İnsan Dünya’yı zapteder, ama ağzını zaptedemez.
Kimseden sana kötülük gelmesini istemiyorsan; fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma.
Allah ile olduktan sonra ölüm de , ömür de hoştur.
Kırmak kırılanı onaran kişinin harcıdır. Dikmeyi bilen, yırtar da; neyi satarsa, yerine daha iyisini alır.
* * *
Eli görmeyen kişi, yazıyı kalem yazdı sanır.
* * *
Muhabbet ve merhamet, insanlığın; hiddet ve şehvet de hayvanların sıfatlarıdır.
* * *
Gençlerin aynada gördüklerinin daha fazlasını, ihtiyarlar bir tuğla parçasında görürler.
* * *
Hiç el gönülden gizli iş yapabilir mi?
* * *
Gönül kimin elinden tutarsa, o kimse, kirli arzuların çamuruna düşmez.
* * *
Çocuk, elmayı görmeden kokulu soğanı elinden bırakır mı?
* * *
Güneşin varlığına delil yine güneştir. Delil ararsan güneşten yüz çevirme.
* * *
İlaç, alemde dertten başka birşey aramaz.
* * *
Bilip inanmada konaklama. Yanmadıkça gözle görüp inanmaya erişemezsin. Kulak da görmeye başlarsa göz kesilir; yoksa söz, ancak kulakta kalır.
* * *
İnsana, aradığı şeye bakarak değer biçilir.
* * *
Başta dönüp koşan nice bilgiler, nice hünerler vardır ki, insan onunla baş olmak isterse, baş elden gider. Başının gitmemesini istiyorsan ayak ol.
* * *
Cibilliyetsize ilim öğretmek, eşkiyanın eline kılıç vermektir.
* * *
Cahil olanların merhameti ve lütfu azdır.
* * *
Sen cansın, öyle olduğu halde kendini beden sanmaktasın.
* * *
Can da ne oluyor, inci mercan da ne oluyor, canan için harcanmadıktan sonra?
* * *
Mecliste bulunan edepsiz, olmayanlardan daha hoştur; halka da eğridir, ama kapıda değil mi ki?
* * *
Sual de bilgiden doğar, cevap da.
* * *
Irmak kıyısında suyu sakınan, suyu görmeyen kişidir.
* * *
Körler çarşısında ayna satma; sağırlar çarşısında gazel atma.
* * *
Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez.
Devam edecek…
(Kaynak: Mevlana’dan Altın Öğütler -Ziya Elitez / Kozmik Kitaplar)


Sevgili dostlar;
Mevlana bir Hazine!..
Mevlana bir Gönül!..
Mevlana bir Dost!..
Din ve politika hakkında konuşurken bir adım geri dururum hep. Çünkü ne anlatırsan anlat, isteyen zihin farklı noktalara çekebilir ve size karşı cephe alabilir.
O nedenle yorumumu tolerans süzgecinden geçirerek okumanızı rica ediyorum:
Bir kesim polarize edilmiş at gözlüğü sahibinin Mevlana’yı din’in dışında görmesi çok yanlış.
Mevlana der ki tanrı sen’sindir. O senin içindedir. O özden sende bir parça bulunur.
At gözlüklerini gönül göz(lük)leriyle değiştirmek isteyen herkesin Mevlana ile tanışması gerekli.
Hatta sadece Mevlana değil. Dört kutsal kitapla da yakınen tanışmalı. Kendi akıl süzgecinden geçirmeli.
Sade din değil, her konuda bağnazlık, sabit düşünce ve kalıp yargılardan uzaklaşmaya o kadar ihtiyacımız var ki.
Sevgiler.
Zatın biri bir tarihde övdüğün kişinin mertebesinde değilsen “övme” demişti. Onun ne manaya geldiğini bir müddet sonra fark ettim, kişi ancak bildiği, emin olduğu şeyi karşısında görür, kendisi ile karşısındakinin arasında fark olmadığını anlar ve anlatmaya başlar… Çünkü ikisi de bir olmuştur… İnsan tanıdığı vakıf olduğu şeyi över veya anlatır… Aşkın tarifini sorana; “sen de AŞIK ol da gör” demiş… Ancak yaşayan bilir…
Zat’a teşekkürlerimi sunuyorum, ondan öğrenmeye devam ediyoruz.. Nasip olduğu için de niğmeti değerlendirmeye çalışıyoruz…
Övene nasıl denir “övme!” diye? Allah Malik-el Mülk değil midir?
Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek, övene nesiz olmak gerek?
Tevbe suresi 14: “Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onların cezasını versin ve onları rezil ve rüsvay etsin…..”
Sizin ellerinizle onların cezasını verip rezil ve rüsvay eden, dillerinizle övüp yücelterek mükafatlandırabilir veya mekre uğratabilir de. Belki de uyarılması gereken övenden ziyade Allah’ın işine karışandır?
Bu zata değer verip; bu sayfada bu güzel yazıları yazdığınzı için Allah razı olsun.
Allah aşktan mahrum etmesin sizleri.
Muhammed’le muhabbet oldu hasıl,
Muhammed’siz muhabbet ne hasıl!
Muhabbetle Kalın…
Cenab ı-Allah hepınızden razı olsun. Rabbım bu dunya da ve öbür dunya da yar ve yardımcımız olsun
muabbetle…