz Blog’dan kaldırılmasını isteyen bir e-posta aldık.

Aynı tarihte Sn. Nuran Tuncel‘den, yazılarının artık Yorumsuz Blog’da yayınlanmaMAsını ve tüm yayınlanmış yazılarının kaldırılmasını isteyen bir e-posta aldık.

Bundan böyle, bu çok değerli insanların yazılarını artık yayınlamayacağız; istekleri üzerine.

Bize düşen, bu duruma sadece şahit olmaktı; yayın ilkelerimiz uyarınca.

Yalnız tek üzüldüğümüz nokta; adı geçen sn. yazarlarımız (Sn. Doksat ailesi ve A. F. Yüksel haricinde) bize bir neden göstermedi/söylemedi maalesef. Ve bize sadece üzülmek kaldı…

Şimdi kara kara düşünüyoruz; sıra kimde diye!.. Geriye ne kaldı ki???

Ama, bu değerli “düşünür yazarlar” tabii ki, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da yazılarına; ülkemizin, alanında yıldız gibi parlayan iki-üç sitesinden biri olan, sufizmveinsan.com ‘da devam etmekte olacaklar, bildiğiniz gibi.

Lütfen Yorumsuz Okurlara yakışanı yapalım ve hep birlikte onları sufizmveinsan.com‘da okuyalım. Biz de öyle yapacağız.

Değerli okurlarımız, bu yazıyı yayınlamaMAyı çok istedik. Sn. yazarların en doğal hakları ve istekleriydi Yorumsuz Blog’u terk etmek. Biz buna saygı duymaktayız.

Ama, Yorumsuz Blog fenomenini de sizler yarattınız. “Düşünür Yazarlar”ımızın payı kadar, Yorumsuz Okurların da payı vardı. İşte bu yüzden sorumluluğumuzun gereğini yerine getireceğimize inandık ve bu yazıyı size yazdık.

Selam ve sevgilerimizi diliyoruz. Kabahatimiz olduysa affola!

www.yorumsuzblog.net.tc

Reklamlar

12 Responses to “» Bir Yorumsuz Duyuru”


  1. 1 nazan 14 Haziran 2007, 12:03

    Terki dünya, terki ukba, terki terk

    ELEŞTİRİLER KARŞISINDA DİK DURABİLMEK; ASIL TASAVVUF BENCE.

    Bütün dünya eleştirse, O razı ise ne farkeder?

    TERK ETMELİ, AMA SİTEYİ DEĞİL, NEFSİMİZİ.

    Ben okumaya devam ediyorum. Hizmetinize minnettarım. Lütfen üzülmeyin.

    Saygılar….
    Nazan ÖZTÜRK

  2. 2 sonsuzagidenyol 14 Haziran 2007, 12:41

    Merhaba http://www.yorumsuzblog.net.tc ,
    Her şey güzel de,bir yerde hata yapılıyor olamazmı.Çuvaldızı başkaına batırır iken,iğneyide kendine batırmak lazım,diye düşünüyorum.İnsanda ki gurur ve baş olma sevdası,zor düşen bir yongadır.Kolay düşmüyorsa,iğneyi kendine batırmak gerek.(benim için geçerli)Bu sitede emeği geçen herkese teşekkür ederim.Bana hakkınız geçmiştir.Çok bilgi edindim.Haklarınızı helal edermisiniz.Yine SİTENİZİ OKU yacağım.OKUyabilme kapasitem kadar.Ayrılan yazarlarada,saygılıyım,fakat buradan bir çağrım olacak,Öyle bir kötü bir şey yoksa,(bilmiyorum neden ama)bu sitede de yine yazılar yazarmısınız.Kırgınlık ya da neyse hepsi geçer.Bu vesile ile,Sevgi, sevmeyi bilenin özü olduğuna göre, sevelim, sevilelim. Dost olalım,dünya kimseye kalmaz.Üstat Ahmet HULİSİ efendinin bir sözü ile bitireyim. Beni, bensiz bil, sen, sensiz gel,
    Seyranımız dost olsun. Dost’u bulanın, ben’i olmaz!..
    Herkese selam ve sevgilerimle…

  3. 3 B.B. 14 Haziran 2007, 8:37

    ancak yapıcı olmak kaydıyla..Şu uyarıyı lutfen hatırlayın “Hakka karşı ters bir kelam duyduğunuzda orayı terk edin.” Kalın sağlıcakla…

  4. 4 B.B. 14 Haziran 2007, 9:34

    Yorumsuz blogda yayınlanan the secret ve vehim gücü yazısı esasen üst düzeyde ele alınmış, gerçekten anlaşılması zor ama tamamen doğru bir makaledir.
    Ehli bunu bilir.
    Yapılması gereken tek şey ‘üzerinde düşünmek ve tartışmaktır.’
    Ancak böyle olmamış peşin hükümlü-önyargılı bakış açıları ile değerlendirmeye alınmış ve eleştiri dozu gittikçe arttırılmıştır.
    Ve çok acıdır ki, bu makaleye yapılan yorumlar haddini aşmış değişik bir safhaya dönüşmüş tarifi mümkün olmayan bir saldırı haline gelmiştir. Ve sonuç yazanın sahtekarlığına kadar vardırılmıştır. Sufizmveinsan.com olarak artık bu portal ve okurları ile yollarımızı ayırmaktan başka yapacak hiç bir şey kalmamıştır.
    Üzülerek belirtmeliyim ki yorumsuz blog tarafsızlığını kaybederek fanatik bir zümrenin eline geçmiş bulunmaktadır. Bu haber portalına tuttuğu yolda başarılar dilerken bir kez daha arkalarına bakmalarını acaba ben ne yapıyorum, bu hale neden geldim? demelerini temenni ediyorum.
    Unutmayın ki İslam ferdleri bir kardeştir. Daha ilerki safhada ise birbirinin aynasıdır. Ayna olmak kolay değildir. Önemli olan Allahın aynasında kendini seyretmek, ubudiyet secdesine varmaktır.
    Hoşçakalın. Allah muininiz olsun.

  5. 5 Derya-Deniz 14 Haziran 2007, 10:47

    Sen ne kadar anlatırsan anlat; anlattıklarını karşındakinin anlayışı kadar anlatabilirsin.
    Ve Allah’a giden yolun, nefisler adedince olduğunu da biliyoruz. Ama sonuçta hepimizin yolu aynıysa; birbirimizi kırmak niye!?

    Hepimiz (aynı yolun yolcusu) O’nun yolcusu değil miyiz bu alemde, ne kötü söz söyleyeni kırmak vardır bizde, ne de iyi olan şeyleri övmek geçer gönlümüzde!
    Sadece paylaşmak; paylaşacağız ki ilmimiz, bilgimiz artsın ve sürekli düşünelim ve hepimizin yaptığı gibi bir şeyler açığa çıkaralım.

    Eğer bu gibi durumlar gerçekleşmese insan nasıl tekamülünü sürdürür ki, olacak daha belki çok şey olacak, ama herşeyden önemlisi, bunlar böyle oldu diye hemen pes etmek niye?
    Allah’a şükür edelim ki birleştiğimiz internet denen olgu var.
    Hissediyoruz bizler aynı şeyleri, eğer hissetmeseydik neydi bizi bağlayan bu Yorumsuz Blog’a öyle değil mi?

    Evet durum onu gösteriyor ki, daha güçlü olacağız. Ve yılmayacağız. Buna ben kısaca “Tecrübe” diyorum.
    Allah Resulüne sormuşlar, tarlayı nasıl sürelim diye, demiş ki:
    Sen bu yolu dene, sense öbür yolu dene. Baktık ki kimin mahsülü daha bereketli daha güzel ve daha fazla ürün veriyor, bundan böyle o yolu deneyelim.

    Sayın yazarlarımız, Ahmet F. Yüksel’den, Sayın Kerem ve Neslim Doksat’tan ve Ncaki’den daha okuyacağımız çok şeyler var kanısındayım. Allah hepsinden razı olsun. Her zaman son sözüm şu olmuştur. Hayırlısı ne ise o olsun.
    Bilin ki, yardım size isteseniz de istemeseniz de zaten geliyor. Bizlere kalmış olan onları yakalayabilmek, yakalatanı bilebilmek.

    Sevgide açtık gözlerimizi
    Baktık ki sadece O var
    Bizlerse O’nun yolcuları
    Yolculara inmek te… binmek te var.

    Sevgiyle kalın ey dostlar.

  6. 6 . 14 Haziran 2007, 11:31

    ÖZDE 1 İZ, SEN, BEN, O YOK… ASLIMIZA GÖRE, ALGILAMA NOKTAMIZA GÖRE: ALGILADIKLARIMIZ GENE “BİZDEN” ÇIKMIŞ VE “BİZE” DÖNMÜŞTÜR. HİÇ KİMSE KUSUR İŞLEMEMİŞTİR, HERŞEY KENDİ PROGRAMI DOĞRULTUSUNDA FİİLLER ORTAYA KOYAR, BUNA SAYGI GÖSTERMELİYİZ, GÜNEŞ GİBİ OLMALIYIZ:

    OTU DA, DİKENİ DE, TAŞI DA, TOPRAĞI DA, GÜLÜ DE.., AYNI SEVEBİLMELİYİZ… HATA YOKTUR HİÇ BİR YERDE.. HERŞEY OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ SEYRETMEKTE DİR…
    HEPİNİZİ SEVİYORUM,
    SAYGILAR:
    .

  7. 7 kaygusuz 14 Haziran 2007, 11:53

    Mevlana Hazretleri, Mesnevisinde Hz. İsa’nın ahmak bir kişiden kaçışını hikâye etmektedir. Niye ahmaktan kaçtığını ve bir sürü mucizelere sahip olduğu halde niçin ahmağı tedavi edemediğini soran adama da şöyle bir cevap vermektedir Hz. İsa:

    Teni eşsiz örneksiz yaratan, canı ezelden halk eden Allah’ın tertemiz zatına ant olsun. Onun pak zatiyle sıfatları hakkı için felek bile yenini, yakasını yırtmış, ona âşık olmuştur. O afsunu, o İsm-i Azam’ı köre okudum, gözleri açıldı; sağıra okudum, kulakları duydu.

    Taş gibi dağa okudum, yarıldı göbeğine kadar hırkasını yırttı! Ölüye okudum dirildi. Hiçbir şey olmayan vücudu bulunmayan şeye okudum, meydana geldi, bir şey oldu! Fakat ahmağın gönlüne yüz binlerce kere okudum, fayda vermedi. Mermer bir kaya kesildi, ona tesir bile etmedi. Adeta kuma döndü, ondan bir şey bitmesine imkân yok!

  8. 8 sonsuzagidenyol 14 Haziran 2007, 12:02

    B.B.böyle olmamalıydı.Hz. İsa a.s. biri size bir tokat atsa, öteki yanağınızıda çevirin dermiş talebelerine.Siz,talebelerinize ne derdiniz.Bakın ben ne diyorum,biz Muhammediyiz,yalnış yapan varsa,af ederiz.Biz, özümüzdekine secde edenler olarak,kem gözle bakmayız.Size katılmıyorum,bir kez daha söylüyorum,gelin,gelin,ey Muhammedi olanlar,dost olun.Dostluk kolay bulunmaz.Tamir edilemeyecek hiç bir hata yoktur.Dostların(tasavvufta bir hal vardır,sekr’mi derler neyse) o halden olabilir.Abdulkadir Geylani ks.Sekr halinde iken,benimiki ayağım bütün evliyanın iki omuzları üstündedir demiş,sonra yine işler yoluna girmiş.Benim vicdanım bu işe el vermedi.Siz ne derseniz deyin.Eğer barışmazsanız,Benim yazılarımı sufizmveinsan.com da yayınlamayın lütfen.Sizde iyi bir ağabeysiniz fakat bende vicdan sesi ne kulak veririm.Benim ALLAH’ım musade etmiyor.Tekrar çağrıda bulunuyorum.Gelin dost olalım,bizler Muhammediyiz.Dostu bulanın beni olmamalı.Herkese selam ve sevgilerimle…HASAN BELEK

  9. 9 . 14 Haziran 2007, 12:05

    ÖZDE 1 İZ “HEPİMİZ”, ALGILAMA NOKTALARIMIZA GÖRE “DEĞERLENDİRİYORUZ” …
    HİÇ KİMSE HATALI DEĞİLDİR ASLINDA, “BİZDEN” “ÇIKAN” “BİZE” DÖNMÜŞTÜR” (((.))),
    (“HERKES” KENDİ PROGRAMINI UYGULARKEN, 0’NUN PROGRAMINI UYGULAMAKTADIR ASLINDA),
    SEVMEYE DEVAM EDELİM ÖZÜMÜZÜ (ONDAN GELDİĞİNİ BİLEREK ONUN “VAR” ETTİKLERİNİ)…
    KUSUR YOKTUR (ARAMAYIN BOŞUNA),

    SEVGİ VE SAYGILAR:
    .

  10. 10 Ahyar 14 Haziran 2007, 1:05

    Hiç bir yaratılmış hatadan münezzeh değildir. Hatadan, eksik ve kusurdan münezzeh olan sadece Allah’tır. Allah’ın hakkını Allah’a halis kılmak da ubudiyet sırlarındandır.

    O nedenle bazen yanılabileceğimizi kabul edebilmek de insani bir erdemdir. Aksi takdirde iddia sahibine Allah cebren o hatayı işletir ve hatadan münezzeh olanın yalnız Kendi olduğunu aleme ilan eder.

    Bu olayın gereğinden fazla büyütüldüğünü, tarafların duygusal ve abartılı tepkiler verdiğini düşünüyorum. Yoruma izin veren sitelerde daima benzer fikir tartışmaları olmuştur. Belki bazen haddi aşıp ileri de gidilmiştir. Ama eninde sonunda konu tatlıya bağlanmıştır. Çünkü bizleri birleştiren inanç birliği gibi ortak paydalarımız var.

    Fakat insanların düşüncelerine ve kişisel kararlarına saygı duymak gerekir. Bizler ne hakimiz, ne savcı, ne de avukat.. Yoruma açılan bu sahalar da mahkeme değildir. Yargılamak sadece Allah’a mahsustur. Bizler birbirimize hükmetmekle değil, nefsimize hükmetmekle emrolunduk.

    Ayrca olayların arka-üst planı göründüğü gibi olmayabilir. Dünya planında görünen her nedenin bir üst boyutta bilmediğimiz bir başka kapsamlı nedeni vardır. O kapsamlı ve geniş açılı üst neden, alt boyutta tanımlayabileceğimiz mana suretlerine bürünüp de zuhur eder. Fakat bizler dünya planında zuhur eden o mana suretlerinin tamamına vakıf olamadığımız için algılayabildiğimiz ve şahit olduğumuz belli kareleri değerlendirmeye kalkışırız. Oysa hiç bir zaman parçadan bütüne varılmaz, ancak bütünü bilen parçaları hakkıyla değerlendirebilir. O nedenle genellikle bu türden yargılamalarımız bizi yanıltır. Eğer hiyerarşik olarak üst plandaki kapsamlı nedene vakıf olamıyorsak,
    “hikmetini sadece Allah bilir, bize de O’nun takdirine razı olmak düşer” demek en doğrusu olur kanımca…

    Olayların tırmandığı nokta itibarıyla gerçekten üzülen bir müslüman olarak son değerlendirmem şudur:

    Bir yandan suçlamalardan şikayet edip, öte yandan suçlayanları suçlamak da arap saçına dönmüş bir kısır döngüde hapseder bizi.. Bu kısır döngüden karşılıklı suçlamalarla çıkılmaz. Faili Allah bilmeyen kalpler mutmain olmaz. İnsanların ne niyet taşıdığıyla ilgilenmek, o olayın başımıza gelmesini takdir eden ve mülkünde dilediği gibi tasarruf edenin Allah olduğundan ve O’nun ilahi hikmetinden bizi perdeler. Kim ne derse desin hakikat budur! Aksini iddia edecek olan yoktur aramızda..

    Umarım Allah hepimizi duygularımızla hareket ederek düştüğümüz beşeri değerlendirmeler gidabından kurtarıp, ilim sahiplerine olaylara daha üst boyuttan bakarak hoşgörülü olmayı ve ilim taliplilerine de ilmini paylaşanlara ve bu niyetle özveride bulunup emek verenlere karşı daha edepli olmayı nasip eder. Kırgınlıklar barışa tebdil olup, BİRLİK’ten kuvvet doğar ilkesiyle hareket edilir. Allah’a ve Resulüne inanları parçalayıp bölerek cezalandırmasından Allah’a sığınırız.

    “Fesebbih bihamdi Rabbike vestağfirhu, innehu kâne Tevvaba” [Nasr; 3.]

    Not: Belki de yorumsuz.blog bu olaylardan ötürü Ahmed Fevzi Yüksel kardeşimizden edebe uygun şekilde özür dileyerek işi tatlıya bağlayabilir. Gönül almak istenirse bu hiç zor olmaz kanımca.. Hele de ilim sahibi olup Allah’a ve yarattıklarına sevgiyle hizmet ederlerin gönlü kolayca alınıverir. Yeterki iş tatlıya bağlanmak istensin. Herkese Selam ile..

  11. 11 MERTyigit 15 Haziran 2007, 12:08

    KÖRLER GÖRENLERİ ANLAYAMAZLAR. SAÇMALIYOR SANIRLAR VE ONU DA DÜZELTİP KENDİLERİNE BENZETMEK İÇİN GÖZLERİNİ ÇIKARMAYA UĞRAŞIRLAR. Körlerin Hikayesi” Doğan Cüceloğlu – İçimizdeki Biz-kitabından…

    Yani sözün özü, biz körler “bir görenin” gözünü çıkarmaya uğraştık, gören tepki verdi… Tepkisiz kalsaydı, sistemin kendisinden mutlaka bir tepki geleceğini de net olarak gördü herhalde…

    Bence özet durum raporu böyle…

  12. 12 YorumsuzBlog 15 Haziran 2007, 11:21

    Yorumsuz Blog olarak biz;

    İSTİSNASIZ tüm yorumcuların görüş, iddia ve savlarına sonuna kadar saygılı olmak ZORUNDAYIZ!

    Çünkü biz, (marifetimizin ve marifet nurumuzun kemale ermediğinin farkındalığı yanında) yorumların kaynağını biliyor ve O kaynağa da saygı ve korku ile bakıyoruz; ümid ile baktığımız gibi..

    Biz şunu da hiç aklımızdan çıkarmıyoruz:
    Yollarını bizimle ve Yorumsuz Okurlarla ayıranların; “başkası” ya da “(g)ayrı” olmadıklarını..

    Biz ayrıca “esasen üst düzeyde ele alınmış, gerçekten anlaşılması zor ama tamamen doğru” yazıların kaynağının; aynı kaynak olduğuna da inanıyoruz..

    Gururla belirtmeliyiz ki, Yorumsuz Blog tarafsızlığını kaybetmemiştir; çünkü TEK‘in yanısıra bir de tarafların olduğuna inanmıyoruz biz;

    Ayrıca biz, Yorumsuz Blog’u ele geçirdiği iddia edilen ve “fenatik bir zümre” tanımlamasıyla işaret edilenlerin yorumlarının da, aynı kaynaktan sızabileceğini, ihtimal dahilinde bulunduruyoruz..

    Yorumsuz blog tarafsızlığını kaybederek fanatik bir zümrenin eline geçmiş bulunmaktadır ” diyenlere tuttukları yolda başarılar dilerken, kendilerine;

    “acaba ben ne yapıyorum, neden kendimi -sansürsüz olarak- okur yorumlarına açmıyorum ?” sorusunu, düşünmelerini temenni ediyoruz biz…

    Saygı ve sevgilerimizle..
    Yorumsuz Blog


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: