Deccal Geliyor.. Peki hazır mıyız?

Sevgili dostlarım,

Deccal. . .
Sanırım daha önce benzerini okumadığınız bir teori okuyacaksınız.

Deccal KİM? NE ZAMAN VE NASIL ÇIKABİLİR ? DESTEKÇİLERİ VE ÇIKTIĞINDA YARDIMCILARI KİMLER OLACAK, konuları daha önce ele alınmadık şekilde incelenecektir.

Bu konu çok ama çok önemli bir konudur ve bu yazıda bu konuyla ilgili değişik saptamaları göreceksiniz..

Deccal konusunu inceleyenler;
– İslami kaynaklarla, Hz. Muhammed (a.s.)’ın bu konu üzerindeki hadislerini incelemişler ve kendilerine göre bir anlayışla değerlendirmişlerdir.
– Çeşitli dini öğretilerden yada felsefi bakış açısından yararlanarak değerlendirmişlerdir ki aşağı yukarı tüm öğretilerde bu Deccal olgusu mevcuttur.
– Ya da ‘Marduk’ konusunu inceleyenler konuyu oraya bağlamaya çalışmışlardır.
YANİ;

Yukarıda yazdığım ana yazı ve yorumlar tamamıyla bana aittir. Benim görüşlerimdir ve kimseyi bağlamaz.

Bu konuyla ilgili çeşitli ihtimaller üzerinde durulmuştur.

Yazdığım yazı paralelinde özetleyici nitelikte tekrar değinmek istiyorum;
Bence, bu konuyla ilgili 3 görüş olabilir ve olabilme ihtimallerini de belirterek açıklama yapmak istiyorum.

İlk ihtimal Mehdi’nin hadislerde anlatıldığı gibi hiçbir tasvir ve benzetme kullanılmadığı, teşbihte bulunulmadığı düşünülerek aynen hadisler ışığında ortaya çıkması;

Örneğin bir siyah bayrağının olması ve doğudan siyah bayrak taşıyanların içinde bulunması ve Tanrılığına ikna edecek bir insan görünümlü üstün bir varlıkla savaşacak olması (bildiğimiz savaş teknikleri çağrışıyor bu anlamda) ve Hz. İsa ile birleşip onun Hz. İsa tarafından Davud (a.s.)’ın kılıcıyla öldürmesi.

Şimdi bu bir ihtimal.. Olabilir. O zaman deriz ki zamanı geldiğinde bayağı bir gürültü kopacak, savaş yaşanacak, ölümler olacak.

İkinci ihtimal ise Deccal’in bir sistem olduğu ve aydınlatıcı ve yenileyici bir kişinin gelip bu sistemin yanlışlığını anlatarak bizleri ikna etmesi ve güzel bir dönemin başlaması.
Yani Deccal’in bir sistem olma ihtimali. . .

Bu da bir ihtimal. . .

Ama ben, şimdi anlatacağım teorinin daha doğru olduğunu düşünüyorum ve yukarıdaki her iki teoriyi savunanlardan farklı bir görüş ortaya atıyorum. . .

Eğer yanlışsam kaybedeceğimiz hiçbir şey yok!
Ama eğer doğruysa anlatılanlar ya da benzer gelişmeler olacaksa, işte o gün bu bilgilere çok ihtiyaç duyacağız.

Deccal!!!
Bence 30 yıl içinde çıkma ihtimali çok kuvvetli.
Hatta kanaatime göre 3-4 yıllık bir zaman dilimi içinde olacak!!!

Evet bu kadar kısa zaman kaldı.
Kendi teorimi anlatmadan öne bu konuyla ilgilenmiş insanlar şu görüşleri paylaşıyorlar;
Bir grup insan, Deccal bir sistemdir, der ve zaten şu an Deccal’iyet sistemiyle içiçeyiz, bulunduğumuz kaos ortamı, kültürel çöküş ve sosyopolitik bozulmalar olarak bu Deccal’iyet sistemini gösterirler ve Deccal’in bir varlık olmadığını ve sistem olacağını söylerler.

Diğer grup insan Deccal gelmeden sistemini hazırlayıp, bir ekonomik ve sosyal çöküş sonrası bir varlık olarak geleceğini hatta uzaylı olabileceğini ya da olağanüstü yeteneklere sahip bir insanın da mümkün olabileceğini anlatır.

Yukarıdaki anlatımların bir kısmı doğrudur ama eksiktir.

Hz. Muhammed (a.s.) da bu konu üzerinde çok durmuştur.
İnsanların göreceği en büyük fitne olarak değerlendirir.
İnsanlığın göreceği en büyük fitne!!!
Çok büyük bir söz bu. . .

Dostlarım,
Zecharia Sitchin‘ diye biri diyor ki;

…Milyonlarca yıl önce Nibiru gezegeni güneş sistemindeki gezegenlerden biriyle çarpıştı ve bu çarpışmayla birlikte çarpıştığı gezegenden bir parça kopup dünya oluştu ve bu çarpışmanın etkisiyle çarpan gezegendeki hücreler mevcut gezegenimize de sıçradı ve Nibiru gezegenindeki hayat, bu dünyada da başlamış oldu. Bu tek hücreli canlılar her iki dünyada da evrimleşerek insan formatına kadar geldiler. Fakat Nibiru çok daha önce bu aşamaya geldi ve şu an her yönden (teknolojik, uygarlık seviyeleri) bizden çok daha üstün. Bu gezegen 3661 yılda bir dünyamıza oldukça yaklaşıyor ve belirli insanlarla iletişim halindeler. Çünkü dünyamızda kendi gezegenlerinde olmayan ya da tükenmek üzere olan altın var ve bu altın onlar için önemli ihtiyaç. Belirli zamanlarda da dünyamıza gelmişler ve burada uygarlıklar kurmuşlar. Hatta Sitchin’in iddiasına göre burada DNA yapılarıyla oynayıp kendilerine hizmet eden çeşitli gruplar oluşturmuşlar. Bizim efsanevi varlıklar dediğimiz yarı aslan yarı insan, ejderha kafalı insan. . . Mitoloji kahramanları. Bununla birlikte kendi ırklarıyla bizim ırkımızı da karıştırmışlar.
İşte seçilmiş ırk dedikleri kitle bu insanlarmış teoriye göre. İçlerinden bazıları ile iletişim kuruyorlar.
Formatları aynen biziz. Onlar da insan; bizler de. Tek farkları bizden çok uzun zaman önce belirli bir seviyeye gelmiş olmaları, örneğin milyonlarca yıl yaşamaları, düşünce güçlerinin üst seviyede olması falan. . .
3661 yıl 2012’de doluyor ve tekrar dünyamıza gelecekler.

2012’YE KADAR DA YÖRÜNGEMİZE YAKLAŞTIKÇA YERKÜREDE ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİKLER OLACAK. Depremler, sıcaklık artması, doğal afetler. . .
İnsanlar bir kaos ortamına sürüklenecekler.
Çok insan ölüm ötesi yaşama geçecek.

TEORİ BU..
SİTCHİN’İN TEORİSİNİN ÖZETİNİN ÖZETİ. . .

Olabilir mi?
Niye olmasın.
NASA da yörüngemize yaklaşan bir gezegen keşfetti. Acaba bu gezegen Nibiru, diğer adıyla Marduk mu acaba?
İncelenmeye değer bir teori,

Eğer doğruysa; onların başları bu oluşacak kaos ortamını bitirip, üstün özellikleriyle bizlere göre inanılması güç olağanüstü işler yapınca, arkasından da Tanrılığını ilan edebilir. Ve birçok insanı da peşinden sürükler.
İŞTE BU Deccal OLMASIN SAKIN!

Bu da benim yorumum.
O gelecek olan insan kılığındakiler, kendi cennet gibi kurdukları yaşamı kanıtlayarak; buyurun gelin uzay gemimize binin, sizi o diyarlara götüreceğiz deseler, o ana kadar aç susuz ve ölümle baş başa olan insanlar onun cennetine!!!gitmez mi? İkna olmazlar mı?

Evet bu teori doğru olabilir ve bence Hz. Muhammed (a.s.)’ın bu dönem için anlattığı olayların dışında da değil.
Deccal TEHLİKESİ VE O ÇIKMADAN YAŞANACAK DOĞAL AFETLER SİLSİLESİ ‘Marduk’ olabilir.

O DÖNEM GELDİĞİNDE ÇOK DİKKATLİ OLMALIYIZ!
GELECEK OLAN HER KİMSE NE KADAR OLAĞANÜSTÜ OLURSA OLSUN TANRI OLAMAZ!!!

VE HANGİ DURUMDA OLURSAK OLALIM ONA KANIP ONUN GEMİSİNE BİNİP GİTMEYELİM! VE BU SINAVI DA ATLATALIM!!!

EĞER BU TEORİ DOĞRUYSA VE Deccal O’YSA, O DÖNEM DE YALNIZ OLMAYACAĞIZ; MEHDİ (a.s.)’DA BİZİ UYARACAK ‘GİTMEYİN’ DİYE!!!

Ve Mehdi (a.s.) şu an aramızda yaşıyor ve bu dönem için onlarla savaşacak ordu kurmaya çalışıyor. Bu savaş bildiğimiz savaş değil. Kan dökülmeyecek. Sadece, insanlar da onların geldiği seviyeye hatta daha üst seviyelere çıkabilir; eğer özündeki güçlerinin farkına varır ve kullanmasını öğrenirse!!!

İşte Mehdi, bu potansiyele sahip insanlara, beyin gücünden çıkan ‘impulse’ları gönderip özüne yönlenmesini sağlamaya çalışıyor şu sıralarda ki, o gün geldiğinde onlarla mücadele edebilecek destekçileri olsun!!!

Ha bu arada, daha önceki geldikleri yer de Mezopotamya ve yine aynı yere gelecekler..
Mezopotamya neresi mi?
Üzerine bir sürü oyunlar oynanan bizim Fırat ile Dicle ırmakları arasında kalan doğu ve güneydoğu bölgemizin bir kısmı, İran’ın Pers körfezine olan kıyıları, Irak, Suriye, Arabistan’ın bir kısmı, BAE, Ürdün. . .
BOP projesi!!!
Dünyayı yönetenler onlarla galiba irtibatta ve gelecekleri yeri onlara hazırlıyorlar????

Yukarıda kendi anlattığım teoriye benzeyen bir teori daha önce okumadım.
Bu teori daha zenginleştirilerek paylaşılmalı ve üzerinde düşünülmeli..
Eğer yanlışsa; doğru değilmiş deriz.
Ama doğruysa ve gelecek olan Tanrılığını ilan edecek Deccalse..
İşte o zaman kimden yana tavır alacağımızı daha net ortaya koyabiliriz.
Ortada bir gerçek varsa;
YAKIN BİR ZAMANDA HANGİ TEORİ DOĞRU OLURSA OLSUN, Deccal ORTAYA ÇIKACAK, MEHDİ DE!!!

Hz. Muhammed ne diyordu;
“Cinler Deccal’in yardımcıları olacaklardır.”
“Deccal insanlığın en büyük fitnesidir.”
“Ahir zamanın bir bölümünde cinler görünür olacaklardır”
“Deccal’in gösterdiği cennete gitmeyin, orası cehennemdir, cehennemine gidin, orası sizin için kurtuluş olacaktır”
“İçinizden birçoğunuz (oradaki sahabelere dönerek) Deccal’e Onun önce Mesih, sonra da Allah olduğuna inanacaksınız (malesef)”
Hatta bir sözünde ise ahir zamanda ardı ardına, çok kısa süreli aralıklarla doğal felaketler yaşanacağını vurgular.
“Deccal kaos ortamında gelecektir”

Hep bu sözler Hz. Muhammed (a.s.)’ın söylediğine inandığımız sözleri. İsteyen hadis kitaplarını alır, okur, araştırır. Daha onlarca sözü vardır, konuşması vardır bu konuda. . . Uzun uzun Deccal’i tarif eder örneğin, benzetmelerden faydalanarak.
Deccal gelmeden şu şu şu belirtiler olacaktır der, hepsi gerçekleşmiştir aşağı yukarı ve gerçekleşmeyenler hızla olmaya başlamıştır. Araştırın, farkedeceksiniz. Uzatmamak için burada yazmıyorum.

DOSTLAR;
“AHİR ZAMANIN BİR BÖLÜMÜNDE CİNLER GÖRÜNÜR HALE DÖNÜŞECEK” SÖZÜNÜ TEKRAR HATIRLATIRIM Hz. MUHAMMED (a.s.)’IN. . .
Bu söz onların yapıları gereği bizim 5 duyumuzla algılanamayacak olmalarından dolayı bizlerin onları algılayabilecek kapasiteye ulaşmamızla mümkün olabilir.
İşte 2011 veya 2012 tarihlerinde büyük dönüşüm yaşanacak ve bu da bir kısım inanırları tarafından Marduk ile bir kısım inanırları tarafından da başka bir gezegen etkisiyle mümkün olabilecek görüşünün doğruluğunu gösteriyor olabilir.
Bu görüşe inanan ve bilimsel kanıtlara dayandıran çok sayıda insan hatta Türk var.
Bence bunun başta ABD olmak üzere bütün önemli siyasetçiler, bilim adamları ve dünyayı yöneten zenginler biliyor ve bütün çalışmalarını buna göre hazırlıyorlar. Ve insanlığı da hazırlamaya çalışıyorlar.

Büyük Ortadoğu Projesi, budur.
Değişen iklim şartları Ortadoğuyu yaşanılır kılacak. Ve yerleşim alanı olacak.

Tıpkı daha önceki dönemlerde olduğu gibi. Ve yaşanılır alan olan Ortadoğuda yeni yapımız gereği görebilecek olduğumuz dalga bedenli varlıkların en güçlüsü, OLAĞANÜSTÜ YETENEKLERE SAHİP OLAN AKIL ALMAZ GÜÇLERİ BULUNAN VARLIĞI ORTAYA ÇIKACAK.

Deccal. . .

DOSTLAR;
BU DÖNEMDE (Az önce yazdığım gibi Hz. Muhammed (a.s.)’ın sözüdür o çıktığında içinizden birçoğunuz onun ilah olduğuna inanacak sözü)
ÖYLESİNE OLMAYACAK İŞLER GERÇEKLEŞTİRECEK Kİ;
FARKLI BİR YERDE MUHTEŞEM BİR GÜÇ OLARAK BİZİ SEYREDİP SONRASINDA DA BİZİ YARGILAYACAK OLAN KUDRETLİ BİR TANRI İNANCINA SAHİP OLAN HERKES İNANACAK.

ÇOK AZ KİŞİ İNANMAYACAK ONA.
ONUN GÖSTERDİĞİ CENNETE GİDECEK;
ORANIN BİR TUZAK OLDUĞUNU ESASINDA CEHENNEM OLDUĞUNU ÇOK KİŞİ ANLAMADAN GİDECEK YANINA.

KABUL EDECEKLER CİNLERİN EN ÖNEMLİLERİNİN TANRI OLDUĞUNU.. İDDİA ETTİĞİNDE, İKNA ETMESİ KOLAY OLACAK!!!!!!!!!!!
O KADAR GÜÇLÜ OLACAK Kİ, BELKİ DE DÜŞÜNCE GÜÇLERİMİZİ ETKİLEYİP SANAL CENNETLER OLUŞTURACAK, DÜŞÜNCE GÜCÜMÜZLE İSTEDİĞİMİZİ GERÇEKLEŞTİREBİLECEĞİMİZ BİR ORTAM OLUŞTURACAK.
Ona inanmayanlar ise sıradan hayatlarına devam ederken, inananlar geçici bir süre belki cennette yaşayacak. Ama belki ebedi yaşamda sonsuza değin cehennem adıyla işaret edilen boyutta kalacaklar.

SEVGİLİ DOSTLAR,
GÖKTE BİR TANRI HİÇBİR ZAMAN VAR OLMADIĞI İÇİN, YARIN BİR GÜN ORTAYA ÇIKIP BEN TANRIYIM, BAKIN BUNLARI ANCAK BİR TANRI YAPABİLİR, DEYİP; OLAĞANÜSTÜ İŞLER YAPACAK OLAN VARLIĞA İNANMAYIN!
ÖYLE BİR TANRI YOK!!!
İHLAS SURESİNİ İYİ İDRAK EDİN.
La ilahe illallah’ı anlayın. Formülü çözün.
Allah ve yarattıkları diye iki bölümden oluşan bir evren yok.

Allah her yerde deyip yine yukarılarda bir yerde aradığınız, farklı bir yerde dediğiniz bir İlah hiç var olmadı.

ALLAH’TAN GAYRİ HİÇBİR ŞEY YOK.

O HER YERDE.

Gördüğün her birim O’nun yansıması!!!
Ve her birimin ise kendine göre kesitsel bir algılama düzeyi var, evreni. . .
Bizden çok ama çok daha büyük canlılar olabileceği ve daha geniş açıyla evreni görebilecekleri gibi, vücudundaki organizmaların da bir GÖRE li algıladıkları evren var.

5 duyu dışına çıkamayan, ruhunu olgunlaştıramayan ve bunun için tavsiye edilen çalışmaları yapmayanlar 5 duyu dışına çıkamaz ve kendine göre , kendi algılama kapasitesine göre bir sanal ilah oluşturur beyninde korunma içgüdüsüyle ve ona tapınır. Daha önce puta taptıkları gibi.

ALLAH ADIYLA İŞARET EDİLEN BİR VARLIK OLAMAZ. . .
NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA OLSUN.

EMİN OLUN, AZ ÖNCE ANLATTIĞIM GRUPLAR BU Deccal’i BÜYÜK BİR İSTEKLE BEKLİYORLAR. ÇÜNKÜ CİNLER O TESİRİ BIRAKMIŞLAR. SAHİDEN DE TANRININ BEDENLENECEĞİNE VE ARAMIZA İNECEĞİNE İNANIYORLAR.
AÇIN OKUYUN O BİLGİLERİ.
DEDİKLERİNİN BİR KISMI HATTA BELKİ DE ÇOĞUNLUĞU DOĞRU.
AMA O GELECEK VARLIK Deccal.
VE ONUN YARDIMCILARI CİNLER. . . (biz uzaylıyız palavrası atıyorlar şu an ve kitaplar yazdırıyorlar geleceklerine dair)

Değişen biyolojik yapımızla birlikte onları görmeye başlayacağız ve belki de Deccal değiştirecek ona inananların yapısını. Düşünce güçlerini artıracak belki de bilmiyorum.
Ama gerçek olan birçoğumuzun ona inanacağı.
Hz. MUHAMMED’İN SÖZÜ ÇOK ÖNEMLİ; İNSANLIK TARİHİNİN GÖRDÜĞÜ EN BÜYÜK FİTNEDİR Deccal.
Yani en büyük sınav. . .
Bakalım ‘La ilahe illallah’ formülünü çözmüş müsün yoksa çözemedin mi?
Bunun sınavıdır aynı zamanda. . .
La ilahe illallah.

O dönemlerde yalnız olmayacağız şükürler olsun; Mehdi adıyla işaret edilen zat da bizi uyarmaya çalışacak.

Orta yaşlı insanlarımızın çoğunun göreceği Deccal zamanı
YAKINDIR.
ONA İNANMAMAMIZ ‘LA İLAHE İLLALLAH’ FORMÜLÜNDE GİZLİDİR.

Emin olun ki tüm uğraşılar onun içindir.
Alt yapıyı kurmak için medya da devrede, siyaset de, iş adamlarının çoğunluğu da.

Amaç, bizleri özümüzden uzaklaştırıp, muhteşem ilahi kuvvelerimizin farkındalığını unutturup dışımıza yöneltip hatta inancı ne olursa olsun dışındaki bir “Tanrı”ya inandırıp ona tapındırarak güçsüzleştirmek ve Mehdinin o dönemdeki askerlerinden biri olmamızı engellemektir. Savaş bildiğimiz top ve tüfek savaşı değil; beyin savaşı, dalga boyları savaşı tarzında olacak diye tahmin etmekteyim…

TANRILIĞINI İDDİA EDECEK VE MUHTEŞEM GÜCÜYLE ÇOĞUMUZU DA İKNA EDECEK OLAN SANAL TANRI GELMEK ÜZERE!!!

AMA; LA İLAHE (İLAH YOK) İLLALLAH (SADECE ALLAH)

AYRICA KENDİLERİNE ALLAH’IN ORDUSU ADINI VEREN BİRÇOK ÖRGÜT VAR!!!
Allah’ın orduları sakın Deccal’in ordusu olmasın?
Ya da bilmeden Deccal’i desteklediklerini. Ve bu duruma Deccal’in kıkır kıkır güldüğünü. . .

Üzerinde durulan kavramlardan; savaşlardan; çok ama çok değişik savaşlar olacak.
Bu Allah’ın orduları henüz MEHDİ’NİN KAN DÖKMEDEN SAVAŞACAĞINI bilmiyorlar. Hadisleri okumuyorlar.

Savaş; düşünce gücü, beynin yaydığı dalgaların etkilediği güç savaşı olacak.

HATTA ŞU DEDİĞİM BİLE OLABİLİR;
O DÖNEMDE SAĞ KALAN HER İNSAN, Deccal’in DESTEĞİ İLE DÜŞÜNCE GÜCÜNÜ İSTEDİĞİ GİBİ YÖNETİP KENDİSİNE İSTEDİĞİ TARZDA SANAL CENNET OLUŞTURABİLİR. O DÖNEMDE BU SANAL CENNETLERİNİ HAZIRLAYAN İNSANLAR, ‘ALLAH ADIYLA İŞARET EDİLEN’İ UNUTUP İÇİNDE BULUNDUĞU CENNETTE “VAAAY ALLAH YOKMUŞ HEPİMİZ ESASINDA ALLAHMIŞIZ, DOLAYISIYLA İBADETE GEREK YOK” SAPIKLIĞINA DA GİREBİLİR VE ÖLÜM ÖTESİ YAŞANTISINDA BİR ÇÖP OLARAK YAŞAMINA DEVAM EDER.
KİM Kİ O DÖNEMDE BİLE ‘ALLAH ADIYLA İŞARET EDİLEN’İ UNUTMAZ VE HALA ÇALIŞMALARINA DEVAM EDER; O İNSANLAR KAZANIR.
YUKARIDA 3-5 SATIRLA YAZDIKLARIM DA DOĞRU OLABİLİR.
AMAN DİKKAT!!!!!!

Dostlarım,
Mehdi hiç beklenmedik bir kişi olacak. Şeyhlerden, şıhlardan, hocalardan, imamlardan, Allah’ın ordusu gibi gruplardan ÇIKMAYACAK.
Allah’ın ordusu diyerek; olmayan sanal Tanrıları adına ordu kuranlar o güne hazırlık adına kesip biçiyorlar, Deccal’in geleceği güne hazırlandıklarını sanıyorlar.
Deccal’in de istediği bu zaten. Ortalığın karışması.
O gelecek, bu karışık ortamı düzeltecek sözde.
MEHDİNİN YARDIMCILARI O DÖNEM GELDİĞİNDE İÇİNDEKİ, VARLIĞINDAKİ İNANILMAZ, DOĞAÜSTÜ DEDİKLERİ AMA ESASINDA HER İNSANDA BULUNAN YETENEKLERİ, İLAHİ ÖZELLİKLERİNİ AÇIĞA ÇIKARTANLAR OLACAK. ELİNE SİLAH ALIP BEKLEYEN Allah’ın ORDULARININ (!) ÇOĞUNLUĞU İSE Deccal’e İNANACAK. ÇÜNKÜ O GÜN SİLAH OLMAYACAK. . . BÖYLE BİR KAVRAM YOK OLACAK. ZATEN OLSA BİLE SİLAH, Deccal’e İŞLEMEYECEK. VE HERKES DE ONU ÖNCE MESİH SONRA DA TANRI İLAN EDECEK.

İlginç şeyler olacağı kesin. Bilimkurgu filmlerinin bir kısmını görüyor olacağız. O güne kadar sağ kalabilirsek tabi. Yaşanacak depremler, kuraklıklar, açlık sefalet, savaşlar izin verirse… Ve gezegenlerin yörüngemize girmesiyle birlikte yaşanacak fizyolojik değişikliklerde sağ kalabilirsek. . .
İŞTE O GÜN GELDİĞİNDE ÖLÜM ÖTESİ YAŞAMLARINI SONSUZ MUTLULUK İÇİNDE GEÇİRECEK OLANLAR; İHLAS SURESİNİ ANLAYABİLENLER OLACAK. ALLAH’IN NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA OLSUN BİR VARLIK OLAMAYACAĞINI ANLAYANLAR. HER YERDE OLDUĞUNU BİLENLER
HER BİRİMİN ONDAN GELDİĞİNİ KAVRAYANLAR YARATAN VE YARATTIKLARI DİYE İKİ BÖLÜM OLMADIĞINI BİLENLER VE ONU MEKANLANDIRMAYANLAR.. İNANMAYACAK ONA.

İnananlar ise Deccal için; “işte ancak bu Tanrı olabilir, biz de beynimizde böyle bir süper güç düşünmüştük diyenler” olacak.
Ama şunu düşünmeyecekler; eğer bu Tanrı ise Tanrı ve yarattıkları diye bir çizgi mi var? Bu durumda Yarattıklarının içine gelerek kendisini sınırlandırmıyor mu? Allah sınırlı mı? Mekanlı mı? Yoksa sonsuz mu? Ve her yerde mi?

Kıyametin ne zaman kopacağı çok önemli değil benim için. Kendi kıyametim önemli.
Ama bence daha uzun bir zaman var.
Bununla birlikte, Hz. Muhammed (a.s.)’ın işaret ettiği bütün küçük işaretler çıktıysa ve devir ahir zaman yani kıyamet öncesi yaşanacak son devirse; işte bu durumda dikkat etmek gerekir. . . Zira Deccal’in çıkma vakti yakındır. Hem de çok yakın. . .

Bu noktada ben diyorum ki;
Deccal her neyse, kimsenin şu an aklına hayaline gelmeyecek kadar olağanüstü olacak. Ve birçok kimseyi Tanrı olduğuna ikna edecek. SAKIN KANMAYIN!

NE KADAR OLAĞANÜSTÜ OLURSA OLSUN BİR VARLIK TANRI OLAMAZ.
‘ALLAH ADIYLA İŞARET EDİLEN’ EVRENSEL ÖZ HER YERDEDİR VE ONDAN ZUHUR EDEN HER BİRİM ONUN YANSIMASIDIR. . .

AYRICA KUR’AN-I KERİM’İN DEĞİŞMEDEN MUHAFAZA EDİLMESİ; “BOZULMADI, AMAN NE GÜZEL, DEMEK Kİ DAHA VAKİT VAR” DEMEK DEĞİLDİR.
ŞUNU İYİ ANLAMAK LAZIMDIR:
KUR’AN-I KERİM OLDUĞU GİBİ KORUNSA BİLE NE OLDUĞU ANLAŞILMAMASI VE DOĞRU İDRAKLERİN OLMAMASI, ALGILAMA YANLIŞLIĞI İÇİNDE OLUNMASI, ÜZERİNDE DÜŞÜNÜLMEDEN, EVRENSEL VE BİLİMSEL BİR KİTAP OLDUĞU ANLAŞILMADAN; EVRENSEL SIRLARI ÇÖZEMEDEN PAPAĞAN GİBİ EZBERLENMİŞ BİR KİTAP OLMASI. . .
DURUMU DA; AHİR ZAMAN ÖZELLİĞİDİR.. İSTEDİĞİNİZ KADAR BOZULMADI DEYİN!

BOZMAMAK İÇİN DE ONU “OKU”YAMADAN TOZLU RAFLARINIZA KALDIRIN. HÜRMETTE BULUNUN! SAYGI DURUŞUNA GEÇİN; KARŞISINDA.

Sonra da Kuran bozulmadı daha vakit var densin.
Kur’an’ın anlaşılmaması kadar bozukluk olabilir mi?

Gelmiş geçmiş en bilimsel ve en evrensel (dikkat edin dünyevi demiyorum)
kitabı papağan gibi okuyun,
AMA “OKU”yamayın. . .

Sonra da Müslüman’ım nasıl olsa Deccal’e inanmam deyin.
Kur’an’ı Kerim’i algılamadan ‘Allah adıyla işaret edilen’in gökte bir yerlerde, farklı bir yerde ötende, muhtemelen de uzayda olağanüstü bir varlık olduğunu düşünüp o varlığa tapının bakalım ne olacak?
Deccal BU İNANCA SAHİP OLAN HERKESLE ŞU AN ALAY EDİYOR; İLK TEORİM DOĞRUYSA DÜNYAMIZDAN YA DA İKİNCİSİ DOĞRUYSA UZAYIN DERİNLİKLERİNDEN !
Böyle, olmayan bir Tanrıya tapınıp duran Müslüman kimliği taşıyan herkes Deccal’i tanrı zannedip ona iman edecek. Ne kadar iman etmeyiz deseler de, İKNA OLACAKLAR.

AMA SİSTEMİN GERÇEĞİ OLARAK ÖLÜM ÖTESİ YAŞAMA İNANANLAR VE İBADETİ BİR VARLIĞA YARANMAK İÇİN DEĞİL DE KENDİ İÇİN, RUHUNU GÜÇLENDİRİP ÖLÜM ÖTESİ YAŞAMIN ZORLUKLARINDAN KORUNMAK İÇİN GERÇEKLEŞTİRENLER,
LA İLAHE İLLALLAH’I ALGILAYANLAR,
İHLAS SURESİNİ İDRAK EDENLER
YANİ ‘ALLAH ADIYLA İŞARET EDİLEN’İ ANLAYABİLENLER
Deccal’e İNANMAYIP;
MEHDİ YANİ YENİLEYİCİ GÖREVİNE SAHİP OLAN İNSANA İNANACAK VE ONU TAKİP EDECEK O DÖNEMDE.

BU O KADAR ÖNEMLİ Kİ, BİLSENİZ ÖNEMİNİ; BÜTÜN GÜNÜNÜZÜ ‘ALLAH ADIYLA İŞARET EDİLEN’İ ANLAMAYA ÇALIŞMAKLA GEÇİRİRDİNİZ! GEREK İBADETLE, GEREK BİLİMLE. . . GEREKSE HER İKİSİNİ BİRDEN KULLANARAK; KAVRAMAYA ÇALIŞIRDINIZ! KARİYERDEN, MEVKİDEN, PARADAN, SALTANATTAN, ŞÖHRETTEN
SEVİYORUM ZANNETTİĞİNİZ AMA TUTKUYLA BAĞLANDIĞINIZ VE BİR TÜRLÜ GERÇEK ANLAMDA SEVMEYİ BAŞARAMADIĞINIZ KARINIZ, KOCANIZ, ÇOCUĞUNUZ, AİLENİZDEN, DÜNYEVİ HER TÜRLÜ KONUDAN ÇOK AMA ÇOK DAHA ÖNEMLİ BİR KONU OLDUĞUNU ANLARDINIZ!

SONSUZ BİR YAŞAMIN ZORLUKLARINDAN KURTULMANIN YOLUNUN, BU DÜŞÜNCENİN OTURMASINA BAĞLI OLDUĞUNU BİLİRDİNİZ!

Bu düşünceden korkanlar var, bu yüzden aman ha Tanrım beni cehenneme atma sana rüşvet vereyim de diyor. Onun böyle bir Tanrı olmadığını ne zaman anlayacağız?

La ilahe (öyle sandığınız gibi bir ilah yok) dendiğini ne zaman idrak edeceğiz?

Böyle bir ilaha tapanların, yarın bir gün gelecek ve insanlık tarihinin en önemli sınavı olarak nitelendirilmiş Deccal sınavını aşamayacağını ne zaman öğreneceğiz?

“İLLALLAH”I (SADECE ALLAH) NE ZAMAN ANLAYACAĞIZ?

VAKİT AZALIYOR;

EN BÜYÜK SINAVA AZ KALDI. . .

DOSTLARIM,
O dönemde yalnız olmayacağız. Şu an kim olduğunu bilmediğimiz ve tüm tahminlerimizi boşa düşürecek biri var aramızda. Yaşıyor. . Ben dahil kimse bilmiyor onu, birkaç veli dışında.
Yaşı hakkında bir bilgim yok. Ama bence 1960’lı yıllar doğumlu olmamalı. Tahminime göre 1970-1975 yılları arasında doğmuş olmalı.
Bu değişimin bazı bilim adamlarına göre 2011 yada 2012 yılları içinde olması olası ve bu değişimin hemen akabinde ortaya çıkacak ve tanınacak olan Mehdi ise 35-40 yaşı aralığında olacak. Yani 1970-1975 doğumlu olabilir. Eğer bu değişim tarihi doğruysa bu tarihlerinde olabilirliğini kuvvetlendiriyor.

Bununla birlikte esasında 35-40 yaşı arasında faaliyetine başlamış bir kişi de olabilir. Bizim onu tanıma yaşı 40 yaş civarı değil de onun faaliyetine başlama yılı o yaşlarsa bu durumda daha da yaşlı olabilir ve 1940 sonları, 1950’li 1960’lı yıllarda doğmuş da olabilir.
Bence daha zor bir ihtimal olmasına rağmen olmayacak da diyemem.

Neyse… O dönem geldiğinde insanlar yeni yapılarıyla birlikte sanal cennetler kurup yaşayabilecekler, düşünce güçleri her şeyi yapabilir hale dönüşecek ve bunları sağlayan o varlığa da, Tanrı ancak bu olmalı; zira olmayacak bir şeyi gerçekleştirdi, diyecekler.
O dönemde olanların az bir kısmı da Mehdi’ye inanacak; YENİLEYİCİ’YE. . .
Müjdelenen kişiye. . .
Ne kadar güçlü olursa olsun, ne kadar büyük değişim yaşatırsa yaşatsın bir varlığın Tanrı olamayacağını ‘Allah adıyla işaret edilen’in her yerde olduğunu ve Tekten geldiğimizi, O’ndan gayrı-ayrı zaten hiçbir birim olmadığını anlatan o büyük zata inanırsak, insanlık tarihinin görmüş olacağı en büyük sınavı geçeceğiz.

O dönem savaşı da bildiğimiz topla tüfekle, bombayla askerle falan olmayacak.
Düşünce gücü savaşı olacak. Beyin frekanslarını kullanabilme ile ilintili olacak bu savaş.
Hz. Muhammed’in sözüdür; Mehdi kan dökmeyecek. Ama başka hadislerde de savaşacak diyor? Demek ki düşünce gücü savaşları olacak, diye yorum yapmak bence daha doğru.
Şu an Allah adına konuştuğunu ve onun adına kesip biçtiğini ve o döneme hazırlandıklarını söyleyen orduların çoğu o gün geldiğinde Deccal’in yanında yer alacaklar. (Müslüman ordular ve Hristiyan ve Yahudi ordular dahil)

Deccal o gün geldiğinde tüm insanlığı ikna edecek, azınlık hariç Hristiyan’ını da, Yahudi’sini de, Müslümanlığı da.
‘Dinler arası diyalog’u hatırlayın..
Papa ziyaretini hiçbir zaman unutmayın..
Bu diyalog o günlerin hazırlığı içindir.
Gelecek olan varlık bunu istiyor. İkna zeminini hazırlıyorlar.

Dünyanın bütün büyük işadamları, siyasetçileri (çoğu)o günü biliyor ve o gün için hazırlanıyorlar. Tanrılarını bekliyorlar; o büyük değişimi gerçekleştirecek Tanrılarını!!!!

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ BUDUR.
İKLİMSEL DEĞİŞİKLİKLER, BİYOLOJİK YAPIMIZIN DEĞİŞİKLİĞİ, ORTADOĞUNUN YAŞANABİLİR ALAN OLARAK KALMASI VE DEĞİŞEN FİZYOLOJİK YAPIMIZLA BİRLİKTE GÖRÜNÜR HALE DÖNÜŞECEK VARLIKLAR (YİNE HZ. MUHAMMED’İN SÖZÜDÜR; AHİR ZAMANIN BİR BÖLÜMÜNDE CİNLER GÖRÜNÜR HALE DÖNÜŞECEKLER)
VE LİDERLERİ. . . HERKES “TANRI”MIZ SENSİN; BU KADAR OLMAYACAK İŞLERİ ANCAK SEN YAPABİLİRSİN DİYECEK VE ONA TAPACAKLAR, İNANACAKLAR. . .

BİR GRUP İNSAN HARİÇ
MEHDİ VE İNANANLARI!!!!!

O GÜNE HAZIR OLALIM.
BİLİM KURGU FİLMLERİNİ ARATMAYACAK GÜNLER BİZLERİ BEKLİYOR.
EĞER O DÖNEME KADAR YAŞAYABİLİRSEK; ŞAHİT OLACAĞIMIZ O GÜNLERDE İNANILMAZ, AKLA HAYALE GELMEZ İŞLER OLACAK.

İHLAS SURESİNİ İYİ İDRAK EDELİM;
‘ALLAH ADIYLA İŞARET EDİLEN’ GÖKTE BİR YERLERDE OTURMUŞ BİZİ GÖZETLEYEN ELİ SOPALI YA DA MERHAMET DAĞITICI BİR TANRI MI? YOKSA HER YERDE Mİ? ONDAN ZUHUR EDEN, YANSIYAN HER BİRİMDE O VAR MI? VE İNSANLARDA DA ONUN GÜCÜ MEVCUT MU?
O GÜÇ, İBADET DENEN ÇALIŞMALARLA VE DUA ZİKİR GİBİ ÇALIŞMALARLA ORTAYA ÇIKAR MI? GÖKTEKİ BİR TANRI İÇİN Mİ İBADET, ONA YARANMAK İÇİN? YOKSA KENDİN İÇİN Mİ, İÇİNDEKİ GÜCÜ ORTAYA ÇIKARABİLMEK İÇİN VE ÖLÜM ÖTESİ YAŞAMDA RAHAT EDEBİLMEK İÇİN Mİ?

BU AYRIMLAR, Deccal VE MEHDİ ARASINDA OLUŞACAK VE KISA ZAMANDA ORTAYA ÇIKACAK GRUPLAŞMA AYRIMIDIR.

LA İLAHE İLALLAH’I İDRAK EDİN!. BU ANAHTAR SİZİ O GÜN KURTARACAKTIR. . . (İLAH(LAR)YOKTUR, SADECE ALLAH)

Vakit azaldı.

Sevgili dostlar, tekrarlıyorum;
Deccal ile ilgili teorim ayrıntılı, gerçekleşme ihtimali var ama bir ihtimaldir.
Ama kesin olan birşey var;
Deccal çıktığında olağanüstü, o ana kadar görülmemiş inanılmaz işler yapacak.
Ve birçok insan “bu işleri yapsa yapsa ancak bir Tanrı yapabilir” diyecek ve O’na inanacak.

Bu söz Hz. Muhammed (a.s.)’ın sözüdür: “O çıktığında içinizden (dikkat edin içinizden derken Müslümanlara sesleniyor bırakın diğer dinleri) birçok kişi ona inanacak.”

Diğer sözü ise “Deccal göreceğiniz en büyük sınavınızdır” hadisi. . .
Bu konu çok ama çok önemli ama maalesef üzerinde çok durulmuyor.
Deccal’in ahir zamanda çıkacağını haber vermiş Rasullallah.
Ahir zaman da bu yaşadığımız dönemdir.
Her an çıkabilir. Önümüzdeki yıl, sonraki yıl veya sonraki yıl. . .
3-5 maksimum 10 yıldır çıkma süresi tahminime göre.
O dönem geldiğinde insanlık tarihinin görmüş olacağı en büyük sınavımızı göreceğiz bu dünyada olursak.
Bizi o dönemde “la ilahe illallah” gerçeği kurtaracak.
Yani ne kadar güçlü olursa olsun ve mucizevi işler yaparsa yapsın hiçbir varlık bir Tanrı olamaz.

Allah yaratıp bir köşeye çekilmiş bir varlık değildir. Eğer böyle olsaydı belki o gelecek varlığa Tanrı diyebilirdik. Bizim kılığımıza girmiş gelmiş aramıza Tanrı derdik.
Ama biz ihlas suresine inandık. Kurana inandık. Tevhid’e inandık.
Farklı bir yerde köşede oturup bizi gözleyen bir Tanrı yok.
Eğer varsa sınırı nasıl çizeceksin? Buraya kadar Allah’ın mekanı, geri kalanı yarattıkları dersen ona bir sınırlandırma getirmiyor musun?
Allah sınırlı mı?
Yoksa her yerde mi? Gördüğümüz her birim O’ndan mı geliyor? O’nun yansıması mı? Her birimde O’nun bir ya da birden fazla özelliği mevcut mu?

Hepimiz esasında tek miyiz?
Tekten çoğa bir sistem mi var?

İhlas suresini, ayetel kursiyi, kelime-i tevhid-i, kelime-i şehadet’i, fatiha’yı, bakarayı yani Kur’an-ı bir kez daha bu gözle okuyup, ‘Allah adıyla işaret edilen’i kavrayalım. . .
Bilime de kulak verelim. Kuantum fiziği, Hologram prensibi, String teorisi. . .

Allah her yerde zuhur etmiştir. O gelecek Deccal de, O’nun bazı özelliklerini açığa çıkarıp gelecek ve bizde zannedeceğiz ki O.
Oysa ki her insanın halife kılınması gereği O’nun tüm özellikleri var bizlerde, özümüzde, içimizde. Açığa çıkarabildiğin oranda yaşarsın…(namaz, dua, zikir gibi çalışmalar bu gücü açığa çıkarabilmene de yarar)

Özündeki gücünün farkında olanlar, açığa çıkartanlar o Tekliği farketmeye başlar. . . .

Allah’ın bölünmez parçalanmaz bir bütün olduğunu idrak eder.

Öyle bir Tanrılığına ikna edecek varlık (insan kılığında olabilir) O tekten ayrılıp mı gelecek?
Oysa Tek’in bir parçası o. . . Bir parça Tanrı olabilir mi? Ne kadar güçlü olursa olsun. . .

Allah adıyla işaret edileni kavrayan, o gün geldiğinde ikna olmayacak ve sınavı geçecektir.

Önce dünyada kaos, kargaşa, sıkıntı, ölümler, savaşlar, gıda ve su sıkıntısı, doğal afetler baş gösterecek.
Bu dönem başlamak üzere. . .

Sonra kozmik etkilerle (yaklaşan gezegenler, dünyanın yörüngesine girmesi, belki foton kuşağı etkisi…) İnsanlara bir teklif gelecek; Bu teklifi getiren ya insan suretinde bir varlık olacak ya da beklediğimiz gibi bir insan, varlık olmayacak. Deccal adıyla belki bu değişim işaret ediliyor.

Eğer ilki doğruysa yani insan suretinde bir varlık ya da insan suretinde olmayan bir varlık ortaya çıkacaksa, o, öncelikle insanları bu kaos ortamından kurtaracak. Zulüm, savaşlar doğal afetler bitecek onunla birlikte.
Ve sonunda diyecek ki “Ben tanrıyım”
Ve isteyene yani benim Tanrı olduğumu kabul edene cennet vaat ediyorum
Yani düşünce kapasitelerini artırıyorum, düşünce güçleriyle istediklerini yapabilecek düzeye getiriyorum.
Zaten sözde mucizevi birçok iş gerçekleştiren bu insan ya da varlık karşısında son mucizesinin karşısında birçok ama birçok kişi (Müslüman, Yahudi, Hristiyan ve diğerleri) inanacak. Kesinlikle inanmam, diyenlerin de çoğunluğu dahil olacak o inananların içine, o atmosferi gördüklerinde.
Çünkü düşünün; herkese öyle bir hayat vaat ediliyor ki düşünce gücünle her şeyi yapabilir hale dönüşüyorsun. SANAL BİR CENNET. . . (belki 2 sarmallı yapıdan 12 sarmallı hale de çıkartacak olabilir) İkna olmak için çok önemli bir olay.

İkinci ihtimalde ise belki hiç böyle bir varlık, insan çıkmayacak ama aynı olaylar zuhur edecek. Yine insanların elinde iki seçenek kalacak Ya kabul edeceksin ve sanal cennette yaşayacaksın bir süre…(DİKKAT EDİN BİR SÜRE!!!)

Ya da inanmayacaksın. Ve kabul etmeyeceksin. Bu durumda inanmayanlar için ne bekliyor olabilir? Bilmiyorum.
Ama tahminime göre; ya ölüm ötesi yaşama gidecekler ve gerçek cenneti sonsuza değin kucaklayacaklar ya da düşünce güçleriyle her olayı gerçekleştirebilen insanlar arasında şu an ki halleriyle yaşamlarına devam edecekler. Ta ki ölüm ötesi yaşama geçesiye kadar!
Bu geçici dönem onlar için sıkıntılı olacak, Deccal’in gösterdiği cehennemine gitmiş olacaklar yani düşünce güçleriyle herşeyi gerçekleştirebilen insanlar arasında sıradan olmak; cehennem gibi gözükür!
Ama ölüm ötesi yaşamda onların burada yaptıklarından çok daha fazlasını sonsuza değin yapabilmeyi düşünün!
Bunlar kişisel değerlendirmelerimdir. Doğru olmayabilir.
Ama kesin olan şudur ki Deccal ve Mehdi çok yakın bir zaman içinde ortaya çıkacaktır. Hatta şu an farkında değiliz kim olduklarını bilmiyoruz ama yaşamaktadırlar!

Deccal’in ne kadar büyük gücü olursa olsun hiç bir olay, varlık, insan Tanrı olamaz. Çünkü Allah adıyla işaret edilen her yerdedir ve her birimde zuhur etmiştir. Allah adıyla işaret edilen tam manasıyla kavranılamaz!
Ama O’ndan yansıyabilenler özümüze yöneldikçe, içimizdeki O’nun gücü anlaşıldıkça idrak edilmeye başlanır
Bu idrak de TEKLİK İNANCINA GÖTÜRÜR. Yani Ondan gayrı hiç birşey yok, gerçeğine!

Dostlarım,

TEKRARLIYORUM, VAKİT AZALDI…

AŞAĞIDAKİ ÖNERİLERİ İDRAK EDİN LÜTFEN..

1- La ilahe illallah gerçeğini anlayanlar ile ( TANRI YOKTUR, SADECE ALLAH …

(ÖTENDE, DIŞINDA TAPILACAK BİR VARLIK, İLAH, TANRI, ALLAH ADIYLA ETİKETLENDİRİP HER YERDE DEYİP YİNE DE DIŞINDA ARADIĞIN BİR VARLIK YOK; SADECE ALLAH ADIYLA İŞARET EDİLEN VAR, O DA ZATEN SENİ KENDİ ESMASIYLA YARATTIĞI İÇİN TÜM ÖZELLİKLERİ SENDE MEVCUT, DOLAYISIYLA ÖZÜNDE DE ALLAH ADIYLA İŞARET EDİLEN VAR)

2- Cinlere karşı korunma dualarıdır; Felak, Nas, Ayetel Kursi, Kurandaki Ashabı Kehf suresi ile.. Özellikle de,

3-RASÛLULLAH’IN ÖĞRETTİĞİ DUA olan

“Allahumme inniy euzübike minel keseli vel heremi vel me’semi vel mağremi ve min fitnetil kabri ve azabil kabri ve min fitnetin nari ve azabin nari ve min şerri fitnetil gınâ ve euzü bike min fitnetil fakri ve euzü bike min fitnetil mesihid deccâli. Allahummeğsil anniy hatayaye bimâisselci vel beredi ve nekkı kalbiy minel hataya kemâ nekkaytes sevbel ebyaza mineddeyni ve bâıd beyni ve beyne hatayâye kemâ bâatte beynel maşrıkı vel mağrıb.”

Anlamı:Allah’ım, tenbellikten, bunamadan, günahtan, ödleklikten, kabir azâbından, zenginlik imtihanından ve şerrinden, fakirlik imtihanı ve şerrinden, sana sığınırım.Allahım… Deccalin şerrinden, sana sığınırım.Allahım… Günahlarımın kirini el değmemiş kar suyu ile yıka, kalbimi günahlardan arındır; benimle günâhlarımın arasını doğu ile batı kadar uzak eyle.

4-EN ETKİLİ OLAN BUDUR, BENCE İNANAN HERKES BU AYETLERİ EZBERLEMELİ…

RABBİ İNNİ MESSENİYEŞŞEYTANU BİNUSBİN VE AZAB; RABBİ EUZU BİKE MİN HEMEZATİŞŞEYATİYNİ VE EUZU BİKE RABBİ EN YAHDURUN. VE HİFZAN MİN KÜLLİ ŞEYTANİN MARİD. (Sad: 41/Mü’minuna: 97-98 Saffat: 7)

Saygılarımla.

İ. Abdullah Tezer
www.yorumsuzblog.net.tc
abdullah_tezer@yahoo.com

About these ads

43 Responses to “Deccal Geliyor.. Peki hazır mıyız?”


  1. 1 serdar 31 Ocak 2008, 9:34

    Güzel kardeşim, ‘Mehdi aleyhisselam hiç beklenmedik bir kişi olacak şeyhlerden, şıhlardan değil’ diyorsun. Ya haklıysan hiç beklemediğin kimselerden yani şeyhlerden, şıhlardan olursa halimiz nasıl olacak?

    Bu siteye yazan, okuyan, takip eden herkez kanımca en azından işin ciddiyetine vakıf kişiler. Bence hepsi de çok güzeller. Hepsi de tasarruf altında olan insanlar farkında olmasalar da. Gavsı azam seyyid Abdulkadir Geylani, Seyid Muhammed Bahauddini Nakşibendi, Seyid Ahmed Rufai ve daha nice büyük tasavvuf ekollerinin başı mübarekler dahi büyük çalışma ve gayretlerle yüksek makamlara kavuşmuş, bu süreçte bizlere göre büyük zahmetler çekmişlerdir. Bu ekolleri bugün dahi temsil eden nice evliyalar mevcuttur. Üstad A. Hulusi’nin işaret ettiği Ricali Gayb erenleri 40’lar ve gavsı zaman dahi kanımca o şeyh ve şıh diye vasıflanan etiket altındadırlar. Avama olan hizmetleri onların günümüzde insanların gördüğü tarikat şeyhi şeklinde algılanması ve kabulunu getirmekte. Mehdi aleyhisselamın, Hakikate ermiş fena fillah ve beka billah noktalarını geçmiş, Rasulullah’ın sünnetine sıkıca bağlı o erenlerin arasından çıkma ihtimali bence çok makul. Selamlar.

  2. 2 mine demet güngör 31 Ocak 2008, 11:57

    Merhabalar, ben deccalin bir toplumdan ziyade, tıpkı Kur’an-ı Kerim’in kişi için inzal olması gibi, yine birey için ve bireyin bilinç boyutu için olacağını düşünüyorum. Tabi her olayın bir zahir bir de batın denen boyutu olacak ama bana göre bu toplumsal olaylardan ziyade kişi için gerçekleşecek. Tabi bu bağlamda Mehdi de yine birey için ve bilinç boyutu için gerçekleşecek. Tabi zahirde bir olay olacaktır ama değerlendirebilmek ve fark edebilmek deccal neydi? Mehdi ne bunu fark ehli olarak yaşayabilmek önemli diye düşünüyorum. Saygılarımla

  3. 3 infinity 31 Ocak 2008, 12:26

    Bence Abdullah bey sahte görünümlü şeyh ve şıhları demek istemiş… Zaten deccal böyle sahte kılıklar altında da bizi kandırabilir. Dikkat etmek lazım…

  4. 4 ayşe 31 Ocak 2008, 5:32

    Yüce RABBİM cümle inananlara idrak gücü versin. Nuruyla aydınlanmak nasip etsin. La ilahe illa hu, idrak ve OKUyabilme nasip ola!!

  5. 5 hakan 31 Ocak 2008, 7:32

    Abdullah beyin bahsettiği ihtimaller doğru olabilir. Lakin tarihi hususunda farklı düşünüyorum. Sünnetullahta asla değişiklik olmaz ayetinin işareti ile düşününce, geçmişten hz. Muhammed aleyhisselama kadar, her bin yılın başında ulul azm bir rasul gelmiş. Mehdi aleyhisselam, İsa aleyhisselam ve deccal aynı devirde yaşayacağı bildirildiğine göre, bu durumda sünnetullah gereği yine bin yılın başında gelmeleri muhtemeldir. Yani en yakın zaman hicri iki bin yılı olması ihtimal. Doğrusunu ALLAH bilir.

  6. 6 ercan kocak 31 Ocak 2008, 8:41

    Apdullah Tezer karde$imizin yazisina gore biraz du$ununce… Aklima Firat nehrinin
    kaybolacagi ve altin madeninden bir dag ortaya cikacagi hadisi geliyor…
    O bolgeler zaten suyla degerlidir… Su kaybolursa o bolgenin degeri mi kalir?..
    Altindan bir dag ortaya cikarsa… Bu dag ortaya cikmayacak fakat butun dunyanin altin madeni, bu bolgeye insanlar tarafindan tanrilarina sunulmak icin getirilecektir diye anliyorum…

    Mehmet Ali Bulut isimli yazarimiz MPL tv’de, altin madeni aslinda bazi olu varliklarin kalintisidir diye soylemi$ti.. Acaba ne gibi varliklar…??

  7. 7 kenan 31 Ocak 2008, 9:10

    Dehşete düştüm desem hiç abartmış olmam; üstadımın işaret buyurduğu olayların gölgesi üzerimize düşmüş….!!! ALLAH adıyla işaret edilen zatın yolunu idrak edenlere büyük sorumluluk düşüyor…

    Allahummensur ummete muhammed, ente mevlana fensurna alel gavmil kafiriin ve HIFZAN min kulli şeytanin marid….

    Uyanma, uyarma dileğiyle…

  8. 8 hikmet 31 Ocak 2008, 9:37

    Bu olaylarla alakalı Hadislere iman ediyorum ve ehlinin yaptığı yorumları değerlendirmeye çalışıyorum.

    Bununla beraber bir soru soruyorum kendime. Ben Deccal olsaydım insanları nasıl kandırırdım?

    İlk aklıma gelen şu şekil:

    Kimseye görünmezdim. Elimdeki güçlerle, ya kendim ya da cinlerden yardım alarak, insanların kulaklarına seslenirdim. Ben Allah’ım derdim.

    Sana özünden sesleniyorum, sen beni asla göremezsin diyerek kandırmanın alasını yapardım.

    Dolayısıyla Hz. Musa (as)ın durumu müslümanların aklına gelip, çok kolay kanacaklardır.

    Bu andan itibaren işte Resulullah (s.a.v.)ın anlattıklarını gerçekten anlayıp samimi olarak yaşayanlar ancak böyle bir fitneden kendilerini koruyabilirler diye düşünüyorum.

  9. 9 Ali 31 Ocak 2008, 9:52

    Herkeze selam. Konu ve yorumlarınızı okudum arkadaşlar. Ahir zamanla ilgili hadislerden edinilen bilgiler üstü kapalı anlaşılması ancak olay yaşandıktan sonra anlaşılabilecek türden gibi geliyor.

    Bence şuan deccal denilen varlıkla birlikteyiz. Deccali bir şahıs olarak beklemek yanlıştır bence. Geçmişle bugünü (deccal sistemini anlamak adına) karşılaştırdığımızda önümüze çıkan en önemli delil teknolojinin gelişmesi ile birlikte tüm insanlığın hizmetine sunulmuş araçlardır. Bu araçlar tabiki tek başına deccaliyet görevini üstlenmiyolar. Bu araçları kontrol eden insanlar deccaliyet sisteminin parçaları olabilir. Mesela düşünün eskiden televizyon, radyo, internet vs. bu kadar yaygın değilken insanlar arasındaki diyalog, saygı ve sevgi ile günümüzdeki vurdum duymaz, saygısız, ahlaki bozukluğu olan ve hergün artan insanları. Bu medya adını verdikleri sistemde insanların bilinçaltına hitap etmeleri o kadar da zor olmadı. İnsanın özündeki benliğini kaybettirmeleri o kadar zor olmadı. Daha doğrusu eskiden ayıplanan davranışlar vs. şu an aşikare bi şekilde yapılmakta ve bunu medya aracılığı ile milyonlarca insan izlemekte.

    Teknoloji doğru kullanılırsa bu deccal kavramı ortadan kalkar. Fakat teknolojiyi yöneten insan (beşer) olduğu için kullanımı insanın niyetine kalmış. Bence Mehdi teknolojinin doğru kullanılmasını yani bütün insanların yararına kullanılmasını sağlayacak kişidir.

    Mehdi’nin tarikatlar ile bir bağlantısı bulunamaz. Çünkü Mehdi’nin öğreticisi ALLAH’tır. Mehdi’nin ordusu 313 kişi olarak geçer hadislerde. Bu 313 kişi de Mehdi’nin yardımcıları aynı zamanda ordusundaki komutanlardır. Asıl ordunun sayısı ise 200 milyon civarı olacaktır. Tabi bu ordu bir ülkeye ait değil dünya çapında bir ordu olması lazım. İşte burda bir gariplik olabilir. Mehdi bu kadar askeri nereden bulacak? Mehdinin ledün ilmine sahip birisi olduğunu unutmamak gerek. Ledün ilmi
    gizli ilimler anlamın da kullanılan bir ilimdir. Gizli ilimler deyince ne olduğu zaten adından da anlaşılabileceği gibi gizli olan ilimlerdir. Bu ilimin bilgisi kainatı ve içindeki tüm canlıları
    ile insana tanıtan ve doğadaki her olayın işleyişini insana idrak ettiren bilgidir. Yani kısacası şu an ki teknoloji ile değil; bu gizli ilmin Mehdi’ye vereceği ilmin teknolojisi ile Mehdi’nin Dünya’yı kontrol altına alması o kadar zor değildir (ALLAH’ın verdiği yetkiyle). Hadislerde geçen kuru bir ağacı diker ve hemen ağaç filizlenir sözü de buradan geliyor sanırım. İnsanı cahil, cimri ve korkak iken bu ilmin verdiği bilgi ve güç ile elbette cesur, bilgili ve cömert bir insana dönüşmesi çok normal olur. İşte Mehdi’nin askerlerinin de bu ilmin ışığında ve milyonlarca olması o kadar zor değildir. İyi akşamlar dilerim.

  10. 10 saim 31 Ocak 2008, 10:45

    7250 – Ebu Saîd radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam (bir gün) yanımıza geldi. Biz o sırada Mesîh Deccal’i müzakere ediyorduk. Dediler ki: “Ben size, nazarımda sizin için Mesih Deccal’den daha ürkütücü bir şeyi haber vereyim mi?” “Evet! Ey Allah’ın Resûlü! Söyleyin!” dedik. “ŞİRK-İ HAFİDİR (GİZLİ ŞİRK). Mesela, kişi kalkar, namaz kılar, bu namazını, kendisine bakanlar sebebiyle güzel kılar, (işte bu, gizli şirke bir örnektir)” buyurdular.”

  11. 11 saim 1 Şubat 2008, 12:12

    5998 – İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “İleride genç bir grup ortaya çıkacak. BUNLAR KUR’AN-I OKUYACAKLAR, ANCAK, OKUDUKLARI GIRTLAKLARINDAN AŞAĞIYA GEÇMEYECEK. Onlardan bir grup çıktıkça kökleri kazınacaktır.”

    İbnu Ömer der ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın: “Onlardan bir grup çıktıkça kökleri kazınacaktır” ibaresini yirmi kereden fazla işittim.” (İbnu Ömer, Resûlullah’tan işittiği sözleri şöyle tamamladı:) “NİHAYET BU CEMAATİN SÜRDÜRDÜĞÜ HİLE VE ALDATMA ESNASINDA DECCAL ÇIKACAKTIR.” CEHMİYE

    SORU: Acaba Deccal; Kur’an-ı anlamadan okuyup, insanlara hile yapıp, aldatan bu cemaat içinden mi çıkacaktır??? (Hadisten anladığım kadar, cevabı bence EVET!..)

    4812 – Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Her ümmetin mecusileri vardır. BU ÜMMETİN MECUSİLERİ “KADER YORTUR” DİYENLERDİR. Bunlardan kim ölürse cenazelerinde hazır bulunmayın. Onlardan kim hastalanırsa ona ziyarette bulunmayın. ONLAR DECCAL BÖLÜĞÜDÜR. ONLARI DECCAL’E İLHAK ETMEK ALLAH ÜZERİNE BİR HAKTIR. “Ebu Davud, Sünnet 17, (4692).

    SORU: Acaba Deccal; bu ümetten olup, kaderi inkar edenler arasından mı çıkacaktır??? (Hadisten anladığım kadar, cevabı bence EVET!..)

    7250 – Ebu Saîd radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam (bir gün) yanımıza geldi. Biz o sırada Mesîh Deccal’i müzakere ediyorduk. Dediler ki: “Ben size, nazarımda sizin için MESİH DECCAL’den daha ürkütücü bir şeyi haber vereyim mi?” “Evet! Ey Allah’ın Resûlü! Söyleyin!” dedik. “ŞİRK-İ HAFİDİR (GİZLİ ŞİRK). Mesela, kişi kalkar, namaz kılar, bu namazını, kendisine bakanlar sebebiyle güzel kılar, (işte bu, gizli şirke bir örnektir)” buyurdular.”

    SORU: Hadiste neden MESİH DECCAL denmiş? Acaba Deccal; şirk-i hafiye düşerek, şirk batağına batmış biri mi olacaktır??? (Hadisten anladığım kadar, cevabı bence EVET!..)

    4975 – Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Deccal çıktığı vakit beraberinde su ve ateş vardır. Ancak halkın ateş olarak gördüğü tatlı sudur; halkın su olarak gördüğü ise yakıcı bir ateştir. Sizden kim o güne ererse, halkın ateş olarak gördüğüne düş(meyi kabul et)sin. Çünkü o, tatlı soğuk sudur. “Buhari, Fiten 26, Enbiya 50; Müslim, Fiten 105, (2935); Ebu Davud, Melâhim 14, (4315)

    SORU: Halkın, çoğunluğun dini yanlış algıladıklarını düşünecek olursak, acaba Deccal bu yanlış bilgilerle oluşturulmuş din içinden çıkacak birisi mi olacaktır??? (Hadisten anladığım kadar, cevabı bence EVET!..)

    SONUÇ:
    Acaba; deccal de, Mehdi gibi çokları tarafından, tahmin edilemeyen, beklenmiyen çevreden mi çıkacaktır?! Bana öyle geliyor ki; bir çokları Mehdi’yi deccal, deccali Mehdi sanacaktır, çıkacakları, yaşadıkları çevre dolayısıyla… Hadislerde bence; Deccalin büyük bir kitleye sahip, gerçekte sapmış, görünüşte dini bir çevreden çıkacağı işaretleri var!..

  12. 12 Yasemin 1 Şubat 2008, 3:12

    İmam Gazali’nin ‘İhya-i Ulum’id-Din’de Resululllah’tan ve Ashab-ı Kiramdan, senedleri zikredilmeyen Me’sur Dualar bölümünde;
    ”… Deccal’in fitnesinden ve kabir azabından sana sığınırım…. Cehennem azabından ve Deccal fitnesinden sana sığınırım… Yalancı Deccal’in fitnesinin şerrinden sana sığınırım.”

    Kabir azabı, cehennem azabıyla eş tutulan Deccal’in fitnesi inananlar için düşünülmesi gereken çok önemli konu. Rabbim inananları Deccal’ın fitnesinden korusun.

  13. 13 ısırgan & gül 1 Şubat 2008, 1:37

    TRUVA’DAKİ DECCAL

    Beyazı, siyah;
    Siyahı, beyaz gösteren…

    Elvân-ı seb’ayı, beyaz;
    Beyazı, elvân-ı seb’a (yedi renk) gösteren…

    Musa’nın eli evvel… el renginde iken;
    …sonra yed-i beyzâ (nurlu beyaz el) gösteren…

    İyiyi kötü, kötüyü iyi…

    Hayrı şer, şerri hayr gösteren…

    Cenneti cehennem, cehennemi cennet gösteren…

    Zoru kolay, kolayı zor gösteren…

    İçimi dış, dışımı iç gösteren…

    <> i evren, evreni <> gösteren…

    İçimden uzaya gidenleri, uzaydan bana geliyormuş gibi gösteren…

    Her an açıkta olanı (zuhûru), her an algılanamaz (bâtın) gösteren…

    Evvel’i (başlangıcı) âhir (son hâl); âhir’i evvel gösteren…

    Mâzî’yi (geçmişi) âtî (gelecek); âtî’yi mâzî gösteren…

    Eskiyi yeni, yeniyi eski gösteren…

    Kadîm’i (başlangıcı olmayanı) hâdis (sonradan varolan); hâdis’i kadîm gösteren…

    Savaşı barış; barışı savaş gösteren…

    Ölümü doğum; doğumu ölüm gösteren…

    Dünyayı ahiret; ahireti dünya gösteren…

    Zerreyi küre; küreyi zerre gösteren…

    Cehl’i (ilimsizliği) ilim; ilmi cehl gösteren…

    Olmuş bitmişi; olacakmış da bitecekmiş gibi gösteren…

    “Eli kılıçlı Mehdî’yi ”; hokkası başında, dividi elinde…<>… olarak gösteren…

    “Sahte gülüşlü Deccal’i”; Truva atıyla kafatası kemiklerimizin içine sokan…

    Fırat’ı ve Dicle’yi (ikiliği teklik deltasında) kurutan… ve ikilikten ahadiyet incisinin hazinelerini çıkaran…

    Can’a şer libasını giydirip de işte “cin” diyen…
    Can’a hayır libasını giydirip de işte “insan” diyen…

    Hayr’ı görünür, şer’i görünmez kılan…

    Rabbimmm!

    ***

    Başlat artık uzayıMdaki yıldız savaşlarıMı…

    Lazer vonlamaları ve foton fişekleri arasından…
    Akıllı füzeler ve uzay gemileri arasından…
    Sahte cehennemleri yok eden telepati ve sahte cennetleri var eden empati arasından…

    Başlat artık dünyaMdaki meydan savaşlarıMı…
    Kılıç ve kalkan şakırtıları arasından…
    At kişnemeleri ve kağnı gıcırtıları arasından…
    Yahhooo! çığlıkları ve AllahAllahAllah tekbirleri arasından…

    ***

    Yoksa bitti mi tüm alâmetler?

    Diyor ki Şeyh Küşterî;

    “Yoksa yıktın mı perdeyi, eyledin mi virân?
    Öyleyse niçin, gidip de sâhibine haber vermiyorsun hemân?”

    ***

    Bitsin artık bu rüyâ!
    Uyan artık ölümden…

    “Yenilen” ve başla gerçek yaşama…

    Bırak; mehdîlerle deccaller savaşa dursunlar… İki ırmağın arasında, vaat edilen topraklarda… yörüngesinde volta atan gezegenlerde…
    Sen Truva atından çıkacak olan Deccal’inin gezip dolaşacağı beyin damarlarında setler kurmaya bak… Çağır Zülkarneyn’i… Körükle ilim ateşini… dök demiri, bakırı ve katranı…

    Çağır Dâvud’u da yumuşatsın demirleşmiş kalbini avuçlarında…

    Çağır İsâ’yı da desin sana Deccal’e ilk lazer silahını kimin sıkacağını… desin sana Deccal’in kara topraklarına ilk beyaz düşünce tohumunu kimin ekeceğini…

    Mi’rac et (senin kalbindeki) Muhammed a.s.’ın kalbine… ki…
    Nüzûl edebilesin (inebilesin) Mehdî a.s.’ın (senin) kalbindeki; kalbine…

    ***

    Ey nefsim yağmak ve gürlemek kolay geliyor ‘Word Office’ programının başında…
    Dikilince Deccal; ayağı zeminde başı Ay’da tam “Okyanus” ortasında…
    Ortadan ikiye biçilince Deccal; King David’in kılıcıyla Kurtarıcı’nın kabzasında…

    Görseydin haber verilen bu manzarayı nice olurdu hâlin?
    Duâ et âlemlerin Rab’ine de,
    Çıkarmasın biz âciz merbûblarını (Rab’bin kullarını) o ânın dayanılmaz görüntülerine… O savaş Allah Kul’larının işi olsa gerek…

    ısırgan & gül
    ( urtica.rose@hotmail.com )

  14. 14 Seda G. 1 Şubat 2008, 4:51

    Merhaba kardeşim,
    Yazının hepsini okumadım ama okuyacağım. Bunlar kafa karışıklığı yaratmıyor mu?
    Herşey sade ve güzel iken (olumsuzluklarda bu güzelliklere dahil) ne diye heyecan meydana getirmeye çalışıldığını öğrenebilir miyim? Hayır yani şevkinizi kırmak istemem, bu yorumumun yayınlanmasını istemem ama bilmeni isterim, benim fikrim diye değil, bir yorum olsun diye;
    Şimdi bazı şeyleri nasıl olursa gerçekmiş, olacakmış gibi telaffuz edebilirsin? Bu çok büyük bir yanılgıya yol açmaz mı? Kavramları cenneti, cehennemi, oluşumları, geleceği, nasıl bu kadar karmaşık ve heyecan oluşturma odaklı kullanabilirsin? Evet dediklerin bir tez, araştırmalarla ve fikirlerinle bütünleştirmiş, ortaya bişey çıkarmışsın (düşünmüşsün bunları) fakat beyin herşeyi düşünür.. Gönül ne der acaba? Acaba siz böyle, herkes buna inanacak, inanmayacak gibi yorumlarla gelecek için yorumlar yaparken, bu iyi oluyor mu yani?

  15. 15 pinnar 1 Şubat 2008, 10:07

    Merhabalar,
    araştırmalarınız gercekten cok güzel, keşke hepimiz oturtugumuz yerden yorum yapmak yerine zamanımızı sizin gibi araştırmaya ve bilgi paylaşımına ayırabilsek ama malesef dünyanın kuralı… İşte bunun için kitaplar ve peygamberler var aslında. Hatta ve hatta koskoca dünyaya sadece birkaç lider yönveriyor. Bizler hep yorumcu oldugumuz için :) nedersiniz?
    Fikirleriniz şuan için belki cok sıradışı gibi gelebilr ancak unutmayalım cok değil bundan daha 10 yıl kadar önce görüntülü telefon diye bir şey olmaz derdik. Nedense Amerikan bilimkurgularını hiç kaçırmıyoruz hatta onların gerçekliğine inanıyoruz oysaki, nezaman biri MEVLA nın sözlerinin gercekliği ile ilgili bir şey söylese onu neredeyse sınır dışı etmediğimiz kalıyor, cok şaşırmamak gerek, bu yüzyıllardan beri böyle olmuş, hep insanlar peygamberlerini ve gönderilen kitapları ve içindekileri yalanlamışlar. Tüm ayetler gerçektir MEVLA dilerse herşey olabilir. Buna inanmazsak yere çöp atan birinden, ormanları yok edenlerden ya da sevgisizliği hoşgörüsüzlüğü üzerine çeken diğer insanlardan ne farkımız karlır? HZ. MEVLANIN bize gönderdiği tüm kurallar en güzeldir ve en dogrusudur ve sadece bizim içindir yani insanoğlu için, çünkü sadece dünyada yaşayan canlılar ÖLÜM’Ü tadıcaktır.

  16. 16 Perviz 1 Şubat 2008, 11:59

    Sinirlerle oynayan güç sahibidir. Ya iyiye asker yapar, ya da iyi olmayana. Kontrol sahibinin sinirlerine dokunulamaz.

    Sinirlerle oynanacağı kesin der isek eğer..

    Kontrolun kaç yolu vardır biz ona bakalım, bulalım, işimize geleni hedef yapalım.

    Durmak; dönmekten kurtularak, tepkisizlik; ölü taklidi yaparak :) , Besmele okumak; ileri hedefli olarak yoğunluklardan kendini çıkarabilmek, aşık olmak; başka görmemeyi yaşayarak; sorgulama; niyelere odaklı olup duygu ağırlıklı olmaktan çıkma ve ve ve her insan kadar çözüm yolu, kontrol yolu olmalı. En evrensel, en zor ve en güzel olanı varlığını hiç edebilmek pek tabi ki..

    Oturup yorum yazmak kolay, eyleme geçemeyen her bilgiyi nasıl eyleme geçirtebiliriz benim asıl merak ettiğim ilgilendiğim ve ilgilenilmesini istediğim konu bu. Az da olsa devamlı olan güzel bir eylem için neler verilmez. Ne dersiniz Eylemsizlik Deccalden daha korkunç değil mi?

  17. 17 gülen kayman 2 Şubat 2008, 11:51

    Selam. A. Hulusi sitesinde ‘Yenilenin Artık’ başlıklı yazı öneriliyor.

    Bir birime soruldu: Dinle ilgili kitap okur musun?
    Birim yanıt verdi: Evet abi, deccali araştırıyorum.
    Birime soruldu: Meal okuyor musun?
    Birim yanıt verdi: Bazen…
    Birime soruldu: Deccalle neden ilgileniyorsun?
    Birim yanıt veremedi…

    Yapay güç çağrımı risklidir…
    Bu konuda bilgi detayları ile A. H. sitesinde verilmiştir. Bilgiyi paylaşmakla bilgiyi yinelemek aynı olarak nitelendirilebilir/nitelendirilemez.
    Sonra birime yine soruldu: Neyi arıyorsun?
    Birim tepki verdi: Sigara paketini.
    Sigara paketi önünde duruyordu.
    Ateş sizi çağırıyordur belki de ve belki de eski adamlar gıdaklıyordur.

    *Bu bir yorum değildir. Önerilen önerileni önerende önerildi. Selametle…

  18. 18 İ.Abdullah Tezer 3 Şubat 2008, 4:17

    Sevgili dostlarım,
    Öncelikle böyle bir sitede yazının yayınlanması gerçekten benim için mutluluk verici oldu.Zira ilk defa böyle bir ortamda, benzer düşündüğüm, aynı yolda yürümeye çalıştığım güzel insanlar gördüm.
    Sırayla sorulan sorulara cevap vereceğim.

    Önce Serdar Dostum,
    İnfinity dostumun da dediği gibi ortalık sahte şeyh ve şıhlardan geçilmiyor.Gavsı azam seyyid Abdulkadir Geylani, Seyid Muhammed Bahauddini Nakşibendi, Seyyid Ahmed Rufai ve Bediüzzaman gibi üstadların tamamını kendinde barındırmış,algılamış biridir kesinlikle Mehdi As.Ama bence bu ekollerden herhangi birine bağlı olduğunu bildirerek de ortaya çıkmayacaktır.Yani Mehdi As ne rufaidir,ne nakşi ne nurcu ne de kadiri…
    O Muhammedidir…
    Üzerinde sarık ve cüppenin olmadığı sakalının da bir tutam olmayacağı biridir kanaatimce.

    Hakan dostum,
    Tarihler araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır ve bu tarihlerle ilgili dayandırdığım bir tez mevcuttur.Ayrıca evliyaların da bu tarihleri işaret ettiğini algıladım.
    Ama doğru tarihler midir,elbette emin olamayız.
    Yada rical erteler mi?
    Göreceğiz.
    Ama sanmıyorum!

    Ercan Kocak dostuma katılıyorum.Hz Rasullah AS’ın da bu konuda bir hadisi vardır,”fırat ve dicle suları çekilince içinden hazineler çıkacak,sakın o hazinelerden almayın” demiştir.

    Hikmet dostum da çok ilginç bir yorum yazmış.Dediği doğru olabilir.Ama ben deccal’in bizzat o dönemde kalacak olan insanlara görüneceğini düşünenlerdenim.

    Ali dostumun dediklerinin tamamına katılıyorum.Sadece teknoloji doğru kullanılırsa..örneğin internet mehdiyettendir…
    Deccal gelmeden alt yapıyı kurduruyor.
    Cinleri kullanıyor,
    Dünyayı yöneten insanların çoğunluğunu kullanıyor,
    Deccal bir varlıktır.Şu an aramızda da değildir.
    Ama gelmesi çok yakındır.Sadece gelmeden gerekli alt yapı hazır olmalıdır ona göre, o kadar…
    İstediği budur ve başarmıştır.

    Seda dostum,
    Ben araştırır,öğrendiklerimi de kendi tespitlerimle birleştirerek paylaşırım herkesle.
    Bu konular akıl karıştırsın diye Hz Rasullah AS tarafından anlatılmamıştır.Bu konuda birçok hadis varken bizler kalkıp”niye Hz Rasulallah AS aklı karıştırmıştır, ne ilgisi var şimdi ne güzel olumlu ve olumsuz bildiğimiz herşeyle yaşıyorduk,deccalden niye bahsetmiş,yecüc mecücden de niçin bahsetmiş, ileride başımıza gelecek potansiyel tehditlerden tehlikeleri anlatmış” diyemeyiz,
    böyle denemeyeceği gibi,
    Bu hadisler düşünülmesi için söylendiğinden,
    Oturur araştırırız.
    Bu hadisler,önlem alınabilmesi için belirtilmiştir.
    Bende düşünüyorum…
    ve kendimce bulduğum doğruları da uyarlayıp anlatıyorum.
    Önlem alalım diye!!!
    Aklı karışan okumaz,hadi canım olur mu öyle şeyler der geçer gider…
    Ama o gün gelirse şayet; bu yazılanlar bir kişinin bile aklında kalsa ne de güzel olur.Öyle değil mi?

    İnfinity,Ayşe,Kenan
    ve Pınar dostlarım,
    Yolunuz açık olsun,Allah ibadetlerinizi kolaylaştırsın…
    ne diyebilirim ki sizlere…

    Konuya yorumlarıyla ve verdiği bilgilerle katkıda bulunan Saim,Isırgan Gül,Yasemin ve diğer dostlarıma da teşekkür ediyorum.
    Katkılar çok önemli.
    Allah razı olsun hepinizden.

    Gülen Kayman dostum,
    Dediklerinizi anlayabilecek kapasitede değilim.
    Acizim…
    mail adresim abdullah_tezer@yahoo.com
    Buradan yazarsanız detaylarıyla, belki o zaman algılayabilirim.

    Saygılarımla.

  19. 19 Hayvan-bitki-isim-şehir 3 Şubat 2008, 5:21

    Bitkiler Düşüncelerimizi Okuyor

    Bitkiler üzerinde yapılan deneylerden söz edilince akla gelen ilk isim Cleve Bacster’dir. Bacster aynı zamanda poliyograf denilen yalan makinesinin de yaratıcısıdır. Ünlü uzman bir gün bitkilerdeki öz suyun, köklerden yapraklara gelinceye kadar geçirdiği evreleri incelemek, zamanı belirlemek istedi. Yalan makinesinin elektrotlarını bitkiye bağlayarak, çizdiği grafiği incelemeye başladı. Bitkinin verdiği ölçüler bir hayli ilginçti. Sanki konuşuyor gibiydi. İşte bu his, Bacster’ i değişik deneyler yapmaya zorladı. Amacı bitkinin biraz olsun canını yakmaktı. Ancak bitkinin çizdiği grafiklerde bir değişiklik olmadı. Ne var ki bitkiyi yakmayı düşündüğü an, grafikte farklı eğriler belirmeye başladı. Bitki, Bacster ‘in düşüncelerini okur gibiydi. Bilim adamı bitkiyi yakar gibi yapınca, grafik hemen normale döndü. Bitki yakılma düşüncesiyle, yakar gibi yapmayı birbirinden ayırıyordu.

    İşte Cleve Bacster’ in yaptığı bu deneyden sonra, bitkilerin o güne kadar bilinmeyen ilginç bir özellikleri ortaya çıktı. Bitkilerin de kendilerine has bir duygu dünyaları vardı. Bacster bu incelemeleri geliştirdi. Bitkiler insanların akıllarından geçenleri anlayabiliyorsa, mutlaka kendi aralarında da bir ilişki vardı. Odaya dört değişik tür çiçek koyarak, hepsini ayrı, ayrı elektrotlara bağladı. Çiçeklerden birini yakmaya kalktığı zaman hemen hepsinin tepkisi aynı oldu. Bacster, daha sonra deneylerine Faraday Kafesi’nde devam etti. Sonuçların hiç değişmediğini gördü. Bitkiler yalnız kendilerine değil, öldürülmesi düşünülen hayvanlara bile acıyor, şiddetli tepkiler gösteriyorlardı.

  20. 20 gülen kayman 3 Şubat 2008, 7:39

    Selam.
    Denmektedir ki deccal şu olaBİLİR, bu olaBİLİR, FALANDIR, FİLANDIR.
    Korunma yöntemleri belirlidir.
    Bunun ötesi çağırışımlar, çağırma ile ilintili. Yani korunmak için öğrenme bahanesi çağırımı körükler. Deccalin ne ya da kim olduğunun bu aşamada bir önemi kalmaz.
    YALNIZ BENDEN KORKUN.

  21. 21 gülen kayman 3 Şubat 2008, 7:55

    Selam.
    Konuya bir eklenti yapıldı:

    İki arkadaş yoldaymış. biri diğerine senin Deccal hakkındaki zannın nedir diye sormuş. diğeri hemen koşarak arkadaşının yanından uzaklaşmış. daha sonra yine yolda karşılaşmışlar. bu kez kaçan kişi arkadaşına bana Deccal hakkında bir şey anlatma yoksa seninle aynı yolda yürüyemeyiz demiş. bunun üzerine diğeri bunun nedeni sormuş arkadaşına:
    bak demiş arkadaşına, sen deccali araştırma pahasına düşünürken ben korunuyorum. ve ayrıca sen onu tanımaya çalışırken ben onu tanımıyorum ki demiş. selametle.
    ortadan ikiye ayrılan adamla ilgili hadis.

  22. 22 Selami 5 Şubat 2008, 12:33

    Selam dostlarım;
    İşin özü şu ki insanoğlu yaratıldığından beri şeytan hiç boş durmamış ve kıyamete kadarda durmayacak. Sürekli olarak bizleri yanıltmaya çalışacak. Yaşadığımız dönemde ise fikrime göre şeytanın bizleri yanıltmasını bırakın bazı insanlar şeytanın robotları konumundalar. Hani olur ya insana vesvese gelir arasıra; işte o durum bile yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Yani o vesveseyi artık ayırt edemez duruma geldik. Eğer dinimizi öğretmek bugünkü din adamlarına kaldıysa
    işimiz çok zor. Para, mal,mülk,mevki sevdasına kapılan din adamları dinden insanı soğutmaktan başka bişey yapmıyorlar. Daha doğrusu ALLAH’ın emir ve yasaklarını insanlara hoş göstererek akıllarınca insanlarla din arasında bir bağlılık kurmaya çalışıyorlar belkide. Ancak Din bu değildir. İslam bu değildir. İnsanların hoşnutluğundan daha önemli olan yaratıcının hoşnutluğudur. Din adamı sandığımız biri medya karşısında sırf insanları dine bağlamak adına ayetleri ve hadisleri çarpıtarak anlamı dışında kullanmaya çalışıyorsa bu o kişinin ne kadar cahil olduğunu gösterir. Ne yazıkki bir çok din adamı vasıflı kişiler televizyon kanallarında kendi beğendiği tarzda konuşmasını hazırlayıp milletin önüne çıkıyor. İnsan bir olayı kavramak için neden-sonuç ilişkisine bakar ve olayları değerlendirir. Bir çoğumuzun yanıldığı nokta burdadır. Dinde mantık aramamayı uygun görürüz. Ancak islam dini mantık dinidirde bunu ne yazıkki farkında değiliz. Aklımıza takılan birşey olduğunda dini bilgisi olduğunu sandığımız kişilere yada kulaktan kulağa yayılan uydurma haberlere inanırız. Biz bukadar beyinsizmiyiz? Neden Peygamberimize gelen ilk vahiyde OKU deniyor? Aslında hepimizin özünde o hakikat mevcut. Yeterki ona yakınlaşalım. Ona yaklaştıkça doğruyu yanlışı ayırt edebiliriz. ALLAH’ı tanıyan, kudretini kavrayan ve ona sığınan insana deccal dahil hiç bir mahlukat asla zarar vermez.

  23. 23 ahmet selcuk 6 Şubat 2008, 1:03

    Selam, Zekeriya Sitchin bu bilimsel bir gercek diyor, inancla alakasi yok, Niburu’daki tanri kral (deccal) marduk 4300 $ar ya$inda, bunlarin buraya ilk geli$i degil, maya takvimlerinde ise 5.insan neslinin sonu, bir $ar 3600 dunya yili, dolayisiyla Ibrahim Hakki hz. lerinin de belirttigi gibi, 26000 senelik galaktik devrin sonu ayni zamanda 7000 senelik gune$ sisteminin devri de ayni devre rastliyor, 2012; Nibiru’nun eliptik yorungesi plutonun arkasindan dolaniyor ve dunyaya en yakin konuma geldiginde Mars ve Dunya arasindan geciyor, dunyaya yakla$maya ba$ladigi zaman deprem ve tsunamiler artiyor ve yanardaglar faaliyete geciyor, 50-60 km gokyuzune yukselen kuller havada 1 ila 2 sene arasinda asili kaliyor cunki o kadar yuksekte hava akimi yok, dolayisiyla yer yuzunde gune$ yuzu gormeden bir sene (efendimizin hadisi $erifinde i$aret ettigi deccalin geli$indeki kaldigi kirk gunun bir seneye bedel olan bir gunu mu, ??? acaba ???) ye$illikler gune$ i$igi alamadigi icin geli$emiyor hayvan ve insanlar arasinda aclik ve salgin hastalik ba$ gosteriyor, insanligin 2/3 u telef oluyor, bu esnada dunya ve diger gezegenler saat istikametine ters yonde donerken Nibiru saat donu$u istikametinde ekseni etrafinda donuyor, dolayisiyla bu cok buyuk bir ters cekime sebeb oluyor. 2012 21 Aralikda en yakin konumda iken deccal takimiyla dunyaya zuhur ediyor Nibiru’dan, onu dunyada bekleyen illuminatili yanda$lari kar$iliyor her zamanki gibi $attularap firat civarinda, (vaadedilmi$ topraklar ve suleyman mabedi???) cunki gezegenlerinin atmosferini onarmak icin kullanacaklari ALTIN ve SU orada, yine efendimizin 1400 sene evvel hadislerinde belirttigi gibi Firat’in suyunun cekilmesiyle aciga cikacak olan altin daglari ($u an zaten Amerika’nin elinde 500 ton Almanya’nin elinde ise 400 ton altin rezervi bunlardan cok fazlasi ise İsvicre bankalarinda onlar icin stok olarak tutulmakta), bu mucizeyi 1400 sene sonra bizlere hatirlatan USTAD AHMED HULUSI (Allah ondan razi olsun), cok buyuk sava$ meydana geliyor (bu araya yecuc mecuc ve 3. dunya sava$ini ilave edebiliriz) ve 100 ki$iden 99’u oluyor hadisi $erife gore, ters cekim gucune bagli olarak dunya 14 mart 2013 de 3 ila 7 gun boyunca duruyor ve 90 derecelik bir eksen kaymasina ugruyor, dolayisiyla dunyada kutuplar degi$iyor yine efendimizin mucizevi bizlere bildirdigi gune$in batidan dogmasinin zahir manasi gercekle$iyor, 2014 den sonra Nibiru Dunya’dan uzakla$maya ba$liyor, telef olan 2/3 nufusun, 1/5 i sag kaliyor salgin hastalik ve acliktan, yani bir milyondan daha az bir insan nufusu, bunlarda korunan cok guclu zikir ehli beyinler, genetik bilgiyi bir sonraki adem nesline aktaracak olan, yani Abdulkerim el Cili hz.lerinin bahsettigi bin kere bininci ADEMin neslinin sonu ve Yeni ADEM in bilincinin dogu$u gercekle$iyor.

    Bu da bir senaryo bir baki$ acisi umarim fayadali olur, haydi beyinlerimizi ve ruh gucumuzu arttirmaya o gunlere hazir olmaya, LA ILAHE ILLALAH.
    Ahmet Selcuk

  24. 24 İ.Abdullah Tezer 7 Şubat 2008, 2:04

    Evet dostlar,

    Ben Ahmet Selçuk dostumuz kadar detaya inmek istememiştim ama DURUM BU KADAR CİDDİ…

    EY ALLAH’IN İLMİ İLE UĞRAŞAN
    VE BU İLMİ YAŞAMAYA GAYRET EDEN DOSTLAR!!!

    Vakit kaybına tahammülümüz yok artık.

    ben yavaş yavaş başkalarına bu ilmi anlatmayı bırakıyorum.
    Çünkü hemen özüme dönmemin gerekliliğinin farkındayım…
    ve artık bu konudaki yazdıklarıma son vermeye başlıyorum,belirli bir süre sonrada tamamen bırakacağım.

    Amacım,
    Durumun ne kadar ciddi olduğunu göstermekti…
    ve istidadı,yeteneği,iman nuru olan arkadaşları uyarmaktı.
    BIRAKALIM TEMBELLİĞİ!!!
    YADA ÇALIŞIYORSAK DAHA HIZLANALIM KANAATİMCE.
    O GÜN ÇOK AZ SAYIDA KİŞİ HAYATTA OLACAK.
    KAPASİTESİ,İSTİDADI,İMAN NURU OLUP GEREKLİ ÇALIŞMALARI LAYIKIYLA YAPMIŞ KİŞİLERDİR ONLAR!!!

    RUHUNU GÜÇLENDİRENLERDİR GERÇEKLEŞTİRDİKLERİ ZİKİRLERLE!!!
    BEYNİNİ GÜÇLENDİRENLERDİR ZİKİRLERLE!!!
    NAMAZLA…
    VE ÖNERİLERİ YAPANLARDIR!

    ZAMAN AZALDI.
    HER GEÇEN SANİYEYİ ÇOK ARAYABİLİRİZ.
    Bu ana yazıyı ve Ahmet Selçuk kardeşimizin yorumunu;istidadı olan dostlarla paylaşmalıyız.

    Saygılarımla sevgili dostlarım…

    ALLAH’IM BU KONUDA BANA DÜŞEN GÖREVİ
    YAPMAYA ÇALIŞTIM.
    ALLAH’IM BU YAZIYI OKUYUP BİLGİLENEN İNSANLARIN BANA ETTİĞİ DUALARI KABUL EYLE.
    TEZ ZAMANDA BİLİP DE UYGULAYAMADIĞIM ÇALIŞMALARI YAPABİLMEMİ BANA NASİP EYLE,YAPMAYA ÇALIŞTIKLARIMI ARTIRMAM İÇİN GEREKEN YOLLARI KOLAYLAŞTIR…

    ÜZERİNE BASA BASA YAZARAK VE BİLGİLENDİRMEYE ÇALIŞARAK, DİKKATİNİ ÇEKTİĞİM DECCAL VE YARDIMCILARINA KARŞI DA RASULALLAH AS’IN,MEHDİ AS’IN,VELİLERİN DUALARINI YÖNLENDİR,KORUNAKLI KIL BENİ…
    VE TÜM DOSTLARIMIZI…
    AMİN.

  25. 25 özde 7 Şubat 2008, 8:46

    Sevgili dostlar,
    Sevgili efendiçocuk,

    Konunun önemine binaen bu bilgileri sizlerle paylaşmak istedim;
    zahir var.. batın var.. işte zahirdeki süreç.. çok yakın “korkunun ecele faydası yok..” batına sarılmak.. sarılabilmek.. yenilenmek.. gerek. Ne mutlu yenilenenlere…

    Saygı ve sevgilerimle..

    “O ŞİMDİ ARAMIZDA”

    EL- MEHDİ (AR) GELİŞ SÜRECİ


    ALINTI:  (OKYANUS ÖTESİNDEN – Ahmed Hulûsi) 8 MART 1998

    Bir gün bir zât ile oturmuş konuşuyordum bundan 30 küsur yıl önce…
    Sordum, gençlik hayalleri içinde…

    – Dedem, kıyâmete ne kadar var?… diye…
    – Hulûsi, kıyâmeti hiç birimiz görmeyiz!… Ama kıyâmetten önce pek çok olay var ki, onların bir kısmını siz göreceksiniz!… dedi…

    Merak ettim, sordum…
    -Dedem onlar ne ola ki?…

    – Bak, Hulûsi, eğer Mehdi’nin çıktığını duyarsan, sürünerek bile olsa, hemen yanına koş!… O Mekke’de açığa çıkınca, pek çok kişi onu inkâr edecek!… Ama sen onun yanında olmaya bak!… O açığa çıkmadan önce, Evliyaullahın çok büyük bir kısmına bile gizli kalacak!…
    Ama bundan mühimi, o çıkmadan önce pek çok önemli olay cereyan edecek!…

    – Hayrola dedem neler var ondan önce?…

    – Önce 3. dünya savaşı çıkacak; ve Avrupa’da taş üstüne taş kalmayacak!…

    – Dedem Türkiye’de perişan olmaz mı o zaman?…

    – Türkiye pek o savaşa girmiş sayılmaz… Çünkü o savaştan önce Avrupa Türkiye’yi dışlayacak ve atacak!…

    – Ama biz NATO’dayız?…

    – Nato’dan da çekilir o zaman Türkiye herhalde!… Çok üzülecekler Avrupa bizi dışladı diye o zaman bazıları; ama bunun ne büyük rahmet olduğunu geride kalanlar anlayacak…
    O zaman Ruslar 6 ay süreyle İstanbul’u işgal edecekler!…

    -Dedem biz bir şey yapamayacak mıyız?… Ruslar nasıl işgal eder İstanbul’u?..

    -Muhyiddini Arabi’nin kitabında gördüm ben, Rusların 6 ay Istanbul’da kalacaklarını ve bu sürenin sonunda İstanbul’u terk edeceklerini…

    -Dedem Avrupa bizi niye dışlasın ki?…

    -Müslüman olduğumuz için!… Elhamdulillah müslüman insanlar başımızda olacaklar!…

    -Dedem Avrupa’nın bizi dışlaması 3. Dünya savaşının habercisi mi yani?…

    -Evet ama ondan önce de bazı olaylar var…

    -Ne onlar?…

    -Türkiye‘de idare öyle bozulacak ki, yeniden bir (ben kendi ta’birimi kullanıyorum burada) yapılanma olacak, zorlu bir ameliyattan sonra!…

    Bu arada Yunanistan’la da bir savaş olacak… O savaşta Yunanistan haksız olup, çok şeylerini kaybedecek!…

    -Peki dedem, dedim, ben… Amerika ne olacak?… Biz oradan da mı kopacağız?…

    -Hayır, Avrupa bizi attığı zaman, o bize destek verecek!… Ruslar, Avrupa’da taş üstüne taş bırakmayacaklar!…

    Suriye bize düşmanlık ederken, Yahudiler dostluk gösterecekler!. Suriye Hatay’ı isterken Yahudiler Şam’a kadar gelecekler…Bu Mehdi çıkana kadar devam edecek!…

    -Peki dedem, o harpler sonrasında insanlık ne halde olur?…

    -Perişan… Ellerinde, dinlerinden başka bir şey kalmayacak!…
    Mehdi’nin çıkışından sonradır ki Deccal çıkacak…
    Sonra İsa Aleyhisselâm’ın nüzülü var… Ondan sonra da Çinli’lerin Türkiye’ye kadar ve Orta Doğuyu istilâsı…
    Yecüc Mecüc diye bahsedilen kavimler Çinli’ler ile Ruslar’dır!…

    -Dedem, dedim… Bunlar ne zaman olur?…
    -Hepsinin başı Avrupa’nın Türkiye’yi aralarından atmasıdır!…
    Ondan sonra dökülen tesbih taneleri gibi olaylar birbirini takip eder!…

    -Dedem, o günde bizler ne yaparız?…

    -Hulûsi, korkunun ecele faydası yoktur!…
    Allah ne takdir etmiş ise onu yaşayacağız…
    Takdir ezelde olmuş bitmiş!…

    Evliyaullah bunların olup bittiğini görmüş… Herkes kaderini yaşayacak!…

    Sen elinden geldiği kadarıyla sağlıklı olup, ibadetini yap, âhıretine hazırlanmaya bak…

    Mehdi’nin çıktığını duyarsan, sürünerek bile olsa ona katıl!…

    İsa Aleyhisselâm’ da O’nun yanına gelecek!…

    İstanbul’da iken Deccal çıkacak!… ve sonra da İsa Aleyhisselam inecek!..

    Allah bunu hazmetmeyi hepimize kolaylaştırsın Hulûsi…

    Evet… Size bir Pazar masalı(?) anlattım!…

    Dedem dediğim, Rahmetli Seyyid Hacı Osman Akfırat (Beykozlu) efendinin bana anlattığı masal(?)dan bazı bölümler…

    Olabildiğince kafa karıştırmayacak bir biçimde!…

    Rasûlullah Aleyhisselâm’ın bir uyarısında da Hakiki Deccal’dan önce otuza yakın sahte Decca’ın çıkacağından, sözediliyordu…

    “O ŞİMDİ ARAMIZDA”

    El- Mehdi (ar) ne zaman ortaya çıkacak ?
    “Mehdi’nin çıkışından önce, Ramazan’da iki kez ay tutulması olacaktır.” (İmam-ı Suyûtî)

    Nitekim bu hesap üzerinde duran bazı müslümanlar, her müceddid`in 200 yılda bir gelmesi hesabına da katarak 7. ve son müceddid`in 1400 yılı başlarında geleceğini ve bunun da son müceddid olması hesabıyla lakabının “MEHDİ” olması gerektiğini ileri sürmektedirler…

    Hicri 1400 yılı başlarında işlevine başlayan zamanımızın “Yenileyici”sinin (belki de hiç tanımadan geçip gideceğiz) ardından, 40 yaşında olarak açığa çıkacağı söylenen “Mehdî Rasûl şimdi aramızda..

    Mehdi (ar) ile ilgili konularda 1980 li yıllarda göreve başladığı söyleniyor… doğum tarihi bundan 40 yıl evveli olabilir…

    Bu arada dikkat!…

    Hz. İsa eğer 2000 yıl sonra geleceğini söylemiş ise, ve bunu ölmeden önce söylemişse, 33 yaşında yani milâdî 33 yılında söylemiş olur ki; bu olayın gerçekleşmesi de 2033 yılını bulur; anlamına gelebilir.

    Miladi sıfır yılından 5-7 yıl evvel Hz. İsa (as) doğduğu söylenmektedir.. bu yanılma payı da dikkate alınırsa Hz İsa (as) geliş tarihi 2033- 7= 2026 eder ki 2026-2007=19 yıla doğru gerilediği görülmektedir… bunlar zamanın yaklaştığını gösteren yaklaşık sayısal değerlerdir.. Doğrusunu Allah bilir…

    Mehdi (ar) nin çıkışının son döneminde ortaya çıkacağı yada; Neptün’ün Kova burcuna girdiği 1998 yılından soraki 24 yıl içinde çıkması beklenmektedir.. (1998+24 =2022eder ve 2022 -2008= maximum 14 yıl eder ki daha evvel de Deccalin çıkması mümkün olabilir…)

    Deccal’in şerrinden Mehdi (ar) le uyanlar kurtulabileceklerdir… Deccal çıkmadan evvel El-Mehdi (ar) açığa çıkacağına göre; 14 yıldan da geri gidilirse… Mehdi (ar) ün çıkışına çok az bir zaman kaldığı görülür ki..… ( bunlar limit değerler..) zaman çok yakın…

    Mehdi (ar) çıkmadan evvel de 3. Dünya savaşının çıkması çok yakın bir gelecekte yaşanacak olması, bizleri neler beklediğinin gaybi bilgileridir…

    Dileyen dilediği gibi bu uyarıları değerlendirir.. maalesef işin ciddiyetinden çoğumuz bihaberiz….

    Hz. İSA yeryüzünde 40 yıl yaşayacaktır. Bu 40 yıllık sürenin 9-11 senelik süresi de MEHDİ ile birlikte geçecektir.

    Deccal da, “MEHDİ” lakaplı kişinin ömrünün son 9 veya 11 sene öncesinde ortaya çıkacaktır.

    * Ahmed ve İbn Mace Hz. Ali efendimizden rivayet etmiştir;

    “Mehdi, ehl-i beyttendir. Allah (c.c.) onu bir gecede ıslah eder.”

    …Bir gecede Mehdi’nin ıslah edilmesi sözü ise Cenab-ı Hakkın kendisine kutup mertebesinin verilmesine işarettir. Bu dereceyi çalışmakla, uğraşmakla kazanamaz. Yüce Mevla’nın Kur’an-ı Kerim’de belirttiği gibi Hz. Peygamber’e verilen bu lütuf Mehdi’ye de verilmiştir. Yüce Mevla, Kur’an-ı Kerim’de Şura Suresi 52. ayette Peygamberimize şöyle demiştir:

    “Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu (kitabı) kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru yolu göstermektesin.”

    Mehdi, dini meselelerde zamanındaki müçtehitlerin en faziletlisi ve en mükemmelidir. Bu da onun büyüklüğünü, mertebesinin yüksekliğini, makamının yüceliğini gösterir

    “O ŞİMDİ ARAMIZDA”

    Rahmetli hocam, (Medine`li veya Beykoz`lu da denilirdi) Hacı Osman Efendi, 1963 yılında bana şöyle demişti:

    -MEHDİ`nin yıldızının doğmuş olduğunu yaklaşık şu kadar yıl önce Kahire gazeteleri yazmıştı, Mısır`lı müneccimlere atfen… “O ŞİMDİ ARAMIZDA” (dünyada) büyüyor…”

    Soru :
    -Üstadım, anladığımız kadarıyla Mehdi şu anda yaşıyor. (Deccal Neptünün Kovaya girmesi ile ortaya çıkacağından ve EPHEMERIDESe göre Neptün’un Kovaya 30 Ocak 1998 de gireceğinden dolayı..) Deccal’ın her an ortaya çıkma ihtimali varolduğuna göre, Mehdi kendini tanıttı mı?.. Mehdî’ye tâbi 300 küsur kişi olacağından, bu kişiler sadece Ricâli Gayb üyeleri mi olacak?..
    Dua ve Zikir kitabında Deccal’e uymayan müminler ölümötesi yaşama geçecektir, deniyor. Burada Deccal’a uymayan müminlerin tümünün öleceğini mi anlamalıyız?..

    Bâtıni anlamda; Mehdî ve Deccal’in nefsimizle ilgili olduğunu biliyoruz… Bu ve diğer konularda bâtıni olaylar olurken, zâhiri olarak ta bu olaylar vukû bulacak mı?..

    Yani, Kur’ân ve Hadislerde açıklanan belirtiler hem zâhiri, hem bâtıni mi, yoksa sadece bâtıni veya zâhiri mi olacak?..

    Cecap :
    Deccal… Neptün’ün Kova’da olduğu 24 senelik süreç ortaya çıkabilir de, çıkmayabilir de!…. Her olayın zâhiri ve bâtını vardır.
    Zaten astrolojik veriler de Uranüs`ün 1996`da Kova burcuna geçişinden sonra önemli olayların başlamasına dikkati çekmektedi… Kezâ, yaklaşık aynı tarihlerde, Plüton`un, Yay burcuna gireceği de dikkate alınırsa, ne gibi önemli olaylarla karşılaşılacağı konunun ilgilileri tarafından görülebilir… O “iman” nuru denen “iman”ı Güneş sisteminin son yıllarda keşfedilen gezegenlerinden Şiron`un yansıttığı etkiler meydana getirir.
    Üstün aklı ise Uranüs meydana getirir. Uranüs`ün getirdiği feyz eğer Şiron`un da nuruyla desteklenmişse, o kişi velâyet mertebelerinde yüksek derecelere gider.
    Bunlara ilâveten Plüton`un da uygun açıyla kişinin din evinde yer alması ise “müceddid”lik görevine imkan sağlar… (üstad Ahmed Hulusi’nin muhtelif eserlerinden alıntı)

    (Doğrusunu Allah bilir. İnşallah devem edecek..)

  26. 26 özde 8 Şubat 2008, 2:17

    “O ŞİMDİ ARAMIZDA”
    MEHDİ (AR) NASIL VE NEREDE ZUHUR EDECEK?

    “MEHDİ”, Rasûlullah ( açıklamalarına göre;

    Şüphesiz ki zaman, en iyi açıklayıcıdır!.

    Hac sırasında Mekke`de Ricali Gaybın ısrarları üzerine ortaya çıkacağı; sonra Medine`ye geçeceği; orada üzerine Şam tarafından bir ordu gönderileceği ve bu ordunun Medine yakınlarında tümüyle yere batacağı; ve O, İstanbul`da iken DECCAL`ın ortaya çıkacağı; çeşitli değerli kaynaklarda anlatılmaktadır…

    Bu olaylar, O`nun “MEHDİ” olduğunun delili olacaktır.. Bu sahih hadislerle evliyaullah tarafından da bizlere ulaştırılan bir realitedir asla tevili olmaz…

    DECCAL’İN ÇIKIŞ SÜRECİ;

    “Büyük kıyamet alametlerinden biri olarak; Önce Mehdi (ar ) Hazretlerinin, sora bir fitne (imtihan vesilesi) olarak Deccal’in ortaya çıkacağını Ve Hazreti İSA aleyhi’s-selâm tarafından yeryüzünden kaldırılacağı sahih hadis kitaplarından öğrenmekteyiz.

    Bu işin zâhir yönü… Buna aklı ermeyenler inkâr ederler, te’vil etmeye çalışırlar, ama bu bir realitedir; onlar bunu idrâk edemese de!” (Üstad Ahmed Hulusi)
    * * *

    “Evrensel düzende olduğu gibi, yeryüzünde de hiçbir şey diğerlerinden bağımsız değildir. Bir süreç başladıysa, her şey buna paralel olarak gelişir. Örneğin; Hz. Adem’in gelişi Hz. Muhammed’in geliş sürecini başlatmış oldu.

    Peki bundan sonra ne olur? Mehdi’nin gelişi de Deccal’in geliş sürecini başlatır, belki de başlatmıştır Deccal’in gelişi de İsa Mesih’in geliş sürecini başlatacaktır. Bunlar hep zincirleme oluşacaktır. İsa’dan sonra ise yeryüzünün kıyameti gerçekleşecektir düşünceme göre…” (@ngelic)
    * * *

    “Allah Rasûlü’nün,
    “Siyah bayraklarla zuhur eden zatı gördüğünüzde kar üzerinde sürüklenerek olsa dahi yanına giderek ona biat ediniz; çünkü Allah halifesi olan Mehdi’dir” hadisi,

    bir anlık ani bir ortaya çıkışa mı işaret ediyor, çıkıncaya kadar oturup “geleceği dakikayı bekleyin” anlamına mı geliyor?

    Hadislerdeki zuhur kelimesiyle anlık bir olaya mı, yoksa bir sürece mi işaret ediliyor?” Diyor, sevgili Ahmed Baki
    * * *

    Bayrak Ne demek.. ?
    Neye işaret ediyor siyah renk ?….
    Siyah bayrak ne demek ?..
    Kar beyaz, bayrak siyah, neden iki zıt kavram siyah ve beyaz yan yana kullanılmış olabilir?..
    Karların üstünde sürünmek ne demek?
    Karşılaşılacak zorluklar ve Mehdi (ar)’in çıkışının kış mevsiminde olacağına mı işaret ediliyor?

    “O’na biat ediniz;” hükmünü nasıl anlamalı ve gerçekleştirmeliyiz..?

    Bizler için bu durum çok önemli.. Allah cümlemize kolaylaştırmış ola..

    Sevgi ve saygılarımla..

  27. 27 özde 8 Şubat 2008, 2:22

    “O ŞİMDİ ARAMIZDA”

    Sevgili dostlar,
    Sevgili Abdül Kerim Cili (ks) hazretlerinin; “İnsan-ı Kamil “ adlı eserindeki Kıyamet Alametleri adlı bölümden alınmıştır. Sevgi ve saygılarımla.

    “İNSAN-I KAMİL “

    Büyük Kıyamet alametlerinden biri de “Deccal”in çıkışıdır.

    Solunda cennet vardır; sağındaysa, cehennem vardır… İki kaşı arasında : “ALLAH’a karşı kafirdir”, yazılıdır.

    “Deccal yeryüzünde çıktığı vakit; halk susuz kalır… su bulamazlar acıkırlar… yiyecek bulamazlar. Bütün içecekler ve yiyecekler çünkü, bu mel’unun yanında mevcuttur…”

    “Ve halk’tan kendisine iman ederlerse; yanında bulunan suyundan içirir ve yediği yemekten de yedirir..”
    “Ve halk’tan Deccal’in yemeğinden yiyen, suyundan içen artık iflah olmaz !..”

    “Kendisine inananları; kendi cennetine koyar…”
    Onun girdiği Deccal’in cennetini, Allah’ü Teala cehenneme çevirir!…

    “Kendisine inanmayanları da; cehennemine koyar…”
    Onun girdiği Deccal’in cehennemini, Allah’ü Teala cennete çevir !…

    “Halk’tan bazıları ise; Deccal’in zararı Allah tarafından kaldırılıncaya kadar; ot kökü yiyerek geçinirler.”
    Deccal’ı lain devamlı yeryüzünde gezer..

    “Lakin Mekke ve Medine hariç; oralara giremez. Çünkü o mekanlar kendisine Allah tarafından yasaklanmıştır.”

    “Sonra, Beyt’i Makdis’e doğru yola çıkar… Ramle-i Lüdd karyesine gelir.. Ki, Beyt’i Makdis ile, bura arasında bir gün ve bir gecelik yol vardır.”
    “Tam bu esnada; Allah’ü Teala o karyedeki minaraye İsa’yı (as) indirir… Elinde bir süngü vardır.”
    “Lain Deccal; İsa’yı (as) görünce… tuzun suda eridiği gibi erir.. sonra da İsa (as) lain Deccal’i süngü ile vurur, öldürür…”

    Küçük Kıyamet; için dahi, bunun gibi insanda oluşuna dair alametler vardır..

    Ki bu: Onun hakikatinde Deccal’in çıkışıdır… Yani bu çıkışı şerh eylersek şöyle deriz:
    Deccal nefs’in baş kaldırışıdır… Ki insana batılı karıştırır; HAK suretinde arz eder…

    Bu tabir onun haline uygundur…
    Söz gelişi: “Falan falana Deccallık etti”… söylerler…
    Yani bu söz: ”Onu teşvişe düşürdü, yanlış yola saptırdı…” demektir.

    Bu Deccal nefs; bazı yönleriyle; insan şeytan olarak da lakaplanır.
    Ki nefs; Şeytanların ve vesvasın mahallidir.. onların yuvasıdır; gizlendiği yerdir.

    Bazı yönleriyle bu nefs; kötülüğü emreden nefs: Emare nefs tabiri dahi kullanılır.

    Mutlak Nefs lafzını ki; sofiye istilahında bu isimle geçer.. ne vakit sofiye zevatından şerh olunur anılırsa, bundan murad; kulun illetli vasıflarını anmaktır…

    Bunu iyi idrak eyle!..

    Nefs, şerh eylenen ahvali ile, insan için; Büyük Kıyamet alametlerinden olan Deccal’in yerini alır…

    Şehvet iktizaları icabı ile de; Deccal’in solundaki; Deccal’in cenneti yerini alır. Şekavet ehlinin yolu soldan gider…
    Yani, şekavet ehli Deccal’in cennetine girer: Allah’ü Teala’nın Cehennemine girer.

    Tabiat icabı; Hakk’ın rızasına uygunsuz işleri bırakmak, Deccalle olan bağları yok edip kesmek sureti ile nefse muhalefet ise, Deccal’in sağına aldığı Deccal’in cehennemidir.

    Saadet ehlinin yolu da sağdan gider…
    Yani; saadet ehli; Deccal’in cehennemine girer; Allah’ü Teala’nın cennetine girerler.

    Nefsani işlerin icabı olarak; zulmani perdelerin taksifiyse:

    Deccal’in iki kaşı arasında yazılı: “Allah’a karşı kafir!…” yerine geçer…

    İrfan sahibinin, nefsin esaretine düşmek sonucu, doğruyu anlayamayacak hale gelmesi, nefsin galebe çalması sonucu; yapılan hitabın manasını anlayamayacak hale gelmesi: Deccal zamanında, bazı has zevatın aç ve susuz kalmaları manasına gelir.

    İrfan sahibinin, nefsi ile arkadaşlık etmek zorunda kalışı dahi: İnsanların Deccal zamanında yiyeceği ve içeceği ancak onun yanında bulmaları hükmüne girer…

    Rasulullah(s.a.v.) Efendimiz, bu manaya işaret ederek şöyle buyurdu:
    “ İnsanlar bir zaman gelecek; o zamanda dinini tutan: Ateş koru avuçlamış gibi olur.”

    O süre içinde, bir kimse mücahadeden yaya kalır; (Böyle bir halden Allah’ü Teala’ya sığınırız) nefsani yoldan iktiza eden şeylere yönelir; tabii işlere dayanır; şehvani lezzetleri kullanır; adi fiiller yolunu tutarsa, işte bu; Allah Korusun; Deccal lain’in verdiğini almak demektir.
    Yeri gelmişken bir söz daha söyleyeyim!..

    “Mubah yolları tutup, onlara dayanmak; irfan sahibi katında, haram olan şarap gibidir… ki bu; Deccal lainin taamı arasında sayılır…”

    Yine bir söz daha söyleyelim!..

    “Makama ulaşmadan önce, anlatılan hale dalan bir irfan sahibi, DECCAL Lainin eline düşüp, artık iflah ümidi kesilen kimseye benzer..”

    “Bakası muhal olan tadları hayal olan, yerin süslerine kanıp aldanmak ise; Deccal cennetine girmek sayılır…”

    Ve o kimseyi; Allah’ü Teala cehenneme çevirir. O kimselerin karar yeri olarak orayı kılar.

    Ancak; bir kimseye saadet başarısı gelirse, bu yol boyu; Hakk’ta sebat ederse.. Tahkik gecesinde, şeriat nurları ile yürürse.. muhalefetin, mücahedenin, riyazetin yolunda metanetle giderse.. Bu kainatın haşhaşını, Rahman’ın zuhur köklerini yerse, bu Deccal’in cehennemine girmiş olur.
    İşte burayı, Allah’ü Teala ; zevali olamayan bir nimete çevirir, değişmez mülk kılar… CENNETİ olur!..

    Pak Mekke ile, zatın yeşil bahçesi Medine hariç, farz olan emir gelinceye kadar; Deccal’in yeryüzünü gezip dolaşması manasına gelince:

    Bütün makamlarda nefs; teşvişe düşürür.. Lakin, iki makam bu durumdan hariç kalır.

    O makamlardan ilki; Zat’ın tüm hüküm sürdüğü makamdır.
    Bunun manası: Zati, ilahi huzurundan gelen cezbe ile; kulun kendi varlığından geçmesi ahvalidir.
    İşte o vakit; Kul hissinden de geçer… Nefs’inden yana da fena..yok olur.. ki bu makam; Sekir (manevi sarhoşluk) makamıdır.

    O makamlardan ikincisi: Muhammedi makamıdır.
    Evliya istilahında bu makama; ikinci sahv (ayıklık) makamı da denir.

    Şerh olunan bu iki makam öyle bir makamdır ki; oralarda nefs’in mecali yoktur…
    Çünkü bu makamlar illetli, şerli yollardan Yüce Hakk tarafından korunmuştur.. ezeli gayb aleminde bunlar mahfuzdurlar.

    Bu makamlar mana cihetinden de; Deccal’in giremeyeceği iki belde mesabasinde dururlar.

    İlahi keşiflerden, kulu teşvişe düşüren, doğru yola girmekten onu alıkoyan şey ise; bu Ences -pek pis-lain’in, Beyt-i Maktis kıtasına yönelmesi mesabesindedir.

    Sonra…

    Oraya varmadan; Ramle adlı yerde durup kalmasına gelince, o meseleyi de şöyle şerh eyleriz:

    “Nefis Deccal’i her libastan irfan sahibine zahir olduğu zaman; bazen enfüs makamı mukabili çıkabilir..
    Burada çıktığı vakit ise, bu mukaddes vadide bir irfan sahibi olmaya eriştiği vehmine kapılır..
    Halbuki şerh edilen makam hiçbir kırıntı almamıştır..

    Lakin, ahvali icabı perde ardında kalır… Çünkü, Remle; topraktan mamül bir çamurdur….”

    Sonra…
    Ve Hz. İsa (a.s.) iner.. Elinde fetih süngüsü vardır, o mahal de Deccali öldürür….

    Bununda anlamı şöyledir.

    İsa (as), Malik ALLAH’ın RUH’udur… Hakk gelince, Batıl zail olur!… Şeklerin şekillerin teşvişlerin hükmü kesilir.

    Burasını iyi idrak eyle!…

    Burada şerh eylenenler; Büyük Kıyamet’in zahirde alametleri idi saydık.. Ama zahirde..
    Batini olan alametleri dahi saydık.. Onları da şerh edip anlattık!… Bunlar, Küçük Kıyamet alametleridir.

    Yani şunu bil!…

    Küçük Kıyamet; alametleri insanlara hastır.. Kainatın diğer halkına değil.

    “MEHDİ”nin (as) çıkışı da Büyük Kıyamet alametleri arasındadır.

    (Doğrusunu Allah bilir. İnşallah devam edecek..)

  28. 28 metinav 17 Şubat 2008, 6:46

    ARKADAŞLARIM BENDE ŞÖYLE DÜŞÜNÜYORUM: Deccal ALLAHIN KUDRET SIFATININ İZHARI OLARAK MEHDİ İSE İLİM SIFATININ ZUHURU OLARAK ORTAYA ÇIKACAKTIR. Cinlerin şeytaniyetle vasıflı olanların ise deccale yardımcı olacağı, insanlardan da bilhassa yahudi ve panteistler vb.nin de yine cinlerin yardımı ile büyü yoluyla insanların bozulmalarını sağlamaları ahlaklarını dini inançlarını bozmaları ve ayrıca yine iklimin teknolojik aletlerle değiştirilebilmesi imkanını vb. şeylerle kıtlık bozgunculuk kargaşaya savaşlara neden olmaları ile deccale ortamı hazırlamaya çalışmaları yapılacak ve görenler için yapılıyor. BU OLAY BENZER ŞEKİLDE BÖLGESEL VE KAVİMSEL OLARAK HZ. MUSA İLE firavun ARASINDA YAŞANMIŞTIR. YANİ BİR ŞAHIS OLACAKTIR. FAKAT SİSTEM ONUN ÇIKIŞINA İNSANLARI HAZIRLAMAK İÇİN YANDAŞLARININ KURDUĞU VE UYGULADIĞI BİR HAZIRLIK AŞAMASIDIR. SON SÜRAT DEVAM EDİYOR FARKINDA OLANA… Cinlerin ve insan şeytanlarının inançlı insanlara etki yolu beyinlerine yolladıkları impalslerle çeşitli fikirleri oluşturmak ve bu fikirlerin duyguya dönüşmesine sebep olmak ve devamında duygularına esir olmuş kilitlenmiş insanlara istedikleri fiili ortaya çıkarmalarını sağlamaktadır. Yani vehim denilen hissini etkileyip olmayan durumu var diye kabul etmesini sağlayarak yapmaktadırlar. KURANI KERİMDE şeytanın ve avanasinin İNSANIN APAÇIK YANİ VAZGEÇMEYEN VE AÇIKÇA DÜŞMAN OLDUĞUNU İLAN EDEN OLDUĞU BELİRTİLİYOR. İNSANA ETKİ YOLUNUN İSE ŞARTLANMALARLA BÜYÜMÜŞ KİLİTLENMİŞ BEYİNLERE VEHİMLERİNİ TETİKLEYEREK OLMAYAN ŞEYLERİ VAR ZANNETTİRİP ONA GÖRE DAVRANIŞ ORTAYA KOYMALARINI SAĞLAYARAK YAPTIĞINI BELİRTİYOR. GERÇEĞİN NE OLDUĞUNU ARTIK HERKESİN ARAŞTIRIP ÖGRENMESİ GEREKİYOR… HERŞEYİN GÖRDÜĞÜMÜZDEN DUYDUĞUMUZDAN DOKUNDUĞUMUZDAN TATTIĞIMIZDAN HAYAL ETTİĞİMİZDEN VE DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDEN İBARET OLMADIĞINI ANLAYALIM ARTIK… BU BİZİM ALGILADIĞIMIZ BOYUT KESİT PARÇA YÖN TARAF VE MİKTAR VB. ASLINDA HERŞEY BİR BÜTÜN VE İÇ İÇE DIŞARI İÇERİ UZAK YAKIN SICAK SOGUK O BU ŞU GÜZEL ÇİRKİN DİYE BÜTÜN TARİFLER BU KESİTSEL BAKIŞTAN İLERİ GELMEKTEDİR. GÖRDÜĞÜMÜZ KADAR DUYDUĞUMUZ KADAR OLMAYALIM BUNLAR SUNİ OLARAK BEYİNE VERİLEN ELEKTRİK AKIMLARI İLE OLUŞTURULUYOR BUĞÜN TEKNOLOJİ SAYESİNDE AMA GERÇEKLER BAŞKA. BEN DE İSTİYORUM MEHDİNİN AMACINA HİZMET ETMEYİ AMA BUNUN YOLU ÖNCE GERÇEĞİ HAKKIYLA ÖĞRENİP HİSLERİNE DUYGULARINA DÜŞÜNCELERİNE VE FİİLLERİNE YAYMAK SİRAYET ETTİRMEK GEREKİYOR. NE OLURSA OLSUN ALLAHA VE ONUN DOSTLARINA DÜŞMAN OLANLARA ASLA NE MADDİ NE MANEVİ (DÜŞÜNSEL DUYGUSAL) PRİM VERMEMEK VE SAVAŞMAK GEREKİYOR HER ANLAMDA. İNSANLARI UYANDIRMAK YANİ İLİM BOYUTUNDAN HİZMET GEREKİYOR. YOKSA KUDRET BOYUTUNDAN ZUHUR EDENİ İLİM BOYUTUNDAN ZUHUR EDEN DURDURAMAZ HİKMET GEREĞİ. DECCAL YİNE TAM KUDRETE ALLAHIN İZNİ İLE MALİK YARATILAN İSA AS. İLE YOKLUGA GÖNDERİLECEKTİR ELHAMDÜLİLLAH… YOKSA BİZİM ONUN ORTAYA KOYACAGI KUDRET İZHARINA KUDRETİMİZ YETMEZ. YAPACAĞI BAZI ŞEYLER ANLATILIYOR HADİSLERDE O NEDENLE HERKESİN BU GELECEK GÜNLERE EGER AHİRETİNİ ÇEVRESİNİ SEVDİKLERİNİ DÜŞÜNÜYORSA HAZIRLANMASI LAZIM BİR AN ÖNCE YOKSA EBEDİ ONUNLA CEHENNEM VAR İMANSIZCASINA…. BENCE DE BU SIRALARDA ÇOK SÖYLENEN 2012 TARİHİNİN BİR GERÇEKLİĞİ OLABİLİR ÇÜNKÜ HERŞEY DÜNYADA DAHA FENAYA GİDİYOR. AMA BU VARLIKLARIN numaradan uzaylı gerçekte inançsız şeytan cinlerin görünmesi veya görülmesi için çok özel bir durum söz konusu olmalıdır. ORTADOĞU içinde Şam’ın dolayısıyla mezopotamyanın önemi büyük en eski uygarlıkların yaşadıgı bir alan olan bu mevki işte marduktan bahseden babilliler, insanlara ilk defa sihiri öğreten melekler veya … harut ve marutun, nuh tufanının yaşadığı yer de burası nemrudun yaşadıgı yer de burada daha ne gibi özellikler var dünmek ve araştırmak gerekiyor. MEHİ AS. İSE BENCE 1976-80 YILLARI ARASINDA DOĞMUŞ OLABİLİR VE deccalin ARDINDAN ORTAYA ÇIKACAK YANİ AÇIKÇA BİLİNECEK BENCE İSA AS. İLE BİRLİKTE İLİM VE KUDRET İZHARI OLARAK DÜNYADA GERÇEK BİR CENNET YAŞAMINA BENZER BİR YAŞAM YAŞANACAK. deccalin sahte cenneti gibi değil. GERÇEKLERİ HAKKIYLA BİLEN ANCAK SUBHAN OLAN ALLAHTIR. BİZLERİ HER ANLAMDA HAKKA HİZMETTE DAİM VE SABİT EYLESİN. AMİN…

  29. 29 İ Abdullah Tezer 18 Şubat 2008, 11:55

    Sevgili Metinay,
    Yazdıkların teorimle çok benzerlikler taşıyor.
    Fakat Mehdi as’ın deccalden önce tanınacak olması hadislerle sabittir. Yani Mehdi AS tanınır hale dönüştükten sonra buna kızan deccal yaklaşık 1 yıl sonra açığa çıkacaktır.
    Hadislere göre sırlamanızın doğru olmadığını düşünüyorum. Ama elbette önce kimin çıkacağı önemli pek de değildir, önemli olan Mehdi AS’a uyabilmek ve destek verebilmektir.
    Diğer konu ise Mehdi AS’ın yaşıdır. Bence 1976-80 doğumu arasında olma ihtimali düşük bir ihtimaldir.
    Eğer 2012 yılı gerçekse ve bu yıl baz alınacaksa, bu yıldan artı eksi birkaç yıl önce ya da birkaç yıl sonra tanınır hale dönüşecek olan Mehdi as 30 lu yaşlarında olacaktır ya da 40 yaşındadır (hicri yıl hesaplamasına göre)hadisine göre;
    2012-38(40)=1974-1972 doğumlu olabilir.
    ya da 38-40 yaş civarında bu mertebenin kendisine geldiğini anlar, faaliyetine başlar fakat insanlar bilmez o tanınır hale dönüşünceye kadar ki eğer öyleyse doğrum tarihi bilinemez.. yani 1940’dan 70 li yıllara kadar uzanır.

    Bir ihtimal daha vardır ki,
    hicri yıla girdiğimiz yıl kendindeki görevi anlaması veya-ya da doğmasıdır.
    Bu durumda ise 1945-46-47 tarihleri arasında doğmuş olabilir veya-ya da 1986 doğumludur ki eğer 1986 doğruysa bu durumda da 2012 tarihi uzayacak 2016’lara denk gelecektir.

    Benim görüşüm ise ya 1974-75 doğumlu ya da 1947-48 doğumlu olması…(hicri takvim baz alınırsa)

    Neyse,yaşı da çok önemli değil zaten. Önemli olan çıktığında onu tanıyabilmemiz…

    Saygılarımla.

  30. 30 selcan palaklalilar 17 Mart 2008, 11:14

    Arkadasimizin heyecanini cirpinislarini anliyorum cünkü INANMAYIN NE SEKILDE CIKARSA ZUHUR EDERSE ETSIN KANMAYIN ONA DIYOR!!! Buda samimiyetinden KARDES gibi gördügünden burda olan herkesi. ALLAH RAZI OLSUN bunlari okurken ( sanki kendimin kanmayacagindan kesin emminmisim gibii!!! ) ya Ailemden birisi inanirsa ona diye gecirdim nasil mani olurum Arkadaslar BIRBIRIMIZE SAHIP CIKALIM.

  31. 31 selcan palankalilar 18 Mart 2008, 3:21

    Herseyin en dogrusunu Allah bilir, belki de bunlar degil bize anlatmak istedikleri!!!

  32. 32 gökhan 18 Mart 2008, 4:10

    Allah hepimize arınmayı nasip etsin dostlar..

  33. 33 özde 6 Nisan 2008, 1:32

    “O ŞİMDİ ARAMIZDA”
    El- Mehdi (ar)

    El- Mehdi (ar) Hicri 1400’de Gelecektir.

    Bediüzzaman, Mehdi’nin göreve başlaması ve inkarcı zihniyeti fikren mağlup etmesi ile ilgili olarak şu tarihleri bildirmektedir:

    “Ta 1371 senesinden sonraki alem-i İslam’ın mukadderatına nazar eden Hutbe-i Şamiye’deki hakikatler… Evet şimdi olmasa da 30-40 sene sonra fen ve hakiki marifet ve medeniyetin mehasini o üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş, inşallah yarım asır sonra onları darmadağın edecek.” (Hutbe-i Şamiye, 25)

    Şam’da yaptığı bu konuşmada, hicri 1371 senesinden sonra yaşanacak gelişmelere dikkat çekerek, Bediüzzaman Mehdi’nin göreve başlamasının bu tarihten 30-40 yıl sonra olacağını bildirmiştir. Bu tarih ise hicri 1401-1411, miladi olarak da 1980-1990 yılları arasıdır.

    Yine aynı konuşmanın devamında Üstad Bediüzzaman, Mehdi’nin inkarcı fikir sistemini fen, ilim ve medeniyetin imkanları sayesinde fikren susturacağını haber vermiştir. Bu fikri üstünlüğün tarihi olarak da 1371 tarihinden yarım asır sonrasını bildirmiştir. Bu da hicri 1421, yani miladi 2001 senesi demektir.

    Fakültesinde kendisine öğretilenle kalmamış; en son bilimsel gelişmeleri yansıtan literatürü takip eden kişiler muhakkak ki bizim bu naklettiklerimizin değerini takdir ederler.. “Kuantum Fiziği” ve ona dayalı olarak inşa edilen “Holografik Beyin ve Evren” gerçeğine açıklık getirmeye çalışan bölümlerimiz ile; Tasavvuf`un “Vahdet” müşahedesinin tesbit ettiği “Âlemlerin aslı hayâldir” realitesi bu kitapta olabildiğince net bir şekilde açıklanmaya çalışılarak; bilim ile tasavvufun, “aynı şey”in iki ayrı yorumlaması olduğu anlatılmak istenmiştir.

    Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” (9/32)
    ayetindeki “…Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” cümlesi hakkında Bediüzzaman şöyle demektedir:

    “Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli “lamlar” ve “mimler” ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdi’nin Şakirtleri olabilir.” (Şualar / 605)
    …inkar edenlerin velileri ise tağut’tur… 2/257 ayetindeki “tağut” (batıl fikir sistemi) kelimesinin kendi içinde çöküş tarihini de Bediüzzaman (ebced değerini) 1417 (miladi 1997) olarak vermektedir.

    Üstad, Mehdi’nin kendisi olmadığını, kendisinden sonra geleceğini, “Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz.” şeklinde belirterek açıklamıştır. Mehdi ve talebelerine ancak bir zemin hazırlayabildiklerini belirtmiştir.

    Mehdi ve Sünnetullah

    Allah’ın sünneti olduğu üzere, önce insanları ALLAH’a inanmaya, O’nun SONSUZ – SINIRSIZ TEK olduğuna; tapınılacak bir TANRI olmadığına, her türlü, şekil, renk, ışık ve bu tür kavramlardan münezzeh yüce bilgi ve güç sahibi evrenüstü, enerji üstü bir kavram olduğuna işaret edip uyaracak olan “MEHDİ” lâkablı kişi çıkacak.

    Sonrasından da bu anlayışın imtihanına tâbi tutulmak üzere insanlar, DECCAL ortaya çıkacak; ve insanların asırlardır tapındıkları gökyüzündeki TANRISI olduğunu bildirecek ve onları kendine tapınmaya, kendi TANRI’lığını kabul etmeye davet edecek.

    Allah’ın sünnetullahı odur ki; önce insanlara Hakikat ilmi anlatılarak davet edilir ve geleceğe yönelik tehlikelere karşı uyarı ve tebliğ yapılır .. Sonra; sonuçları, imtihan yaşanır..

    Kısaca, Hz. Adem’in gelişi Hz. Muhammed’in geliş sürecini başlattığı gibi, Hz. Muhammed’in gelişi de Mehdi’nin gelişi sürecini başlatmıştır. Çünkü evrensel sistemde, olan şeyler önceden olmuş olan olayların neticesi ve daha sonra olacakların da sebebi olarak meydana gelir.

    Muhiddin-i Arabî bir kitabında der ki; “Hz. Muhammed kemalin zuhurudur”. Bunun akabinde başka bir şey daha der Arabî… “O zuhurun da bir kemali olacaktır” Yani o ilmin de tüm insanlık tarafından idrak edilmesi süreci vardır.
    “Kemalin zuhuru Hz. Muhammed’dir; zuhurun kemali ise Mehdi’dir”.

    El- Mehdi (ar) şimdi ne yapıyor acaba ?

    Kırklı yaşlarında işlevine başlayacağı hadislerle sabit Mehdi aleyhisselâm, Kâbe’de bir hac sırasında tanınacağı bildirilen ömrünün son yedi – dokuz yılına kadar, farzedelim yetmiş ya da seksen yaşına gelinceye kadar ne yapıyor olacak?

    İnsanlara hiçbir faydası dokunmadan ıssız bir adada mı bekleyecek?..

    Eğer Mehdi, İmam Rabbanî ve Said Nursî’nin vurguladığı gibi Hicrî 1400 – 1410 yılları arasında işlevine başlamış ve halen yeryüzünde yaşamakta ise, yıllardır ne yapıyor?

    Belki de zaman geldi geçiyor, neleri kaçırdığımızın farkında bile değiliz! Sanıyor musunuz ki ahırete intikalinden yüzyıllar sonra muteber olan gelip geçmiş onca ehlullah, yaşadıkları zamanda bugünkü gibi kabul görmekte ve bilinmekteydiler?..

    Demek ki bu yüzyılın müceddidi de, -Allah bilir nerede ve ne zaman- gelmiştir ve bâtınen görevini yapmaktadır… Ama ne yönde ve nasıl?

    Bu defa gelmiş olan Yenileyici, Hazreti Muhammed aleyhisselâmın işlevinin vârisi olarak, tüm insanlığın yaşamına ve düşünsel değerlerine bir yenileyici olarak görev ifâ etmektedir; gerçek anlamda “DİN” anlayışı yenileyicisi olarak!.

    Ayrıca, “müceddid”ler, bir ülkeye değil, dünya toplumuna ve dünya yaşamına dönük olarak görev yaparlar duyduğum kadarıyla…

    Halbuki insanların çoğu siyasi anlamda bir müceddid ve halife hayaliyle yaşamaktalar; siyasî anlamda İslam saltanatı beklemektedirler benim düşüncemin tersine olarak!.

    El- Mehdi (ar) Geldiğini Nasıl Anlayacağız?

    “Geldiklerini” insanlar nereden anlayacaklar?

    Yaşadığımız günün dünyasını anlamaya çalışıp gerçekçi olalım! Mecaz ve benzetmelerle dile getirilenlerin neye işaret ettiğini çözebilmek için günümüz koşullarına göre gerçekçi düşünelim; hayali senaryolar kurmadan!

    Hz. Mehdi ve ahir zamanda zuhur edeceği bildirilen diğer şahısların herkes tarafından tanınamayacağı, ancak imanın nurundan kaynaklanan bir dikkatle tanınabileceği Üstad Bediüzzaman tarafından bildirilmiştir

    Yüzyıllardır söylenenleri kaale almayanlar, hayallerindeki senaryoya uygun birisi “geldim” deyince, bir gece yatıp ertesi sabah kalktıklarında birden bire o yüzyıllardır önlerinde olanların asıl aradıkları şey olduğunu, onlar için en önemli şey olduğunu mu anlayacaklar?..

    Yaşam böyle mi işliyor?

    Bir gün önce kendilerine anlatılanları hiçe sayarken, ertesi sabah birden bire onlara iman etmeye mi başlayacaklar

    Peki, o zat çıkınca insanlar o güne kadar geçen ömürleri boyunca önemsemeyip, itibar etmedikleri, aramadıkları “onun ortaya koyduğu ilme” mi yönelecekler ve öncesinde gerekli çalışmalarını yapmadıkları manevi mertebelere mi bir anda erecekler? (Kısmen Gönül ehlinden Alıntılar yapılmıştır.)

    Sevgi ve saygılarımla…

  34. 34 samir omer 11 Ağustos 2008, 2:16

    Ben soyle dusunuyorum… beyin gucunu yeterli duzeyde kullanamayan insanlar milyarlari yok etmis afetlerden son derece sikinti ve aci cekiyorken.. kendi bedenini cesitli zararli etkilerden(sicak soguk aclik) koruyabilmek icin yeterli bir kapasiteyi devreye sokmus olanlar..
    ister zikir ehli olsun… ister iyilik yolunu takip edenler olacak
    deccali temsil edenler.. decallik yanlari ise.. bu kapasiteyi cok yukseltip.. bedene ihtiyac duymayacak hale geldiklerinde.. tekrar bedenlerine baglanip 60/ 70 dereceler altinda sicaktan yananlara veya -70 soguktan donanlara, kisaca beyin gucunu kullanamayanlara yardim etmeyi ne kadar tercih edecekler.. tercih edenler mehdinin yoldaslari mi?
    zaten teklik konusunu destekleyen bilimsel sonuclarin etkisi dunyayi sarmis durumda, bunu anlamayacak olan insan pek az olacakmis gibi gorunuyor benim acimdan…
    en dogrusunu kendinden baska “var” olmayan Allah cc. bilir

    * * *

    # samir omer 11 Ağustos 2008, 3:08 üzerinde

    İnsani otesine yonlendiren.. kendini ispata, harcamaya, bozmaya, rahatsiz etmeye yonelik yasatir..
    ozune yonlendirenler ise.. etrafla iliskiyi kesmeye, sorulanlara aldirmayaya, veya guclu gorunen zayifi dovdugunde Allah boyle meydana getirmis ben mi duzelticem hasa…. yoneltirse kaybeder.
    belki de deccal her iki yone de asiri yonlendirendir…

    usta olan otesini arastirir sorgular ama yonelmez… medet ummaz,

    ozune yonelir.. ama asla sorgulamaz karsi koymaz..

    .. guczuze yardim eder ama gucunu gostermek veya haddini bilmeyen gibi gorunene haddini bildirmek icin degil.. o seyrde yapmasi gereken
    o oldugu icin.. onun tutan eli, goren gozu olabilmek icin..

    burun kanatmadan, kol kirmadan..

    * * *

    # 36 samir omer 11 Ağustos 2008, 4:29 üzerinde

    Deccal in aciga cikmasi demek insanin ozundeki ilahi kuvvelerini farki ve kullanmasiyla her istedigini gerceklestirme gucudur.. ki her insanda vardir.

    İsa a.s. in gelmesi ise.. bu ustun gucune ragmen, insanlara boyun egmesi, saygi gostermesi, hor gormemesi, “la havle vela kuvvete” diyerek gucu benligine atfetmeden onu meydana getirene teslim olmasi.. olarak anliyorum batin olarak..

    zahirde ise “chris angel” ornegi deccalin gogus kili, tuyu belki de!

  35. 35 hassan 14 Ekim 2008, 5:44

    Sevgili kardeşim,

    Görüşlerinini bir kısmını, tarık suresini ve zekeriyya siccini kısmen okuyarak tefekkür etmiştim.
    Beklenen Marduk, Tarık ya da Niburu yani Sümerce ortalayan, gezegendeki bizden gelişmiş, belki de Allah’ın kudret eli olarak bizim oluşmamızda katkısı olmuş da olabilecek bu varlık ya da varlıklar, beklenen deccal olarak kısa zamanda karşımıza çıkabilir..

    1999 yılından beri gittikçe belirginleşen degişim ve dönüşüm, oluşan altyapı hem fertlerin hem toplumların üzerinde gittikçe etkisini arttırıyor. Kendimize çevremize ve ülkemize baktıgımızda görebiliriz.

    Hıristiyan ve Yahudi inancın ve mevcut kitabına baktıgımızda islamın tarif ettigi Allah’ı degil, gökte duran, baba olan, sagında peygamberin oturabildigi, zaman zaman dünyaya inen hatta peygamber Yakub’un güreşip yendigi bir varlık olarak tanımlandıgını görürüz…
    Asıl üzücü olanı ise çogu Müslümanların da gökteki bir ilaha iman ediyor olması..
    Buna Kur’an’dan, miracdan, hadisten delilleri de var.
    La ilahe illallah sırrına vakıf olamamışların da bu kudrette varlıga inanması kaçınılmaz gibi..

    Ben deccalin cennetinin ona inananların DNAsını aktif ederek, onları donanımlı etmesi ile olacagı kanatinde degilim, tam tersi, onlara sanal bir cennet vadedip, bunu gösterip teklif edecek, girenlerse cehenneme yani tuzaga düşmüş olacak ki muhtemelen bu varlıgın besini, denegi, kölesi durumuna düşecek…
    Ama mehdi, iman edenlerin ruhaniyetini, velilerde olan olagan üstü hallere galbedebilir, bu da bir güç zinciri demek, bu iman halkası da, deccalin mahvı, ya da bir güç sahibince yok edilmesi demek olbilir ki, onun mahvından sonra, hadislerde bahsi geçen, mehdinin kırk senelik esenlik bereket dönemine işaret vardır.. Dünya Müslümanın cehennemi, tuzagı, kısa süre dinlenip gidecegi bir yerdir, o nevi izzete sahip nesil elbette burda kalıcı olmayı tercih etmeyeceginden, üst alemeg itmeyi tercih edecek, bir tatlı yelin müminleri alması hadisesi vuku bulabilecektir…
    Kıyamet de kalan iman etmeyen, tek kişinin bile lailahe illallah demeyecegi, insani vasfını unutmuş, sefihan üzerine tecelli edecek denilir.. Dogruyu Allah bilir..

    Bu ara yaygın olan, diyalog, hz. isanın geri dönmesi senaryoları, Müslümanlara özellikle Vahhabi kaynaktan vaaz edilen, gökte ilah olması inancı… Yazılan birden ortaya faaş edilen havada uçuşan hortlayan, ilahlar, cinler, esatirler, hikayeler, mitler, kadim öngörüler, medeniyetler… ve dünya şekillenmesinin yönü, zulmün artması ve yaygınlaşması, insanlar ya da gruplar eliyle, sosyal mühendislikler ürünü yeni dünyanın şeklinin belirmesi, birilerinin süreç kısaldı kabilinden acelesi, bir çok şeyi anlatmakta, lailahe illallah..

    O alemleri, misilerini, zamanı, mekanı.. her şeyi ama her şeyi yaratan, evvel ve ahir olan, aciz bir gökvarlıgı olamaz, var eden oykan varlık olamaz, varlık olan her şey onun dilemesinden yansıyan ondan nef’alar olabilir, ne onlara muhtaçtır, ne de ona verilecek bir kötü bagışa ihtiyaç duyar, o altını, kanı, o her şeyi yaratmışken bunlara ihtiyacı olamaz..
    Kur’an’dan delil getirilen ve bir ucu deccalın ilahlıgını teyide kullanılan ekserisi müteşabih ayetler, lailaheillallah sırrına ve imtihanına bizzat vesiledir.. Kur’an, din nihayetinde lailahe illallahtır der..

  36. 36 ugur 14 Kasım 2008, 7:22

    Yorumlarin hemen hepsini okudum, Hz. Mehdi as yasiyorsa su anda tahmin edebileniniz var mi, sudur budur diye. Bazi kimselerin isimleri soyleniyor ama bir kardesimizin de dedigi gibi Mehdi a.s. bir topluluga ya da bir ulkeye degil butun dunya Muslumanlarina hitap etmesi gerekiyor ve Mekke’de ya da Medine’den cikti ise biz nasil haberdar olabiliriz, bizim ona ulasmamiz kaderimizde varsa zaten dogruyu buluruz diye tevekkul mu etmeliyiz bol bol dua ile Allahu tealadan dileyerek ya da baska bir yontem onerecek biri varmi icinizde.

  37. 37 mert ülger 24 Aralık 2008, 10:56

    Yorumlarin hemen hepsini okudum, Hz. Mehdi as yasiyorsa su anda tahmin edebileniniz var mi, sudur budur diye. Bazi kimselerin isimleri soyleniyor ama bir kardesimizin de dedigi gibi Mehdi a.s. bir topluluga ya da bir ulkeye degil butun dunya Muslumanlarina hitap etmesi gerekiyor ve Mekke’de ya da Medine’den cikti ise biz nasil haberdar olabiliriz, bizim ona ulasmamiz kaderimizde varsa zaten dogruyu buluruz diye tevekkul mu etmeliyiz bol bol dua ile Allahu tealadan dileyerek ya da baska bir yontem onerecek biri varmi icinizde.ulger_mert_1997@hotmail.com

  38. 38 mert ülger 24 Aralık 2008, 10:57

    SAİ BABA DECCAL

  39. 39 serap 11 Ocak 2009, 2:36

    SAÇMALIK, kim gidip gelmiş te biliyor, sorarım… Amacım Kur’an’ı Kerim’e karşı gelmek değildir asla… Bunu bilin.

  40. 40 Abdurrahman Gökalp 18 Ocak 2009, 2:04

    Hepimiz kendi kaderimizi zaten yaşayacağız. Bu süreç içerisinde bu kadar derin tartışmalara girmek maneviyatımıza gölge düşürebileceği ihtimaline karşı diyorum ki;

    İslamın şartlarını bilelim ve sünnet ile uygulayarak yaşamımızı dengede tutalım, tutalım ki karşımıza bizi kandırmak veya bize doğru yolu göstermek için gelen bir kişi ya da kavramın doğruluğunu, yanlışlığını Yüce Allahın hidayetiyle görelim, cehennem azabından korunalım.
    Bu karmaşık düşünceler içinde o gün ya da o gün diyebileceğimiz nefes aldığımız her saniye yanlış kararları uygulamanın kıyısında yaşayabiliriz. Nefsimizi dinlemeden kurtuluşumuzu Kuran’da arayalım. Bu dünya düzeninde; “Ahirette yaşayacağımız kadar Ahiret için, dünyada yaşayacağımız kadar dünya için” çalışmak gerekliliğini farkında olup, yaşayabilen kullarından olmayı Yüce Mevlam tüm mümin kardeşlerimize nasip etsin inşallah.
    Dualarımızı yüce dergahında kabul etsin. Sağduyulu ve sağlıklı kalalım Allaha emanet olalım..

  41. 41 baybars 28 Ocak 2009, 2:06

    Bu durumda yeryüzünde çıkacak en büyük fitne olan Deccal çıkmadan önce bu dünyadan ayrılanlara bir bakıma şanslı diyebilirmiyiz?

  42. 42 nazen 5 Mart 2009, 4:31

    Şu son günlerde bu konu hakkında birçok yazı okudum. Ve benim nacizane fikrim; deccalin şahıs ve kişi olmayacağı sadece ve sadece İNTERNET olacağı hakkında.
    Evet iyi şekilde de kullanılabiliyor ama sadece imanı tam insanlar tarafından. Peki ya inanmayan ve sapkınlar için cinlerin başında oluğu insanları saptırmak için çok büyük bir güç.
    Bilmiyorum ama bana gerçekten böyle geliyor. Ve internet sayesinde çok hızlı ve büyük bir yandaş topluyor bence.
    Allah, tüm kendisine inananların yanındadır, tek silahımız;
    LA İLAHE İLLALLAH…

  43. 43 gamze 24 Nisan 2009, 2:52

    Ben bir konuda çok kararsızım. Bana anlatılana göre deccal gelip 20 yaşlarında bir genci alıp, rabbin mi ben mi diyecekmiş. Bu 20 yaş civarında genç olacağı doğru mu, Allah o gün hepimizin yardımcısı olur inşallah, teşekkürler.


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 26 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: