» Beyin Fırtınası (2)

beyinfirtinasi2.jpg*Çağımızın en tanınmış spiritüel dehalarından sayılan Jiddhu Krishnamurti‘nin sade öğretisini Pupul Jayakar tarafından anlatılan şu hikaye ne güzel özetler:
Krishnamurti ve üç arkadaşı arabada yolculuk ederken, ataşli bir şekilde “farkındalık” konusu tartışılıyordu. Bir ara arabada güçlü bir sarsıntı oldu. Ama tartışmanın yoğunluğundan dolayı kimse bu sarsıntıya dikkat etmedi… Krishnamurti arkadaşlarına dönerek hangi konuyu tartıştıklarını sordu: “Farkındalık” diye yanıt geldi. Hepsi onun da tartışmaya katılmasını istedi. O ise arkadaşlarına şu soruyu yöneltti:

Hiçbiriniz şu anda olana dikkat etti mi?”
“Hayır!”
Bir keçiye çarptık, görmediniz mi?”
“Hayır!”
Farkındalığı tartışıyordunuz, değil mi?”

. . . . . . .

Şimdi, yukarıdaki kısa hikaye bağlamında Sn. Ahmed Hulûsi‘nin bir sorusu ile düşünmeye başlayabiliriz:

**ALLAH sohbeti yapıp; tanrı kulu olarak yaşamak da ne demek ki acaba?!…

*  *  *
YORUMUNUZU-İLMİNİZİ DOSTLARLA PAYLAŞIN..

(Önemli hatırlatma: Oturuma katılanların fikirleri üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.)

www.yorumsuzblog.net.tc

Notlar:
* Farkındalığın Işığı -Jiddhu Krishnamurti / Kuraldışı Yayıncılık-1997
** Dosttan Dosta -Ahmed Hulusi

* * * * * * *

BEYİN FIRTINASI:

Yeni fikirler oluşturmak üzere, düşüncelere engel koymaksızın, önceden belirlenmiş kurallar dahilinde yapılan fikir yaratma yöntemi.

Bir grubun belirli bir konu üzerinde mümkün olduğunca çok sayıda fikir üretmesi amacıyla kullanılan demokratik ve katılımcı bir çalışma tekniğidir.

Disiplinli ama baskıcı olmayan bir yaklaşımla; basit, aykırı, karmaşık, uçuk … düşüncelerden yaratıcı ve uygulanabilir fikirler oluşturmak için grup sinerjisini kullanmayı amaçlar.

Uygulama Adımları:
Söylenen fikir üzerinde yorum, eleştiri veya değerlendirme yapılmaz.
– Fikirler tükendiği zaman beyin fırtınası oturumu tamamlanır.

Prof. Dr. Nüket Yetiş
TÜSSİDE Başkanı

Reklamlar

17 Responses to “» Beyin Fırtınası (2)”


  1. 1 kaygusuz 1 Mayıs 2007, 9:18

    Hikayede anı yaşamanın önemi anlatılmak isteniyor. Yani herşeyin olması gerektiği gibi yerli yerince olduğu (ikinci bir olasılığın söz konusu olmadığını) hatalı, kusurlu ve eksik bir şey olmadığı gerçeğini ve bu tartışmadan bir sonuç alınmasının mümkün olmadığını vurgulamak istiyor ve tartışmayı bitiriyor sorduğu soruyla.
    Tanrı kulu olanların tartışılacak bir tanrıları (adına Allah deseler de) var; insan gibi düşününen.
    Allah kulu ise La ilahe illa Allah’ı okumuş ve tevekkül etmiştir Allaha.

  2. 2 Buggs Bunny 1 Mayıs 2007, 10:49

    Aklıma bazı şeyler takılıyor. Takılan konu “Allah gibi düşünmek” ve “insan gibi düşünmek”..?

    Eğer “lâ ilahe illallah” “Tanrı yok, sadece Allah” demek ise, gerçekte tüm mahlukatın ve insanın varlığı sadece bir yanılsamadır. Başka bir deyişle tevhid cümlesinin “Lâ ilahe” kısmı “Tanrı yok” demek ise, son kısmı olan “İllâ Allah”: “Sadece Allah” ya da “Mevcut (Vücud: Varlık) Allah” demektir. O halde “insan gibi düşünmek” ne anlama gelir?

    İnsanın varlığı algılamaya bağlı bir yanılsama ise, “insan gibi düşünen veya düşündüren” gerçekte kimdir? İnsanın varlığı bir yanılsama ise, insan(!)a bağlı hatalı bir düşünme nasıl olabilir?

    Acaba ortada hata gibi algılanan bir “hikmet” olabilir mi? Bu da bir yanılsama olabilir mi? “İlla Allah”: “Sadece Allah” ise, “insan gibi düşünmek” “Allah gibi düşünmenin” dışında kalabilir mi? .. veya şöyle de diyebiliriz:
    Allah’ın dışında insanın bir varlığı var mı ki Allah’tan bağımsız düşünsün?

    Allah ötede başka bir yerde, başka bir şekilde mi düşünüyor? Allah mevcudiyeti de kapsayan Tek ise, bilinci itibarıyla mevcuttan ayrı olabilir mi?

    Bu durumda “Allah gibi düşünmek” ve “insan gibi düşünmek” ayrımı nerede başlar, nerede biter? Bir yandan varlıkla bütünleme çabası, öte yandan varlıktan soyutlama düşüncesi? İşte bunlar aklıma takılıyor. İnsan gibi düşünmeyi de kapsayacak bir Allah gibi düşünmeyi aklım alıyor da insan gibi düşünmeyi dışlayan bir Allah gibi düşünmeyi aklım almıyor?

  3. 3 Buggs Bunny 1 Mayıs 2007, 12:56

    (Ne, Nerede, Nasıl, Niçin, Ne zaman, Kim?)

    Aklıma takılan bir şey daha:

    Beynin zekatı ve sadakası ilim, bedenin zekatı ve sadakası ibadet, malın zekatı ve sadakası paradır. Pekiyi, mü’min kardeşine tebessüm etmek neyin sadakasıdır..?..!..?#&*..?

    (Mümin kardeşinin yüzüne tebessüm etmek sadakadır.) [C. Sagir]

  4. 4 Buggs Bunny 1 Mayıs 2007, 12:57

    (Ne, Nerede, Nasıl, Niçin, Ne zaman, Kim?)

    Off of.. Aklıma takılanların sonu yok!!!..?..!..?#&*..? Bir şey daha:

    Hz. Ömer beş vakit namazına ve ibadetlerine devam ettiği halde, ilim konusunda pek çoğumuzdan üstün bir noktada olduğu halde, hergün kendine “Bugün Allah için ne yaptın?” sorusunu niye soruyormuş?

  5. 5 Buggs Bunny 1 Mayıs 2007, 3:08

    (Ne, Nerede, Nasıl, Niçin, Ne zaman, Kim?)

    Allah’ım aklıma mukayyed ol! Ben kavramları kavrayamadan kavramlar beni kavradı galiba!!..

    Düşünmek bilinmeyeni bulmak, bilmek ve anlamak için yapılan bir eylemdir. Buna göre insan düşünen bir varlık olabilir. Pekiyi;

    Allah düşünen bir varlık mıdır, yoksa düşünmeye ihtiyacı olmaksızın sadece bilen bir varlık mıdır? Allah düşünerek bilmekten münezzeh ise, “Allah gibi düşünen (!) insan” kavramı ne anlama gelir?

  6. 6 Buggs Bunny 1 Mayıs 2007, 3:08

    (Ne, Nerede, Nasıl, Niçin, Ne zaman, Kim?)

    Asıl konu neydi?!!?.. Konuyu kaçırdım..??

    Haa, an’ı yaşamaktı:

    An zamanın en küçük birimi ise, zaman gibi an da göreceli bir kavramdır.
    Tüm an’ları kapsayan Dehr hariç, mutlak bir birim an yoktur. Önemli olan birim zihnin bu an’da neyle meşgul olduğudur. Kim bu an’da ne ile meşgul ise, o kişinin an’ı odur. Her kişinin “bu an” algılaması yaradılış amacı doğrultusunda yaşadığı kaderle oluşur.

    Senin “bu an” tarifinle benim “bu an” tarifim aynı olmayabilir, olmak zorunda da değildir. Kainatta aynı an’da sonsuz farklı algılama ve an tarifi olabilir. Sen ve ben yanyanayız diye an’ımız aynı olmak zorunda da değildir. Aynı an’da Japonya’daki adamla, Türkiye’deki adam veya Fransa’daki adam aynı şeyi algılamaz. Hatta aynı anda sırt sırta duran ve farklı manzaraya bakan kişiler de aynı şeyi algılamaz. O halde hangi an’ı yaşamak zorundayız? Doğru nedir?

  7. 7 YorumsuzBlog 1 Mayıs 2007, 4:37

    Tekrarlamakta fayda görüyoruz:

    “ALLAH” sohbeti yapıp “tanrı kulu” olarak yaşamak da ne demek ki acaba?!…

  8. 8 teyze 1 Mayıs 2007, 5:41

    Bilgisini edinip bunu konuşurken; yaşamaktan, algilamaktan, anlamaktan mahrum, bilgi edinmeden önceki gibi yaşamaya devam etmek…,

    Kavramlarla sonuca gitmeye çabalarken, etrafla bunu tartışıp birbirini anlamaya çalışırken mananın gereğini düşünüp yaşayamamak…İşaret edileni görememek…

    Konuşmak… Konuştuğunu yaşamak. Dinleyip, düşünüp gereğini yaparak işaret edileni, amacı yaşayamamak, konuştuğunu yaşamak.

  9. 9 kaygusuz 2 Mayıs 2007, 1:55

    Tanrı kulu olanlar dışarıda ötede bir tanrı var kabul edip, onu övüp yüceltmeye çalışanlardır. Yapılan sohbet te buradan öteye gitmez.

  10. 10 ??????? 5 Mayıs 2007, 12:11

    ALLAH” sohbeti yapıp “tanrı kulu” olarak yaşamak da ne demek ki acaba?!… ………………………..

    sakın, karşısındakine(!) SEN diye bakıpta ASLINDA BEN diyemeyenler veyaaaa kapıyı çalınca KİM o diye sorana SEN diyemeyenler kastediliyor olmasın ???????

  11. 11 hakan 5 Mayıs 2007, 5:16

    Konuştuğun gafil olana denilir herhalde. Ne dediğinden haberi olmayan zavallıya…

  12. 12 yusuf 10 Mayıs 2007, 10:16

    Kalkıp da bedenimde bulunan hiç bir hücre benim yerime ben diyemez. Allah, kim ve ne için sınır koymuşsa o şey o sınırda haddini bilerek yaşamalı.

    Varlık, Allah katında, indinde hayaldir. Yoksa bizim için bu hayallik söz konusu değil.
    Hadi göreyim bunun aksini söyleyenleri.
    Bizim için yaşadığımız şeyler hakikattir ve yaşayacağımız ve yaşayamayacağımız şeyler de öyle.
    Hayal demek ancak Allah içindir.
    Varlık his ve vehim mertebesindedir. Bunlar bize hakikat, Allah’a hayaldir.

    Ve bir de şu: Allah niçin hayallerle uğraşsın. Böyle bir varlığa hayal ile iştigal(iştigal-demek caizse) nasıl bağdaşabilir? Oysa o, Kur’an’da işlerinin hep hikmet olduğunu söylemiştir ki hayalin neresi hikmettir?

  13. 13 mehmetşirin 18 Temmuz 2007, 11:07

    ** “ALLAH“ sohbeti yapıp; “tanrı kulu“ olarak yaşamak da ne demek ki acaba?!…“

    “Dün sabah mana yağmurunda kim verimli bir toprak oldu kim bir kaya şekline büründü acaba ?”

    ALLAH ismi ile işaret edileni dille değil ilim ile bilmek ve o ilmi yaşayabilmek diye anlıyorum.

    Dua ve himmetle

  14. 14 . 26 Temmuz 2007, 12:02

    Bu sorunun cevabı kolay, örnek verilmesi (sonsuzlugundan dolayı) çok zor.
    Kimse üzerine alınmasın: hepimizin yaptığı şey dir bu.
    Sohbeti “kolay” olduğundan olsa gerek: “ağzı olan konuşuyor”,
    amma aynı zamanda “konuşuyor” olmamız “düşünüyor” halinde olduğumuzu “ele veriyor”.

  15. 15 . 26 Temmuz 2007, 12:26

    “Düşünüyorum, demek ki varım” demiş filozofun biri, demek ki bizler var(zan)ız demiş oluyoruz, bundan da şu sonuç çıkıyor: tanrı kulu gibi yaşıyoruz.

    Affınıza sığınarak yazdıklarımdan dolayı kimsenin kırılmasını istemem, ama “aynaya” dikkatlice bakmak gerek, yoksa fark edemeyız üzerimizde ki “ben’leri”.
    Sevgiler.

  16. 16 faik 6 Ağustos 2007, 1:10

    “Sadece konuşup gereğini yaşamıyorsak, gücü özümüzden değil de hep dışımızdan bekliyorsak ne kadar Allah desek de tanrıdan bahsediyoruz demektir” diye anlıyorum.

  17. 17 birol 11 Aralık 2007, 10:38

    slm ALLAH ismi var olan! bir bilgi bilinc kozmik suur ve sonsuz isimlerin toplandigi kemalidir,sahsen!bilmedigim ama hissettigim bir sey!hakkinda konusmakdan HAYa ederim ve yine Onun sonsuz gafur ismine siginirim ALLAHim bizim bildirdiginden baska bir bilgimiz! yoktur sen noksan sifatlardan münezzehsin LA ILAHE ILLA ALLAH sen kendini nasil hamd ve sena edersen bizde öyle! ederiz.isimler aynadir asil ise cok baska resim ressami ne bilir!ne kadar cene yorsak bosa!O herseyden münezzehdir akil hafsala onu kapsayamaz esma merdebesine dayanir oradan bi adim ileri gidemeyiz!akliniza ne gelirse yaratilmis!tir o yaratilamaz anlasilamaz hakkiyle bilinemez!RUHunuzu bilmeye calisin bakalim ne olacak?daha hakikatimizden aslimiz!dan haberimiz yok!…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: