» 18.03.2007 İnternet’ten Seçme Haberler

Tescilli isim.“Yaklaşık sekiz yıl önce, 1998 Ağustosunun sonlarında, Danimarka ‘nın başkenti Kopenhag’da bir araştırma işleğinde çalışıyordum. Alanında en seçkin farklı uluslardan bilimcilerle aynı tezgâhlardaydık.

Bir gün, ünlü bir sinirbilimci meslektaş ile yan yana mikroskoplarda oturmuş, hem arka planda Itzhak Perlman’ın nefis icrasıyla Paganini’nin 24 Caprices’ini dinliyor, hem de bir yandan mikroskoplarımızda beyin örneklerimizdeki sinir hücrelerini sayıyorduk.

Arada bir de konuşuyorduk havadan sudan.. Bir ara bana “çok dindar olmadığından” bahsetti çalışma arkadaşım. Bana diyordu ki özetle; “Biz gelişimimizi tamamladık; her şeyimiz var; din artık bizim için birinci planda bir ihtiyaç değil“. Bu görüşü daha önce de başkalarından duyduğumdan, garipsemedim. “Resmi görüş” gibi bir şeydi herhalde…

Sonra şöyle “yarım ağızla” sordu bana;

— “Sahi sen, hem dindar olmayı, hem de bilimle uğraşmayı nasıl bağdaştırıyorsun? Çelişkili değil mi biraz bu durum?

Aslında ciddi olarak hiç düşünmemiştim o zamana kadar. Cevabım da düşünmeden oldu:

— “Benim dinim bana emrettiği için ben bilim yapmak zorundayım… Kutsal Kitabımın bana emri böyle…”

Cevabı verirken gözümü mikroskobumdan ayırmamıştım. Fakat birkaç saniye sonra, aynı istasyonda çalıştığımız dört bilim insanının da işlerini bırakıp bana bakmakta olduklarını fark ettim… Öylece bakıyorlar ve bir açıklama bekliyorlardı sanki!

— “Ciddi misin?” diye sordu, ilk sorunun sahibi, hayretle karışık bir merakla.

Şaşırdım, ama belli etmemeye çalışarak;

— “Evet? Elbette!” dedim; “Bundan daha doğal ne olabilir ki?” dermişçesine bir beden vurgusuyla…

Ciddi olduğumu anladılar sanırım. Birbirlerine kısa bir bakış attılar; az önceki soruyu yönelten mesai arkadaşım diğerlerine “vay be!” diye tercüme edebileceğim kısa bir mimik hareketi gönderdi ve sonra bana dönerek:

— “Bunu ilk defa duyuyorum…” dedi…

Ancak o zaman uyanabildim.. ”

. . . . . .

Yukarıda okuduklarınız Sinan Canan‘a(Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji A.D. Öğretim Görevlisi) aittir. Sitesini mutlaka ziyaret ediniz. www.sinancanan.net

Akıllı Tasarım nedir peki? Tüm bu evrim serüvenin aslında bir Akıl ve Yaratıcı tarafından kontrol edildiği her anın her basamağın ”precise” yani kesin olarak derlendiği düzenlendiği ve hayatın çeşitliliğindeki bilginin kaynağının tek olduğunu göstermektir. Bu teklik, kaynak kodu diyebileceğimiz tüm canlı DNA’sındaki ortak genetik dildir.

Aynı kod harfleri ile bu denli çeşitlilik ancak ve ancak üstün bir zekânın doğaya müdahalesi ile olabilir. Bunu Yaratılışçıların yaptığı gibi mucizeler diyerek geçiştirmiyoruz. Elbet hayatın kendisi bir ”mucize“dir, fakat bunu anlamak istemek ise son derece insani ve akli bir istektir. Tasarımcı ya da Yaratıcının ismi konusu ise tamamen kişiye özeldir. Bilimin görevi ad koymak değil fact (gerçek) ortaya koymaktır. Dini olarak kabulüm; Allah her şeyin mutlak yaratıcısı var edenidir.”

. . . . . .

Geçtiğimiz günlerde Akıllı Tasarımla ilgili yayınladığımız yazı oldukça ilgi gördü sizlerden.. Dolayısıyla faydalı olabilir inancıyla; yukarıdaki cümlelerin geçtiği bu kaynağı da incelemenizi öneriyoruz.

Oyun mu, Teori mi?

Bir soygun soruşturması sonucu Ali ve Veli isimli iki şüpheli yakalanmış ve ayrı odalarda ilk sorgulamalarının yapılmasını beklemektedirler. Güvenlik güçleri bu iki tutukluya bir anlaşma paketi önerir. Bu öneriye göre ikisi de suçu itiraf ederse beşer yıl, ikisi de reddederse ikişer yıl hapis cezası yiyeceklerdir. Eğer birisi itiraf, diğeri reddederse itirafçı serbest kalacak ve arkadaşı on yıl hapis cezası yiyecektir.
Yukarıdaki senaryo OYUN TEORİSİ için yazılmıştır.

Akademik araştırmalarda kullanım alanları yaygınlaştıkça önemi anlaşılan bu araç, 1990’lardan itibaren Amerika’da yaygın olarak uygulanmaya başlandı. Özellikle ekonomi alanında ihale düzenlemelerinden rekabet analizlerine kadar geniş bir uygulama alanı ortaya çıktı.

Türkiye’de oyun teorisi ancak son yıllarda akademik olduğu kadar günlük hayatta da- özellikle de Akıl Oyunları adlı filmin ülkemizde vizyona girmesinden sonra- ilgi odağı oldu. Aslında, modern oyun teorisi bugün karsımıza çıkan şekline uzun bir gelişme sürecinden sonra ulaştı.

Satranç, poker, briç gibi oyunlarda oyuncuların davranışlarını modellemek ve akılcı strateji seçimleri üzerine çalışan Macar asıllı Amerikalı John von Neuman, oyunlar üzerine ilk makalesini 1928 yılında yayınladı. Hidrojen bombası ve ilk bilgisayarın mucitlerinden sayılan bu dahi matematikçi, bir ekonomist olan Oskar Morgenstern ile birlikte, oyun teorisini 1944 yılında basılan “Oyun Teorisi ve Ekonomik Davranış” isimli kitaplarında ilk defa ekonomi alanına taşıdılar. Bu kitapta iki oyunculu, sıfır toplamlı oyunları ve işbirlikçi oyunları incelediler. John F. Nash, 1950-53 yılları arasında yayınladığı dört çalışması ile oyun teorisini geliştirdi ve hem rekabetçi hem de işbirlikçi oyunlarda kullanılabilecek bir denge kavramını ortaya çıkardı. Halen oyun teorisinin ağır yükünü onun ortaya attığı Nash dengesi çekmektedir.

OYUN TEORİSİ ilginizi çekiyorsa aşağıdaki linkleri öneriyoruz…
www.canaktan.org
Oyun Teorisi (Adil Oran)
Oyunteorisi.com

İnternetin çılgınlarından çılgın görüntüler.. Sizi çok şaşırtabilir.. Sürprizlerle karşılaşabilirsiniz(!) www.eatliver.com

HerwigPhoto.com… Sitede (Orta Asya cumhuriyetleri) Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Tacikistan konulu çok sayıda fotoğraf bulunuyor… www.herwigphoto.com

Bu sitede Koreli bir fotoğrafçının çalışmaları sergileniyor. Site, doğa ve manzara fotoğraflarıyla ilgilinenlerin hoşuna gidebilir… ZeePhoto.net

Vitamini Doğal Yollardan alın: Burada..

Sormak var olmaktır
Deniz Ülke Arıboğan

(Devam edecek…)

www.yorumsuzblog.net.tc

Reklamlar

Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

SON YORUMLAR

Sevgiye dair hakkında sed191
İslami Foton Kuşağı hakkında sed191
Mevlana’nın dilinden Hz.… hakkında Hasan boyraz
» The Secret’in sırrı aç… hakkında elif
Özümle Konuşmalar hakkında doğan
İslami Foton Kuşağı hakkında necmi
» Önemli Bir Uyarı !.. hakkında Tevhidi
» Simurg’u Ararken hakkında ahmet
İslami Foton Kuşağı hakkında Filminsonkaresi
İslami Foton Kuşağı hakkında marduk_fotonkuşağı
Devrin Alimleri, Eski Zaman Ka… hakkında mehmet akıf
Beyin Fırtınası (27) hakkında barış
İslami Foton Kuşağı hakkında Ayşe
» Simurg’u Ararken hakkında Çağrı Dörter
» Harika Sözler (1) hakkında deniz

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


%d blogcu bunu beğendi: