» Ayete’l-Kürsî’nin koruyucu etkisi bilimsel olarak ispatlanacak

Sağlıklı yaşam, doğal tıp, doğru beslenme, obezite, stres gibi konularda gelir seviyesi yüksek kesime danışmanlık yapan Dr. Ender Saraç, Allah’ın 99 ismini yani Esmaü’l-Hüsna’yı zikretmenin insana huzur verdiğini söylüyor.

Ender Saraç, artık dünyada her şeyin bilimsel ve teknik şeylerle açıklandığını ve bunun aslında en ileri teknolojinin kaynağı olan El Alîm esmasının tecellisi olduğunu belirtiyor. Saraç, “Ayete’l-Kürsî, Felak ve Nas sûreleri okunduğunda insanın aurasının kalınlaştığı yani insanın korunduğu, çok kısa süre içinde birtakım ince aletlerle tespit edilecek. Nazar diye bir enerji olduğu ve nazara karşı bazı sûrelerle korunmanın insanın aurasını genişlettiği bilimsel olarak açıklanacak.” diyor.
* * *

Ender Saraç’a göre;

* İnsanoğluna indirilmiş en son ve bir üst modeli gelmeyecek tek yazılım programı Kur’an-ı Kerim. Kur’an’da insana şifa verecek pek çok bilgi var.

* Zikir, meditasyon ve diğer enerji teknikleri gibi pozitif enerji verebilecek etkili bir yöntem.

* Zikir doğru olarak yapıldığında insanın içinde eksik olan enerjileri tamamlar, keskin olup zarar veren enerjileri de törpüler ve kişiyi rahatlatır.

* Esmaü’l-Hüsna ile yapılan zikir, beynin bazı merkezlerinde birtakım enerjileri daha çok aktive ediyor.

* Zikirden elde edilecek maddi ve manevi güç, diğer insanların acılarını hafifletmek, topluma daha yararlı olmak için kullanılmalı.

* Toplumda herkes enerji emen bireyler olarak yaşıyor. Ortadaki kaptan herkes emmek istiyor. Kimsenin kaba verecek malzemesi yok.

* Kur’an’da söylendiği gibi insanların kalpleri mühürlü. Yani kalp şakraları kapalı. Bu nedenle 40 gün El Basid esması zikredilebilir. Bu zikir kalbi açar, rahatlatır, genişletir.

* “O kadın benle evlensin, bu adam beni boşasın, çok zengin olayım, şu işi ben kapayım” gibi egomuzu savunmak ve ön plana çıkarmak için korkunç bir şekilde ben merkezli enerji harcanıyor. Ego merkezli yaşamayı bırakıp, tam teslimiyet haline geçildiğinde beyin enerji tasarrufu yapıyor ve o zaman bütün istekler oluyor.

* Bizim inanç sistemimizin kökü sevgi. Toplumda gerilim yaratan değil, toplumda daha olumlu enerjiler veren insanların oranı arttıkça Batı’ya bile meditasyon ve reikilerden çok daha güzel şeyler sunacağız. Yazının tamamı

www.yorumsuzblog.net.tc

(Kaynak: Zaman Gazetesi)

About these ads

22 Responses to “» Ayete’l-Kürsî’nin koruyucu etkisi bilimsel olarak ispatlanacak”


  1. 1 SELAM 11 Mart 2007, 2:35

    İlginç..
    İlginç olan şu ki Ender bey’in bugün ifade ettiklerini, yıllardır Ahmet Hulusi anlatıyordu zaten. Ve daha da ilginci, tüm bunların, yani A. Hulusi’nin söylediklerinin, Ender Bey’in ağzından yine A. Hulusi’ye -en iyi niyetli kelimeyle yazacak olursam- bir biçimde mesafeli olan bir gazetede haber yapılmış olması..

    Hayat gerçekten çok ilginç..

  2. 2 NERO 12 Mart 2007, 3:36

    Erdemlik bu yazarların kaynaklarını dürüstçe açıklamaktır bu da bir nevi zikirdir onlara daha da ilim kapısı açar…

  3. 3 NERO 12 Mart 2007, 3:42

    Tavsiyem zikir konusunu daha kapsamlı öğrenmek isteyenlerin, Ahmed Hulusi’nin Dua ve Zikir isimli eserini okumalarıdır…

  4. 4 TUNÇ 12 Mart 2007, 5:26

    Ahmed Hulusi’nin ‘Dua ve Zikir’ kitabının online olarak okuyabileceği adres:

    http://ahmedhulusi.com/kitap/duavezikir.htm

  5. 5 EMİN 12 Mart 2007, 9:32

    “Er Yada Geç” diye bir yazısı var Üstad A. Hulusi’nin … O yazı tahakkuk etmeye başladı artık yoğun olarak son zamanlarda, yıllar evvel üstadın yazdığı şeyleri bugun bilim dünyası yazınca bilgisiz medya ve bir kısım insanlar hint kumaşı gibi sarılıyor hemen, sanki ilk kez açıklanmış büyük sırlar gibi.. Bir kısım medya (özellikle islamCI etiketli) ve insanlarda en başından beri Ahmed Hulusi ismine karşı kronik alerjiye sahip olduklarından dolayı o ismi sümenaltı etmeye devam etmekteler.. Bakalım nereye kadar toplumdan örtebilecekler bu ismi ? Er ya da geç bu isimle pardon, ilimle yüzleşecek insanlık. Çaresi yok çünkü.. Saygılar.

  6. 6 HAYRİHİ 12 Mart 2007, 10:43

    Yayın organlarının Ahmed Hulusi ve onun düşüncelerini halka yansıtmamaları beni artık şaşırtmıyor, çünki, eğer Ender Saraç da Ahmed Hulusi gibi islam dinini anlamada baştanbaşa devrim meydana getiren açıklamalarda bulunsaydı, eğer tanrı ve onun tarafından seçilmiş imtiyaz sahibleri yoktur, onlarin güdümünde malınızı canınızı taşa toprağa yatırarak çarçur etmeyin kaybınızın telafisi yoktur, sürü olmaktan kurtulun, imanınıza kendiniz sahip çıkın, ölüm ötesi yaşamda sizi ne olmayan tanrı ne de onun seçilmiş tapanları kurtaramaz, resulullahın dışında kimseye bağlanmadan dininizi sorgulayarak ikana ererek yaşayın deseydi, onun yazısını da yayınlamazlardı. Bence en büyük sebep bu ve bu görüş tüm çıkar çevreleri için geçerli.

  7. 7 SEDA 12 Mart 2007, 2:07

    Önemli olan şu ya da bu şekilde bu bilginin insanlara ulaştırılması. Bazı ilim sahiplerine olan önyargıları yüzünden ilimden uzak kalmak yerine Ender Saraç ismi altında bilgiye ulaşmalarında bir sakınca görmüyorum. Sonuçta bilen biliyor ki bu söylemler seneler önce sayın Ahmet Hulusi tarafından deklare edilmiştir. Selamlar…

  8. 8 HeyuLa 12 Mart 2007, 9:31

    Bilim Çevreleri Sayın Ahmed HULÛSİ’ nin Yıllar Önce Söylediklerini Yazdıklarını Bugünün Araç ve Gereçleri İle Yeni Yeni Tespit Etmekte Daha İyi Anlamaktadır. Şükranlarımı Sunarım

  9. 9 MUSTAFA 12 Mart 2007, 10:22

    Allah ilmimizi idrakımızı artırsın, basiretimizdeki körlükten kurtarsın bizi. Önyargılarımızı bir kenara bırakıp konuları objektif olarak değerlendirebilmeyi Allah cümlemize kolaylaştırmış olsun inşallah. Allah bizlere Ahmed Hulûsi adı altında ulaşan ilmi değerlendirmeyi kolaylaştırsın, nasip etsin inşallah. Bu muhteşem düşünen beyin karşısında diyecek bir şeyim yok acizim! Allah âma olarak göçmekten cümlemizi korusun inşallah. Allah bizleri kilitlenmişlikten kurtarsın inşallah..

  10. 10 GALİP 14 Mart 2007, 12:36

    Anlaşılması çok güçmüş gibi davranılıyor, haklılar cehaleti yeni keşf ettiler, tabiri caiz ise, herkes uzaya gidiyor; bizimkiler dünyayı keşf ediyor….
    Ahmed Hulusi’yi keşif etseler kurtulurlar…
    ve selam…….

  11. 11 NCAKI 14 Mart 2007, 4:48

    Sonuçta Ender Saraç’ın yaptığı ilmin kaynağına insanları yönlendirmek değil mi aslında? Bir yakınıma yakın zamanda Üstad’ın bir eserini verdim; “anlattıkları korkunç ben bununla yaşayamam” dedi ve redetti. Oysa geçen gün Ender Saraç dolayısıyla duyduğu zikir teknikleri için yardım talebinde bulundu ve ben onu Dua ve Zikir kitabına yönlendirdim. Umarım Allah (c.c.) ona ilerlemeyi ve hazmetmeyi nasip eder. Nasibi olan karşılığını alır inşallah. Allah hepimize kolaylaştırsın inşallah

  12. 12 HALE ERCÜMENT 15 Mart 2007, 4:53

    İyi bir şeyler yaparak İslâma öyle ya da böyle hizmet eden insanlara fırsat tanıyıp hazımlı olmak gerekir. Burada hangi anlayıştan yola çıkarak yorum yapılmış hiç anlamadım??!!! Ahmed Hulusi okuyan ama okuduklarından pek de bir istifade edememiş görünen peşin hükümlü insanların yorumlarını okudum ve çok şaşırdım.

    Ender Saraç Ahmed Hulusi okuru bir dostumla yaptığı sohbetten sonra bu satırları kitabına aldı bildiğim ve bana arkadaşımın anlattığı kadarıyla.. İşin sizlerin bilmediği yanı ise, arkadaşım bu fikirlerin Ahmed Hulusi’ye ait olduğunu söyleyerek anlatmadı Ender beye.. Sadece tasavvufi bir bilgi paylaşımı niteliğindeydi konuşmaları.. Önemli olan ilmin öğrenilmesi ve aktarılması mı, yoksa üstad Ahmed Hulusi’nin reklamının yapması mı?

    Ben üstadın sizlerle aynı fikirde olduğunu zannetmiyorum. Onun ilmi ve irfanı böyle küçük hesaplar yapacak düzeyde değildir inancındayım. Üstelik ilim Allah’ındır, kimsenin şahsi malı değildir. Kuşkusuz üstad da bunu en iyi bilendir. Üstadı okuyup da doğru anladığınızdan emin misiniz?

    Üzücü olan ne biliyor musunuz? Sizlerin bu tuhaf tutumlarının da üstada mal edilmesi.. Hayra vesile olmak için mi yarışıyoruz şerre vesile olmak için mi? Oturup bir düşünmek lazım bunları.. Allah hepimize yanlışlarımızı idrak ettirsin.

  13. 13 EVRENsel 18 Mart 2007, 8:09

    ALLAH, AHMED HULUSİ ADI ALTINDA ZAHİR ETTİĞİ LEDÜN İLMİNİ HAKKI’YLA ANLAYIP DEĞERLENDİRMEYİ NASİB ETSİN, KOZA’SINDAN ÇIKIP EVRENSEL GERÇEKLERİ BİLİNC’İNİN SINIRSIZLIĞI İLE SÜNNETULLAH’A UYGUN AKIL VE İMAN DOĞRULTUSUNDA YAŞAYIP CENNET BOYUTUNDA MUHAMMED MUSTAFA’NIN SAFINA KATILANLARDAN EYLESİN CÜMLEMİZİ. AHMED HULUSİ BEY’E SONSUZ ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM ALLAH’A ŞÜKRÜNDEN ACİZİM…

  14. 14 metinekinci 29 Mayıs 2007, 2:06

    Bu kitabı bu tip alıntılar üzerine aldım ve okudum. Fakat gördüğüm şu ki, dünyadaki hemen her inanıştan bir parça alıp, o inanışlardaki uygulamaları ansiklopedik bilgi tarzında bir araya getirip, üzerine de Dr. Ender Saraç imzası atılmış.

    İçerisindeki bazı anlatımlarsa bir Müslüman olarak hiç benimseyemeyeceğim tarzda.
    Genelde okuduğum kitapları içerisinde ufak bilgi kırıntıları bile olsa, yeni bir şey öğrendim diye değerlendiririm, ama bu kitabı kimseye tavsiye etmiyorum.

  15. 15 M.Zor 19 Haziran 2007, 1:59

    Bilisel olarak ispatlanmış birşey yok. Adam “wishful thinking” yapıyor.
    Dinin teferuatını geçin.. Aslı, Allah ve ölümötesi yaşamı anlatır ve bunlar bilimsel olarak ispatlanamaz. Bu da dinin ispata değil, imana dayalı olduğunu gösterir.

  16. 16 CÜNEYT BAĞDATLI 16 Ağustos 2007, 4:45

    Üstad Sn. Ahmed Hulusi’nin yıllar önce söylediklerini, şimdi başkalarının böyle peyda etmesi çok ayıp. Mertçe kaynağını söylemesi, kendine almaması lazımdı. Ayıptır yani…

  17. 17 GÜNAY AKÖZEL 17 Ağustos 2007, 10:40

    Merhaba.
    Ben de Ahmed Hulusi Beyin yazılarını takip ediyorum. Kendisi olaylara tarafsız olarak, doğru bir açıdan bakıyor. Soruyor, sorguluyor, araştırıyor. Bizim gibi şartlanmış beyinlerin anlaması gerçekten zor.

    Beni rahatsız eden konu; Ahmed Hulusi Beye, Üstad denmesi. Kendisinin dediği gibi; cemaat olayına karşı. Çünkü; başta kim varsa, ona uyanlar sorgulamadan kabul ediyorlar. Ahmed Hulusi Beyin yaptığını, her birimiz yapmalıyız. Sormalı, araştırmalıyız. Çünkü tek doğru yoktur. Kişilerin şahsiyetinden çok, ne demek, ne anlatmak istediğini iyice anlamamız lazım.

  18. 18 Yorumcu 17 Ağustos 2007, 12:46

    “Üstat” kelimesi Farsça kökenli bir kelime.. Azeri Türkçesinde de “Üstad” olarak geçer. Türk dil kurumunun sözlük tanımına göre; “Bilim veya sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse”ye denir. Ama bizler halk arasında bir işin ustası olduğuna inandığımız kişilere Üstat (veya Üstad) deriz.

    Ahmed Hulusi’yi yakinen tanımadığım halde ben de üstad diyorum. Ancak ney çalmayı kendisinden öğrendiğim hocama da üstad derim. Aslında Ahmed Hulusi kitaplarından yararlanan kişilerin pek çoğu, kendisinin İslam Dini, Tasavvuf ve din bilim sentezi konusundaki takdire şayan fikirlerine istinaden “düşünme ustası” anlamında kendisine “üstad” diyor yanılmıyorsam. Konu manevi sahaya girdiği için ve kişiye sonsuz yaşamına dönük yararlar sağlayan düşüncelerle alakalı olduğundan minnet ve şükran duygusu diğer konulara nazaran daha etkin ve yoğun oluyor takdir edersiniz ki.. Bu sebeple sevgi, saygı, hürmet ve minnet duygusunu ifade etmek için kendisine hitap ederken “Ahmed bey” hitabıyla yönelmek biraz sıradan ve yavan geliyor açıkçası.. Çünkü şahsen ben, bana hiç bir faydası olmamış kişilere de bey takısıyla hitap ediyorum. Eğer fayda gördüğüm ve görmediğim kişileri aynı kefeye koyarak hitap etmem bekleniyorsa, bu biraz duyarsız ve katı bir yaklaşım olurdu.

    Bence biz buna kişisel bir tercih olarak bakıp, altında nahoş şeyler aramayalım. Ahmed Hulusi’nin özel bir cemaati yok bildiğim kadarıyla.. Ama onun fikirlerini okuyup, anlamaya çalışan kişiler, birbirlerini tanımasalar da şuursal bir anlayış birliği yaşıyordur, farklı bir boyut itibarıyla.. Ve bilmedikleri bir topluluğa böylece ister istemez dahil oluyorlardır. Buna bir cemaat denilebilirse, benim için böyle bir birlikteliğe dahil olmakta sakınca yok..

    İslam Dinini Hz. Rasulullah’ın açıkladığı orijinalinden uzak bir anlayışla, yani salt şekilci ve maddeye dönük bir yaklaşımla, ruhundan ve tevhid ilkesinden yoksun olarak değerlendiren ve kendi iç dünyalarında dahi huzuru ve mutluluğu yakalayamamış bir takım kişilerle aynı anlayışı paylaşarak, görünmez bir cehalet halkasına dahil olmaktansa, şu an dahil olduğum İslam’ın sadece şeklini değil ruhunu da dikkate alan ve tevhid ana ilkesine bağlı orijinal Rasulullah öğretisini benimseyen bilinç halkasını tercih ederim, her ne kadar suretlerini ve siretlerini bilmediğim sadece Allah’ın bildiği kişiler olsa da..

    Sizce bu yaklaşımın ve seçimin neresi hatalı olabilir? Ayrıca, Ahmed Hulusi üstadı anlamak için herkes nasibindeki kadarıyla sorguluyor ve araştırıyor. Bu konuda peşin hükümlü davranılmamasını rica ederim. Kendi adıma konuşacak olursam (ki pek çok kişinin de böyle olduğunu düşünüyorum), pek çok tasavvufi eseri de Ahmed Hulusi kitaplarıyla birlikte okudum. Bunlarla birlikte çeşitli Kur’an mealleri, tefsirleri ve yaklaşık üçbinden fazla da hadis-i şerif okudum. Bunları derinlemesine anlayabilmek için de çağdaş bilimlerin pek çoğu konusunda bilgi toplamam gerekti. Psikoloji, sosyoloji ve felsefeden tutun da, astronomi, tıp, fizik, kimya ve biyolojiye dek ve daha sayamadığım pek alanda.. Bu araştırma sürecim tam onbeş yılımı aldı ve halen de kendimi yetişmiş saymıyorum ve devam ediyorum. Bu sadece bilgi alma kısmı, bir de nefsi terbiye süreci var ki, halen o noktaya gelemediğimi düşünüyorum. Çünkü nefsi terbiye edecek aklın çok donanımlı olması gerekir. Önce bilgi!

    Şimdi, sormak isterim herkese; bir Ahmed Hulusi okuru olarak, onu anlayabilmek için yeterince çaba sarfetmiyor muyum dersiniz? Körü körüne her söylediğini kabul eden biri olsaydım (ki bu Ahmed Hulusi öğretisiyle kesinlikle taban tabana zıt bir yaklaşım olurdu zaten) kendimi bu kadar üzer miydim?

    Bu sitedeki forum benzeri yorumları kimler takip ediyor bilmiyorum. Ama pek çoğunun Ahmed Hulusi öğretisiyle tanışanlar olduğunu sanıyorum. Yorumlara bakınca çok açıkça anlaşılıyor ki ezber ilmine dayalı değil, düşünen, eğitilmiş ve donanımlı insanların yorumlarıdır. En yenisi dahi sıradan değil, bilakis son derece elit ve bir o kadar da kişisel senteze dayalı düşüncelerdir. Yorum yapanların fikir alışverişine veya fikir ayrılığına dayalı tartışmaları olabilir, ama asla düzeysiz değildir. Bu tartışmaların pek çoğu da konuya farklı boyutlardan bakmanın getirisiyle olur. Bu farkedildiği anda yorumculardan en kapsamlı ve üst derecede yorumu yapanın fikrinde birleşilir. Eğer böyle bir sonuç çıkmaz da fikir birliğine varılmazsa, ya Ahmed Hulusi’nin kitaplarından veya başka bir mutasavvıfların eserlerinden konuyla ilgili ehlinin nasıl düşündüğü araştırılır ve ancak o zaman kopyalama yapılır ve bir ortak noktada birleşmeye vesile edilir. Bunun neresi hatalı peki?

    Özetle, herkes elinden geldiğince düşünüyor, istisnalar ise kaideyi bozmaz. Haddi zatında Ahmed Hulusi’yi, düşünmeyen hiç kimse anlayamaz, okusa da.. Anlamadığıyla da boşa zaman kaybetmez herhalde.. Devam ediyorsa bir şeyler anlıyor demektir. Eğer nefsi bağlamda, anladığıyla amel etmiyor denirse, bu imanın kemale ermesi ve anladığının zihninde meleke kesbetmesiyle alakalı, ki bunun için zamana ihtiyaç vardır.

    Genlerden gelen güdülerin esiriyiz; atalardan gelen alışkanlıklarımız var; yaşadığımız toplumun değeryargıları doğrultusunda baskıyla bizi şartlandırması var; ve daha pek çok etken ve aşılamayan engelimiz var. Bunların aşılması hem zaman, hem de takdir/kader ve nasiptendir. Yeryüzünde sigaranın sağlığa zararlı olduğunu bilmeyen bir sigara içicisi yoktur, ama bırakmak konusunda zorlandıkları da bir gerçek.. Bilmek her zaman yaşamaya yetmiyor. Bilen her kişi bilgisi ile yaşamak ister, ama Allah’ın izniyle her şey.. Takdirle alakalı.. Bunu eleştirmek ve kınamak yerine, bu çaba desteklenip, hayır dua edilmelidir. İnsani olan budur.

    Uzunca bir yorum oldu, toparlayacak olursak, hiç bir şey “dışarıdan göründüğü veya işitildiği” gibi değildir. Ahmed Hulusi kitaplarından ve öğretisinden yararlanan ve günlük yaşamında dahi (ahirette göreceğime inandığım fayda hariç) bu öğretinin getirisinden çok fayda gören biri olarak kişisel fikrim bunlardır. Diğerlerini bilemem, zaten hiç birini tanımam da.. Burada çoğu kişi rumuzla yazıyor ve kimse kimseyi tanımaz.
    Herkese selam ile, cumanız mubarek olsun!

  19. 19 ceyda 17 Ağustos 2007, 3:23

    Selamlar..
    Ayet el kürsi, “Allah ismi ile işaret edilen”in, Ne olduğunu değil! Ne olmadığını ifade eden bir ayettir..

  20. 20 ELEMAN 5 Eylül 2007, 10:57

    “Bir yol önderinin kitaplarını, belki de hiç anlamadan okuyup, tekrar etmekle “müslümanlık dini” kozasını delip asla “İslâm Dini”ne ulaşamazsınız!.Herkesten fikir alıp, kendi anlayışınızı kendiniz oluşturmak zorundasınız; çünkü tek başınıza ve kendi hesabınızı sadece kendiniz vermek suretiyle âhırete geçeceksiniz!Sadece kendi yolunun kitaplarını okutup; başkalarınınkini yasaklayanlar, “İslâm Dini”nin yol kesicileridir; “müslümanlık dinin”in efendileri gibi gözükse de!İmam-ı Gazalî’den Şahı Nakşıbend’e, Abdulkadir Geylanî’den Hacı Bektaşı Velî’ye, Mevlana’dan Saidi Nursi’ye kadar önde gelen ne kadar düşünür ve hâl ehli varsa hepsini okuyup; onların teker teker “İslâm Dini”ni nasıl anladıklarını görüp, bundan sonra da kendi anlayışınızı kendiniz bina etmek zorundasınız; taklitçilikten, güdülen olmaktan kurtulmak, “İslâm Dini” ile tanışıp “Hakikat”a ermek için!.İnsanların ve müslümanların, “İslâm Dini”ni maddeci bakış açısından arınmış olarak yeniden değerlendirmekten başka kurtuluş yolu yoktur!(Ahmed Hulusi–İslam–Sayfa 54).Bu samimi sözleri herkesin defalarca okuyup,doğru anlamasını isterdim.Çünkü,ben değişik cemaatlerde bulundum.Tüm cemaat liderlerine de sonsuz saygım vardır.Önderler,kendilerinin egolarını tatmin etmek için bu hizmete başlamadılar. Bilgilerini ve yorumlarını paylaşıyorlar.Fakat insanlar, kişilere takılıp kalıyorlar.Onlar hakkında söylenen olumsuz bir söz olunca da hemen savunmaya geçiyorlar.Etrafınızdaki cemaatlere bakın,birbirlerini çekemezler.Gerçek amaçlarını unutup,birbirini suçlarlar.Araya soğukluk girince de çok şeyden mahrum kalırlar.Bilgi alışverişi yapsalar, kendilerini sınırlamadan,yeni fikirleri reddetmeden önce araştırsalar kendilerine iyilik yapmış olurlar.Herbiri yüzlerce hadis bilirler,ama kişilere başta masumane taktıkları lakaplarla gözlerinde büyütüp isimlere takıldıklarında,birlik beraberlik,hoşgörü,kardeşlik vb hadisler dillerde kalır.Çekemeyen insanlar da önderlere iftiralar edip dururlar.(6 Eylül 2007 Perşembe günü Fox Tv kanalında saat 21:45 de yapacakları gibi.)
    Uzun yıllardır okuyan,araştıran,soran,dinleyen biri olarak kendime göre doğru bildiğimi sandığım fikirlerimi yazdım.Doğrusunu Allah bilir.Tek doğru yoktur.Nasıl ki 4 adet hak mezhep var ve birbirine zıt gibi görünse de hepsi doğrudur.( Eğer desen: Hak bir olur. Nasıl böyle dört ve on iki mezhebin muhtelif ahkâmları hak olabilir?Elcevap: Birsu, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre nasıl beş hüküm alır. Şöyle ki: Birisine, hastalığının mizacına göre su ilâçtır; tıbben vâciptir. Diğer birisine, hastalığı için zehir gibi muzırdır; tıbben ona haramdır. Diğer birisine az zarar verir; tıbben ona mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir; tıbben ona sünnettir. Diğer birisine ne zarardır, ne menfaattir; âfiyetle içsin, tıbben ona mübahtır. İşte hak burada taaddüt etti. Beşi de haktır. Sen diyebilir misin ki, “Su yalnız ilâçtır, yalnız vâciptir, başka hükmü yoktur”?İşte bunun gibi, ahkâm-ı İlâhiye, mezheplere hikmet-i İlâhiyenin sevkiyle ittibâ edenlere göre değişir. Hem hak olarak değişir ve herbirisi de hak olur, maslahat olur . Risale-i Nur-27.Söz – s.215 )
    Üzüldüğüm bir konu var.En etkili iletişim aracı olan televizyonda iki din adamı çıkıyor,sanki iki düşman.İkisi de Kuran-ı Kerim ve hadislerden bahsediyorlar.Yarardan çok,insanların kafasını karıştırıp,soğutmaktan başka bir şey yapmıyorlar.Maalesef müslümanların çoğunluğu böyle.Bunu fırsat bilen hıristiyanlar da boş durmuyor.Uydu anteni olanların farkettiği gibi türkçe yayın yapan hıristiyan kanalları var.Müslümanların sorularına,kendilerine göre doğru kabul ettikleri cevaplar veriyorlar.(Mesela;baba,oğul kavramlarının mecazi olduğunu,tek Tanrı’ya inandıklarını örnekler vererek uzun uzun açıklıyorlar,kendilerince!!!). Sevgiden,mutluluktan,özgürlükten bahsedip,inandıkları dine çekmek istiyorlar.Fakat biz ne yapıyoruz?”Kolaylaştırın, zorlaştırmayın” hadisine rahmen,katı kurallar koyup İslam dininin özünden uzaklaşıyoruz.

  21. 21 ZEHRA 8 Ocak 2008, 1:12

    AYETUL KURSI (KURSININ AYETLERIDIR ) bu sure cok buyuk …
    nasil ki bir insanin elinde bir sihirli degnek olur da kulanmasini bilmese ( belki farkinda olmadan sihirli degnek kendini bile atese
    sokabilir …) bu surede aynidir … guzel insani daha guzelliklere
    goturur , ama kotu niyetle kulanani da vurur gecer …
    COK GUZEL BIR PAYLASIM ELLERINIZE SAGLIK .

  22. 22 filiz 27 Eylül 2008, 3:25

    Ben ilginç birşey yaşadım.. Okul bitti evde 1 sene kadar kaldım artık sıkılmaya başlamıştım ki bir gece gûsul abdesti alıp yattım ve amacım 150 defa ayetel kursiyi okumaktı ama yarısında uyumusum rüyamda eski işyerimi gördüm müdürümün sekreteri sabah tel. çaldı, ablam açtı, arayan sekreter hanımdı, acilen seni bekliyoruz dedi, annemlere iş buldum dedim ama gidene kadar ayaetel kursi okudum ve beni işe tekrar cağırmışlardı.. yani bu kadar büyük bi ayet, ben yalan soyleyip gitmiştim ama gidene kadar hem okudum hem dua ettim, Allahım ben yalancı olmayım diye…


Comments are currently closed.



Yorumsuz Blog (Arşiv II) burada…

Yorumsuz Blog (Arşiv III) burada.

ABONE OL!

E-postanızı girin; Yazıları önce siz okuyun!

ARŞİV

Yorumsuz Blog’un izlendiği ülkeler:

Araçlar


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 25 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: