» Büyüklere “Mesel”ler (3)

cibran.jpgDOLUNAY
Dolunay görkemle kentin üzerinde yükselirken kentin köpekleri ona doğru ulumaya koyuldular.
Yalnızca bir köpek ulumadı ve öbürlerine ciddi bir sesle dedi, “ulumanızla dinginliği uykusundan uyandırmayın ve ayı dünyaya getirmeyin”
O zaman bütün köpekler ulumayı kesti ve dehşetli bir sessizlik kapladı ortalığı. Ama onlarla konuşan köpek, gece boyunca, sessizlik içinde ulumayı sürdürdü.

* * *

LANET

Yaşlı bir deniz adamı bir keresinde bana dedi, “Otuz yıl önce, kızım bir denizciye kaçtı. Ve her ikisini de yürekten lanetledim; çünkü kızım, yeryüzünde tek sevdiğim varlıktı.

Bundan kısa bir süre sonra genç denizci gemisiyle birlikte denizin dibini boyladı; ve onunla birlikte sevgili kızımı da yitirdim.

Şimdi karşında bir delikanlı ve bir genç kızın katili, duruyor. Onları yok eden benim lanetim oldu. Ve şimdi, mezara uzanan yolumun üstünde Tanrı’nın bağışlamasını arıyorum.”

Yaşlı adamın sözleri bunlardı. Ama sözcüklerinde yüksekten atan bir tını vardı ki, lanetinin gücüyle hâlâ övünür gibiydi.

* * *

ARAYIŞ

Bin yıl kadar önce Lübnan’ın yamaçlarından birinde iki filozof karşılaştı ve biri öbürüne dedi, “Nereye gidiyorsun?”

Ve öbürü yanıtladı, “Bu tepelerin ardında bulunduğunu bildiğim sonsuz gençlik çeşmesini arıyorum. Çeşmenin güneşe yöneldiğini söyleyen bazı yazılar buldum. Ya sen ne arıyorsun?

İlk adam yanıtladı, “Ben ölümün gizemini arıyorum.”

Ondan sonra iki filozof da diğerinin kendi ilminden yoksun olduğunu söyleyerek tartışmaya, birbirlerini tinsel körlükle suçlamaya koyuldular.

İki filozof rüzgarda bağrışırken bir yabancı, kendi köyünde alık sayılan bir adam yoldan geçmekteydi; öfkeyle tartışan ikiliyi duyunca durup bir süre kulak kabarttı.

Ondan sonra yanlarına yaklaştı ve dedi, “efendiler, sanırım ikiniz de gerçekte aynı felsefe okuluna bağlısınız ve aynı şeyden sözediyorsunuz; yalnız farklı sözcükler kullanıyorsunuz. Biriniz sonsuz gençlik çeşmesini arıyor, öbürünüz ölümün gizemini. Oysa bunlar gerçekte bir ve aynı;ve bir olarak ikinizim içinde de var.”

Ve yabancı arkasını döndü ve dedi, “Elveda, bilgeler.” Ve yola koyulurken sabırlı bir gülüşle güldü.

İki filozof bir süre suskun, bakıştılar ve sonra onlar da gülüştüler. Ve içlerinden biri dedi, “Pekala şimdi birlikte yürüyüp birlikte arayalım mı?”

* * *

ASA

Bir kral, karısına dedi, “Madame, siz hakiki bir kraliçe değilsiniz. Eşim olamayacak kadar kaba ve zerafetten uzaksınız.”

Karısı dedi, “Efendim kendinizi kral sayıyorsunuz. Oysa gerçekte zavallı bir soytarıdan ibaretsiniz.”

Bu sözcükler kralı öfkelendirdi ve asasını eline alarak som altından yapılma bu kütleyi kraliçenin alnına indirdi.

O anda içeri, başmabeyinci girdi ve dedi, “Aman, aman Haşmetli! O asa ülkenin en büyük sanatçısının eseridir. Yazık! Bir gün siz de kraliçe de unutulacaksınız; ama o asa bir güzellik anıtı olarak kuşaktan kuşağa aktarılacak. Ama şimdi siz Majesteleri’nin başını kanattığınız içindir ki, efendim, bu asa daha da fazla dikkat toplayacak ve anılacak.”

Devam edecek..

www.yorumsuzblog.net.tc

İlgili sayfa:
Büyüklere “Mesel”ler (1)
Büyüklere “Mesel”ler (2)

* * *

(Alıntı kaynağı: GEZGİN –Halil Cibran / Anahtar Kitaplar)

(1883 – 1931) Halil Cibran:

Büyük bir şair, filozof ve sanatçı olan Cibran peygamberler yatağı olarak da bilinen Lübnan’da doğdu. Ancak ünü ve tesiri Yakın Doğu’nun çok ötesine yayıldı. Şiirleri yirmiden fazla lisana çevrilmiş olan Cibran’ın çizimleri ve resimleri dünyanın bellibaşlı şehirlerinde sergilenmektedir.

Yaşamının son yirmi yılında ABD’ye yerleşmiş ve eserlerini İngilizce yazmaya başlamıştır. Başta “Kahin” olmak üzere, kendi mistik çizimleriye bezeli kitapları sayısız okuyucu tarafından bilinmekte ve sevilmektedir. Pek çok kişi Cibran’da, yüreğin ve aklın en derin yansımalarının ifadesini bulmuştur.

1931 yılında New York’daki küçük bir çatı katında yoksulluktan ve birbiri ardına gelen hastalıklardan kurtulamayarak öldüğünde 48 yaşındaydı.

* Mesel:

“Mesel” Habeş (mesel, messale), Arami (masla) ve İbrani(masal) kökenlerinden Arapça’ya aktarılma, dilimize de Arapçadan geçmiş bir terimdir.

Mecaz ve teşbih yoluyla ve genellikle pratik ya da ahlaki bir ders vermeye yönelen kıyaslamaları ifade eder.

Özellikle hayvan ve insan arasında yapılan teşbihler “meseller faslında önemli bir yer tutmaktadır. Ancak, mesel, bundan ibaret değildir kuşkusuz. Cansız nesneler, düşsel yaratıklar, tanrılar ya da insanlar arasındaki ilişkileri de sıkça konu alırlar.

Reklamlar

Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: