“Yaklaşık sekiz yıl önce, 1998 Ağustosunun sonlarında, Danimarka ‘nın başkenti Kopenhag’da bir araştırma işleğinde çalışıyordum. Alanında en seçkin farklı uluslardan bilimcilerle aynı tezgâhlardaydık.
Bir gün, ünlü bir sinirbilimci meslektaş ile yan yana mikroskoplarda oturmuş, hem arka planda Itzhak Perlman’ın nefis icrasıyla Paganini’nin 24 Caprices’ini dinliyor, hem de bir yandan mikroskoplarımızda beyin örneklerimizdeki sinir hücrelerini sayıyorduk. Okumaya devam edin ‘» 18.03.2007 İnternet’ten Seçme Haberler’



SON YORUMLAR